4351. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ مُحَمَّدِ بْنِ حَنْبَلٍ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، أَخْبَرَنَا أَيُّوبُ، عَنْ عِكْرِمَةَ، أَنَّ عَلِيًّا، عَلَيْهِ السَّلاَمُ أَحْرَقَ نَاسًا ارْتَدُّوا عَنِ الإِسْلاَمِ فَبَلَغَ ذَلِكَ ابْنَ عَبَّاسٍ فَقَالَ لَمْ أَكُنْ لأَحْرِقَهُمْ بِالنَّارِ إِنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " لاَ تُعَذِّبُوا بِعَذَابِ اللَّهِ " . وَكُنْتُ قَاتِلَهُمْ بِقَوْلِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَإِنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " مَنْ بَدَّلَ دِينَهُ فَاقْتُلُوهُ " . فَبَلَغَ ذَلِكَ عَلِيًّا عَلَيْهِ السَّلاَمُ فَقَالَ وَيْحَ ابْنَ عَبَّاسٍ .
Bize Ahmed b. Muhammed b. Hanbel anlattı; dedi ki: Bize İsmâîl b. İbrâhim anlattı; dedi ki: Bize Eyyûb haber verdi; İkrime’den; Ali aleyhisselâm İslam’dan dönen bir grup insanı yaktı. Bu durum İbn Abbâs’a ulaşınca şöyle dedi: "Ben olsaydım onları ateşle yakmazdım. Çünkü Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: 'Allah’ın azabıyla azap etmeyin' buyurdu. Ve ben onları Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in sözüne dayanarak öldürürdüm. Zira Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: 'Kim dinini değiştirirse onu öldürün.'" Bu [söz] Ali aleyhisselâm’a ulaşınca şöyle dedi: "Vay İbn Abbâs’a! [Ne akıllı adam!]"
4352. Hadis
حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ عَوْنٍ، أَخْبَرَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مُرَّةَ، عَنْ مَسْرُوقٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " لاَ يَحِلُّ دَمُ رَجُلٍ مُسْلِمٍ يَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ وَأَنِّي رَسُولُ اللَّهِ إِلاَّ بِإِحْدَى ثَلاَثٍ الثَّيِّبُ الزَّانِي وَالنَّفْسُ بِالنَّفْسِ وَالتَّارِكُ لِدِينِهِ الْمُفَارِقُ لِلْجَمَاعَةِ " .
Bize Amr b. Avn anlattı; dedi ki: Bize Ebû Muâviye haber verdi; A’meş’ten; Abdullah b. Mürre’den; Mesrûk’tan; Abdullah’tan; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Allah’tan başka ilah olmadığına ve benim Allah’ın Resûlü olduğuma şahitlik eden Müslüman bir kimsenin kanı, şu üç şeyden biri dışında helal olmaz: Zina eden evli kimse, cana karşılık can ve dinini terk edip cemaatten ayrılan kimse."
4353. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ سِنَانٍ الْبَاهِلِيُّ، حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ طَهْمَانَ، عَنْ عَبْدِ الْعَزِيزِ بْنِ رُفَيْعٍ، عَنْ عُبَيْدِ بْنِ عُمَيْرٍ، عَنْ عَائِشَةَ، رضى الله عنها قَالَتْ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " لاَ يَحِلُّ دَمُ امْرِئٍ مُسْلِمٍ يَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ وَأَنَّ مُحَمَّدًا رَسُولُ اللَّهِ إِلاَّ بِإِحْدَى ثَلاَثٍ رَجُلٌ زَنَى بَعْدَ إِحْصَانٍ فَإِنَّهُ يُرْجَمُ وَرَجُلٌ خَرَجَ مُحَارِبًا لِلَّهِ وَرَسُولِهِ فَإِنَّهُ يُقْتَلُ أَوْ يُصْلَبُ أَوْ يُنْفَى مِنَ الأَرْضِ أَوْ يَقْتُلُ نَفْسًا فَيُقْتَلُ بِهَا " .
Bize Muhammed b. Sinân el-Bâhilî anlattı; dedi ki: Bize İbrâhim b. Tahmân anlattı; Abdülaziz b. Rufey’den; Ubeyd b. Umeyr’den; Âişe radıyallahu anhâ’dan [rivayetle]; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Allah’tan başka ilah olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Resûlü olduğuna şahitlik eden Müslüman bir kişinin kanı, şu üç şeyden biri dışında helal olmaz: İhsan (evlilik) olduktan sonra zina eden adam ki o recmedilir; Allah ve Resûlü’ne karşı savaş açarak çıkan adam ki o öldürülür veya asılır veya yerden sürgün edilir; veya bir cana kıyan [adam] ki ona karşılık öldürülür."
4354. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ حَنْبَلٍ، وَمُسَدَّدٌ، قَالاَ حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، - قَالَ مُسَدَّدٌ - حَدَّثَنَا قُرَّةُ بْنُ خَالِدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا حُمَيْدُ بْنُ هِلاَلٍ، حَدَّثَنَا أَبُو بُرْدَةَ، قَالَ قَالَ أَبُو مُوسَى أَقْبَلْتُ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَمَعِي رَجُلاَنِ مِنَ الأَشْعَرِيِّينَ أَحَدُهُمَا عَنْ يَمِينِي وَالآخَرُ عَنْ يَسَارِي فَكِلاَهُمَا سَأَلَ الْعَمَلَ وَالنَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم سَاكِتٌ فَقَالَ " مَا تَقُولُ يَا أَبَا مُوسَى " . أَوْ " يَا عَبْدَ اللَّهِ بْنَ قَيْسٍ " . قُلْتُ وَالَّذِي بَعَثَكَ بِالْحَقِّ مَا أَطْلَعَانِي عَلَى مَا فِي أَنْفُسِهِمَا وَمَا شَعَرْتُ أَنَّهُمَا يَطْلُبَانِ الْعَمَلَ . قَالَ وَكَأَنِّي أَنْظُرُ إِلَى سِوَاكِهِ تَحْتَ شَفَتِهِ قَلَصَتْ قَالَ " لَنْ نَسْتَعْمِلَ - أَوْ لاَ نَسْتَعْمِلُ - عَلَى عَمَلِنَا مَنْ أَرَادَهُ وَلَكِنِ اذْهَبْ أَنْتَ يَا أَبَا مُوسَى أَوْ يَا عَبْدَ اللَّهِ بْنَ قَيْسٍ " . فَبَعَثَهُ عَلَى الْيَمَنِ ثُمَّ أَتْبَعَهُ مُعَاذَ بْنَ جَبَلٍ قَالَ فَلَمَّا قَدِمَ عَلَيْهِ مُعَاذٌ قَالَ انْزِلْ . وَأَلْقَى لَهُ وِسَادَةً فَإِذَا رَجُلٌ عِنْدَهُ مُوثَقٌ قَالَ مَا هَذَا قَالَ هَذَا كَانَ يَهُودِيًّا فَأَسْلَمَ ثُمَّ رَاجَعَ دِينَهُ دِينَ السُّوءِ . قَالَ لاَ أَجْلِسُ حَتَّى يُقْتَلَ قَضَاءُ اللَّهِ وَرَسُولِهِ . قَالَ اجْلِسْ نَعَمْ . قَالَ لاَ أَجْلِسُ حَتَّى يُقْتَلَ قَضَاءُ اللَّهِ وَرَسُولِهِ . ثَلاَثَ مَرَّاتٍ فَأَمَرَ بِهِ فَقُتِلَ ثُمَّ تَذَاكَرَا قِيَامَ اللَّيْلِ فَقَالَ أَحَدُهُمَا مُعَاذُ بْنُ جَبَلٍ أَمَّا أَنَا فَأَنَامُ وَأَقُومُ - أَوْ أَقُومُ وَأَنَامُ - وَأَرْجُو فِي نَوْمَتِي مَا أَرْجُو فِي قَوْمَتِي .
Bize Ahmed b. Hanbel ve Müsedded anlattılar; dediler ki: Bize Yahyâ b. Saîd anlattı; -Müsedded dedi ki:- Bize Kurre b. Hâlid anlattı; dedi ki: Bize Humeyd b. Hilâl anlattı; dedi ki: Bize Ebû Bürde anlattı; dedi ki: Ebû Mûsâ şöyle dedi: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e geldim. Yanımda Eş’arîlerden iki adam vardı. Biri sağımda, diğeri solumdaydı. İkisi de [idarecilik/valilik] görevi istediler. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem ise susuyordu. Sonra buyurdu ki: "Ne diyorsun ey Ebû Mûsâ?" -veya "Ey Abdullah b. Kays!"- Dedim ki: "Seni hak ile gönderen Zat’a yemin olsun ki, onlar içlerinde olanı bana bildirmediler. Görev isteyeceklerini de hissetmedim." [Ebû Mûsâ] dedi ki: Sanki ben, dudağının altındaki misvakına bakıyor gibiyim; [dudağı] yukarı çekilmişti. Buyurdu ki: "Biz işimize, onu isteyeni asla tayin etmeyiz -veya tayin etmiyoruz-. Lakin sen git, ey Ebû Mûsâ -veya ey Abdullah b. Kays!- Onu Yemen’e [vali olarak] gönderdi. Sonra onun arkasından Muâz b. Cebel’i gönderdi. [Ravi] dedi ki: Muâz onun yanına gelince [Ebû Mûsâ] dedi ki: "İn [buyur]." Ve ona bir yastık attı. Bir de baktı ki yanında bağlanmış bir adam var. Dedi ki: "Bu nedir?" Dedi ki: "Bu Yahudi idi, Müslüman oldu, sonra kötü dinine döndü." [Muâz] dedi ki: "O öldürülünceye kadar oturmam. Bu Allah ve Resûlü’nün hükmüdür." Dedi ki: "Otur, evet [öldürülecek]." [Muâz] dedi ki: "O öldürülünceye kadar oturmam. Bu Allah ve Resûlü’nün hükmüdür." Bunu üç defa [tekrarladı]. Bunun üzerine [Ebû Mûsâ] emretti ve o öldürüldü. Sonra gece namazını müzakere ettiler. Onlardan biri -Muâz b. Cebel- dedi ki: "Bana gelince; ben uyurum ve kalkarım -veya kalkarım ve uyurum-. Uykumda da, kalkışımda umduğum sevabı umarım."
4355. Hadis
حَدَّثَنَا الْحَسَنُ بْنُ عَلِيٍّ، حَدَّثَنَا الْحِمَّانِيُّ، - يَعْنِي عَبْدَ الْحَمِيدِ بْنَ عَبْدِ الرَّحْمَنِ - عَنْ طَلْحَةَ بْنِ يَحْيَى، وَبُرَيْدِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي بُرْدَةَ، عَنْ أَبِي بُرْدَةَ، عَنْ أَبِي مُوسَى، قَالَ قَدِمَ عَلَىَّ مُعَاذٌ وَأَنَا بِالْيَمَنِ، وَرَجُلٌ، كَانَ يَهُودِيًّا فَأَسْلَمَ فَارْتَدَّ عَنِ الإِسْلاَمِ، فَلَمَّا قَدِمَ مُعَاذٌ قَالَ لاَ أَنْزِلُ عَنْ دَابَّتِي حَتَّى يُقْتَلَ . فَقُتِلَ . قَالَ أَحَدُهُمَا وَكَانَ قَدِ اسْتُتِيبَ قَبْلَ ذَلِكَ .
Bize Hasan b. Ali anlattı; dedi ki: Bize Himmânî -yani Abdülhamid b. Abdurrahman- anlattı; Talha b. Yahyâ’dan ve Büreyd b. Abdillah b. Ebî Bürde’den; Ebû Bürde’den; Ebû Mûsâ’dan; dedi ki: Ben Yemen’de iken Muâz yanıma geldi. [Yanımda] Yahudi iken Müslüman olmuş, sonra İslam’dan dönmüş (irtidad etmiş) bir adam vardı. Muâz gelince dedi ki: "O öldürülünceye kadar hayvanımdan inmem." Bunun üzerine o [mürted] öldürüldü. İkisinden biri [Talha veya Büreyd] dedi ki: Ondan, bundan önce tövbe etmesi istenmişti.
4356. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْعَلاَءِ، حَدَّثَنَا حَفْصٌ، حَدَّثَنَا الشَّيْبَانِيُّ، عَنْ أَبِي بُرْدَةَ، بِهَذِهِ الْقِصَّةِ قَالَ فَأُتِيَ أَبُو مُوسَى بِرَجُلٍ قَدِ ارْتَدَّ عَنِ الإِسْلاَمِ، فَدَعَاهُ عِشْرِينَ لَيْلَةً أَوْ قَرِيبًا مِنْهَا فَجَاءَ مُعَاذٌ فَدَعَاهُ فَأَبَى فَضُرِبَ عُنُقُهُ . قَالَ أَبُو دَاوُدَ وَرَوَاهُ عَبْدُ الْمَلِكِ بْنُ عُمَيْرٍ عَنْ أَبِي بُرْدَةَ لَمْ يَذْكُرْ الاِسْتِتَابَةَ وَرَوَاهُ ابْنُ فُضَيْلٍ عَنِ الشَّيْبَانِيِّ عَنْ سَعِيدِ بْنِ أَبِي بُرْدَةَ عَنْ أَبِيهِ عَنْ أَبِي مُوسَى وَلَمْ يَذْكُرْ فِيهِ الاِسْتِتَابَةَ .
Bize Muhammed b. el-Alâ anlattı; dedi ki: Bize Hafs anlattı; dedi ki: Bize Şeybânî anlattı; Ebû Bürde’den; bu kıssa hakkında [rivayetle]; dedi ki: Ebû Mûsâ’ya İslam’dan dönmüş (irtidad etmiş) bir adam getirildi. Onu yirmi gece veya buna yakın bir süre [İslam’a] davet etti. Sonra Muâz geldi ve [o da] onu davet etti, fakat o kaçındı [reddetti]. Bunun üzerine boynu vuruldu. Ebû Dâvûd dedi ki: Bunu Abdülmelik b. Umeyr, Ebû Bürde’den rivayet etti ve tövbe istenmesinden bahsetmedi. Bunu İbn Fudayl da Şeybânî’den; Saîd b. Ebî Bürde’den; babasından; Ebû Mûsâ’dan rivayet etti ve o da onda tövbe istenmesinden bahsetmedi.
4357. Hadis
حَدَّثَنَا ابْنُ مُعَاذٍ، حَدَّثَنَا أَبِي، حَدَّثَنَا الْمَسْعُودِيُّ، عَنِ الْقَاسِمِ، بِهَذِهِ الْقِصَّةِ قَالَ فَلَمْ يَنْزِلْ حَتَّى ضُرِبَ عُنُقُهُ وَمَا اسْتَتَابَهُ .
Bize İbn Muâz anlattı; dedi ki: Bize babam anlattı; dedi ki: Bize Mes’ûdî anlattı; Kâsım’dan; bu kıssa hakkında [rivayetle]; dedi ki: [Muâz], o [mürted] öldürülünceye kadar [atından] inmedi ve ondan tövbe etmesini istemedi.
4358. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ مُحَمَّدٍ الْمَرْوَزِيُّ، حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ الْحُسَيْنِ بْنِ وَاقِدٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ يَزِيدَ النَّحْوِيِّ، عَنْ عِكْرِمَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ كَانَ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ سَعْدِ بْنِ أَبِي سَرْحٍ يَكْتُبُ لِرَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَأَزَلَّهُ الشَّيْطَانُ فَلَحِقَ بِالْكُفَّارِ فَأَمَرَ بِهِ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنْ يُقْتَلَ يَوْمَ الْفَتْحِ فَاسْتَجَارَ لَهُ عُثْمَانُ بْنُ عَفَّانَ فَأَجَارَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم .
Bize Ahmed b. Muhammed el-Mervezî anlattı; dedi ki: Bize Ali b. Hüseyin b. Vâkıd anlattı; babasından; Yezîd en-Nahvî’den; İkrime’den; İbn Abbâs’tan [rivayetle]; dedi ki: Abdullah b. Sa’d b. Ebî Serh, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem için [vahiy] yazıyordu. Şeytan onu kaydırdı ve kâfirlere katıldı. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, Fetih günü onun öldürülmesini emretti. Fakat Osman b. Affân onun için eman diledi. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem de ona eman verdi.
4359. Hadis
حَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ الْمُفَضَّلِ، حَدَّثَنَا أَسْبَاطُ بْنُ نَصْرٍ، قَالَ زَعَمَ السُّدِّيُّ عَنْ مُصْعَبِ بْنِ سَعْدٍ، عَنْ سَعْدٍ، قَالَ لَمَّا كَانَ يَوْمُ فَتْحِ مَكَّةَ اخْتَبَأَ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ سَعْدِ بْنِ أَبِي سَرْحٍ عِنْدَ عُثْمَانَ بْنِ عَفَّانَ فَجَاءَ بِهِ حَتَّى أَوْقَفَهُ عَلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ بَايِعْ عَبْدَ اللَّهِ . فَرَفَعَ رَأْسَهُ فَنَظَرَ إِلَيْهِ ثَلاَثًا كُلُّ ذَلِكَ يَأْبَى فَبَايَعَهُ بَعْدَ ثَلاَثٍ ثُمَّ أَقْبَلَ عَلَى أَصْحَابِهِ فَقَالَ " أَمَا كَانَ فِيكُمْ رَجُلٌ رَشِيدٌ يَقُومُ إِلَى هَذَا حَيْثُ رَآنِي كَفَفْتُ يَدِي عَنْ بَيْعَتِهِ فَيَقْتُلَهُ " . فَقَالُوا مَا نَدْرِي يَا رَسُولَ اللَّهِ مَا فِي نَفْسِكَ أَلاَّ أَوْمَأْتَ إِلَيْنَا بِعَيْنِكَ قَالَ " إِنَّهُ لاَ يَنْبَغِي لِنَبِيٍّ أَنْ تَكُونَ لَهُ خَائِنَةُ الأَعْيُنِ " .
Bize Osman b. Ebî Şeybe anlattı; dedi ki: Bize Ahmed b. el-Mufaddal anlattı; dedi ki: Bize Esbât b. Nasr anlattı; dedi ki: Süddî, Mus’ab b. Sa’d’dan; Sa’d’dan [naklettiğini] iddia ederek dedi ki: Mekke’nin fethi günü olunca, Abdullah b. Sa’d b. Ebî Serh, Osman b. Affân’ın yanında gizlendi. [Osman] onu getirdi, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in önünde durdurdu ve dedi ki: "Ey Allah’ın Resûlü! Abdullah’a biat et." [Nebi] başını kaldırdı, ona üç kere baktı ve her defasında [biat etmeyi] reddetti. Üç [defa]dan sonra ona biat etti. Sonra ashabına döndü ve dedi ki: "İçinizde, benim biat etmekten elimi çektiğimi gördüğü zaman bu adama kalkıp onu öldürecek aklı başında bir adam yok muydu?" Dediler ki: "Ey Allah’ın Resûlü! İçinde ne olduğunu bilmiyoruz. Bize gözünle işaret etseydin ya!" Buyurdu ki: "Bir nebiye, gözlerinin hain olması [işaretle adam öldürtmesi] yakışmaz."
4360. Hadis
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا حُمَيْدُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنِ الشَّعْبِيِّ، عَنْ جَرِيرٍ، قَالَ سَمِعْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " إِذَا أَبَقَ الْعَبْدُ إِلَى الشِّرْكِ فَقَدْ حَلَّ دَمُهُ " .
Bize Kuteybe b. Saîd anlattı; dedi ki: Bize Humeyd b. Abdurrahman anlattı; babasından; Ebû İshak’tan; Şa’bî’den; Cerîr’den; dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’i şöyle buyururken işittim: "Köle şirk diyarına [kâfirlere] kaçtığı zaman kanı helal olur."
4361. Hadis
حَدَّثَنَا عَبَّادُ بْنُ مُوسَى الْخُتَّلِيُّ، أَخْبَرَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ جَعْفَرٍ الْمَدَنِيُّ، عَنْ إِسْرَائِيلَ، عَنْ عُثْمَانَ الشَّحَّامِ، عَنْ عِكْرِمَةَ، قَالَ حَدَّثَنَا ابْنُ عَبَّاسٍ، أَنَّ أَعْمَى، كَانَتْ لَهُ أُمُّ وَلَدٍ تَشْتُمُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم وَتَقَعُ فِيهِ فَيَنْهَاهَا فَلاَ تَنْتَهِي وَيَزْجُرُهَا فَلاَ تَنْزَجِرُ - قَالَ - فَلَمَّا كَانَتْ ذَاتَ لَيْلَةٍ جَعَلَتْ تَقَعُ فِي النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَتَشْتِمُهُ فَأَخَذَ الْمِغْوَلَ فَوَضَعَهُ فِي بَطْنِهَا وَاتَّكَأَ عَلَيْهَا فَقَتَلَهَا فَوَقَعَ بَيْنَ رِجْلَيْهَا طِفْلٌ فَلَطَخَتْ مَا هُنَاكَ بِالدَّمِ فَلَمَّا أَصْبَحَ ذُكِرَ ذَلِكَ لِرَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَجَمَعَ النَّاسَ فَقَالَ " أَنْشُدُ اللَّهَ رَجُلاً فَعَلَ مَا فَعَلَ لِي عَلَيْهِ حَقٌّ إِلاَّ قَامَ " . فَقَامَ الأَعْمَى يَتَخَطَّى النَّاسَ وَهُوَ يَتَزَلْزَلُ حَتَّى قَعَدَ بَيْنَ يَدَىِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَنَا صَاحِبُهَا كَانَتْ تَشْتِمُكَ وَتَقَعُ فِيكَ فَأَنْهَاهَا فَلاَ تَنْتَهِي وَأَزْجُرُهَا فَلاَ تَنْزَجِرُ وَلِي مِنْهَا ابْنَانِ مِثْلُ اللُّؤْلُؤَتَيْنِ وَكَانَتْ بِي رَفِيقَةً فَلَمَّا كَانَتِ الْبَارِحَةَ جَعَلَتْ تَشْتِمُكَ وَتَقَعُ فِيكَ فَأَخَذْتُ الْمِغْوَلَ فَوَضَعْتُهُ فِي بَطْنِهَا وَاتَّكَأْتُ عَلَيْهَا حَتَّى قَتَلْتُهَا . فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " أَلاَ اشْهَدُوا أَنَّ دَمَهَا هَدَرٌ " .
Bize Abbâd b. Mûsâ el-Huttelî anlattı; bize İsmâîl b. Ca’fer el-Medenî haber verdi; İsrâîl’den; Osmân eş-Şahhâm’dan; İkrime’den; dedi ki: Bize İbn Abbâs anlattı [ki]: Ama bir adamın, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e söven ve onun hakkında ileri geri konuşan bir ümm-ü veledi (efendisinden çocuk doğuran cariyesi) vardı. [Adam] onu nehyeder, [kadın] vazgeçmezdi; onu azarlar, [kadın] aldırış etmezdi. -[Ravi] dedi ki:- Bir gece olunca, [kadın yine] Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem hakkında ileri geri konuşmaya ve ona sövmeye başladı. Bunun üzerine [adam] hançeri aldı, onu [kadının] karnına koydu ve üzerine yüklendi; nihayet onu öldürdü. Bacaklarının arasına bir çocuk düştü ve orayı kana buladı. Sabah olunca bu durum Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e zikredildi. [Nebi] insanları topladı ve buyurdu ki: "Bu işi yapan adama Allah adına ant veriyorum; eğer üzerimde hakkı varsa ayağa kalksın." Bunun üzerine ama [adam], titreyerek insanların omuzları üzerinden atlayıp geldi ve Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in önünde oturdu. Dedi ki: "Ey Allah’ın Resûlü! Onun sahibi benim. Sana söver ve hakkında ileri geri konuşurdu. Onu nehyederdim, vazgeçmezdi; azarlardım, aldırış etmezdi. Benim ondan iki tane inci gibi oğlum var ve o bana karşı yumuşak huylu idi. Fakat dün gece sana sövmeye ve hakkında ileri geri konuşmaya başlayınca hançeri aldım, karnına koydum ve üzerine yüklendim; nihayet onu öldürdüm." Bunun üzerine Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Şahit olun ki onun kanı hederdir."
4362. Hadis
حَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَعَبْدُ اللَّهِ بْنُ الْجَرَّاحِ، عَنْ جَرِيرٍ، عَنْ مُغِيرَةَ، عَنِ الشَّعْبِيِّ، عَنْ عَلِيٍّ، رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ أَنَّ يَهُودِيَّةً، كَانَتْ تَشْتِمُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم وَتَقَعُ فِيهِ فَخَنَقَهَا رَجُلٌ حَتَّى مَاتَتْ فَأَبْطَلَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم دَمَهَا .
Bize Osmân b. Ebî Şeybe ve Abdullâh b. el-Cerrâh anlattı; Cerîr’den; Mugîre’den; Şa’bî’den; Ali radıyallahu anh’den [naklen]: Yahudi bir kadın Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e söver ve onun hakkında ileri geri konuşurdu. Bir adam onu boğdu, nihayet [kadın] öldü. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem onun kanını iptal etti (heder saydı).
4363. Hadis
حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ إِسْمَاعِيلَ، حَدَّثَنَا حَمَّادٌ، عَنْ يُونُسَ، عَنْ حُمَيْدِ بْنِ هِلاَلٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم ح وَحَدَّثَنَا هَارُونُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، وَنُصَيْرُ بْنُ الْفَرَجِ، قَالاَ حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ زُرَيْعٍ، عَنْ يُونُسَ بْنِ عُبَيْدٍ، عَنْ حُمَيْدِ بْنِ هِلاَلٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مُطَرِّفٍ، عَنْ أَبِي بَرْزَةَ، قَالَ كُنْتُ عِنْدَ أَبِي بَكْرٍ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ فَتَغَيَّظَ عَلَى رَجُلٍ فَاشْتَدَّ عَلَيْهِ فَقُلْتُ تَأْذَنُ لِي يَا خَلِيفَةَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَضْرِبُ عُنُقَهُ قَالَ فَأَذْهَبَتْ كَلِمَتِي غَضَبَهُ فَقَامَ فَدَخَلَ فَأَرْسَلَ إِلَىَّ فَقَالَ مَا الَّذِي قُلْتَ آنِفًا قُلْتُ ائْذَنْ لِي أَضْرِبْ عُنُقَهُ . قَالَ أَكُنْتَ فَاعِلاً لَوْ أَمَرْتُكَ قُلْتُ نَعَمْ . قَالَ لاَ وَاللَّهِ مَا كَانَتْ لِبَشَرٍ بَعْدَ مُحَمَّدٍ صلى الله عليه وسلم . قَالَ أَبُو دَاوُدَ هَذَا لَفْظُ يَزِيدَ قَالَ أَحْمَدُ بْنُ حَنْبَلٍ أَىْ لَمْ يَكُنْ لأَبِي بَكْرٍ أَنْ يَقْتُلَ رَجُلاً إِلاَّ بِإِحْدَى الثَّلاَثِ الَّتِي قَالَهَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كُفْرٌ بَعْدَ إِيمَانٍ أَوْ زِنًا بَعْدَ إِحْصَانٍ أَوْ قَتْلُ نَفْسٍ بِغَيْرِ نَفْسٍ وَكَانَ لِلنَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنْ يَقْتُلَ .
Bize Mûsâ b. İsmâîl anlattı; bize Hammâd anlattı; Yûnus’tan; Humeyd b. Hilâl’den; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den [naklen]. (H) Ve bize Hârûn b. Abdullâh ve Nusayr b. el-Ferec anlattı; dediler ki: Bize Ebû Usâme anlattı; Yezîd b. Zurey’den; Yûnus b. Ubeyd’den; Humeyd b. Hilâl’den; Abdullâh b. Mutarrif’ten; Ebû Berze’den; dedi ki: Ebû Bekir radıyallahu anh’in yanındaydım. Bir adama öfkelendi ve ona sert davrandı. Dedim ki: "Ey Allah’ın Resûlü'nün Halifesi! İzin verir misin, boynunu vurayım?" -[Ravi] dedi ki:- Sözüm onun öfkesini giderdi. Kalktı, içeri girdi; sonra bana haber gönderip [beni çağırttı] ve dedi ki: "Az önce ne dedin?" Dedim ki: "İzin ver, boynunu vurayım." Dedi ki: "Sana emretseydim bunu yapar mıydın?" Dedim ki: "Evet." Dedi ki: "Hayır, vallahi! Muhammed sallallâhu aleyhi ve sellem’den sonra hiç kimse için bu [yetki] yoktur." Ebû Dâvûd dedi ki: Bu, Yezîd’in lafzıdır. Ahmed b. Hanbel dedi ki: Yani, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in söylediği üç şey dışında Ebû Bekir’in bir adamı öldürme [hakkı] yoktur: İmandan sonra küfür, evlendikten sonra zina veya cana karşılık olmadan can [öldürmek]. Ancak Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in öldürme [hakkı] vardı.
4364. Hadis
حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا حَمَّادٌ، عَنْ أَيُّوبَ، عَنْ أَبِي قِلاَبَةَ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، أَنَّ قَوْمًا، مِنْ عُكْلٍ - أَوْ قَالَ مِنْ عُرَيْنَةَ - قَدِمُوا عَلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَاجْتَوَوُا الْمَدِينَةَ فَأَمَرَ لَهُمْ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِلِقَاحٍ وَأَمَرَهُمْ أَنْ يَشْرَبُوا مِنْ أَبْوَالِهَا وَأَلْبَانِهَا فَانْطَلَقُوا فَلَمَّا صَحُّوا قَتَلُوا رَاعِيَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَاسْتَاقُوا النَّعَمَ فَبَلَغَ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم خَبَرُهُمْ مِنْ أَوَّلِ النَّهَارِ فَأَرْسَلَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فِي آثَارِهِمْ فَمَا ارْتَفَعَ النَّهَارُ حَتَّى جِيءَ بِهِمْ فَأَمَرَ بِهِمْ فَقُطِعَتْ أَيْدِيهِمْ وَأَرْجُلُهُمْ وَسُمِّرَ أَعْيُنُهُمْ وَأُلْقُوا فِي الْحَرَّةِ يَسْتَسْقُونَ فَلاَ يُسْقَوْنَ . قَالَ أَبُو قِلاَبَةَ فَهَؤُلاَءِ قَوْمٌ سَرَقُوا وَقَتَلُوا وَكَفَرُوا بَعْدَ إِيمَانِهِمْ وَحَارَبُوا اللَّهَ وَرَسُولَهُ .
Bize Süleyman b. Harb anlattı; bize Hammâd anlattı; Eyyûb’dan; Ebû Kılâbe’den; Enes b. Mâlik’ten [naklen]: Ukl -veya dedi ki: Ureyne- [kabilesin]den bir topluluk Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e geldiler. Medine’nin havası onlara yaramadı. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem onlar için sağmal develer verilmesini emretti ve onların idrarlarından ve sütlerinden içmelerini emretti. Gittiler; iyileşince Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in çobanını öldürdüler ve davarları sürüp götürdüler. Günün evvelinde haberleri Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e ulaştı. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem izlerince [adamlar] gönderdi. Gün yükselmeden yakalanıp getirildiler. Onlar hakkında [cezalarının verilmesini] emretti; elleri ve ayakları kesildi, gözlerine mil çekildi ve Harra’ya (kızgın taşlı araziye) atıldılar; su istiyorlardı ama onlara su verilmiyordu. Ebû Kılâbe dedi ki: İşte bunlar hırsızlık yapmış, adam öldürmüş, imanlarından sonra küfre girmiş ve Allah ve Resûlü ile savaşmış bir topluluktur.
4365. Hadis
حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ إِسْمَاعِيلَ، حَدَّثَنَا وُهَيْبٌ، عَنْ أَيُّوبَ، بِإِسْنَادِهِ بِهَذَا الْحَدِيثِ قَالَ فِيهِ فَأَمَرَ بِمَسَامِيرَ فَأُحْمِيَتْ فَكَحَلَهُمْ وَقَطَّعَ أَيْدِيَهُمْ وَأَرْجُلَهُمْ وَمَا حَسَمَهُمْ .
Bize Mûsâ b. İsmâîl anlattı; bize Vüheyb anlattı; Eyyûb’dan; kendi isnadıyla bu hadisi [nakletti]. Onda şöyle dedi: [Nebi] çiviler emretti ve bunlar kızdırıldı. Sonra onlarla gözlerine mil çekti, ellerini ve ayaklarını kesti ve onları dağlamadı.
4366. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الصَّبَّاحِ بْنِ سُفْيَانَ، قَالَ أَخْبَرَنَا ح، وَحَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ عُثْمَانَ، حَدَّثَنَا الْوَلِيدُ، عَنِ الأَوْزَاعِيِّ، عَنْ يَحْيَى، - يَعْنِي ابْنَ أَبِي كَثِيرٍ - عَنْ أَبِي قِلاَبَةَ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، بِهَذَا الْحَدِيثِ قَالَ فِيهِ فَبَعَثَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي طَلَبِهِمْ قَافَةً فَأُتِيَ بِهِمْ . قَالَ فَأَنْزَلَ اللَّهُ تَبَارَكَ وَتَعَالَى فِي ذَلِكَ { إِنَّمَا جَزَاءُ الَّذِينَ يُحَارِبُونَ اللَّهَ وَرَسُولَهُ وَيَسْعَوْنَ فِي الأَرْضِ فَسَادًا } الآيَةَ .
Bize Muhammed b. es-Sabbâh b. Süfyân anlattı; dedi ki: Bize haber verdi. (H) Ve bize Amr b. Osman anlattı; bize Velîd anlattı; Evzâî’den; Yahyâ’dan -yani İbn Ebî Kesîr’den-; Ebû Kılâbe’den; Enes b. Mâlik’ten [naklen] bu hadisi [rivayet ettiler]. [Ravi] hadiste dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem onların peşinden iz sürücüler gönderdi; nihayet [adamlar] getirildi. [Ravi] dedi ki: Bunun üzerine Allah Tebâreke ve Teâlâ şu ayeti indirdi: { Allah ve Resûlüne karşı savaşanların ve yeryüzünde fesat çıkarmaya çalışanların cezası ancak... }
4367. Hadis
حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ إِسْمَاعِيلَ، حَدَّثَنَا حَمَّادٌ، أَخْبَرَنَا ثَابِتٌ، وَقَتَادَةُ، وَحُمَيْدٌ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، ذَكَرَ هَذَا الْحَدِيثَ قَالَ أَنَسٌ فَلَقَدْ رَأَيْتُ أَحَدَهُمْ يَكْدِمُ الأَرْضَ بِفِيهِ عَطَشًا حَتَّى مَاتُوا .
Bize Mûsâ b. İsmâîl anlattı; bize Hammâd anlattı; bize Sâbit, Katâde ve Humeyd haber verdi; Enes b. Mâlik’ten [naklen]. [Ravi] bu hadisi zikretti. Enes dedi ki: "Yemin olsun, onlardan birini susuzluktan dolayı ağzıyla toprağı kemirirken gördüm; nihayet öldüler."
4368. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عَدِيٍّ، عَنْ هِشَامٍ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، بِهَذَا الْحَدِيثِ نَحْوَهُ زَادَ ثُمَّ نَهَى عَنِ الْمُثْلَةِ وَلَمْ يَذْكُرْ مِنْ خِلاَفٍ . وَرَوَاهُ شُعْبَةُ عَنْ قَتَادَةَ وَسَلاَّمِ بْنِ مِسْكِينٍ عَنْ ثَابِتٍ جَمِيعًا عَنْ أَنَسٍ لَمْ يَذْكُرَا مِنْ خِلاَفٍ . وَلَمْ أَجِدْ فِي حَدِيثِ أَحَدٍ قَطَعَ أَيْدِيَهُمْ وَأَرْجُلَهُمْ مِنْ خِلاَفٍ . إِلاَّ فِي حَدِيثِ حَمَّادِ بْنِ سَلَمَةَ .
Bize Muhammed b. Beşşâr anlattı; bize İbn Ebî Adî anlattı; Hişâm’dan; Katâde’den; Enes b. Mâlik’ten [naklen] bu hadisi [öncekilerin] benzeri şekilde [rivayet ettiler]. [Ravi şunları] ekledi: Sonra [Nebi] müsleyi (uzuvları keserek işkence etmeyi) yasakladı. Ve [bu rivayette ellerin ve ayakların] çaprazlama [kesildiğini] zikretmedi. Bunu Şu’be, Katâde’den; Sellâm b. Miskîn de Sâbit’ten; hepsi Enes’ten rivayet ettiler; [fakat] ikisi de çaprazlama [kesildiğini] zikretmediler. Ben Hammad b. Seleme’nin hadisi hariç, hiç kimsenin hadisinde "ellerini ve ayaklarını çaprazlama kesti" [ifadesini] bulamadım.
4369. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ صَالِحٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنِي عَمْرٌو، عَنْ سَعِيدِ بْنِ أَبِي هِلاَلٍ، عَنْ أَبِي الزِّنَادِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُبَيْدِ اللَّهِ، - قَالَ أَحْمَدُ هُوَ يَعْنِي عَبْدَ اللَّهِ بْنَ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ بْنِ الْخَطَّابِ - عَنِ ابْنِ عُمَرَ أَنَّ نَاسًا أَغَارُوا عَلَى إِبِلِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَاسْتَاقُوهَا وَارْتَدُّوا عَنِ الإِسْلاَمِ وَقَتَلُوا رَاعِيَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مُؤْمِنًا فَبَعَثَ فِي آثَارِهِمْ فَأُخِذُوا فَقَطَعَ أَيْدِيَهُمْ وَأَرْجُلَهُمْ وَسَمَلَ أَعْيُنَهُمْ . قَالَ وَنَزَلَتْ فِيهِمْ آيَةُ الْمُحَارَبَةِ وَهُمُ الَّذِينَ أَخْبَرَ عَنْهُمْ أَنَسُ بْنُ مَالِكٍ الْحَجَّاجَ حِينَ سَأَلَهُ .
Bize Ahmed b. Sâlih anlattı; bize Abdullâh b. Vehb anlattı; bana Amr haber verdi; Saîd b. Ebî Hilâl’den; Ebû’z-Zinâd’dan; Abdullâh b. Ubeydillâh’tan -Ahmed dedi ki: O, Abdullâh b. Ubeydillâh b. Ömer b. el-Hattâb’dır-; İbn Ömer’den [naklen]: Bir grup insan Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in develerine baskın yaptılar, onları sürüp götürdüler ve İslam’dan dinden döndüler. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in mümin olan çobanını öldürdüler. [Nebi] onların peşinden [adamlar] gönderdi; yakalandılar. Bunun üzerine ellerini ve ayaklarını kesti, gözlerine mil çekti. [Ravi] dedi ki: Muhârebe (eşkıyalık) ayeti onlar hakkında indi. Onlar, Haccâc kendisine sorduğu zaman Enes b. Mâlik’in haber verdiği kimselerdir.
4370. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ عَمْرِو بْنِ السَّرْحِ، أَخْبَرَنَا ابْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنِي اللَّيْثُ بْنُ سَعْدٍ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ الْعَجْلاَنِ، عَنْ أَبِي الزِّنَادِ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لَمَّا قَطَعَ الَّذِينَ سَرَقُوا لِقَاحَهُ وَسَمَلَ أَعْيُنَهُمْ بِالنَّارِ عَاتَبَهُ اللَّهُ تَعَالَى فِي ذَلِكَ فَأَنْزَلَ اللَّهُ تَعَالَى { إِنَّمَا جَزَاءُ الَّذِينَ يُحَارِبُونَ اللَّهَ وَرَسُولَهُ وَيَسْعَوْنَ فِي الأَرْضِ فَسَادًا أَنْ يُقَتَّلُوا أَوْ يُصَلَّبُوا } الآيَةَ .
Bize Ahmed b. Amr b. es-Serh anlattı; bize İbn Vehb haber verdi; bana Leys b. Sa’d haber verdi; Muhammed b. el-Aclân’dan; Ebû’z-Zinâd’dan [naklen]: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, sağmal develerini çalanların [ellerini ve ayaklarını] kestiği ve gözlerine ateşle mil çektiği zaman Allah Teâlâ bu konuda onu kınadı. Bunun üzerine Allah Teâlâ: { Allah ve Resûlüne karşı savaşanların ve yeryüzünde fesat çıkarmaya çalışanların cezası ancak öldürülmeleri veya asılmalarıdır... } ayetini indirdi.
4371. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ كَثِيرٍ، قَالَ أَخْبَرَنَا ح، وَحَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ إِسْمَاعِيلَ، حَدَّثَنَا هَمَّامٌ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ سِيرِينَ، قَالَ كَانَ هَذَا قَبْلَ أَنْ تَنْزِلَ الْحُدُودُ يَعْنِي حَدِيثَ أَنَسٍ .
Bize Muhammed b. Kesîr anlattı; dedi ki: Bize haber verdi. (H) Ve bize Mûsâ b. İsmâîl anlattı; bize Hemmâm anlattı; Katâde’den; Muhammed b. Sîrîn’den; dedi ki: Bu [olay], hadler(in sınırlarını belirleyen ayetler) inmeden önceydi. -Yani Enes hadisini kastediyor.-
4372. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ مُحَمَّدِ بْنِ ثَابِتٍ، حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ حُسَيْنٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ يَزِيدَ النَّحْوِيِّ، عَنْ عِكْرِمَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ { إِنَّمَا جَزَاءُ الَّذِينَ يُحَارِبُونَ اللَّهَ وَرَسُولَهُ وَيَسْعَوْنَ فِي الأَرْضِ فَسَادًا أَنْ يُقَتَّلُوا أَوْ يُصَلَّبُوا أَوْ تُقَطَّعَ أَيْدِيهِمْ وَأَرْجُلُهُمْ مِنْ خِلاَفٍ أَوْ يُنْفَوْا مِنَ الأَرْضِ } إِلَى قَوْلِهِ { غَفُورٌ رَحِيمٌ } نَزَلَتْ هَذِهِ الآيَةُ فِي الْمُشْرِكِينَ فَمَنْ تَابَ مِنْهُمْ قَبْلَ أَنْ يُقْدَرَ عَلَيْهِ لَمْ يَمْنَعْهُ ذَلِكَ أَنْ يُقَامَ فِيهِ الْحَدُّ الَّذِي أَصَابَهُ .
Bize Ahmed b. Muhammed b. Sâbit anlattı; bize Ali b. Hüseyin anlattı; babasından; Yezîd en-Nahvî’den; İkrime’den; İbn Abbâs’tan [naklen] dedi ki: { Allah ve Resûlüne karşı savaşanların ve yeryüzünde fesat çıkarmaya çalışanların cezası ancak öldürülmeleri veya asılmalarıdır... veya yeryüzünden sürgün edilmeleridir } [ayetini] { Gafûr ve Rahîm'dir } sözüne kadar [okudu ve dedi ki]: Bu ayet müşrikler hakkında inmiştir. Onlardan kim, kendisi ele geçirilmeden önce tövbe ederse, bu durum, işlediği suçun haddinin (cezasının) kendisine uygulanmasına engel olmaz.
4373. Hadis
حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ خَالِدِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مَوْهَبٍ الْهَمْدَانِيُّ، قَالَ حَدَّثَنِي ح، وَحَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ الثَّقَفِيُّ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، رضى الله عنها أَنَّ قُرَيْشًا، أَهَمَّهُمْ شَأْنُ الْمَرْأَةِ الْمَخْزُومِيَّةِ الَّتِي سَرَقَتْ فَقَالُوا مَنْ يُكَلِّمُ فِيهَا تَعْنِي رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم . قَالُوا وَمَنْ يَجْتَرِئُ إِلاَّ أُسَامَةُ بْنُ زَيْدٍ حِبُّ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَكَلَّمَهُ أُسَامَةُ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " يَا أُسَامَةُ أَتَشْفَعُ فِي حَدٍّ مِنْ حُدُودِ اللَّهِ " . ثُمَّ قَامَ فَاخْتَطَبَ فَقَالَ " إِنَّمَا هَلَكَ الَّذِينَ مِنْ قَبْلِكُمْ أَنَّهُمْ كَانُوا إِذَا سَرَقَ فِيهِمُ الشَّرِيفُ تَرَكُوهُ وَإِذَا سَرَقَ فِيهِمُ الضَّعِيفُ أَقَامُوا عَلَيْهِ الْحَدَّ وَايْمُ اللَّهِ لَوْ أَنَّ فَاطِمَةَ بِنْتَ مُحَمَّدٍ سَرَقَتْ لَقَطَعْتُ يَدَهَا " .
Bize Yezîd b. Hâlid b. Abdullâh b. Mevheb el-Hemdânî anlattı; dedi ki: Bana haber verdi. (H) Ve bize Kuteybe b. Saîd es-Sekafî anlattı; bize Leys anlattı; İbn Şihâb’dan; Urve’den; Âişe radıyallahu anha’dan [naklen]: Kureyş[liler], hırsızlık yapan Mahzumlu kadının durumu hakkında endişeye kapıldılar. Dediler ki: "Onun hakkında [Nebi ile] kim konuşur?" -Yani Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’i kastediyorlar.- Dediler ki: "Buna Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in sevgilisi Üsâme b. Zeyd’den başka kim cüret edebilir?" Üsâme onunla konuştu. Bunun üzerine Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: "Ey Üsâme! Allah’ın hadlerinden (yasalarından) bir had konusunda aracılık (şefaat) mi yapıyorsun?" dedi. Sonra kalktı ve hutbe verdi; buyurdu ki: "Sizden öncekiler ancak şu sebeple helak oldular: İçlerinden şerefli (soylu) biri hırsızlık yaptığı zaman onu terk ederler (cezasız bırakırlar); içlerinden zayıf biri hırsızlık yaptığı zaman ise ona had (ceza) uygularlardı. Allah’a yemin olsun ki, Muhammed’in kızı Fâtıma hırsızlık yapsaydı, onun da elini keserdim."
4374. Hadis
حَدَّثَنَا عَبَّاسُ بْنُ عَبْدِ الْعَظِيمِ، وَمُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى، قَالاَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَخْبَرَنَا مَعْمَرٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، رضى الله عنها قَالَتْ كَانَتِ امْرَأَةٌ مَخْزُومِيَّةٌ تَسْتَعِيرُ الْمَتَاعَ وَتَجْحَدُهُ فَأَمَرَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم بِقَطْعِ يَدِهَا وَقَصَّ نَحْوَ حَدِيثِ اللَّيْثِ قَالَ فَقَطَعَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم يَدَهَا . قَالَ أَبُو دَاوُدَ رَوَى ابْنُ وَهْبٍ هَذَا الْحَدِيثَ عَنْ يُونُسَ عَنِ الزُّهْرِيِّ وَقَالَ فِيهِ كَمَا قَالَ اللَّيْثُ إِنَّ امْرَأَةً سَرَقَتْ فِي عَهْدِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فِي غَزْوَةِ الْفَتْحِ . وَرَوَاهُ اللَّيْثُ عَنْ يُونُسَ عَنِ ابْنِ شِهَابٍ بِإِسْنَادِهِ فَقَالَ اسْتَعَارَتِ امْرَأَةٌ . وَرَوَى مَسْعُودُ بْنُ الأَسْوَدِ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم نَحْوَ هَذَا الْخَبَرِ قَالَ سُرِقَتْ قَطِيفَةٌ مِنْ بَيْتِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم . قَالَ أَبُو دَاوُدَ وَرَوَاهُ أَبُو الزُّبَيْرِ عَنْ جَابِرٍ أَنَّ امْرَأَةً سَرَقَتْ فَعَاذَتْ بِزَيْنَبَ بِنْتِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم .
Bize Abbâs b. Abdilazîm ve Muhammed b. Yahyâ anlattılar; dediler ki: Bize Abdurrezzâk anlattı; bize Ma’mer haber verdi; Zührî’den; Urve’den; Âişe radıyallahu anha’dan [naklen] dedi ki: Mahzumlu bir kadın eşya(yı) ödünç alır ve onu inkâr ederdi. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem onun elinin kesilmesini emretti. -[Ravi], Leys hadisinin benzerini anlattı.- Dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem onun elini kesti. Ebû Dâvûd dedi ki: İbn Vehb bu hadisi Yûnus’tan, o da Zührî’den rivayet etti ve içinde Leys’in dediği gibi şöyle dedi: "Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem zamanında Fetih gazvesinde bir kadın hırsızlık yaptı." Leys de bunu Yûnus’tan, o da İbn Şihâb’dan, kendi isnadıyla rivayet etti ve: "Bir kadın ödünç aldı..." dedi. Mes’ûd b. el-Esved de Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den bu haberin benzerini rivayet etti; dedi ki: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in evinden bir kadife (örtü) çalındı." Ebû Dâvûd dedi ki: Bunu Ebu’z-Zübeyr de Câbir’den rivayet etti: "Bir kadın hırsızlık yaptı ve Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in kızı Zeyneb’e sığındı."
4375. Hadis
حَدَّثَنَا جَعْفَرُ بْنُ مُسَافِرٍ، وَمُحَمَّدُ بْنُ سُلَيْمَانَ الأَنْبَارِيُّ، قَالاَ أَخْبَرَنَا ابْنُ أَبِي فُدَيْكٍ، عَنْ عَبْدِ الْمَلِكِ بْنِ زَيْدٍ، - نَسَبَهُ جَعْفَرٌ إِلَى سَعِيدِ بْنِ زَيْدِ بْنِ عَمْرِو بْنِ نُفَيْلٍ - عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ أَبِي بَكْرٍ، عَنْ عَمْرَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، رضى الله عنها قَالَتْ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " أَقِيلُوا ذَوِي الْهَيْئَاتِ عَثَرَاتِهِمْ إِلاَّ الْحُدُودَ " .
Bize Ca’fer b. Müsâfir ve Muhammed b. Süleyman el-Enbârî anlattılar; dediler ki: Bize İbn Ebî Füdeyk haber verdi; Abdülmelik b. Zeyd’den -Ca’fer onun soyunu Saîd b. Zeyd b. Amr b. Nüfeyl’e dayandırdı-; Muhammed b. Ebî Bekr’den; Amre’den; Âişe radıyallahu anha’dan [naklen] dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Saygın (heybet sahibi) kimselerin sürçmelerini (küçük hatalarını) bağışlayın; ancak hadler (cezası belirlenmiş suçlar) hariç."
4376. Hadis
حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ دَاوُدَ الْمَهْرِيُّ، أَخْبَرَنَا ابْنُ وَهْبٍ، قَالَ سَمِعْتُ ابْنَ جُرَيْجٍ، يُحَدِّثُ عَنْ عَمْرِو بْنِ شُعَيْبٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرِو بْنِ الْعَاصِ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " تَعَافَوُا الْحُدُودَ فِيمَا بَيْنَكُمْ فَمَا بَلَغَنِي مِنْ حَدٍّ فَقَدْ وَجَبَ " .
Bize Süleyman b. Dâvûd el-Mehrî anlattı; bize İbn Vehb haber verdi; dedi ki: İbn Cüreyc’i, Amr b. Şuayb’dan; babasından; Abdullâh b. Amr b. el-Âs’tan [naklen] hadis anlatırken işittim [ki]: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Hadleri (cezaları) kendi aranızda affedip halledin. Zira bana (yöneticiye) ulaşan bir haddin [uygulanması] vacip olur."
4377. Hadis
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا يَحْيَى، عَنْ سُفْيَانَ، عَنْ زَيْدِ بْنِ أَسْلَمَ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ نُعَيْمٍ، عَنْ أَبِيهِ، أَنَّ مَاعِزًا، أَتَى النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَأَقَرَّ عِنْدَهُ أَرْبَعَ مَرَّاتٍ فَأَمَرَ بِرَجْمِهِ وَقَالَ لِهَزَّالٍ " لَوْ سَتَرْتَهُ بِثَوْبِكَ كَانَ خَيْرًا لَكَ " .
Bize Müsedded anlattı; bize Yahyâ anlattı; Süfyân’dan; Zeyd b. Eslem’den; Yezîd b. Nuaym’den; babasından [naklen] ki: Mâiz, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e geldi ve onun huzurunda dört kez (zina ettiğini) ikrar etti. Bunun üzerine [Nebi] onun recmedilmesini emretti ve Hezzâl’e dedi ki: "Eğer onu elbisenle örtseydin (gizleseydin) senin için daha hayırlı olurdu."
4378. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عُبَيْدٍ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ، حَدَّثَنَا يَحْيَى، عَنِ ابْنِ الْمُنْكَدِرِ، أَنَّ هَزَّالاً، أَمَرَ مَاعِزًا أَنْ يَأْتِيَ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَيُخْبِرَهُ .
Bize Muhammed b. Ubeyd anlattı; bize Hammâd b. Zeyd anlattı; bize Yahyâ anlattı; İbnü'l-Münkedir’den [naklen] ki: Hezzâl, Mâiz’e Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e gitmesini ve ona (durumu) haber vermesini emretti.
4379. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى بْنِ فَارِسٍ، حَدَّثَنَا الْفِرْيَابِيُّ، حَدَّثَنَا إِسْرَائِيلُ، حَدَّثَنَا سِمَاكُ بْنُ حَرْبٍ، عَنْ عَلْقَمَةَ بْنِ وَائِلٍ، عَنْ أَبِيهِ، أَنَّ امْرَأَةً، خَرَجَتْ عَلَى عَهْدِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم تُرِيدُ الصَّلاَةَ فَتَلَقَّاهَا رَجُلٌ فَتَجَلَّلَهَا فَقَضَى حَاجَتَهُ مِنْهَا فَصَاحَتْ وَانْطَلَقَ فَمَرَّ عَلَيْهَا رَجُلٌ فَقَالَتْ إِنَّ ذَاكَ فَعَلَ بِي كَذَا وَكَذَا وَمَرَّتْ عِصَابَةٌ مِنَ الْمُهَاجِرِينَ فَقَالَتْ إِنَّ ذَلِكَ الرَّجُلَ فَعَلَ بِي كَذَا وَكَذَا . فَانْطَلَقُوا فَأَخَذُوا الرَّجُلَ الَّذِي ظَنَّتْ أَنَّهُ وَقَعَ عَلَيْهَا فَأَتَوْهَا بِهِ فَقَالَتْ نَعَمْ هُوَ هَذَا . فَأَتَوْا بِهِ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَلَمَّا أَمَرَ بِهِ قَامَ صَاحِبُهَا الَّذِي وَقَعَ عَلَيْهَا فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَنَا صَاحِبُهَا . فَقَالَ " اذْهَبِي فَقَدْ غَفَرَ اللَّهُ لَكِ " . وَقَالَ لِلرَّجُلِ قَوْلاً حَسَنًا . قَالَ أَبُو دَاوُدَ يَعْنِي الرَّجُلَ الْمَأْخُوذَ وَقَالَ لِلرَّجُلِ الَّذِي وَقَعَ عَلَيْهَا " ارْجُمُوهُ " . فَقَالَ " لَقَدْ تَابَ تَوْبَةً لَوْ تَابَهَا أَهْلُ الْمَدِينَةِ لَقُبِلَ مِنْهُمْ " . قَالَ أَبُو دَاوُدَ رَوَاهُ أَسْبَاطُ بْنُ نَصْرٍ أَيْضًا عَنْ سِمَاكٍ .
Bize Muhammed b. Yahyâ b. Fâris anlattı; bize Firyâbî anlattı; bize İsrâîl anlattı; bize Simâk b. Harb anlattı; Alkame b. Vâil’den; babasından [naklen] ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem zamanında bir kadın namaza gitmek üzere çıktı. Yolda bir adamla karşılaştı; [adam] onu yakalayıp üzerine çullandı ve hacetini gördü. Kadın çığlık attı, adam ise kaçıp gitti. O sırada kadının yanına bir adam uğradı. Kadın: "Şu adam bana şöyle şöyle yaptı" dedi. Sonra Muhacirlerden bir grup uğradı; kadın: "Şu adam bana şöyle şöyle yaptı" dedi. Gittiler ve kadının kendisine tecavüz ettiğini sandığı adamı yakaladılar. Adamı kadına getirdiler. Kadın: "Evet, bu odur" dedi. Onu Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e getirdiler. [Nebi] onun hakkında [ceza] emrini verince, kadına tecavüz eden asıl fail kalktı ve: "Ey Allah’ın Resûlü! Sahibi (yapan) benim" dedi. [Nebi kadına]: "Git, Allah seni bağışladı" buyurdu. Ve [yanlışlıkla yakalanan] adama güzel söz(ler) söyledi. -Ebû Dâvûd dedi ki: Yani yakalanan adamı kastediyor.- Ve kadına tecavüz eden adam hakkında: "Onu recmedin" buyurdu. Sonra şöyle dedi: "O öyle bir tövbe etti ki, Medine halkı (topluca) böyle tövbe etseydi, onlardan kabul edilirdi."
4380. Hadis
حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ إِسْمَاعِيلَ، حَدَّثَنَا حَمَّادٌ، عَنْ إِسْحَاقَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي طَلْحَةَ، عَنْ أَبِي الْمُنْذِرِ، مَوْلَى أَبِي ذَرٍّ عَنْ أَبِي أُمَيَّةَ الْمَخْزُومِيِّ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم أُتِيَ بِلِصٍّ قَدِ اعْتَرَفَ اعْتِرَافًا وَلَمْ يُوجَدْ مَعَهُ مَتَاعٌ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَا إِخَالُكَ سَرَقْتَ " . قَالَ بَلَى . فَأَعَادَ عَلَيْهِ مَرَّتَيْنِ أَوْ ثَلاَثًا فَأَمَرَ بِهِ فَقُطِعَ وَجِيءَ بِهِ فَقَالَ " اسْتَغْفِرِ اللَّهَ وَتُبْ إِلَيْهِ " . فَقَالَ أَسْتَغْفِرُ اللَّهَ وَأَتُوبُ إِلَيْهِ فَقَالَ " اللَّهُمَّ تُبْ عَلَيْهِ " . ثَلاَثًا . قَالَ أَبُو دَاوُدَ رَوَاهُ عَمْرُو بْنُ عَاصِمٍ عَنْ هَمَّامٍ عَنْ إِسْحَاقَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ قَالَ عَنْ أَبِي أُمَيَّةَ رَجُلٍ مِنَ الأَنْصَارِ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم .
Bize Mûsâ b. İsmâîl anlattı; bize Hammâd anlattı; İshâk b. Abdullâh b. Ebî Talha’dan; Ebû Zer’in azatlısı Ebu’l-Münzir’den; Ebû Ümeyye el-Mahzûmî’den [naklen] ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e bir hırsız getirildi. [Hırsız suçunu] açıkça itiraf etti; fakat yanında [çalıntı] eşya bulunamadı. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: "Senin hırsızlık yaptığını sanmıyorum" dedi. Adam: "Bilakis (yaptım)" dedi. [Nebi] bunu iki veya üç kez tekrarladı. Sonra onun hakkında emir verdi ve [eli] kesildi. Sonra [adam] getirildi. [Nebi] dedi ki: "Allah’tan bağışlanma dile ve O’na tövbe et." Adam: "Allah’tan bağışlanma dilerim ve O’na tövbe ederim" dedi. [Nebi]: "Allah’ım, tövbesini kabul et" buyurdu -üç defa-.
4381. Hadis
حَدَّثَنَا مَحْمُودُ بْنُ خَالِدٍ، حَدَّثَنَا عُمَرُ بْنُ عَبْدِ الْوَاحِدِ، عَنِ الأَوْزَاعِيِّ، قَالَ حَدَّثَنِي أَبُو عَمَّارٍ، حَدَّثَنِي أَبُو أُمَامَةَ، أَنَّ رَجُلاً، أَتَى النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنِّي أَصَبْتُ حَدًّا فَأَقِمْهُ عَلَىَّ . قَالَ " تَوَضَّأْتَ حِينَ أَقْبَلْتَ " . قَالَ نَعَمْ . قَالَ " هَلْ صَلَّيْتَ مَعَنَا حِينَ صَلَّيْنَا " . قَالَ نَعَمْ . قَالَ " اذْهَبْ فَإِنَّ اللَّهَ تَعَالَى قَدْ عَفَا عَنْكَ " .
Bize Mahmûd b. Hâlid anlattı; bize Ömer b. Abdilvâhid anlattı; Evzâî’den; dedi ki: Bana Ebû Ammâr anlattı; bana Ebû Umâme anlattı [ki]: Bir adam Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e geldi ve: "Ey Allah’ın Resûlü! Ben bir had (cezayı gerektiren bir suç) işledim, onu bana uygula" dedi. [Nebi] dedi ki: "Gelirken abdest aldın mı?" Adam: "Evet" dedi. [Nebi]: "Namaz kıldığımızda bizimle birlikte namaz kıldın mı?" dedi. Adam: "Evet" dedi. [Nebi]: "Git, şüphesiz Allah Teâlâ seni affetti" buyurdu.
4382. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَهَّابِ بْنُ نَجْدَةَ، حَدَّثَنَا بَقِيَّةُ، حَدَّثَنَا صَفْوَانُ، حَدَّثَنَا أَزْهَرُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ الْحَرَازِيُّ، أَنَّ قَوْمًا، مِنَ الْكَلاَعِيِّينَ سُرِقَ لَهُمْ مَتَاعٌ فَاتَّهَمُوا أُنَاسًا مِنَ الْحَاكَةِ فَأَتَوُا النُّعْمَانَ بْنَ بَشِيرٍ صَاحِبَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَحَبَسَهُمْ أَيَّامًا ثُمَّ خَلَّى سَبِيلَهُمْ فَأَتَوُا النُّعْمَانَ فَقَالُوا خَلَّيْتَ سَبِيلَهُمْ بِغَيْرِ ضَرْبٍ وَلاَ امْتِحَانٍ . فَقَالَ النُّعْمَانُ مَا شِئْتُمْ إِنْ شِئْتُمْ أَنْ أَضْرِبَهُمْ فَإِنْ خَرَجَ مَتَاعُكُمْ فَذَاكَ وَإِلاَّ أَخَذْتُ مِنْ ظُهُورِكُمْ مِثْلَ مَا أَخَذْتُ مِنْ ظُهُورِهِمْ . فَقَالُوا هَذَا حُكْمُكَ فَقَالَ هَذَا حُكْمُ اللَّهِ وَحُكْمُ رَسُولِهِ صلى الله عليه وسلم . قَالَ أَبُو دَاوُدَ إِنَّمَا أَرْهَبَهُمْ بِهَذَا الْقَوْلِ أَىْ لاَ يَجِبُ الضَّرْبُ إِلاَّ بَعْدَ الاِعْتِرَافِ .
Bize Abdulvehhâb b. Necde anlattı; bize Bakiyye anlattı; bize Safvân anlattı; bize Ezher b. Abdillâh el-Harâzî anlattı [ki]: Kelâ’lılardan bir topluluğun eşyası çalındı. Onlar da dokumacılardan bazı insanları (hırsızlıkla) itham ettiler. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in ashabından Nu’mân b. Beşîr’e geldiler. [Nu’mân] onları (sanıkları) birkaç gün hapsetti, sonra serbest bıraktı. Bunun üzerine [mal sahipleri] Nu’mân’a gelip: "Onları dövmeden ve imtihan etmeden (sorguya çekmeden) serbest bıraktın" dediler. Nu’mân dedi ki: "Nasıl isterseniz! İsterseniz onları döveyim. Eğer eşyanız çıkarsa ne âlâ; aksi takdirde onların sırtından aldığımın (vurduğumun) mislini sizin sırtınızdan alırım." Dediler ki: "Senin hükmün bu mu?" O da: "Bu Allah’ın hükmü ve Resûlü sallallâhu aleyhi ve sellem’in hükmüdür" dedi. Ebû Dâvûd dedi ki: [Nu’mân] bu sözle sadece onları korkuttu. Yani itiraftan önce dövmek gerekmez (caiz değildir).
4383. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ مُحَمَّدِ بْنِ حَنْبَلٍ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، قَالَ سَمِعْتُهُ مِنْهُ، عَنْ عَمْرَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، رضى الله عنها أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم كَانَ يَقْطَعُ فِي رُبْعِ دِينَارٍ فَصَاعِدًا .
Bize Ahmed b. Muhammed b. Hanbel anlattı; bize Süfyân anlattı; Zührî’den -dedi ki: Bunu ondan işittim-; Amre’den; Âişe radıyallahu anha’dan [naklen] ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem, çeyrek dinar ve yukarısı(nda bir değer çalan kimse) hakkında [el] keserdi.
4384. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ صَالِحٍ، وَوَهْبُ بْنُ بَيَانٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا ح، وَحَدَّثَنَا ابْنُ السَّرْحِ، قَالَ أَخْبَرَنَا ابْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنِي يُونُسُ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ عُرْوَةَ، وَعَمْرَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، رضى الله عنها عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " تُقْطَعُ يَدُ السَّارِقِ فِي رُبْعِ دِينَارٍ فَصَاعِدًا " . قَالَ أَحْمَدُ بْنُ صَالِحٍ الْقَطْعُ فِي رُبْعِ دِينَارٍ فَصَاعِدًا .
Bize Ahmed b. Sâlih ve Vehb b. Beyân anlattılar; dediler ki: Bize anlattı. (H) Ve bize İbnu’s-Serh anlattı; dedi ki: Bize İbn Vehb haber verdi; bana Yûnus haber verdi; İbn Şihâb’dan; Urve ve Amre’den; Âişe radıyallahu anha’dan [naklen] ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem: "Hırsızın eli çeyrek dinar ve yukarısı(ndaki hırsızlıklar) için kesilir" buyurdu. Ahmed b. Sâlih [kendi rivayetinde]: "Kesme(nin vuku bulması), çeyrek dinar ve yukarısı içindir" dedi.
4385. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مَسْلَمَةَ، حَدَّثَنَا مَالِكٌ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَطَعَ فِي مِجَنٍّ ثَمَنُهُ ثَلاَثَةُ دَرَاهِمَ .
Bize Abdullâh b. Mesleme anlattı; bize Mâlik anlattı; Nâfi’den; İbn Ömer’den [naklen] ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, değeri üç dirhem olan bir kalkan hakkında [el] kesti.
4386. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ حَنْبَلٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَخْبَرَنَا ابْنُ جُرَيْجٍ، أَخْبَرَنِي إِسْمَاعِيلُ بْنُ أُمَيَّةَ، أَنَّ نَافِعًا، مَوْلَى عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ حَدَّثَهُ أَنَّ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ عُمَرَ حَدَّثَهُمْ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَطَعَ يَدَ رَجُلٍ سَرَقَ تُرْسًا مِنْ صُفَّةِ النِّسَاءِ ثَمَنُهُ ثَلاَثَةُ دَرَاهِمَ .
Bize Ahmed b. Hanbel anlattı; bize Abdurrezzâk anlattı; bize İbn Cüreyc haber verdi; bana İsmâîl b. Ümeyye haber verdi; Abdullâh b. Ömer’in azatlısı Nâfi’ ona anlattı ki; Abdullâh b. Ömer onlara şöyle anlatmış: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem, kadınlar sofasından (bölümünden), değeri üç dirhem olan bir kalkan çalan adamın elini kesti.
4387. Hadis
حَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَمُحَمَّدُ بْنُ أَبِي السَّرِيِّ الْعَسْقَلاَنِيُّ، - وَهَذَا لَفْظُهُ وَهُوَ أَتَمُّ - قَالاَ حَدَّثَنَا ابْنُ نُمَيْرٍ عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ إِسْحَاقَ عَنْ أَيُّوبَ بْنِ مُوسَى عَنْ عَطَاءٍ عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ قَالَ قَطَعَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَدَ رَجُلٍ فِي مِجَنٍّ قِيمَتُهُ دِينَارٌ أَوْ عَشْرَةُ دَرَاهِمَ . قَالَ أَبُو دَاوُدَ رَوَاهُ مُحَمَّدُ بْنُ سَلَمَةَ وَسَعْدَانُ بْنُ يَحْيَى عَنِ ابْنِ إِسْحَاقَ بِإِسْنَادِهِ .
Bize Osmân b. Ebî Şeybe ve Muhammed b. Ebî’s-Serî el-Askalânî anlattılar; -bu lafız Muhammed’indir ve daha tamdır-; dediler ki: Bize İbn Nümeyr anlattı; Muhammed b. İshâk’tan; Eyyûb b. Mûsâ’dan; Atâ’dan; İbn Abbâs’tan [naklen] dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, kıymeti bir dinar veya on dirhem olan bir kalkan hakkında bir adamın elini kesti. Ebû Dâvûd dedi ki: Bunu Muhammed b. Seleme ve Sa’dân b. Yahyâ da İbn İshâk’tan, kendi isnadıyla rivayet ettiler.
4388. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مَسْلَمَةَ، عَنْ مَالِكِ بْنِ أَنَسٍ، عَنْ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ يَحْيَى بْنِ حَبَّانَ، أَنَّ عَبْدًا، سَرَقَ وَدِيًّا مِنْ حَائِطِ رَجُلٍ فَغَرَسَهُ فِي حَائِطِ سَيِّدِهِ فَخَرَجَ صَاحِبُ الْوَدِيِّ يَلْتَمِسُ وَدِيَّهُ فَوَجَدَهُ فَاسْتَعْدَى عَلَى الْعَبْدِ مَرْوَانَ بْنَ الْحَكَمِ وَهُوَ أَمِيرُ الْمَدِينَةِ يَوْمَئِذٍ فَسَجَنَ مَرْوَانُ الْعَبْدَ وَأَرَادَ قَطْعَ يَدِهِ فَانْطَلَقَ سَيِّدُ الْعَبْدِ إِلَى رَافِعِ بْنِ خَدِيجٍ فَسَأَلَهُ عَنْ ذَلِكَ فَأَخْبَرَهُ أَنَّهُ سَمِعَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " لاَ قَطْعَ فِي ثَمَرٍ وَلاَ كَثَرٍ " . فَقَالَ الرَّجُلُ إِنَّ مَرْوَانَ أَخَذَ غُلاَمِي وَهُوَ يُرِيدُ قَطْعَ يَدِهِ وَأَنَا أُحِبُّ أَنْ تَمْشِيَ مَعِي إِلَيْهِ فَتُخْبِرَهُ بِالَّذِي سَمِعْتَ مِنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَمَشَى مَعَهُ رَافِعُ بْنُ خَدِيجٍ حَتَّى أَتَى مَرْوَانَ بْنَ الْحَكَمِ فَقَالَ لَهُ رَافِعٌ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " لاَ قَطْعَ فِي ثَمَرٍ وَلاَ كَثَرٍ " . فَأَمَرَ مَرْوَانُ بِالْعَبْدِ فَأُرْسِلَ . قَالَ أَبُو دَاوُدَ الْكَثَرُ الْجُمَّارُ .
Bize Abdullâh b. Mesleme anlattı; Mâlik b. Enes’ten; Yahyâ b. Saîd’den; Muhammed b. Yahyâ b. Habbân’dan [naklen] ki: Bir köle, bir adamın bahçesinden bir hurma fidanı çaldı ve onu efendisinin bahçesine dikti. Fidan sahibi fidanını aramak üzere çıktı ve onu buldu. Köle aleyhine, o günlerde Medine emiri olan Mervân b. el-Hakem’e başvurdu. Mervân köleyi hapsetti ve elini kesmek istedi. Kölenin efendisi Râfi’ b. Hadîc’e gitti ve ona bu durumu sordu. [Râfi’] ona, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’i şöyle buyururken işittiğini haber verdi: "Meyvede ve hurma özünde el kesme yoktur." Bunun üzerine adam dedi ki: "Mervân benim kölemi aldı, elini kesmek istiyor. Benimle birlikte ona gitmeni ve Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’den işittiğin şeyi ona haber vermeni istiyorum." Râfi’ b. Hadîc onunla birlikte yürüdü; nihayet Mervân b. el-Hakem’e geldi. Râfi’ ona dedi ki: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’i şöyle buyururken işittim: 'Meyvede ve hurma özünde el kesme yoktur'." Bunun üzerine Mervân köle hakkında emir verdi ve [köle] salıverildi. Ebû Dâvûd dedi ki: Keser (hadiste geçen kelime), cümmâr (hurma özü) demektir.
4389. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عُبَيْدٍ، حَدَّثَنَا حَمَّادٌ، حَدَّثَنَا يَحْيَى، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ يَحْيَى بْنِ حَبَّانَ، بِهَذَا الْحَدِيثِ قَالَ فَجَلَدَهُ مَرْوَانُ جَلَدَاتٍ وَخَلَّى سَبِيلَهُ .
Bize Muhammed b. Ubeyd anlattı; bize Hammâd anlattı; bize Yahyâ anlattı; Muhammed b. Yahyâ b. Habbân’dan [naklen] bu hadisi [önceki gibi rivayet etti]. Dedi ki: Bunun üzerine Mervân ona (köleye) birkaç değnek vurdu ve onu serbest bıraktı.
4390. Hadis
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنِ ابْنِ عَجْلاَنَ، عَنْ عَمْرِو بْنِ شُعَيْبٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ جَدِّهِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرِو بْنِ الْعَاصِ، عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ سُئِلَ عَنِ الثَّمَرِ الْمُعَلَّقِ فَقَالَ " مَنْ أَصَابَ بِفِيهِ مِنْ ذِي حَاجَةٍ غَيْرَ مُتَّخِذٍ خُبْنَةً فَلاَ شَىْءَ عَلَيْهِ وَمَنْ خَرَجَ بِشَىْءٍ مِنْهُ فَعَلَيْهِ غَرَامَةُ مِثْلَيْهِ وَالْعُقُوبَةُ وَمَنْ سَرَقَ مِنْهُ شَيْئًا بَعْدَ أَنْ يُئْوِيَهُ الْجَرِينُ فَبَلَغَ ثَمَنَ الْمِجَنِّ فَعَلَيْهِ الْقَطْعُ وَمَنْ سَرَقَ دُونَ ذَلِكَ فَعَلَيْهِ غَرَامَةُ مِثْلَيْهِ وَالْعُقُوبَةُ " . قَالَ أَبُو دَاوُدَ الْجَرِينُ الْجُوخَانُ .
Bize Kuteybe b. Saîd anlattı; bize Leys anlattı; İbn Aclân’dan; Amr b. Şuayb’dan; babasından; dedesi Abdullâh b. Amr b. el-Âs’tan [naklen] Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’den [rivayet etti ki]: [Nebi] asılı (dalındaki) meyve hakkında soruldu. Buyurdu ki: "Kim ihtiyaç sahibi olup eteğine (cebine) doldurmamak şartıyla ağzıyla ondan (bir miktar) alırsa (yerse) ona bir şey (ceza) yoktur. Kim ondan bir şeyle (yanında götürerek) çıkarsa, ona iki kat tazminat ve ceza (dayak/ta’zir) vardır. Kim de (meyve) harmana (kurutma yerine) taşındıktan sonra ondan bir şey çalar ve (kıymeti) kalkan fiyatına ulaşırsa, ona el kesme (cezası) vardır. Kim bundan daha azını çalarsa, ona iki kat tazminat ve ceza vardır." Ebû Dâvûd dedi ki: Cerîn, cûhân (hurma kurutma yeri/harman) demektir.
4391. Hadis
حَدَّثَنَا نَصْرُ بْنُ عَلِيٍّ، أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَكْرٍ، حَدَّثَنَا ابْنُ جُرَيْجٍ، قَالَ قَالَ أَبُو الزُّبَيْرِ قَالَ جَابِرُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " لَيْسَ عَلَى الْمُنْتَهِبِ قَطْعٌ وَمَنِ انْتَهَبَ نُهْبَةً مَشْهُورَةً فَلَيْسَ مِنَّا " .
Bize Nasr b. Alî anlattı; bize Muhammed b. Bekr haber verdi; bize İbn Cüreyc anlattı; dedi ki: Ebu’z-Zübeyr şöyle dedi: Câbir b. Abdullâh şöyle dedi: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Yağmacıya (zorla mal kapana) el kesme cezası yoktur. Kim (zorla ve) açıktan bir yağmacılık yaparsa bizden değildir."
4392. Hadis
وَبِهَذَا الإِسْنَادِ قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " لَيْسَ عَلَى الْخَائِنِ قَطْعٌ " .
Bu isnadla [şöyle rivayet edildi]: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Haine (emanete hıyanet edene) el kesme cezası yoktur."
4393. Hadis
حَدَّثَنَا نَصْرُ بْنُ عَلِيٍّ، أَخْبَرَنَا عِيسَى بْنُ يُونُسَ، عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ، عَنْ أَبِي الزُّبَيْرِ، عَنْ جَابِرٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم بِمِثْلِهِ زَادَ " وَلاَ عَلَى الْمُخْتَلِسِ قَطْعٌ " . قَالَ أَبُو دَاوُدَ هَذَانِ الْحَدِيثَانِ لَمْ يَسْمَعْهُمَا ابْنُ جُرَيْجٍ مِنْ أَبِي الزُّبَيْرِ وَبَلَغَنِي عَنْ أَحْمَدَ بْنِ حَنْبَلٍ أَنَّهُ قَالَ إِنَّمَا سَمِعَهُمَا ابْنُ جُرَيْجٍ مِنْ يَاسِينَ الزَّيَّاتِ . قَالَ أَبُو دَاوُدَ وَقَدْ رَوَاهُمَا الْمُغِيرَةُ بْنُ مُسْلِمٍ عَنْ أَبِي الزُّبَيْرِ عَنْ جَابِرٍ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم .
Bize Nasr b. Alî anlattı; bize Îsâ b. Yûnus haber verdi; İbn Cüreyc’den; Ebu’z-Zübeyr’den; Câbir’den; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den [naklen] (önceki hadisin) bir benzerini [rivayet etti]. Şunu ekledi: "Yankesiciye de el kesme cezası yoktur." Ebû Dâvûd dedi ki: İbn Cüreyc bu iki hadisi Ebu’z-Zübeyr’den işitmemiştir. Ahmed b. Hanbel’den bana ulaştığına göre o şöyle demiştir: "İbn Cüreyc bunları ancak Yâsîn ez-Zeyyât’tan işitmiştir." Ebû Dâvûd dedi ki: Mugîre b. Müslim de bunları Ebu’z-Zübeyr’den, o Câbir’den, o da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den rivayet etmiştir.
4394. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى بْنِ فَارِسٍ، حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ حَمَّادِ بْنِ طَلْحَةَ، حَدَّثَنَا أَسْبَاطٌ، عَنْ سِمَاكِ بْنِ حَرْبٍ، عَنْ حُمَيْدِ ابْنِ أُخْتِ، صَفْوَانَ عَنْ صَفْوَانَ بْنِ أُمَيَّةَ، قَالَ كُنْتُ نَائِمًا فِي الْمَسْجِدِ عَلَى خَمِيصَةٍ لِي ثَمَنُ ثَلاَثِينَ دِرْهَمًا فَجَاءَ رَجُلٌ فَاخْتَلَسَهَا مِنِّي فَأُخِذَ الرَّجُلُ فَأُتِيَ بِهِ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَأَمَرَ بِهِ لِيُقْطَعَ . قَالَ فَأَتَيْتُهُ فَقُلْتُ أَنَقْطَعُهُ مِنْ أَجْلِ ثَلاَثِينَ دِرْهَمًا أَنَا أَبِيعُهُ وَأُنْسِئُهُ ثَمَنَهَا قَالَ " فَهَلاَّ كَانَ هَذَا قَبْلَ أَنْ تَأْتِيَنِي بِهِ " . قَالَ أَبُو دَاوُدَ وَرَوَاهُ زَائِدَةُ عَنْ سِمَاكٍ عَنْ جُعَيْدِ بْنِ جُحَيْرٍ قَالَ نَامَ صَفْوَانُ . وَرَوَاهُ مُجَاهِدٌ وَطَاوُسٌ أَنَّهُ كَانَ نَائِمًا فَجَاءَ سَارِقٌ فَسَرَقَ خَمِيصَةً مِنْ تَحْتِ رَأْسِهِ . وَرَوَاهُ أَبُو سَلَمَةَ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ قَالَ فَاسْتَلَّهُ مِنْ تَحْتِ رَأْسِهِ فَاسْتَيْقَظَ فَصَاحَ بِهِ فَأُخِذَ . وَرَوَاهُ الزُّهْرِيُّ عَنْ صَفْوَانَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ قَالَ فَنَامَ فِي الْمَسْجِدِ وَتَوَسَّدَ رِدَاءَهُ فَجَاءَهُ سَارِقٌ فَأَخَذَ رِدَاءَهُ فَأُخِذَ السَّارِقُ فَجِيءَ بِهِ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم .
Bize Muhammed b. Yahyâ b. Fâris anlattı; bize Amr b. Hammâd b. Talha anlattı; bize Esbât anlattı; Simâk b. Harb’den; Safvân’ın kız kardeşinin oğlu Humeyd’den; Safvân b. Ümeyye’den [naklen] dedi ki: Mescitte, değeri otuz dirhem olan bir hamîsa (giysi) üzerinde uyuyordum. Bir adam geldi ve onu benden kapıp aldı (çaldı). Adam yakalandı ve Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e getirildi. [Nebi] onun [elinin] kesilmesini emretti. [Safvân dedi ki:] Ben ona (Nebi’ye) geldim ve: "Otuz dirhem için onu(n elini) mi keseceğiz? Ben onu (giysiyi) ona satıyorum ve parasını veresiye bırakıyorum (ertelliyorum)" dedim. [Nebi]: "Bunu, onu bana getirmeden önce yapsaydın ya!" buyurdu. Ebû Dâvûd dedi ki: Bunu Zâide de Simâk’ten, o Cüayid b. Cuhayr’dan "Safvân uyudu..." diyerek rivayet etti. Mücâhid ve Tâvûs: "O uyuyordu, bir hırsız geldi ve başının altından bir hamîsa çaldı" diye rivayet ettiler. Ebû Seleme b. Abdurrahman: "Onu başının altından çekti, [Safvân] uyandı ve ona bağırdı; bunun üzerine [hırsız] yakalandı" diye rivayet etti. Zührî de Safvân b. Abdullâh’tan: "Mescitte uyudu ve ridasını yastık yaptı; bir hırsız geldi ve ridasını aldı; hırsız yakalandı ve Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e getirildi" diye rivayet etti.
4395. Hadis
حَدَّثَنَا الْحَسَنُ بْنُ عَلِيٍّ، وَمَخْلَدُ بْنُ خَالِدٍ، - الْمَعْنَى - قَالاَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَخْبَرَنَا مَعْمَرٌ، - قَالَ مَخْلَدٌ عَنْ مَعْمَرٍ، - عَنْ أَيُّوبَ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، أَنَّ امْرَأَةً، مَخْزُومِيَّةً كَانَتْ تَسْتَعِيرُ الْمَتَاعَ وَتَجْحَدُهُ فَأَمَرَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم بِهَا فَقُطِعَتْ يَدُهَا . قَالَ أَبُو دَاوُدَ رَوَاهُ جُوَيْرِيَةُ عَنْ نَافِعٍ عَنِ ابْنِ عُمَرَ أَوْ عَنْ صَفِيَّةَ بِنْتِ أَبِي عُبَيْدٍ زَادَ فِيهِ وَأَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَامَ خَطِيبًا فَقَالَ " هَلْ مِنِ امْرَأَةٍ تَائِبَةٍ إِلَى اللَّهِ عَزَّ وَجَلَّ وَرَسُولِهِ " . ثَلاَثَ مَرَّاتٍ وَتِلْكَ شَاهِدَةٌ فَلَمْ تَقُمْ وَلَمْ تَتَكَلَّمْ . قَالَ أَبُو دَاوُدَ وَرَوَاهُ ابْنُ غَنْجٍ عَنْ نَافِعٍ عَنْ صَفِيَّةَ بِنْتِ أَبِي عُبَيْدٍ قَالَ فِيهِ فَشَهِدَ عَلَيْهَا .
Bize Hasan b. Alî ve Mahled b. Hâlid -mana birdir- anlattılar; dediler ki: Bize Abdurrezzâk anlattı; bize Ma’mer haber verdi -Mahled: "Ma’mer’den" dedi-; Eyyûb’dan; Nâfi’den; İbn Ömer’den [naklen] ki: Mahzumlu bir kadın eşyayı ödünç alır ve onu inkâr ederdi. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem onun hakkında emir verdi ve eli kesildi. Ebû Dâvûd dedi ki: Cüveyriye bunu Nâfi’den; o İbn Ömer’den veya Safiyye bint Ebî Ubeyd’den rivayet etti ve şunları ekledi: "Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem hutbe vermek üzere kalktı ve üç kez: 'Allah Azze ve Celle'ye ve Resûlüne tövbe eden bir kadın var mı?' buyurdu. O kadın da orada (şahit) idi; fakat ne kalktı ne de konuştu." Ebû Dâvûd dedi ki: Bunu İbn Ganc da Nâfi’den; o da Safiyye bint Ebî Ubeyd’den rivayet etti ve onda şöyle dedi: "Bunun üzerine (şahitler) onun aleyhine şahitlik etti."
4396. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى بْنِ فَارِسٍ، حَدَّثَنَا أَبُو صَالِحٍ، عَنِ اللَّيْثِ، قَالَ حَدَّثَنِي يُونُسُ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، قَالَ كَانَ عُرْوَةُ يُحَدِّثُ أَنَّ عَائِشَةَ رضى الله عنها قَالَتِ اسْتَعَارَتِ امْرَأَةٌ - تَعْنِي - حُلِيًّا عَلَى أَلْسِنَةِ أُنَاسٍ يُعْرَفُونَ وَلاَ تُعْرَفُ هِيَ فَبَاعَتْهُ فَأُخِذَتْ فَأُتِيَ بِهَا النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فَأَمَرَ بِقَطْعِ يَدِهَا وَهِيَ الَّتِي شَفَعَ فِيهَا أُسَامَةُ بْنُ زَيْدٍ وَقَالَ فِيهَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مَا قَالَ .
Bize Muhammed b. Yahyâ b. Fâris anlattı; bize Ebû Sâlih anlattı; Leys’ten; dedi ki: Bana Yûnus anlattı; İbn Şihâb’dan; dedi ki: Urve anlatırdı ki; Âişe radıyallahu anha şöyle demiştir: Bir kadın -yani- tanınan insanların dilleri üzerine (onların adını kullanarak) takı ödünç aldı; kendisi ise tanınmıyordu. Sonra onu (takıyı) sattı ve yakalandı. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e getirildi. [Nebi] elinin kesilmesini emretti. İşte bu kadın, Üsâme b. Zeyd’in kendisi için şefaatçi olduğu ve Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in hakkında o (meşhur) sözünü söylediği kadındır.
4397. Hadis
حَدَّثَنَا عَبَّاسُ بْنُ عَبْدِ الْعَظِيمِ، وَمُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى، قَالاَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَخْبَرَنَا مَعْمَرٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ كَانَتِ امْرَأَةٌ مَخْزُومِيَّةٌ تَسْتَعِيرُ الْمَتَاعَ وَتَجْحَدُهُ فَأَمَرَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم بِقَطْعِ يَدِهَا وَقَصَّ نَحْوَ حَدِيثِ قُتَيْبَةَ عَنِ اللَّيْثِ عَنِ ابْنِ شِهَابٍ زَادَ فَقَطَعَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم يَدَهَا .
Bize Abbâs b. Abdilazîm ve Muhammed b. Yahyâ anlattılar; dediler ki: Bize Abdurrezzâk anlattı; bize Ma’mer haber verdi; Zührî’den; Urve’den; Âişe’den [naklen] dedi ki: Mahzumlu bir kadın eşyayı ödünç alır ve onu inkâr ederdi. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem onun elinin kesilmesini emretti. -[Ravi], Kuteybe’nin Leys’ten, onun da İbn Şihâb’dan rivayet ettiği hadisin benzerini anlattı.- Şunu ekledi: "Bunun üzerine Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem onun elini kesti."
4398. Hadis
حَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ هَارُونَ، أَخْبَرَنَا حَمَّادُ بْنُ سَلَمَةَ، عَنْ حَمَّادٍ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، عَنِ الأَسْوَدِ، عَنْ عَائِشَةَ، رضى الله عنها أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " رُفِعَ الْقَلَمُ عَنْ ثَلاَثَةٍ عَنِ النَّائِمِ حَتَّى يَسْتَيْقِظَ وَعَنِ الْمُبْتَلَى حَتَّى يَبْرَأَ وَعَنِ الصَّبِيِّ حَتَّى يَكْبَرَ " .
Bize Osmân b. Ebî Şeybe anlattı; bize Yezîd b. Hârûn anlattı; bize Hammâd b. Seleme haber verdi; Hammâd’dan; İbrâhîm’den; Esved’den; Âişe radıyallahu anha’dan [naklen] ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kalem (sorumluluk) üç kişiden kaldırılmıştır: Uyanıncaya kadar uyuyandan, iyileşinceye kadar musibete uğrayandan (deliden) ve büyüyünceye (baliğ oluncaya) kadar çocuktan."
4399. Hadis
حَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ أَبِي ظَبْيَانَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ أُتِيَ عُمَرُ بِمَجْنُونَةٍ قَدْ زَنَتْ فَاسْتَشَارَ فِيهَا أُنَاسًا فَأَمَرَ بِهَا عُمَرُ أَنْ تُرْجَمَ فَمُرَّ بِهَا عَلَى عَلِيِّ بْنِ أَبِي طَالِبٍ رِضْوَانُ اللَّهِ عَلَيْهِ فَقَالَ مَا شَأْنُ هَذِهِ قَالُوا مَجْنُونَةُ بَنِي فُلاَنٍ زَنَتْ فَأَمَرَ بِهَا عُمَرُ أَنْ تُرْجَمَ . قَالَ فَقَالَ ارْجِعُوا بِهَا ثُمَّ أَتَاهُ فَقَالَ يَا أَمِيرَ الْمُؤْمِنِينَ أَمَا عَلِمْتَ أَنَّ الْقَلَمَ قَدْ رُفِعَ عَنْ ثَلاَثَةٍ عَنِ الْمَجْنُونِ حَتَّى يَبْرَأَ وَعَنِ النَّائِمِ حَتَّى يَسْتَيْقِظَ وَعَنِ الصَّبِيِّ حَتَّى يَعْقِلَ قَالَ بَلَى . قَالَ فَمَا بَالُ هَذِهِ تُرْجَمُ قَالَ لاَ شَىْءَ . قَالَ فَأَرْسِلْهَا . قَالَ فَأَرْسَلَهَا . قَالَ فَجَعَلَ يُكَبِّرُ .
Bize Osmân b. Ebî Şeybe anlattı; bize Cerîr anlattı; A’meş’ten; Ebû Zabyân’dan; İbn Abbâs’tan [naklen] dedi ki: Ömer’e, zina etmiş deli bir kadın getirildi. [Ömer] onun hakkında insanlara danıştı. (Sonunda) Ömer onun recmedilmesini emretti. Kadın (götürülürken) Ali b. Ebî Tâlib rıdvanullâhi aleyh’in yanından geçirildi. [Ali]: "Bunun durumu nedir?" dedi. Dediler ki: "Falan oğullarının deli kadını zina etti; Ömer de onun recmedilmesini emretti." [Ali] dedi ki: "Onu geri götürün." Sonra kendisi ona (Ömer’e) geldi ve dedi ki: "Ey Müminlerin Emiri! Kalemin üç kişiden kaldırıldığını bilmiyor musun? İyileşinceye kadar deliden, uyanıncaya kadar uyuyandan ve aklı erinceye kadar çocuktan?" [Ömer]: "Evet (biliyorum)" dedi. [Ali]: "O halde bu kadın ne diye recmediliyor?" dedi. [Ömer]: "Bir şey (gerekçe) yok" dedi. [Ali]: "Öyleyse onu salıver" dedi. [Ravi] dedi ki: Bunun üzerine [Ömer] onu salıverdi. Ve tekbir getirmeye başladı.
4400. Hadis
حَدَّثَنَا يُوسُفُ بْنُ مُوسَى، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنِ الأَعْمَشِ، نَحْوَهُ وَقَالَ أَيْضًا حَتَّى يَعْقِلَ . وَقَالَ وَعَنِ الْمَجْنُونِ حَتَّى يُفِيقَ . قَالَ فَجَعَلَ عُمَرُ يُكَبِّرُ .
Bize Yûsuf b. Mûsâ anlattı; bize Vekî’ anlattı; A’meş’ten [naklen önceki hadisin] bir benzerini [rivayet etti]. [Bu rivayette A’meş, çocuk hakkında]: "Aklı erinceye kadar" dedi. Ve "Deli hakkında da: "Ayılıncaya (aklı başına gelinceye) kadar" dedi. [Ravi] dedi ki: "Bunun üzerine Ömer tekbir getirmeye başladı."
4401. Hadis
حَدَّثَنَا ابْنُ السَّرْحِ، أَخْبَرَنَا ابْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنِي جَرِيرُ بْنُ حَازِمٍ، عَنْ سُلَيْمَانَ بْنِ مِهْرَانَ، عَنْ أَبِي ظَبْيَانَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ مُرَّ عَلَى عَلِيِّ بْنِ أَبِي طَالِبٍ رضى الله عنه بِمَعْنَى عُثْمَانَ . قَالَ أَوَمَا تَذْكُرُ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " رُفِعَ الْقَلَمُ عَنْ ثَلاَثَةٍ عَنِ الْمَجْنُونِ الْمَغْلُوبِ عَلَى عَقْلِهِ حَتَّى يُفِيقَ وَعَنِ النَّائِمِ حَتَّى يَسْتَيْقِظَ وَعَنِ الصَّبِيِّ حَتَّى يَحْتَلِمَ " . قَالَ صَدَقْتَ قَالَ فَخَلَّى عَنْهَا سَبِيلَهَا .
Bize İbnu’s-Serh anlattı; bize İbn Vehb haber verdi; bana Cerîr b. Hâzim haber verdi; Süleyman b. Mihrân’dan; Ebû Zabyân’dan; İbn Abbâs’tan [naklen] dedi ki: (Recmedilecek kadın) Ali b. Ebî Tâlib radıyallahu anh’in yanından geçirildi. -[Ravi bu hadisi] Osmân(’ın rivayeti) manasında (nakletti).- [Ali, Ömer’e] dedi ki: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in şöyle buyurduğunu hatırlamıyor musun: 'Kalem üç kişiden kaldırılmıştır: Aklına mağlup olan deliden ayılıncaya kadar, uyuyandan uyanıncaya kadar ve çocuktan ihtilam oluncaya kadar'." [Ömer]: "Doğru söyledin" dedi ve kadını serbest bıraktı.
4402. Hadis
حَدَّثَنَا هَنَّادٌ، عَنْ أَبِي الأَحْوَصِ، ح وَحَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، - الْمَعْنَى - عَنْ عَطَاءِ بْنِ السَّائِبِ، عَنْ أَبِي ظَبْيَانَ، - قَالَ هَنَّادٌ - الْجَنْبِيِّ قَالَ أُتِيَ عُمَرُ بِامْرَأَةٍ قَدْ فَجَرَتْ فَأَمَرَ بِرَجْمِهَا فَمَرَّ عَلِيٌّ رضى الله عنه فَأَخَذَهَا فَخَلَّى سَبِيلَهَا فَأُخْبِرَ عُمَرُ قَالَ ادْعُوا لِي عَلِيًّا . فَجَاءَ عَلِيٌّ رضى الله عنه فَقَالَ يَا أَمِيرَ الْمُؤْمِنِينَ لَقَدْ عَلِمْتَ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " رُفِعَ الْقَلَمُ عَنْ ثَلاَثَةٍ عَنِ الصَّبِيِّ حَتَّى يَبْلُغَ وَعَنِ النَّائِمِ حَتَّى يَسْتَيْقِظَ وَعَنِ الْمَعْتُوهِ حَتَّى يَبْرَأَ " . وَإِنَّ هَذِهِ مَعْتُوهَةُ بَنِي فُلاَنٍ لَعَلَّ الَّذِي أَتَاهَا أَتَاهَا وَهِيَ فِي بَلاَئِهَا . قَالَ فَقَالَ عُمَرُ لاَ أَدْرِي . فَقَالَ عَلِيٌّ عَلَيْهِ السَّلاَمُ وَأَنَا لاَ أَدْرِي .
Bize Hennâd anlattı; Ebu’l-Ahvas’tan; (H) ve bize Osmân b. Ebî Şeybe anlattı; bize Cerîr anlattı; -mana birdir-; Atâ b. es-Sâib’den; Ebû Zabyân -Hennâd: "el-Cenbî" dedi-’den [naklen] dedi ki: Ömer’e, zina etmiş bir kadın getirildi. [Ömer] onun recmedilmesini emretti. Ali radıyallahu anh oradan geçti ve kadını alıp serbest bıraktı. (Durum) Ömer’e haber verildi. [Ömer]: "Bana Ali’yi çağırın" dedi. Ali radıyallahu anh geldi ve dedi ki: "Ey Müminlerin Emiri! Sen Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in şöyle buyurduğunu biliyorsun: 'Kalem üç kişiden kaldırılmıştır: Çocuktan baliğ oluncaya kadar, uyuyandan uyanıncaya kadar ve akıl hastasından (ma’tûh) iyileşinceye kadar.' Bu kadın da falan oğullarının akıl hastasıdır. Belki de ona gelen (ilişkiye giren) kişi, o delilik halindeyken gelmiştir." Ömer: "Bilmiyorum" dedi. Ali aleyhisselâm da: "Ben de bilmiyorum" dedi.
4403. Hadis
حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ إِسْمَاعِيلَ، حَدَّثَنَا وُهَيْبٌ، عَنْ خَالِدٍ، عَنْ أَبِي الضُّحَى، عَنْ عَلِيٍّ، عَلَيْهِ السَّلاَمُ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " رُفِعَ الْقَلَمُ عَنْ ثَلاَثَةٍ عَنِ النَّائِمِ حَتَّى يَسْتَيْقِظَ وَعَنِ الصَّبِيِّ حَتَّى يَحْتَلِمَ وَعَنِ الْمَجْنُونِ حَتَّى يَعْقِلَ " . قَالَ أَبُو دَاوُدَ رَوَاهُ ابْنُ جُرَيْجٍ عَنِ الْقَاسِمِ بْنِ يَزِيدَ عَنْ عَلِيٍّ رضى الله عنه عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم زَادَ فِيهِ " وَالْخَرِفِ " .
Bize Mûsâ b. İsmâîl anlattı; bize Vüheyb anlattı; Hâlid’den; Ebu’d-Duhâ’dan; Ali aleyhisselâm’dan [naklen] Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kalem üç kişiden kaldırılmıştır: Uyanıncaya kadar uyuyandan, ihtilam oluncaya kadar çocuktan ve aklı erinceye kadar deliden." Ebû Dâvûd dedi ki: Bunu İbn Cüreyc, Kâsım b. Yezîd’den; o Ali radıyallahu anh’den; o da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den rivayet etti ve ona: "Ve bunak (ihtiyar)dan" [ifadesini] ekledi.
4404. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ كَثِيرٍ، أَخْبَرَنَا سُفْيَانُ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ الْمَلِكِ بْنُ عُمَيْرٍ، حَدَّثَنِي عَطِيَّةُ الْقُرَظِيُّ، قَالَ كُنْتُ مِنْ سَبْىِ بَنِي قُرَيْظَةَ فَكَانُوا يَنْظُرُونَ فَمَنْ أَنْبَتَ الشَّعْرَ قُتِلَ وَمَنْ لَمْ يُنْبِتْ لَمْ يُقْتَلْ فَكُنْتُ فِيمَنْ لَمْ يُنْبِتْ .
Bize Muhammed b. Kesîr anlattı; bize Süfyân haber verdi; bize Abdülmelik b. Umeyr haber verdi; bana Atiyye el-Kurazî anlattı; dedi ki: Ben Benî Kurayza esirleri arasındaydım. (Müslümanlar) bakıyorlardı; kimin (etek) kılı bitmişse öldürülüyor, kimin bitmemişse öldürülmüyordu. Ben kılı bitmemiş olanlar arasındaydım.
4405. Hadis
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، عَنْ عَبْدِ الْمَلِكِ بْنِ عُمَيْرٍ، بِهَذَا الْحَدِيثِ قَالَ فَكَشَفُوا عَانَتِي فَوَجَدُوهَا لَمْ تَنْبُتْ فَجَعَلُونِي فِي السَّبْىِ .
Bize Müsedded anlattı; bize Ebû Avâne anlattı; Abdülmelik b. Umeyr’den [naklen] bu hadisi [rivayet etti]. Dedi ki: "Etek bölgemi açtılar ve kıl bitmediğini gördüler; bunun üzerine beni esirler arasına koydular."
4406. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ حَنْبَلٍ، حَدَّثَنَا يَحْيَى، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ، قَالَ أَخْبَرَنِي نَافِعٌ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم عُرِضَهُ يَوْمَ أُحُدٍ وَهُوَ ابْنُ أَرْبَعَ عَشْرَةَ سَنَةً فَلَمْ يُجِزْهُ وَعُرِضَهُ يَوْمَ الْخَنْدَقِ وَهُوَ ابْنُ خَمْسَ عَشْرَةَ سَنَةً فَأَجَازَهُ .
Bize Ahmed b. Hanbel anlattı; bize Yahyâ anlattı; Ubeydullâh’tan; dedi ki: Bana Nâfi’ haber verdi; İbn Ömer’den [naklen] ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem, Uhud günü on dört yaşındayken onu teftiş etti (savaşa katılıp katılamayacağına baktı) fakat ona izin vermedi. Hendek günü on beş yaşındayken onu tekrar teftiş etti ve ona izin verdi.
4407. Hadis
حَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا ابْنُ إِدْرِيسَ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، قَالَ قَالَ نَافِعٌ حَدَّثْتُ بِهَذَا الْحَدِيثِ، عُمَرَ بْنَ عَبْدِ الْعَزِيزِ فَقَالَ إِنَّ هَذَا الْحَدُّ بَيْنَ الصَّغِيرِ وَالْكَبِيرِ .
Bize Osmân b. Ebî Şeybe anlattı; bize İbn İdrîs anlattı; Ubeydullâh b. Ömer’den [naklen] dedi ki: Nâfi’ şöyle dedi: Bu hadisi Ömer b. Abdilazîz’e anlattım. Dedi ki: "Şüphesiz bu (on beş yaş), küçük ile büyük arasındaki sınırdır."
4408. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ صَالِحٍ، حَدَّثَنَا ابْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنِي حَيْوَةُ بْنُ شُرَيْحٍ، عَنْ عَيَّاشِ بْنِ عَبَّاسٍ الْقِتْبَانِيِّ، عَنْ شُيَيْمِ بْنِ بَيْتَانَ، وَيَزِيدَ بْنِ صُبْحٍ الأَصْبَحِيِّ، عَنْ جُنَادَةَ بْنِ أَبِي أُمَيَّةَ، قَالَ كُنَّا مَعَ بُسْرِ بْنِ أَرْطَاةَ فِي الْبَحْرِ فَأُتِيَ بِسَارِقٍ يُقَالُ لَهُ مِصْدَرٌ قَدْ سَرَقَ بُخْتِيَّةً فَقَالَ قَدْ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " لاَ تُقْطَعُ الأَيْدِي فِي السَّفَرِ " . وَلَوْلاَ ذَلِكَ لَقَطَعْتُهُ .
Bize Ahmed b. Sâlih anlattı; bize İbn Vehb anlattı; bana Hayve b. Şurayh haber verdi; Ayyâş b. Abbâs el-Kıtbânî’den; Şuyeym b. Beytân ve Yezîd b. Subh el-Asbahî’den; Cünâde b. Ebî Ümeyye’den [naklen] dedi ki: Denizde (seferde) Büsr b. Ertât ile beraberdik. Ona Misdar (veya Musdir) denilen ve bir buhti (horasan devesi) çalmış olan bir hırsız getirildi. [Büsr] dedi ki: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’i: 'Seferde (savaş yolculuğunda) eller kesilmez' buyururken işittim. Eğer bu (hadis) olmasaydı onu(n elini) keserdim."
4409. Hadis
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ، عَنْ أَبِي عِمْرَانَ، عَنِ الْمُشَعَّثِ بْنِ طَرِيفٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الصَّامِتِ، عَنْ أَبِي ذَرٍّ، قَالَ قَالَ لِي رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " يَا أَبَا ذَرٍّ " . قُلْتُ لَبَّيْكَ يَا رَسُولَ اللَّهِ وَسَعْدَيْكَ . فَقَالَ " كَيْفَ أَنْتَ إِذَا أَصَابَ النَّاسَ مَوْتٌ يَكُونُ الْبَيْتُ فِيهِ بِالْوَصِيفِ " . يَعْنِي الْقَبْرَ . قُلْتُ اللَّهُ وَرَسُولُهُ أَعْلَمُ أَوْ مَا خَارَ اللَّهُ لِي وَرَسُولُهُ . قَالَ " عَلَيْكَ بِالصَّبْرِ " . أَوْ قَالَ " تَصْبِرُ " . قَالَ أَبُو دَاوُدَ قَالَ حَمَّادُ بْنُ أَبِي سُلَيْمَانَ يُقْطَعُ النَّبَّاشُ لأَنَّهُ دَخَلَ عَلَى الْمَيِّتِ بَيْتَهُ .
Bize Müsedded anlattı; bize Hammâd b. Zeyd anlattı; Ebû İmrân’dan; el-Muşaaş b. Tarîf’ten; Abdullâh b. es-Sâmit’ten; Ebû Zerr’den [naklen] dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bana: "Ey Ebû Zerr!" buyurdu. "Buyur ey Allah’ın Resûlü, emrine amadeyim!" dedim. Buyurdu ki: "İnsanlara bir ölüm (salgını) isabet edip de, evin (mezarın) bir köle (karşılığında) olduğu zaman halin nicedir?" —(Ravi) 'ev' ile kabri kastediyor.— "Allah ve Resûlü en iyi bilir -veya: Allah ve Resûlü benim için neyi seçerse (öyle olur)-!" dedim. "Sabretmelisin" —veya: "Sabredersin"— buyurdu. Ebû Dâvûd dedi ki: Hammâd b. Ebî Süleyman dedi ki: Kefen soyucunun (eli) kesilir. Çünkü o, ölüye evinde (kabrinde) girmiştir.
4410. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُبَيْدِ بْنِ عَقِيلٍ الْهِلاَلِيُّ، حَدَّثَنَا جَدِّي، عَنْ مُصْعَبِ بْنِ ثَابِتِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الزُّبَيْرِ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ الْمُنْكَدِرِ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ جِيءَ بِسَارِقٍ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ " اقْتُلُوهُ " . فَقَالُوا يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّمَا سَرَقَ . فَقَالَ " اقْطَعُوهُ " . قَالَ فَقُطِعَ ثُمَّ جِيءَ بِهِ الثَّانِيَةَ فَقَالَ " اقْتُلُوهُ " . فَقَالُوا يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّمَا سَرَقَ . فَقَالَ " اقْطَعُوهُ " . قَالَ فَقُطِعَ ثُمَّ جِيءَ بِهِ الثَّالِثَةَ فَقَالَ " اقْتُلُوهُ " . فَقَالُوا يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّمَا سَرَقَ . قَالَ " اقْطَعُوهُ " . ثُمَّ أُتِيَ بِهِ الرَّابِعَةَ فَقَالَ " اقْتُلُوهُ " . فَقَالُوا يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّمَا سَرَقَ . قَالَ " اقْطَعُوهُ " . فَأُتِيَ بِهِ الْخَامِسَةَ فَقَالَ " اقْتُلُوهُ " . قَالَ جَابِرٌ فَانْطَلَقْنَا بِهِ فَقَتَلْنَاهُ ثُمَّ اجْتَرَرْنَاهُ فَأَلْقَيْنَاهُ فِي بِئْرٍ وَرَمَيْنَا عَلَيْهِ الْحِجَارَةَ .
Bize Muhammed b. Abdillâh b. Ubeyd b. Akîl el-Hilâlî anlattı; bize ceddim anlattı; Mus’ab b. Sâbit b. Abdillâh b. ez-Zübeyr’den; Muhammed b. el-Münkedir’den; Câbir b. Abdillâh’tan [naklen] dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e bir hırsız getirildi. "Onu öldürün!" buyurdu. (Oradakiler): "Ey Allah’ın Resûlü, o sadece çaldı" dediler. "(Elini) kesin!" buyurdu. (Ravi) dedi ki: (Eli) kesildi. Sonra ikinci defa getirildi. "Onu öldürün!" buyurdu. "Ey Allah’ın Resûlü, o sadece çaldı" dediler. "(Uzvunu) kesin!" buyurdu. (Ravi) dedi ki: Kesildi. Sonra üçüncü defa getirildi. "Onu öldürün!" buyurdu. "Ey Allah’ın Resûlü, o sadece çaldı" dediler. "(Uzvunu) kesin!" buyurdu. Sonra dördüncü defa getirildi. "Onu öldürün!" buyurdu. "Ey Allah’ın Resûlü, o sadece çaldı" dediler. "(Uzvunu) kesin!" buyurdu. Sonra beşinci defa getirildi. "Onu öldürün!" buyurdu. Câbir dedi ki: Onu götürdük ve öldürdük. Sonra onu sürükleyip bir kuyuya attık ve üzerine taşlar yığdık.
4411. Hadis
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا عُمَرُ بْنُ عَلِيٍّ، حَدَّثَنَا الْحَجَّاجُ، عَنْ مَكْحُولٍ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ مُحَيْرِيزٍ، قَالَ سَأَلْنَا فَضَالَةَ بْنَ عُبَيْدٍ عَنْ تَعْلِيقِ الْيَدِ، فِي الْعُنُقِ لِلسَّارِقِ أَمِنَ السُّنَّةِ هُوَ قَالَ أُتِيَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِسَارِقٍ فَقُطِعَتْ يَدُهُ ثُمَّ أُمِرَ بِهَا فَعُلِّقَتْ فِي عُنُقِهِ .
Bize Kuteybe b. Saîd anlattı; bize Ömer b. Alî anlattı; bize Haccâc anlattı; Mekhûl’den; Abdurrahman b. Muhayrîz’den [naklen] dedi ki: Fedâle b. Ubeyd’e hırsızın (kesilen) elinin boynuna asılmasını, bunun sünnetten olup olmadığını sorduk. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e bir hırsız getirildi ve eli kesildi. Sonra (kesilen elin asılması) emredildi ve (el) boynuna asıldı.
4412. Hadis
حَدَّثَنَا مُوسَى، - يَعْنِي ابْنَ إِسْمَاعِيلَ - حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، عَنْ عُمَرَ بْنِ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِذَا سَرَقَ الْمَمْلُوكُ فَبِعْهُ وَلَوْ بِنَشٍّ " .
Bize Mûsâ —yani İbn İsmâîl— anlattı; bize Ebû Avâne anlattı; Ömer b. Ebî Seleme’den; babasından; Ebû Hureyre’den [naklen] dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Köle hırsızlık yaparsa, onu yarım ukiye (yirmi dirhem) karşılığında olsa bile sat!"
4413. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ مُحَمَّدِ بْنِ ثَابِتٍ الْمَرْوَزِيُّ، حَدَّثَنِي عَلِيُّ بْنُ الْحُسَيْنِ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ يَزِيدَ النَّحْوِيِّ، عَنْ عِكْرِمَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ { وَاللاَّتِي يَأْتِينَ الْفَاحِشَةَ مِنْ نِسَائِكُمْ فَاسْتَشْهِدُوا عَلَيْهِنَّ أَرْبَعَةً مِنْكُمْ فَإِنْ شَهِدُوا فَأَمْسِكُوهُنَّ فِي الْبُيُوتِ حَتَّى يَتَوَفَّاهُنَّ الْمَوْتُ أَوْ يَجْعَلَ اللَّهُ لَهُنَّ سَبِيلاً } وَذَكَرَ الرَّجُلَ بَعْدَ الْمَرْأَةِ ثُمَّ جَمَعَهُمَا فَقَالَ { وَاللَّذَانِ يَأْتِيَانِهَا مِنْكُمْ فَآذُوهُمَا فَإِنْ تَابَا وَأَصْلَحَا فَأَعْرِضُوا عَنْهُمَا } فَنَسَخَ ذَلِكَ بِآيَةِ الْجَلْدِ فَقَالَ { الزَّانِيَةُ وَالزَّانِي فَاجْلِدُوا كُلَّ وَاحِدٍ مِنْهُمَا مِائَةَ جَلْدَةٍ } .
Bize Ahmed b. Muhammed b. Sâbit el-Mervezî anlattı; bana Ali b. el-Hüseyin anlattı; babasından; Yezîd en-Nahvî’den; İkrime’den; İbn Abbâs’tan [naklen] dedi ki: "Kadınlarınızdan fuhuş (zina) yapanlara karşı içinizden dört şahit getirin. Eğer şahitlik ederlerse, onları ölüm alıp götürünceye veya Allah onlar için bir yol açıncaya kadar evlerde tutun" (Nisâ, 4/15) (ayeti nazil oldu). Ve (Allah) kadından sonra erkeği zikredip sonra ikisini birleştirerek şöyle buyurdu: "İçinizden bu işi yapanların her ikisine de eziyet edin. Eğer tövbe edip (hallerini) düzeltirlerse, artık onlardan vazgeçin..." (Nisâ, 4/16). (İbn Abbâs) dedi ki: Bu (hüküm), celde (sopa) ayetiyle neshedildi (ve Allah) şöyle buyurdu: "Zina eden kadın ve zina eden erkekten her birine yüz celde (sopa) vurun!" (Nûr, 24/2).
4414. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ مُحَمَّدِ بْنِ ثَابِتٍ، حَدَّثَنَا مُوسَى، - يَعْنِي ابْنَ مَسْعُودٍ - عَنْ شِبْلٍ، عَنِ ابْنِ أَبِي نَجِيحٍ، عَنْ مُجَاهِدٍ، قَالَ السَّبِيلُ الْحَدُّ قَالَ سُفْيَانُ { فَآذُوهُمَا } الْبِكْرَانِ { فَأَمْسِكُوهُنَّ فِي الْبُيُوتِ } الثَّيِّبَاتِ .
Bize Ahmed b. Muhammed b. Sâbit anlattı; bize Mûsâ —yani İbn Mes’ûd— anlattı; Şibl’den; İbn Ebî Necîh’den; Mücâhid’den [naklen] dedi ki: (Ayetteki) "Yol" (es-Sebîl), had (cezası)dır. Süfyân dedi ki: "İçinizden bu işi yapanların her ikisine de eziyet edin" (Nisâ, 4/16) (ayeti) bekârlar içindir. "Onları evlerde tutun" (Nisâ, 4/15) (ayeti) ise dullar (evli veya başından evlilik geçenler) içindir.
4415. Hadis
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا يَحْيَى، عَنْ سَعِيدِ بْنِ أَبِي عَرُوبَةَ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنِ الْحَسَنِ، عَنْ حِطَّانَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ الرَّقَاشِيِّ، عَنْ عُبَادَةَ بْنِ الصَّامِتِ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " خُذُوا عَنِّي خُذُوا عَنِّي قَدْ جَعَلَ اللَّهُ لَهُنَّ سَبِيلاً الثَّيِّبُ بِالثَّيِّبِ جَلْدُ مِائَةٍ وَرَمْىٌ بِالْحِجَارَةِ وَالْبِكْرُ بِالْبِكْرِ جَلْدُ مِائَةٍ وَنَفْىُ سَنَةٍ " .
Bize Müsedded anlattı; bize Yahyâ anlattı; Saîd b. Ebî Arûbe’den; Katâde’den; el-Hasen’den; Hıttân b. Abdillâh er-Rakâşî’den; Ubâde b. es-Sâmit’ten [naklen] dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Benden (şu hükmü) alın! Benden alın! Allah onlar için bir yol (çıkış yolu) kıldı. Dul ile dul (zina ederse cezası) yüz celde (sopa) ve taşlamadır. Bekâr ile bekâr (zina ederse cezası) yüz celde ve bir yıl sürgündür."
4416. Hadis
حَدَّثَنَا وَهْبُ بْنُ بَقِيَّةَ، وَمُحَمَّدُ بْنُ الصَّبَّاحِ بْنِ سُفْيَانَ، قَالاَ حَدَّثَنَا هُشَيْمٌ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنِ الْحَسَنِ، بِإِسْنَادِ يَحْيَى وَمَعْنَاهُ قَالاَ " جَلْدُ مِائَةٍ وَالرَّجْمُ " .
Bize Vehb b. Bakıyye ve Muhammed b. es-Sabbâh b. Süfyân anlattılar. Dediler ki: Bize Hüşeym anlattı; Mansûr’dan; el-Hasen’den [naklen] Yahyâ’nın isnadı ile ve aynı manada (rivayet etti). (Ravi) dedi ki: "Yüz celde (sopa) ve recm (taşlayarak öldürme)."
4417. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَوْفٍ الطَّائِيُّ، حَدَّثَنَا الرَّبِيعُ بْنُ رَوْحِ بْنِ خُلَيْدٍ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ خَالِدٍ، - يَعْنِي الْوَهْبِيَّ - حَدَّثَنَا الْفَضْلُ بْنُ دَلْهَمٍ، عَنِ الْحَسَنِ، عَنْ سَلَمَةَ بْنِ الْمُحَبَّقِ، عَنْ عُبَادَةَ بْنِ الصَّامِتِ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم بِهَذَا الْحَدِيثِ فَقَالَ نَاسٌ لِسَعْدِ بْنِ عُبَادَةَ يَا أَبَا ثَابِتٍ قَدْ نَزَلَتِ الْحُدُودُ لَوْ أَنَّكَ وَجَدْتَ مَعَ امْرَأَتِكَ رَجُلاً كَيْفَ كُنْتَ صَانِعًا قَالَ كُنْتُ ضَارِبَهُمَا بِالسَّيْفِ حَتَّى يَسْكُتَا أَفَأَنَا أَذْهَبُ فَأَجْمَعُ أَرْبَعَةَ شُهَدَاءَ فَإِلَى ذَلِكَ قَدْ قَضَى الْحَاجَةَ . فَانْطَلَقُوا فَاجْتَمَعُوا عِنْدَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالُوا يَا رَسُولَ اللَّهِ أَلَمْ تَرَ إِلَى أَبِي ثَابِتٍ قَالَ كَذَا وَكَذَا فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " كَفَى بِالسَّيْفِ شَاهِدًا " . ثُمَّ قَالَ " لاَ لاَ أَخَافُ أَنْ يَتَتَايَعَ فِيهَا السَّكْرَانُ وَالْغَيْرَانُ " . قَالَ أَبُو دَاوُدَ رَوَى وَكِيعٌ أَوَّلَ هَذَا الْحَدِيثِ عَنِ الْفَضْلِ بْنِ دَلْهَمٍ عَنِ الْحَسَنِ عَنْ قَبِيصَةَ بْنِ حُرَيْثٍ عَنْ سَلَمَةَ بْنِ الْمُحَبَّقِ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم . وَإِنَّمَا هَذَا إِسْنَادُ حَدِيثِ ابْنِ الْمُحَبَّقِ أَنَّ رَجُلاً وَقَعَ عَلَى جَارِيَةِ امْرَأَتِهِ . قَالَ أَبُو دَاوُدَ الْفَضْلُ بْنُ دَلْهَمٍ لَيْسَ بِالْحَافِظِ كَانَ قَصَّابًا بِوَاسِطَ .
Bize Muhammed b. Avf et-Tâî anlattı; bize Rebî’ b. Ravh b. Huleyd anlattı; bize Muhammed b. Hâlid —yani el-Vehbî— anlattı; bize el-Fadl b. Delhem anlattı; el-Hasen’den; Seleme b. el-Muhabbak’tan; Ubâde b. es-Sâmit’ten [naklen] (önceki hadisin bir benzerini) bu hadisle (birlikte) Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den rivayet etti. (Hadisin devamında şöyle geçer): İnsanlar Sa’d b. Ubâde’ye: "Ey Ebû Sâbit! Had cezaları (ayetleri) nazil oldu. Eğer sen hanımının yanında (yabancı) bir adam bulsan ne yapardın?" dediler. O da: "Onlar susana (ölene) kadar kılıçla onlara vururdum. Ben gidip dört şahit mi toplayacağım? O zamana kadar o (adam) işini bitirmiş olur" dedi. Bunun üzerine (orada bulunanlar) gittiler ve Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in yanında toplandılar. "Ey Allah’ın Resûlü! Ebû Sâbit’i görmedin mi? Şöyle şöyle söyledi" dediler. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: "Kılıç şahit olarak yeter" buyurdu. Sonra: "Hayır, hayır! (Böyle yapmayın). Sarhoşun ve kıskancın bu işe (haksız yere adam öldürmeye) cüret etmesinden korkarım" buyurdu. Ebû Dâvûd dedi ki: Vekî’ bu hadisin başını el-Fadl b. Delhem’den; el-Hasen’den; Kabîsa b. Hureys’ten; Seleme b. el-Muhabbak’tan; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den rivayet etti. Bu isnad (aslında) İbnü’l-Muhabbak’ın rivayet ettiği (şu hadisin) isnadıdır: "Bir adam hanımının cariyesi ile ilişkiye girdi..." Ebû Dâvûd dedi ki: El-Fadl b. Delhem hafız (güçlü bir ravi) değildir; Vâsıt’ta kasaplık yapardı.
4418. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُحَمَّدٍ النُّفَيْلِيُّ، حَدَّثَنَا هُشَيْمٌ، حَدَّثَنَا الزُّهْرِيُّ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُتْبَةَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّ عُمَرَ، - يَعْنِي ابْنَ الْخَطَّابِ - رضى الله عنه خَطَبَ فَقَالَ إِنَّ اللَّهَ بَعَثَ مُحَمَّدًا صلى الله عليه وسلم بِالْحَقِّ وَأَنْزَلَ عَلَيْهِ الْكِتَابَ فَكَانَ فِيمَا أَنْزَلَ عَلَيْهِ آيَةُ الرَّجْمِ فَقَرَأْنَاهَا وَوَعَيْنَاهَا وَرَجَمَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَرَجَمْنَا مِنْ بَعْدِهِ وَإِنِّي خَشِيتُ - إِنْ طَالَ بِالنَّاسِ الزَّمَانُ - أَنْ يَقُولَ قَائِلٌ مَا نَجِدُ آيَةَ الرَّجْمِ فِي كِتَابِ اللَّهِ فَيَضِلُّوا بِتَرْكِ فَرِيضَةٍ أَنْزَلَهَا اللَّهُ تَعَالَى فَالرَّجْمُ حَقٌّ عَلَى مَنْ زَنَى مِنَ الرِّجَالِ وَالنِّسَاءِ إِذَا كَانَ مُحْصَنًا إِذَا قَامَتِ الْبَيِّنَةُ أَوْ كَانَ حَمْلٌ أَوِ اعْتِرَافٌ وَايْمُ اللَّهِ لَوْلاَ أَنْ يَقُولَ النَّاسُ زَادَ عُمَرُ فِي كِتَابِ اللَّهِ عَزَّ وَجَلَّ لَكَتَبْتُهَا .
Bize Abdullâh b. Muhammed en-Nüfeylî anlattı; bize Hüşeym anlattı; bize ez-Zührî anlattı; Ubeydullâh b. Abdillâh b. Utbe’den; Abdullâh b. Abbâs’tan [naklen] dedi ki: Ömer b. el-Hattâb radıyallâhu anh hutbe okudu ve şöyle dedi: Şüphesiz Allah, Muhammed sallallâhu aleyhi ve sellem’i hak ile gönderdi ve ona Kitab’ı (Kur’an’ı) indirdi. Ona indirilenler arasında recm ayeti de vardı. Biz onu okuduk, ezberledik ve anladık. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem recm cezasını uyguladı, ondan sonra biz de uyguladık. İnsanların üzerinden uzun zaman geçince birinin çıkıp: "Biz Allah’ın Kitabı’nda recm ayetini bulamıyoruz" demesinden ve Allah’ın indirdiği bir farzı terk ederek sapıtmalarından korktum. Muhakkak ki recm, erkek ve kadınlardan zina eden kimse eğer muhsan (evli) ise; delil (şahit) bulunduğunda veya gebelik ya da itiraf olduğunda (uygulanması gereken) bir haktır. Allah’a yemin olsun ki, insanlar "Ömer Allah’ın azze ve celle Kitabı’na ilave yaptı" demeyecek olsalardı, onu (Kur'an'ın kenarına/içine) yazardım.
4419. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ سُلَيْمَانَ الأَنْبَارِيُّ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ هِشَامِ بْنِ سَعْدٍ، قَالَ حَدَّثَنِي يَزِيدُ بْنُ نُعَيْمِ بْنِ هَزَّالٍ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ كَانَ مَاعِزُ بْنُ مَالِكٍ يَتِيمًا فِي حِجْرِ أَبِي . فَأَصَابَ جَارِيَةً مِنَ الْحَىِّ فَقَالَ لَهُ أَبِي ائْتِ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَأَخْبِرْهُ بِمَا صَنَعْتَ لَعَلَّهُ يَسْتَغْفِرُ لَكَ وَإِنَّمَا يُرِيدُ بِذَلِكَ رَجَاءَ أَنْ يَكُونَ لَهُ مَخْرَجًا فَأَتَاهُ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنِّي زَنَيْتُ فَأَقِمْ عَلَىَّ كِتَابَ اللَّهِ . فَأَعْرَضَ عَنْهُ فَعَادَ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنِّي زَنَيْتُ فَأَقِمْ عَلَىَّ كِتَابَ اللَّهِ . حَتَّى قَالَهَا أَرْبَعَ مِرَارٍ . قَالَ صلى الله عليه وسلم " إِنَّكَ قَدْ قُلْتَهَا أَرْبَعَ مَرَّاتٍ فَبِمَنْ " . قَالَ بِفُلاَنَةَ . قَالَ " هَلْ ضَاجَعْتَهَا " . قَالَ نَعَمْ . قَالَ " هَلْ بَاشَرْتَهَا " . قَالَ نَعَمْ . قَالَ " هَلْ جَامَعْتَهَا " . قَالَ نَعَمْ . قَالَ فَأَمَرَ بِهِ أَنْ يُرْجَمَ فَأُخْرِجَ بِهِ إِلَى الْحَرَّةِ . فَلَمَّا رُجِمَ فَوَجَدَ مَسَّ الْحِجَارَةِ جَزِعَ فَخَرَجَ يَشْتَدُّ فَلَقِيَهُ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ أُنَيْسٍ وَقَدْ عَجَزَ أَصْحَابُهُ فَنَزَعَ لَهُ بِوَظِيفِ بَعِيرٍ فَرَمَاهُ بِهِ فَقَتَلَهُ ثُمَّ أَتَى النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَذَكَرَ ذَلِكَ لَهُ فَقَالَ " هَلاَّ تَرَكْتُمُوهُ لَعَلَّهُ أَنْ يَتُوبَ فَيَتُوبَ اللَّهُ عَلَيْهِ " .
Bize Muhammed b. Süleyman el-Enbârî anlattı; bize Vekî’ anlattı; Hişâm b. Sa’d’den; dedi ki: Bana Yezîd b. Nuaym b. Hezzâl anlattı; babasından [naklen] dedi ki: Mâiz b. Mâlik, babamın himayesinde bir yetim idi. Mahalleden (oymakan) bir cariye ile ilişkiye girdi. Babam ona: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e git ve yaptığını ona haber ver. Belki senin için istiğfar eder" dedi. Babam bununla sadece onun için (günahtan) bir çıkış yolu olmasını umuyordu. (Mâiz) Resûlullah’a geldi ve: "Ey Allah’ın Resûlü! Ben zina ettim. Bana Allah’ın Kitabı’nı uygula!" dedi. (Resûlullah) ondan yüz çevirdi. O tekrar döndü (geldi) ve: "Ey Allah’ın Resûlü! Ben zina ettim. Bana Allah’ın Kitabı’nı uygula!" dedi. Bunu dört defa söyleyinceye kadar (tekrar etti). Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: "Sen bunu dört defa söyledin (ikrar ettin). Peki kiminle (yaptın)?" buyurdu. (Mâiz): "Falanca kadınla" dedi. Buyurdu ki: "Onunla yattın mı?" Dedi ki: "Evet". Buyurdu ki: "Onunla ten tene değdin mi?" Dedi ki: "Evet". Buyurdu ki: "Onunla cinsel ilişkiye girdin mi?" Dedi ki: "Evet". (Ravi) dedi ki: Bunun üzerine (Resûlullah) onun recmedilmesini emretti ve Harre (taşlık) mevkiine çıkarıldı. Recmedildiği ve taşların acısını hissettiği zaman feryat etti ve (kaçmak için) hızlıca çıktı. Abdullah b. Üneys onunla karşılaştı —arkadaşları (onu yakalamaktan) aciz kalmışlardı—. (Abdullah) bir deve incik kemiği (veya bacak kemiği) alıp ona fırlattı ve onu öldürdü. Sonra Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e geldi ve bunu ona anlattı. (Resûlullah): "Onu bıraksaydınız ya! Belki tövbe ederdi de Allah tövbesini kabul ederdi" buyurdu.
4420. Hadis
حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ عُمَرَ بْنِ مَيْسَرَةَ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ زُرَيْعٍ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ إِسْحَاقَ، قَالَ ذَكَرْتُ لِعَاصِمِ بْنِ عُمَرَ بْنِ قَتَادَةَ قِصَّةَ مَاعِزِ بْنِ مَالِكٍ فَقَالَ لِي حَدَّثَنِي حَسَنُ بْنُ مُحَمَّدِ بْنِ عَلِيِّ بْنِ أَبِي طَالِبٍ، قَالَ حَدَّثَنِي ذَلِكَ، مِنْ قَوْلِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " فَهَلاَّ تَرَكْتُمُوهُ " . مَنْ شِئْتُمْ مِنْ رِجَالِ أَسْلَمَ مِمَّنْ لاَ أَتَّهِمُ . قَالَ وَلَمْ أَعْرِفْ هَذَا الْحَدِيثَ قَالَ فَجِئْتُ جَابِرَ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ فَقُلْتُ إِنَّ رِجَالاً مِنْ أَسْلَمَ يُحَدِّثُونَ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ لَهُمْ حِينَ ذَكَرُوا لَهُ جَزَعَ مَاعِزٍ مِنَ الْحِجَارَةِ حِينَ أَصَابَتْهُ " أَلاَّ تَرَكْتُمُوهُ " . وَمَا أَعْرِفُ الْحَدِيثَ قَالَ يَا ابْنَ أَخِي أَنَا أَعْلَمُ النَّاسِ بِهَذَا الْحَدِيثِ كُنْتُ فِيمَنْ رَجَمَ الرَّجُلَ إِنَّا لَمَّا خَرَجْنَا بِهِ فَرَجَمْنَاهُ فَوَجَدَ مَسَّ الْحِجَارَةِ صَرَخَ بِنَا يَا قَوْمِ رُدُّونِي إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَإِنَّ قَوْمِي قَتَلُونِي وَغَرُّونِي مِنْ نَفْسِي وَأَخْبَرُونِي أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم غَيْرُ قَاتِلِي فَلَمْ نَنْزِعْ عَنْهُ حَتَّى قَتَلْنَاهُ فَلَمَّا رَجَعْنَا إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَأَخْبَرْنَاهُ قَالَ " فَهَلاَّ تَرَكْتُمُوهُ وَجِئْتُمُونِي بِهِ " . لِيَسْتَثْبِتَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مِنْهُ فَأَمَّا لِتَرْكِ حَدٍّ فَلاَ قَالَ فَعَرَفْتُ وَجْهَ الْحَدِيثِ .
Bize Ubeydullah b. Ömer b. Meysere anlattı; bize Yezîd b. Zürey’ anlattı; Muhammed b. İshâk’tan [naklen] dedi ki: Âsım b. Ömer b. Katâde’ye Mâiz b. Mâlik kıssasını zikrettim. Bana dedi ki: Bana Hasen b. Muhammed b. Ali b. Ebî Tâlib anlattı ve dedi ki: Bana bunu Eslem (kabilesin)den —itham etmediğim (güvenilir)— kimseler Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in sözünden (naklen) anlattılar: "(Madem kaçtı), onu bıraksaydınız ya!" (Muhammed b. İshâk) dedi ki: Ben bu hadisi (bu detayı) bilmiyordum. Câbir b. Abdillah’a geldim ve: "Eslem (kabilesin)den bazı adamlar anlatıyorlar ki; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e, Mâiz’in taşlar isabet edince acı duyup bağırdığı (kaçtığı) zikredilince: 'Onu bıraksaydınız ya!' buyurmuş. Ben bu hadisi (böyle) bilmiyorum" dedim. (Câbir) dedi ki: "Ey kardeşimin oğlu! İnsanların içinde bu hadisi en iyi bilen benim. O adamı recmedenlerin içindeydim. Biz onu (Medine dışına) çıkarıp recmettiğimizde ve taşların acısını duyduğunda bize feryat etti (ve): 'Ey kavmim! Beni Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e geri götürün! Çünkü kavmim beni öldürdü (yaktı), beni kendimle aldattılar ve Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in beni öldürmeyeceğini söylediler!' diye bağırdı. Fakat biz onu öldürünceye kadar (taşlamaktan) vazgeçmedik. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e dönüp (olanları) ona haber verdiğimizde: 'Onu bıraksaydınız ve bana getirseydiniz ya!' buyurdu. (Bunu), Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ondan (durumu) iyice tespit etmek için (istemişti). Yoksa bir had (cezasının) terk edilmesi için değil." (Muhammed b. İshâk) dedi ki: Böylece hadisin vechini (gerçek yönünü) anlamış oldum.
4421. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو كَامِلٍ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ زُرَيْعٍ، حَدَّثَنَا خَالِدٌ، - يَعْنِي الْحَذَّاءَ - عَنْ عِكْرِمَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّ مَاعِزَ بْنَ مَالِكٍ، أَتَى النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ إِنَّهُ زَنَى . فَأَعْرَضَ عَنْهُ فَأَعَادَ عَلَيْهِ مِرَارًا فَأَعْرَضَ عَنْهُ فَسَأَلَ قَوْمَهُ " أَمَجْنُونٌ هُوَ " . قَالُوا لَيْسَ بِهِ بَأْسٌ . قَالَ " أَفَعَلْتَ بِهَا " . قَالَ نَعَمْ . فَأَمَرَ بِهِ أَنْ يُرْجَمَ فَانْطُلِقَ بِهِ فَرُجِمَ وَلَمْ يُصَلِّ عَلَيْهِ .
Bize Ebû Kâmil anlattı; bize Yezîd b. Zürey’ anlattı; bize Hâlid —yani el-Hazzâ— anlattı; İkrime’den; İbn Abbâs’tan [naklen] (rivayet edildiğine göre): Mâiz b. Mâlik Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e geldi ve zina ettiğini söyledi. (Resûlullah) ondan yüz çevirdi. (Mâiz) ona (itirafını) defalarca tekrarladı, (Resûlullah her defasında) ondan yüz çevirdi. Sonra (Resûlullah) kavmine: "O deli mi?" diye sordu. Onlar: "(Aklında) bir sorun yok" dediler. (Resûlullah) ona: "O kadınla (bu işi) yaptın mı?" buyurdu. (Mâiz): "Evet" dedi. Bunun üzerine (Resûlullah) onun recmedilmesini emretti. Götürüldü ve recmedildi. (Resûlullah) onun cenaze namazını kılmadı.
4422. Hadis
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، عَنْ سِمَاكٍ، عَنْ جَابِرِ بْنِ سَمُرَةَ، قَالَ رَأَيْتُ مَاعِزَ بْنَ مَالِكٍ حِينَ جِيءَ بِهِ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم رَجُلاً قَصِيرًا أَعْضَلَ لَيْسَ عَلَيْهِ رِدَاءٌ فَشَهِدَ عَلَى نَفْسِهِ أَرْبَعَ مَرَّاتٍ أَنَّهُ قَدْ زَنَى . فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " فَلَعَلَّكَ قَبَّلْتَهَا " . قَالَ لاَ وَاللَّهِ إِنَّهُ قَدْ زَنَى الآخِرُ . قَالَ فَرَجَمَهُ ثُمَّ خَطَبَ فَقَالَ " أَلاَ كُلَّمَا نَفَرْنَا فِي سَبِيلِ اللَّهِ عَزَّ وَجَلَّ خَلَفَ أَحَدُهُمْ لَهُ نَبِيبٌ كَنَبِيبِ التَّيْسِ يَمْنَحُ إِحْدَاهُنَّ الْكُثْبَةَ أَمَا إِنَّ اللَّهَ إِنْ يُمَكِّنِّي مِنْ أَحَدٍ مِنْهُمْ إِلاَّ نَكَلْتُهُ عَنْهُنَّ " .
Bize Müsedded anlattı; bize Ebû Avâne anlattı; Simâk’ten; Câbir b. Semure’den [naklen] dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e getirildiği zaman Mâiz b. Mâlik’i gördüm. Kısa boylu, adaleli (kaslı) bir adamdı. Üzerinde ridası (üst elbisesi) yoktu. Kendisinin zina ettiğine dair dört defa şahitlik etti (itiraf etti). Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: "Belki onu öpmüşsündür?" buyurdu. (Mâiz): "Hayır vallahi! Bu (adam, yani ben) zina etmiştir!" dedi. (Ravi) dedi ki: (Resûlullah) onu recmetti (recmedilmesini emretti). Sonra hutbe okudu ve şöyle buyurdu: "Dikkat edin! Biz Allah azze ve celle yolunda sefere çıktığımız her seferinde, (geride kalanların) içinden birisi (ailelerimizin başında) kalıyor ve teke gibi bağırıyor (kadınların peşine düşüyor). Onlardan birine azıcık (bir şey) veriyor (kandırıyor). Haberiniz olsun ki, Allah bana onlardan birini imkan verirse (elime düşürürse), ona mutlaka ibretlik bir ceza veririm!"
4423. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ جَعْفَرٍ، عَنْ شُعْبَةَ، عَنْ سِمَاكٍ، قَالَ سَمِعْتُ جَابِرَ بْنَ سَمُرَةَ، بِهَذَا الْحَدِيثِ وَالأَوَّلُ أَتَمُّ قَالَ فَرَدَّهُ مَرَّتَيْنِ . قَالَ سِمَاكٌ فَحَدَّثْتُ بِهِ سَعِيدَ بْنَ جُبَيْرٍ فَقَالَ إِنَّهُ رَدَّهُ أَرْبَعَ مَرَّاتٍ .
Bize Muhammed b. el-Müsennâ anlattı; Muhammed b. Cafer’den; Şu’be’den; Simâk’ten [naklen] dedi ki: Câbir b. Semure’den bu hadisi (önceki hadisin benzerini) işittim. Ancak önceki (rivayet) daha tamdır. (Ravi) dedi ki: (Resûlullah) onu iki defa geri çevirdi. Simâk dedi ki: Ben bunu Saîd b. Cübeyr’e anlattım. O: "Onu dört defa geri çevirdi" dedi.
4424. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ الْغَنِيِّ بْنُ أَبِي عَقِيلٍ الْمِصْرِيُّ، حَدَّثَنَا خَالِدٌ، - يَعْنِي ابْنَ عَبْدِ الرَّحْمَنِ - قَالَ قَالَ شُعْبَةُ فَسَأَلْتُ سِمَاكًا عَنِ الْكُثْبَةِ فَقَالَ اللَّبَنُ الْقَلِيلُ .
Bize Abdülganî b. Ebî Akîl el-Mısrî anlattı; bize Hâlid —yani İbn Abdurrahman— anlattı; dedi ki: Şu’be dedi ki: Simâk’e "Küsbe"nin ne olduğunu sordum. "Az bir süt" dedi.
4425. Hadis
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، عَنْ سِمَاكِ بْنِ حَرْبٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لِمَاعِزِ بْنِ مَالِكٍ " أَحَقٌّ مَا بَلَغَنِي عَنْكَ " . قَالَ وَمَا بَلَغَكَ عَنِّي قَالَ " بَلَغَنِي عَنْكَ أَنَّكَ وَقَعْتَ عَلَى جَارِيَةِ بَنِي فُلاَنٍ " . قَالَ نَعَمْ . فَشَهِدَ أَرْبَعَ شَهَادَاتٍ فَأَمَرَ بِهِ فَرُجِمَ .
Bize Müsedded anlattı; bize Ebû Avâne anlattı; Simâk b. Harb’den; Saîd b. Cübeyr’den; İbn Abbâs’tan [naklen] dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem Mâiz b. Mâlik’e: "(Hakkında) bana ulaşan (bilgi) doğru mu?" buyurdu. (Mâiz): "Benden sana ne ulaştı ki?" dedi. Buyurdu ki: "Senin, falan oğullarının cariyesi ile ilişkiye girdiğin bana ulaştı." (Mâiz): "Evet" dedi. Böylece (kendi aleyhine) dört defa şahitlik etti. Bunun üzerine (Resûlullah) onun (hakkında) emretti ve recmedildi.
4426. Hadis
حَدَّثَنَا نَصْرُ بْنُ عَلِيٍّ، أَخْبَرَنَا أَبُو أَحْمَدَ، أَخْبَرَنَا إِسْرَائِيلُ، عَنْ سِمَاكِ بْنِ حَرْبٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ جَاءَ مَاعِزُ بْنُ مَالِكٍ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَاعْتَرَفَ بِالزِّنَا مَرَّتَيْنِ فَطَرَدَهُ ثُمَّ جَاءَ فَاعْتَرَفَ بِالزِّنَا مَرَّتَيْنِ فَقَالَ " شَهِدْتَ عَلَى نَفْسِكَ أَرْبَعَ مَرَّاتٍ اذْهَبُوا بِهِ فَارْجُمُوهُ " .
Bize Nasr b. Ali anlattı; bize Ebû Ahmed haber verdi; bize İsrâîl haber verdi; Simâk b. Harb’den; Saîd b. Cübeyr’den; İbn Abbâs’tan [naklen] dedi ki: Mâiz b. Mâlik Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e geldi ve iki defa zina ettiğini itiraf etti. (Resûlullah) onu kovdu. Sonra tekrar geldi ve iki defa (daha) zina ettiğini itiraf etti. Bunun üzerine (Resûlullah): "Nefsinin aleyhine dört defa şahitlik ettin. Onu götürün ve recmedin!" buyurdu.
4427. Hadis
حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ إِسْمَاعِيلَ، حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، حَدَّثَنِي يَعْلَى، عَنْ عِكْرِمَةَ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم ح وَحَدَّثَنَا زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ وَعُقْبَةُ بْنُ مُكْرَمٍ قَالاَ حَدَّثَنَا وَهْبُ بْنُ جَرِيرٍ حَدَّثَنَا أَبِي قَالَ سَمِعْتُ يَعْلَى بْنَ حَكِيمٍ يُحَدِّثُ عَنْ عِكْرِمَةَ عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ لِمَاعِزِ بْنِ مَالِكٍ " لَعَلَّكَ قَبَّلْتَ أَوْ غَمَزْتَ أَوْ نَظَرْتَ " . قَالَ لاَ . قَالَ " أَفَنِكْتَهَا " . قَالَ نَعَمْ . قَالَ فَعِنْدَ ذَلِكَ أَمَرَ بِرَجْمِهِ . وَلَمْ يَذْكُرْ مُوسَى عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ وَهَذَا لَفْظُ وَهْبٍ .
Bize Mûsâ b. İsmâîl anlattı; bize Cerîr anlattı; bana Ya’lâ anlattı; İkrime’den; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den... (H) Ve bize Züheyr b. Harb ve Ukbe b. Mükrem anlattılar. Dediler ki: Bize Vehb b. Cerîr anlattı; bize babam anlattı; dedi ki: Ben Ya’lâ b. Hakîm’i işittim; İkrime’den; İbn Abbâs’tan [naklen] rivayet ediyordu ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem Mâiz b. Mâlik’e şöyle buyurdu: "Belki öpmüşsündür veya (elle) oynaşmışsındır veya bakmışsındır?" (Mâiz): "Hayır" dedi. (Resûlullah): "Onunla cinsel ilişkiye girdin mi?" buyurdu. Dedi ki: "Evet". (Ravi) dedi ki: İşte o zaman, onun recmedilmesini emretti. (Ravi dedi ki): Mûsâ (b. İsmâîl), İbn Abbâs’ı zikretmedi. Bu (metin), Vehb’in lafzıdır.
4428. Hadis
حَدَّثَنَا الْحَسَنُ بْنُ عَلِيٍّ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي أَبُو الزُّبَيْرِ، أَنَّ عَبْدَ الرَّحْمَنِ بْنَ الصَّامِتِ ابْنَ عَمِّ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَخْبَرَهُ أَنَّهُ، سَمِعَ أَبَا هُرَيْرَةَ، يَقُولُ جَاءَ الأَسْلَمِيُّ إِلَى نَبِيِّ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَشَهِدَ عَلَى نَفْسِهِ أَنَّهُ أَصَابَ امْرَأَةً حَرَامًا أَرْبَعَ مَرَّاتٍ كُلُّ ذَلِكَ يُعْرِضُ عَنْهُ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فَأَقْبَلَ فِي الْخَامِسَةِ فَقَالَ " أَنِكْتَهَا " . قَالَ نَعَمْ . قَالَ " حَتَّى غَابَ ذَلِكَ مِنْكَ فِي ذَلِكَ مِنْهَا " . قَالَ نَعَمْ . قَالَ " كَمَا يَغِيبُ الْمِرْوَدُ فِي الْمُكْحُلَةِ وَالرِّشَاءُ فِي الْبِئْرِ " . قَالَ نَعَمْ . قَالَ " فَهَلْ تَدْرِي مَا الزِّنَا " . قَالَ نَعَمْ أَتَيْتُ مِنْهَا حَرَامًا مَا يَأْتِي الرَّجُلُ مِنِ امْرَأَتِهِ حَلاَلاً . قَالَ " فَمَا تُرِيدُ بِهَذَا الْقَوْلِ " . قَالَ أُرِيدُ أَنْ تُطَهِّرَنِي . فَأَمَرَ بِهِ فَرُجِمَ فَسَمِعَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم رَجُلَيْنِ مِنْ أَصْحَابِهِ يَقُولُ أَحَدُهُمَا لِصَاحِبِهِ انْظُرْ إِلَى هَذَا الَّذِي سَتَرَ اللَّهُ عَلَيْهِ فَلَمْ تَدَعْهُ نَفْسُهُ حَتَّى رُجِمَ رَجْمَ الْكَلْبِ . فَسَكَتَ عَنْهُمَا ثُمَّ سَارَ سَاعَةً حَتَّى مَرَّ بِجِيفَةِ حِمَارٍ شَائِلٍ بِرِجْلِهِ فَقَالَ " أَيْنَ فُلاَنٌ وَفُلاَنٌ " . فَقَالاَ نَحْنُ ذَانِ يَا رَسُولَ اللَّهِ . قَالَ " انْزِلاَ فَكُلاَ مِنْ جِيفَةِ هَذَا الْحِمَارِ " . فَقَالاَ يَا نَبِيَّ اللَّهِ مَنْ يَأْكُلُ مِنْ هَذَا قَالَ " فَمَا نِلْتُمَا مِنْ عِرْضِ أَخِيكُمَا آنِفًا أَشَدُّ مِنْ أَكْلٍ مِنْهُ وَالَّذِي نَفْسِي بِيَدِهِ إِنَّهُ الآنَ لَفِي أَنْهَارِ الْجَنَّةِ يَنْقَمِسُ فِيهَا " .
Bize el-Hasen b. Ali anlattı; bize Abdürrezzâk anlattı; İbn Cüreyc’den; dedi ki: Bana Ebû’z-Zübeyr haber verdi ki; Abdurrahman b. es-Sâmit —Ebû Hureyre’nin amcası oğludur— ona haber vermiş ki; o Ebû Hureyre’yi şöyle derken işitmiş: Eslem (kabilesin)den olan şahıs (Mâiz), Allah’ın Nebisi sallallâhu aleyhi ve sellem’e geldi ve dört defa, haram yoldan bir kadına yaklaştığına (zina ettiğine) dair kendi aleyhine şahitlik etti. Her defasında Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem ondan yüz çeviriyordu. Beşinci defa (tekrar) yönelince (Resûlullah) dedi ki: "Onunla ilişkiye girdin mi?" Dedi ki: "Evet". Buyurdu ki: "Sendeki o şey (uzuv), ondaki o şeyin içinde kayboldu mu?" Dedi ki: "Evet". Buyurdu ki: "Sürmedanlığın sürmeliğin içine, ipin (kovanın) kuyunun içine girdiği gibi mi?" Dedi ki: "Evet". Buyurdu ki: "Peki zinanın ne olduğunu biliyor musun?" Dedi ki: "Evet. Kişinin karısıyla helal yoldan yaptığı işi, ben o kadınla haram yoldan yaptım." Buyurdu ki: "Bu sözünle ne istiyorsun?" Dedi ki: "Beni (günahtan) temizlemeni istiyorum." Bunun üzerine (Resûlullah) onun (hakkında) emretti ve recmedildi. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem ashabından iki kişinin şöyle konuştuğunu işitti. Biri diğerine: "Şuna bak! Allah onun (günahını) örtmüştü. Fakat nefsi onu rahat bırakmadı, sonunda köpek gibi recmedildi (taşlandı)" diyordu. (Resûlullah) onlara ses çıkarmadı. Sonra bir süre yürüdü, nihayet ayağını havaya dikmiş bir eşek leşine rastladı. "Filan ve filan nerede?" buyurdu. (O iki şahıs): "Biz buradayız ey Allah’ın Resûlü" dediler. Buyurdu ki: "İnin ve şu eşek leşinden yiyin!" Dediler ki: "Ey Allah’ın Nebisi! Bundan kim yer ki?" Buyurdu ki: "Az önce kardeşinizin ırzından (şerefinden) kopardığınız (o söz), bundan yemeken daha ağırdır. Nefsim elinde olan (Allah)’a yemin olsun ki, o şu anda cennet nehirleri içindedir, orada yıkanıp temizlenmektedir."
4429. Hadis
حَدَّثَنَا الْحَسَنُ بْنُ عَلِيٍّ، حَدَّثَنَا أَبُو عَاصِمٍ، حَدَّثَنَا ابْنُ جُرَيْجٍ، قَالَ أَخْبَرَنَا أَبُو الزُّبَيْرِ، عَنِ ابْنِ عَمِّ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، بِنَحْوِهِ زَادَ وَاخْتَلَفُوا فَقَالَ بَعْضُهُمْ رُبِطَ إِلَى شَجَرَةٍ وَقَالَ بَعْضُهُمْ وَقَفَ .
Bize el-Hasen b. Ali anlattı; bize Ebû Âsım anlattı; bize İbn Cüreyc anlattı; dedi ki: Bana Ebû’z-Zübeyr haber verdi; Ebû Hureyre’nin amcası oğlundan; Ebû Hureyre’den [naklen] (önceki hadisin) benzerini (rivayet etti). Ve şunu ilave etti: (Ravi) dedi ki: (Hadis metninde) ihtilaf ettiler. Bazıları: "(Mâiz) bir ağaca bağlandı" dedi. Bazıları ise: "(Bağlanmadan) ayakta durdu (öyle recmedildi)" dedi.
4430. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُتَوَكِّلِ الْعَسْقَلاَنِيُّ، وَالْحَسَنُ بْنُ عَلِيٍّ، قَالاَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَخْبَرَنَا مَعْمَرٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، أَنَّ رَجُلاً، مِنْ أَسْلَمَ جَاءَ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَاعْتَرَفَ بِالزِّنَا فَأَعْرَضَ عَنْهُ ثُمَّ اعْتَرَفَ فَأَعْرَضَ عَنْهُ حَتَّى شَهِدَ عَلَى نَفْسِهِ أَرْبَعَ شَهَادَاتٍ فَقَالَ لَهُ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " أَبِكَ جُنُونٌ " . قَالَ لاَ . قَالَ " أَحْصَنْتَ " . قَالَ نَعَمْ . قَالَ فَأَمَرَ بِهِ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فَرُجِمَ فِي الْمُصَلَّى فَلَمَّا أَذْلَقَتْهُ الْحِجَارَةُ فَرَّ فَأُدْرِكَ فَرُجِمَ حَتَّى مَاتَ فَقَالَ لَهُ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم خَيْرًا وَلَمْ يُصَلِّ عَلَيْهِ .
Bize Muhammed b. el-Mütevekkil el-Askalânî ve el-Hasen b. Ali anlattılar. Dediler ki: Bize Abdürrezzâk anlattı; bize Ma’mer haber verdi; ez-Zührî’den; Ebû Seleme’den; Câbir b. Abdillâh’tan [naklen] (rivayet edildiğine göre): Eslem (kabilesin)den bir adam Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e geldi ve zina ettiğini itiraf etti. (Resûlullah) ondan yüz çevirdi. Sonra (tekrar) itiraf etti, yine ondan yüz çevirdi. Nihayet (bu şekilde) dört defa kendi aleyhine şahitlik etti. Bunun üzerine Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem ona: "Sende delilik var mı?" buyurdu. (Adam): "Hayır" dedi. Buyurdu ki: "Evlendin mi (muhsan mısın)?" Dedi ki: "Evet". (Ravi) dedi ki: Bunun üzerine Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem onun (hakkında) emretti ve Musalla’da (bayram namazgâhında) recmedildi. Taşlar canını yakınca kaçtı, fakat yakalandı ve ölünceye kadar recmedildi. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem onun hakkında hayır (dua) söyledi ama cenaze namazını kılmadı.
4431. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو كَامِلٍ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ، - يَعْنِي ابْنَ زُرَيْعٍ - ح وَحَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ مَنِيعٍ، عَنْ يَحْيَى بْنِ زَكَرِيَّا، - وَهَذَا لَفْظُهُ - عَنْ دَاوُدَ، عَنْ أَبِي نَضْرَةَ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ، قَالَ لَمَّا أَمَرَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم بِرَجْمِ مَاعِزِ بْنِ مَالِكٍ خَرَجْنَا بِهِ إِلَى الْبَقِيعِ فَوَاللَّهِ مَا أَوْثَقْنَاهُ وَلاَ حَفَرْنَا لَهُ وَلَكِنَّهُ قَامَ لَنَا . - قَالَ أَبُو كَامِلٍ قَالَ - فَرَمَيْنَاهُ بِالْعِظَامِ وَالْمَدَرِ وَالْخَزَفِ فَاشْتَدَّ وَاشْتَدَدْنَا خَلْفَهُ حَتَّى أَتَى عُرْضَ الْحَرَّةِ فَانْتَصَبَ لَنَا فَرَمَيْنَاهُ بِجَلاَمِيدِ الْحَرَّةِ حَتَّى سَكَتَ - قَالَ - فَمَا اسْتَغْفَرَ لَهُ وَلاَ سَبَّهُ .
Bize Ebû Kâmil anlattı; bize Yezîd —yani İbn Zürey’— anlattı... (H) Ve bize Ahmed b. Menî’ anlattı; Yahyâ b. Zekeriyyâ’dan —lafız onundur—; Dâvûd’dan; Ebû Nadre’den; Ebû Saîd’den [naklen] dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem Mâiz b. Mâlik’in recmedilmesini emrettiği zaman onu Bakî’ (mezarlığın)a çıkardık. Vallahi onu ne bağladık ne de onun için (bir çukur) kazdık. Fakat o karşımızda ayakta durdu. —Ebû Kâmil (şöyle) dedi:— Ona kemiklerle, keseklerle (toprak parçalarıyla) ve çömlek parçalarıyla attık. O kaçtı, biz de peşinden koştuk. Nihayet Harre’nin (taşlığın) kenarına gelince karşımızda durdu. Ona Harre’nin büyük taşlarıyla attık, sonunda sustu (öldü). (Ravi) dedi ki: (Resûlullah) onun için ne istiğfar etti ne de ona sövdü.
4432. Hadis
حَدَّثَنَا مُؤَمَّلُ بْنُ هِشَامٍ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، عَنِ الْجُرَيْرِيِّ، عَنْ أَبِي نَضْرَةَ، قَالَ جَاءَ رَجُلٌ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم نَحْوَهُ وَلَيْسَ بِتَمَامِهِ قَالَ ذَهَبُوا يَسُبُّونَهُ فَنَهَاهُمْ قَالَ ذَهَبُوا يَسْتَغْفِرُونَ لَهُ فَنَهَاهُمْ قَالَ " هُوَ رَجُلٌ أَصَابَ ذَنْبًا حَسِيبُهُ اللَّهُ " .
Bize Müemmel b. Hişâm anlattı; bize İsmâîl anlattı; el-Cüreyrî’den; Ebû Nadre’den [naklen] dedi ki: Bir adam Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e geldi... (Ravi önceki hadisin) benzerini (anlattı) ama tam olarak (aynısını) değil. Dedi ki: (İnsanlar) ona sövmeye başladılar, (Resûlullah) onları nehyetti. Onun için istiğfar etmeye başladılar, onları (ondan da) nehyetti ve: "O bir günah işleyen bir adamdır; onun hesabı Allah’a aittir" buyurdu.
4433. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ أَبِي بَكْرِ بْنِ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَعْلَى بْنِ الْحَارِثِ، حَدَّثَنَا أَبِي، عَنْ غَيْلاَنَ، عَنْ عَلْقَمَةَ بْنِ مَرْثَدٍ، عَنِ ابْنِ بُرَيْدَةَ، عَنْ أَبِيهِ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم اسْتَنْكَهَ مَاعِزًا .
Bize Muhammed b. Ebî Bekr b. Ebî Şeybe anlattı; bize Yahyâ b. Ya’lâ b. el-Hâris anlattı; bize babam anlattı; Gaylân’dan; Alkame b. Mersed’den; İbn Büreyde’den; babasından [naklen] (rivayet edildiğine göre): Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem Mâiz’in (ağız) kokusunu kokladı (içki içip içmediğini kontrol etti).
4434. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ إِسْحَاقَ الأَهْوَازِيُّ، حَدَّثَنَا أَبُو أَحْمَدَ، حَدَّثَنَا بَشِيرُ بْنُ الْمُهَاجِرِ، حَدَّثَنِي عَبْدُ اللَّهِ بْنُ بُرَيْدَةَ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ كُنَّا أَصْحَابَ رَسُولِ اللَّهِ نَتَحَدَّثُ أَنَّ الْغَامِدِيَّةَ وَمَاعِزَ بْنَ مَالِكٍ لَوْ رَجَعَا بَعْدَ اعْتِرَافِهِمَا أَوْ قَالَ لَوْ لَمْ يَرْجِعَا بَعْدَ اعْتِرَافِهِمَا لَمْ يَطْلُبْهُمَا وَإِنَّمَا رَجَمَهُمَا عِنْدَ الرَّابِعَةِ .
Bize Ahmed b. İshâk el-Ehvâzî anlattı; bize Ebû Ahmed anlattı; bize Beşîr b. el-Muhâcir anlattı; bana Abdullâh b. Büreyde anlattı; babasından [naklen] dedi ki: Biz Resûlullah’ın ashabı kendi aramızda şöyle konuşurduk: Ğâmidiyeli (kadın) ile Mâiz b. Mâlik, itiraflarından sonra geri dönselerdi —veya şöyle dedi: itiraflarından sonra (ikrar üzere devam edip) tekrar gelmeselerdi— (Resûlullah) onları aramazdı (peşlerine düşmezdi). O, ancak dördüncü (ikrarları) sırasında onları recmetti.
4435. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدَةُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، وَمُحَمَّدُ بْنُ دَاوُدَ بْنِ صُبَيْحٍ، قَالَ عَبْدَةُ أَخْبَرَنَا حَرَمِيُّ بْنُ حَفْصٍ، قَالَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُلاَثَةَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ عُمَرَ بْنِ عَبْدِ الْعَزِيزِ، أَنَّ خَالِدَ بْنَ اللَّجْلاَجِ، حَدَّثَهُ أَنَّ اللَّجْلاَجَ أَبَاهُ أَخْبَرَهُ أَنَّهُ، كَانَ قَاعِدًا يَعْتَمِلُ فِي السُّوقِ فَمَرَّتِ امْرَأَةٌ تَحْمِلُ صَبِيًّا فَثَارَ النَّاسُ مَعَهَا وَثُرْتُ فِيمَنْ ثَارَ فَانْتَهَيْتُ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَهُوَ يَقُولُ " مَنْ أَبُو هَذَا مَعَكِ " . فَسَكَتَتْ فَقَالَ شَابٌّ حَذْوَهَا أَنَا أَبُوهُ يَا رَسُولَ اللَّهِ . فَأَقْبَلَ عَلَيْهَا فَقَالَ " مَنْ أَبُو هَذَا مَعَكِ " . قَالَ الْفَتَى أَنَا أَبُوهُ يَا رَسُولَ اللَّهِ . فَنَظَرَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِلَى بَعْضِ مَنْ حَوْلَهُ يَسْأَلُهُمْ عَنْهُ فَقَالُوا مَا عَلِمْنَا إِلاَّ خَيْرًا . فَقَالَ لَهُ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " أَحْصَنْتَ " . قَالَ نَعَمْ . فَأَمَرَ بِهِ فَرُجِمَ . قَالَ فَخَرَجْنَا بِهِ فَحَفَرْنَا لَهُ حَتَّى أَمْكَنَّا ثُمَّ رَمَيْنَاهُ بِالْحِجَارَةِ حَتَّى هَدَأَ فَجَاءَ رَجُلٌ يَسْأَلُ عَنِ الْمَرْجُومِ فَانْطَلَقْنَا بِهِ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقُلْنَا هَذَا جَاءَ يَسْأَلُ عَنِ الْخَبِيثِ . فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " لَهُوَ أَطْيَبُ عِنْدَ اللَّهِ مِنْ رِيحِ الْمِسْكِ " . فَإِذَا هُوَ أَبُوهُ فَأَعَنَّاهُ عَلَى غُسْلِهِ وَتَكْفِينِهِ وَدَفْنِهِ وَمَا أَدْرِي قَالَ وَالصَّلاَةِ عَلَيْهِ أَمْ لاَ . وَهَذَا حَدِيثُ عَبْدَةَ وَهُوَ أَتَمُّ .
Bize Abde b. Abdillâh ve Muhammed b. Dâvûd b. Subayh anlattılar. Abde dedi ki: Bize Haremî b. Hafs haber verdi; dedi ki: Bize Muhammed b. Abdillâh b. Ulâse anlattı; bize Abdülazîz b. Ömer b. Abdilazîz anlattı; Hâlid b. el-Leclâc’ın ona anlattığına göre; babası el-Leclâc ona haber vermiş ki: O (el-Leclâc) çarşıda oturmuş çalışırken (iş yaparken), kucağında bir çocuk taşıyan bir kadın geçti. İnsanlar kadının peşine düştüler, ben de peşine düşenlerin arasında kalkıp (onlara katıldım). Nihayet Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e ulaştım. (Nebi kadına): "Yanındaki şu (çocuğun) babası kim?" diyordu. Kadın sustu. Onun yanındaki bir genç: "Ben onun babasıyım ey Allah’ın Resûlü!" dedi. (Resûlullah) kadına dönüp (tekrar): "Yanındaki şu (çocuğun) babası kim?" dedi. (Yine) o genç: "Ben onun babasıyım ey Allah’ın Resûlü!" dedi. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem etrafındaki bazı kimselere bakıp onlara o genci sordu. "Biz (onun hakkında) hayırdan başka bir şey bilmiyoruz" dediler. Bunun üzerine Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem ona: "Evlendin mi (muhsan mısın)?" buyurdu. (Genç): "Evet" dedi. Bunun üzerine (Resûlullah) onun hakkında emir verdi ve recmedildi. (Ravi) dedi ki: Onu çıkardık ve onun için (bir çukur) kazdık, nihayet (onu çukura yerleştirip) imkan bulduk. Sonra ona sakinleşinceye (ölünceye) kadar taş attık. Daha sonra bir adam geldi, recmedilen kişiyi soruyordu. Biz onu alıp Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e götürdük ve: "Bu (adam) geldi, o pis (habîs) kişiyi soruyor" dedik. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: "Bilakis o, Allah katında misk kokusundan daha hoştur" buyurdu. Meğer o (gelen adam) onun (gencin) babasıymış. Onun yıkanmasına, kefenlenmesine ve defnine yardım ettik. —(Ravi dedi ki:) "Cenaze namazını kılmamıza (yardım ettik mi, etmedik mi)" dediğini bilmiyorum.— Bu, Abde’nin hadisidir ve daha tamdır.
4436. Hadis
حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، حَدَّثَنَا صَدَقَةُ بْنُ خَالِدٍ، ح وَحَدَّثَنَا نَصْرُ بْنُ عَاصِمٍ الأَنْطَاكِيُّ، حَدَّثَنَا الْوَلِيدُ، جَمِيعًا قَالاَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدٌ، - قَالَ هِشَامٌ مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ الشُّعَيْثِيُّ - عَنْ مَسْلَمَةَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ الْجُهَنِيِّ، عَنْ خَالِدِ بْنِ اللَّجْلاَجِ، عَنْ أَبِيهِ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم بِبَعْضِ هَذَا الْحَدِيثِ .
Bize Hişâm b. Ammâr anlattı; bize Sadaka b. Hâlid anlattı... (H) Ve bize Nasr b. Âsım el-Antâkî anlattı; bize el-Velîd anlattı... Hepsi dediler ki: Bize Muhammed —Hişâm onun Muhammed b. Abdillâh eş-Şuaysî olduğunu söyledi— anlattı; Mesleme b. Abdillâh el-Cühenî’den; Hâlid b. el-Leclâc’dan; babasından; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den [naklen] bu hadisin bir kısmını (rivayet etti).
4437. Hadis
حَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا طَلْقُ بْنُ غَنَّامٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ السَّلاَمِ بْنُ حَفْصٍ، حَدَّثَنَا أَبُو حَازِمٍ، عَنْ سَهْلِ بْنِ سَعْدٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنَّ رَجُلاً أَتَاهُ فَأَقَرَّ عِنْدَهُ أَنَّهُ زَنَى بِامْرَأَةٍ سَمَّاهَا لَهُ فَبَعَثَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِلَى الْمَرْأَةِ فَسَأَلَهَا عَنْ ذَلِكَ فَأَنْكَرَتْ أَنْ تَكُونَ زَنَتْ فَجَلَدَهُ الْحَدَّ وَتَرَكَهَا .
Bize Osmân b. Ebî Şeybe anlattı; bize Talk b. Ğannâm anlattı; bize Abdüsselâm b. Hafs anlattı; bize Ebû Hâzim anlattı; Sehl b. Sa’d’den; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den [naklen] (rivayet edildiğine göre): Bir adam ona geldi ve onun huzurunda, ismini verdiği bir kadınla zina ettiğini ikrar etti. Bunun üzerine Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem kadına (haber) gönderip ona bu durumu sordu. Kadın zina ettiğini inkar etti. (Resûlullah) adama had cezası vurdu ve kadını bıraktı.
4438. Hadis
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا ح، وَحَدَّثَنَا ابْنُ السَّرْحِ، - الْمَعْنَى - قَالَ أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ وَهْبٍ، عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ، عَنْ أَبِي الزُّبَيْرِ، عَنْ جَابِرٍ، أَنَّ رَجُلاً، زَنَى بِامْرَأَةٍ فَأَمَرَ بِهِ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فَجُلِدَ الْحَدَّ ثُمَّ أُخْبِرَ أَنَّهُ مُحْصَنٌ فَأَمَرَ بِهِ فَرُجِمَ . قَالَ أَبُو دَاوُدَ رَوَى هَذَا الْحَدِيثَ مُحَمَّدُ بْنُ بَكْرٍ الْبُرْسَانِيُّ عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ مَوْقُوفًا عَلَى جَابِرٍ . وَرَوَاهُ أَبُو عَاصِمٍ عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ بِنَحْوِ ابْنِ وَهْبٍ لَمْ يَذْكُرِ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ إِنَّ رَجُلاً زَنَى فَلَمْ يَعْلَمْ بِإِحْصَانِهِ فَجُلِدَ ثُمَّ عَلِمَ بِإِحْصَانِهِ فَرُجِمَ .
Bize Kuteybe b. Saîd anlattı; dedi ki: Bize (Leys?) anlattı... (H) Ve bize İbnü’s-Serh anlattı —mana onundur—; dedi ki: Bize Abdullâh b. Vehb haber verdi; İbn Cüreyc’den; Ebû’z-Zübeyr’den; Câbir’den [naklen] (rivayet edildiğine göre): Bir adam bir kadınla zina etti. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem onun hakkında emir verdi ve had cezası vuruldu (sopa atıldı). Sonra onun muhsan (evli) olduğu haber verildi. Bunun üzerine (Resûlullah) onun hakkında emir verdi ve recmedildi. Ebû Dâvûd dedi ki: Bu hadisi Muhammed b. Bekr el-Bursânî, İbn Cüreyc’den, Câbir üzerinde mevkuf olarak (Câbir’in sözü olarak) rivayet etti. Ebû Âsım da onu İbn Cüreyc’den, İbn Vehb’in rivayetine benzer şekilde rivayet etti (fakat) Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’i zikretmedi. (Şöyle) dedi: "Bir adam zina etti. Evli olduğu bilinmiyordu, bu yüzden sopa vuruldu. Sonra evli olduğu öğrenildi ve recmedildi."
4439. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الرَّحِيمِ أَبُو يَحْيَى الْبَزَّازُ، أَخْبَرَنَا أَبُو عَاصِمٍ، عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ، عَنْ أَبِي الزُّبَيْرِ، عَنْ جَابِرٍ، أَنَّ رَجُلاً، زَنَى بِامْرَأَةٍ فَلَمْ يَعْلَمْ بِإِحْصَانِهِ فَجُلِدَ ثُمَّ عَلِمَ بِإِحْصَانِهِ فَرُجِمَ .
Bize Muhammed b. Abdirrahîm Ebû Yahyâ el-Bezzâz anlattı; bize Ebû Âsım haber verdi; İbn Cüreyc’den; Ebû’z-Zübeyr’den; Câbir’den [naklen] (rivayet edildiğine göre): Bir adam bir kadınla zina etti. Evli olduğu bilinmiyordu, bu yüzden (önce) sopa vuruldu. Sonra evli olduğu öğrenildi ve recmedildi.
4440. Hadis
حَدَّثَنَا مُسْلِمُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، أَنَّ هِشَامًا الدَّسْتَوَائِيَّ، وَأَبَانَ بْنَ يَزِيدَ، حَدَّثَاهُمُ - الْمَعْنَى، - عَنْ يَحْيَى، عَنْ أَبِي قِلاَبَةَ، عَنْ أَبِي الْمُهَلَّبِ، عَنْ عِمْرَانَ بْنِ حُصَيْنٍ، أَنَّ امْرَأَةً، - قَالَ فِي حَدِيثِ أَبَانَ مِنْ جُهَيْنَةَ - أَتَتِ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَتْ إِنَّهَا زَنَتْ وَهِيَ حُبْلَى . فَدَعَا النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم وَلِيًّا لَهَا فَقَالَ لَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " أَحْسِنْ إِلَيْهَا فَإِذَا وَضَعَتْ فَجِئْ بِهَا " . فَلَمَّا أَنْ وَضَعَتْ جَاءَ بِهَا فَأَمَرَ بِهَا النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فَشُكَّتْ عَلَيْهَا ثِيَابُهَا ثُمَّ أَمَرَ بِهَا فَرُجِمَتْ ثُمَّ أَمَرَهُمْ فَصَلَّوْا عَلَيْهَا فَقَالَ عُمَرُ يَا رَسُولَ اللَّهِ تُصَلِّي عَلَيْهَا وَقَدْ زَنَتْ قَالَ " وَالَّذِي نَفْسِي بِيَدِهِ لَقَدْ تَابَتْ تَوْبَةً لَوْ قُسِّمَتْ بَيْنَ سَبْعِينَ مِنْ أَهْلِ الْمَدِينَةِ لَوَسِعَتْهُمْ وَهَلْ وَجَدْتَ أَفْضَلَ مِنْ أَنْ جَادَتْ بِنَفْسِهَا " . لَمْ يَقُلْ عَنْ أَبَانَ فَشُكَّتْ عَلَيْهَا ثِيَابُهَا .
Bize Müslim b. İbrâhîm anlattı; Hişâm ed-Destevâî ve Ebân b. Yezîd ona —mana olarak— anlatmışlar; Yahyâ’dan; Ebû Kılâbe’den; Ebû’l-Mühelleb’den; İmrân b. Husayn’dan [naklen] (rivayet edildiğine göre): —Ebân’ın hadisinde "Cüheyne kabilesinden" dediği— bir kadın Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e geldi ve gebe olduğu halde zina ettiğini söyledi. Bunun üzerine Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem kadının bir velisini çağırdı ve ona: "Ona iyi davran. Doğum yaptığı zaman onu bana getir" buyurdu. Kadın doğum yapınca (velisi) onu getirdi. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem onun hakkında emir verdi ve elbiseleri üzerine bağlandı (sıkıca sarıldı). Sonra emretti ve recmedildi. Sonra onlara emretti ve üzerine cenaze namazı kıldılar. Ömer: "Ey Allah’ın Resûlü! Zina ettiği halde ona namaz mı kılıyorsun?" dedi. Buyurdu ki: "Nefsim elinde olan (Allah)’a yemin olsun ki, o öyle bir tövbe etti ki, Medine halkından yetmiş kişiye taksim edilse onlara yeterdi. Allah için canını vermesinden daha faziletli (bir amel) buldun mu?" (Ravi) Ebân’dan (gelen rivayette): "Elbiseleri üzerine bağlandı" (ifadesini) söylemedi.
4441. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْوَزِيرِ الدِّمَشْقِيُّ، حَدَّثَنَا الْوَلِيدُ، عَنِ الأَوْزَاعِيِّ، قَالَ فَشُكَّتْ عَلَيْهَا ثِيَابُهَا . يَعْنِي فَشُدَّتْ .
Bize Muhammed b. el-Vezîr ed-Dımaşkî anlattı; bize el-Velîd anlattı; el-Evzâî’den [naklen] dedi ki: "Elbiseleri üzerine bağlandı" (yani sıkıca sarıldı).
4442. Hadis
حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ مُوسَى الرَّازِيُّ، أَخْبَرَنَا عِيسَى بْنُ يُونُسَ، عَنْ بَشِيرِ بْنِ الْمُهَاجِرِ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ بُرَيْدَةَ، عَنْ أَبِيهِ، أَنَّ امْرَأَةً، - يَعْنِي مِنْ غَامِدَ - أَتَتِ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَتْ إِنِّي قَدْ فَجَرْتُ . فَقَالَ " ارْجِعِي " . فَرَجَعَتْ فَلَمَّا كَانَ الْغَدُ أَتَتْهُ فَقَالَتْ لَعَلَّكَ أَنْ تَرُدَّنِي كَمَا رَدَدْتَ مَاعِزَ بْنَ مَالِكٍ فَوَاللَّهِ إِنِّي لَحُبْلَى . فَقَالَ لَهَا " ارْجِعِي " . فَرَجَعَتْ فَلَمَّا كَانَ الْغَدُ أَتَتْهُ فَقَالَ لَهَا " ارْجِعِي حَتَّى تَلِدِي " . فَرَجَعَتْ فَلَمَّا وَلَدَتْ أَتَتْهُ بِالصَّبِيِّ فَقَالَتْ هَذَا قَدْ وَلَدْتُهُ . فَقَالَ لَهَا " ارْجِعِي فَأَرْضِعِيهِ حَتَّى تَفْطِمِيهِ " . فَجَاءَتْ بِهِ وَقَدْ فَطَمَتْهُ وَفِي يَدِهِ شَىْءٌ يَأْكُلُهُ فَأَمَرَ بِالصَّبِيِّ فَدُفِعَ إِلَى رَجُلٍ مِنَ الْمُسْلِمِينَ وَأَمَرَ بِهَا فَحُفِرَ لَهَا وَأَمَرَ بِهَا فَرُجِمَتْ وَكَانَ خَالِدٌ فِيمَنْ يَرْجُمُهَا فَرَجَمَهَا بِحَجَرٍ فَوَقَعَتْ قَطْرَةٌ مِنْ دَمِهَا عَلَى وَجْنَتِهِ فَسَبَّهَا فَقَالَ لَهُ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " مَهْلاً يَا خَالِدُ فَوَالَّذِي نَفْسِي بِيَدِهِ لَقَدْ تَابَتْ تَوْبَةً لَوْ تَابَهَا صَاحِبُ مَكْسٍ لَغُفِرَ لَهُ " . وَأَمَرَ بِهَا فَصُلِّيَ عَلَيْهَا فَدُفِنَتْ .
Bize İbrâhîm b. Mûsâ er-Râzî anlattı; bize Îsâ b. Yûnus haber verdi; Beşîr b. el-Muhâcir’den; bize Abdullâh b. Büreyde anlattı; babasından [naklen] (rivayet edildiğine göre): —Ğâmid kabilesinden— bir kadın Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e geldi ve: "Ben zina ettim" dedi. (Resûlullah): "Dön (git)!" buyurdu. Kadın döndü. Ertesi gün olunca (tekrar) ona geldi ve: "Belki de Mâiz b. Mâlik’i geri çevirdiğin gibi beni de geri çevirmek istiyorsun. Vallahi ben gebeyim!" dedi. (Resûlullah) ona: "Dön (git)!" buyurdu. Kadın döndü. Ertesi gün olunca (tekrar) ona geldi. (Resûlullah) ona: "Doğuruncaya kadar dön (git)!" buyurdu. Kadın döndü. Doğurduğu zaman çocuğu ona getirdi ve: "İşte bu, onu doğurdum" dedi. (Resûlullah) ona: "Dön (git), onu sütten kesinceye kadar emzir!" buyurdu. Kadın çocuğu sütten kesmiş ve (çocuğun) elinde yediği bir şey olduğu halde (onu) getirdi. (Resûlullah) çocuk hakkında emir verdi ve (çocuk) Müslümanlardan bir adama teslim edildi. Kadın hakkında emir verdi, onun için (bir çukur) kazıldı. Ve emir verdi, recmedildi. Hâlid (b. el-Velîd), onu recmedenler arasındaydı. Ona bir taş attı, kanından bir damla (Hâlid’in) yanağına sıçradı. Hâlid ona sövdü. Bunun üzerine Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem ona: "Yavaş ol ey Hâlid! Nefsim elinde olan (Allah)’a yemin olsun ki, o öyle bir tövbe etti ki, haksız vergi toplayan (meksçi) biri bu tövbeyi etseydi affedilirdi" buyurdu. Sonra kadın hakkında emir verdi, üzerine namaz kılındı ve defnedildi.
4443. Hadis
حَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا وَكِيعُ بْنُ الْجَرَّاحِ، عَنْ زَكَرِيَّا أَبِي عِمْرَانَ، قَالَ سَمِعْتُ شَيْخًا، يُحَدِّثُ عَنِ ابْنِ أَبِي بَكْرَةَ، عَنْ أَبِيهِ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم رَجَمَ امْرَأَةً فَحُفِرَ لَهَا إِلَى الثَّنْدُوَةِ . قَالَ أَبُو دَاوُدَ أَفْهَمَنِي رَجُلٌ عَنْ عُثْمَانَ . قَالَ أَبُو دَاوُدَ قَالَ الْغَسَّانِيُّ جُهَيْنَةُ وَغَامِدٌ وَبَارِقٌ وَاحِدٌ .
Bize Osmân b. Ebî Şeybe anlattı; bize Vekî’ b. el-Cerrâh anlattı; Zekeriyyâ Ebû İmrân’dan; dedi ki: Bir şeyhi, İbn Ebî Bekre’den; babasından [naklen] anlatırken işittim ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem bir kadını recmetti. Onun için göğüslerine kadar (bir çukur) kazıldı. —Ebû Dâvûd dedi ki: Bir adam bana Osmân’dan (böyle duyduğunu) öğretti.— Ebû Dâvûd dedi ki: el-Ğassânî dedi ki: Cüheyne, Ğâmid ve Bârık birdir (aynı olaydır).
4444. Hadis
قَالَ أَبُو دَاوُدَ حُدِّثْتُ عَنْ عَبْدِ الصَّمَدِ بْنِ عَبْدِ الْوَارِثِ، قَالَ حَدَّثَنَا زَكَرِيَّا بْنُ سُلَيْمٍ، بِإِسْنَادِهِ نَحْوَهُ زَادَ ثُمَّ رَمَاهَا بِحَصَاةٍ مِثْلَ الْحُمُّصَةِ ثُمَّ قَالَ " ارْمُوا وَاتَّقُوا الْوَجْهَ " . فَلَمَّا طَفِئَتْ أَخْرَجَهَا فَصَلَّى عَلَيْهَا وَقَالَ فِي التَّوْبَةِ نَحْوَ حَدِيثِ بُرَيْدَةَ .
Ebû Dâvûd dedi ki: Bana Abdussamed b. Abdilvâris’ten haber verildi. Dedi ki: Bize Zekeriyyâ b. Süleym kendi isnadıyla benzerini anlattı. (Ve şunu) ekledi: Sonra (Resûlullah) ona nohut tanesi gibi (küçük) bir çakıl taşı attı ve: "Atın! Yüz(ün)den sakının!" buyurdu. (Kadın) sönünce (ölünce) onu çıkardı ve üzerine cenaze namazı kıldı. Tövbesi hakkında da Büreyde hadisinin benzerini söyledi.
4445. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مَسْلَمَةَ الْقَعْنَبِيُّ، عَنْ مَالِكٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُتْبَةَ بْنِ مَسْعُودٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، وَزَيْدِ بْنِ خَالِدٍ الْجُهَنِيِّ، أَنَّهُمَا أَخْبَرَاهُ أَنَّ رَجُلَيْنِ اخْتَصَمَا إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ أَحَدُهُمَا يَا رَسُولَ اللَّهِ اقْضِ بَيْنَنَا بِكِتَابِ اللَّهِ . وَقَالَ الآخَرُ وَكَانَ أَفْقَهَهُمَا أَجَلْ يَا رَسُولَ اللَّهِ فَاقْضِ بَيْنَنَا بِكِتَابِ اللَّهِ وَائْذَنْ لِي أَنْ أَتَكَلَّمَ . قَالَ " تَكَلَّمْ " . قَالَ إِنَّ ابْنِي كَانَ عَسِيفًا عَلَى هَذَا - وَالْعَسِيفُ الأَجِيرُ - فَزَنَى بِامْرَأَتِهِ فَأَخْبَرُونِي أَنَّمَا عَلَى ابْنِي الرَّجْمَ فَافْتَدَيْتُ مِنْهُ بِمِائَةِ شَاةٍ وَبِجَارِيَةٍ لِي ثُمَّ إِنِّي سَأَلْتُ أَهْلَ الْعِلْمِ فَأَخْبَرُونِي أَنَّمَا عَلَى ابْنِي جَلْدُ مِائَةٍ وَتَغْرِيبُ عَامٍ وَإِنَّمَا الرَّجْمُ عَلَى امْرَأَتِهِ . فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " أَمَا وَالَّذِي نَفْسِي بِيَدِهِ لأَقْضِيَنَّ بَيْنَكُمَا بِكِتَابِ اللَّهِ أَمَّا غَنَمُكَ وَجَارِيَتُكَ فَرَدٌّ إِلَيْكَ " . وَجَلَدَ ابْنَهُ مِائَةً وَغَرَّبَهُ عَامًا وَأَمَرَ أُنَيْسًا الأَسْلَمِيَّ أَنْ يَأْتِيَ امْرَأَةَ الآخَرِ فَإِنِ اعْتَرَفَتْ رَجَمَهَا فَاعْتَرَفَتْ فَرَجَمَهَا .
Bize Abdullâh b. Mesleme el-Ka’nebî anlattı; Mâlik’ten; İbn Şihâb’dan; Ubeydullâh b. Abdillâh b. Utbe b. Mes’ûd’dan; Ebû Hureyre ve Zeyd b. Hâlid el-Cühenî’den [naklen] (rivayet edildiğine göre): Bu iki sahabi haber vermişler ki, iki adam (arasındaki dava) Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e intikal etti. Onlardan biri: "Ey Allah’ın Resûlü! Aramızda Allah’ın Kitabı ile hükmet!" dedi. Diğeri —ki o, fıkıhça (anlayışça) daha üstündü—: "Evet ey Allah’ın Resûlü! Aramızda Allah’ın Kitabı ile hükmet ve (önce) konuşmam için bana izin ver" dedi. (Resûlullah): "Konuş!" buyurdu. Dedi ki: "Benim oğlum bu adamın yanında 'asîf' (işçi) idi. —Asîf, ücretli işçi demektir.— Onun karısıyla zina etti. Bana, oğlumun üzerine recm (cezası) düştüğü haber verildi. Ben de oğluma karşılık (fidye olarak) yüz koyun ve bir cariyemi fidye olarak verdim. Sonra ilim ehline sordum. Bana, oğlumun üzerine yüz celde (sopa) ve bir yıl sürgün (cezası) düştüğünü; recm cezasının ise (sadece) bunun karısına ait olduğunu haber verdiler." Bunun üzerine Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Dikkat edin! Nefsim elinde olan (Allah)’a yemin olsun ki, aranızda mutlaka Allah’ın Kitabı ile hükmedeceğim! Koyunların ve cariyen sana iade edilecek." (Resûlullah) oğluna yüz sopa vurdu ve onu bir yıl sürgün etti. Üneys el-Eslemî’ye de diğer adamın karısına gitmesini, eğer (suçunu) itiraf ederse onu recmetmesini emretti. Kadın itiraf etti, o da onu recmetti.
4446. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مَسْلَمَةَ، قَالَ قَرَأْتُ عَلَى مَالِكِ بْنِ أَنَسٍ عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، أَنَّهُ قَالَ إِنَّ الْيَهُودَ جَاءُوا إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَذَكَرُوا لَهُ أَنَّ رَجُلاً مِنْهُمْ وَامْرَأَةً زَنَيَا فَقَالَ لَهُمْ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَا تَجِدُونَ فِي التَّوْرَاةِ فِي شَأْنِ الزِّنَا " . فَقَالُوا نَفْضَحُهُمْ وَيُجْلَدُونَ . فَقَالَ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ سَلاَمٍ كَذَبْتُمْ إِنَّ فِيهَا الرَّجْمَ . فَأَتَوْا بِالتَّوْرَاةِ فَنَشَرُوهَا فَجَعَلَ أَحَدُهُمْ يَدَهُ عَلَى آيَةِ الرَّجْمِ ثُمَّ جَعَلَ يَقْرَأُ مَا قَبْلَهَا وَمَا بَعْدَهَا فَقَالَ لَهُ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ سَلاَمٍ ارْفَعْ يَدَكَ . فَرَفَعَهَا فَإِذَا فِيهَا آيَةُ الرَّجْمِ فَقَالُوا صَدَقَ يَا مُحَمَّدُ فِيهَا آيَةُ الرَّجْمِ . فَأَمَرَ بِهِمَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَرُجِمَا . قَالَ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عُمَرَ فَرَأَيْتُ الرَّجُلَ يَحْنِي عَلَى الْمَرْأَةِ يَقِيهَا الْحِجَارَةَ .
Bize Abdullâh b. Mesleme anlattı; dedi ki: Mâlik b. Enes’e okudum; Nâfi’den; İbn Ömer’den [naklen] dedi ki: Yahudiler Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e geldiler ve içlerinden bir erkek ile bir kadının zina ettiğini ona anlattılar. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem onlara: "Zina hakkında Tevrat’ta ne buluyorsunuz?" buyurdu. Onlar: "Onları rezil ederiz (yüzlerini karaya boyayıp gezdiririz) ve sopa vurulur" dediler. Bunun üzerine Abdullâh b. Selâm: "Yalan söylediniz! Onda recm (cezası) vardır" dedi. Tevrat’ı getirdiler ve onu açtılar. Onlardan biri elini recm ayetinin üzerine koydu, sonra onun öncesini ve sonrasını okumaya başladı. Abdullâh b. Selâm ona: "Elini kaldır!" dedi. Elini kaldırınca, bir de baktılar ki orada recm ayeti var. Bunun üzerine: "Doğru söyledi ey Muhammed! Onda recm ayeti varmış" dediler. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem o ikisi hakkında emir verdi ve recmedildiler. Abdullâh b. Ömer dedi ki: "O adamın, taşlardan korumak için (kadının) üzerine kapandığını gördüm."
4447. Hadis
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَاحِدِ بْنُ زِيَادٍ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مُرَّةَ، عَنِ الْبَرَاءِ بْنِ عَازِبٍ، قَالَ مَرُّوا عَلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِيَهُودِيٍّ قَدْ حُمِّمَ وَجْهُهُ وَهُوَ يُطَافُ بِهِ فَنَاشَدَهُمْ مَا حَدُّ الزَّانِي فِي كِتَابِهِمْ قَالَ فَأَحَالُوهُ عَلَى رَجُلٍ مِنْهُمْ فَنَشَدَهُ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " مَا حَدُّ الزَّانِي فِي كِتَابِكُمْ " . فَقَالَ الرَّجْمُ وَلَكِنْ ظَهَرَ الزِّنَا فِي أَشْرَافِنَا فَكَرِهْنَا أَنْ يُتْرَكَ الشَّرِيفُ وَيُقَامَ عَلَى مَنْ دُونَهُ فَوَضَعْنَا هَذَا عَنَّا . فَأَمَرَ بِهِ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَرُجِمَ ثُمَّ قَالَ " اللَّهُمَّ إِنِّي أَوَّلُ مَنْ أَحْيَا مَا أَمَاتُوا مِنْ كِتَابِكَ " .
Bize Müsedded anlattı; bize Abdülvâhid b. Ziyâd anlattı; A’meş’ten; Abdullâh b. Mürre’den; el-Berâ b. Âzib’den [naklen] dedi ki: (İnsanlar) Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in yanından, yüzü karaya boyanmış ve dolaştırılan bir Yahudi ile geçtiler. (Resûlullah) onlara (yemin verdirerek) sordu: "Sizin kitabınızda zinanın had cezası bu mudur?" Onlar (soruyu) içlerinden bir adama havale ettiler. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem ona yemin verdirerek sordu: "Sizin kitabınızda zinanın had cezası nedir?" (Adam) dedi ki: "Recm (taşlayarak öldürme)dir. Fakat eşrafımız arasında zina çoğaldı. Şerif (soylu) birini (işlediği suçtan dolayı) bırakıp, ondan aşağıda olan birine ceza uygulamayı kerih gördük. Bu yüzden bu (recm cezasını) üzerimizden kaldırdık." Bunun üzerine Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem onun hakkında emir verdi ve recmedildi. Sonra şöyle buyurdu: "Allah’ım! Senin Kitabı’ndan onların öldürdüğü (terk ettiği) şeyi ihya edenlerin ilki benim!"
4448. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْعَلاَءِ، حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مُرَّةَ، عَنِ الْبَرَاءِ بْنِ عَازِبٍ، قَالَ مُرَّ عَلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِيَهُودِيٍّ مُحَمَّمٍ مَجْلُودٍ فَدَعَاهُمْ فَقَالَ " هَكَذَا تَجِدُونَ حَدَّ الزَّانِي " . فَقَالُوا نَعَمْ . فَدَعَا رَجُلاً مِنْ عُلَمَائِهِمْ قَالَ لَهُ " نَشَدْتُكَ بِاللَّهِ الَّذِي أَنْزَلَ التَّوْرَاةَ عَلَى مُوسَى هَكَذَا تَجِدُونَ حَدَّ الزَّانِي فِي كِتَابِكُمْ " . فَقَالَ اللَّهُمَّ لاَ وَلَوْلاَ أَنَّكَ نَشَدْتَنِي بِهَذَا لَمْ أُخْبِرْكَ نَجِدُ حَدَّ الزَّانِي فِي كِتَابِنَا الرَّجْمَ وَلَكِنَّهُ كَثُرَ فِي أَشْرَافِنَا فَكُنَّا إِذَا أَخَذْنَا الرَّجُلَ الشَّرِيفَ تَرَكْنَاهُ وَإِذَا أَخَذْنَا الرَّجُلَ الضَّعِيفَ أَقَمْنَا عَلَيْهِ الْحَدَّ فَقُلْنَا تَعَالَوْا فَنَجْتَمِعَ عَلَى شَىْءٍ نُقِيمُهُ عَلَى الشَّرِيفِ وَالْوَضِيعِ فَاجْتَمَعْنَا عَلَى التَّحْمِيمِ وَالْجَلْدِ وَتَرَكْنَا الرَّجْمَ . فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " اللَّهُمَّ إِنِّي أَوَّلُ مَنْ أَحْيَا أَمْرَكَ إِذْ أَمَاتُوهُ " . فَأَمَرَ بِهِ فَرُجِمَ فَأَنْزَلَ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ { يَا أَيُّهَا الرَّسُولُ لاَ يَحْزُنْكَ الَّذِينَ يُسَارِعُونَ فِي الْكُفْرِ } إِلَى قَوْلِهِ { يَقُولُونَ إِنْ أُوتِيتُمْ هَذَا فَخُذُوهُ وَإِنْ لَمْ تُؤْتَوْهُ فَاحْذَرُوا } إِلَى قَوْلِهِ { وَمَنْ لَمْ يَحْكُمْ بِمَا أَنْزَلَ اللَّهُ فَأُولَئِكَ هُمُ الْكَافِرُونَ } فِي الْيَهُودِ إِلَى قَوْلِهِ { وَمَنْ لَمْ يَحْكُمْ بِمَا أَنْزَلَ اللَّهُ فَأُولَئِكَ هُمُ الظَّالِمُونَ } فِي الْيَهُودِ إِلَى قَوْلِهِ { وَمَنْ لَمْ يَحْكُمْ بِمَا أَنْزَلَ اللَّهُ فَأُولَئِكَ هُمُ الْفَاسِقُونَ } قَالَ هِيَ فِي الْكُفَّارِ كُلُّهَا يَعْنِي هَذِهِ الآيَةَ .
Bize Muhammed b. el-Alâ anlattı; bize Ebû Muâviye anlattı; A’meş’ten; Abdullâh b. Mürre’den; el-Berâ b. Âzib’den [naklen] dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in yanından yüzü karalanmış ve sopa vurulmuş bir Yahudi (geçirildi). (Resûlullah) onları çağırdı ve: "Zinanın had cezasını (kitabınızda) böyle mi buluyorsunuz?" buyurdu. Onlar: "Evet" dediler. Bunun üzerine onların alimlerinden bir adamı çağırdı ve ona: "Tevrat’ı Musa’ya indiren Allah aşkına sana soruyorum! Kitabınızda zinanın had cezasını böyle mi buluyorsunuz?" buyurdu. (Alim): "Vallahi hayır! Eğer bana bu yeminle sormasaydın sana haber vermezdim. Biz kitabımızda zinanın had cezasını recm olarak buluyoruz. Fakat eşrafımız arasında (zina) çoğaldı. Biz şerif (soylu) birini yakaladığımızda onu (cezasız) bırakıyorduk. Zayıf birini yakaladığımızda ise ona had cezasını uyguluyorduk. (Sonra) dedik ki: 'Gelin, şerif olana da, aşağı tabakadan olana da uygulayacağımız (ortak) bir ceza üzerinde birleşelim.' Böylece tahmim (yüzü karalama) ve celde (sopa) üzerinde birleştik ve recmi terk ettik." Bunun üzerine Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: "Allah’ım! Onlar senin emrini öldürdüklerinde (uygulamadan kaldırdıklarında), onu ihya edenlerin ilki benim!" buyurdu. Sonra onun hakkında emir verdi ve recmedildi. Bunun üzerine Allah azze ve celle: "Ey Resûl! Küfürde yarışanlar seni üzmesin..." (Mâide, 5/41) ayetinden; "...Size bu (hüküm) verilirse onu alın, eğer o verilmezse sakının derler..." (Mâide, 5/41) ayetine kadar indirdi. Ve Yahudiler hakkında: "...Kim Allah’ın indirdiği ile hükmetmezse işte onlar kâfirlerin ta kendileridir" (Mâide, 5/44) ayetine kadar; Yahudiler hakkında: "...İşte onlar zalimlerin ta kendileridir" (Mâide, 5/45) ayetine kadar; ve "...İşte onlar fâsıkların ta kendileridir" (Mâide, 5/47) ayetine kadar (ayetleri) indirdi. (Ravi) dedi ki: Bu (ayetlerin) hepsi kâfirler hakkındadır —yani bu ayet(ler)—.
4449. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ سَعِيدٍ الْهَمْدَانِيُّ، حَدَّثَنَا ابْنُ وَهْبٍ، حَدَّثَنِي هِشَامُ بْنُ سَعْدٍ، أَنَّ زَيْدَ بْنَ أَسْلَمَ، حَدَّثَهُ عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ أَتَى نَفَرٌ مِنْ يَهُودَ فَدَعَوْا رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِلَى الْقُفِّ فَأَتَاهُمْ فِي بَيْتِ الْمِدْرَاسِ فَقَالُوا يَا أَبَا الْقَاسِمِ إِنَّ رَجُلاً مِنَّا زَنَى بِامْرَأَةٍ فَاحْكُمْ بَيْنَهُمْ فَوَضَعُوا لِرَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وِسَادَةً فَجَلَسَ عَلَيْهَا ثُمَّ قَالَ " ائْتُونِي بِالتَّوْرَاةِ " . فَأُتِيَ بِهَا فَنَزَعَ الْوِسَادَةَ مِنْ تَحْتِهِ فَوَضَعَ التَّوْرَاةَ عَلَيْهَا ثُمَّ قَالَ " آمَنْتُ بِكِ وَبِمَنْ أَنْزَلَكِ " . ثُمَّ قَالَ " ائْتُونِي بِأَعْلَمِكُمْ " . فَأُتِيَ بِفَتًى شَابٍّ ثُمَّ ذَكَرَ قِصَّةَ الرَّجْمِ نَحْوَ حَدِيثِ مَالِكٍ عَنْ نَافِعٍ .
Bize Ahmed b. Saîd el-Hemdânî anlattı; bize İbn Vehb anlattı; bana Hişâm b. Sa’d anlattı ki; Zeyd b. Eslem ona İbn Ömer’den [naklen] anlatmış: Yahudilerden bir grup (Nebi’ye) geldi ve Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’i Kuff (denilen yer)’e davet ettiler. O da onların "Beytü’l-Midrâs"ına (Tehsil evine) geldi. "Ey Ebu’l-Kâsım! Bizden bir adam bir kadınla zina etti. Aralarında hüküm ver" dediler. Ve Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem için bir yastık koydular, o da üzerine oturdu. Sonra: "Bana Tevrat’ı getirin!" buyurdu. Tevrat getirildi. (Resûlullah) altındaki yastığı çekip aldı ve Tevrat’ı onun üzerine koydu. Sonra: "Sana ve seni indirene iman ettim!" buyurdu. Sonra: "Bana en bilgin olanınızı getirin!" buyurdu. Ona genç bir delikanlı getirildi. Sonra (ravi hadisin devamında) Mâlik’in Nâfi’den rivayetine benzer şekilde recm kıssasını zikretti.
4450. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَخْبَرَنَا مَعْمَرٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، قَالَ حَدَّثَنَا رَجُلٌ، مِنْ مُزَيْنَةَ ح وَحَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ صَالِحٍ، حَدَّثَنَا عَنْبَسَةُ، حَدَّثَنَا يُونُسُ، قَالَ قَالَ مُحَمَّدُ بْنُ مُسْلِمٍ سَمِعْتُ رَجُلاً، مِنْ مُزَيْنَةَ مِمَّنْ يَتَّبِعُ الْعِلْمَ وَيَعِيهِ - ثُمَّ اتَّفَقَا - وَنَحْنُ عِنْدَ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ فَحَدَّثَنَا عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ - وَهَذَا حَدِيثُ مَعْمَرٍ وَهُوَ أَتَمُّ - قَالَ زَنَى رَجُلٌ مِنَ الْيَهُودِ وَامْرَأَةٌ فَقَالَ بَعْضُهُمْ لِبَعْضٍ اذْهَبُوا بِنَا إِلَى هَذَا النَّبِيِّ فَإِنَّهُ نَبِيٌّ بُعِثَ بِالتَّخْفِيفِ فَإِنْ أَفْتَانَا بِفُتْيَا دُونَ الرَّجْمِ قَبِلْنَاهَا وَاحْتَجَجْنَا بِهَا عِنْدَ اللَّهِ قُلْنَا فُتْيَا نَبِيٍّ مِنْ أَنْبِيَائِكَ - قَالَ - فَأَتَوُا النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم وَهُوَ جَالِسٌ فِي الْمَسْجِدِ فِي أَصْحَابِهِ فَقَالُوا يَا أَبَا الْقَاسِمِ مَا تَرَى فِي رَجُلٍ وَامْرَأَةٍ زَنَيَا فَلَمْ يُكَلِّمْهُمْ كَلِمَةً حَتَّى أَتَى بَيْتَ مِدْرَاسِهِمْ فَقَامَ عَلَى الْبَابِ فَقَالَ " أَنْشُدُكُمْ بِاللَّهِ الَّذِي أَنْزَلَ التَّوْرَاةَ عَلَى مُوسَى مَا تَجِدُونَ فِي التَّوْرَاةِ عَلَى مَنْ زَنَى إِذَا أُحْصِنَ " . قَالُوا يُحَمَّمُ وَيُجَبَّهُ وَيُجْلَدُ - وَالتَّجْبِيَةُ أَنْ يُحْمَلَ الزَّانِيَانِ عَلَى حِمَارٍ وَتُقَابَلَ أَقْفِيَتُهُمَا وَيُطَافَ بِهِمَا - قَالَ وَسَكَتَ شَابٌّ مِنْهُمْ فَلَمَّا رَآهُ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم سَكَتَ أَلَظَّ بِهِ النِّشْدَةَ فَقَالَ اللَّهُمَّ إِذْ نَشَدْتَنَا فَإِنَّا نَجِدُ فِي التَّوْرَاةِ الرَّجْمَ . فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " فَمَا أَوَّلُ مَا ارْتَخَصْتُمْ أَمْرَ اللَّهِ " . قَالَ زَنَى ذُو قَرَابَةٍ مَعَ مَلِكٍ مِنْ مُلُوكِنَا فَأَخَّرَ عَنْهُ الرَّجْمَ ثُمَّ زَنَى رَجُلٌ فِي أُسْرَةٍ مِنَ النَّاسِ فَأَرَادَ رَجْمَهُ فَحَالَ قَوْمُهُ دُونَهُ وَقَالُوا لاَ يُرْجَمُ صَاحِبُنَا حَتَّى تَجِيءَ بِصَاحِبِكَ فَتَرْجُمَهُ فَاصْطَلَحُوا عَلَى هَذِهِ الْعُقُوبَةِ بَيْنَهُمْ . فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " فَإِنِّي أَحْكُمُ بِمَا فِي التَّوْرَاةِ " . فَأَمَرَ بِهِمَا فَرُجِمَا . قَالَ الزُّهْرِيُّ فَبَلَغَنَا أَنَّ هَذِهِ الآيَةَ نَزَلَتْ فِيهِمْ { إِنَّا أَنْزَلْنَا التَّوْرَاةَ فِيهَا هُدًى وَنُورٌ يَحْكُمُ بِهَا النَّبِيُّونَ الَّذِينَ أَسْلَمُوا } كَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم مِنْهُمْ .
Bize Muhammed b. Yahyâ anlattı; bize Abdürrezzâk anlattı; bize Ma’mer haber verdi; ez-Zührî’den; dedi ki: Bize Müzeyne’den bir adam anlattı... (H) Ve bize Ahmed b. Sâlih anlattı; bize Anbese anlattı; bize Yûnus anlattı; dedi ki: Muhammed b. Müslim dedi ki: Müzeyne’den ilim peşinde koşan ve onu ezberleyen bir adamdan işittim ki... —Sonra (iki ravi metinde) ittifak ettiler— (Müzeyneli adam dedi ki): Biz Saîd b. el-Müseyyeb’in yanındayken bize Ebû Hureyre’den anlattı —bu Ma’mer’in hadisidir ve daha tamdır—; dedi ki: Yahudilerden bir adam ve bir kadın zina etti. (Yahudilerin) bazıları birbirlerine: "Haydi şu Peygamber’e gidelim. Çünkü o, hafifletme ile (kolaylıkla) gönderilmiş bir peygamberdir. Eğer bize recmden başka (hafif) bir fetva verirse onu kabul ederiz ve Allah katında onu delil gösteririz; 'Senin peygamberlerinden bir peygamberin fetvası' deriz" dediler. (Ravi) dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem ashabının arasında mescitte otururken ona geldiler ve: "Ey Ebu’l-Kâsım! Zina eden bir erkek ve bir kadın hakkında görüşün nedir?" dediler. (Resûlullah) onlara tek kelime bile söylemedi. Nihayet onların Beyt-i Midrâs’larına (okullarına) geldi. Kapıda durup şöyle buyurdu: "Tevrat’ı Musa’ya indiren Allah aşkına size soruyorum! Tevrat’ta, evli olduğu halde zina eden kimse hakkında ne (hüküm) buluyorsunuz?" Onlar: "Yüzü karalanır, (hayvan üzerinde) ters bindirilir ve sopa vurulur" dediler. —Tecbiye: Zina eden iki kişinin bir eşeğe bindirilip, sırtlarının birbirine dönük (yüzlerinin ters yöne) getirilmesi ve dolaştırılmasıdır.— (Ravi) dedi ki: Onlardan bir genç sustu. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem onun sustuğunu görünce ona yeminle (ısrarla) sordu. Bunun üzerine (genç): "Allah’ım (şahit ol)! Madem bize yemin verdirdin; biz Tevrat’ta recm (cezasını) buluyoruz" dedi. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem: "Peki Allah’ın emrini ilk ne zaman (ve nasıl) hafiflettiniz (değiştirdiniz)?" buyurdu. (Genç) dedi ki: "Krallarımızdan birinin bir yakını zina etti, ondan recm cezasını erteledi (uygulamadı). Sonra halktan (sıradan) bir adam zina etti. Onu recmetmek istedi. Fakat kavmi (araya girip) ona engel oldu ve: 'Sen kendi yakınını (sahibini) getirip recmetmedikçe bizim adamımız recmedilemez!' dediler. Bunun üzerine (cezayı değiştirmek üzere) aralarında bu (hafif) ceza üzerinde anlaştılar." Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem: "Ben Tevrat’ta olan (hüküm) ile hükmediyorum" buyurdu. Onlar hakkında emir verdi ve recmedildiler. Zührî dedi ki: Bize ulaştığına göre şu ayet onlar hakkında inmiştir: "İçinde hidayet ve nur bulunan Tevrat'ı biz indirdik. (Allah'a) teslim olmuş nebiler onunla hükmederlerdi..." (Mâide, 5/44). Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem de onlardandı.