2580. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ النَّضْرِ بْنِ مُسَاوِرٍ، قَالَ حَدَّثَنَا حَمَّادٌ، عَنْ هَارُونَ بْنِ رِئَابٍ، قَالَ حَدَّثَنِي كِنَانَةُ بْنُ نُعَيْمٍ، عَنْ قَبِيصَةَ بْنِ مُخَارِقٍ، قَالَ تَحَمَّلْتُ حَمَالَةً فَأَتَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَسْأَلُهُ فِيهَا فَقَالَ " أَقِمْ يَا قَبِيصَةُ حَتَّى تَأْتِيَنَا الصَّدَقَةُ فَنَأْمُرَ لَكَ " . قَالَ ثُمَّ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " يَا قَبِيصَةُ إِنَّ الصَّدَقَةَ لاَ تَحِلُّ إِلاَّ لأَحَدِ ثَلاَثَةٍ رَجُلٍ تَحَمَّلَ حَمَالَةً فَحَلَّتْ لَهُ الْمَسْأَلَةُ حَتَّى يُصِيبَ قِوَامًا مِنْ عَيْشٍ أَوْ سِدَادًا مِنْ عَيْشٍ وَرَجُلٍ أَصَابَتْهُ جَائِحَةٌ فَاجْتَاحَتْ مَالَهُ فَحَلَّتْ لَهُ الْمَسْأَلَةُ حَتَّى يُصِيبَهَا ثُمَّ يُمْسِكَ وَرَجُلٍ أَصَابَتْهُ فَاقَةٌ حَتَّى يَشْهَدَ ثَلاَثَةٌ مِنْ ذَوِي الْحِجَا مِنْ قَوْمِهِ قَدْ أَصَابَتْ فُلاَنًا فَاقَةٌ فَحَلَّتْ لَهُ الْمَسْأَلَةُ حَتَّى يُصِيبَ قِوَامًا مِنْ عَيْشٍ أَوْ سِدَادًا مِنْ عَيْشٍ فَمَا سِوَى هَذَا مِنَ الْمَسْأَلَةِ يَا قَبِيصَةُ سُحْتٌ يَأْكُلُهَا صَاحِبُهَا سُحْتًا " .
Bize Muhammed b. en-Nadr b. Musâvir haber verdi; dedi ki: Bize Hammâd anlattı; Hârûn b. Riâb'dan; dedi ki: Bana Kinâne b. Nuaym anlattı; Kabîsa b. Muhârik'tan naklen; dedi ki: Bir diyet borcu (hamâle) yüklendim ve bunun için (yardım) istemek üzere Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e geldim. Buyurdu ki: "Ey Kabîsa! Bekle, bize sadaka (zekât malları) gelsin, senin için (verilmesini) emredelim." Sonra Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Ey Kabîsa! İstemek (dilenmek) ancak üç kişiden biri için helaldir: (Birincisi:) Bir diyet borcu (hamâle) yüklenen kimse; geçimini sağlayacak —veya geçimine yetecek— miktarı elde edinceye kadar istemek ona helaldir. (İkincisi:) Malını helak eden bir felakete uğrayan kimse; onu (o ihtiyacı karşılayacak miktarı) elde edinceye kadar istemek ona helaldir, sonra (istemeyi) bırakır. (Üçüncüsü:) Kendisine fakirlik isabet eden kimse; öyle ki kavminden akıl sahibi üç kişi 'Falancaya fakirlik isabet etti' diye şahitlik ederlerse, geçimini sağlayacak —veya geçimine yetecek— miktarı elde edinceye kadar istemek ona helaldir. Ey Kabîsa! Bunların dışındaki isteme (dilenme) haramdır (suhttur); sahibi onu haram olarak yer."