375. Hadis
أَخْبَرَنَا هَنَّادُ بْنُ السَّرِيِّ، عَنِ ابْنِ عَيَّاشٍ، - وَهُوَ أَبُو بَكْرٍ - عَنْ صَدَقَةَ بْنِ سَعِيدٍ، ثُمَّ ذَكَرَ كَلِمَةً مَعْنَاهَا حَدَّثَنَا جُمَيْعُ بْنُ عُمَيْرٍ، قَالَ دَخَلْتُ عَلَى عَائِشَةَ مَعَ أُمِّي وَخَالَتِي فَسَأَلَتَاهَا كَيْفَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَصْنَعُ إِذَا حَاضَتْ إِحْدَاكُنَّ قَالَتْ كَانَ يَأْمُرُنَا إِذَا حَاضَتْ إِحْدَانَا أَنْ تَتَّزِرَ بِإِزَارٍ وَاسِعٍ ثُمَّ يَلْتَزِمُ صَدْرَهَا وَثَدْيَيْهَا .
Bize Hennâd b. es-Serî, İbn Ayyaş'tan -ki o Ebû Bekr'dir-; o Sadaka b. Saîd'den; -sonra mana itibarıyla [şuna benzer] bir kelime zikretti- bize Cumay' b. Umeyr anlattı; dedi ki: Annem ve teyzemle birlikte Âişe'nin yanına girdim. [Annem ve teyzem] ona: “Sizden biriniz hayız olduğunda Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ne yapardı?” diye sordular. [Âişe]: “Bizden birimiz hayız olduğunda, geniş bir izar bağlamamızı emreder, sonra göğsümüze ve memelerimize sarılırdı” dedi.