Zekât Kitabı

En-Nesai · Sünen-i Nesai (Standart Arapça Metin) · Türkçe çeviri

2457. Hadis

أَخْبَرَنَا هَنَّادُ بْنُ السَّرِيِّ، عَنْ هُشَيْمٍ، عَنْ هِلاَلِ بْنِ خَبَّابٍ، عَنْ مَيْسَرَةَ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ سُوَيْدِ بْنِ غَفَلَةَ، قَالَ أَتَانَا مُصَدِّقُ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَأَتَيْتُهُ فَجَلَسْتُ إِلَيْهِ فَسَمِعْتُهُ يَقُولُ ‏"‏ إِنَّ فِي عَهْدِي أَنْ لاَ نَأْخُذَ رَاضِعَ لَبَنٍ وَلاَ نَجْمَعَ بَيْنَ مُتَفَرِّقٍ وَلاَ نُفَرِّقَ بَيْنَ مُجْتَمِعٍ ‏"‏ ‏.‏ فَأَتَاهُ رَجُلٌ بِنَاقَةٍ كَوْمَاءَ فَقَالَ ‏"‏ خُذْهَا ‏"‏ ‏.‏ فَأَبَى

Hennâd b. es-Serî bize haber verip dedi ki: Hüşeym'den; Hilâl b. Habbâb'dan; Meysere Ebû Sâlih'ten; Süveyd b. Gafele'den (naklen); dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in zekât memuru bize geldi. Yanına gidip oturdum ve şöyle dediğini işittim: "Benim ahdimde (bana verilen talimatta); emzikli (yavrusu olan/sütlü) hayvanı almamamız, ayrı olanları birleştirmememiz ve toplu olanları ayırmamamız vardır." (Sonra) bir adam hörgücü büyük (semiz) bir deve getirdi ve: "Bunu al" dedi. Fakat o (memur) bunu (kabul etmeyip) reddetti.