3844. Hadis
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ إِسْرَائِيلَ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنْ عَمْرِو بْنِ مَيْمُونٍ، عَنْ عُمَرَ، أَنَّ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ كَانَ يَتَعَوَّذُ مِنَ الْجُبْنِ وَالْبُخْلِ وَأَرْذَلِ الْعُمُرِ وَعَذَابِ الْقَبْرِ وَفِتْنَةِ الصَّدْرِ . قَالَ وَكِيعٌ يَعْنِي الرَّجُلَ يَمُوتُ عَلَى فِتْنَةٍ لاَ يَسْتَغْفِرُ اللَّهَ مِنْهَا .
Bize Ali b. Muhammed anlattı; bize Vekî' anlattı; (o) İsrail'den, (o) Ebu İshak'tan, (o) Amr b. Meymun'dan, (o da) Ömer'den naklettiğine göre; Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem korkaklıktan, cimrilikten, ömrün en rezil çağından (ihtiyarlık/düşkünlük), kabir azabından ve göğsün fitnesinden (kalp fitnesinden) Allah'a sığınırdı. Vekî' dedi ki: (Fitne-i sadr), kişinin bir fitne üzere ölüp ondan dolayı Allah'tan bağışlanma dilememesi (veya dileyememesi) demektir.