1029. Hadis
أَخْبَرَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ مَسْعُودٍ، قَالَ حَدَّثَنَا خَالِدُ بْنُ الْحَارِثِ، عَنْ شُعْبَةَ، عَنْ سُلَيْمَانَ، قَالَ سَمِعْتُ إِبْرَاهِيمَ، يُحَدِّثُ عَنْ عَلْقَمَةَ، وَالأَسْوَدِ، أَنَّهُمَا كَانَا مَعَ عَبْدِ اللَّهِ فِي بَيْتِهِ فَقَالَ أَصَلَّى هَؤُلاَءِ قُلْنَا نَعَمْ . فَأَمَّهُمَا وَقَامَ بَيْنَهُمَا بِغَيْرِ أَذَانٍ وَلاَ إِقَامَةٍ . قَالَ إِذَا كُنْتُمْ ثَلاَثَةً فَاصْنَعُوا هَكَذَا وَإِذَا كُنْتُمْ أَكْثَرَ مِنْ ذَلِكَ فَلْيَؤُمَّكُمْ أَحَدُكُمْ وَلْيَفْرِشْ كَفَّيْهِ عَلَى فَخِذَيْهِ فَكَأَنَّمَا أَنْظُرُ إِلَى اخْتِلاَفِ أَصَابِعِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم .
Bize İsmail b. Mes'ud haber verdi; dedi ki: Bize Halid b. el-Haris anlattı; Şu'be'den; Süleyman'dan; dedi ki: İbrahim'i, Alkame ve Esved'den rivayet ederken işittim; [şöyle anlattı]: Onlar Abdullah'ın evinde onunla beraberdiler. [Abdullah] dedi ki: "Şunlar namaz kıldı mı?" Biz: "Evet," dedik. Bunun üzerine onlara imam oldu ve ezansız ve kametsiz olarak [saf yapıp] aralarında durdu. Dedi ki: "Üç kişi olduğunuzda böyle yapın. Bundan daha çok olduğunuzda ise biriniz size imam olsun. Ve avuçlarını uyluklarının üzerine yaysın. Sanki ben Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in parmaklarının kenetlenişine bakıyor gibiyim."
1030. Hadis
أَخْبَرَنِي أَحْمَدُ بْنُ سَعِيدٍ الرِّبَاطِيُّ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ أَنْبَأَنَا عَمْرٌو، - وَهُوَ ابْنُ أَبِي قَيْسٍ - عَنِ الزُّبَيْرِ بْنِ عَدِيٍّ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، عَنِ الأَسْوَدِ، وَعَلْقَمَةَ، قَالاَ صَلَّيْنَا مَعَ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مَسْعُودٍ فِي بَيْتِهِ فَقَامَ بَيْنَنَا فَوَضَعْنَا أَيْدِيَنَا عَلَى رُكَبِنَا فَنَزَعَهَا فَخَالَفَ بَيْنَ أَصَابِعِنَا وَقَالَ رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَفْعَلُهُ .
Bana Ahmed b. Said er-Ribatî haber verdi; dedi ki: Bize Abdurrahman b. Abdullah anlattı; dedi ki: Bize Amr —ki o İbn Ebi Kays'tır— haber verdi; Zübeyr b. Adi'den; İbrahim'den; Esved ve Alkame'den; dediler ki: "Abdullah b. Mes'ud ile evinde namaz kıldık. O [bizimle saf tutup] aramızda durdu. Biz ellerimizi dizlerimizin üzerine koyduk. O ise ellerimizi [dizlerden] çekti ve parmaklarımızı birbirine kenetledi ve dedi ki: 'Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in böyle yaptığını gördüm.'"
1031. Hadis
أَخْبَرَنَا نُوحُ بْنُ حَبِيبٍ، قَالَ أَنْبَأَنَا ابْنُ إِدْرِيسَ، عَنْ عَاصِمِ بْنِ كُلَيْبٍ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ الأَسْوَدِ، عَنْ عَلْقَمَةَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ عَلَّمَنَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم الصَّلاَةَ فَقَامَ فَكَبَّرَ فَلَمَّا أَرَادَ أَنْ يَرْكَعَ طَبَّقَ يَدَيْهِ بَيْنَ رُكْبَتَيْهِ وَرَكَعَ فَبَلَغَ ذَلِكَ سَعْدًا فَقَالَ صَدَقَ أَخِي قَدْ كُنَّا نَفْعَلُ هَذَا ثُمَّ أُمِرْنَا بِهَذَا يَعْنِي الإِمْسَاكَ بِالرُّكَبِ .
Bize Nuh b. Habib haber verdi; dedi ki: Bize İbn İdris haber verdi; Asım b. Küleyb'den; Abdurrahman b. el-Esved'den; Alkame'den; Abdullah'tan; dedi ki: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bize namazı öğretti. Kalktı, tekbir getirdi; rükûya gitmek istediğinde ellerini dizlerinin arasında birleştirdi ve rükûya gitti." Bu [haber] Sa'd'a ulaşınca dedi ki: "Kardeşim doğru söylemiş; biz [önceleri] böyle yapıyorduk, sonra şununla emrolunduk" —yani dizleri tutmakla.
1032. Hadis
أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، عَنْ أَبِي يَعْفُورٍ، عَنْ مُصْعَبِ بْنِ سَعْدٍ، قَالَ صَلَّيْتُ إِلَى جَنْبِ أَبِي وَجَعَلْتُ يَدَىَّ بَيْنَ رُكْبَتَىَّ فَقَالَ لِي اضْرِبْ بِكَفَّيْكَ عَلَى رُكْبَتَيْكَ . قَالَ ثُمَّ فَعَلْتُ ذَلِكَ مَرَّةً أُخْرَى فَضَرَبَ يَدِي وَقَالَ إِنَّا قَدْ نُهِينَا عَنْ هَذَا وَأُمِرْنَا أَنْ نَضْرِبَ بِالأَكُفِّ عَلَى الرُّكَبِ .
Bize Kuteybe haber verdi; dedi ki: Bize Ebu Avâne anlattı; Ebu Ya'fûr'dan; Mus'ab b. Sa'd'dan; dedi ki: "Babamın yanında namaz kıldım ve ellerimi dizlerimin arasına koydum. Bana: 'Avuçlarını dizlerinin üzerine koy,' dedi. [Mus'ab] dedi ki: Sonra bunu bir kez daha yaptım; [babam] elime vurdu ve şöyle dedi: 'Biz bundan nehyedildik ve avuçlarımızı dizlerimizin üzerine koymakla emrolunduk.'"
1033. Hadis
أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ عَلِيٍّ، قَالَ حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، عَنْ إِسْمَاعِيلَ بْنِ أَبِي خَالِدٍ، عَنِ الزُّبَيْرِ بْنِ عَدِيٍّ، عَنْ مُصْعَبِ بْنِ سَعْدٍ، قَالَ رَكَعْتُ فَطَبَّقْتُ فَقَالَ أَبِي إِنَّ هَذَا شَىْءٌ كُنَّا نَفْعَلُهُ ثُمَّ ارْتَفَعْنَا إِلَى الرُّكَبِ .
Bize Amr b. Ali haber verdi; dedi ki: Bize Yahya b. Said anlattı; İsmail b. Ebi Halid'den; Zübeyr b. Adi'den; Mus'ab b. Sa'd'dan; dedi ki: "Rükû ettim ve tatbik yaptım. Babam dedi ki: 'Bu, bizim [eskiden] yaptığımız bir şeydi; sonra dizlere yükseldik.'"
1034. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، قَالَ حَدَّثَنِي أَبُو دَاوُدَ، قَالَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ أَبِي عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ عُمَرَ، قَالَ سُنَّتْ لَكُمُ الرُّكَبُ فَأَمْسِكُوا بِالرُّكَبِ .
Bize Muhammed b. Beşşar haber verdi; dedi ki: Bana Ebu Dâvud anlattı; dedi ki: Bize Şu'be anlattı; A'meş'den; İbrahim'den; Ebu Abdurrahman'dan; Ömer'den; dedi ki: "Dizleri [tutmak] sizin için sünnet kılındı. O halde dizleri tutun."
1035. Hadis
أَخْبَرَنَا سُوَيْدُ بْنُ نَصْرٍ، قَالَ أَنْبَأَنَا عَبْدُ اللَّهِ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنْ أَبِي حَصِينٍ، عَنْ أَبِي عَبْدِ الرَّحْمَنِ السُّلَمِيِّ، قَالَ قَالَ عُمَرُ إِنَّمَا السُّنَّةُ الأَخْذُ بِالرُّكَبِ .
Bize Süveyd b. Nasr haber verdi; dedi ki: Bize Abdullah haber verdi; Süfyan'dan; Ebu Hasîn'den; Ebu Abdurrahman es-Sülemî'den; dedi ki: Ömer şöyle dedi: "Sünnet ancak dizleri tutmaktır."
1036. Hadis
أَخْبَرَنَا هَنَّادُ بْنُ السَّرِيِّ، فِي حَدِيثِهِ عَنْ أَبِي الأَحْوَصِ، عَنْ عَطَاءِ بْنِ السَّائِبِ، عَنْ سَالِمٍ، قَالَ أَتَيْنَا أَبَا مَسْعُودٍ فَقُلْنَا لَهُ حَدِّثْنَا عَنْ صَلاَةِ، رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم . فَقَامَ بَيْنَ أَيْدِينَا وَكَبَّرَ فَلَمَّا رَكَعَ وَضَعَ رَاحَتَيْهِ عَلَى رُكْبَتَيْهِ وَجَعَلَ أَصَابِعَهُ أَسْفَلَ مِنْ ذَلِكَ وَجَافَى بِمِرْفَقَيْهِ حَتَّى اسْتَوَى كُلُّ شَىْءٍ مِنْهُ ثُمَّ قَالَ سَمِعَ اللَّهُ لِمَنْ حَمِدَهُ فَقَامَ حَتَّى اسْتَوَى كُلُّ شَىْءٍ مِنْهُ .
Bize Hennad b. es-Seri haber verdi; hadisinde Ebu'l-Ahvas'tan; Atâ b. es-Sâib'den; Sâlim'den; dedi ki: Ebu Mes'ûd'a geldik ve ona dedik ki: Bize Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in namazını anlat. O da bizim önümüzde [kalkıp] durdu ve tekbir getirdi. Rükûya gittiğinde avuçlarını dizlerinin üzerine koydu, parmaklarını da bundan [dizlerden] daha aşağıya koydu ve dirseklerini [yanlarından] uzaklaştırdı. Sonunda her uzvu yerleşip düzgün bir hal aldı. Sonra "Semiallahu limen hamideh" dedi ve kalktı; ta ki her uzvu yerleşip düzgün bir hal alıncaya kadar.
1037. Hadis
أَخْبَرَنَا أَحْمَدُ بْنُ سُلَيْمَانَ الرَّهَاوِيُّ، قَالَ حَدَّثَنَا حُسَيْنٌ، عَنْ زَائِدَةَ، عَنْ عَطَاءٍ، عَنْ سَالِمٍ أَبِي عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ عُقْبَةَ بْنِ عَمْرٍو، قَالَ أَلاَ أُصَلِّي لَكُمْ كَمَا رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُصَلِّي فَقُلْنَا بَلَى . فَقَامَ فَلَمَّا رَكَعَ وَضَعَ رَاحَتَيْهِ عَلَى رُكْبَتَيْهِ وَجَعَلَ أَصَابِعَهُ مِنْ وَرَاءِ رُكْبَتَيْهِ وَجَافَى إِبْطَيْهِ حَتَّى اسْتَقَرَّ كُلُّ شَىْءٍ مِنْهُ ثُمَّ رَفَعَ رَأْسَهُ فَقَامَ حَتَّى اسْتَوَى كُلُّ شَىْءٍ مِنْهُ ثُمَّ سَجَدَ فَجَافَى إِبْطَيْهِ حَتَّى اسْتَقَرَّ كُلُّ شَىْءٍ مِنْهُ ثُمَّ قَعَدَ حَتَّى اسْتَقَرَّ كُلُّ شَىْءٍ مِنْهُ ثُمَّ سَجَدَ حَتَّى اسْتَقَرَّ كُلُّ شَىْءٍ مِنْهُ ثُمَّ صَنَعَ كَذَلِكَ أَرْبَعَ رَكَعَاتٍ ثُمَّ قَالَ هَكَذَا رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُصَلِّي وَهَكَذَا كَانَ يُصَلِّي بِنَا .
Bize Ahmed b. Süleyman er-Rehâvi haber verdi; dedi ki: Bize Hüseyin anlattı; Zâide'den; Atâ'dan; Sâlim Ebi Abdullah'tan; Ukbe b. Amr'dan; dedi ki: "Size Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in namaz kıldığını gördüğüm gibi namaz kıldırayım mı?" Biz: "Evet," dedik. Kalktı; rükûya gittiğinde avuçlarını dizlerinin üzerine koydu, parmaklarını dizlerinin arkasına getirdi ve koltuk altlarını [vücudundan] uzak tuttu; ta ki her uzvu yerleşinceye kadar. Sonra başını kaldırdı ve doğruldu; ta ki her uzvu düzelinceye kadar. Sonra secde etti ve koltuk altlarını uzak tuttu; ta ki her uzvu yerleşinceye kadar. Sonra oturdu; ta ki her uzvu yerleşinceye kadar. Sonra secde etti; ta ki her uzvu yerleşinceye kadar. Sonra dört rekatı da böyle kıldı. Sonra dedi ki: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i işte böyle namaz kılarken gördüm ve o bize böyle namaz kıldırırdı."
1038. Hadis
أَخْبَرَنَا يَعْقُوبُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، عَنِ ابْنِ عُلَيَّةَ، عَنْ عَطَاءِ بْنِ السَّائِبِ، عَنْ سَالِمٍ الْبَرَّادِ، قَالَ قَالَ أَبُو مَسْعُودٍ أَلاَ أُرِيكُمْ كَيْفَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُصَلِّي قُلْنَا بَلَى . فَقَامَ فَكَبَّرَ فَلَمَّا رَكَعَ جَافَى بَيْنَ إِبْطَيْهِ حَتَّى لَمَّا اسْتَقَرَّ كُلُّ شَىْءٍ مِنْهُ رَفَعَ رَأْسَهُ فَصَلَّى أَرْبَعَ رَكَعَاتٍ هَكَذَا وَقَالَ هَكَذَا رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُصَلِّي .
Bize Yakub b. İbrahim haber verdi; İbn Uleyye'den; Atâ b. es-Sâib'den; Sâlim el-Berrâd'dan; dedi ki: Ebu Mes'ûd şöyle dedi: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in nasıl namaz kıldığını size göstereyim mi?" Biz: "Evet," dedik. Kalktı ve tekbir getirdi. Rükûya gittiğinde koltuk altlarını [vücudundan] uzak tuttu. Sonunda her uzvu yerleşince başını kaldırdı. Dört rekatı böyle kıldı ve dedi ki: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i böyle namaz kılarken gördüm."
1039. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، قَالَ حَدَّثَنَا يَحْيَى، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الْحَمِيدِ بْنُ جَعْفَرٍ، قَالَ حَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ عَمْرِو بْنِ عَطَاءٍ، عَنْ أَبِي حُمَيْدٍ السَّاعِدِيِّ، قَالَ كَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم إِذَا رَكَعَ اعْتَدَلَ فَلَمْ يَنْصِبْ رَأْسَهُ وَلَمْ يُقْنِعْهُ وَوَضَعَ يَدَيْهِ عَلَى رُكْبَتَيْهِ .
Bize Muhammed b. Beşşar haber verdi; dedi ki: Bize Yahya anlattı; dedi ki: Bize Abdulhamid b. Cafer anlattı; dedi ki: Bana Muhammed b. Amr b. Atâ anlattı; Ebu Humeyd es-Sâidî'den; dedi ki: "Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem rükûya gittiğinde mutedil durur; başını ne yukarı diker ne de aşağı eğerdi; ellerini de dizlerinin üzerine koyardı."
1040. Hadis
أَخْبَرَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ مَسْعَدَةَ، عَنْ أَشْعَثَ، عَنْ مُحَمَّدٍ، عَنْ عَبِيدَةَ، عَنْ عَلِيٍّ، قَالَ نَهَانِي النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم عَنِ الْقَسِّيِّ وَالْحَرِيرِ وَخَاتَمِ الذَّهَبِ وَأَنْ أَقْرَأَ وَأَنَا رَاكِعٌ وَقَالَ مَرَّةً أُخْرَى وَأَنْ أَقْرَأَ رَاكِعًا .
Bize Ubeydullah b. Said haber verdi; [dedi ki:] Bize Hammad b. Mes'ade anlattı; Eş'as'tan; Muhammed'den; Abîde'den; Ali'den; dedi ki: "Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem bana kassî kumaşı, ipek, altın yüzük [giymeyi] ve rükû halindeyken [Kur'an] okumamı yasakladı." Bir başka seferinde şöyle dedi: "Rükûda iken okumamı [yasakladı]."
1041. Hadis
أَخْبَرَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ سَعِيدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، عَنِ ابْنِ عَجْلاَنَ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ حُنَيْنٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، عَنْ عَلِيٍّ، قَالَ نَهَانِي النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم عَنْ خَاتَمِ الذَّهَبِ وَعَنِ الْقِرَاءَةِ رَاكِعًا وَعَنِ الْقَسِّيِّ وَالْمُعَصْفَرِ .
Bize Ubeydullah b. Said haber verdi; dedi ki: Bize Yahya b. Said anlattı; İbn Aclân'dan; İbrahim b. Abdullah b. Huneyn'den; babasından; İbn Abbas'tan; Ali'den; dedi ki: "Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem bana altın yüzüğü, rükûda iken okumayı, kassî kumaşını ve muasfer (sarıya boyanmış) elbiseyi yasakladı."
1042. Hadis
أَخْبَرَنَا الْحَسَنُ بْنُ دَاوُدَ الْمُنْكَدِرِيُّ، قَالَ حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي فُدَيْكٍ، عَنِ الضَّحَّاكِ بْنِ عُثْمَانَ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ بْنِ حُنَيْنٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَبَّاسٍ، عَنْ عَلِيٍّ، قَالَ نَهَانِي رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَلاَ أَقُولُ نَهَاكُمْ عَنْ تَخَتُّمِ الذَّهَبِ وَعَنْ لُبْسِ الْقَسِّيِّ وَعَنْ لُبْسِ الْمُفَدَّمِ وَالْمُعَصْفَرِ وَعَنِ الْقِرَاءَةِ فِي الرُّكُوعِ .
Bize Hasan b. Dâvud el-Münkedirî haber verdi; dedi ki: Bize İbn Ebi Füdeyk anlattı; Dahhâk b. Osman'dan; İbrahim b. Huneyn'den; babasından; Abdullah b. Abbas'tan; Ali'den; dedi ki: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem —size yasakladı demiyorum, bana yasakladı— altın yüzük takmayı, kassî [kumaşı] giymeyi, müfeddem ve muasfer (sarı boyalı) giymeyi ve rükûda okumayı yasakladı."
1043. Hadis
أَخْبَرَنَا عِيسَى بْنُ حَمَّادٍ، زُغْبَةُ عَنِ اللَّيْثِ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ أَبِي حَبِيبٍ، أَنَّ إِبْرَاهِيمَ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ حُنَيْنٍ، حَدَّثَهُ أَنَّ أَبَاهُ حَدَّثَهُ أَنَّهُ، سَمِعَ عَلِيًّا، يَقُولُ نَهَانِي رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنْ خَاتَمِ الذَّهَبِ وَعَنْ لَبُوسِ الْقِسِّيِّ وَالْمُعَصْفَرِ وَقِرَاءَةِ الْقُرْآنِ وَأَنَا رَاكِعٌ .
Bize İsa b. Hammad Zuğbe haber verdi; Leys'ten; Yezid b. Ebi Habib'den; İbrahim b. Abdullah b. Huneyn'in kendisine anlattığına göre; babası ona anlatmış ki; o, Ali'yi şöyle derken işitmiş: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bana altın yüzüğü, kassî kumaşı ve muasfer (sarıya boyanmış) elbiseyi giymeyi ve ben rükûdayken Kur'an okumayı yasakladı."
1044. Hadis
أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، عَنْ مَالِكٍ، عَنْ نَافِعٍ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ حُنَيْنٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَلِيٍّ، قَالَ نَهَانِي رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنْ لُبْسِ الْقَسِّيِّ وَالْمُعَصْفَرِ وَعَنْ تَخَتُّمِ الذَّهَبِ وَعَنِ الْقِرَاءَةِ فِي الرُّكُوعِ .
Bize Kuteybe haber verdi; Malik'ten; Nafi'den; İbrahim b. Abdullah b. Huneyn'den; babasından; Ali'den; dedi ki: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bana kassî kumaşı ve muasfer (sarı boyalı) [elbise] giymeyi, altın yüzük takmayı ve rükûda [Kur'an] okumayı yasakladı."
1045. Hadis
أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ سُلَيْمَانَ بْنِ سُحَيْمٍ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مَعْبَدِ بْنِ عَبَّاسٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ كَشَفَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم السِّتَارَةَ وَالنَّاسُ صُفُوفٌ خَلْفَ أَبِي بَكْرٍ - رضى الله عنه - فَقَالَ " أَيُّهَا النَّاسُ إِنَّهُ لَمْ يَبْقَ مِنْ مُبَشِّرَاتِ النُّبُوَّةِ إِلاَّ الرُّؤْيَا الصَّالِحَةُ يَرَاهَا الْمُسْلِمُ أَوْ تُرَى لَهُ - ثُمَّ قَالَ - أَلاَ إِنِّي نُهِيتُ أَنْ أَقْرَأَ رَاكِعًا أَوْ سَاجِدًا فَأَمَّا الرُّكُوعُ فَعَظِّمُوا فِيهِ الرَّبَّ وَأَمَّا السُّجُودُ فَاجْتَهِدُوا فِي الدُّعَاءِ قَمِنٌ أَنْ يُسْتَجَابَ لَكُمْ " .
Bize Kuteybe b. Said haber verdi; dedi ki: Bize Süfyan anlattı; Süleyman b. Süheym'den; İbrahim b. Abdullah b. Ma'bed b. Abbas'tan; babasından; İbn Abbas'tan; dedi ki: "Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem [odasının] perdesini açtı; insanlar Ebu Bekir radıyallahu anh'ın arkasında saf tutmuşlardı. Şöyle buyurdu: 'Ey insanlar! Nübüvvet müjdelerinden geriye, Müslümanın gördüğü veya ona gösterilen salih rüyadan başka bir şey kalmadı.' Sonra dedi ki: 'Dikkat edin! Ben rükûda ve secdede [Kur'an] okumaktan nehyedildim. Rükûya gelince, onda Rabbi ta'zim edin. Secdeye gelince, onda dua etmeye gayret edin; zira [duanızın] kabul edilmesi umulur.'"
1046. Hadis
أَخْبَرَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ أَنْبَأَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ سَعْدِ بْنِ عُبَيْدَةَ، عَنِ الْمُسْتَوْرِدِ بْنِ الأَحْنَفِ، عَنْ صِلَةَ بْنِ زُفَرَ، عَنْ حُذَيْفَةَ، قَالَ صَلَّيْتُ مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَرَكَعَ فَقَالَ فِي رُكُوعِهِ " سُبْحَانَ رَبِّيَ الْعَظِيمِ " . وَفِي سُجُودِهِ " سُبْحَانَ رَبِّيَ الأَعْلَى " .
Bize İshak b. İbrahim haber verdi; dedi ki: Bize Ebu Muâviye haber verdi; A'meş'den; Sa'd b. Ubeyde'den; Müstevrid b. el-Ahnef'ten; Sıla b. Züfer'den; Huzeyfe'den; dedi ki: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile birlikte namaz kıldım. Rükûya gitti ve rükûsunda şöyle dedi: 'Sübhâne Rabbiye'l-Azîm.' Secdesinde ise: 'Sübhâne Rabbiye'l-A'lâ.'"
1047. Hadis
أَخْبَرَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ مَسْعُودٍ، قَالَ حَدَّثَنَا خَالِدٌ، وَيَزِيدُ، قَالاَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ أَبِي الضُّحَى، عَنْ مَسْرُوقٍ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُكْثِرُ أَنْ يَقُولَ فِي رُكُوعِهِ وَسُجُودِهِ " سُبْحَانَكَ رَبَّنَا وَبِحَمْدِكَ اللَّهُمَّ اغْفِرْ لِي " .
Bize İsmail b. Mes'ud haber verdi; dedi ki: Bize Halid ve Yezid anlattı; dediler ki: Bize Şu'be anlattı; Mansur'dan; Ebu'd-Duhâ'dan; Mesruk'tan; Aişe'den; dedi ki: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem rükûsunda ve secdesinde şunu çokça söylerdi: 'Sübhâneke Rabbenâ ve bi-hamdik, Allâhümme'ğfir lî (Rabbimiz! Seni hamdinle tesbih ederim. Allah'ım, beni bağışla).'"
1048. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الأَعْلَى، قَالَ حَدَّثَنَا خَالِدٌ، قَالَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، قَالَ أَنْبَأَنِي قَتَادَةُ، عَنْ مُطَرِّفٍ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ فِي رُكُوعِهِ " سُبُّوحٌ قُدُّوسٌ رَبُّ الْمَلاَئِكَةِ وَالرُّوحِ " .
Bize Muhammed b. Abdilalâ haber verdi; dedi ki: Bize Halid anlattı; dedi ki: Bize Şu'be anlattı; dedi ki: Katâde bana haber verdi; Mutarrif'ten; Aişe'den; dedi ki: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem rükûsunda şöyle derdi: 'Subbûhun Kuddûsün Rabbu'l-melâiketi ve'r-rûh.'"
1049. Hadis
أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ مَنْصُورٍ، - يَعْنِي النَّسَائِيَّ - قَالَ حَدَّثَنَا آدَمُ بْنُ أَبِي إِيَاسٍ، قَالَ حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنْ مُعَاوِيَةَ، - يَعْنِي ابْنَ صَالِحٍ - عَنْ أَبِي قَيْسٍ الْكِنْدِيِّ، - وَهُوَ عَمْرُو بْنُ قَيْسٍ - قَالَ سَمِعْتُ عَاصِمَ بْنَ حُمَيْدٍ، قَالَ سَمِعْتُ عَوْفَ بْنَ مَالِكٍ، يَقُولُ قُمْتُ مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لَيْلَةً فَلَمَّا رَكَعَ مَكَثَ قَدْرَ سُورَةِ الْبَقَرَةِ يَقُولُ فِي رُكُوعِهِ " سُبْحَانَ ذِي الْجَبَرُوتِ وَالْمَلَكُوتِ وَالْكِبْرِيَاءِ وَالْعَظَمَةِ " .
Bize Amr b. Mansur —yani en-Nesâî— haber verdi; dedi ki: Bize Âdem b. Ebi İyas anlattı; dedi ki: Bize Leys anlattı; Muâviye'den —yani İbn Salih—; Ebu Kays el-Kindî'den —ki o Amr b. Kays'tır—; dedi ki: Asım b. Humeyd'i işittim; dedi ki: Avf b. Malik'i şöyle derken işittim: "Bir gece Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile birlikte namaza durdum. Rükûya gittiğinde Bakara suresi [kadar uzun bir süre] durdu ve rükûsunda şöyle dedi: 'Sübhâne zi'l-ceberûti ve'l-melekûti ve'l-kibriyâi ve'l-azameti.'"
1050. Hadis
أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ عَلِيٍّ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ مَهْدِيٍّ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ أَبِي سَلَمَةَ، قَالَ حَدَّثَنَا عَمِّي الْمَاجِشُونُ بْنُ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي رَافِعٍ، عَنْ عَلِيِّ بْنِ أَبِي طَالِبٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ إِذَا رَكَعَ قَالَ " اللَّهُمَّ لَكَ رَكَعْتُ وَلَكَ أَسْلَمْتُ وَبِكَ آمَنْتُ خَشَعَ لَكَ سَمْعِي وَبَصَرِي وَعِظَامِي وَمُخِّي وَعَصَبِي " .
Bize Amr b. Ali haber verdi; dedi ki: Bize Abdurrahman b. Mehdi anlattı; dedi ki: Bize Abdulaziz b. Ebi Seleme anlattı; dedi ki: Bana amcam Mâcişûn b. Ebi Seleme anlattı; Abdurrahman el-A'rec'den; Ubeydullah b. Ebi Râfi'den; Ali b. Ebi Talib'den; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem rükûya gittiğinde şöyle derdi: "Allâhümme leke raka'tü ve leke eslemtü ve bike âmentü. Haşea leke sem'î ve basarî ve izâmî ve muhhî ve asabî (Allah'ım! Senin için rükû ettim, Sana teslim oldum ve Sana iman ettim. Kulağım, gözüm, kemiklerim, iliğim ve sinirlerim Sana boyun eğdi)."
1051. Hadis
أَخْبَرَنَا يَحْيَى بْنُ عُثْمَانَ الْحِمْصِيُّ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو حَيْوَةَ، قَالَ حَدَّثَنَا شُعَيْبٌ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ الْمُنْكَدِرِ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم كَانَ إِذَا رَكَعَ قَالَ " اللَّهُمَّ لَكَ رَكَعْتُ وَبِكَ آمَنْتُ وَلَكَ أَسْلَمْتُ وَعَلَيْكَ تَوَكَّلْتُ أَنْتَ رَبِّي خَشَعَ سَمْعِي وَبَصَرِي وَدَمِي وَلَحْمِي وَعَظْمِي وَعَصَبِي لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ " .
Bize Yahya b. Osman el-Hımsî haber verdi; dedi ki: Bize Ebu Hayve anlattı; dedi ki: Bize Şuayb anlattı; Muhammed b. el-Münkedir'den; Cabir b. Abdullah'tan; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den; rükûya gittiğinde şöyle derdi: "Allâhümme leke raka'tü ve bike âmentü ve leke eslemtü ve aleyke tevekkeltü; ente Rabbî; haşea sem'î ve basarî ve demî ve lahmî ve azmî ve asabî lillâhi Rabbi'l-âlemîn (Allah'ım! Senin için rükû ettim, Sana iman ettim, Sana teslim oldum ve Sana tevekkül ettim. Sen benim Rabbimsin. Kulağım, gözüm, kanım, etim, kemiğim ve sinirlerim Alemlerin Rabbi olan Allah'a boyun eğdi)."
1052. Hadis
أَخْبَرَنَا يَحْيَى بْنُ عُثْمَانَ، قَالَ حَدَّثَنَا ابْنُ حِمْيَرٍ، قَالَ حَدَّثَنَا شُعَيْبٌ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ الْمُنْكَدِرِ، وَذَكَرَ، آخَرَ قَبْلَهُ عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ مَسْلَمَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ إِذَا قَامَ يُصَلِّي تَطَوُّعًا يَقُولُ إِذَا رَكَعَ " اللَّهُمَّ لَكَ رَكَعْتُ وَبِكَ آمَنْتُ وَلَكَ أَسْلَمْتُ وَعَلَيْكَ تَوَكَّلْتُ أَنْتَ رَبِّي خَشَعَ سَمْعِي وَبَصَرِي وَلَحْمِي وَدَمِي وَمُخِّي وَعَصَبِي لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ " .
Bize Yahya b. Osman haber verdi; dedi ki: Bize İbn Himyer anlattı; dedi ki: Bize Şuayb anlattı; Muhammed b. el-Münkedir'den —o, ondan önce başka bir raviyi de zikretti—; Abdurrahman el-A'rec'den; Muhammed b. Mesleme'den; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem nafile namaz kılmaya kalktığında rükûya gittiğinde şöyle derdi: "Allâhümme leke raka'tü ve bike âmentü ve leke eslemtü ve aleyke tevekkeltü; ente Rabbî; haşea sem'î ve basarî ve lahmî ve demî ve muhhî ve asabî lillâhi Rabbi'l-âlemîn (Allah'ım! Senin için rükû ettim, Sana iman ettim, Sana teslim oldum ve Sana tevekkül ettim. Sen benim Rabbimsin. Kulağım, gözüm, etim, kanım, iliğim ve sinirlerim Alemlerin Rabbi olan Allah'a boyun eğdi)."
1053. Hadis
أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا بَكْرُ بْنُ مُضَرَ، عَنِ ابْنِ عَجْلاَنَ، عَنْ عَلِيِّ بْنِ يَحْيَى الزُّرَقِيِّ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَمِّهِ، رِفَاعَةَ بْنِ رَافِعٍ وَكَانَ بَدْرِيًّا قَالَ كُنَّا مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِذْ دَخَلَ رَجُلٌ الْمَسْجِدَ فَصَلَّى وَرَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَرْمُقُهُ وَلاَ يَشْعُرُ ثُمَّ انْصَرَفَ فَأَتَى رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَسَلَّمَ عَلَيْهِ فَرَدَّ عَلَيْهِ السَّلاَمَ ثُمَّ قَالَ " ارْجِعْ فَصَلِّ فَإِنَّكَ لَمْ تُصَلِّ " . قَالَ لاَ أَدْرِي فِي الثَّانِيَةِ أَوْ فِي الثَّالِثَةِ قَالَ وَالَّذِي أَنْزَلَ عَلَيْكَ الْكِتَابَ لَقَدْ جَهِدْتُ فَعَلِّمْنِي وَأَرِنِي . قَالَ " إِذَا أَرَدْتَ الصَّلاَةَ فَتَوَضَّأْ فَأَحْسِنِ الْوُضُوءَ ثُمَّ قُمْ فَاسْتَقْبِلِ الْقِبْلَةَ ثُمَّ كَبِّرْ ثُمَّ اقْرَأْ ثُمَّ ارْكَعْ حَتَّى تَطْمَئِنَّ رَاكِعًا ثُمَّ ارْفَعْ حَتَّى تَعْتَدِلَ قَائِمًا ثُمَّ اسْجُدْ حَتَّى تَطْمَئِنَّ سَاجِدًا ثُمَّ ارْفَعْ رَأْسَكَ حَتَّى تَطْمَئِنَّ قَاعِدًا ثُمَّ اسْجُدْ حَتَّى تَطْمَئِنَّ سَاجِدًا فَإِذَا صَنَعْتَ ذَلِكَ فَقَدْ قَضَيْتَ صَلاَتَكَ وَمَا انْتَقَصْتَ مِنْ ذَلِكَ فَإِنَّمَا تَنْقُصُهُ مِنْ صَلاَتِكَ " .
Bize Kuteybe haber verdi; dedi ki: Bize Bekr b. Mudar anlattı; İbn Aclân'dan; Ali b. Yahya ez-Zürakî'den; babasından; amcası Rifâa b. Râfi'den —ki o Bedir ehlindendi—; dedi ki: Biz Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile beraberdik. O sırada bir adam mescide girdi ve namaz kıldı. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem onu izliyordu, o ise farkında değildi. Sonra [adam] namazı bitirdi ve Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e gelip selam verdi. O da selamını aldı ve şöyle buyurdu: "Dön ve namazını [yeniden] kıl; çünkü sen namaz kılmadın." Ravi dedi ki: Bilmiyorum ikinci veya üçüncü seferde adam şöyle dedi: "Sana Kitab'ı indiren Allah'a yemin olsun ki, elimden geleni yaptım. Bana öğret ve göster." [Resûlullah] buyurdu ki: "Namaz kılmak istediğinde abdest al ve abdestini güzel yap. Sonra kalk ve kıbleye yönel, sonra tekbir getir. Sonra [Kur'an] oku. Sonra rükû et ve rükûda iyice yerleşinceye kadar bekle. Sonra kalk ve dimdik duruncaya kadar bekle. Sonra secde et ve secdede iyice yerleşinceye kadar bekle. Sonra başını kaldır ve otururken iyice yerleşinceye kadar bekle. Sonra [tekrar] secde et ve secdede iyice yerleşinceye kadar bekle. Bunu yaptığında namazını tamamlamış olursun. Bundan neyi eksiltirsen, ancak namazından eksiltmiş olursun."
1054. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الأَعْلَى، قَالَ حَدَّثَنَا خَالِدٌ، قَالَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ قَتَادَةَ، قَالَ سَمِعْتُ أَنَسًا، يُحَدِّثُ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " أَتِمُّوا الرُّكُوعَ وَالسُّجُودَ إِذَا رَكَعْتُمْ وَسَجَدْتُمْ " .
Bize Muhammed b. Abdilalâ haber verdi; dedi ki: Bize Halid anlattı; dedi ki: Bize Şu'be anlattı; Katâde'den; dedi ki: Enes'i Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den [rivayetle] anlatırken işittim; [Nebi] buyurdu ki: "Rükû ve secde ettiğinizde rükûyu ve secdeyi tam yapın."
1055. Hadis
أَخْبَرَنَا سُوَيْدُ بْنُ نَصْرٍ، قَالَ أَنْبَأَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ الْمُبَارَكِ، عَنْ قَيْسِ بْنِ سُلَيْمٍ الْعَنْبَرِيِّ، قَالَ حَدَّثَنِي عَلْقَمَةُ بْنُ وَائِلٍ، قَالَ حَدَّثَنِي أَبِي قَالَ، صَلَّيْتُ خَلْفَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَرَأَيْتُهُ يَرْفَعُ يَدَيْهِ إِذَا افْتَتَحَ الصَّلاَةَ وَإِذَا رَكَعَ وَإِذَا قَالَ " سَمِعَ اللَّهُ لِمَنْ حَمِدَهُ " . هَكَذَا وَأَشَارَ قَيْسٌ إِلَى نَحْوِ الأُذُنَيْنِ .
Bize Süveyd b. Nasr haber verdi; dedi ki: Bize Abdullah b. el-Mübarek haber verdi; Kays b. Süleym el-Anberî'den; dedi ki: Bana Alkame b. Vâil anlattı; dedi ki: Bana babam anlattı; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in arkasında namaz kıldım. Namaza başlarken, rükûya giderken ve "Semiallahu limen hamideh" dediğinde ellerini şöyle kaldırdığını gördüm. —Kays [bunu anlatırken] kulaklarına doğru işaret etti.
1056. Hadis
أَخْبَرَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ مَسْعُودٍ، قَالَ حَدَّثَنَا يَزِيدُ، - وَهُوَ ابْنُ زُرَيْعٍ - قَالَ حَدَّثَنَا سَعِيدٌ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ نَصْرِ بْنِ عَاصِمٍ، أَنَّهُ حَدَّثَهُمْ عَنْ مَالِكِ بْنِ الْحُوَيْرِثِ، أَنَّهُ رَأَى رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَرْفَعُ يَدَيْهِ إِذَا رَكَعَ وَإِذَا رَفَعَ رَأْسَهُ مِنَ الرُّكُوعِ حَتَّى يُحَاذِيَ بِهِمَا فُرُوعَ أُذُنَيْهِ " .
Bize İsmail b. Mes'ud haber verdi; dedi ki: Bize Yezid —ki o İbn Zürey'dir— anlattı; dedi ki: Bize Said anlattı; Katâde'den; Nasr b. Âsım'dan; onlara Mâlik b. el-Huveyris'ten anlattığına göre: O [Mâlik], Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i rükûya gittiğinde ve başını rükûdan kaldırdığında, ellerini kulak memelerinin hizasına gelinceye kadar kaldırdığını görmüştür.
1057. Hadis
أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ عَلِيٍّ، قَالَ حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا مَالِكُ بْنُ أَنَسٍ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ سَالِمٍ، عَنْ أَبِيهِ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ يَرْفَعُ يَدَيْهِ إِذَا دَخَلَ فِي الصَّلاَةِ حَذْوَ مَنْكِبَيْهِ وَإِذَا رَفَعَ رَأْسَهُ مِنَ الرُّكُوعِ فَعَلَ مِثْلَ ذَلِكَ وَإِذَا قَالَ " سَمِعَ اللَّهُ لِمَنْ حَمِدَهُ " . قَالَ " رَبَّنَا لَكَ الْحَمْدُ " . وَكَانَ لاَ يَرْفَعُ يَدَيْهِ بَيْنَ السَّجْدَتَيْنِ .
Bize Amr b. Ali haber verdi; dedi ki: Bize Yahya b. Said anlattı; dedi ki: Bize Malik b. Enes anlattı; Zühri'den; Sâlim'den; babasından [rivayetle]; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem namaza girdiğinde ellerini omuzlarının hizasına kadar kaldırırdı. Başını rükûdan kaldırdığında da bunun aynısını yapardı. "Semiallahu limen hamideh" dediğinde, "Rabbenâ leke'l-hamd" derdi. İki secde arasında ise ellerini kaldırmazdı.
1058. Hadis
أَخْبَرَنَا مَحْمُودُ بْنُ غَيْلاَنَ الْمَرْوَزِيُّ، قَالَ حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ عَاصِمِ بْنِ كُلَيْبٍ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ الأَسْوَدِ، عَنْ عَلْقَمَةَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، أَنَّهُ قَالَ أَلاَ أُصَلِّي بِكُمْ صَلاَةَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَصَلَّى فَلَمْ يَرْفَعْ يَدَيْهِ إِلاَّ مَرَّةً وَاحِدَةً .
Bize Mahmud b. Ğaylân el-Mervezî haber verdi; dedi ki: Bize Vekî' anlattı; dedi ki: Bize Süfyan anlattı; Âsım b. Küleyb'den; Abdurrahman b. el-Esved'den; Alkame'den; Abdullah'tan; dedi ki: "Size Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in namazını kıldırayım mı?" [Sonra] namaz kıldı ve ellerini bir kereden başka kaldırmadı.
1059. Hadis
أَخْبَرَنَا سُوَيْدُ بْنُ نَصْرٍ، قَالَ أَنْبَأَنَا عَبْدُ اللَّهِ، عَنْ مَالِكٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ سَالِمٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ إِذَا افْتَتَحَ الصَّلاَةَ رَفَعَ يَدَيْهِ حَذْوَ مَنْكِبَيْهِ وَإِذَا كَبَّرَ لِلرُّكُوعِ وَإِذَا رَفَعَ رَأْسَهُ مِنَ الرُّكُوعِ رَفَعَهُمَا كَذَلِكَ أَيْضًا وَقَالَ " سَمِعَ اللَّهُ لِمَنْ حَمِدَهُ رَبَّنَا وَلَكَ الْحَمْدُ " . وَكَانَ لاَ يَفْعَلُ ذَلِكَ فِي السُّجُودِ .
Bize Süveyd b. Nasr haber verdi; dedi ki: Bize Abdullah haber verdi; Malik'ten; İbn Şihab'dan; Salim'den; İbn Ömer'den; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem namaza başladığında ellerini omuzlarının hizasına kadar kaldırırdı. Rükû için tekbir getirdiğinde ve başını rükûdan kaldırdığında da yine ellerini böyle kaldırırdı ve şöyle derdi: "Semiallahu limen hamideh, Rabbenâ ve leke'l-hamd." Secdede ise bunu yapmazdı.
1060. Hadis
أَخْبَرَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، قَالَ حَدَّثَنَا مَعْمَرٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِذَا رَفَعَ رَأْسَهُ مِنَ الرُّكُوعِ قَالَ " اللَّهُمَّ رَبَّنَا وَلَكَ الْحَمْدُ " .
Bize İshak b. İbrahim haber verdi; dedi ki: Bize Abdurrazzak anlattı; dedi ki: Bize Ma'mer anlattı; Zühri'den; Ebu Seleme'den; Ebu Hureyre'den; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem başını rükûdan kaldırdığında "Allâhümme Rabbenâ ve leke'l-hamd" derdi.
1061. Hadis
أَخْبَرَنَا هَنَّادُ بْنُ السَّرِيِّ، عَنِ ابْنِ عُيَيْنَةَ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ أَنَسٍ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم سَقَطَ مِنْ فَرَسٍ عَلَى شِقِّهِ الأَيْمَنِ فَدَخَلُوا عَلَيْهِ يَعُودُونَهُ فَحَضَرَتِ الصَّلاَةُ فَلَمَّا قَضَى الصَّلاَةَ قَالَ " إِنَّمَا جُعِلَ الإِمَامُ لِيُؤْتَمَّ بِهِ فَإِذَا رَكَعَ فَارْكَعُوا وَإِذَا رَفَعَ فَارْفَعُوا وَإِذَا قَالَ سَمِعَ اللَّهُ لِمَنْ حَمِدَهُ فَقُولُوا رَبَّنَا وَلَكَ الْحَمْدُ " .
Bize Hennad b. es-Seri haber verdi; İbn Uyeyne'den; Zühri'den; Enes'ten; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem attan düştü ve sağ tarafı üzerine [düşüp incindi]. İnsanlar onu ziyaret etmek için yanına girdiler. Namaz vakti geldi. Namazı bitirince şöyle buyurdu: "İmam ancak kendisine uyulsun diye vardır. O rükû ettiğinde siz de rükû edin. O başını kaldırdığında siz de kaldırın. 'Semiallahu limen hamideh' dediğinde, 'Rabbenâ ve leke'l-hamd' deyin."
1062. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ سَلَمَةَ، قَالَ أَنْبَأَنَا ابْنُ الْقَاسِمِ، عَنْ مَالِكٍ، قَالَ حَدَّثَنِي نُعَيْمُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ عَلِيِّ بْنِ يَحْيَى الزُّرَقِيِّ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ رِفَاعَةَ بْنِ رَافِعٍ، قَالَ كُنَّا يَوْمًا نُصَلِّي وَرَاءَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَلَمَّا رَفَعَ رَأْسَهُ مِنَ الرَّكْعَةِ قَالَ " سَمِعَ اللَّهُ لِمَنْ حَمِدَهُ " . قَالَ رَجُلٌ وَرَاءَهُ رَبَّنَا وَلَكَ الْحَمْدُ حَمْدًا كَثِيرًا طَيِّبًا مُبَارَكًا فِيهِ . فَلَمَّا انْصَرَفَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " مَنِ الْمُتَكَلِّمُ آنِفًا " . فَقَالَ الرَّجُلُ أَنَا يَا رَسُولَ اللَّهِ . قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " لَقَدْ رَأَيْتُ بِضْعَةً وَثَلاَثِينَ مَلَكًا يَبْتَدِرُونَهَا أَيُّهُمْ يَكْتُبُهَا أَوَّلاً " .
Bize Muhammed b. Seleme haber verdi; dedi ki: Bize İbn el-Kasım haber verdi; Malik'ten; dedi ki: Bana Nuaym b. Abdullah anlattı; Ali b. Yahya ez-Zürakî'den; babasından; Rifâa b. Râfi'den; dedi ki: Bir gün Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in arkasında namaz kılıyorduk. Başını rükûdan kaldırdığında "Semiallahu limen hamideh" dedi. Arkasındaki bir adam: "Rabbenâ ve leke'l-hamd hamden kesîran tayyiben mubâraken fîh (Rabbimiz! Hamd, çok, temiz ve mübarek bir şekilde Sana mahsustur)," dedi. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem namazı bitirince: "Az önce konuşan kimdi?" buyurdu. Adam: "Benim, ey Allah'ın Resûlü," dedi. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: "Otuz küsür meleğin, onu ilk önce kim yazacak diye birbirleriyle yarıştıklarını gördüm," buyurdu.
1063. Hadis
أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، عَنْ مَالِكٍ، عَنْ سُمَىٍّ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " إِذَا قَالَ الإِمَامُ سَمِعَ اللَّهُ لِمَنْ حَمِدَهُ فَقُولُوا رَبَّنَا وَلَكَ الْحَمْدُ فَإِنَّ مَنْ وَافَقَ قَوْلُهُ قَوْلَ الْمَلاَئِكَةِ غُفِرَ لَهُ مَا تَقَدَّمَ مِنْ ذَنْبِهِ " .
Bize Kuteybe haber verdi; Malik'ten; Sümeyy'den; Ebu Salih'ten; Ebu Hureyre'den; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "İmam 'Semiallahu limen hamideh' dediğinde, siz 'Rabbenâ ve leke'l-hamd' deyin. Zira kimin sözü meleklerin sözüne denk gelirse, geçmiş günahları bağışlanır."
1064. Hadis
أَخْبَرَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ مَسْعُودٍ، قَالَ حَدَّثَنَا خَالِدٌ، قَالَ حَدَّثَنَا سَعِيدٌ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ يُونُسَ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنْ حِطَّانَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، أَنَّهُ حَدَّثَهُ أَنَّهُ، سَمِعَ أَبَا مُوسَى، قَالَ إِنَّ نَبِيَّ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم خَطَبَنَا وَبَيَّنَ لَنَا سُنَّتَنَا وَعَلَّمَنَا صَلاَتَنَا فَقَالَ " إِذَا صَلَّيْتُمْ فَأَقِيمُوا صُفُوفَكُمْ ثُمَّ لْيَؤُمَّكُمْ أَحَدُكُمْ فَإِذَا كَبَّرَ الإِمَامُ فَكَبِّرُوا وَإِذَا قَرَأَ { غَيْرِ الْمَغْضُوبِ عَلَيْهِمْ وَلاَ الضَّالِّينَ } فَقُولُوا آمِينَ يُجِبْكُمُ اللَّهُ وَإِذَا كَبَّرَ وَرَكَعَ فَكَبِّرُوا وَارْكَعُوا فَإِنَّ الإِمَامَ يَرْكَعُ قَبْلَكُمْ وَيَرْفَعُ قَبْلَكُمْ " . قَالَ نَبِيُّ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " فَتِلْكَ بِتِلْكَ وَإِذَا قَالَ سَمِعَ اللَّهُ لِمَنْ حَمِدَهُ فَقُولُوا اللَّهُمَّ رَبَّنَا وَلَكَ الْحَمْدُ يَسْمَعِ اللَّهُ لَكُمْ فَإِنَّ اللَّهَ قَالَ عَلَى لِسَانِ نَبِيِّهِ صلى الله عليه وسلم سَمِعَ اللَّهُ لِمَنْ حَمِدَهُ فَإِذَا كَبَّرَ وَسَجَدَ فَكَبِّرُو وَاسْجُدُوا فَإِنَّ الإِمَامَ يَسْجُدُ قَبْلَكُمْ وَيَرْفَعُ قَبْلَكُمْ قَالَ نَبِيُّ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " فَتِلْكَ بِتِلْكَ فَإِذَا كَانَ عِنْدَ الْقَعْدَةِ فَلْيَكُنْ مِنْ أَوَّلِ قَوْلِ أَحَدِكُمُ التَّحِيَّاتُ الطَّيِّبَاتُ الصَّلَوَاتُ لِلَّهِ سَلاَمٌ عَلَيْكَ أَيُّهَا النَّبِيُّ وَرَحْمَةُ اللَّهِ وَبَرَكَاتُهُ سَلاَمٌ عَلَيْنَا وَعَلَى عِبَادِ اللَّهِ الصَّالِحِينَ أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ وَأَشْهَدُ أَنَّ مُحَمَّدًا عَبْدُهُ وَرَسُولُهُ سَبْعَ كَلِمَاتٍ وَهِيَ تَحِيَّةُ الصَّلاَةِ " .
Bize İsmail b. Mes'ud haber verdi; dedi ki: Bize Halid anlattı; dedi ki: Bize Said anlattı; Katâde'den; Yunus b. Cübeyr'den; Hıttân b. Abdullah'tan; ona anlattığına göre; o, Ebu Musa'yı işitmiş; dedi ki: Allah'ın Nebisi sallallâhu aleyhi ve sellem bize hutbe verdi, sünnetimizi beyan etti ve bize namazımızı öğretti; şöyle buyurdu: "Namaz kılacağınız zaman saflarınızı düzeltin; sonra biriniz size imam olsun. İmam tekbir getirdiğinde siz de tekbir getirin. { غَيْرِ الْمَغْضُوبِ عَلَيْهِمْ وَلاَ الضَّالِّينَ } 'Gazaba uğramışların ve sapmışların yoluna değil' [ayetini] okuduğunda 'Âmîn' deyin ki Allah size icabet etsin. [İmam] tekbir getirip rükû ettiğinde siz de tekbir getirip rükû edin. Zira imam sizden önce rükû eder ve sizden önce kalkar." Allah'ın Nebisi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "İşte bu, buna karşılıktır. [İmam] 'Semiallahu limen hamideh' dediğinde, 'Allâhümme Rabbenâ ve leke'l-hamd' deyin ki Allah sizi işitsin. Zira Allah, Nebisi sallallâhu aleyhi ve sellem'in diliyle 'Allah, kendisine hamd edeni işitir' buyurmuştur. [İmam] tekbir getirip secde ettiğinde siz de tekbir getirip secde edin. Zira imam sizden önce secde eder ve sizden önce kalkar." Allah'ın Nebisi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "İşte bu, buna karşılıktır. Oturma esnasında olduğunda birinizin ilk sözü şu olsun: 'Et-tahiyyâtü't-tayyibâtü's-salavâtü lillâhi, selâmün aleyke eyyühe'n-nebiyyü ve rahmetullâhi ve berekâtühü, selâmün aleynâ ve alâ ibâdillâhi's-sâlihîn. Eşhedü en lâ ilâhe illallâh ve eşhedü enne Muhammeden abdühü ve rasûlüh'. Yedi kelimedir ve bu namazın tahiyyatıdır."
1065. Hadis
أَخْبَرَنَا يَعْقُوبُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ حَدَّثَنَا ابْنُ عُلَيَّةَ، قَالَ أَنْبَأَنَا شُعْبَةُ، عَنِ الْحَكَمِ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ أَبِي لَيْلَى، عَنِ الْبَرَاءِ بْنِ عَازِبٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ رُكُوعُهُ وَإِذَا رَفَعَ رَأْسَهُ مِنَ الرُّكُوعِ وَسُجُودُهُ وَمَا بَيْنَ السَّجْدَتَيْنِ قَرِيبًا مِنَ السَّوَاءِ .
Bize Yakub b. İbrahim haber verdi; dedi ki: Bize İbn Uleyye anlattı; dedi ki: Bize Şu'be haber verdi; Hakem'den; Abdurrahman b. Ebi Leyla'dan; Berâ b. Âzib'den; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in rükûsu, başını rükûdan kaldırdığı [zaman], secdesi ve iki secde arası [süre bakımından] birbirine yakındı.
1066. Hadis
أَخْبَرَنَا أَبُو دَاوُدَ، سُلَيْمَانُ بْنُ سَيْفٍ الْحَرَّانِيُّ قَالَ حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ عَامِرٍ، قَالَ حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ حَسَّانَ، عَنْ قَيْسِ بْنِ سَعْدٍ، عَنْ عَطَاءٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم كَانَ إِذَا قَالَ " سَمِعَ اللَّهُ لِمَنْ حَمِدَهُ " . قَالَ " اللَّهُمَّ رَبَّنَا لَكَ الْحَمْدُ مِلْءَ السَّمَوَاتِ وَمِلْءَ الأَرْضِ وَمِلْءَ مَا شِئْتَ مِنْ شَىْءٍ بَعْدُ " .
Bize Ebu Dâvud Süleyman b. Seyf el-Harrânî haber verdi; dedi ki: Bize Said b. Amir anlattı; dedi ki: Bize Hişam b. Hassan anlattı; Kays b. Sa'd'dan; Atâ'dan; İbn Abbas'tan; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem "Semiallahu limen hamideh" dediğinde şöyle derdi: "Allâhümme Rabbenâ leke'l-hamd mil'e's-semâvâti ve mil'e'l-ardi ve mil'e mâ şi'te min şey'in ba'd (Allah'ım! Rabbimiz! Hamd, gökler dolusu, yer dolusu ve bundan sonra dilediğin şey dolusunca Sana mahsustur)."
1067. Hadis
أَخْبَرَنِي مُحَمَّدُ بْنُ إِسْمَاعِيلَ بْنِ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ أَبِي بُكَيْرٍ، قَالَ حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ نَافِعٍ، عَنْ وَهْبِ بْنِ مِينَاسٍ الْعَدَنِيِّ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم كَانَ إِذَا أَرَادَ السُّجُودَ بَعْدَ الرَّكْعَةِ يَقُولُ " اللَّهُمَّ رَبَّنَا وَلَكَ الْحَمْدُ مِلْءَ السَّمَوَاتِ وَمِلْءَ الأَرْضِ وَمِلْءَ مَا شِئْتَ مِنْ شَىْءٍ بَعْدُ " .
Bana Muhammed b. İsmail b. İbrahim haber verdi; dedi ki: Bize Yahya b. Ebi Bükeyr anlattı; dedi ki: Bize İbrahim b. Nafi anlattı; Vehb b. Minas el-Adenî'den; Said b. Cübeyr'den; İbn Abbas'tan; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem rükûdan sonra secdeye gitmek istediğinde şöyle derdi: "Allâhümme Rabbenâ ve leke'l-hamd mil'e's-semâvâti ve mil'e'l-ardi ve mil'e mâ şi'te min şey'in ba'd."
1068. Hadis
أَخْبَرَنِي عَمْرُو بْنُ هِشَامٍ أَبُو أُمَيَّةَ الْحَرَّانِيُّ، قَالَ حَدَّثَنَا مَخْلَدٌ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ عَبْدِ الْعَزِيزِ، عَنْ عَطِيَّةَ بْنِ قَيْسٍ، عَنْ قَزَعَةَ بْنِ يَحْيَى، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ يَقُولُ حِينَ يَقُولُ " سَمِعَ اللَّهُ لِمَنْ حَمِدَهُ رَبَّنَا لَكَ الْحَمْدُ مِلْءَ السَّمَوَاتِ وَمِلْءَ الأَرْضِ وَمِلْءَ مَا شِئْتَ مِنْ شَىْءٍ بَعْدُ أَهْلَ الثَّنَاءِ وَالْمَجْدِ خَيْرُ مَا قَالَ الْعَبْدُ وَكُلُّنَا لَكَ عَبْدٌ لاَ مَانِعَ لِمَا أَعْطَيْتَ وَلاَ يَنْفَعُ ذَا الْجَدِّ مِنْكَ الْجَدُّ " .
Bana Amr b. Hişam Ebu Ümeyye el-Harrânî haber verdi; dedi ki: Bize Mahled anlattı; Said b. Abdulaziz'den; Atıyye b. Kays'tan; Kazaa b. Yahya'dan; Ebu Said'den; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, "Semiallahu limen hamideh" dediği zaman şöyle derdi: "Rabbenâ leke'l-hamd mil'e's-semâvâti ve mil'e'l-ardi ve mil'e mâ şi'te min şey'in ba'd. Ehle's-senâi ve'l-mecdi hayru mâ kâle'l-abdü ve küllünâ leke abdün. Lâ mânia limâ a'tayte ve lâ yenfeu ze'l-ceddi minke'l-ceddü (Rabbimiz! Hamd, gökler dolusu, yer dolusu ve bundan sonra dilediğin şey dolusunca Sana mahsustur. Ey övgü ve şeref ehli! Bir kulun söylediği en hayırlı söz budur ki hepimiz Senin kulunuz. Verdiğine engel olacak yoktur. Zenginlik [ve makam] sahibine, Senin katında zenginliği fayda vermez)."
1069. Hadis
أَخْبَرَنَا حُمَيْدُ بْنُ مَسْعَدَةَ، قَالَ حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ زُرَيْعٍ، قَالَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ عَمْرِو بْنِ مُرَّةَ، عَنْ أَبِي حَمْزَةَ، عَنْ رَجُلٍ، مِنْ بَنِي عَبْسٍ عَنْ حُذَيْفَةَ، أَنَّهُ صَلَّى مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ذَاتَ لَيْلَةٍ فَسَمِعَهُ حِينَ كَبَّرَ قَالَ " اللَّهُ أَكْبَرُ ذَا الْجَبَرُوتِ وَالْمَلَكُوتِ وَالْكِبْرِيَاءِ وَالْعَظَمَةِ " . وَكَانَ يَقُولُ فِي رُكُوعِهِ " سُبْحَانَ رَبِّيَ الْعَظِيمِ " . وَإِذَا رَفَعَ رَأْسَهُ مِنَ الرُّكُوعِ قَالَ " لِرَبِّي الْحَمْدُ لِرَبِّي الْحَمْدُ " . وَفِي سُجُودِهِ " سُبْحَانَ رَبِّيَ الأَعْلَى " . وَبَيْنَ السَّجْدَتَيْنِ " رَبِّ اغْفِرْ لِي رَبِّ اغْفِرْ لِي " . وَكَانَ قِيَامُهُ وَرُكُوعُهُ . وَإِذَا رَفَعَ رَأْسَهُ مِنَ الرُّكُوعِ وَسُجُودُهُ وَمَا بَيْنَ السَّجْدَتَيْنِ قَرِيبًا مِنَ السَّوَاءِ .
Bize Humeyd b. Mes'ade haber verdi; dedi ki: Bize Yezid b. Zürey' anlattı; dedi ki: Bize Şu'be anlattı; Amr b. Mürre'den; Ebu Hamza'dan; Beni Abs'tan bir adamdan; Huzeyfe'den; O, bir gece Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile birlikte namaz kıldı. Tekbir getirdiğinde şöyle dediğini işitti: "Allâhü Ekber, ze'l-ceberûti ve'l-melekûti ve'l-kibriyâi ve'l-azameti (Allah en büyüktür; ceberut, melekût, kibriya ve azamet sahibidir)." Rükûsunda: "Sübhâne Rabbiye'l-Azîm" diyordu. Başını rükûdan kaldırdığında: "Li-Rabbiyel-hamd, li-Rabbiyel-hamd (Hamd Rabbime mahsustur, hamd Rabbime mahsustur)" diyordu. Secdesinde: "Sübhâne Rabbiye'l-A'lâ" [diyordu]. İki secde arasında: "Rabbim beni bağışla, Rabbim beni bağışla" [diyordu]. Kıyamı, rükûsu, başını rükûdan kaldırması, secdesi ve iki secde arasındaki oturuşu [süre bakımından] birbirine yakındı.
1070. Hadis
أَخْبَرَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، عَنْ سُلَيْمَانَ التَّيْمِيِّ، عَنْ أَبِي مِجْلَزٍ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ قَنَتَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم شَهْرًا بَعْدَ الرُّكُوعِ يَدْعُو عَلَى رِعْلٍ وَذَكْوَانَ وَعُصَيَّةَ عَصَتِ اللَّهَ وَرَسُولَهُ .
Bize İshak b. İbrahim haber verdi; dedi ki: Bize Cerir anlattı; Süleyman et-Teymî'den; Ebu Miclez'den; Enes b. Malik'ten; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bir ay boyunca rükûdan sonra kunut yaptı ve [o sırada] Ri'l, Zekvân ve Usayye —ki Allah ve Resulüne isyan etmişlerdi— [kabilelerine] beddua etti.
1071. Hadis
أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا حَمَّادٌ، عَنْ أَيُّوبَ، عَنِ ابْنِ سِيرِينَ، أَنَّ أَنَسَ بْنَ مَالِكٍ، سُئِلَ هَلْ قَنَتَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي صَلاَةِ الصُّبْحِ قَالَ نَعَمْ . فَقِيلَ لَهُ قَبْلَ الرُّكُوعِ أَوْ بَعْدَهُ قَالَ بَعْدَ الرُّكُوعِ .
Bize Kuteybe haber verdi; dedi ki: Bize Hammad anlattı; Eyyub'dan; İbn Sîrîn'den; Enes b. Malik'e: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem sabah namazında kunut yaptı mı?" diye soruldu. "Evet," dedi. Ona: "Rükûdan önce mi yoksa sonra mı?" denildi. "Rükûdan sonra," dedi.
1072. Hadis
أَخْبَرَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ مَسْعُودٍ، قَالَ حَدَّثَنَا بِشْرُ بْنُ الْمُفَضَّلِ، عَنْ يُونُسَ، عَنِ ابْنِ سِيرِينَ، قَالَ حَدَّثَنِي بَعْضُ، مَنْ صَلَّى مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم صَلاَةَ الصُّبْحِ فَلَمَّا قَالَ " سَمِعَ اللَّهُ لِمَنْ حَمِدَهُ " . فِي الرَّكْعَةِ الثَّانِيَةِ قَامَ هُنَيْهَةً .
Bize İsmail b. Mes'ud haber verdi; dedi ki: Bize Bişr b. el-Mufaddal anlattı; Yunus'tan; İbn Sîrîn'den; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile birlikte sabah namazını kılanlardan birisi bana anlattı: İkinci rekatta "Semiallahu limen hamideh" dediğinde, az bir miktar ayakta durdu.
1073. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مَنْصُورٍ، قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، قَالَ حَفِظْنَاهُ مِنَ الزُّهْرِيِّ عَنْ سَعِيدٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ لَمَّا رَفَعَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم رَأْسَهُ مِنَ الرَّكْعَةِ الثَّانِيَةِ مِنْ صَلاَةِ الصُّبْحِ قَالَ " اللَّهُمَّ أَنْجِ الْوَلِيدَ بْنَ الْوَلِيدِ وَسَلَمَةَ بْنَ هِشَامٍ وَعَيَّاشَ بْنَ أَبِي رَبِيعَةَ وَالْمُسْتَضْعَفِينَ بِمَكَّةَ اللَّهُمَّ اشْدُدْ وَطْأَتَكَ عَلَى مُضَرَ وَاجْعَلْهَا عَلَيْهِمْ سِنِينَ كَسِنِي يُوسُفَ " .
Bize Muhammed b. Mansur haber verdi; dedi ki: Bize Süfyan anlattı; dedi ki: Bunu Zühri'den ezberledik; Said'den; Ebu Hureyre'den; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem sabah namazının ikinci rekatından başını kaldırdığında şöyle dedi: "Allah'ım! Velid b. el-Velid'i, Seleme b. Hişam'ı, Ayyaş b. Ebi Rabia'yı ve Mekke'deki mustazafları kurtar. Allah'ım! Mudar üzerindeki baskını şiddetlendir ve onların üzerine Yusuf'un [kıtlık] yılları gibi yıllar ver."
1074. Hadis
أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ عُثْمَانَ، قَالَ حَدَّثَنَا بَقِيَّةُ، عَنِ ابْنِ أَبِي حَمْزَةَ، قَالَ حَدَّثَنِي مُحَمَّدٌ، قَالَ حَدَّثَنِي سَعِيدُ بْنُ الْمُسَيَّبِ، وَأَبُو سَلَمَةَ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ أَنَّ أَبَا هُرَيْرَةَ، كَانَ يُحَدِّثُ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ يَدْعُو فِي الصَّلاَةِ حِينَ يَقُولُ " سَمِعَ اللَّهُ لِمَنْ حَمِدَهُ رَبَّنَا وَلَكَ الْحَمْدُ " . ثُمَّ يَقُولُ وَهُوَ قَائِمٌ قَبْلَ أَنْ يَسْجُدَ " اللَّهُمَّ أَنْجِ الْوَلِيدَ بْنَ الْوَلِيدِ وَسَلَمَةَ بْنَ هِشَامٍ وَعَيَّاشَ بْنَ أَبِي رَبِيعَةَ وَالْمُسْتَضْعَفِينَ مِنَ الْمُؤْمِنِينَ اللَّهُمَّ اشْدُدْ وَطْأَتَكَ عَلَى مُضَرَ وَاجْعَلْهَا عَلَيْهِمْ كَسِنِي يُوسُفَ " . ثُمَّ يَقُولُ " اللَّهُ أَكْبَرُ " . فَيَسْجُدُ وَضَاحِيَةُ مُضَرَ يَوْمَئِذٍ مُخَالِفُونَ لِرَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم .
Bize Amr b. Osman haber verdi; dedi ki: Bize Bakıyye anlattı; İbn Ebi Hamza'dan; dedi ki: Bana Muhammed anlattı; dedi ki: Bana Said b. el-Müseyyeb ve Ebu Seleme b. Abdurrahman anlattı ki; Ebu Hureyre şöyle anlatırdı: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem namazda "Semiallahu limen hamideh, Rabbenâ ve leke'l-hamd" dedikten sonra dua ederdi. Sonra secdeye gitmeden önce ayaktayken şöyle derdi: "Allah'ım! Velid b. el-Velid'i, Seleme b. Hişam'ı, Ayyaş b. Ebi Rabia'yı ve müminlerden mustazafları (güçsüz bırakılanları) kurtar. Allah'ım! Mudar üzerindeki baskını şiddetlendir ve onların üzerine Yusuf'un [kıtlık] yılları gibi yıllar ver." Sonra "Allâhü Ekber" der ve secde ederdi. Mudar'ın dışarıda kalanları (taşradakiler) o gün Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e muhalefet ediyorlardı.
1075. Hadis
أَخْبَرَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ سَلْمٍ الْبَلْخِيُّ، قَالَ حَدَّثَنَا النَّضْرُ، قَالَ أَنْبَأَنَا هِشَامٌ، عَنْ يَحْيَى، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ لأُقَرِّبَنَّ لَكُمْ صَلاَةَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم . قَالَ فَكَانَ أَبُو هُرَيْرَةَ يَقْنُتُ فِي الرَّكْعَةِ الآخِرَةِ مِنْ صَلاَةِ الظُّهْرِ . وَصَلاَةِ الْعِشَاءِ الآخِرَةِ وَصَلاَةِ الصُّبْحِ بَعْدَ مَا يَقُولُ سَمِعَ اللَّهُ لِمَنْ حَمِدَهُ فَيَدْعُو لِلْمُؤْمِنِينَ وَيَلْعَنُ الْكَفَرَةَ .
Bize Süleyman b. Selm el-Belhî haber verdi; dedi ki: Bize Nadr anlattı; dedi ki: Bize Hişam haber verdi; Yahya'dan; Ebu Seleme'den; Ebu Hureyre'den; dedi ki: "Size Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in namazına en yakın namazı kıldıracağım." Ravi dedi ki: Ebu Hureyre öğle namazının, yatsı namazının ve sabah namazının son rekatında, "Semiallahu limen hamideh" dedikten sonra kunut yapar; müminlere dua eder, kâfirlere lanet ederdi.
1076. Hadis
أَخْبَرَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ سَعِيدٍ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ سُفْيَانَ، وَشُعْبَةَ، عَنْ عَمْرِو بْنِ مُرَّةَ، ح وَأَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ عَلِيٍّ، قَالَ حَدَّثَنَا يَحْيَى، عَنْ شُعْبَةَ، وَسُفْيَانَ، قَالاَ حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ مُرَّةَ، عَنِ ابْنِ أَبِي لَيْلَى، عَنِ الْبَرَاءِ بْنِ عَازِبٍ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم كَانَ يَقْنُتُ فِي الصُّبْحِ وَالْمَغْرِبِ . وَقَالَ عُبَيْدُ اللَّهِ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم .
Bize Ubeydullah b. Said haber verdi; Abdurrahman'dan; Süfyan ve Şu'be'den; Amr b. Mürre'den [rivayetle]. (H) Yine bize Amr b. Ali haber verdi; dedi ki: Bize Yahya anlattı; Şu'be ve Süfyan'dan; dediler ki: Bize Amr b. Mürre anlattı; İbn Ebi Leyla'dan; Berâ b. Âzib'den; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem sabah ve akşam namazlarında kunut yapardı. —Ubeydullah [rivayetinde] "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem" [ifadesini] kullandı.
1077. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو دَاوُدَ، قَالَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَنَسٍ، وَهِشَامٌ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَنَسٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَنَتَ شَهْرًا - قَالَ شُعْبَةُ لَعَنَ رِجَالاً وَقَالَ هِشَامٌ يَدْعُو عَلَى أَحْيَاءٍ مِنْ أَحْيَاءِ الْعَرَبِ - ثُمَّ تَرَكَهُ بَعْدَ الرُّكُوعِ . هَذَا قَوْلُ هِشَامٍ وَقَالَ شُعْبَةُ عَنْ قَتَادَةَ عَنْ أَنَسٍ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَنَتَ شَهْرًا يَلْعَنُ رِعْلاً وَذَكْوَانَ وَلِحْيَانَ .
Bize Muhammed b. el-Müsennâ haber verdi; dedi ki: Bize Ebu Dâvud anlattı; dedi ki: Bize Şu'be anlattı; Katâde'den; Enes'ten. [Yine] Hişam [anlattı]; Katâde'den; Enes'ten; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bir ay boyunca kunut yaptı. —Şu'be "bazı kimselere lanet etti" dedi. Hişam ise "Arap kabilelerinden bazı kabilelere beddua etti" dedi.— Sonra bunu terk etti. [Bu kunut] rükûdan sonraydı. Bu, Hişam'ın sözüdür. Şu'be ise Katâde'den; o da Enes'ten [şöyle nakletti]: "Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem bir ay boyunca Ri'l, Zekvân ve Lihyân [kabilelerine] lanet ederek kunut yaptı."
1078. Hadis
أَخْبَرَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ أَنْبَأَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، قَالَ حَدَّثَنَا مَعْمَرٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ سَالِمٍ، عَنْ أَبِيهِ، أَنَّهُ سَمِعَ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم حِينَ رَفَعَ رَأْسَهُ مِنْ صَلاَةِ الصُّبْحِ مِنَ الرَّكْعَةِ الآخِرَةِ قَالَ " اللَّهُمَّ الْعَنْ فُلاَنًا وَفُلاَنًا " . يَدْعُو عَلَى أُنَاسٍ مِنَ الْمُنَافِقِينَ فَأَنْزَلَ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ { لَيْسَ لَكَ مِنَ الأَمْرِ شَىْءٌ أَوْ يَتُوبَ عَلَيْهِمْ أَوْ يُعَذِّبَهُمْ فَإِنَّهُمْ ظَالِمُونَ } .
Bize İshak b. İbrahim haber verdi; dedi ki: Bize Abdurrazzak haber verdi; dedi ki: Bize Ma'mer anlattı; Zühri'den; Salim'den; babasından; o, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'i sabah namazının son rekatından başını kaldırdığında şöyle derken işitmiş: "Allah'ım! Falancaya ve falancaya lanet et." Münafıklardan bazı kimselere beddua ediyordu. Bunun üzerine Allah azze ve celle şu ayeti indirdi: { لَيْسَ لَكَ مِنَ الأَمْرِ شَىْءٌ أَوْ يَتُوبَ عَلَيْهِمْ أَوْ يُعَذِّبَهُمْ فَإِنَّهُمْ ظَالِمُونَ } "Bu işte senin yapacağın bir şey yoktur. Allah ya onların tövbelerini kabul eder yahut onlara azap eder. Çünkü onlar zalimlerdir."
1079. Hadis
أَخْبَرَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ أَنْبَأَنَا مُعَاذُ بْنُ هِشَامٍ، قَالَ حَدَّثَنِي أَبِي، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَنَسٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَنَتَ شَهْرًا يَدْعُو عَلَى حَىٍّ مِنْ أَحْيَاءِ الْعَرَبِ ثُمَّ تَرَكَهُ .
Bize İshak b. İbrahim haber verdi; dedi ki: Bize Muaz b. Hişam haber verdi; dedi ki: Bana babam anlattı; Katâde'den; Enes'ten; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bir ay boyunca kunut yaptı ve Arap kabilelerinden bir kabileye beddua etti, sonra bunu terk etti.
1080. Hadis
أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، عَنْ خَلَفٍ، - وَهُوَ ابْنُ خَلِيفَةَ - عَنْ أَبِي مَالِكٍ الأَشْجَعِيِّ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ صَلَّيْتُ خَلْفَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَلَمْ يَقْنُتْ وَصَلَّيْتُ خَلْفَ أَبِي بَكْرٍ فَلَمْ يَقْنُتْ وَصَلَّيْتُ خَلْفَ عُمَرَ فَلَمْ يَقْنُتْ وَصَلَّيْتُ خَلْفَ عُثْمَانَ فَلَمْ يَقْنُتْ وَصَلَّيْتُ خَلْفَ عَلِيٍّ فَلَمْ يَقْنُتْ ثُمَّ قَالَ يَا بُنَىَّ إِنَّهَا بِدْعَةٌ .
Bize Kuteybe haber verdi; Halef'ten —ki o İbn Halife'dir—; Ebu Malik el-Eşcaî'den; babasından; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in arkasında namaz kıldım, kunut yapmadı. Ebu Bekir'in arkasında namaz kıldım, kunut yapmadı. Ömer'in arkasında namaz kıldım, kunut yapmadı. Osman'ın arkasında namaz kıldım, kunut yapmadı. Ali'nin arkasında namaz kıldım, kunut yapmadı. Sonra dedi ki: "Ey oğulcuğum! Bu bidattir."
1081. Hadis
أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبَّادٌ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَمْرٍو، عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْحَارِثِ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ كُنَّا نُصَلِّي مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم الظُّهْرَ فَآخُذُ قَبْضَةً مِنْ حَصًى فِي كَفِّي أُبَرِّدُهُ ثُمَّ أُحَوِّلُهُ فِي كَفِّي الآخَرِ فَإِذَا سَجَدْتُ وَضَعْتُهُ لِجَبْهَتِي .
Bize Kuteybe haber verdi; dedi ki: Bize Abbâd anlattı; Muhammed b. Amr'dan; Said b. el-Hâris'ten; Cabir b. Abdullah'tan; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile birlikte öğle namazını kılardık. Ben avucuma bir avuç çakıl taşı alır ve soğuturdum. Sonra diğer avucuma aktarırdım. Secde ettiğim zaman da alnım için [yere] koyardım.
1082. Hadis
أَخْبَرَنَا يَحْيَى بْنُ حَبِيبِ بْنِ عَرَبِيٍّ، قَالَ حَدَّثَنَا حَمَّادٌ، عَنْ غَيْلاَنَ بْنِ جَرِيرٍ، عَنْ مُطَرِّفٍ، قَالَ صَلَّيْتُ أَنَا وَعِمْرَانُ بْنُ حُصَيْنٍ، خَلْفَ عَلِيِّ بْنِ أَبِي طَالِبٍ فَكَانَ إِذَا سَجَدَ كَبَّرَ وَإِذَا رَفَعَ رَأْسَهُ مِنَ السُّجُودِ كَبَّرَ وَإِذَا نَهَضَ مِنَ الرَّكْعَتَيْنِ كَبَّرَ فَلَمَّا قَضَى صَلاَتَهُ أَخَذَ عِمْرَانُ بِيَدِي فَقَالَ لَقَدْ ذَكَّرَنِي هَذَا - قَالَ كَلِمَةً يَعْنِي - صَلاَةَ مُحَمَّدٍ صلى الله عليه وسلم .
Bize Yahya b. Habib b. Arabî haber verdi; dedi ki: Bize Hammad anlattı; Gaylan b. Cerir'den; Mutarrif'ten; dedi ki: Ben ve İmran b. Husayn, Ali b. Ebi Talib'in arkasında namaz kıldık. [Ali] secdeye gittiğinde tekbir getiriyor, başını secdeden kaldırdığında tekbir getiriyor ve iki rekattan kalktığında tekbir getiriyordu. Namazını bitirince İmran elimi tuttu ve: "Bu bana Muhammed sallallâhu aleyhi ve sellem'in namazını hatırlattı," dedi. —[Ravi] "yani" diyerek bir kelime söyledi.—
1083. Hadis
أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ عَلِيٍّ، قَالَ حَدَّثَنَا مُعَاذٌ، وَيَحْيَى، قَالاَ حَدَّثَنَا زُهَيْرٌ، قَالَ حَدَّثَنِي أَبُو إِسْحَاقَ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ الأَسْوَدِ، عَنْ عَلْقَمَةَ، وَالأَسْوَدِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مَسْعُودٍ، قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُكَبِّرُ فِي كُلِّ خَفْضٍ وَرَفْعٍ وَيُسَلِّمُ عَنْ يَمِينِهِ وَعَنْ يَسَارِهِ وَكَانَ أَبُو بَكْرٍ وَعُمَرُ - رضى الله عنهما - يَفْعَلاَنِهِ .
Bize Amr b. Ali haber verdi; dedi ki: Bize Muâz ve Yahya anlattı; dediler ki: Bize Züheyr anlattı; dedi ki: Bana Ebu İshak anlattı; Abdurrahman b. el-Esved'den; Alkame ve Esved'den; Abdullah b. Mes'ud'dan; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem her eğilip kalkışta tekbir getirir, sağına ve soluna selam verirdi. Ebu Bekir ve Ömer radıyallahu anhuma da bunu yaparlardı.
1084. Hadis
أَخْبَرَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ مَسْعُودٍ، قَالَ حَدَّثَنَا خَالِدٌ، عَنْ شُعْبَةَ، عَنْ أَبِي بِشْرٍ، قَالَ سَمِعْتُ يُوسُفَ، - وَهُوَ ابْنُ مَاهِكٍ - يُحَدِّثُ عَنْ حَكِيمٍ، قَالَ بَايَعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنْ لاَ أَخِرَّ إِلاَّ قَائِمًا .
Bize İsmail b. Mesud haber verdi; dedi ki: Bize Halid anlattı; Şu'be'den; Ebu Bişr'den; dedi ki: Yusuf'u —ki o İbn Mahik'tir— Hakim'den naklederken işittim; dedi ki: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e, ancak ayaktayken [yere] kapanacağıma dair biat ettim."
1085. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، قَالَ حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عَدِيٍّ، عَنْ شُعْبَةَ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ نَصْرِ بْنِ عَاصِمٍ، عَنْ مَالِكِ بْنِ الْحُوَيْرِثِ، أَنَّهُ رَأَى النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم رَفَعَ يَدَيْهِ فِي صَلاَتِهِ وَإِذَا رَكَعَ وَإِذَا رَفَعَ رَأْسَهُ مِنَ الرُّكُوعِ وَإِذَا سَجَدَ وَإِذَا رَفَعَ رَأْسَهُ مِنَ السُّجُودِ حَتَّى يُحَاذِيَ بِهِمَا فُرُوعَ أُذُنَيْهِ .
Bize Muhammed b. el-Müsenna haber verdi; dedi ki: Bize İbn Ebi Adi anlattı; Şu'be'den; Katade'den; Nasr b. Asım'dan; Malik b. el-Huveyris'ten; O, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'i namazında ellerini kaldırırken gördü. [Nebi], rükûya gittiğinde, başını rükûdan kaldırdığında, secdeye gittiğinde ve başını secdeden kaldırdığında [ellerini] kulaklarının üst hizasına gelinceye kadar [kaldırırdı].
1086. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الأَعْلَى، قَالَ حَدَّثَنَا سَعِيدٌ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ نَصْرِ بْنِ عَاصِمٍ، عَنْ مَالِكِ بْنِ الْحُوَيْرِثِ، أَنَّهُ رَأَى النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم رَفَعَ يَدَيْهِ فَذَكَرَ مِثْلَهُ .
Bize Muhammed b. el-Müsenna anlattı; dedi ki: Bize Abdula'la anlattı; dedi ki: Bize Said anlattı; Katade'den; Nasr b. Asım'dan; Malik b. el-Huveyris'ten; O, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'i [namazda] ellerini kaldırırken görmüş ve [yukarıdaki hadisin] benzerini zikretmiştir.
1087. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، قَالَ حَدَّثَنَا مُعَاذُ بْنُ هِشَامٍ، قَالَ حَدَّثَنِي أَبِي، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ نَصْرِ بْنِ عَاصِمٍ، عَنْ مَالِكِ بْنِ الْحُوَيْرِثِ، أَنَّ نَبِيَّ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ إِذَا دَخَلَ فِي الصَّلاَةِ فَذَكَرَ نَحْوَهُ وَزَادَ فِيهِ وَإِذَا رَكَعَ فَعَلَ مِثْلَ ذَلِكَ وَإِذَا رَفَعَ رَأْسَهُ مِنَ الرُّكُوعِ فَعَلَ مِثْلَ ذَلِكَ وَإِذَا رَفَعَ رَأْسَهُ مِنَ السُّجُودِ فَعَلَ مِثْلَ ذَلِكَ .
Bize Muhammed b. el-Müsenna haber verdi; dedi ki: Bize Muâz b. Hişam anlattı; dedi ki: Bana babam anlattı; Katade'den; Nasr b. Asım'dan; Malik b. el-Huveyris'ten; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem namaza başladığında... —[Ravi hadisin] benzerini zikretti ve şunları ekledi:— "Rükûya gittiğinde de aynısını yapardı. Başını rükûdan kaldırdığında da aynısını yapardı. Başını secdeden kaldırdığında da aynısını yapardı."
1088. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عُبَيْدٍ الْكُوفِيُّ الْمُحَارِبِيُّ، قَالَ حَدَّثَنَا ابْنُ الْمُبَارَكِ، عَنْ مَعْمَرٍ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ سَالِمٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَرْفَعُ يَدَيْهِ إِذَا افْتَتَحَ الصَّلاَةَ وَإِذَا رَكَعَ وَإِذَا رَفَعَ وَكَانَ لاَ يَفْعَلُ ذَلِكَ فِي السُّجُودِ .
Bize Muhammed b. Ubeyd el-Kufi el-Muharibi haber verdi; dedi ki: Bize İbn el-Mübarek anlattı; Ma'mer'den; Zühri'den; Salim'den; İbn Ömer'den; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem namaza başlarken, rükûya giderken ve [başını rükûdan] kaldırdığında ellerini kaldırırdı. Ancak bunu secdede yapmazdı.
1089. Hadis
أَخْبَرَنَا الْحُسَيْنُ بْنُ عِيسَى الْقُومَسِيُّ الْبَسْطَامِيُّ، قَالَ حَدَّثَنَا يَزِيدُ، - وَهُوَ ابْنُ هَارُونَ - قَالَ أَنْبَأَنَا شَرِيكٌ، عَنْ عَاصِمِ بْنِ كُلَيْبٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ وَائِلِ بْنِ حُجْرٍ، قَالَ رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِذَا سَجَدَ وَضَعَ رُكْبَتَيْهِ قَبْلَ يَدَيْهِ وَإِذَا نَهَضَ رَفَعَ يَدَيْهِ قَبْلَ رُكْبَتَيْهِ .
Bize Hüseyin b. İsa el-Kumesi el-Bestami haber verdi; dedi ki: Bize Yezid —ki o İbn Harun'dur— anlattı; dedi ki: Bize Şerik haber verdi; Asım b. Küleyb'den; babasından; Vail b. Hucr'dan; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i gördüm; secde ettiğinde dizlerini ellerinden önce koyar, kalktığında ise ellerini dizlerinden önce kaldırırdı.
1090. Hadis
أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ نَافِعٍ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ حَسَنٍ، عَنْ أَبِي الزِّنَادِ، عَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " يَعْمِدُ أَحَدُكُمْ فِي صَلاَتِهِ فَيَبْرُكَ كَمَا يَبْرُكُ الْجَمَلُ " .
Bize Kuteybe haber verdi; dedi ki: Bize Abdullah b. Nafi anlattı; Muhammed b. Abdullah b. Hasen'den; Ebu'z-Zinad'dan; el-A'rec'den; Ebu Hureyre'den; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Sizden biriniz namazında, devenin çöktüğü gibi çökmeye mi yeltenir?"
1091. Hadis
أَخْبَرَنَا هَارُونُ بْنُ مُحَمَّدِ بْنِ بَكَّارِ بْنِ بِلاَلٍ، مِنْ كِتَابِهِ قَالَ حَدَّثَنَا مَرْوَانُ بْنُ مُحَمَّدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ مُحَمَّدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الْحَسَنِ، عَنْ أَبِي الزِّنَادِ، عَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِذَا سَجَدَ أَحَدُكُمْ فَلْيَضَعْ يَدَيْهِ قَبْلَ رُكْبَتَيْهِ وَلاَ يَبْرُكْ بُرُوكَ الْبَعِيرِ " .
Bize Harun b. Muhammed b. Bekkar b. Bilal kitabından haber verdi; dedi ki: Bize Mervan b. Muhammed anlattı; dedi ki: Bize Abdulaziz b. Muhammed anlattı; dedi ki: Bize Muhammed b. Abdullah b. el-Hasen anlattı; Ebu'z-Zinad'dan; el-A'rec'den; Ebu Hureyre'den; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Sizden biriniz secde ettiğinde ellerini dizlerinden önce koysun ve deve gibi çökmesin."
1092. Hadis
أَخْبَرَنَا زِيَادُ بْنُ أَيُّوبَ، دَلُّويَهْ قَالَ حَدَّثَنَا ابْنُ عُلَيَّةَ، قَالَ حَدَّثَنَا أَيُّوبُ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، رَفَعَهُ قَالَ " إِنَّ الْيَدَيْنِ تَسْجُدَانِ كَمَا يَسْجُدُ الْوَجْهُ فَإِذَا وَضَعَ أَحَدُكُمْ وَجْهَهُ فَلْيَضَعْ يَدَيْهِ وَإِذَا رَفَعَهُ فَلْيَرْفَعْهُمَا " .
Bize Ziyad b. Eyyub —ki o Dilveyh'tir— haber verdi; dedi ki: Bize İbn Uleyye anlattı; dedi ki: Bize Eyyub anlattı; Nafi'den; İbn Ömer'den; merfu olarak [Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e nispet ederek]; dedi ki: "Şüphesiz eller de yüzün secde ettiği gibi secde eder. Sizden biriniz yüzünü [yere] koyduğunda ellerini de koysun. [Yüzünü yerden] kaldırdığında onları da kaldırsın."
1093. Hadis
أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا حَمَّادٌ، عَنْ عَمْرٍو، عَنْ طَاوُسٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ أُمِرَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم أَنْ يَسْجُدَ عَلَى سَبْعَةِ أَعْضَاءٍ وَلاَ يَكُفَّ شَعْرَهُ وَلاَ ثِيَابَهُ .
Bize Kuteybe haber verdi; dedi ki: Bize Hammad anlattı; Amr'dan; Tavus'tan; İbn Abbas'tan; dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e yedi aza üzerine secde etmesi, saçını ve elbisesini toplamaması emredildi.
1094. Hadis
أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا بَكْرٌ، عَنِ ابْنِ الْهَادِ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ عَامِرِ بْنِ سَعْدٍ، عَنِ الْعَبَّاسِ بْنِ عَبْدِ الْمُطَّلِبِ، أَنَّهُ سَمِعَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " إِذَا سَجَدَ الْعَبْدُ سَجَدَ مِنْهُ سَبْعَةُ آرَابٍ وَجْهُهُ وَكَفَّاهُ وَرُكْبَتَاهُ وَقَدَمَاهُ " .
Bize Kuteybe haber verdi; dedi ki: Bize Bekr anlattı; İbn el-Had'dan; Muhammed b. İbrahim'den; Amir b. Sa'd'dan; Abbas b. Abdulmuttalib'den; O, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i şöyle buyururken işitmiş: "Kul secde ettiğinde, kendisinden yedi uzuv da secde eder: Yüzü, iki avucu, iki dizi ve iki ayağı."
1095. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ سَلَمَةَ، وَالْحَارِثُ بْنُ مِسْكِينٍ، قِرَاءَةً عَلَيْهِ وَأَنَا أَسْمَعُ، - وَاللَّفْظُ لَهُ - عَنِ ابْنِ الْقَاسِمِ، قَالَ حَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الْهَادِ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ إِبْرَاهِيمَ بْنِ الْحَارِثِ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، قَالَ بَصُرَتْ عَيْنَاىَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَلَى جَبِينِهِ وَأَنْفِهِ أَثَرُ الْمَاءِ وَالطِّينِ مِنْ صُبْحِ لَيْلَةِ إِحْدَى وَعِشْرِينَ . مُخْتَصَرٌ .
Bize Muhammed b. Seleme ve Haris b. Miskin —[Haris'e] okunurken ben dinliyordum, lafız [Muhammed'e] aittir— haber verdi; İbnü'l-Kasım'dan; dedi ki: Bana Malik anlattı; Yezid b. Abdullah b. el-Had'dan; Muhammed b. İbrahim b. el-Haris'ten; Ebu Seleme'den; Ebu Said el-Hudri'den; dedi ki: Gözlerim Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i, yirmi birinci gecenin sabahında alnında ve burnunda su ve çamur izi varken gördü. —Muhtasardır.—
1096. Hadis
أَخْبَرَنَا أَحْمَدُ بْنُ عَمْرِو بْنِ السَّرْحِ، وَيُونُسُ بْنُ عَبْدِ الأَعْلَى، وَالْحَارِثُ بْنُ مِسْكِينٍ، قِرَاءَةً عَلَيْهِ وَأَنَا أَسْمَعُ، - وَاللَّفْظُ لَهُ - عَنِ ابْنِ وَهْبٍ، عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ طَاوُسٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " أُمِرْتُ أَنْ أَسْجُدَ عَلَى سَبْعَةٍ - لاَ أَكُفَّ الشَّعْرَ وَلاَ الثِّيَابَ - الْجَبْهَةِ وَالأَنْفِ وَالْيَدَيْنِ وَالرُّكْبَتَيْنِ وَالْقَدَمَيْنِ " .
Bize Ahmed b. Amr b. es-Serh, Yunus b. Abdula'la ve Haris b. Miskin —[Haris'e] okunurken ben dinliyordum, lafız ona aittir— haber verdi; İbn Vehb'den; İbn Cüreyc'den; Abdullah b. Tavus'tan; babasından; İbn Abbas'tan; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Bana yedi [uzuv] üzerine secde etmem —saçı ve elbiseyi toplamamam— emredildi: Alın ve burun, eller, dizler ve ayaklar."
1097. Hadis
أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ مَنْصُورٍ النَّسَائِيُّ، قَالَ حَدَّثَنَا الْمُعَلَّى بْنُ أَسَدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا وُهَيْبٌ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ طَاوُسٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " أُمِرْتُ أَنْ أَسْجُدَ عَلَى سَبْعَةِ أَعْظُمٍ عَلَى الْجَبْهَةِ وَأَشَارَ بِيَدِهِ عَلَى الأَنْفِ وَالْيَدَيْنِ وَالرُّكْبَتَيْنِ وَأَطْرَافِ الْقَدَمَيْنِ " .
Bize Amr b. Mansur en-Nesai haber verdi; dedi ki: Bize Mualla b. Esed anlattı; dedi ki: Bize Vuheyb anlattı; Abdullah b. Tavus'tan; babasından; İbn Abbas'tan; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den; [Nebi] şöyle buyurdu: "Bana yedi kemik üzerine secde etmem emredildi: Alın üzerine —eliyle burnunu işaret etti—, eller, dizler ve ayak uçları."
1098. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مَنْصُورٍ الْمَكِّيُّ، وَعَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُحَمَّدِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ الزُّهْرِيُّ، قَالاَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنِ ابْنِ طَاوُسٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، أُمِرَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم أَنْ يَسْجُدَ عَلَى سَبْعٍ - وَنُهِيَ أَنْ يَكْفِتَ الشَّعْرَ وَالثِّيَابَ - عَلَى يَدَيْهِ وَرُكْبَتَيْهِ وَأَطْرَافِ أَصَابِعِهِ . قَالَ سُفْيَانُ قَالَ لَنَا ابْنُ طَاوُسٍ وَوَضَعَ يَدَيْهِ عَلَى جَبْهَتِهِ وَأَمَرَّهَا عَلَى أَنْفِهِ . قَالَ هَذَا وَاحِدٌ وَاللَّفْظُ لِمُحَمَّدٍ .
Bize Muhammed b. Mansur el-Mekki ve Abdullah b. Muhammed b. Abdurrahman ez-Zühri haber verdiler; dediler ki: Bize Sufyan anlattı; İbn Tavus'tan; babasından; İbn Abbas'tan; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e yedi [uzuv] üzerine secde etmesi emredildi —saçı ve elbiseyi toplaması ise yasaklandı—: Elleri, dizleri ve parmak uçları üzerine. Sufyan dedi ki: İbn Tavus bize [bunu anlatırken] ellerini alnına koydu ve burnunun üzerinden geçirdi; "Bu bir [sayılır]" dedi. Lafız Muhammed'e aittir.
1099. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ الْحَكَمِ، عَنْ شُعَيْبٍ، عَنِ اللَّيْثِ، قَالَ أَنْبَأَنَا ابْنُ الْهَادِ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ إِبْرَاهِيمَ بْنِ الْحَارِثِ، عَنْ عَامِرِ بْنِ سَعْدِ بْنِ أَبِي وَقَّاصٍ، عَنْ عَبَّاسِ بْنِ عَبْدِ الْمُطَّلِبِ، أَنَّهُ سَمِعَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " إِذَا سَجَدَ الْعَبْدُ سَجَدَ مَعَهُ سَبْعَةُ آرَابٍ وَجْهُهُ وَكَفَّاهُ وَرُكْبَتَاهُ وَقَدَمَاهُ " .
Bize Muhammed b. Abdullah b. Abdulhakem haber verdi; Şuayb'den; Leys'ten; dedi ki: Bize İbn el-Had haber verdi; Muhammed b. İbrahim b. el-Haris'ten; Amir b. Sa'd b. Ebi Vakkas'tan; Abbas b. Abdulmuttalib'den; O, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i şöyle buyururken işitmiş: "Kul secde ettiğinde, onunla beraber yedi uzuv da secde eder: Yüzü, iki avucu, iki dizi ve iki ayağı."
1100. Hadis
أَخْبَرَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ أَنْبَأَنَا عَبْدَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ عُمَرَ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ يَحْيَى بْنِ حَبَّانَ، عَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ فَقَدْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ذَاتَ لَيْلَةٍ فَانْتَهَيْتُ إِلَيْهِ وَهُوَ سَاجِدٌ وَقَدَمَاهُ مَنْصُوبَتَانِ وَهُوَ يَقُولُ " اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِرِضَاكَ مِنْ سَخَطِكَ وَبِمُعَافَاتِكَ مِنْ عُقُوبَتِكَ وَبِكَ مِنْكَ لاَ أُحْصِي ثَنَاءً عَلَيْكَ أَنْتَ كَمَا أَثْنَيْتَ عَلَى نَفْسِكَ " .
Bize İshak b. İbrahim haber verdi; dedi ki: Bize Abde haber verdi; dedi ki: Bize Ubeydullah b. Ömer anlattı; Muhammed b. Yahya b. Habban'dan; el-A'rec'den; Ebu Hureyre'den; Aişe'den; dedi ki: "Bir gece Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i kaybettim [yatağımda bulamadım]. Yanına vardığımda o secde halindeydi ve ayakları dikiliydi. Şöyle diyordu: 'Allah'ım! Gazabından rızana sığınırım. Cezandan affına sığınırım. Senden yine sana sığınırım. Seni [layıkıyla] övmekten acizim. Sen kendini övdüğün gibisin.'"
1101. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، قَالَ حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الْحَمِيدِ بْنُ جَعْفَرٍ، قَالَ حَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ عَطَاءٍ، عَنْ أَبِي حُمَيْدٍ السَّاعِدِيِّ، قَالَ كَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم إِذَا أَهْوَى إِلَى الأَرْضِ سَاجِدًا جَافَى عَضُدَيْهِ عَنْ إِبْطَيْهِ وَفَتَخَ أَصَابِعَ رِجْلَيْهِ . مُخْتَصَرٌ .
Bize Muhammed b. Beşşar haber verdi; dedi ki: Bize Yahya b. Said anlattı; dedi ki: Bize Abdulhamid b. Cafer anlattı; dedi ki: Bana Muhammed b. Ata anlattı; Ebu Humeyd es-Saidi'den; dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem yere secdeye kapandığında, pazılarını koltuk altlarından uzak tutar ve ayak parmaklarını [kıbleye doğru] bükerdi. —Muhtasardır.—
1102. Hadis
أَخْبَرَنِي أَحْمَدُ بْنُ نَاصِحٍ، قَالَ حَدَّثَنَا ابْنُ إِدْرِيسَ، قَالَ سَمِعْتُ عَاصِمَ بْنَ كُلَيْبٍ، يَذْكُرُ عَنْ أَبِيهِ، عَنْ وَائِلِ بْنِ حُجْرٍ، قَالَ قَدِمْتُ الْمَدِينَةَ فَقُلْتُ لأَنْظُرَنَّ إِلَى صَلاَةِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَكَبَّرَ وَرَفَعَ يَدَيْهِ حَتَّى رَأَيْتُ إِبْهَامَيْهِ قَرِيبًا مِنْ أُذُنَيْهِ فَلَمَّا أَرَادَ أَنْ يَرْكَعَ كَبَّرَ وَرَفَعَ يَدَيْهِ ثُمَّ رَفَعَ رَأْسَهُ فَقَالَ " سَمِعَ اللَّهُ لِمَنْ حَمِدَهُ " . ثُمَّ كَبَّرَ وَسَجَدَ فَكَانَتْ يَدَاهُ مِنْ أُذُنَيْهِ عَلَى الْمَوْضِعِ الَّذِي اسْتَقْبَلَ بِهِمَا الصَّلاَةَ .
Bana Ahmed b. Nasıh haber verdi; dedi ki: Bize İbn İdris anlattı; dedi ki: Asım b. Küleyb'i babasından naklederken işittim; Vail b. Hucr'dan; dedi ki: "Medine'ye geldim ve 'Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in namazına mutlaka bakacağım [nasıl kıldığını gözlemleyeceğim],' dedim. Tekbir getirdi ve başparmaklarını kulaklarına yakın görünceye kadar ellerini kaldırdı. Rükûya gitmek istediğinde tekbir getirdi ve ellerini kaldırdı. Sonra başını kaldırdı ve 'Semiallahu limen hamideh' dedi. Sonra tekbir getirdi ve secde etti. [Secdede] elleri, namaza başlarken tuttuğu hizadaki gibi kulaklarının yanındaydı."
1103. Hadis
أَخْبَرَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ حَدَّثَنَا يَزِيدُ، - وَهُوَ ابْنُ هَارُونَ - قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو الْعَلاَءِ، - وَاسْمُهُ أَيُّوبُ بْنُ أَبِي مِسْكِينٍ - عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَنَسٍ، عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " لاَ يَفْتَرِشْ أَحَدُكُمْ ذِرَاعَيْهِ فِي السُّجُودِ افْتِرَاشَ الْكَلْبِ " .
Bize İshak b. İbrahim haber verdi; dedi ki: Bize Yezid —ki o İbn Harun'dur— anlattı; dedi ki: Bize Ebu'l-Ala —ki adı Eyyub b. Ebi Miskin'dir— anlattı; Katade'den; Enes'ten; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'den; [Resûlullah] şöyle buyurdu: "Sizden biriniz secdede kollarını köpek gibi yaymasın."
1104. Hadis
أَخْبَرَنَا عَلِيُّ بْنُ حُجْرٍ الْمَرْوَزِيُّ، قَالَ أَنْبَأَنَا شَرِيكٌ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، قَالَ وَصَفَ لَنَا الْبَرَاءُ السُّجُودَ فَوَضَعَ يَدَيْهِ بِالأَرْضِ وَرَفَعَ عَجِيزَتَهُ وَقَالَ هَكَذَا رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَفْعَلُ .
Bize Ali b. Hucr el-Mervezi haber verdi; dedi ki: Bize Şerik haber verdi; Ebu İshak'tan; dedi ki: Bera bize secdeyi tarif etti. Ellerini yere koydu, kaba etlerini [kalçasını] havaya kaldırdı ve: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i böyle yaparken gördüm," dedi.
1105. Hadis
أَخْبَرَنَا عَبْدَةُ بْنُ عَبْدِ الرَّحِيمِ الْمَرْوَزِيُّ، قَالَ أَنْبَأَنَا ابْنُ شُمَيْلٍ، - هُوَ النَّضْرُ - قَالَ أَنْبَأَنَا يُونُسُ بْنُ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنِ الْبَرَاءِ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ إِذَا صَلَّى جَخَّى .
Bize Abde b. Abdurrahim el-Mervezi haber verdi; dedi ki: Bize İbn Şümeyl —ki o Nadr'dır— haber verdi; dedi ki: Bize Yunus b. Ebi İshak haber verdi; Ebu İshak'tan; Bera'dan; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem namaz kıldığında kollarını yanlarından uzaklaştırırdı [cehhâ].
1106. Hadis
أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا بَكْرٌ، عَنْ جَعْفَرِ بْنِ رَبِيعَةَ، عَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مَالِكِ ابْنِ بُحَيْنَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ إِذَا صَلَّى فَرَّجَ بَيْنَ يَدَيْهِ حَتَّى يَبْدُوَ بَيَاضُ إِبْطَيْهِ .
Bize Kuteybe haber verdi; dedi ki: Bize Bekr anlattı; Cafer b. Rebia'dan; el-A'rec'den; Abdullah b. Malik b. Buhayne'den; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem namaz kıldığında kollarını o kadar ayırırdı ki, koltuk altlarının beyazlığı görünürdü.
1107. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ بَزِيعٍ، قَالَ حَدَّثَنَا مُعْتَمِرُ بْنُ سُلَيْمَانَ، عَنْ عِمْرَانَ، عَنْ أَبِي مِجْلَزٍ، عَنْ بَشِيرِ بْنِ نَهِيكٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ لَوْ كُنْتُ بَيْنَ يَدَىْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لأَبْصَرْتُ إِبْطَيْهِ . قَالَ أَبُو مِجْلَزٍ كَأَنَّهُ قَالَ ذَلِكَ لأَنَّهُ فِي صَلاَةٍ .
Bize Muhammed b. Abdullah b. Bezi' haber verdi; dedi ki: Bize Mu'temir b. Süleyman anlattı; İmran'dan; Ebu Miclez'den; Beşir b. Nehik'ten; Ebu Hureyre'den; dedi ki: "Eğer Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in önünde olsaydım, koltuk altlarını mutlaka görürdüm." Ebu Miclez dedi ki: "Sanki bunu, [Resûlullah] namazda olduğu için söylemiştir."
1108. Hadis
أَخْبَرَنَا عَلِيُّ بْنُ حُجْرٍ، قَالَ أَنْبَأَنَا إِسْمَاعِيلُ، قَالَ حَدَّثَنَا دَاوُدُ بْنُ قَيْسٍ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَقْرَمَ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ صَلَّيْتُ مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَكُنْتُ أَرَى عُفْرَةَ إِبْطَيْهِ إِذَا سَجَدَ .
Bize Ali b. Hucr haber verdi; dedi ki: Bize İsmail haber verdi; dedi ki: Bize Davud b. Kays anlattı; Ubeydullah b. Abdullah b. Akrem'den; babasından; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile beraber namaz kıldım. Secde ettiğinde koltuk altlarının beyazlığını görürdüm.
1109. Hadis
أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ، - وَهُوَ ابْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الأَصَمِّ - عَنْ عَمِّهِ، يَزِيدَ - وَهُوَ ابْنُ الأَصَمِّ - عَنْ مَيْمُونَةَ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم كَانَ إِذَا سَجَدَ جَافَى يَدَيْهِ حَتَّى لَوْ أَنَّ بَهْمَةً أَرَادَتْ أَنْ تَمُرَّ تَحْتَ يَدَيْهِ مَرَّتْ .
Bize Kuteybe haber verdi; dedi ki: Bize Sufyan anlattı; Ubeydullah —ki o İbn Abdullah b. el-Esamm'dır—'dan; amcası Yezid —ki o İbn el-Esamm'dır—'dan; Meymune'den; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem secde ettiğinde kollarını o kadar uzak tutardı ki, eğer bir oğlak kollarının altından geçmek isteseydi, geçerdi.
1110. Hadis
أَخْبَرَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ أَنْبَأَنَا عَبْدَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا سَعِيدٌ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَنَسٍ، ح وَأَخْبَرَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ مَسْعُودٍ، عَنْ خَالِدٍ، عَنْ شُعْبَةَ، عَنْ قَتَادَةَ، قَالَ سَمِعْتُ أَنَسًا، عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " اعْتَدِلُوا فِي السُّجُودِ وَلاَ يَبْسُطْ أَحَدُكُمْ ذِرَاعَيْهِ انْبِسَاطَ الْكَلْبِ " . اللَّفْظُ لإِسْحَاقَ .
Bize İshak b. İbrahim haber verdi; dedi ki: Bize Abde haber verdi; dedi ki: Bize Said anlattı; Katade'den; Enes'ten; (H) Yine bize İsmail b. Mesud haber verdi; Halid'den; Şu'be'den; Katade'den; dedi ki: Enes'i Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'den naklederken işittim; [Resûlullah] şöyle buyurdu: "Secdede mutedil olun. Sizden biriniz kollarını köpeğin yaydığı gibi yaymasın." Lafız İshak'a aittir.
1111. Hadis
أَخْبَرَنَا عَلِيُّ بْنُ خَشْرَمٍ الْمَرْوَزِيُّ، قَالَ أَنْبَأَنَا عِيسَى، - وَهُوَ ابْنُ يُونُسَ - عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ عُمَارَةَ، عَنْ أَبِي مَعْمَرٍ، عَنْ أَبِي مَسْعُودٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " لاَ تُجْزِئُ صَلاَةٌ لاَ يُقِيمُ الرَّجُلُ فِيهَا صُلْبَهُ فِي الرُّكُوعِ وَالسُّجُودِ " .
Bize Ali b. Haşrem el-Mervezi haber verdi; dedi ki: Bize İsa —ki o İbn Yunus'tur— haber verdi; el-A'meş'ten; Umare'den; Ebu Ma'mer'den; Ebu Mesud'dan; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kişinin rükû ve secdede belini doğrultmadığı namaz yeterli olmaz."
1112. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ الْحَكَمِ، عَنْ شُعَيْبٍ، عَنِ اللَّيْثِ، قَالَ حَدَّثَنَا خَالِدٌ، عَنِ ابْنِ أَبِي هِلاَلٍ، عَنْ جَعْفَرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، أَنَّ تَمِيمَ بْنَ مَحْمُودٍ، أَخْبَرَهُ أَنَّ عَبْدَ الرَّحْمَنِ بْنَ شِبْلٍ أَخْبَرَهُ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم نَهَى عَنْ ثَلاَثٍ عَنْ نَقْرَةِ الْغُرَابِ وَافْتِرَاشِ السَّبُعِ وَأَنْ يُوَطِّنَ الرَّجُلُ الْمُقَامَ لِلصَّلاَةِ كَمَا يُوَطِّنُ الْبَعِيرُ .
Bize Muhammed b. Abdullah b. Abdulhakem haber verdi; Şuayb'dan; Leys'ten; dedi ki: Bize Halid anlattı; İbn Ebi Hilal'den; Cafer b. Abdullah'tan; Temim b. Mahmud'un ona haber verdiğine göre; Abdurrahman b. Şibl ona haber vermiş ki; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem üç şeyden nehyetti: Karga gagalaması [gibi hızlı secde etmekten], yırtıcı hayvan yayılması [gibi kolları yere yaymaktan] ve kişinin namaz kılmak için devenin [belli bir yeri] yurt edindiği gibi [camide] bir yeri yurt edinmesinden.
1113. Hadis
أَخْبَرَنَا حُمَيْدُ بْنُ مَسْعَدَةَ الْبَصْرِيُّ، عَنْ يَزِيدَ، - وَهُوَ ابْنُ زُرَيْعٍ - قَالَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، وَرَوْحٌ، - يَعْنِي ابْنَ الْقَاسِمِ - عَنْ عَمْرِو بْنِ دِينَارٍ، عَنْ طَاوُسٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " أُمِرْتُ أَنْ أَسْجُدَ عَلَى سَبْعَةٍ وَلاَ أَكُفَّ شَعْرًا وَلاَ ثَوْبًا " .
Bize Humeyd b. Mes'ade el-Basri haber verdi; Yezid —ki o İbn Zürey'dir—'den; dedi ki: Bize Şu'be ve Ruh —yani İbn el-Kasım— anlattı; Amr b. Dinar'dan; Tavus'tan; İbn Abbas'tan; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Bana yedi [uzuv] üzerine secde etmem, saçı ve elbiseyi toplamamam emredildi."
1114. Hadis
أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ سَوَّادِ بْنِ الأَسْوَدِ بْنِ عَمْرٍو السَّرْحِيُّ، - مِنْ وَلَدِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ سَعْدِ بْنِ أَبِي سَرْحٍ - قَالَ أَنْبَأَنَا ابْنُ وَهْبٍ، قَالَ أَنْبَأَنَا عَمْرُو بْنُ الْحَارِثِ، أَنَّ بُكَيْرًا، حَدَّثَهُ أَنَّ كُرَيْبًا مَوْلَى ابْنِ عَبَّاسٍ حَدَّثَهُ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّهُ رَأَى عَبْدَ اللَّهِ بْنَ الْحَارِثِ يُصَلِّي وَرَأْسُهُ مَعْقُوصٌ مِنْ وَرَائِهِ فَقَامَ فَجَعَلَ يَحُلُّهُ فَلَمَّا انْصَرَفَ أَقْبَلَ إِلَى ابْنِ عَبَّاسٍ فَقَالَ مَا لَكَ وَرَأْسِي قَالَ إِنِّي سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " إِنَّمَا مَثَلُ هَذَا مَثَلُ الَّذِي يُصَلِّي وَهُوَ مَكْتُوفٌ " .
Bize Amr b. Sevad b. el-Esved b. Amr es-Serhi —Abdullah b. Sa'd b. Ebi Serh'in soyundandır— haber verdi; dedi ki: Bize İbn Vehb haber verdi; dedi ki: Bize Amr b. el-Haris haber verdi; Bükeyr'in ona anlattığına göre; İbn Abbas'ın azatlısı Küreyb ona Abdullah b. Abbas'tan şöyle nakletmiş: [İbn Abbas], Abdullah b. el-Haris'i, saçı arkadan örülü [veya toplanmış] olduğu halde namaz kılarken gördü. Kalktı ve onu çözmeye başladı. [Abdullah b. el-Haris namazı] bitirince İbn Abbas'a döndü ve: "Benim başımla ne alıp veremediğin var?" dedi. [İbn Abbas] dedi ki: Ben Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i şöyle buyururken işittim: "Bunun durumu, elleri bağlı olarak namaz kılan kimsenin durumu gibidir."
1115. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مَنْصُورٍ الْمَكِّيُّ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنْ عَمْرٍو، عَنْ طَاوُسٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ أُمِرَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم أَنْ يَسْجُدَ عَلَى سَبْعَةِ أَعْظُمٍ وَنُهِيَ أَنْ يَكُفَّ الشَّعْرَ وَالثِّيَابَ .
Bize Muhammed b. Mansur el-Mekki haber verdi; Sufyan'dan; Amr'dan; Tavus'tan; İbn Abbas'tan; dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e yedi kemik üzerine secde etmesi emredildi, saçı ve elbiseyi toplaması ise yasaklandı.
1116. Hadis
أَخْبَرَنَا سُوَيْدُ بْنُ نَصْرٍ، قَالَ أَنْبَأَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ الْمُبَارَكِ، عَنْ خَالِدِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، - هُوَ السَّلَمِيُّ - قَالَ حَدَّثَنِي غَالِبٌ الْقَطَّانُ، عَنْ بَكْرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ الْمُزَنِيِّ، عَنْ أَنَسٍ، قَالَ كُنَّا إِذَا صَلَّيْنَا خَلْفَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِالظَّهَائِرِ سَجَدْنَا عَلَى ثِيَابِنَا اتِّقَاءَ الْحَرِّ .
Bize Süveyd b. Nasr haber verdi; dedi ki: Bize Abdullah b. el-Mübarek haber verdi; Halid b. Abdurrahman —ki o es-Selemi'dir—'den; dedi ki: Bana Galib el-Kattan anlattı; Bekr b. Abdullah el-Müzeni'den; Enes'ten; dedi ki: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in arkasında öğle sıcağında namaz kıldığımızda, sıcaktan korunmak için elbiselerimizin üzerine secde ederdik."
1117. Hadis
أَخْبَرَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ أَنْبَأَنَا عَبْدَةُ، عَنْ سَعِيدٍ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَنَسٍ، عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " أَتِمُّوا الرُّكُوعَ وَالسُّجُودَ فَوَاللَّهِ إِنِّي لأَرَاكُمْ مِنْ خَلْفِ ظَهْرِي فِي رُكُوعِكُمْ وَسُجُودِكُمْ " .
Bize İshak b. İbrahim haber verdi; dedi ki: Bize Abde haber verdi; Said'den; Katade'den; Enes'ten; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'den; [Resûlullah] şöyle buyurdu: "Rükû ve secdeyi tam yapın. Vallahi, rükû ve secdelerinizde sizi sırtımın arkasından görüyorum."
1118. Hadis
أَخْبَرَنَا أَبُو دَاوُدَ، سُلَيْمَانُ بْنُ سَيْفٍ قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو عَلِيٍّ الْحَنَفِيُّ، وَعُثْمَانُ بْنُ عُمَرَ، قَالَ أَبُو عَلِيٍّ حَدَّثَنَا وَقَالَ، عُثْمَانُ أَنْبَأَنَا دَاوُدُ بْنُ قَيْسٍ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ حُنَيْنٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، عَنْ عَلِيِّ بْنِ أَبِي طَالِبٍ، - رضى الله عنه - قَالَ نَهَانِي حِبِّي صلى الله عليه وسلم عَنْ ثَلاَثٍ - لاَ أَقُولُ نَهَى النَّاسَ - نَهَانِي عَنْ تَخَتُّمِ الذَّهَبِ وَعَنْ لُبْسِ الْقَسِّيِّ وَعَنِ الْمُعَصْفَرِ الْمُفَدَّمَةِ وَلاَ أَقْرَأُ سَاجِدًا وَلاَ رَاكِعًا " .
Bize Ebu Davud Süleyman b. Seyf haber verdi; dedi ki: Bize Ebu Ali el-Hanefi ve Osman b. Ömer anlattı. Ebu Ali "Bize anlattı" dedi, Osman ise "Bize haber verdi" dedi; Davud b. Kays'tan; İbrahim b. Abdullah b. Huneyn'den; babasından; İbn Abbas'tan; Ali b. Ebi Talib radıyallahu anh'ten; dedi ki: "Sevgilim [Resûlullah] sallallâhu aleyhi ve sellem beni üç şeyden nehyetti —'İnsanları nehyetti' demiyorum [beni nehyetti diyorum]—: Beni altın yüzük takmaktan, kassî kumaşından elbise giymekten, koyu boyanmış muasfer [sarı/kırmızı] elbise giymekten nehyetti. Ayrıca secde ve rükû halindeyken Kur'an okumamı da [nehyetti]."
1119. Hadis
أَخْبَرَنَا أَحْمَدُ بْنُ عَمْرِو بْنِ السَّرْحِ، قَالَ أَنْبَأَنَا ابْنُ وَهْبٍ، عَنْ يُونُسَ، ح وَالْحَارِثُ بْنُ مِسْكِينٍ قِرَاءَةً عَلَيْهِ وَأَنَا أَسْمَعُ، عَنِ ابْنِ وَهْبٍ، عَنْ يُونُسَ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي إِبْرَاهِيمُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، أَنَّ أَبَاهُ، حَدَّثَهُ أَنَّهُ، سَمِعَ عَلِيًّا، قَالَ نَهَانِي رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنْ أَقْرَأَ رَاكِعًا أَوْ سَاجِدًا .
Bize Ahmed b. Amr b. es-Serh haber verdi; dedi ki: Bize İbn Vehb haber verdi; Yunus'tan; (H) Yine Haris b. Miskin —okunurken ben dinliyordum—; İbn Vehb'den; Yunus'tan; İbn Şihab'dan; dedi ki: Bana İbrahim b. Abdullah haber verdi; babasının ona anlattığına göre; Ali'yi şöyle derken işitmiş: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem beni rükû veya secde halindeyken Kur'an okumaktan nehyetti."
1120. Hadis
أَخْبَرَنَا عَلِيُّ بْنُ حُجْرٍ الْمَرْوَزِيُّ، قَالَ أَنْبَأَنَا إِسْمَاعِيلُ، - هُوَ ابْنُ جَعْفَرٍ - قَالَ حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ سُحَيْمٍ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مَعْبَدِ بْنِ عَبَّاسٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ كَشَفَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم السِّتْرَ وَرَأْسُهُ مَعْصُوبٌ فِي مَرَضِهِ الَّذِي مَاتَ فِيهِ فَقَالَ " اللَّهُمَّ قَدْ بَلَّغْتُ - ثَلاَثَ مَرَّاتٍ - إِنَّهُ لَمْ يَبْقَ مِنْ مُبَشِّرَاتِ النُّبُوَّةِ إِلاَّ الرُّؤْيَا الصَّالِحَةُ يَرَاهَا الْعَبْدُ أَوْ تُرَى لَهُ أَلاَ وَإِنِّي قَدْ نُهِيتُ عَنِ الْقِرَاءَةِ فِي الرُّكُوعِ وَالسُّجُودِ فَإِذَا رَكَعْتُمْ فَعَظِّمُوا رَبَّكُمْ وَإِذَا سَجَدْتُمْ فَاجْتَهِدُوا فِي الدُّعَاءِ فَإِنَّهُ قَمِنٌ أَنْ يُسْتَجَابَ لَكُمْ " .
Bize Ali b. Hucr el-Mervezi haber verdi; dedi ki: Bize İsmail —ki o İbn Cafer'dir— haber verdi; dedi ki: Bize Süleyman b. Suhaym anlattı; İbrahim b. Abdullah b. Ma'bed b. Abbas'tan; babasından; Abdullah b. Abbas'tan; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, vefat ettiği hastalığı sırasında başı sarılı olduğu halde [hücresinin] perdesini açtı ve şöyle buyurdu: "Allah'ım! Tebliğ ettim mi? —bunu üç kere söyledi— Şüphesiz nübüvvetin müjdelerinden geriye, kulun gördüğü veya kendisi için görülen salih rüyadan başka bir şey kalmadı. Dikkat edin! Ben rükû ve secdede Kur'an okumaktan nehyolundum. Rükû ettiğinizde Rabbinizi tazim edin. Secde ettiğinizde ise duaya gayret edin; zira [bu haldeyken duanızın] kabul edilmesi çok muhtemeldir."
1121. Hadis
أَخْبَرَنَا هَنَّادُ بْنُ السَّرِيِّ، عَنْ أَبِي الأَحْوَصِ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ مَسْرُوقٍ، عَنْ سَلَمَةَ بْنِ كُهَيْلٍ، عَنْ أَبِي رِشْدِينَ، - وَهُوَ كُرَيْبٌ - عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ بِتُّ عِنْدَ خَالَتِي مَيْمُونَةَ بِنْتِ الْحَارِثِ وَبَاتَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عِنْدَهَا فَرَأَيْتُهُ قَامَ لِحَاجَتِهِ فَأَتَى الْقِرْبَةَ فَحَلَّ شِنَاقَهَا ثُمَّ تَوَضَّأَ وُضُوءًا بَيْنَ الْوُضُوءَيْنِ ثُمَّ أَتَى فِرَاشَهُ فَنَامَ ثُمَّ قَامَ قَوْمَةً أُخْرَى فَأَتَى الْقِرْبَةَ فَحَلَّ شِنَاقَهَا ثُمَّ تَوَضَّأَ وُضُوءًا هُوَ الْوُضُوءُ ثُمَّ قَامَ يُصَلِّي وَكَانَ يَقُولُ فِي سُجُودِهِ " اللَّهُمَّ اجْعَلْ فِي قَلْبِي نُورًا وَاجْعَلْ فِي سَمْعِي نُورًا وَاجْعَلْ فِي بَصَرِي نُورًا وَاجْعَلْ مِنْ تَحْتِي نُورًا وَاجْعَلْ مِنْ فَوْقِي نُورًا وَعَنْ يَمِينِي نُورًا وَعَنْ يَسَارِي نُورًا وَاجْعَلْ أَمَامِي نُورًا وَاجْعَلْ خَلْفِي نُورًا وَأَعْظِمْ لِي نُورًا " . ثُمَّ نَامَ حَتَّى نَفَخَ فَأَتَاهُ بِلاَلٌ فَأَيْقَظَهُ لِلصَّلاَةِ .
Bize Hennad b. es-Seri haber verdi; Ebu'l-Ahvas'tan; Said b. Mesruk'tan; Seleme b. Küheyl'den; Ebu Rişdin —ki o Küreyb'dir—'den; İbn Abbas'tan; dedi ki: Teyzem Meymune bint el-Haris'in yanında geceledim. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem de onun yanında geceledi. Haceti için kalktığını gördüm. Su tulumuna gitti, bağını çözdü ve iki abdest arası [hafif] bir abdest aldı. Sonra yatağına geldi ve uyudu. Sonra tekrar kalktı, su tulumuna gitti, bağını çözdü ve tam bir abdest aldı. Sonra kalkıp namaz kıldı. Secdesinde şöyle diyordu: "Allah'ım! Kalbimde bir nur yarat. Kulağımda bir nur, gözümde bir nur yarat. Altımda bir nur, üstümde bir nur yarat. Sağımda bir nur, solumda bir nur yarat. Önümde bir nur, arkamda bir nur yarat. Ve benim için nuru büyüt [beni nura gark eyle]." Sonra nefes sesi duyuluncaya kadar uyudu. Bilal gelip onu namaz için uyandırdı.
1122. Hadis
أَخْبَرَنَا سُوَيْدُ بْنُ نَصْرٍ، قَالَ أَنْبَأَنَا عَبْدُ اللَّهِ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ أَبِي الضُّحَى، عَنْ مَسْرُوقٍ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ فِي رُكُوعِهِ وَسُجُودِهِ " سُبْحَانَكَ اللَّهُمَّ رَبَّنَا وَبِحَمْدِكَ اللَّهُمَّ اغْفِرْ لِي " . يَتَأَوَّلُ الْقُرْآنَ .
Bize Süveyd b. Nasr haber verdi; dedi ki: Bize Abdullah haber verdi; Sufyan'dan; Mansur'dan; Ebu'd-Duha'dan; Mesruk'tan; Aişe'den; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem rükû ve secdesinde şöyle derdi: "Sübhânekellâhümme Rabbenâ ve bi-hamdik. Allâhümmeğfirlî (Allah'ım! Rabbimiz! Seni hamdinle tesbih ederim [tüm noksanlıklardan tenzih ederim]. Allah'ım, beni bağışla)." Kur'an'ı tevil ediyordu [Kur'an'ın emrini yerine getiriyordu].
1123. Hadis
أَخْبَرَنَا مَحْمُودُ بْنُ غَيْلاَنَ، قَالَ حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ أَبِي الضُّحَى، عَنْ مَسْرُوقٍ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ فِي رُكُوعِهِ وَسُجُودِهِ " سُبْحَانَكَ اللَّهُمَّ رَبَّنَا وَبِحَمْدِكَ اللَّهُمَّ اغْفِرْ لِي " . يَتَأَوَّلُ الْقُرْآنَ .
Bize Mahmud b. Gaylan haber verdi; dedi ki: Bize Veki' anlattı; Sufyan'dan; Mansur'dan; Ebu'd-Duha'dan; Mesruk'tan; Aişe'den; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem rükû ve secdesinde şöyle derdi: "Sübhânekellâhümme Rabbenâ ve bi-hamdik. Allâhümmeğfirlî (Allah'ım! Rabbimiz! Seni hamdinle tesbih ederim. Allah'ım, beni bağışla)." Kur'an'ı tevil ediyordu.
1124. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ قُدَامَةَ، قَالَ حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ هِلاَلِ بْنِ يِسَافٍ، قَالَ قَالَتْ عَائِشَةُ رضى الله عنها فَقَدْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مِنْ مَضْجَعِهِ فَجَعَلْتُ أَلْتَمِسُهُ وَظَنَنْتُ أَنَّهُ أَتَى بَعْضَ جَوَارِيهِ فَوَقَعَتْ يَدِي عَلَيْهِ وَهُوَ سَاجِدٌ وَهُوَ يَقُولُ " اللَّهُمَّ اغْفِرْ لِي مَا أَسْرَرْتُ وَمَا أَعْلَنْتُ " .
Bize Muhammed b. Kudame haber verdi; dedi ki: Bize Cerir anlattı; Mansur'dan; Hilal b. Yisaf'tan; dedi ki: Aişe radıyallahu anha şöyle dedi: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i yatağında bulamadım. Onu [karanlıkta elimle] aramaya başladım. Hanımlarından birinin yanına gittiğini sandım. Elim ona değdiğinde o secde halindeydi ve şöyle diyordu: 'Allah'ım! Gizlediğim ve açığa vurduğum [günahlarımı] bağışla.'"
1125. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، قَالَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدٌ، قَالَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ هِلاَلِ بْنِ يِسَافٍ، عَنْ عَائِشَةَ، - رضى الله عنها - قَالَتْ فَقَدْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَظَنَنْتُ أَنَّهُ أَتَى بَعْضَ جَوَارِيهِ فَطَلَبْتُهُ فَإِذَا هُوَ سَاجِدٌ يَقُولُ " رَبِّ اغْفِرْ لِي مَا أَسْرَرْتُ وَمَا أَعْلَنْتُ " .
Bize Muhammed b. el-Müsenna haber verdi; dedi ki: Bize Muhammed anlattı; dedi ki: Bize Şu'be anlattı; Mansur'dan; Hilal b. Yisaf'tan; Aişe radıyallahu anha'dan; dedi ki: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i kaybettim [yatağında bulamadım]. Hanımlarından birinin yanına gittiğini sandım. Onu aradım; bir de baktım ki secde halinde şöyle diyor: 'Rabbim! Gizlediğim ve açığa vurduğum [günahlarımı] bağışla.'"
1126. Hadis
أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ عَلِيٍّ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ، - هُوَ ابْنُ مَهْدِيٍّ - قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ أَبِي سَلَمَةَ، قَالَ حَدَّثَنِي عَمِّي الْمَاجِشُونُ بْنُ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي رَافِعٍ، عَنْ عَلِيٍّ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ إِذَا سَجَدَ يَقُولُ " اللَّهُمَّ لَكَ سَجَدْتُ وَلَكَ أَسْلَمْتُ وَبِكَ آمَنْتُ سَجَدَ وَجْهِي لِلَّذِي خَلَقَهُ وَصَوَّرَهُ فَأَحْسَنَ صُورَتَهُ وَشَقَّ سَمْعَهُ وَبَصَرَهُ تَبَارَكَ اللَّهُ أَحْسَنُ الْخَالِقِينَ " .
Bize Amr b. Ali haber verdi; dedi ki: Bize Abdurrahman —ki o İbn Mehdi'dir— anlattı; dedi ki: Bize Abdulaziz b. Ebi Seleme anlattı; dedi ki: Bana amcam Macişun b. Ebi Seleme anlattı; Abdurrahman el-A'rec'den; Ubeydullah b. Ebi Rafi'den; Ali'den; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem secde ettiğinde şöyle derdi: "Allah'ım! Sana secde ettim, sana teslim oldum ve sana iman ettim. Yüzüm, kendisini yaratan, şekil veren, şeklini güzel yapan, kulağını ve gözünü açan [yarıp çıkaran] Zât'a secde etti. Yaratanların en güzeli olan Allah ne yücedir!"
1127. Hadis
أَخْبَرَنَا يَحْيَى بْنُ عُثْمَانَ، قَالَ أَنْبَأَنَا أَبُو حَيْوَةَ، قَالَ حَدَّثَنَا شُعَيْبُ بْنُ أَبِي حَمْزَةَ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ الْمُنْكَدِرِ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم كَانَ يَقُولُ فِي سُجُودِهِ " اللَّهُمَّ لَكَ سَجَدْتُ وَبِكَ آمَنْتُ وَلَكَ أَسْلَمْتُ وَأَنْتَ رَبِّي سَجَدَ وَجْهِي لِلَّذِي خَلَقَهُ وَصَوَّرَهُ وَشَقَّ سَمْعَهُ وَبَصَرَهُ تَبَارَكَ اللَّهُ أَحْسَنُ الْخَالِقِينَ " .
Bize Yahya b. Osman haber verdi; dedi ki: Bize Ebu Hayve haber verdi; dedi ki: Bize Şuayb b. Ebi Hamza anlattı; Muhammed b. el-Münkedir'den; Cabir b. Abdullah'tan; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den; [Nebi] secdesinde şöyle derdi: "Allah'ım! Sana secde ettim, sana iman ettim ve sana teslim oldum. Sen benim Rabbimsin. Yüzüm, kendisini yaratan, şekil veren, kulağını ve gözünü açan Zât'a secde etti. Yaratanların en güzeli olan Allah ne yücedir!"
1128. Hadis
أَخْبَرَنَا يَحْيَى بْنُ عُثْمَانَ، قَالَ أَنْبَأَنَا ابْنُ حِمْيَرٍ، قَالَ حَدَّثَنَا شُعَيْبُ بْنُ أَبِي حَمْزَةَ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ الْمُنْكَدِرِ، وَذَكَرَ، آخَرَ قَبْلَهُ عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ هُرْمُزَ الأَعْرَجِ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ مَسْلَمَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ إِذَا قَامَ مِنَ اللَّيْلِ يُصَلِّي تَطَوُّعًا قَالَ إِذَا سَجَدَ " اللَّهُمَّ لَكَ سَجَدْتُ وَبِكَ آمَنْتُ وَلَكَ أَسْلَمْتُ اللَّهُمَّ أَنْتَ رَبِّي سَجَدَ وَجْهِي لِلَّذِي خَلَقَهُ وَصَوَّرَهُ وَشَقَّ سَمْعَهُ وَبَصَرَهُ تَبَارَكَ اللَّهُ أَحْسَنُ الْخَالِقِينَ " .
Bize Yahya b. Osman haber verdi; dedi ki: Bize İbn Himyer haber verdi; dedi ki: Bize Şuayb b. Ebi Hamza anlattı; Muhammed b. el-Münkedir'den —ve ondan önce başkasını [daha] zikretti—; Abdurrahman b. Hürmüz el-A'rec'den; Muhammed b. Mesleme'den; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem gece kalkıp nafile namaz kıldığında, secde ettiği zaman şöyle derdi: "Allah'ım! Sana secde ettim, sana iman ettim ve sana teslim oldum. Allah'ım, sen benim Rabbimsin. Yüzüm, kendisini yaratan, şekil veren, kulağını ve gözünü açan Zât'a secde etti. Yaratanların en güzeli olan Allah ne yücedir!"