1049. Hadis
أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ مَنْصُورٍ، - يَعْنِي النَّسَائِيَّ - قَالَ حَدَّثَنَا آدَمُ بْنُ أَبِي إِيَاسٍ، قَالَ حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنْ مُعَاوِيَةَ، - يَعْنِي ابْنَ صَالِحٍ - عَنْ أَبِي قَيْسٍ الْكِنْدِيِّ، - وَهُوَ عَمْرُو بْنُ قَيْسٍ - قَالَ سَمِعْتُ عَاصِمَ بْنَ حُمَيْدٍ، قَالَ سَمِعْتُ عَوْفَ بْنَ مَالِكٍ، يَقُولُ قُمْتُ مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لَيْلَةً فَلَمَّا رَكَعَ مَكَثَ قَدْرَ سُورَةِ الْبَقَرَةِ يَقُولُ فِي رُكُوعِهِ " سُبْحَانَ ذِي الْجَبَرُوتِ وَالْمَلَكُوتِ وَالْكِبْرِيَاءِ وَالْعَظَمَةِ " .
Bize Amr b. Mansur —yani en-Nesâî— haber verdi; dedi ki: Bize Âdem b. Ebi İyas anlattı; dedi ki: Bize Leys anlattı; Muâviye'den —yani İbn Salih—; Ebu Kays el-Kindî'den —ki o Amr b. Kays'tır—; dedi ki: Asım b. Humeyd'i işittim; dedi ki: Avf b. Malik'i şöyle derken işittim: "Bir gece Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile birlikte namaza durdum. Rükûya gittiğinde Bakara suresi [kadar uzun bir süre] durdu ve rükûsunda şöyle dedi: 'Sübhâne zi'l-ceberûti ve'l-melekûti ve'l-kibriyâi ve'l-azameti.'"