2317. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ إِسْمَاعِيلَ بْنِ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ حَدَّثَنَا يَزِيدُ، قَالَ أَنْبَأَنَا وَرْقَاءُ، عَنْ عَمْرِو بْنِ دِينَارٍ، عَنْ عَطَاءٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، فِي قَوْلِهِ عَزَّ وَجَلَّ { وَعَلَى الَّذِينَ يُطِيقُونَهُ فِدْيَةٌ طَعَامُ مِسْكِينٍ } يُطِيقُونَهُ يُكَلَّفُونَهُ فِدْيَةٌ طَعَامُ مِسْكِينٍ وَاحِدٍ { فَمَنْ تَطَوَّعَ خَيْرًا } طَعَامُ مِسْكِينٍ آخَرَ لَيْسَتْ بِمَنْسُوخَةٍ { فَهُوَ خَيْرٌ لَهُ وَأَنْ تَصُومُوا خَيْرٌ لَكُمْ } لاَ يُرَخَّصُ فِي هَذَا إِلاَّ لِلَّذِي لاَ يُطِيقُ الصِّيَامَ أَوْ مَرِيضٍ لاَ يُشْفَى .
Muhammed b. İsmail b. İbrahim bize haber verip dedi ki; Yezîd bize haber verip dedi ki; Verkâ bize haber verip dedi ki; Amr b. Dînâr'dan, o Atâ'dan, o da İbn Abbâs'tan naklen anlattı ki: İbn Abbâs, Allah Azze ve Celle'nin: { وَعَلَى الَّذِينَ يُطِيقُونَهُ فِدْيَةٌ طَعَامُ مِسْكِينٍ } "Oruca gücü yetenlerin bir yoksul doyumu fidye vermesi gerekir" (Bakara, 2/184) kavli hakkında şöyle dedi: "(Ayetteki) 'Yutîkûnehu' (ifadesi), 'bunu ancak güçlükle (zorlanarak) yapabilirler' demektir. Fidye ise bir tek yoksulu doyurmaktır. { فَمَنْ تَطَوَّعَ خَيْرًا } 'Kim gönülden bir hayır yaparsa' yani bir başka yoksulu daha doyurursa; bu ayet mensuh (hükmü kaldırılmış) değildir. { فَهُوَ خَيْرٌ لَهُ وَأَنْ تَصُومُوا خَيْرٌ لَكُمْ } 'O kendisi için daha hayırlıdır. Oruç tutmanız ise sizin için daha hayırlıdır.' (İbn Abbâs dedi ki): Bu ruhsat, oruca güç yetiremeyen veya iyileşmesi umulmayan hasta dışındakilere verilmez."