4513. Hadis
حَدَّثَنَا مَخْلَدُ بْنُ خَالِدٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، حَدَّثَنَا مَعْمَرٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنِ ابْنِ كَعْبِ بْنِ مَالِكٍ، عَنْ أَبِيهِ، أَنَّ أُمَّ مُبَشِّرٍ، قَالَتْ لِلنَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فِي مَرَضِهِ الَّذِي مَاتَ فِيهِ مَا يُتَّهَمُ بِكَ يَا رَسُولَ اللَّهِ فَإِنِّي لاَ أَتَّهِمُ بِابْنِي شَيْئًا إِلاَّ الشَّاةَ الْمَسْمُومَةَ الَّتِي أَكَلَ مَعَكَ بِخَيْبَرَ . وَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " وَأَنَا لاَ أَتَّهِمُ بِنَفْسِي إِلاَّ ذَلِكَ فَهَذَا أَوَانُ قَطَعَتْ أَبْهَرِي " . قَالَ أَبُو دَاوُدَ وَرُبَّمَا حَدَّثَ عَبْدُ الرَّزَّاقِ بِهَذَا الْحَدِيثِ مُرْسَلاً عَنْ مَعْمَرٍ عَنِ الزُّهْرِيِّ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَرُبَّمَا حَدَّثَ بِهِ عَنِ الزُّهْرِيِّ عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ كَعْبِ بْنِ مَالِكٍ وَذَكَرَ عَبْدُ الرَّزَّاقِ أَنَّ مَعْمَرًا كَانَ يُحَدِّثُهُمْ بِالْحَدِيثِ مَرَّةً مُرْسَلاً فَيَكْتُبُونَهُ وَيُحَدِّثُهُمْ مَرَّةً بِهِ فَيُسْنِدُهُ فَيَكْتُبُونَهُ وَكُلٌّ صَحِيحٌ عِنْدَنَا قَالَ عَبْدُ الرَّزَّاقِ فَلَمَّا قَدِمَ ابْنُ الْمُبَارَكِ عَلَى مَعْمَرٍ أَسْنَدَ لَهُ مَعْمَرٌ أَحَادِيثَ كَانَ يُوقِفُهَا .
Bize Mahled b. Hâlid anlattı; bize Abdurrezzâk anlattı; bize Ma'mer anlattı; Zührî'den, (o) İbn Ka'b b. Mâlik'ten, (o) babasından nakletti ki; Ümmü Mübeşşir, Peygamber'e (sallallâhu aleyhi ve sellem) vefat ettiği hastalığında şöyle dedi: "Ey Allah'ın Resûlü! (Hastalığının sebebi olarak) senden ne şüpheleniliyor (sence hastalığının sebebi ne)? Ben oğlum için, Hayber'de seninle birlikte yediği zehirli koyundan başka bir şeyden şüphelenmiyorum." Peygamber (sallallâhu aleyhi ve sellem) de: "Ben de kendim için ondan başkasından şüphelenmiyorum. İşte şu an, onun atardamarımı kestiği zamandır" buyurdu. Ebû Dâvûd dedi ki: Abdurrezzâk bu hadisi bazen mürsel olarak Ma'mer'den, (o) Zührî'den, (o) Peygamber'den (sallallâhu aleyhi ve sellem) diye rivayet eder; bazen de Zührî'den, (o) Abdurrahman b. Ka'b b. Mâlik'ten diye rivayet ederdi. Abdurrezzâk şunu zikretti: Ma'mer onlara hadisi bazen mürsel olarak anlatır, onlar da (öyle) yazarlardı; bazen de onu müsned (senetli) olarak anlatır, onlar da (öyle) yazarlardı. Bizce hepsi sahihtir. Abdurrezzâk dedi ki: İbnü'l-Mübârek Ma'mer'in yanına gelince, Ma'mer (daha önce) mevkuf (veya mürsel) yaptığı hadisleri onun için müsned yapıverdi (senetlerini saydı).