1293. Hadis
حَدَّثَنَا الْقَعْنَبِيُّ، عَنْ مَالِكٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ عُرْوَةَ بْنِ الزُّبَيْرِ، عَنْ عَائِشَةَ، زَوْجِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنَّهَا قَالَتْ مَا سَبَّحَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم سُبْحَةَ الضُّحَى قَطُّ وَإِنِّي لأُسَبِّحُهَا وَإِنْ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لَيَدَعُ الْعَمَلَ وَهُوَ يُحِبُّ أَنْ يَعْمَلَ بِهِ خَشْيَةَ أَنْ يَعْمَلَ بِهِ النَّاسُ فَيُفْرَضَ عَلَيْهِمْ .
Bize el-Ka’nebî anlattı; Mâlik’ten, İbn Şihâb’dan, Urve b. ez-Zübeyr’den, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in eşi Âişe’den [radıyallahu anhâ] nakledildiğine göre o şöyle demiştir: “Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem hiçbir zaman [düzenli olarak] kuşluk namazı [subhate’d-duhâ] kılmadı; oysa ben onu mutlaka kılarım. Şüphesiz Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, yapmayı sevdiği bir ameli, insanlar da onu yaparlar da üzerlerine farz kılınır korkusuyla terk ederdi.”