Oruç Kitabı

En-Nesai · Sünen-i Nesai (Standart Arapça Metin) · Türkçe çeviri

2090. Hadis

أَخْبَرَنَا عَلِيُّ بْنُ حُجْرٍ، قَالَ حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، - وَهُوَ ابْنُ جَعْفَرٍ - قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو سُهَيْلٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ طَلْحَةَ بْنِ عُبَيْدِ اللَّهِ، أَنَّ أَعْرَابِيًّا، جَاءَ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ثَائِرَ الرَّأْسِ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَخْبِرْنِي مَاذَا فَرَضَ اللَّهُ عَلَىَّ مِنَ الصَّلاَةِ قَالَ ‏"‏ الصَّلَوَاتُ الْخَمْسُ إِلاَّ أَنْ تَطَوَّعَ شَيْئًا ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَخْبِرْنِي بِمَا افْتَرَضَ اللَّهُ عَلَىَّ مِنَ الصِّيَامِ قَالَ ‏"‏ صِيَامُ شَهْرِ رَمَضَانَ إِلاَّ أَنْ تَطَوَّعَ شَيْئًا ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَخْبِرْنِي بِمَا افْتَرَضَ اللَّهُ عَلَىَّ مِنَ الزَّكَاةِ فَأَخْبَرَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِشَرَائِعِ الإِسْلاَمِ ‏.‏ فَقَالَ وَالَّذِي أَكْرَمَكَ لاَ أَتَطَوَّعُ شَيْئًا وَلاَ أَنْقُصُ مِمَّا فَرَضَ اللَّهُ عَلَىَّ شَيْئًا ‏.‏ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ أَفْلَحَ إِنْ صَدَقَ ‏"‏ ‏.‏ أَوْ ‏"‏ دَخَلَ الْجَنَّةَ إِنْ صَدَقَ ‏"‏ ‏.‏

Ali b. Hucr, İsmail —ki o İbn Cafer'dir—'den, o Ebû Süheyl'den, o babasından, o da Talha b. Ubeydullah'tan (naklen) haber verdi ki: Saçı başı dağınık bir bedevi Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e geldi ve: "Ey Allah'ın Resûlü! Allah'ın bana farz kıldığı namazın ne olduğunu haber ver" dedi. (Resûlullah): "Beş vakit namazdır; ancak (istersen) nafile (tatavvu') kılman müstesna" buyurdu. (Bedevi): "Allah'ın bana farz kıldığı orucun ne olduğunu haber ver" dedi. (Resûlullah): "Ramazan ayı orucudur; ancak (istersen) nafile tutman müstesna" buyurdu. (Bedevi): "Allah'ın bana farz kıldığı zekatın ne olduğunu haber ver" dedi. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ona İslam'ın şeriatlarını (hükümlerini) haber verdi. Bunun üzerine (adam) dedi ki: "Seni ikram ile şereflendiren (Allah)'a yemin olsun ki, nafile (bir şey) yapmayacağım, Allah'ın bana farz kıldığından da bir şey eksiltmeyeceğim." Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Eğer doğru söylüyorsa kurtuluşa ermiştir." Veya: "Eğer doğru söylüyorsa Cennet'e girmiştir."

2091. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مَعْمَرٍ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو عَامِرٍ الْعَقَدِيُّ، قَالَ حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ الْمُغِيرَةِ، عَنْ ثَابِتٍ، عَنْ أَنَسٍ، قَالَ نُهِينَا فِي الْقُرْآنِ أَنْ نَسْأَلَ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم عَنْ شَىْءٍ فَكَانَ يُعْجِبُنَا أَنْ يَجِيءَ الرَّجُلُ الْعَاقِلُ مِنْ أَهْلِ الْبَادِيَةِ فَيَسْأَلَهُ فَجَاءَ رَجُلٌ مِنْ أَهْلِ الْبَادِيَةِ فَقَالَ يَا مُحَمَّدُ أَتَانَا رَسُولُكَ فَأَخْبَرَنَا أَنَّكَ تَزْعُمُ أَنَّ اللَّهَ عَزَّ وَجَلَّ أَرْسَلَكَ قَالَ ‏"‏ صَدَقَ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ فَمَنْ خَلَقَ السَّمَاءَ قَالَ ‏"‏ اللَّهُ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ فَمَنْ خَلَقَ الأَرْضَ قَالَ ‏"‏ اللَّهُ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ فَمَنْ نَصَبَ فِيهَا الْجِبَالَ قَالَ ‏"‏ اللَّهُ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ فَمَنْ جَعَلَ فِيهَا الْمَنَافِعَ قَالَ ‏"‏ اللَّهُ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ فَبِالَّذِي خَلَقَ السَّمَاءَ وَالأَرْضَ وَنَصَبَ فِيهَا الْجِبَالَ وَجَعَلَ فِيهَا الْمَنَافِعَ آللَّهُ أَرْسَلَكَ قَالَ ‏"‏ نَعَمْ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ وَزَعَمَ رَسُولُكَ أَنَّ عَلَيْنَا خَمْسَ صَلَوَاتٍ فِي كُلِّ يَوْمٍ وَلَيْلَةٍ قَالَ ‏"‏ صَدَقَ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ فَبِالَّذِي أَرْسَلَكَ آللَّهُ أَمَرَكَ بِهَذَا قَالَ ‏"‏ نَعَمْ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ وَزَعَمَ رَسُولُكَ أَنَّ عَلَيْنَا زَكَاةَ أَمْوَالِنَا قَالَ ‏"‏ صَدَقَ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ فَبِالَّذِي أَرْسَلَكَ آللَّهُ أَمَرَكَ بِهَذَا قَالَ ‏"‏ نَعَمْ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ وَزَعَمَ رَسُولُكَ أَنَّ عَلَيْنَا صَوْمَ شَهْرِ رَمَضَانَ فِي كُلِّ سَنَةٍ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ صَدَقَ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ فَبِالَّذِي أَرْسَلَكَ آللَّهُ أَمَرَكَ بِهَذَا قَالَ ‏"‏ نَعَمْ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ وَزَعَمَ رَسُولُكَ أَنَّ عَلَيْنَا الْحَجَّ مَنِ اسْتَطَاعَ إِلَيْهِ سَبِيلاً ‏.‏ قَالَ ‏"‏ صَدَقَ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ فَبِالَّذِي أَرْسَلَكَ آللَّهُ أَمَرَكَ بِهَذَا قَالَ ‏"‏ نَعَمْ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ فَوَالَّذِي بَعَثَكَ بِالْحَقِّ لاَ أَزِيدَنَّ عَلَيْهِنَّ شَيْئًا وَلاَ أَنْقُصُ ‏.‏ فَلَمَّا وَلَّى قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ لَئِنْ صَدَقَ لَيَدْخُلَنَّ الْجَنَّةَ ‏"‏ ‏.‏

Muhammed b. Ma'mer, Ebû Âmir el-Alekî'den, o Süleyman b. el-Muğîre'den, o Sâbit'ten, o da Enes'ten (naklen) anlattı ki: Biz Kur'an'da, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e (gereksiz) bir şey sormaktan nehyedilmiştik. Bu yüzden çölden (bedevilerden) akıllı bir adamın gelip ona soru sorması hoşumuza giderdi. Derken çöl halkından bir adam geldi ve dedi ki: "Ey Muhammed! Elçin bize geldi ve senin, Allah azze ve celle'nin seni gönderdiğini iddia ettiğini haber verdi." (Resûlullah): "Doğru söylemiş" buyurdu. (Adam): "Peki göğü kim yarattı?" dedi. (Resûlullah): "Allah" buyurdu. (Adam): "Peki yeri kim yarattı?" dedi. (Resûlullah): "Allah" buyurdu. (Adam): "Peki bunlardaki dağları kim dikti?" dedi. (Resûlullah): "Allah" buyurdu. (Adam): "Peki bunlardaki faydaları (menfaatleri) kim var etti?" dedi. (Resûlullah): "Allah" buyurdu. (Adam): "O halde göğü ve yeri yaratan, bunlara dağları diken ve bunlarda faydalar var eden (Allah) adına (yemin vererek soruyorum): Seni Allah mı gönderdi?" dedi. (Resûlullah): "Evet" buyurdu. (Adam): "Elçin, üzerimize her gün ve gecede beş vakit namaz (borcu) olduğunu iddia etti" dedi. (Resûlullah): "Doğru söylemiş" buyurdu. (Adam): "Seni gönderen (Allah) adına: Bunu sana Allah mı emretti?" dedi. (Resûlullah): "Evet" buyurdu. (Adam): "Elçin, mallarımızda zekat borcumuz olduğunu iddia etti" dedi. (Resûlullah): "Doğru söylemiş" buyurdu. (Adam): "Seni gönderen (Allah) adına: Bunu sana Allah mı emretti?" dedi. (Resûlullah): "Evet" buyurdu. (Adam): "Elçin, her sene Ramazan ayını oruçla geçirmemiz gerektiğini iddia etti" dedi. (Resûlullah): "Doğru söylemiş" buyurdu. (Adam): "Seni gönderen (Allah) adına: Bunu sana Allah mı emretti?" dedi. (Resûlullah): "Evet" buyurdu. (Adam): "Elçin, gücü yeten kimseye haccın farz olduğunu iddia etti" dedi. (Resûlullah): "Doğru söylemiş" buyurdu. (Adam): "Seni gönderen (Allah) adına: Bunu sana Allah mı emretti?" dedi. (Resûlullah): "Evet" buyurdu. (Adam) şöyle dedi: "Seni hak ile gönderen (Allah)'a yemin olsun ki, bunlara ne bir şey eklerim ne de eksiltirim." O dönüp giderken Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Eğer doğru söylüyorsa mutlaka Cennet'e girecektir."

2092. Hadis

أَخْبَرَنَا عِيسَى بْنُ حَمَّادٍ، عَنِ اللَّيْثِ، عَنْ سَعِيدٍ، عَنْ شَرِيكِ بْنِ أَبِي نَمِرٍ، أَنَّهُ سَمِعَ أَنَسَ بْنَ مَالِكٍ، يَقُولُ بَيْنَا نَحْنُ جُلُوسٌ فِي الْمَسْجِدِ جَاءَ رَجُلٌ عَلَى جَمَلٍ فَأَنَاخَهُ فِي الْمَسْجِدِ ثُمَّ عَقَلَهُ فَقَالَ لَهُمْ أَيُّكُمْ مُحَمَّدٌ - وَرَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مُتَّكِئٌ بَيْنَ ظَهْرَانَيْهِمْ - قُلْنَا لَهُ هَذَا الرَّجُلُ الأَبْيَضُ الْمُتَّكِئُ فَقَالَ لَهُ الرَّجُلُ يَا ابْنَ عَبْدِ الْمُطَّلِبِ ‏.‏ فَقَالَ لَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ قَدْ أَجَبْتُكَ ‏"‏ ‏.‏ فَقَالَ الرَّجُلُ إِنِّي سَائِلُكَ يَا مُحَمَّدُ فَمُشَدِّدٌ عَلَيْكَ فِي الْمَسْأَلَةِ فَلاَ تَجِدَنَّ فِي نَفْسِكَ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ سَلْ مَا بَدَا لَكَ ‏"‏ ‏.‏ فَقَالَ الرَّجُلُ نَشَدْتُكَ بِرَبِّكَ وَرَبِّ مَنْ قَبْلَكَ آللَّهُ أَرْسَلَكَ إِلَى النَّاسِ كُلِّهِمْ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ اللَّهُمَّ نَعَمْ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ فَأَنْشُدُكَ اللَّهَ آللَّهُ أَمَرَكَ أَنْ تُصَلِّيَ الصَّلَوَاتِ الْخَمْسَ فِي الْيَوْمِ وَاللَّيْلَةِ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ اللَّهُمَّ نَعَمْ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ فَأَنْشُدُكَ اللَّهَ آللَّهُ أَمَرَكَ أَنْ تَصُومَ هَذَا الشَّهْرَ مِنَ السَّنَةِ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ اللَّهُمَّ نَعَمْ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ فَأَنْشُدُكَ اللَّهَ آللَّهُ أَمَرَكَ أَنْ تَأْخُذَ هَذِهِ الصَّدَقَةَ مِنْ أَغْنِيَائِنَا فَتَقْسِمَهَا عَلَى فُقَرَائِنَا فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ اللَّهُمَّ نَعَمْ ‏"‏ ‏.‏ فَقَالَ الرَّجُلُ آمَنْتُ بِمَا جِئْتَ بِهِ وَأَنَا رَسُولُ مَنْ وَرَائِي مِنْ قَوْمِي وَأَنَا ضِمَامُ بْنُ ثَعْلَبَةَ أَخُو بَنِي سَعْدِ بْنِ بَكْرٍ ‏.‏ خَالَفَهُ يَعْقُوبُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ ‏.‏

İsa b. Hammâd, Leys'ten, o Saîd'den, o Şerîk b. Ebî Nemir'den (naklen) haber verdi ki; o Enes b. Mâlik'i şöyle derken işitmiştir: Biz mescitte otururken deve üzerinde bir adam geldi. Devesini mescitte çöktürdü, sonra onu bağladı. Sonra onlara (sahabilere): "Muhammed hanginizdir?" diye sordu. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem o sırada onların arasında yaslanmış duruyordu. Ona: "Şu yaslanmış olan beyaz tenli zattır" dedik. Adam ona: "Ey Abdulmuttalib'in oğlu!" dedi. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ona: "Seni duyuyorum (söyle)" buyurdu. Adam dedi ki: "Ben sana (bazı şeyler) soracağım ve soruda sana karşı sert davranacağım; sakın gönlünde bana karşı bir kırgınlık hissetme." (Resûlullah): "Aklına geleni sor" buyurdu. Adam dedi ki: "Senin Rabbin ve senden öncekilerin Rabbi adına (yemin vererek) sana soruyorum: Seni bütün insanlara Allah mı gönderdi?" Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: "Allah hakkı için, evet" buyurdu. (Adam): "Allah adına sana soruyorum: Gece ve gündüzde beş vakit namaz kılmamızı sana Allah mı emretti?" Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: "Allah hakkı için, evet" buyurdu. (Adam): "Allah adına sana soruyorum: Senede bu ayı (Ramazanı) oruçla geçirmemizi sana Allah mı emretti?" Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: "Allah hakkı için, evet" buyurdu. (Adam): "Allah adına sana soruyorum: Zenginlerimizden bu sadakayı (zekatı) alıp fakirlerimize dağıtmanı sana Allah mı emretti?" Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: "Allah hakkı için, evet" buyurdu. Bunun üzerine adam şöyle dedi: "Getirdiğin şeye iman ettim. Ben kavmimden geride kalanların elçisiyim. Ben Benî Sa'd b. Bekir (kabilesin)den Dımâm b. Sa'lebe'yim." Yakup b. İbrahim ona (İsa b. Hammâd'a rivayetinde) muhalefet etti (farklı bir senet veya lafızla rivayet etti).

2093. Hadis

أَخْبَرَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ سَعْدِ بْنِ إِبْرَاهِيمَ، مِنْ كِتَابِهِ قَالَ حَدَّثَنَا عَمِّي، قَالَ حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، قَالَ حَدَّثَنَا ابْنُ عَجْلاَنَ، وَغَيْرُهُ، مِنْ إِخْوَانِنَا عَنْ سَعِيدٍ الْمَقْبُرِيِّ، عَنْ شَرِيكِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي نَمِرٍ، أَنَّهُ سَمِعَ أَنَسَ بْنَ مَالِكٍ، يَقُولُ بَيْنَمَا نَحْنُ عِنْدَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم جُلُوسٌ فِي الْمَسْجِدِ دَخَلَ رَجُلٌ عَلَى جَمَلٍ فَأَنَاخَهُ فِي الْمَسْجِدِ ثُمَّ عَقَلَهُ ثُمَّ قَالَ أَيُّكُمْ مُحَمَّدٌ - وَهُوَ مُتَّكِئٌ بَيْنَ ظَهْرَانَيْهِمْ - فَقُلْنَا لَهُ هَذَا الرَّجُلُ الأَبْيَضُ الْمُتَّكِئُ فَقَالَ لَهُ الرَّجُلُ يَا ابْنَ عَبْدِ الْمُطَّلِبِ ‏.‏ فَقَالَ لَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ قَدْ أَجَبْتُكَ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ الرَّجُلُ يَا مُحَمَّدُ إِنِّي سَائِلُكَ فَمُشَدِّدٌ عَلَيْكَ فِي الْمَسْأَلَةِ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ سَلْ عَمَّا بَدَا لَكَ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَنْشُدُكَ بِرَبِّكَ وَرَبِّ مَنْ قَبْلَكَ آللَّهُ أَرْسَلَكَ إِلَى النَّاسِ كُلِّهِمْ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ اللَّهُمَّ نَعَمْ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ فَأَنْشُدُكَ اللَّهَ آللَّهُ أَمَرَكَ أَنْ تَصُومَ هَذَا الشَّهْرَ مِنَ السَّنَةِ قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ اللَّهُمَّ نَعَمْ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ فَأَنْشُدُكَ اللَّهَ آللَّهُ أَمَرَكَ أَنْ تَأْخُذَ هَذِهِ الصَّدَقَةَ مِنْ أَغْنِيَائِنَا فَتَقْسِمَهَا عَلَى فُقَرَائِنَا فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ اللَّهُمَّ نَعَمْ ‏"‏ ‏.‏ فَقَالَ الرَّجُلُ إِنِّي آمَنْتُ بِمَا جِئْتَ بِهِ وَأَنَا رَسُولُ مَنْ وَرَائِي مِنْ قَوْمِي وَأَنَا ضِمَامُ بْنُ ثَعْلَبَةَ أَخُو بَنِي سَعْدِ بْنِ بَكْرٍ ‏.‏ خَالَفَهُ عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ عُمَرَ ‏.‏

Ubeydullah b. Sa'd b. İbrahim, kitabından (naklen) haber verdi. Dedi ki: Amcam bana anlattı. Dedi ki: Bize Leys anlattı. Dedi ki: Bize İbn Aclân ve kardeşlerimizden başkaları, Saîd el-Makburî'den, o Şerîk b. Abdullah b. Ebî Nemir'den (naklen) anlattı ki; o Enes b. Mâlik'i şöyle derken işitmiştir: Biz Mescit'te Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in yanında otururken deve üzerinde bir adam girdi. Devesini mescitte çöktürdü, sonra onu bağladı. Sonra: "Muhammed hanginizdir?" diye sordu. O sırada (Resûlullah) onların arasında yaslanmış duruyordu. Ona: "Şu yaslanmış olan beyaz tenli zattır" dedik. Adam ona: "Ey Abdulmuttalib'in oğlu!" dedi. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ona: "Seni duyuyorum (söyle)" buyurdu. Adam: "Ey Muhammed! Ben sana soru soracağım ve soruda sana karşı sert davranacağım" dedi. (Resûlullah): "Aklına geleni sor" buyurdu. (Adam): "Senin Rabbin ve senden öncekilerin Rabbi adına (yemin vererek) sana soruyorum: Seni bütün insanlara Allah mı gönderdi?" Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: "Allah hakkı için, evet" buyurdu. (Adam): "Allah adına sana soruyorum: Senede bu ayı (Ramazanı) oruçla geçirmemizi sana Allah mı emretti?" Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: "Allah hakkı için, evet" buyurdu. (Adam): "Allah adına sana soruyorum: Zenginlerimizden bu sadakayı (zekatı) alıp fakirlerimize dağıtmanı sana Allah mı emretti?" Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: "Allah hakkı için, evet" buyurdu. Bunun üzerine adam şöyle dedi: "Ben getirdiğin şeye iman ettim. Ben kavmimden geride kalanların elçisiyim. Ben Benî Sa'd b. Bekir (kabilesin)den Dımâm b. Sa'lebe'yim." Ubeydullah b. Ömer ona (bu rivayete) muhalefet etti.

2094. Hadis

أَخْبَرَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ عَلِيٍّ، قَالَ حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو عُمَارَةَ، حَمْزَةُ بْنُ الْحَارِثِ بْنِ عُمَيْرٍ قَالَ سَمِعْتُ أَبِي يَذْكُرُ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ أَبِي سَعِيدٍ الْمَقْبُرِيِّ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ بَيْنَمَا النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم مَعَ أَصْحَابِهِ جَاءَ رَجُلٌ مِنْ أَهْلِ الْبَادِيَةِ قَالَ أَيُّكُمُ ابْنُ عَبْدِ الْمُطَّلِبِ قَالُوا هَذَا الأَمْغَرُ الْمُرْتَفِقُ - قَالَ حَمْزَةُ الأَمْغَرُ الأَبْيَضُ مُشْرَبٌ حُمْرَةً - فَقَالَ إِنِّي سَائِلُكَ فَمُشْتَدٌّ عَلَيْكَ فِي الْمَسْأَلَةِ قَالَ ‏"‏ سَلْ عَمَّا بَدَا لَكَ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَسْأَلُكَ بِرَبِّكَ وَرَبِّ مَنْ قَبْلَكَ وَرَبِّ مَنْ بَعْدَكَ آللَّهُ أَرْسَلَكَ قَالَ ‏"‏ اللَّهُمَّ نَعَمْ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ فَأَنْشُدُكَ بِهِ آللَّهُ أَمَرَكَ أَنْ تُصَلِّيَ خَمْسَ صَلَوَاتٍ فِي كُلِّ يَوْمٍ وَلَيْلَةٍ قَالَ ‏"‏ اللَّهُمَّ نَعَمْ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ فَأَنْشُدُكَ بِهِ آللَّهُ أَمَرَكَ أَنْ تَأْخُذَ مِنْ أَمْوَالِ أَغْنِيَائِنَا فَتَرُدَّهُ عَلَى فُقَرَائِنَا قَالَ ‏"‏ اللَّهُمَّ نَعَمْ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ فَأَنْشُدُكَ بِهِ آللَّهُ أَمَرَكَ أَنْ تَصُومَ هَذَا الشَّهْرَ مِنَ اثْنَىْ عَشَرَ شَهْرًا قَالَ ‏"‏ اللَّهُمَّ نَعَمْ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ فَأَنْشُدُكَ بِهِ آللَّهُ أَمَرَكَ أَنْ يَحُجَّ هَذَا الْبَيْتَ مَنِ اسْتَطَاعَ إِلَيْهِ سَبِيلاً قَالَ ‏"‏ اللَّهُمَّ نَعَمْ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ فَإِنِّي آمَنْتُ وَصَدَّقْتُ وَأَنَا ضِمَامُ بْنُ ثَعْلَبَةَ ‏.‏

Ebû Bekir b. Ali, İshak'tan, o Ebû Umâre Hamza b. Hâris b. Umeyr'den (naklen) anlattı. Dedi ki: Babamı, Ubeydullah b. Ömer'den, o Saîd b. Ebî Saîd el-Makburî'den, o da Ebû Hureyre'den (naklen) zikrederken işittim: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem ashabıyla beraberken çöl halkından bir adam geldi ve: "Hanginiz Abdulmuttalib'in oğludur?" dedi. Dediler ki: "Şu 'emğar' (tenli) ve dirseğine dayanmış olan zattır." —Hamza dedi ki: 'Emğar', beyaz tenli olup kırmızılıkla karışık (beyaz) olandır.— (Adam) dedi ki: "Ben sana soru soracağım ve soruda sana karşı şiddetli (sert) davranacağım." (Resûlullah): "Aklına geleni sor" buyurdu. (Adam): "Senin Rabbin, senden öncekilerin Rabbi ve senden sonrakilerin Rabbi adına sana soruyorum: Seni Allah mı gönderdi?" dedi. (Resûlullah): "Allah hakkı için, evet" buyurdu. (Adam): "O'nun adına sana soruyorum: Her gün ve gecede beş vakit namaz kılmamızı sana Allah mı emretti?" dedi. (Resûlullah): "Allah hakkı için, evet" buyurdu. (Adam): "O'nun adına sana soruyorum: Zenginlerimizin mallarından (zekat) alıp fakirlerimize dağıtmanı sana Allah mı emretti?" dedi. (Resûlullah): "Allah hakkı için, evet" buyurdu. (Adam): "O'nun adına sana soruyorum: On iki ay içinden bu ayda (Ramazanda) oruç tutmamızı sana Allah mı emretti?" dedi. (Resûlullah): "Allah hakkı için, evet" buyurdu. (Adam): "O'nun adına sana soruyorum: Gücü yeten kimsenin bu Evi (Kabe'yi) haccetmesini sana Allah mı emretti?" dedi. (Resûlullah): "Allah hakkı için, evet" buyurdu. (Adam) dedi ki: "Ben iman ettim ve tasdik ettim. Ben Dımâm b. Sa'lebe'yim."

2095. Hadis

أَخْبَرَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ دَاوُدَ، عَنِ ابْنِ وَهْبٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي يُونُسُ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُتْبَةَ، أَنَّ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ عَبَّاسٍ، كَانَ يَقُولُ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَجْوَدَ النَّاسِ وَكَانَ أَجْوَدَ مَا يَكُونُ فِي رَمَضَانَ حِينَ يَلْقَاهُ جِبْرِيلُ وَكَانَ جِبْرِيلُ يَلْقَاهُ فِي كُلِّ لَيْلَةٍ مِنْ شَهْرِ رَمَضَانَ فَيُدَارِسُهُ الْقُرْآنَ ‏.‏ قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم حِينَ يَلْقَاهُ جِبْرِيلُ عَلَيْهِ السَّلاَمُ أَجْوَدَ بِالْخَيْرِ مِنَ الرِّيحِ الْمُرْسَلَةِ ‏.‏

Süleyman b. Dâvud, İbn Vehb'den, o Yunus'tan, o İbn Şihâb'dan, o Ubeydullah b. Abdullah b. Utbe'den, o da Abdullah b. Abbâs'tan (naklen) haber verdi ki, şöyle derdi: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem insanların en cömerdi idi. En cömert olduğu zaman ise Ramazan'da Cebrail ile karşılaştığı zamandı. Cebrail, Ramazan ayının her gecesinde onunla buluşur ve onunla Kur'an'ı karşılıklı okurlardı (mukabele ederlerdi). (İbn Abbâs) dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem Cebrail aleyhisselam ile karşılaştığı zaman, hayır (yapmakta), esen rüzgardan daha cömert olurdu.

2096. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ إِسْمَاعِيلَ، قَالَ حَدَّثَنِي حَفْصُ بْنُ عُمَرَ بْنِ الْحَارِثِ، قَالَ حَدَّثَنَا حَمَّادٌ، قَالَ حَدَّثَنَا مَعْمَرٌ، وَالنُّعْمَانُ بْنُ رَاشِدٍ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ مَا لَعَنَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مِنْ لَعْنَةٍ تُذْكَرُ وَكَانَ إِذَا كَانَ قَرِيبَ عَهْدٍ بِجِبْرِيلَ عَلَيْهِ السَّلاَمُ يُدَارِسُهُ كَانَ أَجْوَدَ بِالْخَيْرِ مِنَ الرِّيحِ الْمُرْسَلَةِ ‏.‏ قَالَ أَبُو عَبْدِ الرَّحْمَنِ هَذَا خَطَأٌ وَالصَّوَابُ حَدِيثُ يُونُسَ بْنِ يَزِيدَ وَأَدْخَلَ هَذَا حَدِيثًا فِي حَدِيثٍ ‏.‏

Muhammed b. İsmail, Hafs b. Ömer b. el-Hâris'ten, o Hammâd'dan, o Ma'mer ve Nu'mân b. Râşid'den, onlar Zührî'den, o Urve'den, o da Âişe'den (naklen) şöyle dediğini anlattı: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem zikredilmeye değer hiçbir lanetle lanet etmemiştir. Cebrail aleyhisselam ile (Kur'an) dersi yaptığı zamanlar yaklaştığında, hayır (yapmakta), esen rüzgardan daha cömert olurdu. Ebû Abdurrahman (En-Nesâî) dedi ki: Bu (rivayet) hatalıdır. Doğrusu Yunus b. Yezîd'in hadisidir (önceki hadis). (Ravi) bir hadisi diğer bir hadisin içine sokmuştur.

2097. Hadis

أَخْبَرَنَا عَلِيُّ بْنُ حُجْرٍ، قَالَ حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو سُهَيْلٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ إِذَا دَخَلَ شَهْرُ رَمَضَانَ فُتِّحَتْ أَبْوَابُ الْجَنَّةِ وَغُلِّقَتْ أَبْوَابُ النَّارِ وَصُفِّدَتِ الشَّيَاطِينُ ‏"‏ ‏.‏

Ali b. Hucr, İsmail'den, o Ebû Süheyl'den, o babasından, o da Ebû Hureyre'den (naklen) haber verdi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Ramazan ayı girdiği zaman Cennet kapıları açılır, Cehennem kapıları kapanır ve şeytanlar zincire vurulur."

2098. Hadis

أَخْبَرَنِي إِبْرَاهِيمُ بْنُ يَعْقُوبَ الْجُوزَجَانِيُّ، قَالَ حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي مَرْيَمَ، قَالَ أَنْبَأَنَا نَافِعُ بْنُ يَزِيدَ، عَنْ عُقَيْلٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي أَبُو سُهَيْلٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ إِذَا دَخَلَ رَمَضَانُ فُتِّحَتْ أَبْوَابُ الْجَنَّةِ وَغُلِّقَتْ أَبْوَابُ النَّارِ وَصُفِّدَتِ الشَّيَاطِينُ ‏"‏ ‏.‏

İbrahim b. Yakub el-Cüzcânî, İbn Ebî Meryem'den, o Nâfi' b. Yezîd'den, o Ukayl'den, o İbn Şihâb'dan (naklen) dedi ki: Bana Ebû Süheyl, babasından, o da Ebû Hureyre'den (naklen) haber verdi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Ramazan girdiği zaman Cennet kapıları açılır, Cehennem kapıları kapanır ve şeytanlar zincire vurulur."

2099. Hadis

أَخْبَرَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ سَعْدِ بْنِ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ حَدَّثَنَا عَمِّي، قَالَ حَدَّثَنَا أَبِي، عَنْ صَالِحٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي نَافِعُ بْنُ أَنَسٍ، أَنَّ أَبَاهُ، حَدَّثَهُ أَنَّهُ، سَمِعَ أَبَا هُرَيْرَةَ، يَقُولُ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ إِذَا دَخَلَ رَمَضَانُ فُتِّحَتْ أَبْوَابُ الْجَنَّةِ وَغُلِّقَتْ أَبْوَابُ جَهَنَّمَ وَسُلْسِلَتِ الشَّيَاطِينُ ‏"‏ ‏.‏

Ubeydullah b. Sa'd b. İbrahim, amcasından, o babasından, o Sâlih'ten, o İbn Şihâb'dan (naklen) dedi ki: Bana Nâfi' b. Enes haber verdi; ona babası, Ebû Hureyre'yi şöyle derken işittiğini anlatmış: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Ramazan (ayı) girdiği zaman Cennet kapıları açılır, Cehennem kapıları kapanır ve şeytanlar zincirlenir."

2100. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ خَالِدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا بِشْرُ بْنُ شُعَيْبٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، قَالَ حَدَّثَنِي ابْنُ أَبِي أَنَسٍ، مَوْلَى التَّيْمِيِّينَ أَنَّ أَبَاهُ، حَدَّثَهُ أَنَّهُ، سَمِعَ أَبَا هُرَيْرَةَ، يَقُولُ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ إِذَا جَاءَ رَمَضَانُ فُتِّحَتْ أَبْوَابُ الرَّحْمَةِ وَغُلِّقَتْ أَبْوَابُ جَهَنَّمَ وَسُلْسِلَتِ الشَّيَاطِينُ ‏"‏ ‏.‏

Muhammed b. Hâlid, Bişr b. Şuayb'dan, o babasından, o Zührî'den (naklen) dedi ki: Bana Teymîlerin azatlısı İbn Ebî Enes anlattı; ona babası, Ebû Hureyre'yi şöyle derken işittiğini anlatmış: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Ramazan geldiği zaman rahmet kapıları açılır, Cehennem kapıları kapanır ve şeytanlar zincirlenir."

2101. Hadis

أَخْبَرَنَا الرَّبِيعُ بْنُ سُلَيْمَانَ، فِي حَدِيثِهِ عَنِ ابْنِ وَهْبٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي يُونُسُ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنِ ابْنِ أَبِي أَنَسٍ، أَنَّ أَبَاهُ، حَدَّثَهُ أَنَّهُ، سَمِعَ أَبَا هُرَيْرَةَ، يَقُولُ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ إِذَا كَانَ رَمَضَانُ فُتِّحَتْ أَبْوَابُ الْجَنَّةِ وَغُلِّقَتْ أَبْوَابُ جَهَنَّمَ وَسُلْسِلَتِ الشَّيَاطِينُ ‏"‏ ‏.‏ رَوَاهُ ابْنُ إِسْحَاقَ عَنِ الزُّهْرِيِّ ‏.‏

Rabî b. Süleyman, İbn Vehb'den olan hadisinde (şöyle) haber verdi. (İbn Vehb) dedi ki: Bana Yunus, İbn Şihâb'dan, o İbn Ebî Enes'ten haber verdi; ona babası, Ebû Hureyre'yi şöyle derken işittiğini anlatmış: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Ramazan olduğu zaman Cennet kapıları açılır, Cehennem kapıları kapanır ve şeytanlar zincirlenir." Bunu İbn İshâk, Zührî'den rivayet etmiştir.

2102. Hadis

أَخْبَرَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ سَعْدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا عَمِّي، قَالَ حَدَّثَنَا أَبِي، عَنِ ابْنِ إِسْحَاقَ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنِ ابْنِ أَبِي أَنَسٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ إِذَا دَخَلَ شَهْرُ رَمَضَانَ فُتِّحَتْ أَبْوَابُ الْجَنَّةِ وَغُلِّقَتْ أَبْوَابُ النَّارِ وَسُلْسِلَتِ الشَّيَاطِينُ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عَبْدِ الرَّحْمَنِ هَذَا - يَعْنِي حَدِيثَ ابْنِ إِسْحَاقَ - خَطَأٌ وَلَمْ يَسْمَعْهُ ابْنُ إِسْحَاقَ مِنَ الزُّهْرِيِّ وَالصَّوَابُ مَا تَقَدَّمَ ذِكْرُنَا لَهُ ‏.‏

Ubeydullah b. Sa'd, amcasından, o babasından, o İbn İshâk'tan, o Zührî'den, o İbn Ebî Enes'ten, o babasından, o da Ebû Hureyre'den (naklen) haber verdi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Ramazan ayı girdiği zaman Cennet kapıları açılır, Ateş (Cehennem) kapıları kapanır ve şeytanlar zincirlenir." Ebû Abdurrahman (En-Nesâî) dedi ki: Bu —yani İbn İshâk'ın hadisi— hatalıdır. İbn İshâk bunu Zührî'den işitmemiştir. Doğrusu daha önce zikrettiğimizdir.

2103. Hadis

أَخْبَرَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ سَعْدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا عَمِّي، قَالَ حَدَّثَنَا أَبِي، عَنِ ابْنِ إِسْحَاقَ، قَالَ وَذَكَرَ مُحَمَّدُ بْنُ مُسْلِمٍ عَنْ أُوَيْسِ بْنِ أَبِي أُوَيْسٍ، عَدِيدِ بَنِي تَيْمٍ عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ هَذَا رَمَضَانُ قَدْ جَاءَكُمْ تُفَتَّحُ فِيهِ أَبْوَابُ الْجَنَّةِ وَتُغَلَّقُ فِيهِ أَبْوَابُ النَّارِ وَتُسَلْسَلُ فِيهِ الشَّيَاطِينُ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عَبْدِ الرَّحْمَنِ هَذَا الْحَدِيثُ خَطَأٌ ‏.‏

Ubeydullah b. Sa'd, amcasından, o babasından, o İbn İshâk'tan (naklen) haber verdi. (İbn İshâk) dedi ki: Muhammed b. Müslim, Benî Teym sayılan Uveys b. Ebî Uveys'ten, o Enes b. Mâlik'ten (naklen) zikretti ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "İşte bu Ramazan size geldi. Onda Cennet kapıları açılır, Ateş kapıları kapanır ve onda şeytanlar zincirlenir." Ebû Abdurrahman (En-Nesâî) dedi ki: Bu hadis hatalıdır.

2104. Hadis

أَخْبَرَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ عَلِيٍّ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الأَعْلَى، عَنْ مَعْمَرٍ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم كَانَ يُرَغِّبُ فِي قِيَامِ رَمَضَانَ مِنْ غَيْرِ عَزِيمَةٍ وَقَالَ ‏ "‏ إِذَا دَخَلَ رَمَضَانُ فُتِّحَتْ أَبْوَابُ الْجَنَّةِ وَغُلِّقَتْ أَبْوَابُ الْجَحِيمِ وَسُلْسِلَتْ فِيهِ الشَّيَاطِينُ ‏"‏ ‏.‏ أَرْسَلَهُ ابْنُ الْمُبَارَكِ ‏.‏

Ebû Bekir b. Ali, Ebû Bekir b. Ebî Şeybe'den, o Abdulalâ'dan, o Ma'mer'den, o Zührî'den, o Ebû Seleme'den, o da Ebû Hureyre'den (naklen) haber verdi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem kesin bir emir (azîmet) olmaksızın Ramazan gecelerini ibadetle geçirmeyi teşvik eder ve şöyle buyururdu: "Ramazan girdiği zaman Cennet kapıları açılır, Cehennem kapıları kapanır ve onda şeytanlar zincirlenir." İbnü'l-Mübarek bu hadisi mürsel olarak rivayet etmiştir.

2105. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ حَاتِمٍ، قَالَ أَنْبَأَنَا حِبَّانُ بْنُ مُوسَى، - خُرَاسَانِيٌّ - قَالَ أَنْبَأَنَا عَبْدُ اللَّهِ، عَنْ مَعْمَرٍ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ إِذَا دَخَلَ رَمَضَانُ فُتِّحَتْ أَبْوَابُ الرَّحْمَةِ وَغُلِّقَتْ أَبْوَابُ جَهَنَّمَ وَسُلْسِلَتِ الشَّيَاطِينُ ‏"‏ ‏.‏

Muhammed b. Hâtim, Hibbân b. Musa'dan —ki Horasanlıdır—, o Abdullah'tan, o Ma'mer'den, o Zührî'den, o da Ebû Hureyre'den (naklen) haber verdi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Ramazan girdiği zaman rahmet kapıları açılır, Cehennem kapıları kapanır ve şeytanlar zincirlenir."

2106. Hadis

أَخْبَرَنَا بِشْرُ بْنُ هِلاَلٍ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَارِثِ، عَنْ أَيُّوبَ، عَنْ أَبِي قِلاَبَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ أَتَاكُمْ رَمَضَانُ شَهْرٌ مُبَارَكٌ فَرَضَ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ عَلَيْكُمْ صِيَامَهُ تُفْتَحُ فِيهِ أَبْوَابُ السَّمَاءِ وَتُغْلَقُ فِيهِ أَبْوَابُ الْجَحِيمِ وَتُغَلُّ فِيهِ مَرَدَةُ الشَّيَاطِينِ لِلَّهِ فِيهِ لَيْلَةٌ خَيْرٌ مِنْ أَلْفِ شَهْرٍ مَنْ حُرِمَ خَيْرَهَا فَقَدْ حُرِمَ ‏"‏ ‏.‏

Bişr b. Hilâl, Abdulvâris'ten, o Eyyûb'dan, o Ebû Kılâbe'den, o da Ebû Hureyre'den (naklen) haber verdi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Size Ramazan geldi; o mübarek bir aydır. Allah azze ve celle size onun orucunu farz kıldı. Onda gök kapıları açılır, Cehennem kapıları kapanır ve şeytanların azgınları bağlanır. Onda öyle bir gece vardır ki bin aydan daha hayırlıdır. Kim onun hayrından mahrum kalırsa, (gerçekten) mahrum kalmıştır."

2107. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مَنْصُورٍ، قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ عَطَاءِ بْنِ السَّائِبِ، عَنْ عَرْفَجَةَ، قَالَ عُدْنَا عُتْبَةَ بْنَ فَرْقَدٍ فَتَذَاكَرْنَا شَهْرَ رَمَضَانَ فَقَالَ مَا تَذْكُرُونَ قُلْنَا شَهْرَ رَمَضَانَ ‏.‏ قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ‏ "‏ تُفْتَحُ فِيهِ أَبْوَابُ الْجَنَّةِ وَتُغْلَقُ فِيهِ أَبْوَابُ النَّارِ وَتُغَلُّ فِيهِ الشَّيَاطِينُ وَيُنَادِي مُنَادٍ كُلَّ لَيْلَةٍ يَا بَاغِيَ الْخَيْرِ هَلُمَّ وَيَا بَاغِيَ الشَّرِّ أَقْصِرْ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عَبْدِ الرَّحْمَنِ هَذَا خَطَأٌ ‏.‏

Muhammed b. Mansûr, Süfyan'dan, o Atâ b. Sâib'den, o Arfece'den (naklen) anlattı. Dedi ki: Utbe b. Ferkad'ı (hasta) ziyaret ettik ve Ramazan ayını müzakere ettik. (Utbe) dedi ki: "Neyi konuşuyorsunuz?" Biz: "Ramazan ayını" dedik. O dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i şöyle buyururken işittim: "Onda Cennet kapıları açılır, Ateş kapıları kapanır, onda şeytanlar bağlanır ve her gece bir münadi (çağırıcı) şöyle seslenir: Ey hayır isteyen gel! Ey şer isteyen (kötülükten) vazgeç!" Ebû Abdurrahman (En-Nesâî) dedi ki: Bu (rivayet) hatalıdır.

2108. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، قَالَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدٌ، قَالَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ عَطَاءِ بْنِ السَّائِبِ، عَنْ عَرْفَجَةَ، قَالَ كُنْتُ فِي بَيْتٍ فِيهِ عُتْبَةُ بْنُ فَرْقَدٍ فَأَرَدْتُ أَنْ أُحَدِّثَ بِحَدِيثٍ وَكَانَ رَجُلٌ مِنْ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم كَأَنَّهُ أَوْلَى بِالْحَدِيثِ مِنِّي فَحَدَّثَ الرَّجُلُ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ فِي رَمَضَانَ تُفْتَحُ فِيهِ أَبْوَابُ السَّمَاءِ وَتُغْلَقُ فِيهِ أَبْوَابُ النَّارِ وَيُصَفَّدُ فِيهِ كُلُّ شَيْطَانٍ مَرِيدٍ وَيُنَادِي مُنَادٍ كُلَّ لَيْلَةٍ يَا طَالِبَ الْخَيْرِ هَلُمَّ وَيَا طَالِبَ الشَّرِّ أَمْسِكْ ‏"‏ ‏.‏

Muhammed b. Beşşâr, Muhammed'den, o Şu'be'den, o Atâ b. Sâib'den, o Arfece'den (naklen) anlattı. Dedi ki: İçinde Utbe b. Ferkad'ın da bulunduğu bir evdeydim. Bir hadis anlatmak istedim. Ancak orada Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in ashabından, hadise benden daha layık (ehil) olan bir adam vardı. O adam Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den şöyle anlattı: "Ramazan'da; onda gök kapıları açılır, Ateş kapıları kapanır, onda her azgın şeytan zincire vurulur ve her gece bir münadi (çağırıcı) şöyle seslenir: Ey hayır talibi gel! Ey şer talibi (kendini) tut!"

2109. Hadis

أَخْبَرَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ أَنْبَأَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، قَالَ أَنْبَأَنَا الْمُهَلَّبُ بْنُ أَبِي حَبِيبَةَ، ح وَأَنْبَأَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ سَعِيدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا يَحْيَى، عَنِ الْمُهَلَّبِ بْنِ أَبِي حَبِيبَةَ، قَالَ أَخْبَرَنِي الْحَسَنُ، عَنْ أَبِي بَكْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ لاَ يَقُولَنَّ أَحَدُكُمْ صُمْتُ رَمَضَانَ وَلاَ قُمْتُهُ كُلَّهُ ‏"‏ ‏.‏ وَلاَ أَدْرِي كَرِهَ التَّزْكِيَةَ أَوْ قَالَ لاَ بُدَّ مِنْ غَفْلَةٍ وَرَقْدَةٍ اللَّفْظُ لِعُبَيْدِ اللَّهِ ‏.‏

İshak b. İbrahim, Yahya b. Saîd'den; o da Muhalleb b. Ebî Habîbe'den (naklen) haber verdi. (H) Yine Ubeydullah b. Saîd, Yahya'dan, o Muhalleb b. Ebî Habîbe'den (naklen) anlattı. Dedi ki: Bana Hasan, Ebû Bekre'den haber verdi. O da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den (naklen) şöyle buyurduğunu anlattı: "Sizden biriniz sakın: 'Ramazan'ın tamamını oruçlu geçirdim' veya 'tamamını ibadetle (kıyamla) geçirdim' demesin." (Ravi dedi ki): "Bilmiyorum, (bunu) nefsi temize çıkarmayı (tazkiyeyi) kerih gördüğü için mi, yoksa 'mutlaka bir gaflet veya uyku hali olur' diye mi söyledi." (Bu) lafız Ubeydullah'a aittir.

2110. Hadis

أَخْبَرَنَا عِمْرَانُ بْنُ يَزِيدَ بْنِ خَالِدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا شُعَيْبٌ، قَالَ أَخْبَرَنِي ابْنُ جُرَيْجٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي عَطَاءٌ، قَالَ سَمِعْتُ ابْنَ عَبَّاسٍ، يُخْبِرُنَا قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لاِمْرَأَةٍ مِنَ الأَنْصَارِ ‏ "‏ إِذَا كَانَ رَمَضَانُ فَاعْتَمِرِي فِيهِ فَإِنَّ عُمْرَةً فِيهِ تَعْدِلُ حَجَّةً ‏"‏ ‏.‏

İmran b. Yezîd b. Hâlid, Şuayb'dan, o İbn Cüreyc'den (naklen) anlattı. Dedi ki: Bana Atâ haber verdi. Dedi ki: İbn Abbâs'ı bize haber verirken işittim. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem Ensar'dan bir kadına şöyle buyurdu: "Ramazan olduğu zaman onda umre yap. Çünkü onda yapılan bir umre, bir hacca denktir."

2111. Hadis

أَخْبَرَنَا عَلِيُّ بْنُ حُجْرٍ، قَالَ حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، قَالَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدٌ، - وَهُوَ ابْنُ أَبِي حَرْمَلَةَ - قَالَ أَخْبَرَنِي كُرَيْبٌ، أَنَّ أُمَّ الْفَضْلِ، بَعَثَتْهُ إِلَى مُعَاوِيَةَ بِالشَّامِ - قَالَ - فَقَدِمْتُ الشَّامَ فَقَضَيْتُ حَاجَتَهَا وَاسْتَهَلَّ عَلَىَّ هِلاَلُ رَمَضَانَ وَأَنَا بِالشَّامِ فَرَأَيْتُ الْهِلاَلَ لَيْلَةَ الْجُمُعَةِ ثُمَّ قَدِمْتُ الْمَدِينَةَ فِي آخِرِ الشَّهْرِ فَسَأَلَنِي عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عَبَّاسٍ ثُمَّ ذَكَرَ الْهِلاَلَ فَقَالَ مَتَى رَأَيْتُمْ فَقُلْتُ رَأَيْنَاهُ لَيْلَةَ الْجُمُعَةِ ‏.‏ قَالَ أَنْتَ رَأَيْتَهُ لَيْلَةَ الْجُمُعَةِ قُلْتُ نَعَمْ وَرَآهُ النَّاسُ فَصَامُوا وَصَامَ مُعَاوِيَةُ ‏.‏ قَالَ لَكِنْ رَأَيْنَاهُ لَيْلَةَ السَّبْتِ فَلاَ نَزَالُ نَصُومُ حَتَّى نُكْمِلَ ثَلاَثِينَ يَوْمًا أَوْ نَرَاهُ ‏.‏ فَقُلْتُ أَوَلاَ تَكْتَفِي بِرُؤْيَةِ مُعَاوِيَةَ وَأَصْحَابِهِ قَالَ لاَ هَكَذَا أَمَرَنَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏.‏

Ali b. Hucr, İsmail'den, o Muhammed —ki o İbn Ebî Harmele'dir—'den (naklen) anlattı. Dedi ki: Küreyb bana haber verdi ki, Ümmü'l-Fadl onu Şam'daki Muâviye'ye göndermiş. (Küreyb) dedi ki: Şam'a geldim ve onun (Ümmü'l-Fadl'ın) ihtiyacını gördüm. Ben Şam'da iken Ramazan hilali doğdu. Hilali Cuma gecesi gördüm. Sonra ayın sonunda Medine'ye geldim. Abdullah b. Abbâs bana sordu, sonra hilalden bahsetti ve: "(Hilali) ne zaman gördünüz?" dedi. Ben: "Onu Cuma gecesi gördük" dedim. (İbn Abbâs): "Sen onu Cuma gecesi mi gördün?" dedi. Ben: "Evet, insanlar da gördü ve oruç tuttular, Muâviye de oruç tuttu" dedim. (İbn Abbâs) dedi ki: "Lakin biz onu Cumartesi gecesi gördük. Otuz günü tamamlayıncaya veya onu (hilali tekrar) görünceye kadar oruç tutmaya devam edeceğiz." Ben: "Muâviye'nin görmesi ve oruç tutması senin için yeterli değil mi?" dedim. O: "Hayır, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bize böyle emretti" dedi.

2112. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الْعَزِيزِ بْنِ أَبِي رِزْمَةَ، قَالَ أَنْبَأَنَا الْفَضْلُ بْنُ مُوسَى، عَنْ سُفْيَانَ، عَنْ سِمَاكٍ، عَنْ عِكْرِمَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ جَاءَ أَعْرَابِيٌّ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ رَأَيْتُ الْهِلاَلَ ‏.‏ فَقَالَ ‏"‏ أَتَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ وَأَنَّ مُحَمَّدًا عَبْدُهُ وَرَسُولُهُ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ نَعَمْ ‏.‏ فَنَادَى النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ أَنْ صُومُوا ‏"‏ ‏.‏

Muhammed b. Abdulaziz b. Ebî Rizme, Fadl b. Musa'dan, o Süfyan'dan, o Simâk'ten, o İkrime'den, o da İbn Abbâs'tan (naklen) anlattı. Dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e bir bedevi geldi ve: "Ben hilali gördüm" dedi. (Nebi): "Allah'tan başka ilah olmadığına ve Muhammed'in O'nun kulu ve elçisi olduğuna şehadet eder misin?" buyurdu. (Adam): "Evet" dedi. Bunun üzerine Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem: "(Ey Bilal! İnsanlara) oruç tutmalarını ilan et" diye seslendi.

2113. Hadis

أَخْبَرَنَا مُوسَى بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، قَالَ حَدَّثَنَا حُسَيْنٌ، عَنْ زَائِدَةَ، عَنْ سِمَاكٍ، عَنْ عِكْرِمَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ جَاءَ أَعْرَابِيٌّ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ أَبْصَرْتُ الْهِلاَلَ اللَّيْلَةَ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ أَتَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ وَأَنَّ مُحَمَّدًا عَبْدُهُ وَرَسُولُهُ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ نَعَمْ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ يَا بِلاَلُ أَذِّنْ فِي النَّاسِ فَلْيَصُومُوا غَدًا ‏"‏ ‏.‏

Musa b. Abdurrahman, Hüseyin'den, o Zâide'den, o Simâk'ten, o İkrime'den, o da İbn Abbâs'tan (naklen) anlattı. Dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e bir bedevi geldi ve: "Bu gece hilali gördüm" dedi. (Nebi): "Allah'tan başka ilah olmadığına ve Muhammed'in O'nun kulu ve elçisi olduğuna şehadet eder misin?" buyurdu. (Adam): "Evet" dedi. (Nebi): "Ey Bilal! İnsanlara ilan et, yarın oruç tutsunlar" buyurdu.

2114. Hadis

أَخْبَرَنَا أَحْمَدُ بْنُ سُلَيْمَانَ، عَنْ أَبِي دَاوُدَ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنْ سِمَاكٍ، عَنْ عِكْرِمَةَ، مُرْسَلٌ ‏.‏

Ahmed b. Süleyman, Ebû Dâvud'dan, o Süfyan'dan, o Simâk'ten, o da İkrime'den (naklen) mürsel olarak (rivayet etti).

2115. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ حَاتِمِ بْنِ نُعَيْمٍ، - مِصِّيصِيٌّ - قَالَ أَنْبَأَنَا حِبَّانُ بْنُ مُوسَى الْمَرْوَزِيُّ، قَالَ أَنْبَأَنَا عَبْدُ اللَّهِ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنْ سِمَاكٍ، عَنْ عِكْرِمَةَ، مُرْسَلٌ ‏.‏

Muhammed b. Hâtim b. Nuaym —Massîsa'lıdır—, Hibbân b. Musa el-Mervezî'den, o Abdullah'tan, o Süfyan'dan, o Simâk'ten, o da İkrime'den (naklen) mürsel olarak (rivayet etti).

2116. Hadis

أَخْبَرَنِي إِبْرَاهِيمُ بْنُ يَعْقُوبَ، قَالَ حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ شَبِيبٍ أَبُو عُثْمَانَ، - وَكَانَ شَيْخًا صَالِحًا بِطَرَسُوسَ - قَالَ أَنْبَأَنَا ابْنُ أَبِي زَائِدَةَ، عَنْ حُسَيْنِ بْنِ الْحَارِثِ الْجَدَلِيِّ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ زَيْدِ بْنِ الْخَطَّابِ، أَنَّهُ خَطَبَ النَّاسَ فِي الْيَوْمِ الَّذِي يُشَكُّ فِيهِ فَقَالَ أَلاَّ إِنِّي جَالَسْتُ أَصْحَابَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَسَاءَلْتُهُمْ وَأَنَّهُمْ حَدَّثُونِي أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ صُومُوا لِرُؤْيَتِهِ وَأَفْطِرُوا لِرُؤْيَتِهِ وَانْسُكُوا لَهَا فَإِنْ غُمَّ عَلَيْكُمْ فَأَكْمِلُوا ثَلاَثِينَ فَإِنْ شَهِدَ شَاهِدَانِ فَصُومُوا وَأَفْطِرُوا ‏"‏ ‏.‏

İbrahim b. Yakub, Saîd b. Şebîb Ebû Osman'dan —ki o Tarsus'ta salih bir şeyhti—, o İbn Ebî Zâide'den, o Hüseyin b. Hâris el-Ccdelî'den, o da Abdurrahman b. Zeyd b. Hattâb'dan (naklen) haber verdi ki: O (Abdurrahman), (Ramazan'dan olup olmadığı) şüphe edilen günde insanlara hitap etti ve şöyle dedi: Bilin ki ben Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in ashabıyla oturdum ve onlara sordum. Onlar bana Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğunu anlattılar: "(Hilali) görmenizle oruç tutun, (hilali) görmenizle iftar edin (bayram yapın) ve (hac) ibadetlerinizi ona göre yapın. Eğer (hava) size kapalı olursa otuza tamamlayın. Şayet iki şahit şahitlik ederse o zaman oruç tutun ve iftar edin."

2117. Hadis

أَخْبَرَنَا مُؤَمَّلُ بْنُ هِشَامٍ، عَنْ إِسْمَاعِيلَ، عَنْ شُعْبَةَ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ زِيَادٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ صُومُوا لِرُؤْيَتِهِ وَأَفْطِرُوا لِرُؤْيَتِهِ فَإِنْ غُمَّ عَلَيْكُمُ الشَّهْرُ فَعُدُّوا ثَلاَثِينَ ‏"‏ ‏.‏

Müemmel b. Hişâm, İsmail'den, o Şu'be'den, o Muhammed b. Ziyâd'dan, o da Ebû Hureyre'den (naklen) haber verdi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "(Hilali) görmenizle oruç tutun, (tekrar) görmenizle iftar edin (bayram yapın). Eğer ay size gizli kalırsa (hava bulutlu olursa) otuza sayın (tamamlayın)."

2118. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ يَزِيدَ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبِي قَالَ، حَدَّثَنَا وَرْقَاءُ، عَنْ شُعْبَةَ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ زِيَادٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ صُومُوا لِرُؤْيَتِهِ وَأَفْطِرُوا لِرُؤْيَتِهِ فَإِنْ غُمَّ عَلَيْكُمْ فَاقْدُرُوا ثَلاَثِينَ ‏"‏ ‏.‏

Muhammed b. Abdullah b. Yezîd, babasından, o Verkâ'dan, o Şu'be'den, o Muhammed b. Ziyâd'dan, o da Ebû Hureyre'den (naklen) haber verdi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "(Hilali) görmenizle oruç tutun, görmenizle iftar edin. Eğer size gizli kalırsa otuzu takdir edin (tamamlayın)."

2119. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى بْنِ عَبْدِ اللَّهِ النَّيْسَابُورِيُّ، قَالَ حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ دَاوُدَ، قَالَ حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ مُسْلِمٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ إِذَا رَأَيْتُمُ الْهِلاَلَ فَصُومُوا وَإِذَا رَأَيْتُمُوهُ فَأَفْطِرُوا فَإِنْ غُمَّ عَلَيْكُمْ فَصُومُوا ثَلاَثِينَ يَوْمًا ‏"‏ ‏.‏

Muhammed b. Yahya b. Abdullah en-Nîsâbûrî bize haber verdi, dedi ki: Süleyman b. Davud bize anlattı, dedi ki: İbrahim bize anlattı, Muhammed b. Müslim'den, o Said b. el-Müseyyeb'den, o Ebu Hureyre'den (naklen) ki Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Hilali gördüğünüz zaman oruç tutun, onu gördüğünüz zaman iftar edin. Eğer size (hava) kapalı gelirse, otuz gün oruç tutun."

2120. Hadis

أَخْبَرَنَا الرَّبِيعُ بْنُ سُلَيْمَانَ، قَالَ حَدَّثَنَا ابْنُ وَهْبٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي يُونُسُ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، قَالَ حَدَّثَنِي سَالِمُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، أَنَّ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ عُمَرَ، قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ‏ "‏ إِذَا رَأَيْتُمُ الْهِلاَلَ فَصُومُوا وَإِذَا رَأَيْتُمُوهُ فَأَفْطِرُوا فَإِنْ غُمَّ عَلَيْكُمْ فَاقْدُرُوا لَهُ ‏"‏ ‏.‏

Er-Rabi' b. Süleyman bize haber verdi, dedi ki: İbn Vehb bize anlattı, dedi ki: Yunus bana haber verdi, İbn Şihab'dan, dedi ki: Salim b. Abdullah bana anlattı ki Abdullah b. Ömer şöyle dedi: Ben Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i şöyle buyururken işittim: "Hilali gördüğünüz zaman oruç tutun, onu gördüğünüz zaman iftar edin. Eğer size (hava) kapalı gelirse, onu takdir edin."

2121. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ سَلَمَةَ، وَالْحَارِثُ بْنُ مِسْكِينٍ، قِرَاءَةً عَلَيْهِ وَأَنَا أَسْمَعُ، - وَاللَّفْظُ لَهُ - عَنِ ابْنِ الْقَاسِمِ، عَنْ مَالِكٍ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ذَكَرَ رَمَضَانَ فَقَالَ ‏ "‏ لاَ تَصُومُوا حَتَّى تَرَوُا الْهِلاَلَ وَلاَ تُفْطِرُوا حَتَّى تَرَوْهُ فَإِنْ غُمَّ عَلَيْكُمْ فَاقْدُرُوا لَهُ ‏"‏ ‏.‏

Muhammed b. Seleme ve el-Hâris b. Miskîn bize haber verdi -Hâris'e okunurken ben dinliyordum ve lafız ona aittir-, İbnü'l-Kâsım'dan, o Mâlik'ten, o Nâfi'den, o İbn Ömer'den (naklen) ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem Ramazan'ı zikretti ve şöyle buyurdu: "Hilali görünceye kadar oruç tutmayın, onu görünceye kadar da iftar etmeyin. Eğer size (hava) kapalı gelirse, onu takdir edin."

2122. Hadis

أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ عَلِيٍّ، قَالَ حَدَّثَنَا يَحْيَى، قَالَ حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ، قَالَ حَدَّثَنِي نَافِعٌ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ لاَ تَصُومُوا حَتَّى تَرَوْهُ وَلاَ تُفْطِرُوا حَتَّى تَرَوْهُ فَإِنْ غُمَّ عَلَيْكُمْ فَاقْدُرُوا لَهُ ‏"‏ ‏.‏

Amr b. Ali bize haber verdi, dedi ki: Yahya bize anlattı, dedi ki: Ubeydullah bize anlattı, dedi ki: Nâfi' bana anlattı, İbn Ömer'den, o Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den (naklen) ki şöyle buyurdu: "(Hilali) görünceye kadar oruç tutmayın, onu görünceye kadar da iftar etmeyin. Eğer size (hava) kapalı gelirse, onu takdir edin."

2123. Hadis

أَخْبَرَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ عَلِيٍّ، صَاحِبُ حِمْصَ قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، قَالَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بِشْرٍ، قَالَ حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ، عَنْ أَبِي الزِّنَادِ، عَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ ذَكَرَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم الْهِلاَلَ فَقَالَ ‏ "‏ إِذَا رَأَيْتُمُوهُ فَصُومُوا وَإِذَا رَأَيْتُمُوهُ فَأَفْطِرُوا فَإِنْ غُمَّ عَلَيْكُمْ فَعُدُّوا ثَلاَثِينَ ‏"‏ ‏.‏

Humuslu Ebu Bekir b. Ali bize haber verdi, dedi ki: Ebu Bekir b. Ebi Şeybe bize anlattı, dedi ki: Muhammed b. Bişr bize anlattı, dedi ki: Ubeydullah bize anlattı, Ebu'z-Zinad'dan, o El-A'rec'den, o Ebu Hureyre'den (naklen) dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem hilali zikretti ve şöyle buyurdu: "Onu gördüğünüz zaman oruç tutun, onu gördüğünüz zaman iftar edin. Eğer size (hava) kapalı gelirse, otuz günü sayın (tamamlayın)."

2124. Hadis

أَخْبَرَنَا أَحْمَدُ بْنُ عُثْمَانَ أَبُو الْجَوْزَاءِ، - وَهُوَ ثِقَةٌ بَصْرِيٌّ أَخُو أَبِي الْعَالِيَةِ - قَالَ أَنْبَأَنَا حَبَّانُ بْنُ هِلاَلٍ، قَالَ حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ سَلَمَةَ، عَنْ عَمْرِو بْنِ دِينَارٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ صُومُوا لِرُؤْيَتِهِ وَأَفْطِرُوا لِرُؤْيَتِهِ فَإِنْ غُمَّ عَلَيْكُمْ فَأَكْمِلُوا الْعِدَّةَ ثَلاَثِينَ ‏"‏ ‏.‏

Ebu'l-Cevzâ Ahmed b. Osman -ki o sika bir Basralıdır, Ebu'l-Âliye'nin kardeşidir- bize haber verdi, dedi ki: Habban b. Hilal bize bildirdi, dedi ki: Hammad b. Seleme bize anlattı, Amr b. Dinar'dan, o İbn Abbas'tan (naklen) dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Onu (hilali) görmekle oruç tutun ve onu görmekle iftar edin. Eğer size (hava) kapalı gelirse, sayıyı otuza tamamlayın."

2125. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ يَزِيدَ، قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ عَمْرِو بْنِ دِينَارٍ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ حُنَيْنٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ عَجِبْتُ مِمَّنْ يَتَقَدَّمُ الشَّهْرَ وَقَدْ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ إِذَا رَأَيْتُمُ الْهِلاَلَ فَصُومُوا وَإِذَا رَأَيْتُمُوهُ فَأَفْطِرُوا فَإِنْ غُمَّ عَلَيْكُمْ فَأَكْمِلُوا الْعِدَّةَ ثَلاَثِينَ ‏"‏ ‏.‏

Muhammed b. Abdullah b. Yezid bize haber verdi, dedi ki: Süfyan bize anlattı, Amr b. Dinar'dan, o Muhammed b. Huneyn'den, o İbn Abbas'tan (naklen) dedi ki: "Aydan önce (oruca) başlayanlara şaşırıyorum! Oysa Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: 'Hilali gördüğünüz zaman oruç tutun, onu gördüğünüz zaman iftar edin. Eğer size (hava) kapalı gelirse, sayıyı otuza tamamlayın.'"

2126. Hadis

أَخْبَرَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ أَنْبَأَنَا جَرِيرٌ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ رِبْعِيِّ بْنِ حِرَاشٍ، عَنْ حُذَيْفَةَ بْنِ الْيَمَانِ، عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ لاَ تَقَدَّمُوا الشَّهْرَ حَتَّى تَرَوُا الْهِلاَلَ قَبْلَهُ أَوْ تُكْمِلُوا الْعِدَّةَ ثُمَّ صُومُوا حَتَّى تَرَوُا الْهِلاَلَ أَوْ تُكْمِلُوا الْعِدَّةَ قَبْلَهُ ‏"‏ ‏.‏

İshak b. İbrahim bize haber verdi, dedi ki: Cerir bize bildirdi, Mansur'dan, o Rib'î b. Hirâş'tan, o Huzeyfe b. el-Yemân'dan, o Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'den (naklen) ki şöyle buyurdu: "Hilali ondan önce görmedikçe veya sayıyı tamamlamadıkça ayın önüne geçmeyin (oruca başlamayın). Sonra hilali görünceye veya ondan önceki sayıyı tamamlayıncaya kadar oruç tutun."

2127. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ، قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ رِبْعِيٍّ، عَنْ بَعْضِ، أَصْحَابِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ لاَ تَقَدَّمُوا الشَّهْرَ حَتَّى تُكْمِلُوا الْعِدَّةَ أَوْ تَرَوُا الْهِلاَلَ ثُمَّ صُومُوا وَلاَ تُفْطِرُوا حَتَّى تَرَوُا الْهِلاَلَ أَوْ تُكْمِلُوا الْعِدَّةَ ثَلاَثِينَ ‏"‏ ‏.‏ أَرْسَلَهُ الْحَجَّاجُ بْنُ أَرْطَاةَ ‏.‏

Muhammed b. Beşşâr bize haber verdi, dedi ki: Abdurrahman bize anlattı, dedi ki: Süfyan bize anlattı, Mansur'dan, o Rib'î'den, o Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in ashabından bazılarından (naklen) dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Sayıyı tamamlamadıkça veya hilali görmedikçe ayın önüne geçmeyin (oruca başlamayın). Sonra oruç tutun. Hilali görmedikçe veya sayıyı otuza tamamlamadıkça da iftar etmeyin." (Haccac b. Ertât bu hadisi mürsel olarak rivayet etmiştir.)

2128. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ حَاتِمٍ، قَالَ حَدَّثَنَا حِبَّانُ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ، عَنِ الْحَجَّاجِ بْنِ أَرْطَاةَ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ رِبْعِيٍّ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ إِذَا رَأَيْتُمُ الْهِلاَلَ فَصُومُوا وَإِذَا رَأَيْتُمُوهُ فَأَفْطِرُوا فَإِنْ غُمَّ عَلَيْكُمْ فَأَتِمُّوا شَعْبَانَ ثَلاَثِينَ إِلاَّ أَنْ تَرَوُا الْهِلاَلَ قَبْلَ ذَلِكَ ثُمَّ صُومُوا رَمَضَانَ ثَلاَثِينَ إِلاَّ أَنْ تَرَوُا الْهِلاَلَ قَبْلَ ذَلِكَ ‏"‏ ‏.‏

Muhammed b. Hatim bize haber verdi, dedi ki: Habban bize anlattı, dedi ki: Abdullah bize anlattı, Haccac b. Ertât'tan, o Mansur'dan, o Rib'î'den (naklen) dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Hilali gördüğünüz zaman oruç tutun, onu gördüğünüz zaman iftar edin. Eğer size (hava) kapalı gelirse, Şaban'ı otuza tamamlayın -meğerki hilali ondan önce göresiniz-. Sonra Ramazan'ı otuz (gün) oruç tutun -meğerki hilali ondan önce göresiniz-."

2129. Hadis

أَخْبَرَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ حَدَّثَنَا حَاتِمُ بْنُ أَبِي صَغِيرَةَ، عَنْ سِمَاكِ بْنِ حَرْبٍ، عَنْ عِكْرِمَةَ، قَالَ حَدَّثَنَا ابْنُ عَبَّاسٍ، عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ صُومُوا لِرُؤْيَتِهِ وَأَفْطِرُوا لِرُؤْيَتِهِ فَإِنْ حَالَ بَيْنَكُمْ وَبَيْنَهُ سَحَابٌ فَأَكْمِلُوا الْعِدَّةَ وَلاَ تَسْتَقْبِلُوا الشَّهْرَ اسْتِقْبَالاً ‏"‏ ‏.‏

İshak b. İbrahim bize haber verdi, dedi ki: İsmail b. İbrahim bize anlattı, dedi ki: Hatim b. Ebi Sagiire bize anlattı, Simak b. Harb'den, o İkrime'den, dedi ki: İbn Abbas bize anlattı, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'den (naklen) ki şöyle buyurdu: "Onu (hilali) görmekle oruç tutun ve onu görmekle iftar edin. Eğer sizinle onun arasına bulut girerse sayıyı tamamlayın ve ayı (önceden oruç tutarak) karşılamayın."

2130. Hadis

أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو الأَحْوَصِ، عَنْ سِمَاكٍ، عَنْ عِكْرِمَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ لاَ تَصُومُوا قَبْلَ رَمَضَانَ صُومُوا لِلرُّؤْيَةِ وَأَفْطِرُوا لِلرُّؤْيَةِ فَإِنْ حَالَتْ دُونَهُ غَيَايَةٌ فَأَكْمِلُوا ثَلاَثِينَ ‏"‏ ‏.‏

Kuteybe bize haber verdi, dedi ki: Ebu'l-Ahvas bize anlattı, Simak'tan, o İkrime'den, o İbn Abbas'tan (naklen) dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Ramazan'dan önce oruç tutmayın. (Hilali) görmekle oruç tutun ve görmekle iftar edin. Eğer onun önüne bir bulut (engel) girerse otuza tamamlayın."

2131. Hadis

أَخْبَرَنَا نَصْرُ بْنُ عَلِيٍّ الْجَهْضَمِيُّ، عَنْ عَبْدِ الأَعْلَى، قَالَ حَدَّثَنَا مَعْمَرٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ أَقْسَمَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنْ لاَ يَدْخُلَ عَلَى نِسَائِهِ شَهْرًا فَلَبِثَ تِسْعًا وَعِشْرِينَ فَقُلْتُ أَلَيْسَ قَدْ كُنْتَ آلَيْتَ شَهْرًا فَعَدَدْتُ الأَيَّامَ تِسْعًا وَعِشْرِينَ ‏.‏ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ الشَّهْرُ تِسْعٌ وَعِشْرُونَ ‏"‏ ‏.‏

Nasr b. Ali el-Cehdamî bize haber verdi, Abdülâlâ'dan, dedi ki: Ma'mer bize anlattı, Zührî'den, o Urve'den, o Âişe'den (naklen) dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, bir ay boyunca kadınlarının yanına girmeyeceğine dair yemin etti. Yirmi dokuz (gün) bekledi. Ben: "Sen bir ay (girmemek üzere) yemin etmemiş miydin?" dedim ve günleri yirmi dokuz olarak saydım. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Ay yirmi dokuzdur."

2132. Hadis

أَخْبَرَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ سَعْدِ بْنِ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ حَدَّثَنَا عَمِّي، قَالَ حَدَّثَنِي أَبِي، عَنْ صَالِحٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، أَنَّ عُبَيْدَ اللَّهِ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي ثَوْرٍ، حَدَّثَهُ ح، وَأَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ مَنْصُورٍ، قَالَ حَدَّثَنَا الْحَكَمُ بْنُ نَافِعٍ، قَالَ أَنْبَأَنَا شُعَيْبٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، قَالَ أَخْبَرَنِي عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي ثَوْرٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ لَمْ أَزَلْ حَرِيصًا أَنْ أَسْأَلَ عُمَرَ بْنَ الْخَطَّابِ عَنِ الْمَرْأَتَيْنِ مِنْ أَزْوَاجِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم اللَّتَيْنِ قَالَ اللَّهُ لَهُمَا ‏{‏ إِنْ تَتُوبَا إِلَى اللَّهِ فَقَدْ صَغَتْ قُلُوبُكُمَا ‏}‏ وَسَاقَ الْحَدِيثَ وَقَالَ فِيهِ فَاعْتَزَلَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم نِسَاءَهُ مِنْ أَجْلِ ذَلِكَ الْحَدِيثِ حِينَ أَفْشَتْهُ حَفْصَةُ إِلَى عَائِشَةَ تِسْعًا وَعِشْرِينَ لَيْلَةً ‏.‏ قَالَتْ عَائِشَةُ وَكَانَ قَالَ ‏"‏ مَا أَنَا بِدَاخِلٍ عَلَيْهِنَّ شَهْرًا ‏"‏ ‏.‏ مِنْ شِدَّةِ مَوْجِدَتِهِ عَلَيْهِنَّ حِينَ حَدَّثَهُ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ حَدِيثَهُنَّ فَلَمَّا مَضَتْ تِسْعٌ وَعِشْرُونَ لَيْلَةً دَخَلَ عَلَى عَائِشَةَ فَبَدَأَ بِهَا فَقَالَتْ لَهُ عَائِشَةُ إِنَّكَ قَدْ كُنْتَ آلَيْتَ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَنْ لاَ تَدْخُلَ عَلَيْنَا شَهْرًا وَإِنَّا أَصْبَحْنَا مِنْ تِسْعٍ وَعِشْرِينَ لَيْلَةً نَعُدُّهَا عَدَدًا فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ الشَّهْرُ تِسْعٌ وَعِشْرُونَ لَيْلَةً ‏"‏ ‏.‏

Ubeydullah b. Sa'd b. İbrahim bize haber verdi, dedi ki: Amcam bize anlattı, dedi ki: Babam bana anlattı, Salih'ten, o İbn Şihab'dan (naklen) ki Ubeydullah b. Abdullah b. Ebi Sevr ona anlatmış. (H) Yine Amr b. Mansur bize haber verdi, dedi ki: Hakem b. Nafi' bize anlattı, dedi ki: Şuayb bize bildirdi, Zührî'den, dedi ki: Ubeydullah b. Abdullah b. Ebi Sevr bana haber verdi, İbn Abbas'tan, dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in zevcelerinden haklarında Allah'ın: { Eğer ikiniz de Allah'a tevbe ederseniz (ne iyi), çünkü kalpleriniz (haktan) kaydı... } "Tahrim, 66/4" buyurduğu iki kadını Ömer b. el-Hattab'a sormayı çok istiyordum. (Ravi) hadisi (uzunca) sevk etti ve içinde şunu söyledi: Hafsa o sözü (sırrı) Ayşe'ye ifşa edince, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem o sözden dolayı kadınlarından yirmi dokuz gece uzaklaştı (ilâ yaptı). Ayşe dedi ki: Oysa "Ben onların yanına bir ay girmeyeceğim" demişti. Allah azze ve celle o kadınların durumunu (vahiyle) kendisine bildirdiği zaman onlara olan şiddetli öfkesinden dolayı (böyle yapmıştı). Yirmi dokuz gece geçince Ayşe'nin yanına girdi ve ondan başladı. Ayşe ona dedi ki: "Ey Allah'ın Resûlü! Sen bizim yanımıza bir ay girmeyeceğine yemin etmiştin. Biz ise yirmi dokuzuncu sabahı ettik, ben onları teker teker saydım." Bunun üzerine Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Ay yirmi dokuz gecedir."

2133. Hadis

أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ يَزِيدَ، - هُوَ أَبُو بُرَيْدٍ الْجَرْمِيُّ بَصْرِيٌّ - عَنْ بَهْزٍ، قَالَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي الْحَكَمِ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ أَتَانِي جِبْرِيلُ عَلَيْهِ السَّلاَمُ فَقَالَ الشَّهْرُ تِسْعٌ وَعِشْرُونَ يَوْمًا ‏"‏ ‏.‏

Amr b. Yezid -ki bu Ebu Büreyd el-Cermî'dir, Basralıdır- bize haber verdi, Behz'den, dedi ki: Şu'be bize anlattı, Seleme'den, o Ebu'l-Hakem'den, o İbn Abbas'tan, o Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den (naklen) ki şöyle buyurdu: "Cebrail aleyhisselâm bana geldi ve: 'Ay yirmi dokuz gündür' dedi."

2134. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، عَنْ مُحَمَّدٍ، وَذَكَرَ، كَلِمَةً مَعْنَاهَا حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ سَلَمَةَ، قَالَ سَمِعْتُ أَبَا الْحَكَمِ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ الشَّهْرُ تِسْعٌ وَعِشْرُونَ يَوْمًا ‏"‏ ‏.‏

Muhammed b. Beşşâr bize haber verdi, Muhammed'den, -o (Muhammed) bize anlattı manasında bir kelime zikretti-, dedi ki: Şu'be bize anlattı, Seleme'den, dedi ki: Ebu'l-Hakem'i işittim, İbn Abbas'tan (naklen) dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Ay yirmi dokuz gündür."

2135. Hadis

أَخْبَرَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بِشْرٍ، عَنْ إِسْمَاعِيلَ بْنِ أَبِي خَالِدٍ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ سَعْدِ بْنِ أَبِي وَقَّاصٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ ضَرَبَ بِيَدِهِ عَلَى الأُخْرَى وَقَالَ ‏ "‏ الشَّهْرُ هَكَذَا وَهَكَذَا وَهَكَذَا ‏"‏ ‏.‏ وَنَقَصَ فِي الثَّالِثَةِ إِصْبَعًا ‏.‏

İshak b. İbrahim bize haber verdi, dedi ki: Muhammed b. Bişr bize anlattı, İsmail b. Ebi Halid'den, o Muhammed b. Sa'd b. Ebi Vakkas'tan, o babasından (naklen) ki Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem elini diğer eline vurdu ve şöyle buyurdu: "Ay şöyledir, şöyledir ve şöyledir." Üçüncüsünde bir parmağını eksiltti.

2136. Hadis

أَخْبَرَنَا سُوَيْدُ بْنُ نَصْرٍ، قَالَ أَنْبَأَنَا عَبْدُ اللَّهِ، عَنْ إِسْمَاعِيلَ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ سَعْدٍ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ الشَّهْرُ هَكَذَا وَهَكَذَا وَهَكَذَا ‏"‏ ‏.‏ يَعْنِي تِسْعَةً وَعِشْرِينَ ‏.‏ رَوَاهُ يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ وَغَيْرُهُ عَنْ إِسْمَاعِيلَ عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ سَعْدٍ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم ‏.‏

Süveyd b. Nasr bize haber verdi, dedi ki: Abdullah bize bildirdi, İsmail'den, o Muhammed b. Sa'd'dan, o babasından (naklen) dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Ay şöyledir, şöyledir ve şöyledir." Yani yirmi dokuz (gündür). Yahya b. Said ve başkası bunu İsmail'den, o Muhammed b. Sa'd'dan, o Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den (mürsel olarak) rivayet etmiştir.

2137. Hadis

أَخْبَرَنَا أَحْمَدُ بْنُ سُلَيْمَانَ، قَالَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عُبَيْدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ سَعْدِ بْنِ أَبِي وَقَّاصٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ الشَّهْرُ هَكَذَا وَهَكَذَا وَهَكَذَا ‏"‏ ‏.‏ وَصَفَّقَ مُحَمَّدُ بْنُ عُبَيْدٍ بِيَدَيْهِ يَنْعَتُهَا ثَلاَثًا ثُمَّ قَبَضَ فِي الثَّالِثَةِ الإِبْهَامَ فِي الْيُسْرَى ‏.‏ قَالَ يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ قُلْتُ لإِسْمَاعِيلَ عَنْ أَبِيهِ قَالَ لاَ ‏.‏

Ahmed b. Süleyman bize haber verdi, dedi ki: Muhammed b. Ubeyd bize anlattı, dedi ki: İsmail bize anlattı, Muhammed b. Sa'd b. Ebi Vakkas'tan, dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Ay şöyledir, şöyledir ve şöyledir." Muhammed b. Ubeyd ellerini üç kere birbirine vurarak bunu tarif etti, sonra üçüncüsünde sol (elinin) başparmağını yumdu (kapattı). Yahya b. Said dedi ki: "İsmail'e: 'Babasından mı?' diye sordum. 'Hayır' dedi."

2138. Hadis

أَخْبَرَنَا أَبُو دَاوُدَ، قَالَ حَدَّثَنَا هَارُونُ، قَالَ حَدَّثَنَا عَلِيٌّ، - هُوَ ابْنُ الْمُبَارَكِ - قَالَ حَدَّثَنَا يَحْيَى، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ الشَّهْرُ يَكُونُ تِسْعَةً وَعِشْرِينَ وَيَكُونُ ثَلاَثِينَ فَإِذَا رَأَيْتُمُوهُ فَصُومُوا وَإِذَا رَأَيْتُمُوهُ فَأَفْطِرُوا فَإِنْ غُمَّ عَلَيْكُمْ فَأَكْمِلُوا الْعِدَّةَ ‏"‏ ‏.‏

Ebu Davud bize haber verdi, dedi ki: Harun bize anlattı, dedi ki: Ali -ki İbnü'l-Mübarek'tir- bize anlattı, dedi ki: Yahya bize anlattı, Ebu Seleme'den, o Ebu Hureyre'den (naklen) dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Ay yirmi dokuz olur, otuz da olur. Onu gördüğünüz zaman oruç tutun, onu gördüğünüz zaman iftar edin. Eğer size (hava) kapalı gelirse, sayıyı tamamlayın."

2139. Hadis

أَخْبَرَنِي عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ فَضَالَةَ بْنِ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ أَنْبَأَنَا مُحَمَّدٌ، قَالَ حَدَّثَنَا مُعَاوِيَةُ، ح وَأَخْبَرَنِي أَحْمَدُ بْنُ مُحَمَّدِ بْنِ الْمُغِيرَةِ، قَالَ حَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ سَعِيدٍ، عَنْ مُعَاوِيَةَ، - وَاللَّفْظُ لَهُ - عَنْ يَحْيَى بْنِ أَبِي كَثِيرٍ، أَنَّ أَبَا سَلَمَةَ، أَخْبَرَهُ أَنَّهُ، سَمِعَ عَبْدَ اللَّهِ، وَهُوَ - ابْنُ عُمَرَ - يَقُولُ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ‏ "‏ الشَّهْرُ تِسْعٌ وَعِشْرُونَ ‏"‏ ‏.‏

Ubeydullah b. Fadale b. İbrahim bana haber verdi, dedi ki: Muhammed bize bildirdi, dedi ki: Muaviye bize anlattı. (H) Yine Ahmed b. Muhammed b. el-Muğire bana haber verdi, dedi ki: Osman b. Said bize anlattı, Muaviye'den -ki lafız ona aittir-, o Yahya b. Ebi Kesîr'den, o Ebu Seleme'den, ona haber verdiğine göre o Abdullah'ı -ki o İbn Ömer'dir- şöyle derken işitmiştir: Ben Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i şöyle buyururken işittim: "Ay yirmi dokuz (gündür)."

2140. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنِ الأَسْوَدِ بْنِ قَيْسٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ عَمْرٍو، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ إِنَّا أُمَّةٌ أُمِّيَّةٌ لاَ نَكْتُبُ وَلاَ نَحْسِبُ الشَّهْرُ هَكَذَا وَهَكَذَا وَهَكَذَا ‏"‏ ‏.‏ ثَلاَثًا حَتَّى ذَكَرَ تِسْعًا وَعِشْرِينَ ‏.‏

Muhammed b. el-Müsenna bize haber verdi, dedi ki: Abdurrahman bize anlattı, Süfyan'dan, o El-Esved b. Kays'tan, o Said b. Amr'dan, o İbn Ömer'den, o Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den (naklen) ki şöyle buyurdu: "Biz ümmî bir ümmetiz, yazmayız ve hesap yapmayız. Ay şöyledir, şöyledir ve şöyledir." (Bunu) üç kez (elleriyle işaret ederek) yirmi dokuzu zikredinceye kadar (yaptı).

2141. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، وَمُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، عَنْ مُحَمَّدٍ، عَنْ شُعْبَةَ، عَنِ الأَسْوَدِ بْنِ قَيْسٍ، قَالَ سَمِعْتُ سَعِيدَ بْنَ عَمْرِو بْنِ سَعِيدِ بْنِ أَبِي الْعَاصِ، أَنَّهُ سَمِعَ ابْنَ عُمَرَ، يُحَدِّثُ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏"‏ إِنَّا أُمَّةٌ أُمِّيَّةٌ لاَ نَحْسِبُ وَلاَ نَكْتُبُ وَالشَّهْرُ هَكَذَا وَهَكَذَا وَهَكَذَا ‏"‏ ‏.‏ وَعَقَدَ الإِبْهَامَ فِي الثَّالِثَةِ ‏"‏ وَالشَّهْرُ هَكَذَا وَهَكَذَا وَهَكَذَا ‏"‏ ‏.‏ تَمَامَ الثَّلاَثِينَ ‏.‏

Muhammed b. el-Müsenna ve Muhammed b. Beşşâr bize haber verdi, Muhammed'den, o Şu'be'den, o El-Esved b. Kays'tan, dedi ki: Said b. Amr b. Said b. Ebi'l-Âs'ı işittim, o da İbn Ömer'i, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den şöyle hadis rivayet ederken işitmiş: "Biz ümmî bir ümmetiz, hesap yapmayız ve yazmayız. Ay şöyledir, şöyledir ve şöyledir" buyurdu ve üçüncüde başparmağını yumdu. "Ve ay şöyledir, şöyledir ve şöyledir" (diyerek) otuza tamamladı.

2142. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الأَعْلَى، قَالَ حَدَّثَنَا خَالِدٌ، قَالَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ جَبَلَةَ بْنِ سُحَيْمٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ الشَّهْرُ هَكَذَا ‏"‏ ‏.‏ وَوَصَفَ شُعْبَةُ عَنْ صِفَةِ جَبَلَةَ عَنْ صِفَةِ ابْنِ عُمَرَ أَنَّهُ تِسْعٌ وَعِشْرُونَ فِيمَا حَكَى مِنْ صَنِيعِهِ مَرَّتَيْنِ بِأَصَابِعِ يَدَيْهِ وَنَقَصَ فِي الثَّالِثَةِ إِصْبَعًا مِنْ أَصَابِعِ يَدَيْهِ ‏.‏

Muhammed b. Abdülâlâ bize haber verdi, dedi ki: Halid bize anlattı, dedi ki: Şu'be bize anlattı, Cebele b. Süheym'den, o İbn Ömer'den, o Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den (naklen) ki şöyle buyurdu: "Ay şöyledir." Şu'be; Cebele'nin tarifinden, o da İbn Ömer'in tarifinden (naklen), "bunun yirmi dokuz olduğunu" tarif etti. Yaptığı hareketten anlattığına göre; ellerinin parmaklarıyla iki kez (on ve on olarak gösterdi), üçüncüde ise ellerinin parmaklarından bir parmağı eksiltti.

2143. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، قَالَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدٌ، قَالَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ عُقْبَةَ، - يَعْنِي ابْنَ حُرَيْثٍ - قَالَ سَمِعْتُ ابْنَ عُمَرَ، يَقُولُ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ الشَّهْرُ تِسْعٌ وَعِشْرُونَ ‏"‏ ‏.‏

Muhammed b. el-Müsenna bize haber verdi, dedi ki: Muhammed bize anlattı, dedi ki: Şu'be bize anlattı, Ukbe'den -yani İbn Hureys'ten-, dedi ki: İbn Ömer'i şöyle derken işittim: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Ay yirmi dokuz (gündür)."

2144. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ عَيَّاشٍ، عَنْ عَاصِمٍ، عَنْ زِرٍّ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ تَسَحَّرُوا فَإِنَّ فِي السَّحُورِ بَرَكَةً ‏"‏ ‏.‏ وَقَفَهُ عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ سَعِيدٍ ‏.‏

Muhammed b. Beşşâr bize haber verdi, dedi ki: Abdurrahman bize anlattı, dedi ki: Ebu Bekir b. Ayyaş bize anlattı, Asım'dan, o Zirr'den, o Abdullah'tan (naklen) dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Sahur yapın, çünkü sahurda bereket vardır." Ubeydullah b. Said bu hadisi mevkuf olarak rivayet etmiştir.

2145. Hadis

أَخْبَرَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ سَعِيدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ، عَنْ أَبِي بَكْرِ بْنِ عَيَّاشٍ، عَنْ عَاصِمٍ، عَنْ زِرٍّ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ تَسَحَّرُوا ‏.‏ قَالَ عُبَيْدُ اللَّهِ لاَ أَدْرِي كَيْفَ لَفْظُهُ ‏.‏

Ubeydullah b. Said bize haber verdi, dedi ki: Abdurrahman bize anlattı, Ebu Bekir b. Ayyaş'tan, o Asım'dan, o Zirr'den, o Abdullah'tan (naklen) dedi ki: "Sahur yapın." Ubeydullah: "Onun lafzının tam olarak nasıl olduğunu bilmiyorum" dedi.

2146. Hadis

أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، عَنْ قَتَادَةَ، وَعَبْدِ الْعَزِيزِ، عَنْ أَنَسٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ تَسَحَّرُوا فَإِنَّ فِي السَّحُورِ بَرَكَةً ‏"‏ ‏.‏

Kuteybe bize haber verdi, dedi ki: Ebu Avâne bize anlattı, Katâde'den ve Abdülaziz'den, onlar Enes'ten (naklen) dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Sahur yapın, çünkü sahurda bereket vardır."

2147. Hadis

أَخْبَرَنَا عَلِيُّ بْنُ سَعِيدِ بْنِ جَرِيرٍ، - نَسَائِيٌّ - قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو الرَّبِيعِ، قَالَ حَدَّثَنَا مَنْصُورُ بْنُ أَبِي الأَسْوَدِ، عَنْ عَبْدِ الْمَلِكِ بْنِ أَبِي سُلَيْمَانَ، عَنْ عَطَاءٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ تَسَحَّرُوا فَإِنَّ فِي السَّحُورِ بَرَكَةً ‏"‏ ‏.‏

Ali b. Said b. Cerir -Neseî'dir- bize haber verdi, dedi ki: Ebu'r-Rabi' bize anlattı, dedi ki: Mansur b. Ebi'l-Esved bize anlattı, Abdülmelik b. Ebi Süleyman'dan, o Atâ'dan, o Ebu Hureyre'den (naklen) dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Sahur yapın, çünkü sahurda bereket vardır."

2148. Hadis

أَخْبَرَنَا أَحْمَدُ بْنُ سُلَيْمَانَ، قَالَ حَدَّثَنَا يَزِيدُ، قَالَ أَنْبَأَنَا عَبْدُ الْمَلِكِ بْنُ أَبِي سُلَيْمَانَ، عَنْ عَطَاءٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ تَسَحَّرُوا فَإِنَّ فِي السَّحُورِ بَرَكَةً ‏.‏ رَفَعَهُ ابْنُ أَبِي لَيْلَى ‏.‏

Ahmed b. Süleyman bize haber verdi, dedi ki: Yezid bize anlattı, dedi ki: Abdülmelik b. Ebi Süleyman bize bildirdi, Atâ'dan, o Ebu Hureyre'den (naklen) dedi ki: "Sahur yapın, çünkü sahurda bereket vardır." İbn Ebi Leylâ bu hadisi merfû olarak rivayet etmiştir.

2149. Hadis

أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ عَلِيٍّ، قَالَ حَدَّثَنَا يَحْيَى، قَالَ حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي لَيْلَى، عَنْ عَطَاءٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ تَسَحَّرُوا فَإِنَّ فِي السَّحُورِ بَرَكَةً ‏"‏ ‏.‏

Amr b. Ali bize haber verdi, dedi ki: Yahya bize anlattı, dedi ki: İbn Ebi Leylâ bize anlattı, Atâ'dan, o Ebu Hureyre'den, o Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den (naklen) ki şöyle buyurdu: "Sahur yapın, çünkü sahurda bereket vardır."

2150. Hadis

أَخْبَرَنَا عَبْدُ الأَعْلَى بْنُ وَاصِلِ بْنِ عَبْدِ الأَعْلَى، قَالَ حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ آدَمَ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنِ ابْنِ أَبِي لَيْلَى، عَنْ عَطَاءٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ تَسَحَّرُوا فَإِنَّ فِي السَّحُورِ بَرَكَةً ‏"‏ ‏.‏

Abdülâlâ b. Vâsıl b. Abdülâlâ bize haber verdi, dedi ki: Yahya b. Adem bize anlattı, Süfyan'dan, o İbn Ebi Leylâ'dan, o Atâ'dan, o Ebu Hureyre'den (naklen) dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Sahur yapın, çünkü sahurda bereket vardır."

2151. Hadis

أَخْبَرَنَا زَكَرِيَّا بْنُ يَحْيَى، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ خَلاَّدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ فُضَيْلٍ، قَالَ حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ تَسَحَّرُوا فَإِنَّ فِي السَّحُورِ بَرَكَةً ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عَبْدِ الرَّحْمَنِ حَدِيثُ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ هَذَا إِسْنَادُهُ حَسَنٌ وَهُوَ مُنْكَرٌ وَأَخَافُ أَنْ يَكُونَ الْغَلَطُ مِنْ مُحَمَّدِ بْنِ فُضَيْلٍ ‏.‏

Zekeriya b. Yahya bize haber verdi, dedi ki: Ebu Bekir b. Hallâd bize anlattı, dedi ki: Muhammed b. Fudayl bize anlattı, dedi ki: Yahya b. Said bize anlattı, Ebu Seleme'den, o Ebu Hureyre'den (naklen) dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Sahur yapın, çünkü sahurda bereket vardır." Ebu Abdurrahman (Neseî) dedi ki: Yahya b. Said'in bu hadisinin senedi hasendir ancak (metin olarak) münkerdir. Hatanın Muhammed b. Fudayl'dan olmasından korkarım (endişe ederim).

2152. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى بْنِ أَيُّوبَ، قَالَ أَنْبَأَنَا وَكِيعٌ، قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ عَاصِمٍ، عَنْ زِرٍّ، قَالَ قُلْنَا لِحُذَيْفَةَ أَىَّ سَاعَةٍ تَسَحَّرْتَ مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ هُوَ النَّهَارُ إِلاَّ أَنَّ الشَّمْسَ لَمْ تَطْلُعْ ‏.‏

Muhammed b. Yahya b. Eyyub bize haber verdi, dedi ki: Vekî' bize bildirdi, dedi ki: Süfyan bize anlattı, Asım'dan, o Zirr'den (naklen) dedi ki: Huzeyfe'ye: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile hangi saatte sahur yaptın?" diye sorduk. Dedi ki: "Gündüzdü, ancak şu kadar var ki güneş (henüz) doğmamıştı."

2153. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، قَالَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدٌ، قَالَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ عَدِيٍّ، قَالَ سَمِعْتُ زِرَّ بْنَ حُبَيْشٍ، قَالَ تَسَحَّرْتُ مَعَ حُذَيْفَةَ ثُمَّ خَرَجْنَا إِلَى الصَّلاَةِ فَلَمَّا أَتَيْنَا الْمَسْجِدَ صَلَّيْنَا رَكْعَتَيْنِ وَأُقِيمَتِ الصَّلاَةُ وَلَيْسَ بَيْنَهُمَا إِلاَّ هُنَيْهَةٌ ‏.‏

Muhammed b. Beşşâr bize haber verdi, dedi ki: Muhammed bize anlattı, dedi ki: Şu'be bize anlattı, Adiy'den, dedi ki: Zirr b. Hubeyş'i şöyle derken işittim: "Huzeyfe ile birlikte sahur yaptım, sonra namaza çıktık. Mescide vardığımızda iki rekat namaz kıldık ve (farz) namaz için kamet getirildi. (Sahur ile namaz) arasında sadece az bir vakit vardı."

2154. Hadis

أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ عَلِيٍّ، قَالَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ فُضَيْلٍ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو يَعْفُورٍ، قَالَ حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ، عَنْ صِلَةَ بْنِ زُفَرَ، قَالَ تَسَحَّرْتُ مَعَ حُذَيْفَةَ ثُمَّ خَرَجْنَا إِلَى الْمَسْجِدِ فَصَلَّيْنَا رَكْعَتَىِ الْفَجْرِ ثُمَّ أُقِيمَتِ الصَّلاَةُ فَصَلَّيْنَا ‏.‏

Amr b. Ali bize haber verdi, dedi ki: Muhammed b. Fudayl bize anlattı, dedi ki: Ebu Ya'fûr bize anlattı, dedi ki: İbrahim bize anlattı, Sıla b. Züfer'den (naklen) dedi ki: "Huzeyfe ile birlikte sahur yaptım. Sonra mescide çıktık. Sabahın iki rekatını (sünnetini) kıldık. Sonra namaz için kamet getirildi ve (farzı) kıldık."

2155. Hadis

أَخْبَرَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، قَالَ حَدَّثَنَا هِشَامٌ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَنَسٍ، عَنْ زَيْدِ بْنِ ثَابِتٍ، قَالَ تَسَحَّرْنَا مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ثُمَّ قُمْنَا إِلَى الصَّلاَةِ ‏.‏ قُلْتُ كَمْ كَانَ بَيْنَهُمَا قَالَ قَدْرَ مَا يَقْرَأُ الرَّجُلُ خَمْسِينَ آيَةً ‏.‏

İshak b. İbrahim bize haber verdi, dedi ki: Vekî' bize anlattı, dedi ki: Hişam bize anlattı, Katâde'den, o Enes'ten, o Zeyd b. Sabit'ten (naklen) dedi ki: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile birlikte sahur yaptık, sonra namaza kalktık." (Enes diyor ki) "İkisi arasında ne kadar süre vardı?" dedim. "Bir kişinin elli ayet okuyacağı miktar kadar" dedi.

2156. Hadis

أَخْبَرَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ مَسْعُودٍ، قَالَ حَدَّثَنَا خَالِدٌ، قَالَ حَدَّثَنَا هِشَامٌ، قَالَ حَدَّثَنَا قَتَادَةُ، عَنْ أَنَسٍ، عَنْ زَيْدِ بْنِ ثَابِتٍ، قَالَ تَسَحَّرْنَا مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ثُمَّ قُمْنَا إِلَى الصَّلاَةِ ‏.‏ قُلْتُ زُعِمَ أَنَّ أَنَسًا الْقَائِلُ مَا كَانَ بَيْنَ ذَلِكَ قَالَ قَدْرَ مَا يَقْرَأُ الرَّجُلُ خَمْسِينَ آيَةً ‏.‏

İsmail b. Mesud bize haber verdi, dedi ki: Halid bize anlattı, dedi ki: Hişam bize anlattı, dedi ki: Katâde bize anlattı, Enes'ten, o Zeyd b. Sabit'ten (naklen) dedi ki: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile birlikte sahur yaptık, sonra namaza kalktık." (Ravi) dedi ki: "Arada ne kadar zaman vardı?" diye soranın Enes olduğu iddia edildi. (Zeyd): "Bir kişinin elli ayet okuyacağı miktar kadar" dedi.

2157. Hadis

أَخْبَرَنَا أَبُو الأَشْعَثِ، قَالَ حَدَّثَنَا خَالِدٌ، قَالَ حَدَّثَنَا سَعِيدٌ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَنَسٍ، رضى الله عنه قَالَ تَسَحَّرَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَزَيْدُ بْنُ ثَابِتٍ ثُمَّ قَامَا فَدَخَلاَ فِي صَلاَةِ الصُّبْحِ ‏.‏ فَقُلْنَا لأَنَسٍ كَمْ كَانَ بَيْنَ فَرَاغِهِمَا وَدُخُولِهِمَا فِي الصَّلاَةِ قَالَ قَدْرَ مَا يَقْرَأُ الإِنْسَانُ خَمْسِينَ آيَةً ‏.‏

Ebu'l-Eş'as bize haber verdi, dedi ki: Halid bize anlattı, dedi ki: Said bize anlattı, Katâde'den, o Enes'ten radıyallahu anh (naklen) dedi ki: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ve Zeyd b. Sabit sahur yaptılar. Sonra kalktılar ve sabah namazına girdiler (başladılar)." Enes'e dedik ki: "Onların (yemeyi) bitirmeleriyle namaza girmeleri arasında ne kadar vakit vardı?" Dedi ki: "Bir insanın elli ayet okuyacağı miktar kadar."

2158. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الأَعْلَى، قَالَ حَدَّثَنَا خَالِدٌ، قَالَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ سُلَيْمَانَ، عَنْ خَيْثَمَةَ، عَنْ أَبِي عَطِيَّةَ، قَالَ قُلْتُ لِعَائِشَةَ فِينَا رَجُلاَنِ مِنْ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَحَدُهُمَا يُعَجِّلُ الإِفْطَارَ وَيُؤَخِّرُ السُّحُورَ وَالآخَرُ يُؤَخِّرُ الإِفْطَارَ وَيُعَجِّلُ السُّحُورَ ‏.‏ قَالَتْ أَيُّهُمَا الَّذِي يُعَجِّلُ الإِفْطَارَ وَيُؤَخِّرُ السُّحُورَ قُلْتُ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مَسْعُودٍ ‏.‏ قَالَتْ هَكَذَا كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَصْنَعُ ‏.‏

Muhammed b. Abdülâlâ bize haber verdi, dedi ki: Halid bize anlattı, dedi ki: Şu'be bize anlattı, Süleyman'dan, o Hayseme'den, o Ebu Atiyye'den (naklen) dedi ki: Ayşe'ye dedim ki: "Aramızda Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in ashabından iki kişi var. Bunlardan biri iftarda acele ediyor, sahuru geciktiriyor. Diğeri ise iftarı geciktiriyor, sahurda acele ediyor." (Ayşe) dedi ki: "Hangisi iftarda acele edip sahuru geciktiriyor?" "Abdullah b. Mesud" dedim. Dedi ki: "İşte Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem de böyle yapardı."

2159. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ، قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ خَيْثَمَةَ، عَنْ أَبِي عَطِيَّةَ، قَالَ قُلْتُ لِعَائِشَةَ فِينَا رَجُلاَنِ أَحَدُهُمَا يُعَجِّلُ الإِفْطَارَ وَيُؤَخِّرُ السُّحُورَ وَالآخَرُ يُؤَخِّرُ الْفِطْرَ وَيُعَجِّلُ السُّحُورَ ‏.‏ قَالَتْ أَيُّهُمَا الَّذِي يُعَجِّلُ الإِفْطَارَ وَيُؤَخِّرُ السُّحُورَ قُلْتُ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مَسْعُودٍ ‏.‏ قَالَتْ هَكَذَا كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَصْنَعُ ‏.‏

Muhammed b. Beşşâr bize haber verdi, dedi ki: Abdurrahman bize anlattı, dedi ki: Süfyan bize anlattı, A'meş'ten, o Hayseme'den, o Ebu Atiyye'den (naklen) dedi ki: Ayşe'ye dedim ki: "Aramızda iki kişi var. Bunlardan biri iftarda acele ediyor, sahuru geciktiriyor. Diğeri ise iftarı geciktiriyor, sahurda acele ediyor." (Ayşe) dedi ki: "Hangisi iftarda acele edip sahuru geciktiriyor?" "Abdullah b. Mesud" dedim. Dedi ki: "İşte Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem de böyle yapardı."

2160. Hadis

أَخْبَرَنَا أَحْمَدُ بْنُ سُلَيْمَانَ، قَالَ حَدَّثَنَا حُسَيْنٌ، عَنْ زَائِدَةَ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ عُمَارَةَ، عَنْ أَبِي عَطِيَّةَ، قَالَ دَخَلْتُ أَنَا وَمَسْرُوقٌ، عَلَى عَائِشَةَ فَقَالَ لَهَا مَسْرُوقٌ رَجُلاَنِ مِنْ أَصْحَابِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كِلاَهُمَا لاَ يَأْلُو عَنِ الْخَيْرِ أَحَدُهُمَا يُؤَخِّرُ الصَّلاَةَ وَالْفِطْرَ وَالآخَرُ يُعَجِّلُ الصَّلاَةَ وَالْفِطْرَ ‏.‏ فَقَالَتْ عَائِشَةُ أَيُّهُمَا الَّذِي يُعَجِّلُ الصَّلاَةَ وَالْفِطْرَ قَالَ مَسْرُوقٌ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مَسْعُودٍ ‏.‏ فَقَالَتْ عَائِشَةُ هَكَذَا كَانَ يَصْنَعُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏.‏

Ahmed b. Süleyman bize haber verdi, dedi ki: Hüseyin bize anlattı, Zaide'den, o A'meş'ten, o Umâre'den, o Ebu Atiyye'den (naklen) dedi ki: Ben ve Mesruk, Ayşe'nin yanına girdik. Mesruk ona dedi ki: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in ashabından iki kişi var, ikisi de hayırda kusur etmiyorlar. Biri namazı ve iftarı geciktiriyor, diğeri ise namazı ve iftarı acele yapıyor." Ayşe dedi ki: "Hangisi namazı ve iftarı acele yapıyor?" Mesruk: "Abdullah b. Mesud" dedi. Bunun üzerine Ayşe: "İşte Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem de böyle yapardı" dedi.

2161. Hadis

أَخْبَرَنَا هَنَّادُ بْنُ السَّرِيِّ، عَنْ أَبِي مُعَاوِيَةَ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ عُمَارَةَ، عَنْ أَبِي عَطِيَّةَ، قَالَ دَخَلْتُ أَنَا وَمَسْرُوقٌ، عَلَى عَائِشَةَ فَقُلْنَا لَهَا يَا أُمَّ الْمُؤْمِنِينَ رَجُلاَنِ مِنْ أَصْحَابِ مُحَمَّدٍ صلى الله عليه وسلم أَحَدُهُمَا يُعَجِّلُ الإِفْطَارَ وَيُعَجِّلُ الصَّلاَةَ وَالآخَرُ يُؤَخِّرُ الإِفْطَارَ وَيُؤَخِّرُ الصَّلاَةَ ‏.‏ فَقَالَتْ أَيُّهُمَا يُعَجِّلُ الإِفْطَارَ وَيُعَجِّلُ الصَّلاَةَ قُلْنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مَسْعُودٍ ‏.‏ قَالَتْ هَكَذَا كَانَ يَصْنَعُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏.‏ وَالآخَرُ أَبُو مُوسَى رضى الله عنهما ‏.‏

Hennâd b. es-Serî bize haber verdi, Ebu Muaviye'den, o A'meş'ten, o Umâre'den, o Ebu Atiyye'den (naklen) dedi ki: Ben ve Mesruk, Ayşe'nin yanına girdik ve ona dedik ki: "Ey Müminlerin Annesi! Muhammed sallallâhu aleyhi ve sellem'in ashabından iki kişi var. Bunlardan biri iftarda acele ediyor ve namazı (kılmakta) acele ediyor. Diğeri ise iftarı geciktiriyor ve namazı geciktiriyor." Ayşe: "Hangisi iftarda ve namazda acele ediyor?" dedi. "Abdullah b. Mesud" dedik. Dedi ki: "İşte Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem de böyle yapardı." Diğer kişi ise Ebu Musa idi radıyallahu anhüma.

2162. Hadis

أَخْبَرَنَا إِسْحَاقُ بْنُ مَنْصُورٍ، قَالَ أَنْبَأَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ، قَالَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ عَبْدِ الْحَمِيدِ، صَاحِبِ الزِّيَادِيِّ قَالَ سَمِعْتُ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ الْحَارِثِ، يُحَدِّثُ عَنْ رَجُلٍ، مِنْ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ دَخَلْتُ عَلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَهُوَ يَتَسَحَّرُ فَقَالَ ‏ "‏ إِنَّهَا بَرَكَةٌ أَعْطَاكُمُ اللَّهُ إِيَّاهَا فَلاَ تَدَعُوهُ ‏"‏ ‏.‏

İshak b. Mansur bize haber verdi, dedi ki: Abdurrahman bize bildirdi, dedi ki: Şu'be bize anlattı, Abdülhamid'den -Ziyâdî'nin arkadaşı-, dedi ki: Abdullah b. el-Haris'i, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in ashabından bir adamdan şöyle hadis rivayet ederken işittim: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in yanına girdim, sahur yiyordu. Şöyle buyurdu: "Muhakkak ki o (sahur), Allah'ın size verdiği bir berekettir, onu sakın bırakmayın."

2163. Hadis

أَخْبَرَنَا شُعَيْبُ بْنُ يُوسُفَ، - بَصْرِيٌّ - قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ، عَنْ مُعَاوِيَةَ بْنِ صَالِحٍ، عَنْ يُونُسَ بْنِ سَيْفٍ، عَنِ الْحَارِثِ بْنِ زِيَادٍ، عَنْ أَبِي رُهْمٍ، عَنِ الْعِرْبَاضِ بْنِ سَارِيَةَ، قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَهُوَ يَدْعُو إِلَى السَّحُورِ فِي شَهْرِ رَمَضَانَ وَقَالَ ‏ "‏ هَلُمُّوا إِلَى الْغَدَاءِ الْمُبَارَكِ ‏"‏ ‏.‏

Şuayb b. Yusuf -Basralıdır- bize haber verdi, dedi ki: Abdurrahman bize anlattı, Muaviye b. Salih'ten, o Yunus b. Seyf'ten, o Haris b. Ziyad'dan, o Ebu Ruhm'den, o İrbâd b. Sâriye'den (naklen) dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i Ramazan ayında sahura davet ederken işittim, şöyle diyordu: "Mübarek yemeğe gelin!"

2164. Hadis

أَخْبَرَنَا سُوَيْدُ بْنُ نَصْرٍ، قَالَ أَنْبَأَنَا عَبْدُ اللَّهِ، عَنْ بَقِيَّةَ بْنِ الْوَلِيدِ، قَالَ أَخْبَرَنِي بَحِيرُ بْنُ سَعْدٍ، عَنْ خَالِدِ بْنِ مَعْدَانَ، عَنِ الْمِقْدَامِ بْنِ مَعْدِيكَرِبَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ عَلَيْكُمْ بِغَدَاءِ السُّحُورِ فَإِنَّهُ هُوَ الْغَدَاءُ الْمُبَارَكُ ‏"‏ ‏.‏

Süveyd b. Nasr bize haber verdi, dedi ki: Abdullah bize bildirdi, Bakıyye b. el-Velid'den, dedi ki: Bahîr b. Said bana haber verdi, Halid b. Ma'dân'dan, o Mikdâm b. Ma'dîkerib'den, o Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den (naklen) ki şöyle buyurdu: "Sahur yemeğine devam edin, çünkü o mübarek bir yemektir."

2165. Hadis

أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ عَلِيٍّ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ، قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ ثَوْرٍ، عَنْ خَالِدِ بْنِ مَعْدَانَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لِرَجُلٍ ‏ "‏ هَلُمَّ إِلَى الْغَدَاءِ الْمُبَارَكِ ‏"‏ ‏.‏ يَعْنِي السَّحُورَ ‏.‏

Amr b. Ali bize haber verdi, dedi ki: Abdurrahman bize anlattı, dedi ki: Süfyan bize anlattı, Sevr'den, o Halid b. Ma'dân'dan (naklen) dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bir adama şöyle buyurdu: "Mübarek yemeğe gel!" Yani sahura.

2166. Hadis

أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنْ مُوسَى بْنِ عُلَىٍّ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي قَيْسٍ، عَنْ عَمْرِو بْنِ الْعَاصِ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ إِنَّ فَصْلَ مَا بَيْنَ صِيَامِنَا وَصِيَامِ أَهْلِ الْكِتَابِ أَكْلَةُ السُّحُورِ ‏"‏ ‏.‏

Kuteybe bize haber verdi, dedi ki: Leys bize anlattı, Musa b. Ulayy'dan, o babasından, o Ebu Kays'tan, o Amr b. el-Âs'tan (naklen) dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Şüphesiz bizim orucumuzla Ehl-i Kitab'ın orucu arasındaki fark, sahur yemeğidir."

2167. Hadis

أَخْبَرَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ أَنْبَأَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، قَالَ أَنْبَأَنَا مَعْمَرٌ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَنَسٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَذَلِكَ عِنْدَ السُّحُورِ ‏"‏ يَا أَنَسُ إِنِّي أُرِيدُ الصِّيَامَ أَطْعِمْنِي شَيْئًا ‏"‏ ‏.‏ فَأَتَيْتُهُ بِتَمْرٍ وَإِنَاءٍ فِيهِ مَاءٌ وَذَلِكَ بَعْدَ مَا أَذَّنَ بِلاَلٌ فَقَالَ ‏"‏ يَا أَنَسُ انْظُرْ رَجُلاً يَأْكُلُ مَعِي ‏"‏ ‏.‏ فَدَعَوْتُ زَيْدَ بْنَ ثَابِتٍ فَجَاءَ فَقَالَ إِنِّي قَدْ شَرِبْتُ شَرْبَةَ سَوِيقٍ وَأَنَا أُرِيدُ الصِّيَامَ ‏.‏ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ وَأَنَا أُرِيدُ الصِّيَامَ ‏"‏ ‏.‏ فَتَسَحَّرَ مَعَهُ ثُمَّ قَامَ فَصَلَّى رَكْعَتَيْنِ ثُمَّ خَرَجَ إِلَى الصَّلاَةِ ‏.‏

İshak b. İbrahim bize haber verdi, dedi ki: Abdürrezzak bize bildirdi, dedi ki: Ma'mer bize bildirdi, Katâde'den, o Enes'ten (naklen) dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem -ki bu sahur vaktindeydi- şöyle buyurdu: "Ey Enes! Ben oruç tutmak istiyorum, bana yiyecek bir şeyler ver." Ona hurma ve içinde su bulunan bir kap getirdim. Bu, Bilal ezan okuduktan sonraydı. (Resûlullah) buyurdu ki: "Ey Enes! Benimle birlikte yiyecek bir adam bak (bul)." Zeyd b. Sabit'i çağırdım. Geldi ve dedi ki: "Ben bir içimlik sevîk (kavut) içtim ve oruç tutmak istiyorum." Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: "Ben de oruç tutmak istiyorum" buyurdu. (Zeyd) onunla birlikte sahur yaptı. Sonra (Resûlullah) kalktı, iki rekat namaz kıldı, sonra (farz) namaz için (mescide) çıktı.

2168. Hadis

أَخْبَرَنِي هِلاَلُ بْنُ الْعَلاَءِ بْنِ هِلاَلٍ، قَالَ حَدَّثَنَا حُسَيْنُ بْنُ عَيَّاشٍ، قَالَ حَدَّثَنَا زُهَيْرٌ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو إِسْحَاقَ، عَنِ الْبَرَاءِ بْنِ عَازِبٍ، أَنَّ أَحَدَهُمْ، كَانَ إِذَا نَامَ قَبْلَ أَنْ يَتَعَشَّى لَمْ يَحِلَّ لَهُ أَنْ يَأْكُلَ شَيْئًا وَلاَ يَشْرَبَ لَيْلَتَهُ وَيَوْمَهُ مِنَ الْغَدِ حَتَّى تَغْرُبَ الشَّمْسُ حَتَّى نَزَلَتْ هَذِهِ الآيَةُ ‏{‏ وَكُلُوا وَاشْرَبُوا ‏}‏ إِلَى ‏{‏ الْخَيْطِ الأَسْوَدِ ‏}‏ قَالَ وَنَزَلَتْ فِي أَبِي قَيْسِ بْنِ عَمْرٍو أَتَى أَهْلَهُ وَهُوَ صَائِمٌ بَعْدَ الْمَغْرِبِ فَقَالَ هَلْ مِنْ شَىْءٍ فَقَالَتِ امْرَأَتُهُ مَا عِنْدَنَا شَىْءٌ وَلَكِنْ أَخْرُجُ أَلْتَمِسُ لَكَ عَشَاءً ‏.‏ فَخَرَجَتْ وَوَضَعَ رَأْسَهُ فَنَامَ فَرَجَعَتْ إِلَيْهِ فَوَجَدَتْهُ نَائِمًا وَأَيْقَظَتْهُ فَلَمْ يَطْعَمْ شَيْئًا وَبَاتَ وَأَصْبَحَ صَائِمًا حَتَّى انْتَصَفَ النَّهَارُ فَغُشِيَ عَلَيْهِ وَذَلِكَ قَبْلَ أَنْ تَنْزِلَ هَذِهِ الآيَةُ فَأَنْزَلَ اللَّهُ فِيهِ ‏.‏

Hilal b. el-Alâ b. Hilal bana haber verdi, dedi ki: Hüseyin b. Ayyaş bize anlattı, dedi ki: Züheyr bize anlattı, dedi ki: Ebu İshak bize anlattı, Berâ b. Âzib'den (naklen) ki: (İslam'ın ilk dönemlerinde) onlardan biri akşam yemeği yemeden önce uyuduğu zaman, o gece ve ertesi gün güneş batıncaya kadar bir şey yemesi ve içmesi kendisine helal olmazdı. Nihayet şu ayet indi: { Yiyin ve için... } ta ki { ...siyah iplik } (kısmına kadar). (Berâ) dedi ki: Bu ayet Ebu Kays b. Amr hakkında indi. O, oruçlu iken akşamdan sonra hanımına geldi ve: "Bir şey var mı?" dedi. Hanımı: "Yanımızda bir şey yok, lakin çıkar senin için akşam yemeği ararım" dedi. Kadın çıktı, (o sırada) Ebu Kays başını koydu ve uyudu. Kadın ona döndüğünde onu uyumuş buldu ve onu uyandırdı (ancak hüküm gereği yiyemedi). Hiçbir şey yemedi, geceledi ve ertesi gün oruçlu olarak sabahladı. Nihayet gün ortası olduğunda üzerine baygınlık geldi. Bu olay, bu ayet inmeden önceydi. Bunun üzerine Allah onun hakkında (bu ayeti) indirdi.

2169. Hadis

أَخْبَرَنَا عَلِيُّ بْنُ حُجْرٍ، قَالَ حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، عَنْ مُطَرِّفٍ، عَنِ الشَّعْبِيِّ، عَنْ عَدِيِّ بْنِ حَاتِمٍ، أَنَّهُ سَأَلَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنْ قَوْلِهِ تَعَالَى ‏{‏ حَتَّى يَتَبَيَّنَ لَكُمُ الْخَيْطُ الأَبْيَضُ مِنَ الْخَيْطِ الأَسْوَدِ ‏}‏ قَالَ ‏"‏ هُوَ سَوَادُ اللَّيْلِ وَبَيَاضُ النَّهَارِ ‏"‏ ‏.‏

Ali b. Hucr bize haber verdi, dedi ki: Cerir bize anlattı, Mutarrif'ten, o Şa'bî'den, o Adiy b. Hatim'den (naklen) ki o, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e Yüce Allah'ın: { ...beyaz iplik siyah iplikten size seçilinceye kadar } sözünü sormuştu. (Resûlullah): "O, gecenin siyahlığı ve gündüzün beyazlığıdır" buyurdu.

2170. Hadis

أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ عَلِيٍّ، قَالَ حَدَّثَنَا يَحْيَى، قَالَ حَدَّثَنَا التَّيْمِيُّ، عَنْ أَبِي عُثْمَانَ، عَنِ ابْنِ مَسْعُودٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏"‏ إِنَّ بِلاَلاً يُؤَذِّنُ بِلَيْلٍ لِيُنَبِّهَ نَائِمَكُمْ وَيُرْجِعَ قَائِمَكُمْ وَلَيْسَ الْفَجْرُ أَنْ يَقُولَ هَكَذَا ‏"‏ ‏.‏ وَأَشَارَ بِكَفِّهِ ‏"‏ وَلَكِنِ الْفَجْرُ أَنْ يَقُولَ هَكَذَا ‏"‏ ‏.‏ وَأَشَارَ بِالسَّبَّابَتَيْنِ ‏.‏

Amr b. Ali bize haber verdi, dedi ki: Yahya bize anlattı, dedi ki: Teymî bize anlattı, Ebu Osman'dan, o İbn Mesud'dan, o Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den (naklen) ki şöyle buyurdu: "Şüphesiz Bilal geceleyin ezan okur; uyuyanınızı uyandırmak ve (namazda) kaim olanınızı geri döndürmek (sahura yöneltmek) için. Fecir, şöyle diyen (şöyle olan) değildir" -avcuyla (yukarı doğru) işaret etti-, "lakin fecir şöyle diyendir (şöyle olandır)." -İki şahadet parmağıyla (yana doğru yayılanı) işaret etti.-

2171. Hadis

أَخْبَرَنَا مَحْمُودُ بْنُ غَيْلاَنَ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو دَاوُدَ، قَالَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، أَنْبَأَنَا سَوَادَةُ بْنُ حَنْظَلَةَ، قَالَ سَمِعْتُ سَمُرَةَ، يَقُولُ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ لاَ يَغُرَّنَّكُمْ أَذَانُ بِلاَلٍ وَلاَ هَذَا الْبَيَاضُ حَتَّى يَنْفَجِرَ الْفَجْرُ هَكَذَا وَهَكَذَا ‏"‏ ‏.‏ يَعْنِي مُعْتَرِضًا ‏.‏ قَالَ أَبُو دَاوُدَ وَبَسَطَ بِيَدَيْهِ يَمِينًا وَشِمَالاً مَادًّا يَدَيْهِ ‏.‏

Mahmud b. Gaylân bize haber verdi, dedi ki: Bize Ebû Dâvûd anlattı, dedi ki: Bize Şu'be anlattı, (o da) Sevâde b. Hanzala'dan haber verdi, dedi ki: Semure'yi şöyle derken işittim: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Bilal'in ezanı ve şu (dikey) beyazlık sizi sakın aldatmasın! Fecir (tan yeri) şöyle ve şöyle yayılıncaya kadar (yiyip içebilirsiniz)." Yani (Resûlullah) enlemesine (yayılmayı) kastetti. Ebû Dâvûd dedi ki: Ve (Ravi) ellerini sağa ve sola açarak uzattı.

2172. Hadis

أَخْبَرَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ أَنْبَأَنَا الْوَلِيدُ، عَنِ الأَوْزَاعِيِّ، عَنْ يَحْيَى، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ لاَ تَقَدَّمُوا قَبْلَ الشَّهْرِ بِصِيَامٍ إِلاَّ رَجُلٌ كَانَ يَصُومُ صِيَامًا أَتَى ذَلِكَ الْيَوْمُ عَلَى صِيَامِهِ ‏"‏ ‏.‏

İshâk b. İbrahim bize haber verdi, dedi ki: Bize Velîd, Evzâî'den, o Yahyâ'dan, o Ebû Seleme'den, o da Ebû Hureyre'den naklen haber verdi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "(Sizden birinin tutmakta olduğu) mutat orucuna denk gelmesi hali müstesna, Ramazan ayından önce oruç tutarak öne geçmeyin."

2173. Hadis

أَخْبَرَنِي عِمْرَانُ بْنُ يَزِيدَ بْنِ خَالِدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ شُعَيْبٍ، قَالَ أَنْبَأَنَا الأَوْزَاعِيُّ، عَنْ يَحْيَى، قَالَ حَدَّثَنِي أَبُو سَلَمَةَ، قَالَ أَخْبَرَنِي أَبُو هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ لاَ يَتَقَدَّمَنَّ أَحَدٌ الشَّهْرَ بِيَوْمٍ وَلاَ يَوْمَيْنِ إِلاَّ أَحَدٌ كَانَ يَصُومُ صِيَامًا قَبْلَهُ فَلْيَصُمْهُ ‏"‏ ‏.‏

İmrân b. Yezîd b. Hâlid bana haber verdi, dedi ki: Bize Muhammed b. Şuayb anlattı, dedi ki: Bize Evzâî haber verdi, (o) Yahyâ'dan, dedi ki: Bana Ebû Seleme anlattı, dedi ki: Bana Ebû Hureyre haber verdi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Hiçbiriniz (Ramazan) ayının önüne bir veya iki gün (oruç) ekleyerek (Ramazan'ı) karşılamasın. Ancak (zaten) daha önceden oruç tutan bir kimse müstesna; o, o (günlerdeki) orucunu tutsun."

2174. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْعَلاَءِ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو خَالِدٍ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَمْرٍو، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ لاَ تَتَقَدَّمُوا الشَّهْرَ بِصِيَامِ يَوْمٍ وَلاَ يَوْمَيْنِ إِلاَّ أَنْ يُوَافِقَ ذَلِكَ يَوْمًا كَانَ يَصُومُهُ أَحَدُكُمْ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عَبْدِ الرَّحْمَنِ هَذَا خَطَأٌ ‏.‏

Muhammed b. el-Alâ bize haber verdi, dedi ki: Bize Ebû Hâlid anlattı, Muhammed b. Amr'dan, o Ebû Seleme'den, o da İbn Abbâs'tan naklen: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: "Sizden birinizin tutmakta olduğu bir güne denk gelmesi müstesna, (Ramazan) ayından önce bir veya iki gün oruç tutarak öne geçmeyin." Ebû Abdurrahman (Nesâî) dedi ki: Bu (İbn Abbâs rivayeti) hatadır.

2175. Hadis

أَخْبَرَنَا شُعَيْبُ بْنُ يُوسُفَ، وَمُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، - وَاللَّفْظُ لَهُ - قَالاَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ، قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ سَالِمٍ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ أُمِّ سَلَمَةَ، قَالَتْ مَا رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَصُومُ شَهْرَيْنِ مُتَتَابِعَيْنِ إِلاَّ أَنَّهُ كَانَ يَصِلُ شَعْبَانَ بِرَمَضَانَ ‏.‏

Şuayb b. Yûsuf ve Muhammed b. Beşşâr -ki lafız onundur- bize haber verdiler, dediler ki: Bize Abdurrahman anlattı, dedi ki: Bize Süfyân anlattı, Mansûr'dan, (o) Sâlim'den, (o) Ebû Seleme'den, o da Ümmü Seleme'den (naklen) dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in Şaban'ı Ramazan'a birleştirmesi dışında, iki ay art arda oruç tuttuğunu görmedim.

2176. Hadis

أَخْبَرَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ أَنْبَأَنَا النَّضْرُ، قَالَ أَنْبَأَنَا شُعْبَةُ، عَنْ تَوْبَةَ الْعَنْبَرِيِّ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ أُمِّ سَلَمَةَ، قَالَتْ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَصِلُ شَعْبَانَ بِرَمَضَانَ ‏.‏

İshâk b. İbrahim bize haber verdi, dedi ki: Bize Nadr haber verdi, dedi ki: Bize Şu'be haber verdi, Tevbe el-Anberî'den, (o) Muhammed b. İbrahim'den, (o) Ebû Seleme'den, o da Ümmü Seleme'den (naklen) dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem Şaban'ı Ramazan'a birleştirirdi.

2177. Hadis

أَخْبَرَنَا الرَّبِيعُ بْنُ سُلَيْمَانَ، قَالَ حَدَّثَنَا ابْنُ وَهْبٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي أُسَامَةُ بْنُ زَيْدٍ، أَنَّ مُحَمَّدَ بْنَ إِبْرَاهِيمَ، حَدَّثَهُ عَنْ أَبِي سَلَمَةَ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، أَنَّهُ سَأَلَ عَائِشَةَ عَنْ صِيَامِ، رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَتْ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَصُومُ حَتَّى نَقُولَ لاَ يُفْطِرُ وَيُفْطِرُ حَتَّى نَقُولَ لاَ يَصُومُ وَكَانَ يَصُومُ شَعْبَانَ أَوْ عَامَّةَ شَعْبَانَ ‏.‏

Rebî' b. Süleyman bize haber verdi, dedi ki: Bize İbn Vehb anlattı, dedi ki: Bana Üsâme b. Zeyd haber verdi ki, Muhammed b. İbrahim, Ebû Seleme b. Abdurrahman'dan naklen kendisine anlatmış: O (Ebû Seleme), Âişe'ye Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in orucunu sormuştu. (Âişe) dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem (bazen) öyle oruç tutardı ki biz, 'Artık orucunu açmaz (sürekli tutar)' derdik. (Bazen de) öyle orucunu açardı ki biz, 'Artık oruç tutmaz' derdik. O, Şaban ayını veya Şaban'ın çoğunu oruçlu geçirirdi.

2178. Hadis

أَخْبَرَنَا أَحْمَدُ بْنُ سَعْدِ بْنِ الْحَكَمِ، قَالَ حَدَّثَنَا عَمِّي، قَالَ حَدَّثَنَا نَافِعُ بْنُ يَزِيدَ، أَنَّ ابْنَ الْهَادِ، حَدَّثَهُ أَنَّ مُحَمَّدَ بْنَ إِبْرَاهِيمَ حَدَّثَهُ عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، - يَعْنِي ابْنَ عَبْدِ الرَّحْمَنِ - عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ لَقَدْ كَانَتْ إِحْدَانَا تُفْطِرُ فِي رَمَضَانَ فَمَا تَقْدِرُ عَلَى أَنْ تَقْضِيَ حَتَّى يَدْخُلَ شَعْبَانُ وَمَا كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَصُومُ فِي شَهْرٍ مَا يَصُومُ فِي شَعْبَانَ كَانَ يَصُومُهُ كُلَّهُ إِلاَّ قَلِيلاً بَلْ كَانَ يَصُومُهُ كُلَّهُ ‏.‏

Ahmed b. Sa'd b. el-Hakem bize haber verdi, dedi ki: Bana amcam anlattı, dedi ki: Bize Nâfi' b. Yezîd anlattı ki, İbnü'l-Hâd kendisine anlatmış, Muhammed b. İbrahim'in kendisine Ebû Seleme'den -yani İbn Abdurrahman'dan-, (onun da) Âişe'den naklettiğine göre şöyle demiştir: Bizden birimiz Ramazan'da oruç tutamazdı da (kazasını) ta Şaban ayı gelene kadar kaza etmeye güç yetiremezdi. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem hiçbir ayda Şaban ayında tuttuğu kadar oruç tutmazdı. O, (Şaban'ın) az bir kısmı hariç tamamını oruçlu geçirirdi; hatta tamamını oruçlu geçirirdi.

2179. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ يَزِيدَ، قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي لَبِيدٍ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، قَالَ سَأَلْتُ عَائِشَةَ فَقُلْتُ أَخْبِرِينِي عَنْ صِيَامِ، رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَتْ كَانَ يَصُومُ حَتَّى نَقُولَ قَدْ صَامَ وَيُفْطِرُ حَتَّى نَقُولَ قَدْ أَفْطَرَ وَلَمْ يَكُنْ يَصُومُ شَهْرًا أَكْثَرَ مِنْ شَعْبَانَ كَانَ يَصُومُ شَعْبَانَ إِلاَّ قَلِيلاً كَانَ يَصُومُ شَعْبَانَ كُلَّهُ ‏.‏

Muhammed b. Abdullah b. Yezîd bize haber verdi, dedi ki: Bize Süfyân anlattı, Abdullah b. Ebî Lebîd'den, (o) Ebû Seleme'den (naklen) dedi ki: Âişe'ye sordum ve şöyle dedim: 'Bana Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in orucundan haber ver.' Dedi ki: O (bazen) öyle oruç tutardı ki biz, 'Oruç tuttu (artık bırakmaz)' derdik. (Bazen de) öyle orucunu açardı ki biz, 'Orucu açtı (artık tutmaz)' derdik. Hiçbir ayda Şaban'dan daha fazla oruç tutmazdı. O, az bir kısmı hariç Şaban'ı oruçlu geçirirdi; (hatta) Şaban'ın tamamını oruçlu geçirirdi.

2180. Hadis

أَخْبَرَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ أَنْبَأَنَا مُعَاذُ بْنُ هِشَامٍ، قَالَ حَدَّثَنِي أَبِي، عَنْ يَحْيَى بْنِ أَبِي كَثِيرٍ، قَالَ حَدَّثَنِي أَبُو سَلَمَةَ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ لَمْ يَكُنْ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي شَهْرٍ مِنَ السَّنَةِ أَكْثَرَ صِيَامًا مِنْهُ فِي شَعْبَانَ كَانَ يَصُومُ شَعْبَانَ كُلَّهُ ‏.‏

İshâk b. İbrahim bize haber verdi, dedi ki: Bize Muâz b. Hişâm haber verdi, dedi ki: Bana babam anlattı, Yahyâ b. Ebî Kesîr'den, (o) dedi ki: Bana Ebû Seleme b. Abdurrahman anlattı, Âişe'den (naklen) dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem senenin hiçbir ayında Şaban'dan daha fazla oruç tutmazdı. O, Şaban'ın tamamını oruçlu geçirirdi.

2181. Hadis

أَخْبَرَنَا أَحْمَدُ بْنُ سُلَيْمَانَ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو دَاوُدَ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ خَالِدِ بْنِ سَعْدٍ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ كَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم يَصُومُ شَعْبَانَ ‏.‏

Ahmed b. Süleyman bize haber verdi, dedi ki: Bize Ebû Dâvûd anlattı, Süfyân'dan, (o) Mansûr'dan, (o) Hâlid b. Sa'd'dan, o da Âişe'den (naklen) dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem Şaban (ayını) oruçlu geçirirdi.

2182. Hadis

أَخْبَرَنَا هَارُونُ بْنُ إِسْحَاقَ، عَنْ عَبْدَةَ، عَنْ سَعِيدٍ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ زُرَارَةَ بْنِ أَوْفَى، عَنْ سَعْدِ بْنِ هِشَامٍ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ لاَ أَعْلَمُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَرَأَ الْقُرْآنَ كُلَّهُ فِي لَيْلَةٍ وَلاَ قَامَ لَيْلَةً حَتَّى الصَّبَاحِ وَلاَ صَامَ شَهْرًا كَامِلاً قَطُّ غَيْرَ رَمَضَانَ ‏.‏

Hârûn b. İshâk bize haber verdi, Abde'den, (o) Saîd'den, (o) Katâde'den, (o) Zürâre b. Evfâ'dan, (o) Sa'd b. Hişâm'dan, o da Âişe'den (naklen) dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in bir gecede Kur'an'ın tamamını okuduğunu, sabaha kadar bir geceyi (ibadetle) kâim geçirdiğini ve Ramazan dışında hiç tam bir ay oruç tuttuğunu bilmiyorum.

2183. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ أَحْمَدَ بْنِ أَبِي يُوسُفَ الصَّيْدَلاَنِيُّ، - حَرَّانِيٌّ - قَالَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ سَلَمَةَ، عَنْ هِشَامٍ، عَنِ ابْنِ سِيرِينَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ شَقِيقٍ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَ سَأَلْتُهَا عَنْ صِيَامِ، رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَتْ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَصُومُ حَتَّى نَقُولَ قَدْ صَامَ وَيُفْطِرُ حَتَّى نَقُولَ قَدْ أَفْطَرَ وَلَمْ يَصُمْ شَهْرًا تَامًّا مُنْذُ أَتَى الْمَدِينَةَ إِلاَّ أَنْ يَكُونَ رَمَضَانُ ‏.‏

Muhammed b. Ahmed b. Ebî Yûsuf es-Saydalânî -Harranlıdır- bize haber verdi, dedi ki: Bize Muhammed b. Seleme anlattı, Hişâm'dan, (o) İbn Sîrîn'den, (o) Abdullah b. Şakîk'ten, o da Âişe'den (naklen) dedi ki: Ona Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in orucunu sordum. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem (bazen) öyle oruç tutardı ki biz, 'Oruç tuttu (artık bırakmaz)' derdik. (Bazen de) öyle orucunu açardı ki biz, 'Orucu açtı (artık tutmaz)' derdik. Medine'ye geldiğinden beri Ramazan hariç hiçbir ayı tam olarak oruçlu geçirmedi.

2184. Hadis

أَخْبَرَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ مَسْعُودٍ، قَالَ أَنْبَأَنَا خَالِدٌ، - وَهُوَ ابْنُ الْحَارِثِ - عَنْ كَهْمَسٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ شَقِيقٍ، قَالَ قُلْتُ لِعَائِشَةَ أَكَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُصَلِّي صَلاَةَ الضُّحَى قَالَتْ لاَ إِلاَّ أَنْ يَجِيءَ مِنْ مَغِيبِهِ ‏.‏ قُلْتُ هَلْ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَصُومُ شَهْرًا كُلَّهُ قَالَتْ لاَ مَا عَلِمْتُ صَامَ شَهْرًا كُلَّهُ إِلاَّ رَمَضَانَ وَلاَ أَفْطَرَ حَتَّى يَصُومَ مِنْهُ حَتَّى مَضَى لِسَبِيلِهِ ‏.‏

İsmail b. Mes'ûd bize haber verdi, dedi ki: Bize Hâlid -ki o İbnü'l-Hâris'tir- haber verdi, Kahmes'ten, (o) Abdullah b. Şakîk'ten (naklen) dedi ki: Âişe'ye dedim ki: 'Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem kuşluk namazı kılar mıydı?' Dedi ki: 'Hayır, ancak seferden döndüğü zaman kılardı.' Dedim ki: 'Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bir ayı tamamen oruçlu geçirir miydi?' Dedi ki: 'Hayır, Ramazan hariç bir ayı tamamen oruçlu geçirdiğini bilmiyorum. Vefat edinceye kadar, ondan (o aydan) oruç tutmadan (bir ayı tamamen) iftar ettiği de olmamıştır.'

2185. Hadis

أَخْبَرَنَا أَبُو الأَشْعَثِ، عَنْ يَزِيدَ، - وَهُوَ ابْنُ زُرَيْعٍ - قَالَ حَدَّثَنَا الْجُرَيْرِيُّ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ شَقِيقٍ، قَالَ قُلْتُ لِعَائِشَةَ أَكَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُصَلِّي صَلاَةَ الضُّحَى قَالَتْ لاَ إِلاَّ أَنْ يَجِيءَ مِنْ مَغِيبِهِ ‏.‏ قُلْتُ هَلْ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لَهُ صَوْمٌ مَعْلُومٌ سِوَى رَمَضَانَ قَالَتْ وَاللَّهِ إِنْ صَامَ شَهْرًا مَعْلُومًا سِوَى رَمَضَانَ حَتَّى مَضَى لِوَجْهِهِ وَلاَ أَفْطَرَ حَتَّى يَصُومَ مِنْهُ ‏.‏

Ebu'l-Eş'as bize haber verdi, Yezîd -ki o İbn Zürey'dir- 'den, dedi ki: Bize Cüreyrî anlattı, Abdullah b. Şakîk'ten (naklen) dedi ki: Âişe'ye dedim ki: 'Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem kuşluk namazı kılar mıydı?' Dedi ki: 'Hayır, ancak seferden döndüğü zaman kılardı.' Dedim ki: 'Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in Ramazan dışında (tuttuğu) malum bir orucu var mıydı?' Dedi ki: 'Vallahi, vefat edinceye kadar Ramazan dışında malum (tam) bir ayı oruçlu geçirmedi. Ondan (o aydan) oruç tutmadan (bir ayı tamamen) iftar ettiği de olmadı.'

2186. Hadis

أَخْبَرَنِي عَمْرُو بْنُ عُثْمَانَ، عَنْ بَقِيَّةَ، قَالَ حَدَّثَنَا بَحِيرٌ، عَنْ خَالِدٍ، عَنْ جُبَيْرِ بْنِ نُفَيْرٍ، أَنَّ رَجُلاً، سَأَلَ عَائِشَةَ عَنِ الصِّيَامِ، فَقَالَتْ إِنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ يَصُومُ شَعْبَانَ كُلَّهُ وَيَتَحَرَّى صِيَامَ الاِثْنَيْنِ وَالْخَمِيسِ ‏.‏

Amr b. Osman bana haber verdi, Bakıyye'den, dedi ki: Bize Bahîr anlattı, Hâlid'den, (o) Cübeyr b. Nufeyr'den nakletti ki; bir adam Âişe'ye orucu sordu. (Âişe) dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem Şaban'ın tamamını oruçlu geçirirdi ve pazartesi ile perşembe orucunu (özel olarak) arardı.

2187. Hadis

أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ عَلِيٍّ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ دَاوُدَ، قَالَ حَدَّثَنَا ثَوْرٌ، عَنْ خَالِدِ بْنِ مَعْدَانَ، عَنْ رَبِيعَةَ الْجُرَشِيِّ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَصُومُ شَعْبَانَ وَرَمَضَانَ وَيَتَحَرَّى الاِثْنَيْنِ وَالْخَمِيسَ ‏.‏

Amr b. Ali bize haber verdi, dedi ki: Bize Abdullah b. Dâvûd anlattı, dedi ki: Bize Sevr anlattı, Hâlid b. Ma'dân'dan, (o) Rabîa el-Curaşî'den, o da Âişe'den (naklen) dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem Şaban ve Ramazan'da oruç tutardı ve pazartesi ile perşembe (orucunu) arardı.

2188. Hadis

أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ سَعِيدٍ الأَشَجُّ، عَنْ أَبِي خَالِدٍ، عَنْ عَمْرِو بْنِ قَيْسٍ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنْ صِلَةَ، قَالَ كُنَّا عِنْدَ عَمَّارٍ فَأُتِيَ بِشَاةٍ مَصْلِيَّةٍ فَقَالَ كُلُوا ‏.‏ فَتَنَحَّى بَعْضُ الْقَوْمِ قَالَ إِنِّي صَائِمٌ ‏.‏ فَقَالَ عَمَّارٌ مَنْ صَامَ الْيَوْمَ الَّذِي يُشَكُّ فِيهِ فَقَدْ عَصَى أَبَا الْقَاسِمِ صلى الله عليه وسلم ‏.‏

Abdullah b. Saîd el-Eşecc bize haber verdi, Ebû Hâlid'den, (o) Amr b. Kays'tan, (o) Ebû İshâk'tan, o da Sıla'dan (naklen) dedi ki: Ammâr'ın (b. Yâsir) yanındaydık. Kızartılmış bir koyun getirildi. (Ammâr), 'Yiyin' dedi. Topluluktan bazıları kenara çekildi, 'Ben oruçluyum' dedi. Bunun üzerine Ammâr şöyle dedi: 'Kim şüphe edilen günde oruç tutarsa, Ebu'l-Kâsım sallallâhu aleyhi ve sellem'e isyan etmiş olur.'

2189. Hadis

أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عَدِيٍّ، عَنْ أَبِي يُونُسَ، عَنْ سِمَاكٍ، قَالَ دَخَلْتُ عَلَى عِكْرِمَةَ فِي يَوْمٍ قَدْ أُشْكِلَ مِنْ رَمَضَانَ هُوَ أَمْ مِنْ شَعْبَانَ وَهُوَ يَأْكُلُ خُبْزًا وَبَقْلاً وَلَبَنًا فَقَالَ لِي هَلُمَّ ‏.‏ فَقُلْتُ إِنِّي صَائِمٌ ‏.‏ قَالَ وَحَلَفَ بِاللَّهِ لَتُفْطِرَنَّ قُلْتُ سُبْحَانَ اللَّهِ مَرَّتَيْنِ فَلَمَّا رَأَيْتُهُ يَحْلِفُ لاَ يَسْتَثْنِي تَقَدَّمْتُ قُلْتُ هَاتِ الآنَ مَا عِنْدَكَ قَالَ سَمِعْتُ ابْنَ عَبَّاسٍ يَقُولُ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ صُومُوا لِرُؤْيَتِهِ وَأَفْطِرُوا لِرُؤْيَتِهِ فَإِنْ حَالَ بَيْنَكُمْ وَبَيْنَهُ سَحَابَةٌ أَوْ ظُلْمَةٌ فَأَكْمِلُوا الْعِدَّةَ عِدَّةَ شَعْبَانَ وَلاَ تَسْتَقْبِلُوا الشَّهْرَ اسْتِقْبَالاً وَلاَ تَصِلُوا رَمَضَانَ بِيَوْمٍ مِنْ شَعْبَانَ ‏"‏ ‏.‏

Kuteybe bize haber verdi, dedi ki: Bize İbn Ebî Adî anlattı, Ebû Yûnus'tan, (o) Simâk'ten, dedi ki: Ramazan'dan mı yoksa Şaban'dan mı olduğu şüpheli olan bir günde İkrime'nin yanına girdim. O ekmek, sebze ve süt yiyordu. Bana, 'Gel' dedi. Ben, 'Ben oruçluyum' dedim. (İkrime) Allah'a yemin ederek, 'Mutlaka orucunu açacaksın' dedi. Ben iki kere 'Sübhânallah!' dedim. Yemin edip istisna yapmadığını (kararlı olduğunu) görünce, (yaklaştım ve), 'Şimdi yanındaki (delili) getir bakalım' dedim. Dedi ki: İbn Abbâs'ı şöyle derken işittim: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: 'Onu (hilali) görünce oruç tutun, onu görünce iftar edin (bayram yapın). Eğer sizinle onun arasına bulut veya karanlık girerse, sayıyı, Şaban'ın sayısını (otuz güne) tamamlayın. Ayı (önceden oruç tutarak) karşılamayın ve Ramazan'ı Şaban'dan bir gün ile birleştirmeyin.'

Okumaya devam etmek için uygulamada aşağı kaydırın.