940. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ نُمَيْرٍ، حَدَّثَنَا عُمَرُ بْنُ عُبَيْدٍ، عَنْ سِمَاكِ بْنِ حَرْبٍ، عَنْ مُوسَى بْنِ طَلْحَةَ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ كُنَّا نُصَلِّي وَالدَّوَابُّ تَمُرُّ بَيْنَ أَيْدِينَا فَذُكِرَ ذَلِكَ لِرَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَقَالَ " مِثْلُ مُؤْخِرَةِ الرَّحْلِ تَكُونُ بَيْنَ يَدَىْ أَحَدِكُمْ فَلاَ يَضُرُّهُ مَنْ مَرَّ بَيْنَ يَدَيْهِ " .
Bize Muhammed b. Abdillâh b. Nümeyr anlattı; dedi ki: Bize Ömer b. Ubeyd, Simâk b. Harb'den, o Mûsâ b. Talha'dan, o da babasından naklen haber verdi. O şöyle dedi: Biz namaz kılardık, hayvanlar da önümüzden geçerdi. Bu durum Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e zikredildi. Şöyle buyurdu: "Birinizin önünde semerin arka kaşı (yaslanacak yeri) kadar bir şey (sütre) bulunursa, önünden geçenin ona bir zararı olmaz."