1250. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عِيسَى، حَدَّثَنَا ابْنُ عُلَيَّةَ، حَدَّثَنَا دَاوُدُ بْنُ أَبِي هِنْدٍ، حَدَّثَنِي النُّعْمَانُ بْنُ سَالِمٍ، عَنْ عَمْرِو بْنِ أَوْسٍ، عَنْ عَنْبَسَةَ بْنِ أَبِي سُفْيَانَ، عَنْ أُمِّ حَبِيبَةَ، قَالَتْ قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " مَنْ صَلَّى فِي يَوْمٍ ثِنْتَىْ عَشْرَةَ رَكْعَةً تَطَوُّعًا بُنِيَ لَهُ بِهِنَّ بَيْتٌ فِي الْجَنَّةِ " .
Bize Muhammed b. Îsâ anlattı; bize İbn Uleyye anlattı; bize Dâvûd b. Ebî Hind anlattı; en-Nu’mân b. Sâlim bana anlattı; Amr b. Evs’ten, Anbese b. Ebî Süfyân’dan, Ümmü Habîbe’den [radıyallahu anhâ] nakledildiğine göre o şöyle demiştir: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Kim bir gün içinde nafile [gönüllü] olarak on iki rekât [namaz] kılarsa, [bu namazlar] sebebiyle ona cennette bir ev inşa edilir.”
1251. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ حَنْبَلٍ، حَدَّثَنَا هُشَيْمٌ، أَخْبَرَنَا خَالِدٌ، ح وَحَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ زُرَيْعٍ، حَدَّثَنَا خَالِدٌ، - الْمَعْنَى - عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ شَقِيقٍ، قَالَ سَأَلْتُ عَائِشَةَ عَنْ صَلاَةِ، رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مِنَ التَّطَوُّعِ فَقَالَتْ كَانَ يُصَلِّي قَبْلَ الظُّهْرِ أَرْبَعًا فِي بَيْتِي ثُمَّ يَخْرُجُ فَيُصَلِّي بِالنَّاسِ ثُمَّ يَرْجِعُ إِلَى بَيْتِي فَيُصَلِّي رَكْعَتَيْنِ وَكَانَ يُصَلِّي بِالنَّاسِ الْمَغْرِبَ ثُمَّ يَرْجِعُ إِلَى بَيْتِي فَيُصَلِّي رَكْعَتَيْنِ وَكَانَ يُصَلِّي بِهِمُ الْعِشَاءَ ثُمَّ يَدْخُلُ بَيْتِي فَيُصَلِّي رَكْعَتَيْنِ وَكَانَ يُصَلِّي مِنَ اللَّيْلِ تِسْعَ رَكَعَاتٍ فِيهِنَّ الْوِتْرُ وَكَانَ يُصَلِّي لَيْلاً طَوِيلاً قَائِمًا وَلَيْلاً طَوِيلاً جَالِسًا فَإِذَا قَرَأَ وَهُوَ قَائِمٌ رَكَعَ وَسَجَدَ وَهُوَ قَائِمٌ وَإِذَا قَرَأَ وَهُوَ قَاعِدٌ رَكَعَ وَسَجَدَ وَهُوَ قَاعِدٌ وَكَانَ إِذَا طَلَعَ الْفَجْرُ صَلَّى رَكْعَتَيْنِ ثُمَّ يَخْرُجُ فَيُصَلِّي بِالنَّاسِ صَلاَةَ الْفَجْرِ صلى الله عليه وسلم .
Bize Ahmed b. Hanbel anlattı; bize Huşeym anlattı; bize Hâlid haber verdi. (H) Bize Müsedded de anlattı; bize Yezîd b. Züray’ anlattı; bize Hâlid anlattı —mânâ aynıdır—; Abdullah b. Şakîk’ten nakledildiğine göre o şöyle demiştir: “Âişe’ye [radıyallahu anhâ] Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in nafile [tetavvu/sünnet] namazlarını sordum. Şöyle dedi: ‘Öğleden [zuhr] önce evimde dört rekât kılar, sonra [mescide] çıkıp insanlara [farz namazı] kıldırırdı. Sonra evime döner ve iki rekât [daha] kılardı. İnsanlara akşam [magrib] namazını kıldırır, sonra evime döner ve iki rekât [daha] kılardı. Onlara yatsı [işâ] namazını kıldırır, sonra evime girer ve iki rekât [daha] kılardı. Geceleyin ise, içinde vitir [vitr] de olan dokuz rekât namaz kılardı. Gece namazını bazen uzun süre ayakta, bazen de uzun süre oturarak kılardı. Ayaktayken okuduğunda rükû ve secdeyi de ayaktayken yapardı; oturarak okuduğunda ise rükû ve secdeyi de oturarak yapardı. Şafak vakti [fecr] doğduğunda iki rekât [sünnet] kılar, sonra [mescide] çıkıp insanlara sabah [fecr] namazını kıldırırdı.’”
1252. Hadis
حَدَّثَنَا الْقَعْنَبِيُّ، عَنْ مَالِكٍ، عَنْ نَافِعٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ يُصَلِّي قَبْلَ الظُّهْرِ رَكْعَتَيْنِ وَبَعْدَهَا رَكْعَتَيْنِ - وَبَعْدَ الْمَغْرِبِ رَكْعَتَيْنِ - فِي بَيْتِهِ وَبَعْدَ صَلاَةِ الْعِشَاءِ رَكْعَتَيْنِ وَكَانَ لاَ يُصَلِّي بَعْدَ الْجُمُعَةِ حَتَّى يَنْصَرِفَ فَيُصَلِّي رَكْعَتَيْنِ .
Bize el-Ka’nebî anlattı; Mâlik’ten, Nâfi’den, Abdullâh b. Ömer’den [radıyallahu anhuma] nakledildiğine göre: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem öğleden [zuhr] önce iki rekât, öğleden sonra da iki rekât kılardı. Akşamdan [magrib] sonra evinde iki rekât, yatsı [işâ] namazından sonra da iki rekât kılardı. Cuma [cumu’a] namazından sonra ise [mescitten] ayrılana kadar [nafile] namaz kılmazdı; [ayrılınca evinde] iki rekât kılardı.
1253. Hadis
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا يَحْيَى، عَنْ شُعْبَةَ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ بْنِ مُحَمَّدِ بْنِ الْمُنْتَشِرِ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم كَانَ لاَ يَدَعُ أَرْبَعًا قَبْلَ الظُّهْرِ وَرَكْعَتَيْنِ قَبْلَ صَلاَةِ الْغَدَاةِ .
Bize Müsedded anlattı; bize Yahyâ anlattı; Şu’be’den, İbrâhîm b. Muhammed b. el-Munteşir’den, babasından, Âişe’den [radıyallahu anhâ] nakledildiğine göre: “Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem öğleden [zuhr] önceki dört rekâtı ve sabah [gadât] namazından önceki iki rekâtı [hiç] bırakmazdı [aksatmazdı].”
1254. Hadis
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا يَحْيَى، عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ، حَدَّثَنِي عَطَاءٌ، عَنْ عُبَيْدِ بْنِ عُمَيْرٍ، عَنْ عَائِشَةَ، - رضى الله عنها - قَالَتْ إِنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لَمْ يَكُنْ عَلَى شَىْءٍ مِنَ النَّوَافِلِ أَشَدَّ مُعَاهَدَةً مِنْهُ عَلَى الرَّكْعَتَيْنِ قَبْلَ الصُّبْحِ .
Bize Müsedded anlattı; bize Yahyâ anlattı; İbn Cüreyc’den, Atâ bana anlattı; Ubeyd b. Umeyr’den, Âişe’den [radıyallahu anhâ] nakledildiğine göre o şöyle demiştir: “Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem nafile namazlar [nevâfil] içinde hiçbirine, sabah [subh] namazından önceki iki rekâta gösterdiği kadar titizlik ve özen [eşedde muâhedeten] göstermezdi.”
1255. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ أَبِي شُعَيْبٍ الْحَرَّانِيُّ، حَدَّثَنَا زُهَيْرُ بْنُ مُعَاوِيَةَ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ عَمْرَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ كَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم يُخَفِّفُ الرَّكْعَتَيْنِ قَبْلَ صَلاَةِ الْفَجْرِ حَتَّى إِنِّي لأَقُولُ هَلْ قَرَأَ فِيهِمَا بِأُمِّ الْقُرْآنِ
Bize Ahmed b. Ebî Şuayb el-Harrânî anlattı; bize Züheyr b. Muâviye anlattı; bize Yahyâ b. Saîd anlattı; Muhammed b. Abdürrahmân’dan, Amre’den, Âişe’den [radıyallahu anhâ] nakledildiğine göre o şöyle demiştir: “Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem sabah [fecr] namazından önceki iki rekâtı o kadar hafif [kısa] tutardı ki, ben [kendi kendime]: ‘Acaba onlarda Ümmü’l-Kur’ân’ı [Fâtihâ sûresini] okudu mu?’ derdim.”
1256. Hadis
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ مَعِينٍ، حَدَّثَنَا مَرْوَانُ بْنُ مُعَاوِيَةَ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ كَيْسَانَ، عَنْ أَبِي حَازِمٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَرَأَ فِي رَكْعَتَىِ الْفَجْرِ { قُلْ يَا أَيُّهَا الْكَافِرُونَ } وَ { قُلْ هُوَ اللَّهُ أَحَدٌ } .
Bize Yahyâ b. Maîn anlattı; bize Marvân b. Muâviye anlattı; bize Yezîd b. Keysân anlattı; Ebû Hâzim’den, Ebû Hüreyre’den [radıyallahu anh] nakledildiğine göre: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem sabah [fecr] namazının iki rekât [sünnet]ında {Kul yâ eyyühel-kâfirûn} [Kâfirûn] ve {Kul hüvallâhü ehad} [İhlâs] sûrelerini okurdu.
1257. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ حَنْبَلٍ، حَدَّثَنَا أَبُو الْمُغِيرَةِ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ الْعَلاَءِ، حَدَّثَنِي أَبُو زِيَادَةَ، عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ زِيَادٍ الْكِنْدِيُّ عَنْ بِلاَلٍ، أَنَّهُ حَدَّثَهُ أَنَّهُ، أَتَى رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لِيُؤْذِنَهُ بِصَلاَةِ الْغَدَاةِ فَشَغَلَتْ عَائِشَةُ - رضى الله عنها - بِلاَلاً بِأَمْرٍ سَأَلَتْهُ عَنْهُ حَتَّى فَضَحَهُ الصُّبْحُ فَأَصْبَحَ جِدًّا قَالَ فَقَامَ بِلاَلٌ فَآذَنَهُ بِالصَّلاَةِ وَتَابَعَ أَذَانَهُ فَلَمْ يَخْرُجْ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَلَمَّا خَرَجَ صَلَّى بِالنَّاسِ وَأَخْبَرَهُ أَنَّ عَائِشَةَ شَغَلَتْهُ بِأَمْرٍ سَأَلَتْهُ عَنْهُ حَتَّى أَصْبَحَ جِدًّا وَأَنَّهُ أَبْطَأَ عَلَيْهِ بِالْخُرُوجِ فَقَالَ " إِنِّي كُنْتُ رَكَعْتُ رَكْعَتَىِ الْفَجْرِ " . فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّكَ أَصْبَحْتَ جِدًّا . قَالَ " لَوْ أَصْبَحْتُ أَكْثَرَ مِمَّا أَصْبَحْتُ لَرَكَعْتُهُمَا وَأَحْسَنْتُهُمَا وَأَجْمَلْتُهُمَا " .
Bize Ahmed b. Hanbel anlattı; bize Ebü’l-Mugîre anlattı; bize Abdullâh b. el-Alâ anlattı; Ebû Ziyâde Ubeydullâh b. Ziyâd el-Kindî bana anlattı; Bilâl’den [radıyallahu anh] nakledildiğine göre Bilâl ona şöyle anlatmıştır: Bilâl, sabah [gadât] namazı vaktini bildirmek üzere Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in yanına geldi. Âişe [radıyallahu anhâ], Bilâl’e bir şeyler sorarak onu meşgul etti; nihayet şafak iyice söküp gün iyice aydınlandı [asbaha ciddan]. Bilâl kalkıp [Nebi'ye] namaz vaktini bildirdi ve ezânını [namaza çağrısını] tekrarladı. Ancak Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem hemen çıkmadı. Çıkınca halka [sabah farzını] kıldırdı. [Namazdan sonra Bilâl], Âişe’nin kendisini bir şeyler sorarak meşgul ettiğini, vaktin iyice ilerlediğini ve kendisinin [Nebi'nin] yanına geç geldiğini bildirdi. Bunun üzerine Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Şüphesiz ben [bu sırada] fecrin [sabahın] iki rekât [sünnet]ını kılıyordum.” Bilâl: “Ey Allah’ın Resûlü, ama gün iyice aydınlanmıştı!” dedi. [Nebi] şöyle buyurdu: “Gün şu ankinden daha fazla aydınlanmış olsaydı bile, yine de o iki rekâtı kılar; hem de onları çok güzel ve mükemmel bir şekilde kılardım.”
1258. Hadis
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا خَالِدٌ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ، - يَعْنِي ابْنَ إِسْحَاقَ الْمَدَنِيَّ - عَنِ ابْنِ زَيْدٍ، عَنِ ابْنِ سِيْلاَنَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " لاَ تَدَعُوهُمَا وَإِنْ طَرَدَتْكُمُ الْخَيْلُ " .
Bize Müsedded anlattı; bize Hâlid anlattı; bize Abdürrahmân (yani İbn İshâk el-Medenî) anlattı; İbn Zeyd’den, İbn Saylân’dan, Ebû Hüreyre’den [radıyallahu anh] nakledildiğine göre: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “[Savaşta] atlılar sizi kovalıyor [olup kaçıyor] olsanız dahi o iki rekâtı [sabahın sünnetini] bırakmayın.”
1259. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ يُونُسَ، حَدَّثَنَا زُهَيْرٌ، حَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ حَكِيمٍ، أَخْبَرَنِي سَعِيدُ بْنُ يَسَارٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّ كَثِيرًا، مِمَّا كَانَ يَقْرَأُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي رَكْعَتَىِ الْفَجْرِ بِـ { آمَنَّا بِاللَّهِ وَمَا أُنْزِلَ إِلَيْنَا } هَذِهِ الآيَةَ قَالَ هَذِهِ فِي الرَّكْعَةِ الأُولَى وَفِي الرَّكْعَةِ الآخِرَةِ بِـ { آمَنَّا بِاللَّهِ وَاشْهَدْ بِأَنَّا مُسْلِمُونَ } .
Bize Ahmed b. Yûnus anlattı; bize Züheyr anlattı; bize Osmân b. Hakîm anlattı; Saîd b. Yesâr bana haber verdi; Abdullâh b. Abbâs’tan [radıyallahu anhuma] nakledildiğine göre: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, sabah [fecr] namazının iki rekât [sünnet]ında çoğu kez şu âyetleri okurdu: İlk rekâtta {Âmennâ billâhi ve mâ ünzile ileynâ} [Bakara, 136] âyetini; son [ikinci] rekâtta ise {Âmennâ billâhi ve’şhed bi-ennâ müslimûn} [Âl-i İmrân, 52] âyetini okurdu.
1260. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الصَّبَّاحِ بْنِ سُفْيَانَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنِ مُحَمَّدٍ، عَنْ عُثْمَانَ بْنِ عُمَرَ، - يَعْنِي ابْنَ مُوسَى - عَنْ أَبِي الْغَيْثِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّهُ سَمِعَ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم يَقْرَأُ فِي رَكْعَتَىِ الْفَجْرِ { قُلْ آمَنَّا بِاللَّهِ وَمَا أُنْزِلَ عَلَيْنَا } فِي الرَّكْعَةِ الأُولَى وَفِي الرَّكْعَةِ الأُخْرَى بِهَذِهِ الآيَةِ { رَبَّنَا آمَنَّا بِمَا أَنْزَلْتَ وَاتَّبَعْنَا الرَّسُولَ فَاكْتُبْنَا مَعَ الشَّاهِدِينَ } أَوْ { إِنَّا أَرْسَلْنَاكَ بِالْحَقِّ بَشِيرًا وَنَذِيرًا وَلاَ تُسْأَلُ عَنْ أَصْحَابِ الْجَحِيمِ } شَكَّ الدَّرَاوَرْدِيُّ .
Bize Muhammed b. es-Sabbâh b. Süfyân anlattı; bize Abdülazîz b. Muhammed anlattı; Osmân b. Ömer’den (yani İbn Mûsâ), Ebü’l-Gays’tan, Ebû Hüreyre’den [radıyallahu anh] nakledildiğine göre o, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in sabah [fecr] namazının iki rekât [sünnet]ının ilk rekâtında {Kul âmennâ billâhi ve mâ ünzile aleynâ} [Âl-i İmrân, 84] âyetini; son [ikinci] rekâtta ise ya {Rabbenâ âmennâ bi-mâ enzelte ve’ttebe’ne’r-resûle fe-ktübnâ mea’ş-şâhidîn} [Âl-i İmrân, 53] âyetini ya da {İnnâ erselnâke bil-hakkı beşîran ve nezîran ve lâ tüs’elü an ashâbil-cehîm} [Bakara, 119] âyetini okuduğunu işitmiştir. [Râvî] Derâverdî, [ikinci rekâtta bu âyetlerden] hangisinin okunduğu hususunda şüphe etmiştir.
1261. Hadis
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، وَأَبُو كَامِلٍ وَعُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ عُمَرَ بْنِ مَيْسَرَةَ قَالُوا حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَاحِدِ، حَدَّثَنَا الأَعْمَشُ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِذَا صَلَّى أَحَدُكُمُ الرَّكْعَتَيْنِ قَبْلَ الصُّبْحِ فَلْيَضْطَجِعْ عَلَى يَمِينِهِ " . فَقَالَ لَهُ مَرْوَانُ بْنُ الْحَكَمِ أَمَا يُجْزِئُ أَحَدَنَا مَمْشَاهُ إِلَى الْمَسْجِدِ حَتَّى يَضْطَجِعَ عَلَى يَمِينِهِ قَالَ عُبَيْدُ اللَّهِ فِي حَدِيثِهِ قَالَ لاَ . قَالَ فَبَلَغَ ذَلِكَ ابْنَ عُمَرَ فَقَالَ أَكْثَرَ أَبُو هُرَيْرَةَ عَلَى نَفْسِهِ . قَالَ فَقِيلَ لاِبْنِ عُمَرَ هَلْ تُنْكِرُ شَيْئًا مِمَّا يَقُولُ قَالَ لاَ وَلَكِنَّهُ اجْتَرَأَ وَجَبُنَّا . قَالَ فَبَلَغَ ذَلِكَ أَبَا هُرَيْرَةَ قَالَ فَمَا ذَنْبِي إِنْ كُنْتُ حَفِظْتُ وَنَسُوا .
Bize Müsedded, Ebû Kâmil ve Ubeydullâh b. Ömer b. Meysere anlattılar; dediler ki: Bize Abdülvâhid anlattı; bize el-A’meş anlattı; Ebû Sâlih’ten, Ebû Hüreyre’den [radıyallahu anh] nakledildiğine göre: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Sizden biriniz sabah [subh] namazından önceki iki rekât [sünnet]ı kıldığı zaman sağ yanının üzerine uzansın.” Marvân b. el-Hakem ona: “Birimizin [sünneti kıldıktan sonra] sağ yanına yatana kadar mescide yürümesi [namaza gitmesi] yeterli olmaz mı?” diye sordu. Ubeydullâh, kendi rivâyetinde onun [Ebû Hüreyre’nin]: “Hayır [yetmez]” dediğini nakletti. Bu durum İbn Ömer’e ulaşınca: “Ebû Hüreyre kendisine karşı çok [hadis rivâyet etme] yükü bindirdi” dedi. İbn Ömer’e: “Onun söylediklerinden inkâr ettiğin bir şey var mı?” denildi. O da: “Hayır; ancak o [hadis nakli konusunda] cesur davrandı, biz ise çekingen davrandık” cevâbını verdi. Bu söz Ebû Hüreyre’ye ulaşınca şöyle dedi: “Ben ezberlemişsem, onlar da unutmuşlarsa benim günahım ne?”
1262. Hadis
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ حَكِيمٍ، حَدَّثَنَا بِشْرُ بْنُ عُمَرَ، حَدَّثَنَا مَالِكُ بْنُ أَنَسٍ، عَنْ سَالِمٍ أَبِي النَّضْرِ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِذَا قَضَى صَلاَتَهُ مِنْ آخِرِ اللَّيْلِ نَظَرَ فَإِنْ كُنْتُ مُسْتَيْقِظَةً حَدَّثَنِي وَإِنْ كُنْتُ نَائِمَةً أَيْقَظَنِي وَصَلَّى الرَّكْعَتَيْنِ ثُمَّ اضْطَجَعَ حَتَّى يَأْتِيَهُ الْمُؤَذِّنُ فَيُؤْذِنَهُ بِصَلاَةِ الصُّبْحِ فَيُصَلِّي رَكْعَتَيْنِ خَفِيفَتَيْنِ ثُمَّ يَخْرُجُ إِلَى الصَّلاَةِ .
Bize Yahyâ b. Hakîm anlattı; bize Bişr b. Ömer anlattı; bize Mâlik b. Enes anlattı; Sâlim Ebü’n-Nadr’dan, Ebû Seleme b. Abdürrahmân’dan, Âişe’den [radıyallahu anhâ] nakledildiğine göre o şöyle demiştir: “Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem gecenin sonundaki namazını bitirdiğinde [bana] bakardı: Eğer uyanıksam benimle konuşurdu; eğer uyuyorsam beni uyandırır ve iki rekât [namaz] kılardı. Sonra müezzin gelip kendisine sabah [subh] namazını bildirene kadar [bir müddet] uzanırdı. [Müezzin gelince] iki hafif rekât [sabahın sünnetini] kılar, sonra [farz] namaza çıkardı.”
1263. Hadis
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ زِيَادِ بْنِ سَعْدٍ، عَمَّنْ حَدَّثَهُ - ابْنِ أَبِي عَتَّابٍ، أَوْ غَيْرِهِ - عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، قَالَ قَالَتْ عَائِشَةُ كَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم إِذَا صَلَّى رَكْعَتَىِ الْفَجْرِ فَإِنْ كُنْتُ نَائِمَةً اضْطَجَعَ وَإِنْ كُنْتُ مُسْتَيْقِظَةً حَدَّثَنِي .
Bize Müsedded anlattı; bize Süfyân anlattı; Ziyâd b. Sa’d’dan, kendisine anlatan kimseden (İbn Ebî Attâb veya başkası [olabilir]), Ebû Seleme’den, Âişe’den [radıyallahu anhâ] nakledildiğine göre o şöyle demiştir: “Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem sabah [fecr] namazının iki rekât [sünnet]ını kıldığı zaman eğer ben uyuyorsam uzanırdı; eğer uyanıksam [ise] benimle konuşurdu.”
1264. Hadis
حَدَّثَنَا عَبَّاسٌ الْعَنْبَرِيُّ، وَزِيَادُ بْنُ يَحْيَى، قَالاَ حَدَّثَنَا سَهْلُ بْنُ حَمَّادٍ، عَنْ أَبِي مَكِينٍ، حَدَّثَنَا أَبُو الْفَضْلِ، - رَجُلٌ مِنَ الأَنْصَارِ - عَنْ مُسْلِمِ بْنِ أَبِي بَكْرَةَ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ خَرَجْتُ مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم لِصَلاَةِ الصُّبْحِ فَكَانَ لاَ يَمُرُّ بِرَجُلٍ إِلاَّ نَادَاهُ بِالصَّلاَةِ أَوْ حَرَّكَهُ بِرِجْلِهِ . قَالَ زِيَادٌ قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو الْفُضَيْلِ .
Bize Abbâs el-Anberî ve Ziyâd b. Yahyâ anlattılar; dediler ki: Bize Sehl b. Hammâd anlattı; Ebû Mekîn’den, Ebü’l-Fazl (Ensâr’dan bir adam) bize anlattı; Müslim b. Ebî Bekre’den, babasından [Ebû Bekre - radıyallahu anh] nakledildiğine göre o şöyle demiştir: “Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile beraber sabah [subh] namazı için [mescide doğru] çıktım. [Nebi] yolda rastladığı her adama: ‘Namaz[a gelin]!’ diye sesleniyor veya ayağıyla [dokunarak] onu [uyandırmak için] hareket ettiriyordu [dürtüyordu].” Ziyâd [kendi rivâyetinde]: “Bize Ebü’l-Fudayl anlattı” demiştir.
1265. Hadis
حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ، عَنْ عَاصِمٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ سَرْجِسَ، قَالَ جَاءَ رَجُلٌ وَالنَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم يُصَلِّي الصُّبْحَ فَصَلَّى الرَّكْعَتَيْنِ ثُمَّ دَخَلَ مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فِي الصَّلاَةِ فَلَمَّا انْصَرَفَ قَالَ " يَا فُلاَنُ أَيَّتُهُمَا صَلاَتُكَ الَّتِي صَلَّيْتَ وَحْدَكَ أَوِ الَّتِي صَلَّيْتَ مَعَنَا " .
Bize Süleymân b. Harb anlattı; bize Hammâd b. Zeyd anlattı; Âsım’dan, Abdullâh b. Sercis’ten nakledildiğine göre o şöyle demiştir: Bir adam geldi; [o sırada] Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem sabah [subh] namazını [farzını] kıldırıyordu. [Adam] iki rekât [sünneti] kıldı, sonra Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem ile beraber namaza girdi. [Resûlullah namazı bitirip] selâm verince [adama]: “Ey filân! Kıldığın [bu iki] namazdan hangisi senin [geçerli] namazındır? Tek başına kıldığın mı, yoksa bizimle beraber kıldığın mı?” buyurdu.
1266. Hadis
حَدَّثَنَا مُسْلِمُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ سَلَمَةَ، ح وَحَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ حَنْبَلٍ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ وَرْقَاءَ، ح وَحَدَّثَنَا الْحَسَنُ بْنُ عَلِيٍّ، حَدَّثَنَا أَبُو عَاصِمٍ، عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ، ح وَحَدَّثَنَا الْحَسَنُ بْنُ عَلِيٍّ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ هَارُونَ، عَنْ حَمَّادِ بْنِ زَيْدٍ، عَنْ أَيُّوبَ، ح وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُتَوَكِّلِ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَخْبَرَنَا زَكَرِيَّا بْنُ إِسْحَاقَ، كُلُّهُمْ عَنْ عَمْرِو بْنِ دِينَارٍ، عَنْ عَطَاءِ بْنِ يَسَارٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِذَا أُقِيمَتِ الصَّلاَةُ فَلاَ صَلاَةَ إِلاَّ الْمَكْتُوبَةُ " .
Bize Müslim b. İbrâhîm anlattı; bize Hammâd b. Seleme anlattı. (H) Bize Ahmed b. Hanbel anlattı; bize Muhammed b. Ca’fer anlattı; bize Şu’be anlattı; Verkā’dan. (H) Bize el-Hasen b. Alî anlattı; bize Ebû Âsım anlattı; İbn Cüreyc’den. (H) Bize el-Hasen b. Alî anlattı; bize Yezîd b. Hârûn anlattı; Hammâd b. Zeyd’den; Eyyûb’dan. (H) Bize Muhammed b. el-Mütevekkil anlattı; bize Abdürrezzâk anlattı; Zekeriya b. İshâk bize haber verdi. Bunların hepsi Amr b. Dînâr’dan, Atâ b. Yesâr’dan, Ebû Hüreyre’den [radıyallahu anh] nakletmişlerdir; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Namaz için kāmet getirildiği [uqîmeti’s-salât] zaman farz [mektûbe] namazdan başka [kılınacak] namaz yoktur.”
1267. Hadis
حَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا ابْنُ نُمَيْرٍ، عَنْ سَعْدِ بْنِ سَعِيدٍ، حَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ قَيْسِ بْنِ عَمْرٍو، قَالَ رَأَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم رَجُلاً يُصَلِّي بَعْدَ صَلاَةِ الصُّبْحِ رَكْعَتَيْنِ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " صَلاَةُ الصُّبْحِ رَكْعَتَانِ " . فَقَالَ الرَّجُلُ إِنِّي لَمْ أَكُنْ صَلَّيْتُ الرَّكْعَتَيْنِ اللَّتَيْنِ قَبْلَهُمَا فَصَلَّيْتُهُمَا الآنَ . فَسَكَتَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم .
Bize Osmân b. Ebî Şeybe anlattı; bize İbn Nümeyr anlattı; Sa’d b. Saîd’den, Muhammed b. İbrâhîm bana anlattı; Kays b. Amr’dan nakledildiğine göre o şöyle demiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem sabah [subh] namazından sonra iki rekât [namaz] kılan bir adam gördü. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: “Sabah namazı iki rekâttır” buyurdu. Adam: “Ben ondan önceki iki rekâtı [sünneti] kılmamıştım; onları şimdi kıldım” dedi. Bunun üzerine Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem sustu [onu menetmedi].
1268. Hadis
حَدَّثَنَا حَامِدُ بْنُ يَحْيَى الْبَلْخِيُّ، قَالَ قَالَ سُفْيَانُ كَانَ عَطَاءُ بْنُ أَبِي رَبَاحٍ يُحَدِّثُ بِهَذَا الْحَدِيثِ عَنْ سَعْدِ بْنِ سَعِيدٍ . قَالَ أَبُو دَاوُدَ وَرَوَى عَبْدُ رَبِّهِ وَيَحْيَى ابْنَا سَعِيدٍ هَذَا الْحَدِيثَ مُرْسَلاً أَنَّ جَدَّهُمْ زَيْدًا صَلَّى مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم بِهَذِهِ الْقِصَّةِ .
Bize Hâmid b. Yahyâ el-Belhî anlattı; dedi ki: Süfyân şöyle demiştir: “Atâ b. Ebî Rabâh, bu hadisi Sa’d b. Saîd’den [naklederek] anlatırdı.” Ebû Dâvûd dedi ki: Saîd’in oğulları Abdürabbihî ve Yahyâ ise bu hadisi mürsel olarak rivâyet etmişlerdir. [Onların rivâyeti şöyledir:] Dedeleri Zeyd, aynı olay [başından geçmiş olarak] Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem ile beraber [sabah farzını] kılmıştır.
1269. Hadis
حَدَّثَنَا مُؤَمَّلُ بْنُ الْفَضْلِ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ شُعَيْبٍ، عَنِ النُّعْمَانِ، عَنْ مَكْحُولٍ، عَنْ عَنْبَسَةَ بْنِ أَبِي سُفْيَانَ، قَالَ قَالَتْ أُمُّ حَبِيبَةَ زَوْجُ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَنْ حَافَظَ عَلَى أَرْبَعِ رَكَعَاتٍ قَبْلَ الظُّهْرِ وَأَرْبَعٍ بَعْدَهَا حَرُمَ عَلَى النَّارِ " . قَالَ أَبُو دَاوُدَ رَوَاهُ الْعَلاَءُ بْنُ الْحَارِثِ وَسُلَيْمَانُ بْنُ مُوسَى عَنْ مَكْحُولٍ بِإِسْنَادِهِ مِثْلَهُ .
Bize Müemmel b. el-Fazl anlattı; bize Muhammed b. Şuayb anlattı; en-Nu’mân’dan, Mekhûl’den, Anbese b. Ebî Süfyân’dan nakledildiğine göre o şöyle demiştir: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in zevcesi Ümmü Habîbe [radıyallahu anhâ] şöyle demiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Kim öğle [zuhr] namazından önceki dört rekâta ve [öğle namazından] sonraki dört rekâta [dâimî olarak] devam ederse [Allah onu] cehennem ateşine haram kılar.” Ebû Dâvûd dedi ki: el-Alâ b. el-Hâris ve Süleymân b. Mûsâ da bunu Mekhûl’den aynı isnadla benzer şekilde rivâyet etmişlerdir.
1270. Hadis
حَدَّثَنَا ابْنُ الْمُثَنَّى، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، قَالَ سَمِعْتُ عُبَيْدَةَ، يُحَدِّثُ عَنْ إِبْرَاهِيمَ، عَنِ ابْنِ مِنْجَابٍ، عَنْ قَرْثَعٍ، عَنْ أَبِي أَيُّوبَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " أَرْبَعٌ قَبْلَ الظُّهْرِ لَيْسَ فِيهِنَّ تَسْلِيمٌ تُفْتَحُ لَهُنَّ أَبْوَابُ السَّمَاءِ " . قَالَ أَبُو دَاوُدَ بَلَغَنِي عَنْ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ الْقَطَّانِ قَالَ لَوْ حَدَّثْتُ عَنْ عُبَيْدَةَ بِشَىْءٍ لَحَدَّثْتُ عَنْهُ بِهَذَا الْحَدِيثِ . قَالَ أَبُو دَاوُدَ عُبَيْدَةُ ضَعِيفٌ . قَالَ أَبُو دَاوُدَ ابْنُ مِنْجَابٍ هُوَ سَهْمٌ .
Bize İbnü’l-Müsennâ anlattı; bize Muhammed b. Ca’fer anlattı; bize Şu’be anlattı; dedi ki: Ubeyde’yi işittim, İbrâhîm’den [naklen] anlatıyordu; İbn Mincâb’dan, Karsa’dan, Ebû Eyyûb’dan [radıyallahu anh], Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den [nakledildiğine göre] o şöyle buyurmuştur: “Öğleden [zuhr] önceki dört rekât [namaz] vardır ki, onlarda [aralarda] selâm verilmez; gök kapıları onlar için açılır.” Ebû Dâvûd dedi ki: Bana Yahyâ b. Saîd el-Kattân’dan ulaştığına göre o şöyle demiştir: “Şayet Ubeyde’den bir şey rivâyet edecek olsaydım, ondan [sırf] bu hadisi rivâyet ederdim.” Ebû Dâvûd dedi ki: Ubeyde zayıftır. Ebû Dâvûd dedi ki: İbn Mincâb, Sehm’dir.
1271. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، حَدَّثَنَا أَبُو دَاوُدَ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مِهْرَانَ الْقُرَشِيُّ، حَدَّثَنِي جَدِّي أَبُو الْمُثَنَّى، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " رَحِمَ اللَّهُ امْرَأً صَلَّى قَبْلَ الْعَصْرِ أَرْبَعًا " .
Bize Ahmed b. İbrâhîm anlattı; bize Ebû Dâvûd anlattı; bize Muhammed b. Mihrân el-Kureşî anlattı; dedem Ebü’l-Müsennâ bana anlattı; İbn Ömer’den [radıyallahu anhuma] nakledildiğine göre: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “İkindiden [asr] önce dört rekât [namaz] kılan kimseye Allah rahmet etsin.”
1272. Hadis
حَدَّثَنَا حَفْصُ بْنُ عُمَرَ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنْ عَاصِمِ بْنِ ضَمْرَةَ، عَنْ عَلِيٍّ، عَلَيْهِ السَّلاَمُ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم كَانَ يُصَلِّي قَبْلَ الْعَصْرِ رَكْعَتَيْنِ .
Bize Hafs b. Ömer anlattı; bize Şu’be anlattı; Ebû İshâk’tan, Âsım b. Damra’dan, Ali’den [radıyallahu anh/aleyhisselâm] nakledildiğine göre: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem ikindiden [asr] önce iki rekât [namaz] kılardı.
1273. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ صَالِحٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنِي عَمْرُو بْنُ الْحَارِثِ، عَنْ بُكَيْرِ بْنِ الأَشَجِّ، عَنْ كُرَيْبٍ، مَوْلَى ابْنِ عَبَّاسٍ أَنَّ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ عَبَّاسٍ، وَعَبْدَ الرَّحْمَنِ بْنَ أَزْهَرَ، وَالْمِسْوَرَ بْنَ مَخْرَمَةَ، أَرْسَلُوهُ إِلَى عَائِشَةَ زَوْجِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقَالُوا اقْرَأْ عَلَيْهَا السَّلاَمَ مِنَّا جَمِيعًا وَسَلْهَا عَنِ الرَّكْعَتَيْنِ بَعْدَ الْعَصْرِ وَقُلْ إِنَّا أُخْبِرْنَا أَنَّكِ تُصَلِّينَهُمَا وَقَدْ بَلَغَنَا أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم نَهَى عَنْهُمَا . فَدَخَلْتُ عَلَيْهَا فَبَلَّغْتُهَا مَا أَرْسَلُونِي بِهِ فَقَالَتْ سَلْ أُمَّ سَلَمَةَ . فَخَرَجْتُ إِلَيْهِمْ فَأَخْبَرْتُهُمْ بِقَوْلِهَا فَرَدُّونِي إِلَى أُمِّ سَلَمَةَ بِمِثْلِ مَا أَرْسَلُونِي بِهِ إِلَى عَائِشَةَ فَقَالَتْ أُمُّ سَلَمَةَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَنْهَى عَنْهُمَا ثُمَّ رَأَيْتُهُ يُصَلِّيهِمَا أَمَّا حِينَ صَلاَّهُمَا فَإِنَّهُ صَلَّى الْعَصْرَ ثُمَّ دَخَلَ وَعِنْدِي نِسْوَةٌ مِنْ بَنِي حَرَامٍ مِنَ الأَنْصَارِ فَصَلاَّهُمَا فَأَرْسَلْتُ إِلَيْهِ الْجَارِيَةَ فَقُلْتُ قُومِي بِجَنْبِهِ فَقُولِي لَهُ تَقُولُ أُمُّ سَلَمَةَ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَسْمَعُكَ تَنْهَى عَنْ هَاتَيْنِ الرَّكْعَتَيْنِ وَأَرَاكَ تُصَلِّيهِمَا فَإِنْ أَشَارَ بِيَدِهِ فَاسْتَأْخِرِي عَنْهُ . قَالَتْ فَفَعَلَتِ الْجَارِيَةُ فَأَشَارَ بِيَدِهِ فَاسْتَأْخَرَتْ عَنْهُ فَلَمَّا انْصَرَفَ قَالَ " يَا بِنْتَ أَبِي أُمَيَّةَ سَأَلْتِ عَنِ الرَّكْعَتَيْنِ بَعْدَ الْعَصْرِ إِنَّهُ أَتَانِي نَاسٌ مِنْ عَبْدِ الْقَيْسِ بِالإِسْلاَمِ مِنْ قَوْمِهِمْ فَشَغَلُونِي عَنِ الرَّكْعَتَيْنِ اللَّتَيْنِ بَعْدَ الظُّهْرِ فَهُمَا هَاتَانِ " .
Bize Ahmed b. Sâlih anlattı; bize Abdullâh b. Vehb anlattı; Amr b. el-Hâris bana haber verdi; Bukeyr b. el-Eşecc’den, İbn Abbâs’ın mevlâsı Küreyb’den nakledildiğine göre: Abdullâh b. Abbâs, Abdürrahmân b. Ezher ve el-Misver b. Mahrame [Küreyb’i] Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in zevcesi Âişe’ye [radıyallahu anhâ] gönderip şöyle dediler: “Ona hepimizden selâm söyle ve ona ikindiden [asr] sonraki iki rekâtı sor. De ki: ‘Bize senin bu iki rekâtı kıldığın haberi ulaştı. Oysa bize ulaştığına göre Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem [bunları] kılmayı yasaklamıştır.’” [Küreyb dedi ki:] Âişe’nin yanına girdim ve bana söyledikleri şeyi ona ilettim. [Âişe]: “Ümmü Seleme’ye sor” dedi. Onların yanına çıkıp Âişe’nin sözünü haber verdim. Beni [aynı mesajla] Ümmü Seleme’ye gönderdiler. Ümmü Seleme [radıyallahu anhâ] şöyle dedi: “Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in bu iki rekâtı yasakladığını işitmiştim. Sonra bir de baktım ki kendisi onları kılıyor! Onları kıldığı zaman, ikindiyi [asr] kılmış, sonra [yanıma] girmişti. Yanımda da Ensâr’ın Benû Harâm kolundan bazı kadınlar vardı. [Nebi] o iki rekâtı kılmaya başladı. Ben de ona bir câriye gönderip: ‘Yanında dur ve ona de ki: Ümmü Seleme diyor ki: Ey Allah’ın Resûlü, senin bu iki rekâtı yasakladığını işitiyordum ama şimdi seni [onları kılarken] görüyorum.’ [Câriyeye]: ‘Eğer eliyle işaret ederse [bekle ve] geride dur’ [dedim].” [Ümmü Seleme] dedi ki: Câriye denileni yaptı. [Nebi] eliyle işaret etti, câriye de ondan uzaklaştı. [Namazdan] çıkınca şöyle buyurdu: “Ey Ebû Ümeyye’nin kızı! İkindiden sonraki iki rekâtı sordun. [Mesele şudur ki] Abdülkays [oğullarından] bazı insanlar kavimlerinden [bir grup] ile Müslüman olmak üzere yanıma geldiler ve beni öğleden [zuhr] sonraki iki rekâttan meşgul ettiler [onları kılamadım]. İşte bu iki rekât, onlardır.”
1274. Hadis
حَدَّثَنَا مُسْلِمُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ هِلاَلِ بْنِ يِسَافٍ، عَنْ وَهْبِ بْنِ الأَجْدَعِ، عَنْ عَلِيٍّ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم نَهَى عَنِ الصَّلاَةِ بَعْدَ الْعَصْرِ إِلاَّ وَالشَّمْسُ مُرْتَفِعَةٌ .
Bize Müslim b. İbrâhîm anlattı; bize Şu’be anlattı; Mansûr’dan, Hilâl b. Yesâf’tan, Vehb b. el-Ecda’dan, Ali’den [radıyallahu anh] nakledildiğine göre: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem, güneş henüz yüksekte [mürtefia] olması dışında, ikindiden [asr] sonra namaz kılmayı yasaklamıştır.
1275. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ كَثِيرٍ، أَخْبَرَنَا سُفْيَانُ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنْ عَاصِمِ بْنِ ضَمْرَةَ، عَنْ عَلِيٍّ، قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُصَلِّي فِي إِثْرِ كُلِّ صَلاَةٍ مَكْتُوبَةٍ رَكْعَتَيْنِ إِلاَّ الْفَجْرَ وَالْعَصْرَ .
Bize Muhammed b. Kesîr anlattı; bize Süfyân haber verdi; Ebû İshâk’tan, Âsım b. Damra’dan, Ali’den [radıyallahu anh] nakledildiğine göre o şöyle demiştir: “Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem sabah [fecr] ve ikindi [asr] namazları hariç, her farz [mektûbe] namazın hemen peşinden iki rekât [namaz] kılardı.”
1276. Hadis
حَدَّثَنَا مُسْلِمُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، حَدَّثَنَا أَبَانُ، حَدَّثَنَا قَتَادَةُ، عَنْ أَبِي الْعَالِيَةِ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ شَهِدَ عِنْدِي رِجَالٌ مَرْضِيُّونَ فِيهِمْ عُمَرُ بْنُ الْخَطَّابِ وَأَرْضَاهُمْ عِنْدِي عُمَرُ أَنَّ نَبِيَّ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " لاَ صَلاَةَ بَعْدَ صَلاَةِ الصُّبْحِ حَتَّى تَطْلُعَ الشَّمْسُ وَلاَ صَلاَةَ بَعْدَ صَلاَةِ الْعَصْرِ حَتَّى تَغْرُبَ الشَّمْسُ " .
Bize Müslim b. İbrâhîm anlattı; bize Ebân anlattı; bize Katâde anlattı; Ebü’l-Âliye’den, İbn Abbâs’tan [radıyallahu anhuma] nakledildiğine göre o şöyle demiştir: “Yanımda, aralarında Ömer b. el-Hattâb’ın [radıyallahu anh] da bulunduğu ve benim katımda onların en çok razı olunanı [en güveniliri] olan bazı kimseler şehâdet ettiler ki, Allah’ın Nebisi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: ‘Sabah [subh] namazından sonra güneş doğana kadar namaz yoktur; ikindi [asr] namazından sonra da güneş batana kadar namaz yoktur.’”
1277. Hadis
حَدَّثَنَا الرَّبِيعُ بْنُ نَافِعٍ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُهَاجِرِ، عَنِ الْعَبَّاسِ بْنِ سَالِمٍ، عَنْ أَبِي سَلاَّمٍ، عَنْ أَبِي أُمَامَةَ، عَنْ عَمْرِو بْنِ عَبَسَةَ السُّلَمِيِّ، أَنَّهُ قَالَ قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَىُّ اللَّيْلِ أَسْمَعُ قَالَ " جَوْفُ اللَّيْلِ الآخِرُ فَصَلِّ مَا شِئْتَ فَإِنَّ الصَّلاَةَ مَشْهُودَةٌ مَكْتُوبَةٌ حَتَّى تُصَلِّيَ الصُّبْحَ ثُمَّ أَقْصِرْ حَتَّى تَطْلُعَ الشَّمْسُ فَتَرْتَفِعَ قِيْسَ رُمْحٍ أَوْ رُمْحَيْنِ فَإِنَّهَا تَطْلُعُ بَيْنَ قَرْنَىْ شَيْطَانٍ وَتُصَلِّي لَهَا الْكُفَّارُ ثُمَّ صَلِّ مَا شِئْتَ فَإِنَّ الصَّلاَةَ مَشْهُودَةٌ مَكْتُوبَةٌ حَتَّى يَعْدِلَ الرُّمْحُ ظِلَّهُ ثُمَّ أَقْصِرْ فَإِنَّ جَهَنَّمَ تُسْجَرُ وَتُفْتَحُ أَبْوَابُهَا فَإِذَا زَاغَتِ الشَّمْسُ فَصَلِّ مَا شِئْتَ فَإِنَّ الصَّلاَةَ مَشْهُودَةٌ حَتَّى تُصَلِّيَ الْعَصْرَ ثُمَّ أَقْصِرْ حَتَّى تَغْرُبَ الشَّمْسُ فَإِنَّهَا تَغْرُبُ بَيْنَ قَرْنَىْ شَيْطَانٍ وَيُصَلِّي لَهَا الْكُفَّارُ " . وَقَصَّ حَدِيثًا طَوِيلاً قَالَ الْعَبَّاسُ هَكَذَا حَدَّثَنِي أَبُو سَلاَّمٍ عَنْ أَبِي أُمَامَةَ إِلاَّ أَنْ أُخْطِئَ شَيْئًا لاَ أُرِيدُهُ فَأَسْتَغْفِرُ اللَّهَ وَأَتُوبُ إِلَيْهِ .
Bize er-Rebî’ b. Nâfi’ anlattı; bize Muhammed b. el-Muhâcir anlattı; el-Abbâs b. Sâlim’den, Ebû Sellâm’dan, Ebû Ümâme’den, Amr b. Abese es-Sülemî’den [radıyallahu anh] nakledildiğine göre o şöyle demiştir: Dedim ki: “Ey Allah’ın Resûlü! Gecenin hangi vaktinde [yapılan dua ve namaz Allah katında] daha çok dinlenir [kabul edilir]?” Şöyle buyurdu: “Gecenin son yarısıdır [ortasıdır]. [O vakitte] dilediğin kadar namaz kıl; çünkü [o vakitte kılınan] namaz, sabah [subh] namazını kılana kadar şâhitli [meleklerin hazır bulunduğu] ve [sevabı] yazılan [bir namaz]dır. Sonra güneş doğup bir mızrak veya iki mızrak boyu yükselene kadar [namaz kılmayı] bırak; çünkü güneş şeytanın iki boynuzu arasından doğar ve kâfirler o sırada ona [güneşe] secde ederler. Sonra [güneş yükselince] dilediğin kadar namaz kıl; çünkü [o vakitte kılınan] namaz, mızrağın gölgesi tam dikleşene kadar şâhitli ve [sevabı] yazılan [bir namaz]dır. Sonra [namazı yine] bırak; çünkü o vakitte cehennem kızıştırılır ve kapıları açılır. Güneş [batıya doğru] meyledince dilediğin kadar namaz kıl; çünkü namaz, ikindi [asr] namazını kılana kadar şâhitlidir. Sonra güneş batana kadar [namazı] bırak; çünkü o, şeytanın iki boynuzu arasından batar ve kâfirler o sırada ona [güneşe] secde ederler.” [Râvî] uzun bir hadisi [böylece] anlattı. Abbâs [b. Sâlim] şöyle demiştir: “Ebû Sellâm bana böyle anlattı. Meğerki [kasıtsız] bir hata yapmış olmayayım; [eğer yaptıysam] Allah’tan mağfiret diler ve O’na tövbe ederim.”
1278. Hadis
حَدَّثَنَا مُسْلِمُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، حَدَّثَنَا وُهَيْبٌ، حَدَّثَنَا قُدَامَةُ بْنُ مُوسَى، عَنْ أَيُّوبَ بْنِ حُصَيْنٍ، عَنْ أَبِي عَلْقَمَةَ، عَنْ يَسَارٍ، مَوْلَى ابْنِ عُمَرَ قَالَ رَآنِي ابْنُ عُمَرَ وَأَنَا أُصَلِّي، بَعْدَ طُلُوعِ الْفَجْرِ فَقَالَ يَا يَسَارُ إِنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم خَرَجَ عَلَيْنَا وَنَحْنُ نُصَلِّي هَذِهِ الصَّلاَةَ فَقَالَ " لِيُبَلِّغْ شَاهِدُكُمْ غَائِبَكُمْ لاَ تُصَلُّوا بَعْدَ الْفَجْرِ إِلاَّ سَجْدَتَيْنِ " .
Bize Müslim b. İbrâhîm anlattı; bize Vüheyb anlattı; bize Kudâme b. Mûsâ anlattı; Eyyûb b. Husayn’dan, Ebû Alkame’den, İbn Ömer’in mevlâsı Yesâr’dan nakledildiğine göre o şöyle demiştir: İbn Ömer [radıyallahu anhuma] beni fecir [fecr] doğduktan sonra [nâfile] namaz kılarken gördü ve şöyle dedi: “Ey Yesâr! Biz [nâfile] namaz kılarken Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem yanımıza çıktı ve şöyle buyurdu: ‘[Burada] hazır bulunanınız, [burada] bulunmayanınıza iletsin: Fecirden sonra [sabahın] iki rekâtı [sünneti] hariç [nâfile] namaz kılmayın.’”
1279. Hadis
حَدَّثَنَا حَفْصُ بْنُ عُمَرَ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنِ الأَسْوَدِ، وَمَسْرُوقٍ، قَالاَ نَشْهَدُ عَلَى عَائِشَةَ - رضى الله عنها - أَنَّهَا قَالَتْ مَا مِنْ يَوْمٍ يَأْتِي عَلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم إِلاَّ صَلَّى بَعْدَ الْعَصْرِ رَكْعَتَيْنِ .
Bize Hafs b. Ömer anlattı; bize Şu’be anlattı; Ebû İshâk’tan, el-Esved ve Mesrûk’tan nakledildiğine göre şöyle demişlerdir: “Âişe [radıyallahu anhâ] üzerine şehâdet ederiz [onun şöyle dediğine tanıklık ederiz] ki: ‘Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in, ikindi [asr] namazından sonra iki rekât [namaz] kılmadığı hiçbir gün geçmemiştir.’”
1280. Hadis
حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ سَعْدٍ، حَدَّثَنَا عَمِّي، حَدَّثَنَا أَبِي، عَنِ ابْنِ إِسْحَاقَ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَمْرِو بْنِ عَطَاءٍ، عَنْ ذَكْوَانَ، مَوْلَى عَائِشَةَ أَنَّهَا حَدَّثَتْهُ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ يُصَلِّي بَعْدَ الْعَصْرِ وَيَنْهَى عَنْهَا وَيُوَاصِلُ وَيَنْهَى عَنِ الْوِصَالِ .
Bize Ubeydullâh b. Sa’d anlattı; bize amcam anlattı; bize babam anlattı; İbn İshâk’tan, Muhammed b. Amr b. Atâ’dan, Âişe’nin mevlâsı Zekvân’dan nakledildiğine göre Âişe [radıyallahu anhâ] ona şöyle demiştir: “Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ikindiden [asr] sonra [namaz] kılardı; oysa bunu [başkalarına] yasaklardı. [Yine kendisi oruçta] visal (peş peşe, iftar etmeden oruç tutma) yapardı; oysa [başkalarına] visal yapmayı yasaklardı.”
1281. Hadis
حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ عُمَرَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَارِثِ بْنُ سَعِيدٍ، عَنِ الْحُسَيْنِ الْمُعَلِّمِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ بُرَيْدَةَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ الْمُزَنِيِّ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " صَلُّوا قَبْلَ الْمَغْرِبِ رَكْعَتَيْنِ " . ثُمَّ قَالَ " صَلُّوا قَبْلَ الْمَغْرِبِ رَكْعَتَيْنِ لِمَنْ شَاءَ " . خَشْيَةَ أَنْ يَتَّخِذَهَا النَّاسُ سُنَّةً .
Bize Ubeydullâh b. Ömer anlattı; bize Abdülvâris b. Saîd anlattı; el-Huseyn el-Muallim’den, Abdullâh b. Büreyde’den, Abdullâh el-Müzenî’den [radıyallahu anh] nakledildiğine göre: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: “Akşam [mağrib] namazından önce iki rekât [namaz] kılın” buyurdu. Sonra insanların bunu [bağlayıcı bir] sünnet edinmeleri korkusuyla: “Dileyen kimse [kılsın]” diye ekledi.
1282. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الرَّحِيمِ الْبَزَّازُ، أَخْبَرَنَا سَعِيدُ بْنُ سُلَيْمَانَ، حَدَّثَنَا مَنْصُورُ بْنُ أَبِي الأَسْوَدِ، عَنِ الْمُخْتَارِ بْنِ فُلْفُلٍ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ صَلَّيْتُ الرَّكْعَتَيْنِ قَبْلَ الْمَغْرِبِ عَلَى عَهْدِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم . قَالَ قُلْتُ لأَنَسٍ أَرَآكُمْ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ نَعَمْ رَآنَا فَلَمْ يَأْمُرْنَا وَلَمْ يَنْهَنَا .
Bize Muhammed b. Abdürrahîm el-Bezzâz anlattı; bize Saîd b. Süleymân haber verdi; bize Mansûr b. Ebî’l-Esved anlattı; el-Muhtâr b. Fülfül’den, Enes b. Mâlik’ten [radıyallahu anh] nakledildiğine göre o şöyle demiştir: “Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem döneminde, akşam [mağrib] namazından önce iki rekât [namaz] kılardım.” [Râvî el-Muhtâr] dedi ki: “Enes’e: ‘Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem sizi [kılarken] gördü mü?’ diye sordum. O: ‘Evet, bizi gördü; fakat ne [kesin olarak] emretti ne de bizi yasakladı’ dedi.”
1283. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُحَمَّدٍ النُّفَيْلِيُّ، حَدَّثَنَا ابْنُ عُلَيَّةَ، عَنِ الْجُرَيْرِيِّ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ بُرَيْدَةَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مُغَفَّلٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " بَيْنَ كُلِّ أَذَانَيْنِ صَلاَةٌ بَيْنَ كُلِّ أَذَانَيْنِ صَلاَةٌ لِمَنْ شَاءَ " .
Bize Abdullâh b. Muhammed en-Nüfeylî anlattı; bize İbn Üleyye anlattı; el-Cüreyrî’den, Abdullâh b. Büreyde’den, Abdullâh b. Mugaffel’den [radıyallahu anh] nakledildiğine göre o şöyle demiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: “Her iki ezan [ezan ile kāmet] arasında bir namaz vardır; her iki ezan arasında dileyen kimse [için] bir namaz vardır” buyurdu.
1284. Hadis
حَدَّثَنَا ابْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ أَبِي شُعَيْبٍ، عَنْ طَاوُسٍ، قَالَ سُئِلَ ابْنُ عُمَرَ عَنِ الرَّكْعَتَيْنِ، قَبْلَ الْمَغْرِبِ فَقَالَ مَا رَأَيْتُ أَحَدًا عَلَى عَهْدِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُصَلِّيهِمَا . وَرَخَّصَ فِي الرَّكْعَتَيْنِ بَعْدَ الْعَصْرِ . قَالَ أَبُو دَاوُدَ سَمِعْتُ يَحْيَى بْنَ مَعِينٍ يَقُولُ هُوَ شُعَيْبٌ يَعْنِي وَهِمَ شُعْبَةُ فِي اسْمِهِ .
Bize İbn Beşşâr anlattı; bize Muhammed b. Ca’fer anlattı; bize Şu’be anlattı; Ebû Şuayb’dan, Tâvûs’tan nakledildiğine göre şöyle demiştir: İbn Ömer’e [radıyallahu anhuma] akşamdan [mağrib] önceki iki rekât soruldu. O: “Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem döneminde onları kılan hiçbir kimse görmedim” dedi. [Ancak İbn Ömer] ikindiden [asr] sonraki iki rekâta [namaz kılmaya] ruhsat verirdi. Ebû Dâvûd dedi ki: Yahyâ b. Maîn’i şöyle derken işittim: “O [râvî] Şuayb’dır.” Yani Şu’be onun isminde yanılmıştır.
1285. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ مَنِيعٍ، عَنْ عَبَّادِ بْنِ عَبَّادٍ، ح وَحَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ، - الْمَعْنَى - عَنْ وَاصِلٍ، عَنْ يَحْيَى بْنِ عُقَيْلٍ، عَنْ يَحْيَى بْنِ يَعْمُرَ، عَنْ أَبِي ذَرٍّ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " يُصْبِحُ عَلَى كُلِّ سُلاَمَى مِنِ ابْنِ آدَمَ صَدَقَةٌ تَسْلِيمُهُ عَلَى مَنْ لَقِيَ صَدَقَةٌ وَأَمْرُهُ بِالْمَعْرُوفِ صَدَقَةٌ وَنَهْيُهُ عَنِ الْمُنْكَرِ صَدَقَةٌ وَإِمَاطَتُهُ الأَذَى عَنِ الطَّرِيقِ صَدَقَةٌ وَبُضْعَةُ أَهْلِهِ صَدَقَةٌ وَيُجْزِئُ مِنْ ذَلِكَ كُلِّهِ رَكْعَتَانِ مِنَ الضُّحَى " . قَالَ أَبُو دَاوُدَ وَحَدِيثُ عَبَّادٍ أَتَمُّ وَلَمْ يَذْكُرْ مُسَدَّدٌ الأَمْرَ وَالنَّهْىَ زَادَ فِي حَدِيثِهِ وَقَالَ كَذَا وَكَذَا وَزَادَ ابْنُ مَنِيعٍ فِي حَدِيثِهِ قَالُوا يَا رَسُولَ اللَّهِ أَحَدُنَا يَقْضِي شَهْوَتَهُ وَتَكُونُ لَهُ صَدَقَةٌ قَالَ " أَرَأَيْتَ لَوْ وَضَعَهَا فِي غَيْرِ حِلِّهَا أَلَمْ يَكُنْ يَأْثَمُ " .
Bize Ahmed b. Menî’ anlattı; Abbâd b. Abbâd’dan. (H) Bize Müsedded anlattı; bize Hammâd b. Zeyd anlattı -[bu iki rivâyet] anlam olarak [birleşirler]-; Vâsıl’dan, Yahyâ b. Akīl’den, Yahyâ b. Ya’mer’den, Ebû Zer’den [radıyallahu anh], Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den [nakledildiğine göre] şöyle buyurmuştur: “Âdemoğlundan her birinizin her bir eklemi [sulâmâ] için bir sadaka [borcu] olarak sabahlanır: Rastladığı kimseye selâm vermesi bir sadakadır; iyiliği emretmesi [emr-i bi’l-ma’rûf] bir sadakadır; kötülükten sakındırması [nehy-i ani’l-münker] bir sadakadır; yoldan eziyet veren şeyi gidermesi [imâtatühü’l-ezâ] bir sadakadır; ailesiyle [cinsel] beraberliği [bud’u ehlihi] bir sadakadır. Kuşluk vaktinde [duhâ] kılınan iki rekât [namaz] ise tüm bunların yerini tutar.” Ebû Dâvûd dedi ki: Abbâd’ın hadisi daha tamdır. Müsedded [kendi rivâyetinde] iyiliği emretme ve kötülükten sakındırmayı zikretmemiş, [onun yerine] hadisinde: “Şöyle şöyle...” demiştir. İbn Menî’ ise hadisinde [şunu da] eklemiştir: [Sahâbîler]: “Ey Allah’ın Resûlü! Birimiz şehvetini giderir de [yine de] onun için sadaka [sevabı] mı olur?” dediler. [Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem]: “Gördünüz mü ya, eğer onu helâl olmayan bir yere boşaltsaydı [günah] yüklenmiş olmayacak mıydı?” buyurdu.
1286. Hadis
حَدَّثَنَا وَهْبُ بْنُ بَقِيَّةَ، أَخْبَرَنَا خَالِدٌ، عَنْ وَاصِلٍ، عَنْ يَحْيَى بْنِ عُقَيْلٍ، عَنْ يَحْيَى بْنِ يَعْمُرَ، عَنْ أَبِي الأَسْوَدِ الدُّؤَلِيِّ، قَالَ بَيْنَمَا نَحْنُ عِنْدَ أَبِي ذَرٍّ قَالَ " يُصْبِحُ عَلَى كُلِّ سُلاَمَى مِنْ أَحَدِكُمْ فِي كُلِّ يَوْمٍ صَدَقَةٌ فَلَهُ بِكُلِّ صَلاَةٍ صَدَقَةٌ وَصِيَامٍ صَدَقَةٌ وَحَجٍّ صَدَقَةٌ وَتَسْبِيحٍ صَدَقَةٌ وَتَكْبِيرٍ صَدَقَةٌ وَتَحْمِيدٍ صَدَقَةٌ " . فَعَدَّ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مِنْ هَذِهِ الأَعْمَالِ الصَّالِحَةِ ثُمَّ قَالَ " يُجْزِئُ أَحَدَكُمْ مِنْ ذَلِكَ رَكْعَتَا الضُّحَى " .
Bize Vehb b. Bakıyye anlattı; bize Hâlid haber verdi; Vâsıl’dan, Yahyâ b. Akīl’den, Yahyâ b. Ya’mer’den, Ebü’l-Esved ed-Düelî’den nakledildiğine göre o şöyle demiştir: Biz Ebû Zer’in [radıyallahu anh] yanındayken o [şöyle] dedi: “Her birinizin her bir eklemi [sulâmâ] için her gün bir sadaka [borcu] olarak sabahlanır. Her bir namaz bir sadakadır; her bir oruç bir sadakadır; her bir hac bir sadakadır; her bir tesbih (Sübhânallah demek) bir sadakadır; her bir tekbir (Allâhu ekber demek) bir sadakadır; her bir tahmid (elhamdülillâh demek) bir sadakadır.” [Ebü’l-Esved dedi ki:] Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bu salih amelleri [birer birer] saydı; sonra: “Kuşluk vaktinde [duhâ] kılacağınız iki rekât [namaz] ise sizin için tüm bunların yerini tutar” buyurdu.
1287. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ سَلَمَةَ الْمُرَادِيُّ، حَدَّثَنَا ابْنُ وَهْبٍ، عَنْ يَحْيَى بْنِ أَيُّوبَ، عَنْ زَبَّانَ بْنِ فَائِدٍ، عَنْ سَهْلِ بْنِ مُعَاذِ بْنِ أَنَسٍ الْجُهَنِيِّ، عَنْ أَبِيهِ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " مَنْ قَعَدَ فِي مُصَلاَّهُ حِينَ يَنْصَرِفُ مِنْ صَلاَةِ الصُّبْحِ حَتَّى يُسَبِّحَ رَكْعَتَىِ الضُّحَى لاَ يَقُولُ إِلاَّ خَيْرًا غُفِرَ لَهُ خَطَايَاهُ وَإِنْ كَانَتْ أَكْثَرَ مِنْ زَبَدِ الْبَحْرِ " .
Bize Muhammed b. Seleme el-Murâdî anlattı; bize İbn Vehb anlattı; Yahyâ b. Eyyûb’dan, Zabbân b. Fâid’den, Sehl b. Muâz b. Enes el-Cühenî’den, babasından [Muâz b. Enes el-Cühenî’den - radıyallahu anh] nakledildiğine göre: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Kim sabah [subh] namazından ayrıldıktan [kıldıktan] sonra, kuşluk vaktinin [duhâ] iki rekâtını kılana kadar namazgâhında [musallâ] oturur ve [bu sürede] hayırdan başka bir şey söylemezse, deniz köpüğünden daha çok olsa bile günahları bağışlanır.”
1288. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو تَوْبَةَ الرَّبِيعُ بْنُ نَافِعٍ، حَدَّثَنَا الْهَيْثَمُ بْنُ حُمَيْدٍ، عَنْ يَحْيَى بْنِ الْحَارِثِ، عَنِ الْقَاسِمِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ أَبِي أُمَامَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " صَلاَةٌ فِي أَثَرِ صَلاَةٍ لاَ لَغْوَ بَيْنَهُمَا كِتَابٌ فِي عِلِّيِّينَ " .
Bize Ebû Tevbe er-Rebî’ b. Nâfi’ anlattı; bize el-Heysem b. Humeyd anlattı; Yahyâ b. el-Hâris’ten, el-Kâsım b. Abdürrahmân’dan, Ebû Ümâme’den [radıyallahu anh] nakledildiğine göre: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Aralarında [lüzumsuz bir iş veya] boş lakırdı [lağv] olmaksızın, bir namazın peşinden kılınan diğer bir namaz, İlliyyîn’de (yüce makamlarda) yazılan [bir amel]dir.”
1289. Hadis
حَدَّثَنَا دَاوُدُ بْنُ رُشَيْدٍ، حَدَّثَنَا الْوَلِيدُ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ عَبْدِ الْعَزِيزِ، عَنْ مَكْحُولٍ، عَنْ كَثِيرِ بْنِ مُرَّةَ أَبِي شَجَرَةَ، عَنْ نُعَيْمِ بْنِ هَمَّارٍ، قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " يَقُولُ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ يَا ابْنَ آدَمَ لاَ تُعْجِزْنِي مِنْ أَرْبَعِ رَكَعَاتٍ فِي أَوَّلِ نَهَارِكَ أَكْفِكَ آخِرَهُ " .
Bize Dâvûd b. Ruşayd anlattı; bize el-Velîd anlattı; Saîd b. Abdilazîz’den, Mekhûl’den, Ebû Şecere Kesîr b. Mürre’den, Nuaym b. Hemmâr’dan nakledildiğine göre o şöyle demiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’i şöyle buyururken işittim: “Aziz ve Celil olan Allah şöyle buyurur: ‘Ey Âdemoğlu! Günün başlangıcında [evvele nehârike] Benim için dört rekât [namaz kılmayı] ihmal etme ki, Ben de günün sonunda sana kâfi geleyim [işlerini kolaylaştırıp seni koruyayım].’”
1290. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ صَالِحٍ، وَأَحْمَدُ بْنُ عَمْرِو بْنِ السَّرْحِ، قَالاَ حَدَّثَنَا ابْنُ وَهْبٍ، حَدَّثَنِي عِيَاضُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ مَخْرَمَةَ بْنِ سُلَيْمَانَ، عَنْ كُرَيْبٍ، مَوْلَى ابْنِ عَبَّاسٍ عَنْ أُمِّ هَانِئٍ بِنْتِ أَبِي طَالِبٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَوْمَ الْفَتْحِ صَلَّى سُبْحَةَ الضُّحَى ثَمَانِيَ رَكَعَاتٍ يُسَلِّمُ مِنْ كُلِّ رَكْعَتَيْنِ . قَالَ أَبُو دَاوُدَ قَالَ أَحْمَدُ بْنُ صَالِحٍ إِنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَوْمَ الْفَتْحِ صَلَّى سُبْحَةَ الضُّحَى فَذَكَرَ مِثْلَهُ . قَالَ ابْنُ السَّرْحِ إِنَّ أُمَّ هَانِئٍ قَالَتْ دَخَلَ عَلَىَّ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَلَمْ يَذْكُرْ سُبْحَةَ الضُّحَى بِمَعْنَاهُ .
Bize Ahmed b. Sâlih ve Ahmed b. Amr b. es-Serh anlattı; dediler ki: Bize İbn Vehb anlattı; bana İyâz b. Abdillâh anlattı; Mahreme b. Süleymân’dan, İbn Abbâs’ın mevlâsı Küreyb’den, Ebû Tâlib’in kızı Ümmü Hânî’den [radıyallahu anhâ] nakledildiğine göre: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem fetih günü [Mekke’nin fethi], her iki rekâtta bir selâm vererek sekiz rekât kuşluk [duhâ] namazı kıldı. Ebû Dâvûd dedi ki: Ahmed b. Sâlih [kendi rivâyetinde]: “Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem fetih günü kuşluk namazı kıldı” dedi ve benzerini zikretti. İbn es-Serh ise [şunları ekledi]: Ümmü Hânî: “Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem benim yanıma girdi” dedi. [Ancak İbn es-Serh rivâyetinde] ‘kuşluk namazı’ [lafzını] zikretmeyip [kastını] anlam olarak [ifade etti].
1291. Hadis
حَدَّثَنَا حَفْصُ بْنُ عُمَرَ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ عَمْرِو بْنِ مُرَّةَ، عَنِ ابْنِ أَبِي لَيْلَى، قَالَ مَا أَخْبَرَنَا أَحَدٌ، أَنَّهُ رَأَى النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم صَلَّى الضُّحَى غَيْرَ أُمِّ هَانِئٍ فَإِنَّهَا ذَكَرَتْ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم يَوْمَ فَتْحِ مَكَّةَ اغْتَسَلَ فِي بَيْتِهَا وَصَلَّى ثَمَانِيَ رَكَعَاتٍ فَلَمْ يَرَهُ أَحَدٌ صَلاَّهُنَّ بَعْدُ .
Bize Hafs b. Ömer anlattı; bize Şu’be anlattı; Amr b. Mürre’den, İbn Ebî Leylâ’dan nakledildiğine göre o şöyle demiştir: Ümmü Hânî [radıyallahu anhâ] dışında, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’i kuşluk namazı [duhâ] kılarken gördüğünü bize haber veren hiç kimse olmamıştır. Ümmü Hânî ise [şöyle] zikretmiştir: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem Mekke’nin fethi günü onun evinde yıkandı [gusletti] ve sekiz rekât [namaz] kıldı. Bundan sonra hiç kimse onun bu [namazları] kıldığını görmemiştir.
1292. Hadis
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ زُرَيْعٍ، حَدَّثَنَا الْجُرَيْرِيُّ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ شَقِيقٍ، قَالَ سَأَلْتُ عَائِشَةَ هَلْ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُصَلِّي الضُّحَى فَقَالَتْ لاَ إِلاَّ أَنْ يَجِيءَ مِنْ مَغِيبِهِ . قُلْتُ هَلْ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقْرِنُ بَيْنَ السُّورَتَيْنِ قَالَتْ مِنَ الْمُفَصَّلِ .
Bize Müsedded anlattı; bize Yezîd b. Zürey’ anlattı; bize el-Cüreyrî anlattı; Abdullâh b. Şakīk’tan nakledildiğine göre o şöyle demiştir: Âişe’ye [radıyallahu anhâ]: “Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem kuşluk [duhâ] namazı kılar mıydı?” diye sordum. O: “Hayır, ancak bir yolculuktan [mağîbihi] döndüğü zaman kılardı” dedi. [Yine] dedim ki: “Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem [namazda] iki sûreyi birleştirir miydi?” O: “Mufassal olan sûrelerden [birleştirirdi]” dedi.
1293. Hadis
حَدَّثَنَا الْقَعْنَبِيُّ، عَنْ مَالِكٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ عُرْوَةَ بْنِ الزُّبَيْرِ، عَنْ عَائِشَةَ، زَوْجِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنَّهَا قَالَتْ مَا سَبَّحَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم سُبْحَةَ الضُّحَى قَطُّ وَإِنِّي لأُسَبِّحُهَا وَإِنْ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لَيَدَعُ الْعَمَلَ وَهُوَ يُحِبُّ أَنْ يَعْمَلَ بِهِ خَشْيَةَ أَنْ يَعْمَلَ بِهِ النَّاسُ فَيُفْرَضَ عَلَيْهِمْ .
Bize el-Ka’nebî anlattı; Mâlik’ten, İbn Şihâb’dan, Urve b. ez-Zübeyr’den, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in eşi Âişe’den [radıyallahu anhâ] nakledildiğine göre o şöyle demiştir: “Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem hiçbir zaman [düzenli olarak] kuşluk namazı [subhate’d-duhâ] kılmadı; oysa ben onu mutlaka kılarım. Şüphesiz Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, yapmayı sevdiği bir ameli, insanlar da onu yaparlar da üzerlerine farz kılınır korkusuyla terk ederdi.”
1294. Hadis
حَدَّثَنَا ابْنُ نُفَيْلٍ، وَأَحْمَدُ بْنُ يُونُسَ، قَالاَ حَدَّثَنَا زُهَيْرٌ، حَدَّثَنَا سِمَاكٌ، قَالَ قُلْتُ لِجَابِرِ بْنِ سَمُرَةَ أَكُنْتَ تُجَالِسُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ نَعَمْ كَثِيرًا فَكَانَ لاَ يَقُومُ مِنْ مُصَلاَّهُ الَّذِي صَلَّى فِيهِ الْغَدَاةَ حَتَّى تَطْلُعَ الشَّمْسُ فَإِذَا طَلَعَتْ قَامَ صلى الله عليه وسلم .
Bize İbn Nüfeyl ve Ahmed b. Yûnus anlattı; dediler ki: Bize Züheyr anlattı; bize Simâk anlattı; o şöyle demiştir: Câbir b. Semure’ye [radıyallahu anh]: “Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile [meclislerinde] oturur muydun?” diye sordum. O: “Evet, çokça [otururdum]. O, sabah [gadât] namazını kıldığı namazgâhından [musallâ], güneş doğuncaya kadar kalkmazdı. Güneş doğunca [yerinden] kalkardı sallallâhu aleyhi ve sellem” dedi.
1295. Hadis
حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ مَرْزُوقٍ، أَخْبَرَنَا شُعْبَةُ، عَنْ يَعْلَى بْنِ عَطَاءٍ، عَنْ عَلِيِّ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ الْبَارِقِيِّ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " صَلاَةُ اللَّيْلِ وَالنَّهَارِ مَثْنَى مَثْنَى " .
Bize Amr b. Merzûk anlattı; bize Şu’be haber verdi; Ya’lâ b. Atâ’dan, Ali b. Abdillâh el-Bârıkī’den, İbn Ömer’den [radıyallahu anhuma], Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den [nakledildiğine göre] şöyle buyurmuştur: “Gece ve gündüz namazı [nâfileler] ikişer ikişerdir [mesnâ mesnâ].”
1296. Hadis
حَدَّثَنَا ابْنُ الْمُثَنَّى، حَدَّثَنَا مُعَاذُ بْنُ مُعَاذٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، حَدَّثَنِي عَبْدُ رَبِّهِ بْنُ سَعِيدٍ، عَنْ أَنَسِ بْنِ أَبِي أَنَسٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ نَافِعٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الْحَارِثِ، عَنِ الْمُطَّلِبِ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " الصَّلاَةُ مَثْنَى مَثْنَى أَنْ تَشَهَّدَ فِي كُلِّ رَكْعَتَيْنِ وَأَنْ تَبَاءَسَ وَتَمَسْكَنَ وَتُقْنِعَ بِيَدَيْكَ وَتَقُولَ اللَّهُمَّ اللَّهُمَّ فَمَنْ لَمْ يَفْعَلْ ذَلِكَ فَهِيَ خِدَاجٌ " . سُئِلَ أَبُو دَاوُدَ عَنْ صَلاَةِ اللَّيْلِ مَثْنَى قَالَ إِنْ شِئْتَ مَثْنَى وَإِنْ شِئْتَ أَرْبَعًا .
Bize İbnü’l-Müsennâ anlattı; bize Muâz b. Muâz anlattı; bize Şu’be anlattı; bana Abdürabbih b. Saîd anlattı; Enes b. Ebî Enes’ten, Abdullâh b. Nâfi’den, Abdullâh b. el-Hâris’ten, el-Muttalib’den [el-Muttalib b. Ebî Vedâa - radıyallahu anh], Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den [nakledildiğine göre] şöyle buyurmuştur: “Namaz [nâfileler] ikişer ikişerdir [mesnâ mesnâ]. Her iki rekâtta teşehhüdde bulunman; [Allah’a karşı] boyun büküp çaresizliğini [tebâüs] ve muhtaçlığını [temeskün] göstermen; ellerini [dua için Mevlâ’ya] kaldırman ve: ‘Allah’ım! Allah’ım!’ demendir. Kim böyle yapmazsa, o [namaz] eksiktir [hidâc].” Ebû Dâvûd’a gece namazının ikişerli [kılınması] soruldu. O: “Dilersen ikişerli, dilersen dörderli [kılarsın]” dedi.
1297. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ بِشْرِ بْنِ الْحَكَمِ النَّيْسَابُورِيُّ، حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ عَبْدِ الْعَزِيزِ، حَدَّثَنَا الْحَكَمُ بْنُ أَبَانَ، عَنْ عِكْرِمَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ لِلْعَبَّاسِ بْنِ عَبْدِ الْمُطَّلِبِ " يَا عَبَّاسُ يَا عَمَّاهُ أَلاَ أُعْطِيكَ أَلاَ أَمْنَحُكَ أَلاَ أَحْبُوكَ أَلاَ أَفْعَلُ بِكَ عَشْرَ خِصَالٍ إِذَا أَنْتَ فَعَلْتَ ذَلِكَ غَفَرَ اللَّهُ لَكَ ذَنْبَكَ أَوَّلَهُ وَآخِرَهُ قَدِيمَهُ وَحَدِيثَهُ خَطَأَهُ وَعَمْدَهُ صَغِيرَهُ وَكَبِيرَهُ سِرَّهُ وَعَلاَنِيَتَهُ عَشْرَ خِصَالٍ أَنْ تُصَلِّيَ أَرْبَعَ رَكَعَاتٍ تَقْرَأُ فِي كُلِّ رَكْعَةٍ فَاتِحَةَ الْكِتَابِ وَسُورَةً فَإِذَا فَرَغْتَ مِنَ الْقِرَاءَةِ فِي أَوَّلِ رَكْعَةٍ وَأَنْتَ قَائِمٌ قُلْتَ سُبْحَانَ اللَّهِ وَالْحَمْدُ لِلَّهِ وَلاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ وَاللَّهُ أَكْبَرُ خَمْسَ عَشْرَةَ مَرَّةً ثُمَّ تَرْكَعُ فَتَقُولُهَا وَأَنْتَ رَاكِعٌ عَشْرًا ثُمَّ تَرْفَعُ رَأْسَكَ مِنَ الرُّكُوعِ فَتَقُولُهَا عَشْرًا ثُمَّ تَهْوِي سَاجِدًا فَتَقُولُهَا وَأَنْتَ سَاجِدٌ عَشْرًا ثُمَّ تَرْفَعُ رَأْسَكَ مِنَ السُّجُودِ فَتَقُولُهَا عَشْرًا ثُمَّ تَسْجُدُ فَتَقُولُهَا عَشْرًا ثُمَّ تَرْفَعُ رَأْسَكَ فَتَقُولُهَا عَشْرًا فَذَلِكَ خَمْسٌ وَسَبْعُونَ فِي كُلِّ رَكْعَةٍ تَفْعَلُ ذَلِكَ فِي أَرْبَعِ رَكَعَاتٍ إِنِ اسْتَطَعْتَ أَنْ تُصَلِّيَهَا فِي كُلِّ يَوْمٍ مَرَّةً فَافْعَلْ فَإِنْ لَمْ تَفْعَلْ فَفِي كُلِّ جُمُعَةٍ مَرَّةً فَإِنْ لَمْ تَفْعَلْ فَفِي كُلِّ شَهْرٍ مَرَّةً فَإِنْ لَمْ تَفْعَلْ فَفِي كُلِّ سَنَةٍ مَرَّةً فَإِنْ لَمْ تَفْعَلْ فَفِي عُمُرِكَ مَرَّةً " .
Bize Abdürrahmân b. Bişr b. el-Hakem en-Neysâbûrî anlattı; bize Mûsâ b. Abdilaziz anlattı; bize el-Hakem b. Ebân anlattı; İkrime’den, İbn Abbâs’tan [radıyallahu anhuma] nakledildiğine göre: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem amcası Abbâs b. Abdülmuttalib’e [şöyle] buyurdu: “Ey Abbâs! Ey amcam! Sana [çok değerli bir şey] vermeyeyim mi? Sana bağışta bulunmayayım mı? Seni ihsana boğmayayım mı? Sana on haslet [on büyük iyilik] yapmayayım mı? Eğer sen bunu yaparsan, Allah senin günahlarının ilkini ve sonuncusunu, eskisini ve yenisini, kasıtlısını ve kasıtsızını, küçüğünü ve büyüğünü, gizlisini ve açığını bağışlar. Bu on haslet [şudur]: Dört rekât [namaz] kılarsın; her bir rekâtta Fâtihatu’l-Kitâb’ı (Fâtiha sûresini) ve [bir de] sûre okursun. İlk rekâtta kıraati bitirince, henüz ayaktayken on beş defa: ‘Sübhânallâhi ve’l-hamdülillâhi velâ ilâhe illallâhü vallâhü ekber’ dersin. Sonra rükûya varırsın ve rükûdayken bunu on defa söylersin. Sonra başını rükûdan kaldırırsın [ve ayaktayken] bunu on defa söylersin. Sonra secdeye kapanırsın ve secdedeyken bunu on defa söylersin. Sonra başını secdeden kaldırırsın [oturduğunda] bunu on defa söylersin. Sonra [tekrardan] secdeye varırsın ve bunu on defa söylersin. Sonra başını [secdeden] kaldırırsın [ikinci secde sonrası henüz kalkmadan] bunu on defa söylersin. İşte bu, her bir rekâtta yetmiş beş [tesbih]tir. Bunu dört rekâtın her birinde [böylece] yaparsın. Eğer bunu her gün bir defa kılmaya gücün yeterse yap; yapamazsan her cuma bir defa [yap]; yapamazsan her ay bir defa [yap]; yapamazsan her yıl bir defa [yap]; [onu da] yapamazsan ömründe bir defa olsun [yap].”
1298. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ سُفْيَانَ الأُبُلِّيُّ، حَدَّثَنَا حَبَّانُ بْنُ هِلاَلٍ أَبُو حَبِيبٍ، حَدَّثَنَا مَهْدِيُّ بْنُ مَيْمُونٍ، حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ مَالِكٍ، عَنْ أَبِي الْجَوْزَاءِ، قَالَ حَدَّثَنِي رَجُلٌ، كَانَتْ لَهُ صُحْبَةٌ يُرَوْنَ أَنَّهُ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عَمْرٍو قَالَ قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " ائْتِنِي غَدًا أَحْبُوكَ وَأُثِيبُكَ وَأُعْطِيكَ " . حَتَّى ظَنَنْتُ أَنَّهُ يُعْطِينِي عَطِيَّةً قَالَ " إِذَا زَالَ النَّهَارُ فَقُمْ فَصَلِّ أَرْبَعَ رَكَعَاتٍ " . فَذَكَرَ نَحْوَهُ قَالَ " تَرْفَعُ رَأْسَكَ - يَعْنِي مِنَ السَّجْدَةِ الثَّانِيَةِ - فَاسْتَوِ جَالِسًا وَلاَ تَقُمْ حَتَّى تُسَبِّحَ عَشْرًا وَتَحْمَدَ عَشْرًا وَتُكَبِّرَ عَشْرًا وَتُهَلِّلَ عَشْرًا ثُمَّ تَصْنَعُ ذَلِكَ فِي الأَرْبَعِ رَكَعَاتٍ " . قَالَ " فَإِنَّكَ لَوْ كُنْتَ أَعْظَمَ أَهْلِ الأَرْضِ ذَنْبًا غُفِرَ لَكَ بِذَلِكَ " . قُلْتُ فَإِنْ لَمْ أَسْتَطِعْ أَنْ أُصَلِّيَهَا تِلْكَ السَّاعَةَ قَالَ " صَلِّهَا مِنَ اللَّيْلِ وَالنَّهَارِ " . قَالَ أَبُو دَاوُدَ حَبَّانُ بْنُ هِلاَلٍ خَالُ هِلاَلٍ الرَّائِيِّ . قَالَ أَبُو دَاوُدَ رَوَاهُ الْمُسْتَمِرُّ بْنُ الرَّيَّانِ عَنْ أَبِي الْجَوْزَاءِ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو مَوْقُوفًا وَرَوَاهُ رَوْحُ بْنُ الْمُسَيَّبِ وَجَعْفَرُ بْنُ سُلَيْمَانَ عَنْ عَمْرِو بْنِ مَالِكٍ النُّكْرِيِّ عَنْ أَبِي الْجَوْزَاءِ عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ قَوْلُهُ وَقَالَ فِي حَدِيثِ رَوْحٍ فَقَالَ حَدِيثُ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم .
Bize Muhammed b. Süfyân el-Übüllî anlattı; bize Habbân b. Hilâl Ebû Habîb anlattı; bize Mehdî b. Meymûn anlattı; bize Amr b. Mâlik anlattı; Ebü’l-Cevzâ’dan nakledildiğine göre o şöyle demiştir: Bana sahâbî olan [ve isminin] Abdullâh b. Amr olduğu düşünülen bir zat anlattı: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem ona: “Yarın bana gel, sana [herkese yapılmayan bir] ihsanda bulunayım, seni ödüllendireyim ve sana [değerli bir şey] vereyim” buyurdu. Öyle ki [zat] kendisine maddi bir bağışta bulunacağını sandı. [Nebi] şöyle buyurdu: “Gündüz zeval bulunca [öğle vakti girince] kalk ve dört rekât namaz kıl.” [Râvî] yukarıdakine [1297'ye] benzer şekilde [namazın kılınışını] zikretti; [ancak şu farkı belirtti:] “[Nebi] şöyle buyurdu: ‘Başını [ikinci] secdeden kaldırdığın zaman doğrularak otur; on defa tesbih (Sübhânallah), on defa tahmid (elhamdülillâh), on defa tekbir (Allâhu ekber) ve on defa tehlil (lâ ilâhe illallâh) demedikçe [ayağa] kalkma. Sonra bunu dört rekâtın her birinde [aynı şekilde] yap.’ [Nebi devamla:] ‘Şayet yeryüzü halkının en büyük günahkârı bile olsan, bununla [kılacağın bu namazla] günahların bağışlanır’ buyurdu.” [Abdullâh b. Amr olduğu düşünülen zat]: “Eğer o saatte [zeval vaktinde] onu kılmaya gücüm yetmezse?” diye sordu. [Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem]: “Onu gece veya gündüz [dilediğin vakitte] kıl” buyurdu. Ebû Dâvûd dedi ki: Habbân b. Hilâl, Hilâl er-Râî’nin dayısıdır. Ebû Dâvûd [ayrıca] dedi ki: Bunu el-Müstemir b. er-Reyyân, Ebü’l-Cevzâ’dan, Abdullâh b. Amr’dan mevkūf (sahâbe sözü) olarak rivâyet etmiştir. Rûh b. el-Müseyyeb ve Ca’fer b. Süleymân ise [hadisi] Amr b. Mâlik en-Nükrî’den, Ebü’l-Cevzâ’dan, İbn Abbâs’ın [kendi] sözü olarak rivâyet etmişlerdir. Rûh’un rivâyetinde ise: “Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in hadisi [sözü] olarak söyledi” denilmiştir.
1299. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو تَوْبَةَ الرَّبِيعُ بْنُ نَافِعٍ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مُهَاجِرٍ، عَنْ عُرْوَةَ بْنِ، رُوَيْمٍ حَدَّثَنِي الأَنْصَارِيُّ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ لِجَعْفَرٍ بِهَذَا الْحَدِيثِ فَذَكَرَ نَحْوَهُمْ قَالَ فِي السَّجْدَةِ الثَّانِيَةِ مِنَ الرَّكْعَةِ الأُولَى كَمَا قَالَ فِي حَدِيثِ مَهْدِيِّ بْنِ مَيْمُونٍ .
Bize Ebû Tevbe er-Rebî’ b. Nâfi’ anlattı; bize Muhammed b. Muhâcir anlattı; Urve b. Rüveym’den [nakledildiğine göre]: Bana el-Ensârî [Ebû Râfi’ - radıyallahu anh] anlattı: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, Ca’fer’e [b. Ebî Tâlib - radıyallahu anh] bu hadisi [tesbih namazının kılınışını] söyledi [öğretti]. [Râvî] yukarıdakilere benzer şekilde [hadisi] zikretti ve [şöyle] dedi: [Nebi], ilk rekâtın ikinci secdesinde [henüz ayağa kalkmadan], Mehdî b. Meymûn’un [1298 numaralı] hadisinde söylediği gibi [otururken tesbih edilmesini] zikretti.
1300. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي الأَسْوَدِ، حَدَّثَنِي أَبُو مُطَرِّفٍ، مُحَمَّدُ بْنُ أَبِي الْوَزِيرِ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مُوسَى الْفِطْرِيُّ، عَنْ سَعْدِ بْنِ إِسْحَاقَ بْنِ كَعْبِ بْنِ عُجْرَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ جَدِّهِ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم أَتَى مَسْجِدَ بَنِي عَبْدِ الأَشْهَلِ فَصَلَّى فِيهِ الْمَغْرِبَ فَلَمَّا قَضَوْا صَلاَتَهُمْ رَآهُمْ يُسَبِّحُونَ بَعْدَهَا فَقَالَ " هَذِهِ صَلاَةُ الْبُيُوتِ " .
Bize Ebû Bekr b. Ebî’l-Esved anlattı; bana Ebû Mutarrif Muhammed b. Ebî’l-Vezîr anlattı; bize Muhammed b. Mûsâ el-Fıtrî anlattı; Sa’d b. İshâk b. Ka’b b. Ucre’den, babasından, dedesinden [Ka’b b. Ucre’den - radıyallahu anh] nakledildiğine göre: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem Benî Abdüleşhel mescidine gelip orada akşam [mağrib] namazını kıldı. [Cemaat] namazlarını bitirince, [Nebi] onların [mağribden] sonra [nâfile/sünnet] namaz kıldıklarını gördü de: “Bu [mağribden sonraki iki rekât], evlerin namazıdır [evde kılınması daha uygundur]” buyurdu.
1301. Hadis
حَدَّثَنَا حُسَيْنُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ الْجَرْجَرَائِيُّ، حَدَّثَنَا طَلْقُ بْنُ غَنَّامٍ، حَدَّثَنَا يَعْقُوبُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ جَعْفَرِ بْنِ أَبِي الْمُغِيرَةِ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُطِيلُ الْقِرَاءَةَ فِي الرَّكْعَتَيْنِ بَعْدَ الْمَغْرِبِ حَتَّى يَتَفَرَّقَ أَهْلُ الْمَسْجِدِ . قَالَ أَبُو دَاوُدَ رَوَاهُ نَصْرٌ الْمُجَدَّرُ عَنْ يَعْقُوبَ الْقُمِّيِّ وَأَسْنَدَهُ مِثْلَهُ . قَالَ أَبُو دَاوُدَ حَدَّثَنَاهُ مُحَمَّدُ بْنُ عِيسَى بْنِ الطَّبَّاعِ حَدَّثَنَا نَصْرٌ الْمُجَدَّرُ عَنْ يَعْقُوبَ مِثْلَهُ .
Bize Huseyn b. Abdürrahmân el-Cercerâî anlattı; bize Talk b. Gannâm anlattı; bize Ya’kūb b. Abdillâh anlattı; Ca’fer b. Ebî’l-Mugîre’den, Saîd b. Cübeyr’den, İbn Abbâs’tan [radıyallahu anhuma] nakledildiğine göre o şöyle demiştir: “Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, akşam [mağrib] namazından sonraki iki rekâtta, mescit halkı dağılıncaya kadar kıraati uzatırdı.” Ebû Dâvûd dedi ki: Bunu Nasr el-Mücedder de Ya’kūb el-Kummî’den rivâyet etmiş ve benzer şekilde müsned (merfû) kılmıştır. Ebû Dâvûd [ayrıca] şöyle dedi: Bize bunu Muhammed b. Îsâ b. et-Tabbâ’ anlattı; bize Nasr el-Mücedder, Ya’kūb’dan benzerini anlattı.
1302. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ يُونُسَ، وَسُلَيْمَانُ بْنُ دَاوُدَ الْعَتَكِيُّ، قَالاَ حَدَّثَنَا يَعْقُوبُ، عَنْ جَعْفَرٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم بِمَعْنَاهُ مُرْسَلٌ . قَالَ أَبُو دَاوُدَ سَمِعْتُ مُحَمَّدَ بْنَ حُمَيْدٍ يَقُولُ سَمِعْتُ يَعْقُوبَ يَقُولُ كُلُّ شَىْءٍ حَدَّثْتُكُمْ عَنْ جَعْفَرٍ عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَهُوَ مُسْنَدٌ عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم .
Bize Ahmed b. Yûnus ve Süleymân b. Dâvûd el-Atekî anlattı; dediler ki: Bize Ya’kūb, Ca’fer’den, Saîd b. Cübeyr’den, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den aynı anlamda mürsel olarak [nakletti]. Ebû Dâvûd dedi ki: Muhammed b. Humeyd’i şöyle derken işittim: Ya’kūb’u şöyle derken işittim: “Size Ca’fer’den, o da Saîd b. Cübeyr’den, o da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den diye naklettiğim her şey, İbn Abbâs’tan [nakledilen] müsned [bir hadis]dir.”
1303. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ رَافِعٍ، حَدَّثَنَا زَيْدُ بْنُ الْحُبَابِ الْعُكْلِيُّ، حَدَّثَنِي مَالِكُ بْنُ مِغْوَلٍ، حَدَّثَنِي مُقَاتِلُ بْنُ بَشِيرٍ الْعِجْلِيُّ، عَنْ شُرَيْحِ بْنِ هَانِئٍ، عَنْ عَائِشَةَ، - رضى الله عنها - قَالَ سَأَلْتُهَا عَنْ صَلاَةِ، رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَتْ مَا صَلَّى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم الْعِشَاءَ قَطُّ فَدَخَلَ عَلَىَّ إِلاَّ صَلَّى أَرْبَعَ رَكَعَاتٍ أَوْ سِتَّ رَكَعَاتٍ وَلَقَدْ مُطِرْنَا مَرَّةً بِاللَّيْلِ فَطَرَحْنَا لَهُ نِطْعًا فَكَأَنِّي أَنْظُرُ إِلَى ثُقْبٍ فِيهِ يَنْبُعُ الْمَاءُ مِنْهُ وَمَا رَأَيْتُهُ مُتَّقِيًا الأَرْضَ بِشَىْءٍ مِنْ ثِيَابِهِ قَطُّ .
Bize Muhammed b. Râfi’ anlattı; bize Zeyd b. el-Hubâb el-Uklî anlattı; bana Mâlik b. Migvel anlattı; bana Mukātil b. Beşîr el-İclî anlattı; Şüreyh b. Hânî’den, Âişe’den [radıyallahu anhâ] naklediğine göre o [Şüreyh] şöyle demiştir: Âişe’ye, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in namazını sordum. O şöyle dedi: “Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, yatsı [işâ] namazını kılıp da yanıma girdiği her seferinde mutlaka dört veya altı rekât [namaz] kılardı. Bir gece yağmura tutulmuştuk da onun için [yere] deri bir sergi [nıt’] serdik. [Nıt’ın üzerindeki] bir delikten suyun fışkırdığını görür gibiydim. Onun [namaz kılarken], elbiselerinden herhangi bir şeyle yerin [temasından] korunduğunu hiç görmedim.”
1304. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ مُحَمَّدٍ الْمَرْوَزِيُّ ابْنُ شَبُّويَةَ، حَدَّثَنِي عَلِيُّ بْنُ حُسَيْنٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ يَزِيدَ النَّحْوِيِّ، عَنْ عِكْرِمَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ فِي الْمُزَّمِّلِ { قُمِ اللَّيْلَ إِلاَّ قَلِيلاً * نِصْفَهُ } نَسَخَتْهَا الآيَةُ الَّتِي فِيهَا { عَلِمَ أَنْ لَنْ تُحْصُوهُ فَتَابَ عَلَيْكُمْ فَاقْرَءُوا مَا تَيَسَّرَ مِنَ الْقُرْآنِ } وَنَاشِئَةُ اللَّيْلِ أَوَّلُهُ وَكَانَتْ صَلاَتُهُمْ لأَوَّلِ اللَّيْلِ يَقُولُ هُوَ أَجْدَرُ أَنْ تُحْصُوا مَا فَرَضَ اللَّهُ عَلَيْكُمْ مِنْ قِيَامِ اللَّيْلِ وَذَلِكَ أَنَّ الإِنْسَانَ إِذَا نَامَ لَمْ يَدْرِ مَتَى يَسْتَيْقِظُ وَقَوْلُهُ { أَقْوَمُ قِيلاً } هُوَ أَجْدَرُ أَنْ يُفْقَهَ فِي الْقُرْآنِ وَقَوْلُهُ { إِنَّ لَكَ فِي النَّهَارِ سَبْحًا طَوِيلاً } يَقُولُ فَرَاغًا طَوِيلاً .
Bize Ahmed b. Muhammed el-Mervezî İbn Şebbûye anlattı; bana Ali b. Huseyn, babasından, o Yezîd en-Nahvî’den, o İkrime’den, İbn Abbâs’tan [radıyallahu anhuma] naklettiğine göre [İbn Abbâs] Müzzemmil [sûresindeki]: “Gecenin yarısını, -biraz eksiği veya fazlasıyla- [namazla geçir...]” [Müzzemmil, 2-3] ayeti hakkında şöyle demiştir: Bu ayeti, aynı sûrede geçen şu ayet neshetmiştir: “... (Allah) sizin buna güç yetiremeyeceğinizi bildi de sizi bağışladı. Artık Kur’an’dan [namazda] size kolay geleni okuyun...” [Müzzemmil, 20]. [Ayrıca İbn Abbâs şunları söylemiştir:] “Gecenin neş’eti” [nâşiete’l-leyl] gecenin ilk vaktidir. Onların namazları gecenin ilk vaktindeydi. [İbn Abbâs devamla] der ki: “(Namazı gecenin ilk vaktinde kılmak), Allah’ın size gece namazından farz kıldığını [gereğince] yerine getirmeniz için daha uygundur. Zira insan uyuduğu zaman, ne zaman uyanacağını bilemez.” [Ayetteki] “anlamca daha sağlam” [akvemu kıylâ] sözü ise, Kur’an’ın kavranması için daha elverişlidir [demektir]. “Şüphesiz gündüz vakti senin için uzun bir meşguliyet vardır” [Müzzemmil, 7] ayeti ise, senin için [gündüzleri] uzun bir boş vakit [istirahat imkânı] vardır anlamındadır.
1305. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ مُحَمَّدٍ، - يَعْنِي الْمَرْوَزِيَّ - حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ مِسْعَرٍ، عَنْ سِمَاكٍ الْحَنَفِيِّ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ لَمَّا نَزَلَتْ أَوَّلُ الْمُزَّمِّلِ كَانُوا يَقُومُونَ نَحْوًا مِنْ قِيَامِهِمْ فِي شَهْرِ رَمَضَانَ حَتَّى نَزَلَ آخِرُهَا وَكَانَ بَيْنَ أَوَّلِهَا وَآخِرِهَا سَنَةٌ .
Bize Ahmed b. Muhammed -yani el-Mervezî- anlattı; bize Vekî’ anlattı; Mıs’ar’dan, Simâk el-Hanefî’den, İbn Abbâs’tan [radıyallahu anhuma] nakledildiğine göre o şöyle demiştir: Müzzemmil [sûresinin] ilk [bölümü] nâzil olduğunda, [ashab] ramazan ayında kıldıkları [gece namazı] gibi [uzun bir süre boyunca] kalkıp namaz kılıyorlardı. Bu durum [sûrenin] son [bölümü] nâzil oluncaya kadar [devam etti]. [Sûrenin] ilk [bölümünün] inişi ile son [bölümünün] inişi arasında bir yıl [geçmişti].
1306. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مَسْلَمَةَ، عَنْ مَالِكٍ، عَنْ أَبِي الزِّنَادِ، عَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " يَعْقِدُ الشَّيْطَانُ عَلَى قَافِيَةِ رَأْسِ أَحَدِكُمْ إِذَا هُوَ نَامَ ثَلاَثَ عُقَدٍ يَضْرِبُ مَكَانَ كُلِّ عُقْدَةٍ عَلَيْكَ لَيْلٌ طَوِيلٌ فَارْقُدْ فَإِنِ اسْتَيْقَظَ فَذَكَرَ اللَّهَ انْحَلَّتْ عُقْدَةٌ فَإِنْ تَوَضَّأَ انْحَلَّتْ عُقْدَةٌ فَإِنْ صَلَّى انْحَلَّتْ عُقْدَةٌ فَأَصْبَحَ نَشِيطًا طَيِّبَ النَّفْسِ وَإِلاَّ أَصْبَحَ خَبِيثَ النَّفْسِ كَسْلاَنَ " .
Bize Abdullâh b. Mesleme anlattı; Mâlik’ten, Ebü’z-Zinâd’dan, el-A’rec’den, Ebû Hüreyre’den [radıyallahu anh] nakledildiğine göre: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem [şöyle] buyurmuştur: “Biriniz uyuduğu zaman, şeytan onun başının arka kısmına [ensesine] üç düğüm atar. Her bir düğümü attığı yere: ‘Senin için [önünde] uzun bir gece var, haydi uyu!’ [diyerek] eliyle vurur. Eğer o kimse uyanıp Allah’ı zikrederse bir düğüm çözülür. Eğer abdest alırsa [bir] düğüm [daha] çözülür. Bir de namaz kılarsa [bütün] düğümler çözülür; böylece canlı ve huzurlu bir şekilde sabahlamış olur. Aksi takdirde ise huzursuz ve uyuşuk bir halde sabahlar.”
1307. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو دَاوُدَ، قَالَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ خُمَيْرٍ، قَالَ سَمِعْتُ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ أَبِي قَيْسٍ، يَقُولُ قَالَتْ عَائِشَةُ رضى الله عنها لاَ تَدَعْ قِيَامَ اللَّيْلِ فَإِنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ لاَ يَدَعُهُ وَكَانَ إِذَا مَرِضَ أَوْ كَسِلَ صَلَّى قَاعِدًا .
Bize Muhammed b. Beşşâr anlattı; bize Ebû Dâvûd anlattı; bize Şu’be anlattı; Yezîd b. Humeyr’den nakledildiğine göre o şöyle demiştir: Abdullâh b. Ebî Kays’ı şöyle derken işittim: Âişe [radıyallahu anhâ]: “Gece namazını [kiyâme’l-leyl] terk etme; zira Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem onu terk etmezdi. Hasta olduğu veya yorgun düştüğü [kesile] zaman ise oturarak kılardı” dedi.
1308. Hadis
حَدَّثَنَا ابْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا يَحْيَى، حَدَّثَنَا ابْنُ عَجْلاَنَ، عَنِ الْقَعْقَاعِ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " رَحِمَ اللَّهُ رَجُلاً قَامَ مِنَ اللَّيْلِ فَصَلَّى وَأَيْقَظَ امْرَأَتَهُ فَإِنْ أَبَتْ نَضَحَ فِي وَجْهِهَا الْمَاءَ رَحِمَ اللَّهُ امْرَأَةً قَامَتْ مِنَ اللَّيْلِ فَصَلَّتْ وَأَيْقَظَتْ زَوْجَهَا فَإِنْ أَبَى نَضَحَتْ فِي وَجْهِهِ الْمَاءَ " .
Bize İbn Beşşâr anlattı; bize Yahyâ anlattı; bize İbn Acclân anlattı; el-Ka’kâ’dan, Ebû Sâlih’ten, Ebû Hüreyre’den [radıyallahu anh] nakledildiğine göre Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem [şöyle] buyurmuştur: “Geceleyin kalkıp namaz kılan, hanımını da uyandıran, eğer kalkmak istemezse [uykusunun açılması için] yüzüne su serpen erkeğe Allah rahmet etsin! Geceleyin kalkıp namaz kılan, kocasını da uyandıran, eğer kalkmak istemezse [uykusunun açılması için] yüzüne su serpen kadına Allah rahmet etsin!”
1309. Hadis
حَدَّثَنَا ابْنُ كَثِيرٍ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ مِسْعَرٍ، عَنْ عَلِيِّ بْنِ الأَقْمَرِ، ح وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ حَاتِمِ بْنِ بَزِيعٍ، حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ مُوسَى، عَنْ شَيْبَانَ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ عَلِيِّ بْنِ الأَقْمَرِ، - الْمَعْنَى - عَنِ الأَغَرِّ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ، وَأَبِي، هُرَيْرَةَ قَالاَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِذَا أَيْقَظَ الرَّجُلُ أَهْلَهُ مِنَ اللَّيْلِ فَصَلَّيَا أَوْ صَلَّى رَكْعَتَيْنِ جَمِيعًا كُتِبَا فِي الذَّاكِرِينَ وَالذَّاكِرَاتِ " . وَلَمْ يَرْفَعْهُ ابْنُ كَثِيرٍ وَلاَ ذَكَرَ أَبَا هُرَيْرَةَ جَعَلَهُ كَلاَمَ أَبِي سَعِيدٍ . قَالَ أَبُو دَاوُدَ رَوَاهُ ابْنُ مَهْدِيٍّ عَنْ سُفْيَانَ قَالَ وَأُرَاهُ ذَكَرَ أَبَا هُرَيْرَةَ . قَالَ أَبُو دَاوُدَ وَحَدِيثُ سُفْيَانَ مَوْقُوفٌ .
Bize İbn Kesîr anlattı; bize Süfyân anlattı; Mıs’ar’dan, Ali b. el-Akmer’den [nakletti]. (H) Bize Muhammed b. Hâtim b. Bezî’ de anlattı; bize Ubeydullâh b. Mûsâ anlattı; Şeybân’dan, el-A’meş’ten, Ali b. el-Akmer’den [nakletti]. [Metin her iki yoldan] el-Agar’dan, Ebû Saîd ve Ebû Hüreyre’den [radıyallahu anhuma] nakledildiğine göre Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem [şöyle] buyurmuştur: “Bir adam geceleyin hanımını uyandırır da beraberce iki rekât [namaz] kılarlarsa -veya ikisi de [ayrı ayrı] ikişer rekât kılarlarsa- Allah’ı çok zikreden erkekler ve çok zikreden kadınlar [zümresi] içine yazılırlar.” İbn Kesîr, hadisi merfû (Nebi’ye dayalı) kılmamış ve Ebû Hüreyre’yi zikretmeyerek onu Ebû Saîd’in kendi sözü kılmıştır. Ebû Dâvûd dedi ki: Bunu İbn Mehdî, Süfyân’dan rivâyet etmiştir. [İbn Mehdî] der ki: ‘Sanırım o, Ebû Hüreyre’yi de zikretti.’ Ebû Dâvûd [ayrıca] dedi ki: Süfyân’ın rivâyeti mevkūf (sahâbe sözü)dür.
1310. Hadis
حَدَّثَنَا الْقَعْنَبِيُّ، عَنْ مَالِكٍ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، زَوْجِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " إِذَا نَعَسَ أَحَدُكُمْ فِي الصَّلاَةِ فَلْيَرْقُدْ حَتَّى يَذْهَبَ عَنْهُ النَّوْمُ فَإِنَّ أَحَدَكُمْ إِذَا صَلَّى وَهُوَ نَاعِسٌ لَعَلَّهُ يَذْهَبُ يَسْتَغْفِرُ فَيَسُبَّ نَفْسَهُ " .
Bize el-Ka’nebî anlattı; Mâlik’ten, Hişâm b. Urve’den, babasından, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in eşi Âişe’den [radıyallahu anhâ] nakledildiğine göre Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem [şöyle] buyurmuştur: “Biriniz namazda uykusu gelip de sersemleşirse [nease], uykusu gidinceye kadar yatsın [uyusun]. Zira biriniz uykulu bir halde namaz kılarken, bağışlanma dileyeceğim derken belki de kendi kendisine sövebilir.”
1311. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ حَنْبَلٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَخْبَرَنَا مَعْمَرٌ، عَنْ هَمَّامِ بْنِ مُنَبِّهٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِذَا قَامَ أَحَدُكُمْ مِنَ اللَّيْلِ فَاسْتَعْجَمَ الْقُرْآنُ عَلَى لِسَانِهِ فَلَمْ يَدْرِ مَا يَقُولُ فَلْيَضْطَجِعْ " .
Bize Ahmed b. Hanbel anlattı; bize Abdürrezzâk anlattı; bize Ma’mer haber verdi; Hemmâm b. Münebbih’ten, Ebû Hüreyre’den [radıyallahu anh] nakledildiğine göre Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem [şöyle] buyurmuştur: “Biriniz geceleyin [namaza] kalkar da Kur’an diliyle telaffuz etmekte zorlanırsa [ista’ceme] ve ne dediğini bilemez hale gelirse, yatsın [uyusun].”
1312. Hadis
حَدَّثَنَا زِيَادُ بْنُ أَيُّوبَ، وَهَارُونُ بْنُ عَبَّادٍ الأَزْدِيُّ، أَنَّ إِسْمَاعِيلَ بْنَ إِبْرَاهِيمَ، حَدَّثَهُمْ حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ، عَنْ أَنَسٍ، قَالَ دَخَلَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم الْمَسْجِدَ وَحَبْلٌ مَمْدُودٌ بَيْنَ سَارِيَتَيْنِ فَقَالَ " مَا هَذَا الْحَبْلُ " . فَقِيلَ يَا رَسُولَ اللَّهِ هَذِهِ حَمْنَةُ بِنْتُ جَحْشٍ تُصَلِّي فَإِذَا أَعْيَتْ تَعَلَّقَتْ بِهِ . فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " لِتُصَلِّ مَا أَطَاقَتْ فَإِذَا أَعْيَتْ فَلْتَجْلِسْ " . قَالَ زِيَادٌ فَقَالَ " مَا هَذَا " . فَقَالُوا لِزَيْنَبَ تُصَلِّي فَإِذَا كَسِلَتْ أَوْ فَتَرَتْ أَمْسَكَتْ بِهِ . فَقَالَ " حُلُّوهُ " . فَقَالَ " لِيُصَلِّ أَحَدُكُمْ نَشَاطَهُ فَإِذَا كَسِلَ أَوْ فَتَرَ فَلْيَقْعُدْ " .
Bize Ziyâd b. Eyyûb ve Hârûn b. Abbâd el-Ezdî anlattı; İsmâîl b. İbrâhîm’in onlara anlattığına göre: Bize Abdülazîz, Enes’ten [radıyallahu anh] nakletti ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem mescide girdi [ve orada] iki direk arasına çekilmiş bir ip [gördü]. “Bu ip nedir?” diye sordu. “Ey Allah’ın Resûlü! Bu [ip], Hamne bint Cahş’a aittir; namaz kılıyor, yorulunca [eyet] ona tutunuyor” denildi. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: “Gücü yettiği kadar namaz kılsın; yorulunca da otursun” buyurdu. Ziyâd’ın rivâyetinde [ise] şöyle anlatılmıştır: [Nebi]: “Bu nedir?” diye sordu. “Zeynep’e aittir; namaz kılıyor, uykusu gelince [kesilet] veya yorulunca [feterat] ona tutunuyor” dediler. Bunun üzerine: “Onu çözün!” buyurdu ve şöyle dedi: “Biriniz zindeyken [neşâtahu] namaz kılsın; uykusu gelince [kesile] veya yorulunca [fetera] otursun.”
1313. Hadis
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا أَبُو صَفْوَانَ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ سَعِيدِ بْنِ عَبْدِ الْمَلِكِ بْنِ مَرْوَانَ، ح وَحَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ دَاوُدَ، وَمُحَمَّدُ بْنُ سَلَمَةَ الْمُرَادِيُّ، قَالاَ حَدَّثَنَا ابْنُ وَهْبٍ، - الْمَعْنَى - عَنْ يُونُسَ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، أَنَّ السَّائِبَ بْنَ يَزِيدَ، وَعُبَيْدَ اللَّهِ، أَخْبَرَاهُ أَنَّ عَبْدَ الرَّحْمَنِ بْنَ عَبْدٍ قَالاَ عَنِ ابْنِ وَهْبِ بْنِ عَبْدٍ الْقَارِيِّ، قَالَ سَمِعْتُ عُمَرَ بْنَ الْخَطَّابِ، يَقُولُ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَنْ نَامَ عَنْ حِزْبِهِ أَوْ عَنْ شَىْءٍ مِنْهُ فَقَرَأَهُ مَا بَيْنَ صَلاَةِ الْفَجْرِ وَصَلاَةِ الظُّهْرِ كُتِبَ لَهُ كَأَنَّمَا قَرَأَهُ مِنَ اللَّيْلِ " .
Bize Kuteybe b. Saîd anlattı; bize Ebû Safvân Abdullâh b. Saîd b. Abdülmelik b. Mervân anlattı. (H) Bize Süleymân b. Dâvûd ve Muhammed b. Seleme el-Murâdî de anlattı; dediler ki: Bize İbn Vehb anlattı; Yûnus’tan, İbn Şihâb’dan [nakletti]. [Metin her iki yoldan] es-Sâib b. Yezîd ve Ubeydullâh’ın kendisine haber verdiğine göre: Abdürrahmân b. Abd el-Kārî -ki İbn Vehb’in rivâyetinde ‘Abdürrahmân b. Abd el-Kārî’ denilmiştir- şöyle demiştir: Ömer b. el-Hattâb’ı [radıyallahu anh] şöyle derken işittim: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem [şöyle] buyurdu: “Kim virdini [gece ibadetini/hizbihi] veya ondan bir kısmını [yapmadan/okumadan] uyuyakalır da onu sabah [fecir] namazı ile öğle [zuhur] namazı arasında okursa [kılarsa], sanki geceleyin okumuş gibi kendisine [sevap] yazılır.”
1314. Hadis
حَدَّثَنَا الْقَعْنَبِيُّ، عَنْ مَالِكٍ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ الْمُنْكَدِرِ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنْ رَجُلٍ، عِنْدَهُ رَضِيٍّ أَنَّ عَائِشَةَ، زَوْجَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَخْبَرَتْهُ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " مَا مِنِ امْرِئٍ تَكُونُ لَهُ صَلاَةٌ بِلَيْلٍ يَغْلِبُهُ عَلَيْهَا نَوْمٌ إِلاَّ كُتِبَ لَهُ أَجْرُ صَلاَتِهِ وَكَانَ نَوْمُهُ عَلَيْهِ صَدَقَةً " .
Bize el-Ka’nebî anlattı; Mâlik’ten, Muhammed b. el-Münkedir’den, Saîd b. Cübeyr’den, -onun nezdinde güvenilir olan [radiy]- bir zattan nakledildiğine göre: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in eşi Âişe [radıyallahu anhâ], Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in şöyle buyurduğunu ona haber vermiştir: “Geceleyin namaz kılma [âdeti] olan hiçbir kimse yoktur ki, uyku kendisine galip gelmiş [uyuyakalmış] olsun da o namazının sevabı kendisine yazılmış olmasın. Onun uykusu [Allah tarafından] kendisine verilmiş bir sadakadır.”
1315. Hadis
حَدَّثَنَا الْقَعْنَبِيُّ، عَنْ مَالِكٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، وَعَنْ أَبِي عَبْدِ اللَّهِ الأَغَرِّ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " يَنْزِلُ رَبُّنَا تَبَارَكَ وَتَعَالَى كُلَّ لَيْلَةٍ إِلَى سَمَاءِ الدُّنْيَا حِينَ يَبْقَى ثُلُثُ اللَّيْلِ الآخِرُ فَيَقُولُ مَنْ يَدْعُونِي فَأَسْتَجِيبَ لَهُ مَنْ يَسْأَلُنِي فَأُعْطِيَهُ مَنْ يَسْتَغْفِرُنِي فَأَغْفِرَ لَهُ " .
Bize el-Ka’nebî anlattı; Mâlik’ten, İbn Şihâb’dan, Ebû Seleme b. Abdürrahmân ve Ebû Abdillâh el-Agar’dan, Ebû Hüreyre’den [radıyallahu anh] nakledildiğine göre Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem [şöyle] buyurmuştur: “Rabbimiz -tebâreke ve teâlâ- her gece, gecenin son üçte biri kalınca dünya semasına nüzul eder [iner] ve: ‘Kim bana dua ederse ona icabet edeyim? Kim benden [bir şey] isterse ona vereyim? Kim benden bağışlanma dilerse onu bağışlayayım?’ buyurur.”
1316. Hadis
حَدَّثَنَا حُسَيْنُ بْنُ يَزِيدَ الْكُوفِيُّ، حَدَّثَنَا حَفْصٌ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ إِنْ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لَيُوقِظُهُ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ بِاللَّيْلِ فَمَا يَجِيءُ السَّحَرُ حَتَّى يَفْرُغَ مِنْ حِزْبِهِ .
Bize Huseyn b. Yezîd el-Kûfî anlattı; bize Hafs anlattı; Hişâm b. Urve’den, babasından, Âişe’den [radıyallahu anhâ] nakledildiğine göre o şöyle demiştir: “Şüphesiz Allah Azze ve Celle, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’i geceleyin [belirli bir vakitte] uyandırırdı da seher vakti henüz gelmeden o virdini [hizbihi] mutlaka bitirmiş olurdu.”
1317. Hadis
حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ مُوسَى، حَدَّثَنَا أَبُو الأَحْوَصِ، ح وَحَدَّثَنَا هَنَّادٌ، عَنْ أَبِي الأَحْوَصِ، - وَهَذَا حَدِيثُ إِبْرَاهِيمَ - عَنْ أَشْعَثَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ مَسْرُوقٍ، قَالَ سَأَلْتُ عَائِشَةَ - رضى الله عنها - عَنْ صَلاَةِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقُلْتُ لَهَا أَىُّ حِينٍ كَانَ يُصَلِّي قَالَتْ كَانَ إِذَا سَمِعَ الصُّرَاخَ قَامَ فَصَلَّى .
Bize İbrâhim b. Mûsâ anlattı; bize Ebû’l-Ahvas anlattı. (H) Ve bize Hennâd anlattı; Ebû’l-Ahvas'tan –bu İbrâhim’in hadisidir–; Eş‘as'tan; babasından; Mesrûk’tan; dedi ki: “Âişe radıyallahu anhâ’ya Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in namazını sordum. Ona: ‘Hangi vakitte namaz kılardı?’ dedim. O da: ‘Horoz sesini (çığlığını) işittiği zaman kalkar ve namaz kılardı’ dedi.”
1318. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو تَوْبَةَ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ بْنِ سَعْدٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ : مَا أَلْفَاهُ السَّحَرُ عِنْدِي إِلاَّ نَائِمًا، تَعْنِي النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم .
Bize Ebû Tevbe anlattı; İbrâhim b. Sa‘d'dan; babasından; Ebû Seleme'den; Âişe’den [şöyle nakledilmiştir]: “Seher vakti girdiğinde [Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem] benim yanımda ancak uyuyor olurdu.”
1319. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عِيسَى، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ زَكَرِيَّا، عَنْ عِكْرِمَةَ بْنِ عَمَّارٍ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ الدُّؤَلِيِّ، عَنْ عَبْدِ الْعَزِيزِ بْنِ أَخِي، حُذَيْفَةَ عَنْ حُذَيْفَةَ، قَالَ : كَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم إِذَا حَزَبَهُ أَمْرٌ صَلَّى .
Bize Muhammed b. Îsâ anlattı; bize Yahyâ b. Zekeriyyâ anlattı; İkrime b. Ammâr'dan; Muhammed b. Abdillâh ed-Düelî'den; Huzeyfe’nin yeğeni Abdülaziz'den; Huzeyfe’den [şöyle nakledilmiştir]: “Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’i bir iş üzdüğü (veya sıkıntıya soktuğu) zaman hemen namaz kılardı.”
1320. Hadis
حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، حَدَّثَنَا الْهِقْلُ بْنُ زِيَادٍ السَّكْسَكِيُّ، حَدَّثَنَا الأَوْزَاعِيُّ، عَنْ يَحْيَى بْنِ أَبِي كَثِيرٍ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، قَالَ سَمِعْتُ رَبِيعَةَ بْنَ كَعْبٍ الأَسْلَمِيَّ، يَقُولُ : كُنْتُ أَبِيتُ مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم آتِيهِ بِوَضُوئِهِ وَبِحَاجَتِهِ، فَقَالَ : " سَلْنِي " . فَقُلْتُ : مُرَافَقَتَكَ فِي الْجَنَّةِ . قَالَ : " أَوَغَيْرَ ذَلِكَ " . قُلْتُ : هُوَ ذَاكَ . قَالَ : " فَأَعِنِّي عَلَى نَفْسِكَ بِكَثْرَةِ السُّجُودِ " .
Bize Hişâm b. Ammâr anlattı; bize el-Hıkl b. Ziyâd es-Seksekî anlattı; bize Evzâî anlattı; Yahyâ b. Ebî Kesîr'den; Ebû Seleme'den; [Ebû Seleme] Rebîa b. Ka‘b el-Eslemî’yi şöyle derken işitmiştir: “Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile birlikte gecelerdim; abdest suyunu ve diğer ihtiyaçlarını ona getirirdim. [Bir gün] bana: ‘İste [benden ne dilersen]!’ buyurdu. Ben de: ‘Cennette seninle beraber olmayı isterim’ dedim. [Peygamber]: ‘Başka bir şey [istiyor musun]?’ diye sordu. ‘Dileğim budur’ dedim. Bunun üzerine: ‘Öyleyse çokça secde ederek (namaz kılarak) kendin için bana yardımcı ol’ buyurdu.”
1321. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو كَامِلٍ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ زُرَيْعٍ، حَدَّثَنَا سَعِيدٌ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، فِي هَذِهِ الآيَةِ { تَتَجَافَى جُنُوبُهُمْ عَنِ الْمَضَاجِعِ، يَدْعُونَ رَبَّهُمْ خَوْفًا وَطَمَعًا وَمِمَّا رَزَقْنَاهُمْ يُنْفِقُونَ } قَالَ : كَانُوا يَتَيَقَّظُونَ مَا بَيْنَ الْمَغْرِبِ وَالْعِشَاءِ يُصَلُّونَ، وَكَانَ الْحَسَنُ يَقُولُ : قِيَامُ اللَّيْلِ .
Bize Ebû Kâmil anlattı; bize Yezîd b. Zürey‘ anlattı; bize Saîd anlattı; Katâde'den; Enes b. Mâlik’ten; { تَتَجَافَى جُنُوبُهُمْ عَنِ الْمَضَاجِعِ، يَدْعُونَ رَبَّهُمْ خَوْفًا وَطَمَعًا وَمِمَّا رَزَقْنَاهُمْ يُنْفِقُونَ } “Korkuyla ve umutla Rablerine yalvarmak üzere (ibadet ettikleri için) vücutları yataklardan uzak kalır ve kendilerine verdiğimiz rızıktan Allah yolunda harcarlar” (Secde, 16) ayeti hakkında [şöyle nakledilmiştir]: [Enes] dedi ki: “Onlar akşam ile yatsı arasında uyanık durur, namaz kılarlardı.” el-Hasan [el-Basrî] ise: “[Burada kastedilen] gece kıyamıdır (teheccüd namazıdır)” derdi.
1322. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، وَابْنُ أَبِي عَدِيٍّ، عَنْ سَعِيدٍ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَنَسٍ، فِي قَوْلِهِ جَلَّ وَعَزَّ { كَانُوا قَلِيلاً مِنَ اللَّيْلِ مَا يَهْجَعُونَ } قَالَ : كَانُوا يُصَلُّونَ فِيمَا بَيْنَ الْمَغْرِبِ وَالْعِشَاءِ، زَادَ فِي حَدِيثِ يَحْيَى : وَكَذَلِكَ { تَتَجَافَى جُنُوبُهُمْ } .
Bize Muhammed b. el-Müsennâ anlattı; bize Yahyâ b. Saîd ve İbn Ebî Adî anlattılar; Saîd'den; Katâde'den; Enes’ten; Allah Azze ve Celle’nin: { كَانُوا قَلِيلاً مِنَ اللَّيْلِ مَا يَهْجَعُونَ } “Geceleri pek az uyurlardı” (Zâriyât, 17) kavli hakkında [şöyle nakledilmiştir]: [Enes] dedi ki: “Onlar akşam ile yatsı arasında namaz kılarlardı.” Yahyâ’nın hadisinde şu ziyade vardır: “Aynı şekilde { تَتَجَافَى جُنُوبُهُمْ } ‘Vücutları yataklardan uzak kalır’ (Secde, 16) ayeti de böyledir.”
1323. Hadis
حَدَّثَنَا الرَّبِيعُ بْنُ نَافِعٍ أَبُو تَوْبَةَ، حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ حَيَّانَ، عَنْ هِشَامِ بْنِ حَسَّانَ، عَنِ ابْنِ سِيرِينَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم : " إِذَا قَامَ أَحَدُكُمْ مِنَ اللَّيْلِ فَلْيُصَلِّ رَكْعَتَيْنِ خَفِيفَتَيْنِ " .
Bize er-Rebi‘ b. Nâfi‘ Ebû Tevbe anlattı; bize Süleyman b. Hayyân anlattı; Hişâm b. Hassân'dan; İbn Sîrîn'den; Ebû Hüreyre'den; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Biriniz geceleyin kalktığı zaman iki hafif rekât [namaz] kılsın.”
1324. Hadis
حَدَّثَنَا مَخْلَدُ بْنُ خَالِدٍ، حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ، - يَعْنِي ابْنَ خَالِدٍ - عَنْ رَبَاحِ بْنِ زَيْدٍ، عَنْ مَعْمَرٍ، عَنْ أَيُّوبَ، عَنِ ابْنِ سِيرِينَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ : " إِذَا " . بِمَعْنَاهُ زَادَ : " ثُمَّ لْيُطَوِّلْ بَعْدُ مَا شَاءَ " . قَالَ أَبُو دَاوُدَ : رَوَى هَذَا الْحَدِيثَ حَمَّادُ بْنُ سَلَمَةَ وَزُهَيْرُ بْنُ مُعَاوِيَةَ وَجَمَاعَةٌ عَنْ هِشَامٍ عَنْ مُحَمَّدٍ أَوْقَفُوهُ عَلَى أَبِي هُرَيْرَةَ، وَكَذَلِكَ رَوَاهُ أَيُّوبُ وَابْنُ عَوْنٍ أَوْقَفُوهُ عَلَى أَبِي هُرَيْرَةَ، وَرَوَاهُ ابْنُ عَوْنٍ عَنْ مُحَمَّدٍ قَالَ : فِيهِمَا تَجَوَّزْ .
Bize Mahled b. Hâlid anlattı; bize İbrâhim –yani İbn Hâlid– anlattı; Rabâh b. Zeyd'den; Ma‘mer'den; Eyyûb'dan; İbn Sîrîn'den; Ebû Hüreyre'den [önceki hadisin] manasında rivayet etti ve şunu ekledi: “Sonra dilediği kadar uzatsın.” Ebû Dâvûd dedi ki: Bu hadisi Hammâd b. Seleme, Züheyr b. Muâviye ve bir grup, Hişâm'dan, o da Muhammed'den rivayet etmiş ve Ebû Hüreyre'de durdurmuşlardır (mevkûf olarak). Aynı şekilde Eyyûb ve İbn Avn da onu Ebû Hüreyre'de durdurmuşlardır. İbn Avn'ın Muhammed'den rivayetinde: “O ikisini (iki rekâtı) hızlıca kılsın” demiştir.
1325. Hadis
حَدَّثَنَا ابْنُ حَنْبَلٍ، - يَعْنِي أَحْمَدَ - حَدَّثَنَا حَجَّاجٌ، قَالَ قَالَ ابْنُ جُرَيْجٍ أَخْبَرَنِي عُثْمَانُ بْنُ أَبِي سُلَيْمَانَ، عَنْ عَلِيٍّ الأَزْدِيِّ، عَنْ عُبَيْدِ بْنِ عُمَيْرٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ حُبْشِيٍّ الْخَثْعَمِيِّ، : أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم سُئِلَ أَىُّ الأَعْمَالِ أَفْضَلُ قَالَ : " طُولُ الْقِيَامِ " .
Bize İbn Hanbel –yani Ahmed– anlattı; bize Haccâc anlattı; dedi ki: İbn Cüreyc dedi ki: Osman b. Ebî Süleyman bana haber verdi; Ali el-Ezdî'den; Ubeyd b. Umeyr'den; Abdullah b. Hubşî el-Has‘amî’den; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e: ‘Hangi amel daha faziletlidir?’ diye soruldu. [Peygamber]: “Kıyamı uzun tutmaktır” buyurdu.
1326. Hadis
حَدَّثَنَا الْقَعْنَبِيُّ، عَنْ مَالِكٍ، عَنْ نَافِعٍ، وَعَبْدِ اللَّهِ بْنِ دِينَارٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، : أَنَّ رَجُلاً، سَأَلَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنْ صَلاَةِ اللَّيْلِ، فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم : " صَلاَةُ اللَّيْلِ مَثْنَى مَثْنَى، فَإِذَا خَشِيَ أَحَدُكُمُ الصُّبْحَ صَلَّى رَكْعَةً وَاحِدَةً تُوتِرُ لَهُ مَا قَدْ صَلَّى " .
Bize el-Ka‘nebî anlattı; Mâlik'ten; Nâfi‘ ve Abdullah b. Dînâr'dan; Abdullah b. Ömer'den [şöyle nakledilmiştir]: “Bir adam Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e gece namazını sordu. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: ‘Gece namazı ikişer ikişerdir. Biriniz sabahın olmasından korkarsa, bir rekât [daha] kılar; bu da kılmış olduğu namazları kendisi için vitir (tek) yapar.’”
1327. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ الْوَرْكَانِيُّ، حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي الزِّنَادِ، عَنْ عَمْرِو بْنِ أَبِي عَمْرٍو، مَوْلَى الْمُطَّلِبِ عَنْ عِكْرِمَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ : كَانَتْ قِرَاءَةُ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم عَلَى قَدْرِ مَا يَسْمَعُهُ مَنْ فِي الْحُجْرَةِ وَهُوَ فِي الْبَيْتِ .
Bize Muhammed b. Ca‘fer el-Verkânî anlattı; bize İbn Ebî’z-Zinâd anlattı; el-Muttalib’in mevlası Amr b. Ebî Amr'dan; İkrime'den; İbn Abbâs’tan; dedi ki: “Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in [gece namazındaki] kıraati, kendisi evin içindeyken odadakilerin onu işitebileceği kadardı (ne çok yüksek ne de çok alçak sesti).”
1328. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَكَّارِ بْنِ الرَّيَّانِ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ الْمُبَارَكِ، عَنْ عِمْرَانَ بْنِ زَائِدَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي خَالِدٍ الْوَالِبِيِّ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّهُ قَالَ : كَانَتْ قِرَاءَةُ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم بِاللَّيْلِ يَرْفَعُ طَوْرًا وَيَخْفِضُ طَوْرًا . قَالَ أَبُو دَاوُدَ : أَبُو خَالِدٍ الْوَالِبِيُّ اسْمُهُ هُرْمُزُ .
Bize Muhammed b. Bekkâr b. er-Reyyân anlattı; bize Abdullah b. el-Mübârek anlattı; İmrân b. Zâide'den; babasından; Ebû Hâlid el-Vâlibî'den; Ebû Hüreyre'den; şöyle dediği [nakledilmiştir]: “Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in geceleyin kıraati şöyleydi: Bazen sesini yükseltir, bazen de alçaltırdı.” Ebû Dâvûd dedi ki: Ebû Hâlid el-Vâlibî’nin ismi Hürmüz’dür.
1329. Hadis
حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ إِسْمَاعِيلَ، حَدَّثَنَا حَمَّادٌ، عَنْ ثَابِتٍ الْبُنَانِيِّ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم ح وَحَدَّثَنَا الْحَسَنُ بْنُ الصَّبَّاحِ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ إِسْحَاقَ، أَخْبَرَنَا حَمَّادُ بْنُ سَلَمَةَ، عَنْ ثَابِتٍ الْبُنَانِيِّ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي رَبَاحٍ، عَنْ أَبِي قَتَادَةَ، : أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم خَرَجَ لَيْلَةً فَإِذَا هُوَ بِأَبِي بَكْرٍ - رضى الله عنه - يُصَلِّي يَخْفِضُ مِنْ صَوْتِهِ - قَالَ - وَمَرَّ بِعُمَرَ بْنِ الْخَطَّابِ وَهُوَ يُصَلِّي رَافِعًا صَوْتَهُ - قَالَ - فَلَمَّا اجْتَمَعَا عِنْدَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم : " يَا أَبَا بَكْرٍ مَرَرْتُ بِكَ وَأَنْتَ تُصَلِّي تَخْفِضُ صَوْتَكَ " . قَالَ : قَدْ أَسْمَعْتُ مَنْ نَاجَيْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ . قَالَ وَقَالَ لِعُمَرَ : " مَرَرْتُ بِكَ وَأَنْتَ تُصَلِّي رَافِعًا صَوْتَكَ " . قَالَ فَقَالَ : يَا رَسُولَ اللَّهِ أُوقِظُ الْوَسْنَانَ وَأَطْرُدُ الشَّيْطَانَ . زَادَ الْحَسَنُ فِي حَدِيثِهِ : فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم : " يَا أَبَا بَكْرٍ ارْفَعْ مِنْ صَوْتِكَ شَيْئًا " . وَقَالَ لِعُمَرَ : " اخْفِضْ مِنْ صَوْتِكَ شَيْئًا " .
Bize Mûsâ b. İsmâil anlattı; bize Hammâd anlattı; Sâbit el-Bünânî'den; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den. (H) Ve bize el-Hasan b. es-Sabbâh anlattı; bize Yahyâ b. İshak anlattı; bize Hammâd b. Seleme haber verdi; Sâbit el-Bünânî'den; Abdullah b. Ebî Rabâh'tan; Ebû Katâde'den; [şöyle nakledilmiştir]: “Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem bir gece [dışarı] çıktı ve Ebû Bekir radıyallahu anh’a rastladı; namaz kılıyor ve sesini alçaltıyordu (kısık sesle okuyordu). –Ravi dedi ki–: Sonra Ömer b. el-Hattâb’a rastladı; o da namaz kılıyor ve sesini yükseltiyordu. –Ravi dedi ki–: İkisi de Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in yanında bir araya geldiklerinde, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: ‘Ey Ebû Bekir! Yanına uğradım, namaz kılıyor ve sesini alçaltıyordun.’ O da: ‘Ey Allah’ın Resûlü! Ben münacat ettiğim (yalvardığım) Zat’a (Allah’a) sesimi işittirdim’ dedi. [Peygamber] Ömer’e de: ‘Senin yanına uğradım, sen de namaz kılıyor ve sesini yükseltiyordun’ dedi. O da: ‘Ey Allah’ın Resûlü! Uykusu geleni uyandırıyor ve şeytanı kovuyordum’ dedi. el-Hasan [b. es-Sabbâh] hadisinde şu fazlalığı ekledi: Bunun üzerine Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: ‘Ey Ebû Bekir! Sesini biraz yükselt.’ Ömer’e de: ‘Sesini biraz alçalt’ buyurdu.”
1330. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو حَصِينِ بْنُ يَحْيَى الرَّازِيُّ، حَدَّثَنَا أَسْبَاطُ بْنُ مُحَمَّدٍ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَمْرٍو، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم بِهَذِهِ الْقِصَّةِ لَمْ يَذْكُرْ فَقَالَ لأَبِي بَكْرٍ : " ارْفَعْ مِنْ صَوْتِكَ شَيْئًا " . وَلِعُمَرَ : " اخْفِضْ شَيْئًا " . زَادَ : " وَقَدْ سَمِعْتُكَ يَا بِلاَلُ وَأَنْتَ تَقْرَأُ مِنْ هَذِهِ السُّورَةِ وَمِنْ هَذِهِ السُّورَةِ " . قَالَ : كَلاَمٌ طَيِّبٌ يَجْمَعُ اللَّهُ تَعَالَى بَعْضَهُ إِلَى بَعْضٍ . فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم : " كُلُّكُمْ قَدْ أَصَابَ " .
Bize Ebû Hasîn b. Yahyâ er-Râzî anlattı; bize Esbât b. Muhammed anlattı; Muhammed b. Amr’dan, Ebû Seleme’den, Ebû Hüreyre’den [radıyallahu anh] nakledildiğine göre: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den -bu kıssa ile- rivâyet edilmiştir. Ancak [râvi şunları] zikretmedi: [Şöyle ki:] [Nebi], Ebû Bekir’e: “Sesini birazcık yükselt!” ve Ömer’e: “Birazcık alçalt!” dedi. [Şu kısmı ise] ziyâde etti: “Ey Bilâl! Seni de şu sûreden ve şu sûreden okurken işittim” dedi. [Bilâl]: “[Okuduğum sûrelerin her biri] güzel sözlerdir; Allah Teâlâ onları birbirine ekler” dedi. Bunun üzerine Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem: “Hepiniz isabet ettiniz” buyurdu.
1331. Hadis
حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ إِسْمَاعِيلَ، حَدَّثَنَا حَمَّادٌ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، رضى الله عنها : أَنَّ رَجُلاً، قَامَ مِنَ اللَّيْلِ فَقَرَأَ فَرَفَعَ صَوْتَهُ بِالْقُرْآنِ، فَلَمَّا أَصْبَحَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم : " يَرْحَمُ اللَّهُ فُلاَنًا، كَأَيِّنْ مِنْ آيَةٍ أَذْكَرَنِيهَا اللَّيْلَةَ كُنْتُ قَدْ أَسْقَطْتُهَا " . قَالَ أَبُو دَاوُدَ : رَوَاهُ هَارُونُ النَّحْوِيُّ عَنْ حَمَّادِ بْنِ سَلَمَةَ فِي سُورَةِ آلِ عِمْرَانَ فِي الْحُرُوفِ { وَكَأَيِّنْ مِنْ نَبِيٍّ } .
Bize Mûsâ b. İsmâîl anlattı; bize Hammâd anlattı; Hişâm b. Urve’den, Urve’den, Âişe’den [radıyallahu anhâ] nakledildiğine göre: Bir adam geceleyin kalkıp [namazda] Kur’an okumuş ve kıraat sesini yükseltmişti. Sabah olunca Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Allah, filancaya rahmet etsin! Bu gece [okuduğu kıraatiyle], unuttuğum [kıraatimden düşürmüş olduğum] nice ayetleri bana hatırlattı.” Ebû Dâvûd dedi ki: Hârun en-Nahvî bunu Hammâd b. Seleme’den, Âl-i İmrân sûresindeki “Nice peygamberler...” [Âl-i İmrân, 146] ayeti [etrafındaki harfler/kelimeler] hakkında rivâyet etmiştir.
1332. Hadis
حَدَّثَنَا الْحَسَنُ بْنُ عَلِيٍّ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَخْبَرَنَا مَعْمَرٌ، عَنْ إِسْمَاعِيلَ بْنِ أُمَيَّةَ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ، قَالَ : اعْتَكَفَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي الْمَسْجِدِ فَسَمِعَهُمْ يَجْهَرُونَ بِالْقِرَاءَةِ، فَكَشَفَ السِّتْرَ وَقَالَ : " أَلاَ إِنَّ كُلَّكُمْ مُنَاجٍ رَبَّهُ فَلاَ يُؤْذِيَنَّ بَعْضُكُمْ بَعْضًا، وَلاَ يَرْفَعْ بَعْضُكُمْ عَلَى بَعْضٍ فِي الْقِرَاءَةِ " . أَوْ قَالَ : " فِي الصَّلاَةِ " .
Bize el-Hasen b. Ali anlattı; bize Abdürrezzâk anlattı; bize Ma’mer haber verdi; İsmâîl b. Ümeyye’den, Ebû Seleme’den, Ebû Saîd’den [radıyallahu anh] nakledildiğine göre o şöyle demiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem mescidde itikâfa girmişti. Onların [mesciddekilerin] Kur’an okurken seslerini yükselttiklerini işitti. Bunun üzerine perdeyi araladı ve şöyle buyurdu: “Haberiniz olsun ki, hepiniz Rabbinize münâcâtta bulunmaktasınız [O’na sessizce yalvarmaktasınız]. Öyleyse birbirinize eziyet etmeyin ve Kur’an okurken -veya namazda- birbirinize karşı sesinizi yükseltmeyin.”
1333. Hadis
حَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ عَيَّاشٍ، عَنْ بَحِيرِ بْنِ سَعْدٍ، عَنْ خَالِدِ بْنِ مَعْدَانَ، عَنْ كَثِيرِ بْنِ مُرَّةَ الْحَضْرَمِيِّ، عَنْ عُقْبَةَ بْنِ عَامِرٍ الْجُهَنِيِّ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم : " الْجَاهِرُ بِالْقُرْآنِ كَالْجَاهِرِ بِالصَّدَقَةِ، وَالْمُسِرُّ بِالْقُرْآنِ كَالْمُسِرِّ بِالصَّدَقَةِ " .
Bize Osmân b. Ebî Şeybe anlattı; bize İsmâîl b. Ayyâş anlattı; Bahîr b. Sa’d’dan, Hâlid b. Ma’dân’dan, Kesîr b. Mürre el-Hadramî’den, Ukbe b. Âmir el-Cühenî’den [radıyallahu anh] nakledildiğine göre Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Kur’an’ı açıktan [yüksek sesle] okuyan, sadakayı açıktan veren kimse gibidir; Kur’an’ı gizlice [sessizce] okuyan ise sadakayı gizlice veren kimse gibidir.”
1334. Hadis
حَدَّثَنَا ابْنُ الْمُثَنَّى، حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عَدِيٍّ، عَنْ حَنْظَلَةَ، عَنِ الْقَاسِمِ بْنِ مُحَمَّدٍ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ : كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُصَلِّي مِنَ اللَّيْلِ عَشْرَ رَكَعَاتٍ، وَيُوتِرُ بِسَجْدَةٍ، وَيَسْجُدُ سَجْدَتَىِ الْفَجْرِ، فَذَلِكَ ثَلاَثَ عَشْرَةَ رَكْعَةً .
Bize İbnü’l-Müsennâ anlattı; bize İbn Ebî Adî anlattı; Hanzale’den, el-Kāsım b. Muhammed’den, Âişe’den [radıyallahu anhâ] nakledildiğine göre o şöyle demiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem geceleyin on rekât namaz kılar, tek bir rekâtla da vitir yapardı [yûtiru bi secdetin]. [Ayrıca] sabah [fecir] namazının iki rekâtını kılardı. İşte [bunların] tamamı on üç rekât [ederdi].
1335. Hadis
حَدَّثَنَا الْقَعْنَبِيُّ، عَنْ مَالِكٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ عُرْوَةَ بْنِ الزُّبَيْرِ، عَنْ عَائِشَةَ، زَوْجِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم : أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ يُصَلِّي مِنَ اللَّيْلِ إِحْدَى عَشْرَةَ رَكْعَةً، يُوتِرُ مِنْهَا بِوَاحِدَةٍ، فَإِذَا فَرَغَ مِنْهَا اضْطَجَعَ عَلَى شِقِّهِ الأَيْمَنِ .
Bize el-Ka’nebî anlattı; Mâlik’ten, İbn Şihâb’dan, Urve b. ez-Zübeyr’den, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in eşi Âişe’den [radıyallahu anhâ] nakledildiğine göre: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem geceleyin on bir rekât namaz kılardı. Bunlardan bir rekâtı ile vitir yapardı. [Namazı] bitirdiği zaman sağ tarafı üzerine [yan yatıp/idtarâ’a] uzanırdı.
1336. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، وَنَصْرُ بْنُ عَاصِمٍ، - وَهَذَا لَفْظُهُ - قَالاَ حَدَّثَنَا الْوَلِيدُ، حَدَّثَنَا الأَوْزَاعِيُّ، - وَقَالَ نَصْرٌ : عَنِ ابْنِ أَبِي ذِئْبٍ، وَالأَوْزَاعِيِّ، - عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، - رضى الله عنها - قَالَتْ : كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُصَلِّي فِيمَا بَيْنَ أَنْ يَفْرُغَ مِنْ صَلاَةِ الْعِشَاءِ إِلَى أَنْ يَنْصَدِعَ الْفَجْرُ إِحْدَى عَشْرَةَ رَكْعَةً، يُسَلِّمُ مِنْ كُلِّ ثِنْتَيْنِ وَيُوتِرُ بِوَاحِدَةٍ، وَيَمْكُثُ فِي سُجُودِهِ قَدْرَ مَا يَقْرَأُ أَحَدُكُمْ خَمْسِينَ آيَةً قَبْلَ أَنْ يَرْفَعَ رَأْسَهُ، فَإِذَا سَكَتَ الْمُؤَذِّنُ بِالأُولَى مِنْ صَلاَةِ الْفَجْرِ قَامَ فَرَكَعَ رَكْعَتَيْنِ خَفِيفَتَيْنِ، ثُمَّ اضْطَجَعَ عَلَى شِقِّهِ الأَيْمَنِ حَتَّى يَأْتِيَهُ الْمُؤَذِّنُ .
Bize Abdürrahmân b. İbrâhîm ve Nasr b. Âsım anlattı. -Bu, onun [Nasr’ın] lafzıdır.- Dediler ki: Bize el-Velîd anlattı; bize el-Evzâî anlattı. -Nasr [ayrıca]: İbn Ebî Zi’b’den ve el-Evzâî’den diyerek [nakletti].- [Metin her iki yoldan] ez-Zührî’den, Urve’den, Âişe’den [radıyallahu anhâ] nakledildiğine göre o şöyle demiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, yatsı [işâ] namazını kılıp bitirdiği vakitten şafağın sökmesine [fecrin doğuşuna] kadar olan sürede on bir rekât namaz kılardı. Her iki rekâtta bir selâm verir ve [en sonunda] bir rekât ile vitir yapardı. Secdesinde ise, başını [secdeden] kaldırmadan önce, birinizin elli ayet okuyacağı kadar bir süre dururdu. Müezzin sabah [fecir] namazının ilk [ezanını bitirip] sustuğu zaman kalkar, iki hafif rekât [sünnet namazı] kılar, sonra müezzin kendisine [ikāmet için] gelinceye kadar sağ tarafı üzerine uzanırdı.
1337. Hadis
حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ دَاوُدَ الْمَهْرِيُّ، حَدَّثَنَا ابْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنِي ابْنُ أَبِي ذِئْبٍ، وَعَمْرُو بْنُ الْحَارِثِ، وَيُونُسُ بْنُ يَزِيدَ، أَنَّ ابْنَ شِهَابٍ، أَخْبَرَهُمْ بِإِسْنَادِهِ، وَمَعْنَاهُ،، قَالَ : وَيُوتِرُ بِوَاحِدَةٍ، وَيَسْجُدُ سَجْدَةً قَدْرَ مَا يَقْرَأُ أَحَدُكُمْ خَمْسِينَ آيَةً قَبْلَ أَنْ يَرْفَعَ رَأْسَهُ، فَإِذَا سَكَتَ الْمُؤَذِّنُ مِنْ صَلاَةِ الْفَجْرِ وَتَبَيَّنَ لَهُ الْفَجْرُ . وَسَاقَ مَعْنَاهُ . قَالَ : وَبَعْضُهُمْ يَزِيدُ عَلَى بَعْضٍ .
Bize Süleymân b. Dâvûd el-Mehrî anlattı; bize İbn Vehb anlattı; İbn Ebî Zi’b, Amr b. el-Hâris ve Yûnus b. Yezîd bana haber verdi ki: İbn Şihâb onlara [kendi] isnâdı ve [önceki hadisin] mânâsı ile haber vermiştir. [İbn Şihâb] şöyle demiştir: “...ve bir rekât ile vitir yapardı. Başını [secdeden] kaldırmadan önce, birinizin elli ayet okuyacağı kadar bir süre bir secdede dururdu. Müezzin sabah [fecir] namazı [ezanı] için [bitirip] sustuğu ve şafak kendisince iyice belirginleştiği zaman...” [Râvi İbn Şihâb önceki hadisin] mânâsını [aynen] nakletti ve dediler ki: “[Râvilerin rivâyetleri] birbirinden [bazı lafızlarda] fazladır.”
1338. Hadis
حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ إِسْمَاعِيلَ، حَدَّثَنَا وُهَيْبٌ، حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ : كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُصَلِّي مِنَ اللَّيْلِ ثَلاَثَ عَشْرَةَ رَكْعَةً يُوتِرُ مِنْهَا بِخَمْسٍ، لاَ يَجْلِسُ فِي شَىْءٍ مِنَ الْخَمْسِ حَتَّى يَجْلِسَ فِي الآخِرَةِ فَيُسَلِّمَ . قَالَ أَبُو دَاوُدَ : رَوَاهُ ابْنُ نُمَيْرٍ عَنْ هِشَامٍ، نَحْوَهُ .
Bize Mûsâ b. İsmâîl anlattı; bize Vüheyb anlattı; bize Hişâm b. Urve anlattı; babasından, Âişe’den [radıyallahu anhâ] nakledildiğine göre o şöyle demiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem geceleyin on üç rekât namaz kılardı. Bunlardan beşini vitir yapar; bu beş rekâtın [sonuncusu olan] en sonuncusunda oturuncaya [ve selâm verinceye] kadar hiçbirinde [teşehhüd için] oturmazdı. Ebû Dâvûd dedi ki: Bunu İbn Nümeyr, Hişâm’dan buna benzer şekilde rivâyet etti.
1339. Hadis
حَدَّثَنَا الْقَعْنَبِيُّ، عَنْ مَالِكٍ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ : كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُصَلِّي بِاللَّيْلِ ثَلاَثَ عَشْرَةَ رَكْعَةً، ثُمَّ يُصَلِّي إِذَا سَمِعَ النِّدَاءَ بِالصُّبْحِ رَكْعَتَيْنِ خَفِيفَتَيْنِ .
Bize el-Ka’nebî anlattı; Mâlik’ten, Hişâm b. Urve’den, babasından, Âişe’den [radıyallahu anhâ] nakledildiğine göre o şöyle demiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem geceleyin on üç rekât namaz kılardı. Sonra sabah [fecir] namazı çağrısını [ezanını] işittiği zaman iki hafif rekât [sünnet] kılardı.
1340. Hadis
حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ إِسْمَاعِيلَ، وَمُسْلِمُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالاَ حَدَّثَنَا أَبَانُ، عَنْ يَحْيَى، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، : أَنَّ نَبِيَّ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ يُصَلِّي مِنَ اللَّيْلِ ثَلاَثَ عَشْرَةَ رَكْعَةً، وَكَانَ يُصَلِّي ثَمَانِيَ رَكَعَاتٍ، وَيُوتِرُ بِرَكْعَةٍ، ثُمَّ يُصَلِّي - قَالَ مُسْلِمٌ : بَعْدَ الْوِتْرِ، ثُمَّ اتَّفَقَا - رَكْعَتَيْنِ وَهُوَ قَاعِدٌ، فَإِذَا أَرَادَ أَنْ يَرْكَعَ قَامَ فَرَكَعَ، وَيُصَلِّي بَيْنَ أَذَانِ الْفَجْرِ وَالإِقَامَةِ رَكْعَتَيْنِ .
Bize Mûsâ b. İsmâîl ve Müslim b. İbrâhîm anlattı; dediler ki: Bize Ebân anlattı; Yahyâ’dan, Ebû Seleme’den, Âişe’den [radıyallahu anhâ] nakledildiğine göre: Allah’ın Nebisi sallallâhu aleyhi ve sellem geceleyin on üç rekât namaz kılardı: Sekiz rekât kılar ve bir rekât ile vitir yapardı. Sonra -Müslim, ‘vitirden sonra’ dedi; sonra râviler [şu kısmında] ittifak ettiler- oturarak iki rekât kılardı. Rükû etmek istediği zaman ayağa kalkar ve rükû ederdi. [Ayrıca] sabah [fecir] ezanı ile ikāmet arasında da iki rekât [sünnet] kılardı.
1341. Hadis
حَدَّثَنَا الْقَعْنَبِيُّ، عَنْ مَالِكٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ أَبِي سَعِيدٍ الْمَقْبُرِيِّ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، أَنَّهُ أَخْبَرَهُ : أَنَّهُ، سَأَلَ عَائِشَةَ زَوْجَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم كَيْفَ كَانَتْ صَلاَةُ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي رَمَضَانَ فَقَالَتْ : مَا كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَزِيدُ فِي رَمَضَانَ وَلاَ فِي غَيْرِهِ عَلَى إِحْدَى عَشْرَةَ رَكْعَةً : يُصَلِّي أَرْبَعًا فَلاَ تَسْأَلْ عَنْ حُسْنِهِنَّ وَطُولِهِنَّ، ثُمَّ يُصَلِّي أَرْبَعًا فَلاَ تَسْأَلْ عَنْ حُسْنِهِنَّ وَطُولِهِنَّ، ثُمَّ يُصَلِّي ثَلاَثًا، قَالَتْ عَائِشَةُ - رضى الله عنها - فَقُلْتُ : يَا رَسُولَ اللَّهِ أَتَنَامُ قَبْلَ أَنْ تُوتِرَ قَالَ : " يَا عَائِشَةُ إِنَّ عَيْنَىَّ تَنَامَانِ وَلاَ يَنَامُ قَلْبِي " .
Bize el-Ka’nebî anlattı; Mâlik’ten, Saîd b. Ebî Saîd el-Makburî’den, Ebû Seleme b. Abdürrahmân’ın kendisine haber verdiğine göre: O, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in eşi Âişe’ye, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in ramazandaki namazının nasıl olduğunu sormuştu. [Âişe] şöyle dedi: “Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, ne ramazanda ne de ramazan dışındaki vakitlerde on bir rekâttan fazla kılmazdı. Önce dört rekât kılardı ki, onların güzelliğini ve uzunluğunu hiç sorma! Sonra bir dört rekât daha kılardı ki, onların da güzelliğini ve uzunluğunu hiç sorma! Sonra da üç rekât kılardı.” Âişe [radıyallahu anhâ] dedi ki: Ben [bir defasında]: “Ey Allah’ın Resûlü! Vitir kılmadan önce mi uyuyorsun?” diye sordum. O: “Ey Âişe! Benim gözlerim uyur ama kalbim uyumaz” buyurdu.
1342. Hadis
حَدَّثَنَا حَفْصُ بْنُ عُمَرَ، حَدَّثَنَا هَمَّامٌ، حَدَّثَنَا قَتَادَةُ، عَنْ زُرَارَةَ بْنِ أَوْفَى، عَنْ سَعْدِ بْنِ هِشَامٍ، قَالَ : طَلَّقْتُ امْرَأَتِي فَأَتَيْتُ الْمَدِينَةَ لأَبِيعَ عَقَارًا كَانَ لِي بِهَا، فَأَشْتَرِيَ بِهِ السِّلاَحَ وَأَغْزُوَ، فَلَقِيتُ نَفَرًا مِنْ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقَالُوا : قَدْ أَرَادَ نَفَرٌ مِنَّا سِتَّةٌ أَنْ يَفْعَلُوا ذَلِكَ فَنَهَاهُمُ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم وَقَالَ : " لَقَدْ كَانَ لَكُمْ فِي رَسُولِ اللَّهِ أُسْوَةٌ حَسَنَةٌ " . فَأَتَيْتُ ابْنَ عَبَّاسٍ فَسَأَلْتُهُ عَنْ وِتْرِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ : أَدُلُّكَ عَلَى أَعْلَمِ النَّاسِ بِوِتْرِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَأْتِ عَائِشَةَ رضى الله عنها . فَأَتَيْتُهَا فَاسْتَتْبَعْتُ حَكِيمَ بْنَ أَفْلَحَ فَأَبَى فَنَاشَدْتُهُ فَانْطَلَقَ مَعِي، فَاسْتَأْذَنَّا عَلَى عَائِشَةَ، فَقَالَتْ : مَنْ هَذَا قَالَ : حَكِيمُ بْنُ أَفْلَحَ . قَالَتْ : وَمَنْ مَعَكَ قَالَ : سَعْدُ بْنُ هِشَامٍ . قَالَتْ : هِشَامُ بْنُ عَامِرٍ الَّذِي قُتِلَ يَوْمَ أُحُدٍ قَالَ قُلْتُ : نَعَمْ . قَالَتْ : نِعْمَ الْمَرْءُ كَانَ عَامِرًا . قَالَ قُلْتُ : يَا أُمَّ الْمُؤْمِنِينَ حَدِّثِينِي عَنْ خُلُقِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم . قَالَتْ : أَلَسْتَ تَقْرَأُ الْقُرْآنَ فَإِنَّ خُلُقَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ الْقُرْآنَ . قَالَ قُلْتُ : حَدِّثِينِي عَنْ قِيَامِ اللَّيْلِ قَالَتْ : أَلَسْتَ تَقْرَأُ { يَا أَيُّهَا الْمُزَّمِّلُ } قَالَ قُلْتُ : بَلَى . قَالَتْ : فَإِنَّ أَوَّلَ هَذِهِ السُّورَةِ نَزَلَتْ، فَقَامَ أَصْحَابُ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم حَتَّى انْتَفَخَتْ أَقْدَامُهُمْ، وَحُبِسَ خَاتِمَتُهَا فِي السَّمَاءِ اثْنَىْ عَشَرَ شَهْرًا، ثُمَّ نَزَلَ آخِرُهَا فَصَارَ قِيَامُ اللَّيْلِ تَطَوُّعًا بَعْدَ فَرِيضَةٍ . قَالَ قُلْتُ : حَدِّثِينِي عَنْ وِتْرِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم . قَالَتْ : كَانَ يُوتِرُ بِثَمَانِ رَكَعَاتٍ لاَ يَجْلِسُ إِلاَّ فِي الثَّامِنَةِ، ثُمَّ يَقُومُ فَيُصَلِّي رَكْعَةً أُخْرَى، لاَ يَجْلِسُ إِلاَّ فِي الثَّامِنَةِ وَالتَّاسِعَةِ، وَلاَ يُسَلِّمُ إِلاَّ فِي التَّاسِعَةِ، ثُمَّ يُصَلِّي رَكْعَتَيْنِ وَهُوَ جَالِسٌ فَتِلْكَ إِحْدَى عَشْرَةَ رَكْعَةً يَا بُنَىَّ، فَلَمَّا أَسَنَّ وَأَخَذَ اللَّحْمَ أَوْتَرَ بِسَبْعِ رَكَعَاتٍ لَمْ يَجْلِسْ إِلاَّ فِي السَّادِسَةِ وَالسَّابِعَةِ، وَلَمْ يُسَلِّمْ إِلاَّ فِي السَّابِعَةِ، ثُمَّ يُصَلِّي رَكْعَتَيْنِ وَهُوَ جَالِسٌ، فَتِلْكَ هِيَ تِسْعُ رَكَعَاتٍ يَا بُنَىَّ، وَلَمْ يَقُمْ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لَيْلَةً يُتِمُّهَا إِلَى الصَّبَاحِ، وَلَمْ يَقْرَإِ الْقُرْآنَ فِي لَيْلَةٍ قَطُّ، وَلَمْ يَصُمْ شَهْرًا يُتِمُّهُ غَيْرَ رَمَضَانَ، وَكَانَ إِذَا صَلَّى صَلاَةً دَاوَمَ عَلَيْهَا، وَكَانَ إِذَا غَلَبَتْهُ عَيْنَاهُ مِنَ اللَّيْلِ بِنَوْمٍ صَلَّى مِنَ النَّهَارِ ثِنْتَىْ عَشْرَةَ رَكْعَةً . قَالَ : فَأَتَيْتُ ابْنَ عَبَّاسٍ فَحَدَّثْتُهُ . فَقَالَ : هَذَا وَاللَّهِ هُوَ الْحَدِيثُ، وَلَوْ كُنْتُ أُكَلِّمُهَا لأَتَيْتُهَا حَتَّى أُشَافِهَهَا بِهِ مُشَافَهَةً . قَالَ قُلْتُ : لَوْ عَلِمْتُ أَنَّكَ لاَ تُكَلِّمُهَا مَا حَدَّثْتُكَ .
Bize Hafs b. Ömer anlattı; bize Hemmâm anlattı; bize Katâde anlattı; Zürâre b. Evfâ’dan; Sa’d b. Hişâm’dan nakledildiğine göre o şöyle demiştir: Hanımımı boşadım ve [Medine’deki] mülkümü [akāran] satıp, onunla silah alıp gazaya katılmak için Medine’ye geldim. [Orada] Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in ashabından bir grupla karşılaştım. Dediler ki: “Bizden altı kişilik bir grup bunu yapmak istemişlerdi de Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem onları bundan nehyetti ve: ‘Şüphe yok ki sizin için Resûlullah’ta pek güzel bir örnek vardır’ [Ahzâb, 21] buyurdu.” Bunun üzerine İbn Abbâs’a gelip ona Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in vitrini sordum. Dedi ki: “Sana, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in vitrini en iyi bilen kişiyi göstereyim mi? Âişe’ye git.” Ona gitmek üzereyken Hakîm b. Eflah’tan bana eşlik etmesini istedim ama o kaçındı. Ona yemin verip [ısrar edince] benimle geldi. Âişe’nin [huzuruna girmek] için izin istedik. [Âişe]: “Bu kim?” dedi. [Hakîm]: “Hakîm b. Eflah” dedi. [Âişe]: “Yanındaki kim?” dedi. [Hakîm]: “Sa’d b. Hişâm” dedi. [Âişe]: “Uhud günü şehit edilen Hişâm b. Âmir [mi]?” dedi. Ben: “Evet” dedim. [Âişe]: “Âmir ne iyi bir kimseydi!” dedi. Ben: “Ey müminlerin annesi! Bana Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in ahlâkını anlat” dedim. O: “Sen Kur’an okumuyor musun? Şüphesiz Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in ahlâkı Kur’an’dı” dedi. Ben: “Bana gece namazını [kiyâme’l-leyl] anlat” dedim. O: “‘Ey örtüsüne bürünen...’ [Müzzemmil, 1] sûresini okumuyor musun?” dedi. Ben: “Evet [okuyorum]” dedim. [Âişe] şöyle dedi: “Şüphesiz bu sûrenin baş tarafı nâzil oldu ve Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in ashabı, ayakları şişinceye kadar namaz kıldılar. Sûrenin sonu ise [nâzil olmayıp] on iki ay boyunca semada bekletildi. Sonra sûrenin sonu nâzil oldu ve gece namazı, [başlangıçta] farz iken sonradan nafile [tatavvu’] oldu.” Ben: “Bana Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in vitrini anlat” dedim. O [şöyle] dedi: “Sekiz rekât boyunca [vird olarak] namaz kılardı ve ancak sekizinci rekâtta otururdu. Sonra [selâm vermeden] kalkar, bir rekât daha kılardı. [Yani toplamda] ancak sekizinci ve dokuzuncu rekâtlarda otururdu ve ancak dokuzuncu rekâtta selâm verirdi. Sonra [selâm verdikten sonra] oturarak iki rekât kılardı. İşte ey yavrum, bu on bir rekât [ederdi]. Yaşlanıp vücudu ağırlaşınca [ahaze’l-lahme] yedi rekât ile vitir yapmaya başladı. [Bunda da] ancak altıncı ve yedinci rekâtlarda oturur ve ancak yedinci rekâtta selâm verirdi. Sonra oturarak iki rekât kılardı. İşte ey yavrum, bu da dokuz rekât [ederdi]. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem hiçbir gece sabaha kadar [bütün geceyi] tamamen [ibadetle] bitirmez, Kur’an’ı [asla] bir gecede [tamamını bitirerek] okumaz ve ramazan dışında hiçbir ayı tam olarak oruçlu tamamlamazdı. Bir namaz kıldığı zaman ona devam ederdi. Geceleyin eğer gözleri kendisine galip gelir de uyursa, gündüzün on iki rekât kılardı.” Sa’d der ki: İbn Abbâs’a gidip bunları ona anlattım. O: “Vallahi hadis budur! Eğer onunla [Âişe ile] konuşuyor olsaydım, yanına gider ve bunları bizzat ağzından işitirdim” dedi. Ben: “Eğer onunla konuşmadığını bilseydim, sana anlatmazdım” dedim.
1343. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، عَنْ سَعِيدٍ، عَنْ قَتَادَةَ، بِإِسْنَادِهِ نَحْوَهُ قَالَ : يُصَلِّي ثَمَانِ رَكَعَاتٍ لاَ يَجْلِسُ فِيهِنَّ إِلاَّ عِنْدَ الثَّامِنَةِ، فَيَجْلِسُ فَيَذْكُرُ اللَّهَ عَزَّ وَجَلَّ، ثُمَّ يَدْعُو، ثُمَّ يُسَلِّمُ تَسْلِيمًا يُسْمِعُنَا، ثُمَّ يُصَلِّي رَكْعَتَيْنِ وَهُوَ جَالِسٌ بَعْدَ مَا يُسَلِّمُ، ثُمَّ يُصَلِّي رَكْعَةً، فَتِلْكَ إِحْدَى عَشْرَةَ رَكْعَةً يَا بُنَىَّ، فَلَمَّا أَسَنَّ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَأَخَذَ اللَّحْمَ أَوْتَرَ بِسَبْعٍ، وَصَلَّى رَكْعَتَيْنِ وَهُوَ جَالِسٌ بَعْدَ مَا يُسَلِّمُ، بِمَعْنَاهُ إِلَى مُشَافَهَةً .
Bize Muhammed b. Beşşâr anlattı; bize Yahyâ b. Saîd anlattı; Saîd’den, Katâde’den [önceki] isnâdı ile buna benzer şekilde [nakletti]. [Âişe] şöyle dedi: “[Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem] sekiz rekât kılardı ve ancak sekizinci [rekâttan] sonra otururdu. Oturur, Allah Azze ve Celle’yi zikreder, sonra dua eder, sonra da bize işittirecek şekilde selâm verirdi. Selâm verdikten sonra oturarak iki rekât kılardı. Sonra bir rekât [daha] kılardı. İşte ey yavrum, bu on bir rekât [ederdi]. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem yaşlanıp vücudu ağırlaşınca yedi rekât ile vitir yaptı ve selâm verdikten sonra oturarak iki rekât kıldı.” [Râvi, hadisin] mânâsını [yukarıdaki gibi] “bizzat ağzından işitirdim” [sözüne] kadar [aynen zikretti].
1344. Hadis
حَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بِشْرٍ، حَدَّثَنَا سَعِيدٌ، بِهَذَا الْحَدِيثِ قَالَ : يُسَلِّمُ تَسْلِيمًا يُسْمِعُنَا كَمَا قَالَ يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ .
Bize Osmân b. Ebî Şeybe anlattı; bize Muhammed b. Bişr anlattı; bize Saîd bu hadisi [Katâde’den aynı isnâdla] anlattı ve [Âişe’nin]: “[Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem], Yahyâ b. Saîd’in [önceki hadiste] dediği gibi bize işittirecek şekilde selâm verirdi” dediğini nakletti.
1345. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عَدِيٍّ، عَنْ سَعِيدٍ، بِهَذَا الْحَدِيثِ قَالَ ابْنُ بَشَّارٍ بِنَحْوِ حَدِيثِ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ إِلاَّ أَنَّهُ قَالَ : وَيُسَلِّمُ تَسْلِيمَةً يُسْمِعُنَا .
Bize Muhammed b. Beşşâr anlattı; bize İbn Ebî Adî anlattı; Saîd’den [önceki isnâd ile] bu hadisi [nakletti]. İbn Beşşâr, Yahyâ b. Saîd’in hadisine benzer şekilde [nakletti]; ancak o [Âişe’nin]: “[Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem] bize işittirecek şekilde bir defa selâm verirdi [yüsellimü teslîmeten]” dediğini nakletti.
1346. Hadis
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ حُسَيْنٍ الدِّرْهَمِيُّ، حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عَدِيٍّ، عَنْ بَهْزِ بْنِ حَكِيمٍ، حَدَّثَنَا زُرَارَةُ بْنُ أَوْفَى، : أَنَّ عَائِشَةَ، - رضى الله عنها - سُئِلَتْ عَنْ صَلاَةِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي جَوْفِ اللَّيْلِ، فَقَالَتْ : كَانَ يُصَلِّي صَلاَةَ الْعِشَاءِ فِي جَمَاعَةٍ، ثُمَّ يَرْجِعُ إِلَى أَهْلِهِ فَيَرْكَعُ أَرْبَعَ رَكَعَاتٍ، ثُمَّ يَأْوِي إِلَى فِرَاشِهِ وَيَنَامُ وَطَهُورُهُ مُغَطًّى عِنْدَ رَأْسِهِ، وَسِوَاكُهُ مَوْضُوعٌ حَتَّى يَبْعَثَهُ اللَّهُ سَاعَتَهُ الَّتِي يَبْعَثُهُ مِنَ اللَّيْلِ، فَيَتَسَوَّكُ وَيُسْبِغُ الْوُضُوءَ، ثُمَّ يَقُومُ إِلَى مُصَلاَّهُ فَيُصَلِّي ثَمَانِ رَكَعَاتٍ يَقْرَأُ فِيهِنَّ بِأُمِّ الْكِتَابِ وَسُورَةٍ مِنَ الْقُرْآنِ وَمَا شَاءَ اللَّهُ، وَلاَ يَقْعُدُ فِي شَىْءٍ مِنْهَا حَتَّى يَقْعُدَ فِي الثَّامِنَةِ، وَلاَ يُسَلِّمُ، وَيَقْرَأُ فِي التَّاسِعَةِ، ثُمَّ يَقْعُدُ فَيَدْعُو بِمَا شَاءَ اللَّهُ أَنْ يَدْعُوَهُ، وَيَسْأَلُهُ وَيَرْغَبُ إِلَيْهِ وَيُسَلِّمُ تَسْلِيمَةً وَاحِدَةً شَدِيدَةً، يَكَادُ يُوقِظُ أَهْلَ الْبَيْتِ مِنْ شِدَّةِ تَسْلِيمِهِ، ثُمَّ يَقْرَأُ وَهُوَ قَاعِدٌ بِأُمِّ الْكِتَابِ، وَيَرْكَعُ وَهُوَ قَاعِدٌ، ثُمَّ يَقْرَأُ الثَّانِيَةَ فَيَرْكَعُ وَيَسْجُدُ وَهُوَ قَاعِدٌ، ثُمَّ يَدْعُو مَا شَاءَ اللَّهُ أَنْ يَدْعُوَ، ثُمَّ يُسَلِّمُ وَيَنْصَرِفُ، فَلَمْ تَزَلْ تِلْكَ صَلاَةَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم حَتَّى بَدَّنَ فَنَقَصَ مِنَ التِّسْعِ ثِنْتَيْنِ، فَجَعَلَهَا إِلَى السِّتِّ وَالسَّبْعِ وَرَكْعَتَيْهِ وَهُوَ قَاعِدٌ حَتَّى قُبِضَ عَلَى ذَلِكَ صلى الله عليه وسلم .
Bize Ali b. Hüseyn ed-Dirhemî anlattı; bize İbn Ebî Adî anlattı; BehZ b. Hakîm’den; Zürâre b. Evfâ’dan nakledildiğine göre: Âişe’ye [radıyallahu anhâ] Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in gecenin ortasındaki [cevfi’l-leyl] namazı soruldu. O da şöyle dedi: “Yatsı [işâ] namazını cemaatle kılardı, sonra ailesinin yanına döner ve dört rekât [sünnet] kılardı. Sonra yatağına çekilir ve uyurdu. Abdest suyu [tahûruhû] başucunda üzeri kapalı bir şekilde, misvakı da yanına bırakılmış olurdu. Derken Allah onu gecenin dilediği vaktinde uyandırınca misvaklanır ve tam bir şekilde [isbâğ] abdest alırdı. Sonra namazgahına [musallâ] geçip sekiz rekât namaz kılardı. Bunlarda Fâtiha sûresini [Ümmi’l-Kitâb], Kur’an’dan bir sûre ve Allah’ın dilediği [kadar ayet] okurdu. Sekizinci rekâtta oturuncaya kadar [hiçbir rekâtta teşehhüd için] oturmazdı ve [sekizinci rekâtta da] selâm vermezdi. [Kalkıp] dokuzuncu rekâtta [da kıraat] okur, sonra oturup Allah’ın dilemesiyle dua edeceği kadar dua eder, O’ndan [hacetlerini] ister ve O’na niyazda bulunurdu. Sonra öyle kuvvetli bir şekilde tek bir selâm verirdi ki, selâmının şiddetinden neredeyse ev halkını uyandırırdı. Sonra oturur vaziyette [yine] Fâtiha’yı okur ve oturarak rükû ederdi. Sonra [ikinci rekâtta yine] okur, [rükû eder] ve oturarak secde ederdi. Sonra Allah’ın dilemesiyle dua edeceği kadar dua eder, sonra selâm verip namazdan çıkardı. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, vücudu ağırlaşıncaya kadar [bu on bir rekâtlık] namazına böyle devam etti. [Yaşlanınca] dokuz [rekâttan] ikisini eksiltti; iki rekâtı da oturarak kılmak üzere [gece namazını] altı ve yedi rekâta indirdi. [Nihayet] Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bu hal üzereyken vefat etti.”
1347. Hadis
حَدَّثَنَا هَارُونُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ هَارُونَ، أَخْبَرَنَا بَهْزُ بْنُ حَكِيمٍ، فَذَكَرَ هَذَا الْحَدِيثَ بِإِسْنَادِهِ قَالَ : يُصَلِّي الْعِشَاءَ ثُمَّ يَأْوِي إِلَى فِرَاشِهِ، لَمْ يَذْكُرِ الأَرْبَعَ رَكَعَاتٍ، وَسَاقَ الْحَدِيثَ قَالَ فِيهِ : فَيُصَلِّي ثَمَانِيَ رَكَعَاتٍ يُسَوِّي بَيْنَهُنَّ فِي الْقِرَاءَةِ وَالرُّكُوعِ وَالسُّجُودِ، وَلاَ يَجْلِسُ فِي شَىْءٍ مِنْهُنَّ إِلاَّ فِي الثَّامِنَةِ، فَإِنَّهُ كَانَ يَجْلِسُ ثُمَّ يَقُومُ وَلاَ يُسَلِّمُ، فَيُصَلِّي رَكْعَةً يُوتِرُ بِهَا، ثُمَّ يُسَلِّمُ تَسْلِيمَةً يَرْفَعُ بِهَا صَوْتَهُ حَتَّى يُوقِظَنَا، ثُمَّ سَاقَ مَعْنَاهُ .
Bize Hârûn b. Abdullah anlattı; bize Yezîd b. Hârûn anlattı; BehZ b. Hakîm bize haber verdi ve o bu hadisi [Katâde’den aynı] isnâdı ile zikretti [ve şöyle] dedi: “Yatsı [işâ] namazını kılar, sonra yatağına çekilirdi.” [Bu râvi] dört rekâtı zikretmedi ve hadisin geri kalanını [şöyle] nakletti: “Sekiz rekât kılar, bunların kıraatinde, rükûunda ve secdesinde [süre olarak] birbirine denk [yüsevvi] tutardı. Sekizinci rekâtta oturuncaya kadar bunların hiçbirinde oturmazdı. Sekizinci rekâtta oturur, sonra selâm vermeden kalkardı. Ardından bir rekât [daha] kılar ve onunla vitir yapardı. Sonra bizi uyandıracak kadar yüksek bir sesle tek bir selâm verirdi.” [Râvi hadisin geri kalanını] mânâ olarak [önceki gibi] nakletti.
1348. Hadis
حَدَّثَنَا عُمَرُ بْنُ عُثْمَانَ، حَدَّثَنَا مَرْوَانُ، - يَعْنِي ابْنَ مُعَاوِيَةَ - عَنْ بَهْزٍ، حَدَّثَنَا زُرَارَةُ بْنُ أَوْفَى، عَنْ عَائِشَةَ أُمِّ الْمُؤْمِنِينَ، : أَنَّهَا سُئِلَتْ عَنْ صَلاَةِ، رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَتْ : كَانَ يُصَلِّي بِالنَّاسِ الْعِشَاءَ، ثُمَّ يَرْجِعُ إِلَى أَهْلِهِ فَيُصَلِّي أَرْبَعًا، ثُمَّ يَأْوِي إِلَى فِرَاشِهِ، ثُمَّ سَاقَ الْحَدِيثَ بِطُولِهِ وَلَمْ يَذْكُرْ : يُسَوِّي بَيْنَهُنَّ فِي الْقِرَاءَةِ وَالرُّكُوعِ وَالسُّجُودِ . وَلَمْ يَذْكُرْ فِي التَّسْلِيمِ : حَتَّى يُوقِظَنَا .
Bize Ömer b. Osmân anlattı; bize Mervân -yani İbn Muâviye- anlattı; BehZ’den; Zürâre b. Evfâ’dan; müminlerin annesi Âişe’den [radıyallahu anhâ] nakledildiğine göre: Ona Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in namazı soruldu da şöyle dedi: “İnsanlara yatsı [işâ] namazını kıldırır, sonra ailesinin yanına döner ve dört rekât kılardı. Sonra yatağına çekilirdi.” [Râvi] sonra hadisin tamamını uzunca nakletti; ancak [bu râvi], ‘kıraatinde, rükûunda ve secdesinde birbirine denk tutardı’ [ifadesini] zikretmedi. Selâm hakkında da ‘bizi uyandıracak kadar [yüksek bir sesle]’ [kısmını] zikretmedi.
1349. Hadis
حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ إِسْمَاعِيلَ، حَدَّثَنَا حَمَّادٌ، - يَعْنِي ابْنَ سَلَمَةَ - عَنْ بَهْزِ بْنِ حَكِيمٍ، عَنْ زُرَارَةَ بْنِ أَوْفَى، عَنْ سَعْدِ بْنِ هِشَامٍ، عَنْ عَائِشَةَ، - رضى الله عنها - بِهَذَا الْحَدِيثِ وَلَيْسَ فِي تَمَامِ حَدِيثِهِمْ .
Bize Mûsâ b. İsmâîl anlattı; bize Hammâd -yani İbn Seleme- anlattı; BehZ b. Hakîm’den, Zürâre b. Evfâ’dan, Sa’d b. Hişâm’dan, Âişe’den [radıyallahu anhâ] nakledildiğine göre bu hadis [yukarıdaki gibi rivâyet edilmiştir]; ancak [bu rivâyet], onların [diğer râvilerin] hadislerinin tamamı [uzunluğu] gibi değildir.