2316. Hadis
أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، قَالَ أَنْبَأَنَا بَكْرٌ، - وَهُوَ ابْنُ مُضَرَ - عَنْ عَمْرِو بْنِ الْحَارِثِ، عَنْ بُكَيْرٍ، عَنْ يَزِيدَ، مَوْلَى سَلَمَةَ بْنِ الأَكْوَعِ عَنْ سَلَمَةَ بْنِ الأَكْوَعِ، قَالَ لَمَّا نَزَلَتْ هَذِهِ الآيَةُ { وَعَلَى الَّذِينَ يُطِيقُونَهُ فِدْيَةٌ طَعَامُ مِسْكِينٍ } كَانَ مَنْ أَرَادَ مِنَّا أَنْ يُفْطِرَ وَيَفْتَدِيَ حَتَّى نَزَلَتِ الآيَةُ الَّتِي بَعْدَهَا فَنَسَخَتْهَا .
Kuteybe bize haber verip dedi ki; Bekr -ki o İbn Mudar'dır- bize haber verip dedi ki; Amr b. el-Hâris'ten, o Bukeyr'den, o Seleme b. el-Ekvâ'nın azatlısı Yezîd'den, o da Seleme b. el-Ekvâ'dan naklen anlattı ki: Seleme şöyle dedi: Şu ayet inince: { وَعَلَى الَّذِينَ يُطِيقُونَهُ فِدْيَةٌ طَعَامُ مِسْكِينٍ } "Oruca gücü yetenlerin bir yoksul doyumu fidye vermesi gerekir" (Bakara, 2/184); bizden iftar edip fidye vermek isteyen (bunu yapar)dı. Nihayet ondan sonraki ayet indi ve bu hükmü neshetti (kaldırdı).