2111. Hadis
أَخْبَرَنَا عَلِيُّ بْنُ حُجْرٍ، قَالَ حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، قَالَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدٌ، - وَهُوَ ابْنُ أَبِي حَرْمَلَةَ - قَالَ أَخْبَرَنِي كُرَيْبٌ، أَنَّ أُمَّ الْفَضْلِ، بَعَثَتْهُ إِلَى مُعَاوِيَةَ بِالشَّامِ - قَالَ - فَقَدِمْتُ الشَّامَ فَقَضَيْتُ حَاجَتَهَا وَاسْتَهَلَّ عَلَىَّ هِلاَلُ رَمَضَانَ وَأَنَا بِالشَّامِ فَرَأَيْتُ الْهِلاَلَ لَيْلَةَ الْجُمُعَةِ ثُمَّ قَدِمْتُ الْمَدِينَةَ فِي آخِرِ الشَّهْرِ فَسَأَلَنِي عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عَبَّاسٍ ثُمَّ ذَكَرَ الْهِلاَلَ فَقَالَ مَتَى رَأَيْتُمْ فَقُلْتُ رَأَيْنَاهُ لَيْلَةَ الْجُمُعَةِ . قَالَ أَنْتَ رَأَيْتَهُ لَيْلَةَ الْجُمُعَةِ قُلْتُ نَعَمْ وَرَآهُ النَّاسُ فَصَامُوا وَصَامَ مُعَاوِيَةُ . قَالَ لَكِنْ رَأَيْنَاهُ لَيْلَةَ السَّبْتِ فَلاَ نَزَالُ نَصُومُ حَتَّى نُكْمِلَ ثَلاَثِينَ يَوْمًا أَوْ نَرَاهُ . فَقُلْتُ أَوَلاَ تَكْتَفِي بِرُؤْيَةِ مُعَاوِيَةَ وَأَصْحَابِهِ قَالَ لاَ هَكَذَا أَمَرَنَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم .
Ali b. Hucr, İsmail'den, o Muhammed —ki o İbn Ebî Harmele'dir—'den (naklen) anlattı. Dedi ki: Küreyb bana haber verdi ki, Ümmü'l-Fadl onu Şam'daki Muâviye'ye göndermiş. (Küreyb) dedi ki: Şam'a geldim ve onun (Ümmü'l-Fadl'ın) ihtiyacını gördüm. Ben Şam'da iken Ramazan hilali doğdu. Hilali Cuma gecesi gördüm. Sonra ayın sonunda Medine'ye geldim. Abdullah b. Abbâs bana sordu, sonra hilalden bahsetti ve: "(Hilali) ne zaman gördünüz?" dedi. Ben: "Onu Cuma gecesi gördük" dedim. (İbn Abbâs): "Sen onu Cuma gecesi mi gördün?" dedi. Ben: "Evet, insanlar da gördü ve oruç tuttular, Muâviye de oruç tuttu" dedim. (İbn Abbâs) dedi ki: "Lakin biz onu Cumartesi gecesi gördük. Otuz günü tamamlayıncaya veya onu (hilali tekrar) görünceye kadar oruç tutmaya devam edeceğiz." Ben: "Muâviye'nin görmesi ve oruç tutması senin için yeterli değil mi?" dedim. O: "Hayır, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bize böyle emretti" dedi.