924. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، ح وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الْمَلِكِ بْنِ أَبِي الشَّوَارِبِ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَاحِدِ بْنُ زِيَادٍ، قَالَ حَدَّثَنَا عَاصِمٌ الأَحْوَلُ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الْحَارِثِ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ إِذَا سَلَّمَ لَمْ يَقْعُدْ إِلاَّ مِقْدَارَ مَا يَقُولُ " اللَّهُمَّ أَنْتَ السَّلاَمُ وَمِنْكَ السَّلاَمُ، تَبَارَكْتَ يَا ذَا الْجَلاَلِ وَالإِكْرَامِ " .
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe anlattı; dedi ki: Bize Ebû Muâviye haber verdi. (H) Yine bize Muhammed b. Abdilmelik b. Ebî'ş-Şevârib anlattı; dedi ki: Bize Abdulvâhid b. Ziyâd haber verdi; dedi ki: Bize Âsım el-Ahvel, Abdullah b. el-Hâris'ten, o da Âişe'den naklen haber verdi. O şöyle dedi: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem selam verdiği zaman, ancak şu sözü söyleyecek kadar (kıbleye dönük) otururdu: "Allâhümme ente's-selâmü ve minke's-selâm. Tebârekte yâ ze'l-celâli ve'l-ikrâm. (Allah'ım! Sen Selâm'sın (barış ve esenlik kaynağısın), selâm (esenlik) sendendir. Ey celal ve ikram sahibi! Sen mübareksin/yücesin.)"