Hayız Ve İstihaze Kitabı

En-Nesai · Sünen-i Nesai (Standart Arapça Metin) · Türkçe çeviri

348. Hadis

أَخْبَرَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ أَنْبَأَنَا سُفْيَانُ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ الْقَاسِمِ بْنِ مُحَمَّدِ بْنِ أَبِي بَكْرٍ الصِّدِّيقِ، - رضى الله عنه - عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ خَرَجْنَا مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لاَ نُرَى إِلاَّ الْحَجَّ فَلَمَّا كُنَّا بِسَرِفَ حِضْتُ فَدَخَلَ عَلَىَّ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَأَنَا أَبْكِي فَقَالَ ‏"‏ مَا لَكِ أَنَفِسْتِ ‏"‏ ‏.‏ قُلْتُ نَعَمْ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ هَذَا أَمْرٌ كَتَبَهُ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ عَلَى بَنَاتِ آدَمَ فَاقْضِي مَا يَقْضِي الْحَاجُّ غَيْرَ أَنْ لاَ تَطُوفِي بِالْبَيْتِ ‏"‏ ‏.‏

Bize İshâk b. İbrâhîm haber verdi; dedi ki: Bize Süfyân, Abdurrahman b. el-Kâsım b. Muhammed b. Ebî Bekr es-Sıddîk radıyallahu anh'tan; o babasından; o da Âişe'den [naklederek] anlattı; Âişe şöyle demiştir: “Hacdan başka bir niyetimiz olmaksızın Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile birlikte yola çıktık. Şerif mevkiine vardığımızda hayız oldum. Ben ağlarken Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem yanıma girdi ve: ‘Nen var, hayız mı oldun?’ diye sordu. Ben: ‘Evet’ dedim. [Resûlullah]: ‘Bu, Aziz ve Celil olan Allah'ın Âdem'in kızları üzerine yazdığı [takdir ettiği] bir durumdur. Beyt'i [Kabe'yi] tavaf etmek dışında, bir hacının yaptığı her şeyi yap’ buyurdu.”

349. Hadis

أَخْبَرَنَا عِمْرَانُ بْنُ يَزِيدَ، قَالَ حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، - وَهُوَ ابْنُ سَمَاعَةَ - قَالَ حَدَّثَنَا الأَوْزَاعِيُّ، قَالَ حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي هِشَامُ بْنُ عُرْوَةَ، عَنْ عُرْوَةَ، أَنَّ فَاطِمَةَ بِنْتَ قَيْسٍ، مِنْ بَنِي أَسَدِ قُرَيْشٍ أَنَّهَا أَتَتْ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَذَكَرَتْ أَنَّهَا تُسْتَحَاضُ فَزَعَمَتْ أَنَّهُ قَالَ لَهَا ‏ "‏ إِنَّمَا ذَلِكِ عِرْقٌ فَإِذَا أَقْبَلَتِ الْحَيْضَةُ فَدَعِي الصَّلاَةَ وَإِذَا أَدْبَرَتْ فَاغْتَسِلِي وَاغْسِلِي عَنْكِ الدَّمَ ثُمَّ صَلِّي ‏"‏ ‏.‏

Bize İmrân b. Yezîd haber verdi; dedi ki: Bize İsmâîl b. Abdullah -ki o İbn Semâa'dır- anlattı; dedi ki: Bize el-Evzâî anlattı; dedi ki: Bize Yahyâ b. Saîd anlattı; dedi ki: Bana Hişâm b. Urve, Urve'den [naklederek] haber verdi; Kureyş'in Esedoğulları kolundan olan Fâtıma bint Kays, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e gelmiş ve kendisinden istihaze kanı geldiğini zikretmiştir. [Fâtıma'nın] anlattığına göre [Resûlullah] ona şöyle buyurmuştur: “O ancak bir damar [kanaması]dır. Hayız vaktin gelince namazı bırak; hayız vaktin geçince de guslet, üzerindeki kanı yıka ve sonra namaz kıl.”

350. Hadis

أَخْبَرَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، قَالَ حَدَّثَنَا سَهْلُ بْنُ هَاشِمٍ، قَالَ حَدَّثَنَا الأَوْزَاعِيُّ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ إِذَا أَقْبَلَتِ الْحِيضَةُ فَدَعِي الصَّلاَةَ وَإِذَا أَدْبَرَتْ فَاغْتَسِلِي ‏"‏ ‏.‏

Bize Hişâm b. Ammâr haber verdi; dedi ki: Bize Sehl b. Hâşim anlattı; dedi ki: Bize el-Evzâî, Zührî'den; o Urve'den; o da Âişe'den [naklederek] anlattı; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Hayız vaktin gelince namazı bırak; hayız vaktin geçince de guslet.”

351. Hadis

أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتِ اسْتَفْتَتْ أُمُّ حَبِيبَةَ بِنْتُ جَحْشٍ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَتْ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنِّي أُسْتَحَاضُ فَقَالَ ‏ "‏ إِنَّ ذَلِكِ عِرْقٌ فَاغْتَسِلِي ثُمَّ صَلِّي ‏"‏ ‏.‏ فَكَانَتْ تَغْتَسِلُ عِنْدَ كُلِّ صَلاَةٍ ‏.‏

Bize Kuteybe haber verdi; dedi ki: Bize el-Leys, İbn Şihâb'dan; o Urve'den; o da Âişe'den [naklederek] anlattı; Âişe şöyle demiştir: Ümmü Habîbe bint Cahş Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’den fetva istedi ve: “Ey Allah'ın Resûlü! Muhakkak ki ben istihaze oluyorum” dedi. [Resûlullah]: “O ancak bir damar [kanaması]dır; guslet ve sonra namaz kıl” buyurdu. Bunun üzerine [Ümmü Habîbe] her namaz vaktinde guslederdi.

352. Hadis

أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ أَبِي حَبِيبٍ، عَنْ جَعْفَرِ بْنِ رَبِيعَةَ، عَنْ عِرَاكِ بْنِ مَالِكٍ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ إِنَّ أُمَّ حَبِيبَةَ سَأَلَتْ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنِ الدَّمِ - فَقَالَتْ عَائِشَةُ رَأَيْتُ مِرْكَنَهَا مَلآنَ دَمًا - فَقَالَ لَهَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ امْكُثِي قَدْرَ مَا كَانَتْ تَحْبِسُكِ حِيضَتُكِ ثُمَّ اغْتَسِلِي ‏"‏ ‏.‏وَأَخْبَرَنَا بِهِ قُتَيْبَةُ مَرَّةً أُخْرَى وَلَمْ يَذْكُرْ فِيهِ جَعْفَرَ بْنَ رَبِيعَةَ

Bize Kuteybe haber verdi; dedi ki: Bize el-Leys, Yezîd b. Ebî Habîb'den; o Ca'fer b. Rabîa'dan; o Irâk b. Mâlik'ten; o Urve'den; o da Âişe'den [naklederek] anlattı; Ümmü Habîbe kanaması [hakkında] Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e sordu. -Âişe şöyle dedi: ‘Onun leğenini kanla dolu gördüm.’- Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ona: “Hayız vaktinin seni [namazdan] alıkoyduğu süre kadar bekle, sonra guslet” buyurdu. -Kuteybe bize bir başka defasında Ca'fer b. Rabîa'yı zikretmeden [hadisi tekrar] haber verdi.-

353. Hadis

أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ أَبِي حَبِيبٍ، عَنْ جَعْفَرِ بْنِ رَبِيعَةَ، عَنْ عِرَاكِ بْنِ مَالِكٍ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ إِنَّ أُمَّ حَبِيبَةَ سَأَلَتْ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنِ الدَّمِ - فَقَالَتْ عَائِشَةُ رَأَيْتُ مِرْكَنَهَا مَلآنَ دَمًا - فَقَالَ لَهَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ امْكُثِي قَدْرَ مَا كَانَتْ تَحْبِسُكِ حِيضَتُكِ ثُمَّ اغْتَسِلِي ‏"‏ ‏.‏وَأَخْبَرَنَا بِهِ قُتَيْبَةُ مَرَّةً أُخْرَى وَلَمْ يَذْكُرْ فِيهِ جَعْفَرَ بْنَ رَبِيعَةَ

Bize Kuteybe haber verdi; dedi ki: Bize el-Leys, Yezîd b. Ebî Habîb'den; o Ca'fer b. Rabîa'dan; o Irâk b. Mâlik'ten; o Urve'den; o da Âişe'den [naklederek] anlattı; Ümmü Habîbe kanaması [hakkında] Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e sordu. -Âişe şöyle dedi: ‘Onun leğenini kanla dolu gördüm.’- Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ona: “Hayız vaktinin seni [namazdan] alıkoyduğu süre kadar bekle, sonra guslet” buyurdu. -Kuteybe bize bir başka defasında Ca'fer b. Rabîa'yı zikretmeden [hadisi tekrar] haber verdi.-

354. Hadis

أَنْبَأَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الْمُبَارَكِ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، قَالَ حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ عُمَرَ، قَالَ أَخْبَرَنِي عَنْ نَافِعٍ، عَنْ سُلَيْمَانَ بْنِ يَسَارٍ، عَنْ أُمِّ سَلَمَةَ، قَالَتْ سَأَلَتِ امْرَأَةٌ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَتْ إِنِّي أُسْتَحَاضُ فَلاَ أَطْهُرُ أَفَأَدَعُ الصَّلاَةَ قَالَ ‏ "‏ لاَ وَلَكِنْ دَعِي قَدْرَ تِلْكَ الأَيَّامِ وَاللَّيَالِي الَّتِي كُنْتِ تَحِيضِينَ فِيهَا ثُمَّ اغْتَسِلِي وَاسْتَثْفِرِي وَصَلِّي ‏"‏ ‏.‏

Bana Muhammed b. Abdullah b. el-Mübârek bildirdi; dedi ki: Bize Ebû Üsâme anlattı; dedi ki: Bize Ubeydullah b. Ömer anlattı; dedi ki: Bana Nâfi', Süleyman b. Yesâr'dan; o da Ümmü Seleme'den [naklederek] haber verdi; şöyle demiştir: Bir kadın Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e: “Ey Allah'ın Resûlü! Ben istihaze oluyorum ve bir türlü temizlenemiyorum; namazı bırakayım mı?” diye sordu. [Resûlullah]: “Hayır; ancak [eskiden] hayız gördüğün o gün ve gecelerin süresi kadar namazı bırak. Sonra guslet, [kanın dağılmaması için] bez bağla (istisfâr) ve namazını kıl” buyurdu.

355. Hadis

أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، عَنْ مَالِكٍ، عَنْ نَافِعٍ، عَنْ سُلَيْمَانَ بْنِ يَسَارٍ، عَنْ أُمِّ سَلَمَةَ، أَنَّ امْرَأَةً، كَانَتْ تُهَرَاقُ الدَّمَ عَلَى عَهْدِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم اسْتَفْتَتْ لَهَا أُمُّ سَلَمَةَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ ‏ "‏ لِتَنْظُرْ عَدَدَ اللَّيَالِي وَالأَيَّامِ الَّتِي كَانَتْ تَحِيضُ مِنَ الشَّهْرِ قَبْلَ أَنْ يُصِيبَهَا الَّذِي أَصَابَهَا فَلْتَتْرُكِ الصَّلاَةَ قَدْرَ ذَلِكَ مِنَ الشَّهْرِ فَإِذَا خَلَّفَتْ ذَلِكَ فَلْتَغْتَسِلْ ثُمَّ لْتَسْتَثْفِرْ بِالثَّوْبِ ثُمَّ لْتُصَلِّي ‏"‏ ‏.‏

Bize Kuteybe haber verdi; Mâlik'ten; Nâfi'den; Süleyman b. Yesâr'dan; Ümmü Seleme'den [nakledildiğine göre]; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem zamanında bir kadın sürekli kan görüyordu. Ümmü Seleme o kadın için Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’den fetva istedi. [Resûlullah] şöyle buyurdu: “Bu durum başına gelmeden önce ayda kaç gece ve kaç gün hayız gördüğüne baksın ve ayda o kadar süre [boyunca] namazı bıraksın. Bu süreyi geride bırakınca gusletsin, sonra bir bez ile [kanın dağılmaması için] önlemini alsın (istisfâr) ve namazını kılsın.”

356. Hadis

أَخْبَرَنَا الرَّبِيعُ بْنُ سُلَيْمَانَ بْنِ دَاوُدَ بْنِ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ، - وَهُوَ ابْنُ بَكْرِ بْنِ مُضَرَ - قَالَ حَدَّثَنِي أَبِي، عَنْ يَزِيدَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، - وَهُوَ ابْنُ أُسَامَةَ بْنِ الْهَادِ - عَنْ أَبِي بَكْرٍ، - وَهُوَ ابْنُ مُحَمَّدِ بْنِ عَمْرِو بْنِ حَزْمٍ - عَنْ عَمْرَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ إِنَّ أُمَّ حَبِيبَةَ بِنْتَ جَحْشٍ الَّتِي كَانَتْ تَحْتَ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ عَوْفٍ وَأَنَّهَا اسْتُحِيضَتْ لاَ تَطْهُرُ فَذُكِرَ شَأْنُهَا لِرَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ لَيْسَتْ بِالْحِيضَةِ وَلَكِنَّهَا رَكْضَةٌ مِنَ الرَّحِمِ لِتَنْظُرْ قَدْرَ قُرْئِهَا الَّتِي كَانَتْ تَحِيضُ لَهَا فَلْتَتْرُكِ الصَّلاَةَ ثُمَّ تَنْظُرْ مَا بَعْدَ ذَلِكَ فَلْتَغْتَسِلْ عِنْدَ كُلِّ صَلاَةٍ ‏"‏ ‏.‏

Bize er-Rabî' b. Süleyman b. Dâvûd b. İbrâhîm haber verdi; dedi ki: Bize İshâk -ki o İbn Bekr b. Mudar'dır- anlattı; dedi ki: Bana babam, Yezîd b. Abdullah'tan -ki o İbnü'l-Hâd'dır-; o Ebû Bekr'den -ki o İbn Muhammed b. Amr b. Hazm'dır-; o Amre'den; o da Âişe'den [naklederek] anlattı; Abdurrahman b. Avf'ın eşi olan Ümmü Habîbe bint Cahş istihaze olmuştu ve kanaması kesilmiyordu. Onun durumu Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e zikredilince şöyle buyurdu: “O hayız değildir; o ancak rahimden gelen [şeytani] bir darbedir (rakda). Hayız gördüğü dönemlerinin (kur') süresine baksın ve o kadar süre namazı bıraksın. Ondan sonrasına baksın [ve o süre geçince] her namaz için gusletsin.”

357. Hadis

أَخْبَرَنَا أَبُو مُوسَى، قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ عَمْرَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّ ابْنَةَ جَحْشٍ، كَانَتْ تُسْتَحَاضُ سَبْعَ سِنِينَ فَسَأَلَتِ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ ‏ "‏ لَيْسَتْ بِالْحَيْضَةِ إِنَّمَا هُوَ عِرْقٌ ‏"‏ ‏.‏ فَأَمَرَهَا أَنْ تَتْرُكَ الصَّلاَةَ قَدْرَ أَقْرَائِهَا وَحِيضَتِهَا وَتَغْتَسِلَ وَتُصَلِّيَ فَكَانَتْ تَغْتَسِلُ عِنْدَ كُلِّ صَلاَةٍ ‏.‏

Bize Ebû Mûsâ haber verdi; dedi ki: Bize Süfyân, Zührî'den; o Amre'den; o da Âişe'den [naklederek] anlattı; Cahş'ın kızı yedi yıl boyunca istihaze olmuştu. Durumu Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e sordu. [Nebi]: “O hayız değildir; o ancak bir damar [kanaması]dır” buyurdu. [Resûlullah] ona, hayız dönemlerinin (kur') ve hayız vaktinin süresi kadar namazı bırakmasını, [o süre geçince] gusletmesini ve namaz kılmasını emretti. Bunun üzerine [Ümmü Habîbe] her namaz vaktinde guslederdi.

358. Hadis

أَخْبَرَنَا عِيسَى بْنُ حَمَّادٍ، قَالَ أَنْبَأَنَا اللَّيْثُ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ أَبِي حَبِيبٍ، عَنْ بُكَيْرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، عَنِ الْمُنْذِرِ بْنِ الْمُغِيرَةِ، عَنْ عُرْوَةَ، أَنَّ فَاطِمَةَ بِنْتَ أَبِي حُبَيْشٍ، حَدَّثَتْهُ أَنَّهَا، أَتَتْ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَشَكَتْ إِلَيْهِ الدَّمَ فَقَالَ لَهَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ إِنَّمَا ذَلِكِ عِرْقٌ فَانْظُرِي إِذَا أَتَاكِ قَرْؤُكِ فَلاَ تُصَلِّي وَإِذَا مَرَّ قَرْؤُكِ فَلْتَطَهَّرِي ثُمَّ صَلِّي مَا بَيْنَ الْقُرْءِ إِلَى الْقُرْءِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عَبْدِ الرَّحْمَنِ قَدْ رَوَى هَذَا الْحَدِيثَ هِشَامُ بْنُ عُرْوَةَ عَنْ عُرْوَةَ وَلَمْ يَذْكُرْ فِيهِ مَا ذَكَرَ الْمُنْذِرُ ‏.‏

Bize Îsâ b. Hammâd haber verdi; dedi ki: Bize el-Leys, Yezîd b. Ebî Habîb'den; o Bükeyr b. Abdullah'tan; o el-Münzir b. el-Mugîre'den; o da Urve'den [naklederek] anlattı; Fâtıma bint Ebî Hubeyş'in ona haber verdiğine göre; o Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e gelmiş ve kanamasından şikayet etmiştir. [Resûlullah] ona şöyle buyurmuştur: “O ancak bir damar [kanaması]dır. Hayız dönemin (kur') geldiğinde namaz kılma; hayız dönemin geçince temizlen [guslet], sonra iki hayız dönemi arasında namazını kıl.” -Ebû Abdurrahman [Nesâî] der ki: Bu hadisi Hişâm b. Urve, Urve'den rivayet etmiş ama Münzir'in zikrettiği [son] kısımları zikretmemiştir.-

359. Hadis

أَخْبَرَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدَةُ، وَوَكِيعٌ، وَأَبُو مُعَاوِيَةَ قَالُوا حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ جَاءَتْ فَاطِمَةُ بِنْتُ أَبِي حُبَيْشٍ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَتْ إِنِّي امْرَأَةٌ أُسْتَحَاضُ فَلاَ أَطْهُرُ أَفَأَدَعُ الصَّلاَةَ قَالَ ‏ "‏ لاَ إِنَّمَا ذَلِكِ عِرْقٌ وَلَيْسَتْ بِالْحِيضَةِ فَإِذَا أَقْبَلَتِ الْحِيضَةُ فَدَعِي الصَّلاَةَ وَإِذَا أَدْبَرَتْ فَاغْسِلِي عَنْكِ الدَّمَ وَصَلِّي ‏"‏ ‏.‏

Bize İshâk b. İbrâhîm haber verdi; dedi ki: Bize Abde, Vekî' ve Ebû Muâviye haber verdiler; dediler ki: Bize Hişâm b. Urve, babasından; o da Âişe'den [naklederek] anlattı; Âişe şöyle demiştir: Fâtıma bint Ebî Hubeyş Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e gelip: “Ey Allah'ın Resûlü! Ben istihaze olan bir kadınım ve bir türlü temizlenemiyorum; namazı bırakayım mı?” diye sordu. [Resûlullah]: “Hayır; o ancak bir damar [kanaması]dır ve hayız değildir. Hayız vaktin gelince namazı bırak; hayız vaktin geçince de üzerindeki kanı yıka ve namaz kıl” buyurdu.

360. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، قَالَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدٌ، قَالَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ الْقَاسِمِ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّ امْرَأَةً، مُسْتَحَاضَةً عَلَى عَهْدِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قِيلَ لَهَا إِنَّهُ عِرْقٌ عَانِدٌ وَأُمِرَتْ أَنْ تُؤَخِّرَ الظُّهْرَ وَتُعَجِّلَ الْعَصْرَ وَتَغْتَسِلَ لَهُمَا غُسْلاً وَاحِدًا وَتُؤَخِّرَ الْمَغْرِبَ وَتُعَجِّلَ الْعِشَاءَ وَتَغْتَسِلَ لَهُمَا غُسْلاً وَاحِدًا وَتَغْتَسِلَ لِصَلاَةِ الصُّبْحِ غُسْلاً وَاحِدًا ‏.‏

Bize Muhammed b. Beşşâr haber verdi; dedi ki: Bize Muhammed anlattı; dedi ki: Bize Şu'be, Abdurrahman b. el-Kâsım'dan; o babasından; o da Âişe'den [naklederek] anlattı; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem zamanında istihaze olan bir kadına, [bu kanamanın] inatçı [kesilmeyen] bir damar [kanaması] olduğu söylenmişti. Bunun üzerine ona; öğle namazını geciktirip ikindi namazını öne alması ve her iki namaz için tek bir gusül yapması, akşam namazını geciktirip yatsı namazını öne alması ve her iki namaz için tek bir gusül yapması, sabah namazı için de ayrıca tek bir gusül yapması emredildi.

361. Hadis

أَخْبَرَنَا سُوَيْدُ بْنُ نَصْرٍ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ الْقَاسِمِ، عَنِ الْقَاسِمِ، عَنْ زَيْنَبَ بِنْتِ جَحْشٍ، قَالَتْ قُلْتُ لِلنَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم إِنَّهَا مُسْتَحَاضَةٌ ‏.‏ فَقَالَ ‏ "‏ تَجْلِسُ أَيَّامَ أَقْرَائِهَا ثُمَّ تَغْتَسِلُ وَتُؤَخِّرُ الظُّهْرَ وَتُعَجِّلُ الْعَصْرَ وَتَغْتَسِلُ وَتُصَلِّي وَتُؤَخِّرُ الْمَغْرِبَ وَتُعَجِّلُ الْعِشَاءَ وَتَغْتَسِلُ وَتُصَلِّيهِمَا جَمِيعًا وَتَغْتَسِلُ لِلْفَجْرِ ‏"‏ ‏.‏

Bize Süveyd b. Nasr haber verdi; dedi ki: Bize Abdullah, Süfyân'dan; o Abdurrahman b. el-Kâsım'dan; o el-Kâsım'dan; o da Zeyneb bint Cahş'tan [naklederek] haber verdi; [Zeyneb] şöyle demiştir: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e bir kadının istihaze olduğunu söyledim. [Nebi]: “Hayız dönemlerinin (kur') süresi kadar [bekleyip namazı] bıraksın, sonra gusletsin. [Ardından] öğleyi geciktirip ikindiyi öne alsın, gusledip namazını kılsın. Akşamı geciktirip yatsıyı öne alsın, gusledip her ikisini birlikte kılsın. Sabah namazı için de ayrıca gusletsin” buyurdu.

362. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، قَالَ حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عَدِيٍّ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَمْرٍو، - وَهُوَ ابْنُ عَلْقَمَةَ بْنِ وَقَّاصٍ - عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ عُرْوَةَ بْنِ الزُّبَيْرِ، عَنْ فَاطِمَةَ بِنْتِ أَبِي حُبَيْشٍ، أَنَّهَا كَانَتْ تُسْتَحَاضُ فَقَالَ لَهَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ إِذَا كَانَ دَمُ الْحَيْضِ - فَإِنَّهُ دَمٌ أَسْوَدُ يُعْرَفُ - فَأَمْسِكِي عَنِ الصَّلاَةِ وَإِذَا كَانَ الآخَرُ فَتَوَضَّئِي فَإِنَّمَا هُوَ عِرْقٌ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عَدِيٍّ هَذَا مِنْ كِتَابِهِ ‏.‏

Bize Muhammed b. el-Müsennâ haber verdi; bize İbn Ebî Adî, Muhammed b. Amr'dan -ki o İbn Alkame b. Vakkâs'tır-; İbn Şihâb'dan; Urve b. ez-Zübeyr'den; Fâtıma bint Ebî Hubeyş'ten [naklederek] anlattı; o istihaze olmuştu. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ona şöyle buyurdu: “Hayız kanı olduğu zaman -ki o bilinen siyah bir kandır- namaz kılma; diğer kan [istihaze] olduğu zaman ise abdest al. Çünkü o ancak bir damar [kanaması]dır.” Muhammed b. el-Müsennâ: “İbn Ebî Adî bu hadisi bize kitabından [bakarak] anlattı” dedi.

363. Hadis

وَأَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، قَالَ حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عَدِيٍّ، مِنْ حِفْظِهِ قَالَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَمْرٍو، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّ فَاطِمَةَ بِنْتَ أَبِي حُبَيْشٍ، كَانَتْ تُسْتَحَاضُ فَقَالَ لَهَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ إِنَّ دَمَ الْحَيْضِ دَمٌ أَسْوَدُ يُعْرَفُ فَإِذَا كَانَ ذَلِكِ فَأَمْسِكِي عَنِ الصَّلاَةِ فَإِذَا كَانَ الآخَرُ فَتَوَضَّئِي وَصَلِّي ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عَبْدِ الرَّحْمَنِ قَدْ رَوَى هَذَا الْحَدِيثَ غَيْرُ وَاحِدٍ وَلَمْ يَذْكُرْ أَحَدٌ مِنْهُمْ مَا ذَكَرَ ابْنُ أَبِي عَدِيٍّ وَاللَّهُ تَعَالَى أَعْلَمُ ‏.‏

Bize Muhammed b. el-Müsennâ haber verdi; bize İbn Ebî Adî ezberinden haber verip dedi ki: Bize Muhammed b. Amr, İbn Şihâb'dan; o Urve'den; o da Âişe'den [naklederek] anlattı; Fâtıma bint Ebî Hubeyş istihaze olmuştu. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ona şöyle buyurdu: “Hayız kanı siyah bir kandır ve tanınır [bilinir]. Eğer [kanın rengi] öyleyse namaz kılma; diğer kan [istihaze] olduğu zaman ise abdest al ve namaz kıl.” -Ebû Abdurrahman [Nesâî] der ki: Bu hadisi pek çok kişi rivayet etmiştir; ancak onlardan hiçbiri İbn Ebî Adî'nin [Muhammed b. Amr'dan naklederek] zikrettiği [bu senet] gibi zikretmemiştir. En iyisini Allah Teâlâ bilir.-

364. Hadis

أَخْبَرَنَا يَحْيَى بْنُ حَبِيبِ بْنِ عَرَبِيٍّ، عَنْ حَمَّادٍ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتِ اسْتُحِيضَتْ فَاطِمَةُ بِنْتُ أَبِي حُبَيْشٍ فَسَأَلَتِ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَتْ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنِّي أُسْتَحَاضُ فَلاَ أَطْهُرُ أَفَأَدَعُ الصَّلاَةَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ إِنَّمَا ذَلِكِ عِرْقٌ وَلَيْسَتْ بِالْحِيضَةِ فَإِذَا أَقْبَلَتِ الْحِيضَةُ فَدَعِي الصَّلاَةَ وَإِذَا أَدْبَرَتْ فَاغْسِلِي عَنْكِ الدَّمَ وَتَوَضَّئِي وَصَلِّي فَإِنَّمَا ذَلِكِ عِرْقٌ وَلَيْسَتْ بِالْحَيْضَةِ ‏"‏ ‏.‏ قِيلَ لَهُ فَالْغُسْلُ قَالَ ‏"‏ وَذَلِكَ لاَ يَشُكُّ فِيهِ أَحَدٌ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عَبْدِ الرَّحْمَنِ قَدْ رَوَى هَذَا الْحَدِيثَ غَيْرُ وَاحِدٍ عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ وَلَمْ يَذْكُرْ فِيهِ ‏"‏ وَتَوَضَّئِي ‏"‏ ‏.‏ غَيْرُ حَمَّادٍ وَاللَّهُ تَعَالَى أَعْلَمُ ‏.‏

Bize Yahyâ b. Habîb b. Arabî haber verdi; dedi ki: Bize Hammâd, Hişâm b. Urve'den; o babasından; o da Âişe'den [naklederek] anlattı; Fâtıma bint Ebî Hubeyş istihaze olmuştu. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e: “Ey Allah'ın Resûlü! Ben istihaze olan bir kadınım ve bir türlü temizlenemiyorum; namazı bırakayım mı?” diye sordu. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “O ancak bir damar [kanaması]dır ve hayız değildir. Hayız vaktin gelince namazı bırak; hayız vaktin geçince de üzerindeki kanı yıka, abdest al ve namaz kıl. Çünkü o ancak bir damar [kanaması]dır ve hayız değildir.” Ona [Hammad'a]: “Peki gusül [gerekir mi]?” diye sorulunca: “Bunda kimsenin şüphesi yok [elbette gerekir]” dedi. -Ebû Abdurrahman [Nesâî] der ki: Bu hadisi Hişâm b. Urve'den pek çok kişi rivayet etmiş ancak hiçbirinde ‘ve abdest al’ (ve tevedda') ifadesi geçmemiştir; bunu sadece Hammâd zikretmiştir. Allah Teâlâ en iyisini bilir.-

365. Hadis

أَخْبَرَنَا سُوَيْدُ بْنُ نَصْرٍ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّ فَاطِمَةَ بِنْتَ أَبِي حُبَيْشٍ، أَتَتْ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَتْ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنِّي أُسْتَحَاضُ فَلاَ أَطْهُرُ ‏.‏ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ إِنَّمَا ذَلِكِ عِرْقٌ وَلَيْسَتْ بِالْحِيضَةِ فَإِذَا أَقْبَلَتِ الْحِيضَةُ فَأَمْسِكِي عَنِ الصَّلاَةِ وَإِذَا أَدْبَرَتْ فَاغْسِلِي عَنْكِ الدَّمَ وَصَلِّي ‏"‏ ‏.‏

Bize Süveyd b. Nasr haber verdi; dedi ki: Bize Abdullah, Hişâm b. Urve'den; o babasından; o da Âişe'den [naklederek] haber verdi; Fâtıma bint Ebî Hubeyş Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e gelip: “Ey Allah'ın Resûlü! Ben istihaze oluyorum ve bir türlü temizlenemiyorum” dedi. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “O ancak bir damar [kanaması]dır ve hayız değildir. Hayız vaktin gelince namazdan uzak dur; hayız vaktin geçince de üzerindeki kanı yıka ve namaz kıl.”

366. Hadis

أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، عَنْ مَالِكٍ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ قَالَتْ فَاطِمَةُ بِنْتُ أَبِي حُبَيْشٍ لِرَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لاَ أَطْهُرُ أَفَأَدَعُ الصَّلاَةَ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ إِنَّمَا ذَلِكِ عِرْقٌ وَلَيْسَتْ بِالْحِيضَةِ فَإِذَا أَقْبَلَتِ الْحِيضَةُ فَدَعِي الصَّلاَةَ وَإِذَا ذَهَبَ قَدْرُهَا فَاغْسِلِي عَنْكِ الدَّمَ وَصَلِّي ‏"‏ ‏.‏

Bize Kuteybe haber verdi; Mâlik'ten; Hişâm b. Urve'den; o babasından; o da Âişe'den [nakledildiğine göre]; Âişe şöyle demiştir: Fâtıma bint Ebî Hubeyş Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e: “Temizlenemiyorum; namazı bırakayım mı?” dedi. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: “O ancak bir damar [kanaması]dır ve hayız değildir. Hayız vaktin gelince namazı bırak; o [hayız] süresi geçince de üzerindeki kanı yıka ve namaz kıl” buyurdu.

367. Hadis

أَخْبَرَنَا أَبُو الأَشْعَثِ، قَالَ حَدَّثَنَا خَالِدُ بْنُ الْحَارِثِ، قَالَ سَمِعْتُ هِشَامًا، يُحَدِّثُ عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّ بِنْتَ أَبِي حُبَيْشٍ، قَالَتْ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنِّي لاَ أَطْهُرُ أَفَأَتْرُكُ الصَّلاَةَ قَالَ ‏"‏ لاَ إِنَّمَا هُوَ عِرْقٌ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ خَالِدٌ وَفِيمَا قَرَأْتُ عَلَيْهِ ‏"‏ وَلَيْسَتْ بِالْحِيضَةِ فَإِذَا أَقْبَلَتِ الْحِيضَةُ فَدَعِي الصَّلاَةَ وَإِذَا أَدْبَرَتْ فَاغْسِلِي عَنْكِ الدَّمَ ثُمَّ صَلِّي ‏"‏ ‏.‏

Bize Ebû'l-Eş'as haber verdi; dedi ki: Bize Hâlid b. el-Hâris anlattı; dedi ki: Hişâm'ı babasından; o da Âişe'den [naklederken] işitmiş; Ebû Hubeyş'in kızı: “Ey Allah'ın Resûlü! Muhakkak ki ben temizlenemiyorum; namazı bırakayım mı?” diye sordu. [Resûlullah]: “Hayır; o ancak bir damar [kanaması]dır” buyurdu. Hâlid [onun huzurunda] okuduğu [metinde] şunu da [nakletti]: “[Nebi]: ‘O hayız değildir. Hayız vaktin gelince namazı bırak; hayız vaktin geçince de üzerindeki kanı yıka ve sonra namaz kıl’ buyurdu.”

368. Hadis

أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ زُرَارَةَ، قَالَ أَنْبَأَنَا إِسْمَاعِيلُ، عَنْ أَيُّوبَ، عَنْ مُحَمَّدٍ، قَالَ قَالَتْ أُمُّ عَطِيَّةَ كُنَّا لاَ نَعُدُّ الصُّفْرَةَ وَالْكُدْرَةَ شَيْئًا ‏.‏

Bize Amr b. Zürâra haber verdi; dedi ki: Bize İsmâîl, Eyyûb'dan; o Muhammed'den [naklederek] haber verdi; Ümmü Atiyye şöyle demiştir: “Biz sarı (sufre) ve bulanık (küdre) akıntıları hiçbir şeyden [hayızdan] saymazdık.”

369. Hadis

أَخْبَرَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ أَنْبَأَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ حَرْبٍ، قَالَ حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ سَلَمَةَ، عَنْ ثَابِتٍ، عَنْ أَنَسٍ، قَالَ كَانَتِ الْيَهُودُ إِذَا حَاضَتِ الْمَرْأَةُ مِنْهُمْ لَمْ يُؤَاكِلُوهُنَّ وَلاَ يُشَارِبُوهُنَّ وَلاَ يُجَامِعُوهُنَّ فِي الْبُيُوتِ فَسَأَلُوا النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَأَنْزَلَ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ ‏{‏ وَيَسْأَلُونَكَ عَنِ الْمَحِيضِ قُلْ هُوَ أَذًى ‏}‏ الآيَةَ فَأَمَرَهُمْ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنْ يُؤَاكِلُوهُنَّ وَيُشَارِبُوهُنَّ وَيُجَامِعُوهُنَّ فِي الْبُيُوتِ وَأَنْ يَصْنَعُوا بِهِنَّ كُلَّ شَىْءٍ مَا خَلاَ الْجِمَاعَ ‏.‏ فَقَالَتِ الْيَهُودُ مَا يَدَعُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم شَيْئًا مِنْ أَمْرِنَا إِلاَّ خَالَفَنَا ‏.‏ فَقَامَ أُسَيْدُ بْنُ حُضَيْرٍ وَعَبَّادُ بْنُ بِشْرٍ فَأَخْبَرَا رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالاَ أَنُجَامِعُهُنَّ فِي الْمَحِيضِ فَتَمَعَّرَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم تَمَعُّرًا شَدِيدًا حَتَّى ظَنَنَّا أَنَّهُ قَدْ غَضِبَ فَقَامَا فَاسْتَقْبَلَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم هَدِيَّةَ لَبَنٍ فَبَعَثَ فِي آثَارِهِمَا فَرَدَّهُمَا فَسَقَاهُمَا فَعُرِفَ أَنَّهُ لَمْ يَغْضَبْ عَلَيْهِمَا ‏.‏

Bize İshâk b. İbrâhîm haber verdi; dedi ki: Bize Süleyman b. Harb anlattı; dedi ki: Bize Hammâd b. Seleme, Sâbit'ten; o da Enes'ten [naklederek] anlattı; şöyle demiştir: Yahudiler içlerinden bir kadın hayız olduğunda onunla birlikte yemek yemez, onlarla bir şey içmez ve evlerde onlarla bir arada bulunmazlardı [onlarla aynı odada oturmazlardı]. Sahabeler [durumu] Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e sordular. Bunun üzerine Aziz ve Celil olan Allah: { وَيَسْأَلُونَكَ عَنِ الْمَحِيضِ قُلْ هُوَ أَذًى فَاعْتَزِلُوا النِّسَاءَ فِي الْمَحِيضِ } “Sana hayız halini sorarlar. De ki: O bir ezadır. Öyleyse hayız halindeyken kadınlardan uzak durun” (Bakara, 222) ayetini indirdi. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem de onlara [sahabelere]; hayızlı kadınlarla birlikte yemek yemelerini, bir şeyler içmelerini ve evlerde onlarla bir arada bulunmalarını, cinsi münasebet dışında onlarla her şeyi yapabileceklerini emretti. [Bunu duyan] Yahudiler: “Resûlullah bizim işlerimizden hiçbirini bırakmayıp hepsine muhalefet ediyor!” dediler. Bunun üzerine Üseyd b. Hudayr ve Abbâd b. Bişr kalkıp Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e durumu haber verdiler ve: “Hayızlıyken onlarla cinsi münasebette bulunalım mı?” diye sordular. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in yüzünün rengi çok şiddetli bir şekilde değişti; hatta biz onun [onlara] kızdığını sandık. [Üseyd ve Abbâd] kalkıp gittiler. O sırada Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e bir süt hediyesi geldi; [Resûlullah] hemen arkalarından adam gönderip onları geri çağırttı ve onlara süt içirdi. Böylece onlara kızmadığı anlaşıldı.

370. Hadis

أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ عَلِيٍّ، قَالَ حَدَّثَنَا يَحْيَى، عَنْ شُعْبَةَ، قَالَ حَدَّثَنِي الْحَكَمُ، عَنْ عَبْدِ الْحَمِيدِ، عَنْ مِقْسَمٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فِي الرَّجُلِ يَأْتِي امْرَأَتَهُ وَهِيَ حَائِضٌ يَتَصَدَّقُ بِدِينَارٍ أَوْ بِنِصْفِ دِينَارٍ ‏.‏

Bize Amr b. Alî haber verdi; dedi ki: Bize Yahyâ, Şu'be'den; o el-Hakem'den; o Abdülhamîd'den; o Miksem'den; o da İbn Abbâs'tan [naklederek] haber verdi; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem karısıyla hayızlıyken cinsi münasebette bulunan adam hakkında: “Bir dinar veya yarım dinar sadaka versin” buyurdu.

371. Hadis

أَخْبَرَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ سَعِيدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا مُعَاذُ بْنُ هِشَامٍ، ح وَأَنْبَأَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ أَنْبَأَنَا مُعَاذُ بْنُ هِشَامٍ، قَالَ حَدَّثَنِي أَبِي ح، وَأَنْبَأَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ مَسْعُودٍ، قَالَ حَدَّثَنَا خَالِدٌ، - وَهُوَ ابْنُ الْحَارِثِ - قَالَ حَدَّثَنَا هِشَامٌ، عَنْ يَحْيَى بْنِ أَبِي كَثِيرٍ، قَالَ حَدَّثَنِي أَبُو سَلَمَةَ، أَنَّ زَيْنَبَ بِنْتَ أَبِي سَلَمَةَ، حَدَّثَتْهُ أَنَّ أُمَّ سَلَمَةَ حَدَّثَتْهَا قَالَتْ، بَيْنَمَا أَنَا مُضْطَجِعَةٌ، مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِذْ حِضْتُ فَانْسَلَلْتُ فَأَخَذْتُ ثِيَابَ حَيْضَتِي فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ أَنَفِسْتِ ‏"‏ ‏.‏ قُلْتُ نَعَمْ فَدَعَانِي فَاضْطَجَعْتُ مَعَهُ فِي الْخَمِيلَةِ ‏.‏ وَاللَّفْظُ لِعُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ سَعِيدٍ ‏.‏

Bize Ubeydullah b. Saîd haber verdi; bize Muâz b. Hişâm anlattı. (H) Bize İshâk b. İbrâhîm haber verdi; bize Muâz b. Hişâm haber verip dedi ki: Bana babam anlattı. (H) Bize İsmâîl b. Mes'ûd haber verdi; bize Hâlid -ki o İbnü'l-Hâris'tir- anlattı; bize Hişâm, Yahyâ b. Ebî Kesîr'den haber verdi; dedi ki: Bana Ebû Seleme, Zeyneb bint Ebî Seleme'nin ona anlattığına göre; Ümmü Seleme ona şöyle anlatmış: “Ben Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile birlikte uzanmışken hayız oldum. Hemen ondan sıvışıp ayrıldım ve hayız elbiselerimi aldım. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: ‘Hayız mı oldun?’ diye sordu. Ben de: ‘Evet’ dedim. Bunun üzerine beni çağırdı; ben de onunla birlikte kadife örtü (hamîle) içinde uzandım.” Lafız Ubeydullah b. Saîd'e aittir.

372. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، قَالَ حَدَّثَنَا يَحْيَى، عَنْ جَابِرِ بْنِ صُبْحٍ، قَالَ سَمِعْتُ خِلاَسًا، يُحَدِّثُ عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ كُنْتُ أَنَا وَرَسُولُ اللَّهِ، صلى الله عليه وسلم نَبِيتُ فِي الشِّعَارِ الْوَاحِدِ وَأَنَا طَامِثٌ حَائِضٌ فَإِنْ أَصَابَهُ مِنِّي شَىْءٌ غَسَلَ مَكَانَهُ لَمْ يَعْدُهُ ثُمَّ صَلَّى فِيهِ ثُمَّ يَعُودُ فَإِنْ أَصَابَهُ مِنِّي شَىْءٌ فَعَلَ مِثْلَ ذَلِكَ غَسَلَ مَكَانَهُ لَمْ يَعْدُهُ وَصَلَّى فِيهِ ‏.‏

Bize Muhammed b. el-Müsennâ haber verdi; dedi ki: Bize Yahyâ b. Saîd, Câbir b. Subh'dan; o Hılâs'ı Âişe'den [naklederken] işitmiş; Âişe şöyle demiştir: “Ben hayızlıyken, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile ben tek bir örtü [elbise] içinde gecelerdik. Eğer [kan gibi] benden bir şey ona bulaşırsa, [sadece] bulaşan yeri yıkar ve başka yere dokunmadan o örtü içinde namazını kılardı. Sonra [tekrar yatağa] dönerdi; yine benden bir şey ona bulaşırsa yine aynı şekilde yapar [bulaşan yeri yıkar ve namazını kılardı].”

373. Hadis

أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو الأَحْوَصِ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنْ عَمْرِو بْنِ شُرَحْبِيلَ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَأْمُرُ إِحْدَانَا إِذَا كَانَتْ حَائِضًا أَنْ تَشُدَّ إِزَارَهَا ثُمَّ يُبَاشِرُهَا ‏.‏

Bize Kuteybe haber verdi; dedi ki: Bize Ebû'l-Ahvas anlattı; Ebû İshâk'tan; Amr b. Şurahbîl'den; Âişe'den [nakledildiğine göre]; Âişe şöyle demiştir: “Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bizden birimiz hayızlı olduğunda, izarını [belden aşağısını örten kumaşı] sıkıca bağlamasını emreder, sonra onunla ilgilenirdi [ten tene dokunurdu].”

374. Hadis

أَخْبَرَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ أَنْبَأَنَا جَرِيرٌ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، عَنِ الأَسْوَدِ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ كَانَتْ إِحْدَانَا إِذَا حَاضَتْ أَمَرَهَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنْ تَتَّزِرَ ثُمَّ يُبَاشِرُهَا ‏.‏

Bize İshâk b. İbrâhîm haber verdi; dedi ki: Bize Cerîr, Mansûr'dan; o İbrâhîm'den; o el-Esved'den; o da Âişe'den [naklederek] haber verdi; Âişe şöyle demiştir: “Bizden birimiz hayız olduğunda, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ona izarını bağlamasını emreder, sonra onunla ilgilenirdi [ten tene dokunurdu].”

375. Hadis

أَخْبَرَنَا هَنَّادُ بْنُ السَّرِيِّ، عَنِ ابْنِ عَيَّاشٍ، - وَهُوَ أَبُو بَكْرٍ - عَنْ صَدَقَةَ بْنِ سَعِيدٍ، ثُمَّ ذَكَرَ كَلِمَةً مَعْنَاهَا حَدَّثَنَا جُمَيْعُ بْنُ عُمَيْرٍ، قَالَ دَخَلْتُ عَلَى عَائِشَةَ مَعَ أُمِّي وَخَالَتِي فَسَأَلَتَاهَا كَيْفَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَصْنَعُ إِذَا حَاضَتْ إِحْدَاكُنَّ قَالَتْ كَانَ يَأْمُرُنَا إِذَا حَاضَتْ إِحْدَانَا أَنْ تَتَّزِرَ بِإِزَارٍ وَاسِعٍ ثُمَّ يَلْتَزِمُ صَدْرَهَا وَثَدْيَيْهَا ‏.‏

Bize Hennâd b. es-Serî, İbn Ayyaş'tan -ki o Ebû Bekr'dir-; o Sadaka b. Saîd'den; -sonra mana itibarıyla [şuna benzer] bir kelime zikretti- bize Cumay' b. Umeyr anlattı; dedi ki: Annem ve teyzemle birlikte Âişe'nin yanına girdim. [Annem ve teyzem] ona: “Sizden biriniz hayız olduğunda Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ne yapardı?” diye sordular. [Âişe]: “Bizden birimiz hayız olduğunda, geniş bir izar bağlamamızı emreder, sonra göğsümüze ve memelerimize sarılırdı” dedi.

376. Hadis

أَخْبَرَنَا الْحَارِثُ بْنُ مِسْكِينٍ، قِرَاءَةً عَلَيْهِ وَأَنَا أَسْمَعُ، عَنِ ابْنِ وَهْبٍ، عَنْ يُونُسَ، وَاللَّيْثُ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ حَبِيبٍ، مَوْلَى عُرْوَةَ عَنْ بُدَيَّةَ، - وَكَانَ اللَّيْثُ يَقُولُ نَدَبَةَ - مَوْلاَةِ مَيْمُونَةَ عَنْ مَيْمُونَةَ قَالَتْ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُبَاشِرُ الْمَرْأَةَ مِنْ نِسَائِهِ وَهِيَ حَائِضٌ إِذَا كَانَ عَلَيْهَا إِزَارٌ يَبْلُغُ أَنْصَافَ الْفَخِذَيْنِ وَالرُّكْبَتَيْنِ فِي حَدِيثِ اللَّيْثِ تَحْتَجِزُ بِهِ ‏.‏

Bize el-Hâris b. Miskîn -ben işitirken ona okunarak- haber verdi; İbn Vehb'den; o Yûnus ve el-Leys'ten; İbn Şihâb'dan; Habîb'den (Urve'den); Meymûne'nin azatlısı Büdeyye'den -el-Leys ‘Nedbe’ diyordu-; Meymûne'den [nakledildiğine göre]; Meymûne şöyle demiştir: “Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, eşlerinden hayızlı olan birine -eğer üzerinde uyluklarının ortasına ve dizlerine kadar gelen bir izarı varsa- mübaşeret ederdi [onunla ten tene temas kurardı].” el-Leys'in hadisinde “[İzarı] kuşanmış haldeyken” [ifadesi] geçti.

377. Hadis

أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدِ بْنِ جَمِيلِ بْنِ طَرِيفٍ، قَالَ أَنْبَأَنَا يَزِيدُ بْنُ الْمِقْدَامِ بْنِ شُرَيْحِ بْنِ هَانِئٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ شُرَيْحٍ، أَنَّهُ سَأَلَ عَائِشَةَ هَلْ تَأْكُلُ الْمَرْأَةُ مَعَ زَوْجِهَا وَهِيَ طَامِثٌ قَالَتْ نَعَمْ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَدْعُونِي فَآكُلُ مَعَهُ وَأَنَا عَارِكٌ كَانَ يَأْخُذُ الْعَرْقَ فَيُقْسِمُ عَلَىَّ فِيهِ فَأَعْتَرِقُ مِنْهُ ثُمَّ أَضَعُهُ فَيَأْخُذُهُ فَيَعْتَرِقُ مِنْهُ وَيَضَعُ فَمَهُ حَيْثُ وَضَعْتُ فَمِي مِنَ الْعَرْقِ وَيَدْعُو بِالشَّرَابِ فَيُقْسِمُ عَلَىَّ فِيهِ مِنْ قَبْلِ أَنْ يَشْرَبَ مِنْهُ فَآخُذُهُ فَأَشْرَبُ مِنْهُ ثُمَّ أَضَعُهُ فَيَأْخُذُهُ فَيَشْرَبُ مِنْهُ وَيَضَعُ فَمَهُ حَيْثُ وَضَعْتُ فَمِي مِنَ الْقَدَحِ ‏.‏

Bize Kuteybe b. Saîd b. Cemîl b. Tarîf haber verdi; dedi ki: Bize Yezîd b. el-Mikdâm b. Şurayh b. Hânî haber verdi; babasından; o Şurayh'tan [naklederek] anlattı; o Âişe'ye: “Kadın hayızlıyken kocasıyla birlikte yemek yiyebilir mi?” diye sordu. [Âişe]: “Evet; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem beni çağırır, ben hayızlıyken onunla birlikte yemek yerdim. [Resûlullah pişmiş] kemikli eti alır, bana [yemem için] yemin ederdi [verirdi]; ben de ondan bir miktar yer, sonra bırakırdım. O da [eti] alır ve [etin üzerinde] ağzımı koyduğum yere kendi ağzını koyarak yerdi. İçecek istediğinde ise, kendisi içmeden önce [içeceği] bana verir, bana yemin ederdi [verirdi]. Ben de onu alır ondan içer, sonra bırakırdım. O da [kabı] alır ondan içer ve kabın üzerinde ağzımı koyduğum yere kendi ağzını koyardı” dedi.

378. Hadis

أَخْبَرَنِي أَيُّوبُ بْنُ مُحَمَّدٍ الْوَزَّانُ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ جَعْفَرٍ، قَالَ حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ عَمْرٍو، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنِ الْمِقْدَامِ بْنِ شُرَيْحٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَضَعُ فَاهُ عَلَى الْمَوْضِعِ الَّذِي أَشْرَبُ مِنْهُ وَيَشْرَبُ مِنْ فَضْلِ شَرَابِي وَأَنَا حَائِضٌ ‏.‏

Bize Eyyûb b. Muhammed el-Vezzân haber verdi; dedi ki: Bize Abdullah b. Ca'fer anlattı; dedi ki: Bize Ubeydullah b. Amr, el-A'meş'ten; o el-Mikdâm b. Şureyh'ten; o babasından; o da Âişe'den [naklederek] anlattı; Âişe şöyle demiştir: “Ben hayızlıyken, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ağzını benim içtiğim yere koyar ve içeceğimden kalan artıktan içerdi.”

379. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مَنْصُورٍ، قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ مِسْعَرٍ، عَنِ الْمِقْدَامِ بْنِ شُرَيْحٍ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ سَمِعْتُ عَائِشَةَ، تَقُولُ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُنَاوِلُنِي الإِنَاءَ فَأَشْرَبُ مِنْهُ وَأَنَا حَائِضٌ ثُمَّ أُعْطِيهِ فَيَتَحَرَّى مَوْضِعَ فَمِي فَيَضَعُهُ عَلَى فِيهِ ‏.‏

Bize Muhammed b. Mansûr haber verdi; dedi ki: Bize Süfyân, Mis'ar'dan; o el-Mikdâm b. Şureyh'ten; o da babasından [naklederek] anlattı; dedi ki: Âişe'yi şöyle derken işitmiş: “Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem kabı bana uzatırdı; ben hayızlıyken ondan içerdim. Sonra kabı ona verdiğimde, ağzımın değdiği yeri arayıp bulur ve [kendi] ağzını oraya koyardı.”

380. Hadis

أَخْبَرَنَا مَحْمُودُ بْنُ غَيْلاَنَ، قَالَ حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، قَالَ حَدَّثَنَا مِسْعَرٌ، وَسُفْيَانُ، عَنِ الْمِقْدَامِ بْنِ شُرَيْحٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ كُنْتُ أَشْرَبُ مِنَ الْقَدَحِ وَأَنَا حَائِضٌ، فَأُنَاوِلُهُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَيَضَعُ فَاهُ عَلَى مَوْضِعِ فِيَّ فَيَشْرَبُ مِنْهُ وَأَتَعَرَّقُ مِنَ الْعَرْقِ وَأَنَا حَائِضٌ فَأُنَاوِلُهُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَيَضَعُ فَاهُ عَلَى مَوْضِعِ فِيَّ ‏.‏

Bize Mahmûd b. Geylân haber verdi; dedi ki: Bize Vekî' anlattı; bize Mis'ar ve Süfyân, el-Mikdâm b. Şureyh'ten; o babasından; o da Âişe'den [naklederek] anlattılar; Âişe şöyle demiştir: “Ben hayızlıyken kaptan [bir şeyler] içer ve [onu] Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e uzatırdım; o da ağzını benim ağzımı koyduğum yere koyar ve ondan içerdi. Yine ben hayızlıyken [etli] kemiği sıyırır (yer) ve [onu] Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e uzatırdım; o da ağzını benim ağzımı koyduğum yere koyardı.”

381. Hadis

أَخْبَرَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، وَعَلِيُّ بْنُ حُجْرٍ، - وَاللَّفْظُ لَهُ - قَالاَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ أُمِّهِ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ كَانَ رَأْسُ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي حِجْرِ إِحْدَانَا وَهِيَ حَائِضٌ وَهُوَ يَقْرَأُ الْقُرْآنَ ‏.‏

Bize İshâk b. İbrâhîm ve Alî b. Hucre -lafız ona aittir- haber verdiler; dediler ki: Bize Süfyân, Mansûr'dan; o annesinden; o da Âişe'den [naklederek] anlattı; Âişe şöyle demiştir: “Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in başı, bizden birimiz hayızlıyken onun kucağında olurdu ve o Kur'ân okurdu.”

382. Hadis

أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ زُرَارَةَ، قَالَ أَنْبَأَنَا إِسْمَاعِيلُ، عَنْ أَيُّوبَ، عَنْ أَبِي قِلاَبَةَ، عَنْ مُعَاذَةَ الْعَدَوِيَّةِ، قَالَتْ سَأَلَتِ امْرَأَةٌ عَائِشَةَ أَتَقْضِي الْحَائِضُ الصَّلاَةَ فَقَالَتْ أَحَرُورِيَّةٌ أَنْتِ قَدْ كُنَّا نَحِيضُ عِنْدَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَلاَ نَقْضِي وَلاَ نُؤْمَرُ بِقَضَاءٍ ‏.‏

Bize Amr b. Zürâra haber verdi; dedi ki: Bize İsmâîl, Eyyûb'dan; o Ebû Kılâbe'den; o da Muâze el-Adeviyye'den [naklederek] haber verdi; şöyle demiştir: Bir kadın Âişe'ye: “Hayızlı olan kadın [kılamadığı] namazları kaza eder mi?” diye sordu. [Âişe]: “Sen Harûriyye [Haricî] misin? Biz Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem zamanında hayız olurduk da [kılamadığımız namazları] kaza etmezdik, kaza etmekle de emrolunmazdık” dedi.

383. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، قَالَ حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ كَيْسَانَ، قَالَ حَدَّثَنِي أَبُو حَازِمٍ، قَالَ قَالَ أَبُو هُرَيْرَةَ بَيْنَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي الْمَسْجِدِ إِذْ قَالَ ‏"‏ يَا عَائِشَةُ نَاوِلِينِي الثَّوْبَ ‏"‏ ‏.‏ فَقَالَتْ إِنِّي لاَ أُصَلِّي ‏.‏ فَقَالَ ‏"‏ إِنَّهُ لَيْسَ فِي يَدِكِ ‏"‏ ‏.‏ فَنَاوَلَتْهُ ‏.‏

Bize Muhammed b. el-Müsennâ haber verdi; dedi ki: Bize Yahyâ b. Saîd, Yezîd b. Keysân'dan; o bana Ebû Hâzim'den [naklederek] anlattı; dedi ki: Ebû Hureyre şöyle demiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem mescitteyken: “Ey Âişe! Bana şu elbiseyi ver” dedi. [Âişe]: “Ben namaz kılmıyorum [hayızlıyım]” deyince, [Resûlullah]: “Hayız [kanın] elinde değildir” buyurdu. Bunun üzerine [Âişe] elbiseyi ona verdi.

384. Hadis

أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، عَنْ عَبِيدَةَ، عَنِ الأَعْمَشِ، ح وَأَخْبَرَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ ثَابِتِ بْنِ عُبَيْدٍ، عَنِ الْقَاسِمِ بْنِ مُحَمَّدٍ، قَالَ قَالَتْ عَائِشَةُ قَالَ لِي رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ نَاوِلِينِي الْخُمْرَةَ مِنَ الْمَسْجِدِ ‏"‏ ‏.‏ فَقُلْتُ إِنِّي حَائِضٌ ‏.‏ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ لَيْسَتْ حَيْضَتُكِ فِي يَدِكِ ‏"‏ ‏.‏

Bize Kuteybe, Ubeyde'den; o el-A'meş'ten haber verdi. (H) Bize İshâk b. İbrâhîm haber verdi; dedi ki: Bize Cerîr, el-A'meş'ten; o Sâbit b. Ubeyd'den; o el-Kâsım b. Muhammed'den [naklederek] anlattı; Âişe şöyle demiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bana: “Mescitten bana seccadeyi (humra) ver” buyurdu. Ben: “Hayızlıyım” deyince, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: “Hayız [kanın] elinde değildir” buyurdu.

384_2. Hadis

قَالَ إِسْحَاقُ أَنْبَأَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، عَنِ الأَعْمَشِ، بِهَذَا الإِسْنَادِ مِثْلَهُ ‏.‏

İshâk dedi ki: Bize Ebû Muâviye, el-A'meş'ten; bu [aynı] isnatla benzerini bildirdi.

385. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مَنْصُورٍ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنْ مَنْبُوذٍ، عَنْ أُمِّهِ، أَنَّ مَيْمُونَةَ، قَالَتْ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَضَعُ رَأْسَهُ فِي حِجْرِ إِحْدَانَا فَيَتْلُو الْقُرْآنَ وَهِيَ حَائِضٌ وَتَقُومُ إِحْدَانَا بِخُمْرَتِهِ إِلَى الْمَسْجِدِ فَتَبْسُطُهَا وَهِيَ حَائِضٌ ‏.‏

Bize Muhammed b. Mansûr, Süfyân'dan; o Menbûz'dan; o annesinden; o da Meymûne'den [naklederek] haber verdi; Meymûne şöyle demiştir: “Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, bizden birinin [hayızlıyken] kucağına başını koyar ve Kur'ân okurdu. Yine bizden biri hayızlıyken onun seccadesini (humra) mescide götürür ve oraya sererdi.”

386. Hadis

أَخْبَرَنَا نَصْرُ بْنُ عَلِيٍّ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الأَعْلَى، قَالَ حَدَّثَنَا مَعْمَرٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّهَا كَانَتْ تُرَجِّلُ رَأْسَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَهِيَ حَائِضٌ وَهُوَ مُعْتَكِفٌ فَيُنَاوِلُهَا رَأْسَهُ وَهِيَ فِي حُجْرَتِهَا ‏.‏

Bize Nasr b. Alî haber verdi; dedi ki: Bize Abdülalâ anlattı; dedi ki: Bize Ma'mer, Zührî'den; o Urve'den; o da Âişe'den [naklederek] anlattı; Âişe hayızlıyken, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem de itikaftayken onun saçını tarardı. [Nebi] başını ona doğru uzatır, o da [kendi] odasındayken [onun başını tarardı].

387. Hadis

أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ عَلِيٍّ، قَالَ حَدَّثَنَا يَحْيَى، قَالَ حَدَّثَنِي سُفْيَانُ، قَالَ حَدَّثَنِي مَنْصُورٌ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، عَنِ الأَسْوَدِ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُدْنِي إِلَىَّ رَأْسَهُ وَهُوَ مُعْتَكِفٌ فَأَغْسِلُهُ وَأَنَا حَائِضٌ ‏.‏

Bize Amr b. Alî haber verdi; dedi ki: Bize Yahyâ anlattı; dedi ki: Bana Süfyân anlattı; dedi ki: Bana Mansûr, İbrâhîm'den; o el-Esved'den; o da Âişe'den [naklederek] anlattı; Âişe şöyle demiştir: “Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem itikaftayken başını bana yaklaştırırdı; ben de hayızlı olduğum halde onun başını yıkardım.”

388. Hadis

أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا الْفُضَيْلُ، - وَهُوَ ابْنُ عِيَاضٍ - عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ تَمِيمِ بْنِ سَلَمَةَ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ يُخْرِجُ رَأْسَهُ مِنَ الْمَسْجِدِ وَهُوَ مُعْتَكِفٌ فَأَغْسِلُهُ وَأَنَا حَائِضٌ ‏.‏

Bize Kuteybe haber verdi; dedi ki: Bize el-Fudayl -ki o İbn İyâz'dır- anlattı; el-A'meş'ten; Temîm b. Seleme'den; Urve'den; Âişe'den [nakledildiğine göre]; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem itikaftayken başını mescitten dışarı çıkarırdı; ben de hayızlı olduğum halde onun başını yıkardım.

389. Hadis

أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، عَنْ مَالِكٍ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ كُنْتُ أُرَجِّلُ رَأْسَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَأَنَا حَائِضٌ ‏.‏

Bize Kuteybe haber verdi; Mâlik'ten; Hişâm b. Urve'den; babasından; Âişe'den [nakledildiğine göre]; Âişe şöyle demiştir: “Ben hayızlıyken Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in başını [saçlarını] tarardım.”

390. Hadis

أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ زُرَارَةَ، قَالَ أَنْبَأَنَا إِسْمَاعِيلُ، عَنْ أَيُّوبَ، عَنْ حَفْصَةَ، قَالَتْ كَانَتْ أُمُّ عَطِيَّةَ لاَ تَذْكُرُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِلاَّ قَالَتْ بِأَبَا ‏.‏ فَقُلْتُ أَسَمِعْتِ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ كَذَا وَكَذَا قَالَتْ نَعَمْ بِأَبَا قَالَ ‏ "‏ لِتَخْرُجِ الْعَوَاتِقُ وَذَوَاتُ الْخُدُورِ وَالْحُيَّضُ فَيَشْهَدْنَ الْخَيْرَ وَدَعْوَةَ الْمُسْلِمِينَ وَتَعْتَزِلِ الْحُيَّضُ الْمُصَلَّى ‏"‏ ‏.‏

Bize Amr b. Zürâra haber verdi; dedi ki: Bize İsmâîl, Eyyûb'dan; o Hafsa'dan [naklederek] haber verdi; şöyle demiştir: Ümmü Atiyye ne zaman Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’den bahsetse mutlaka: ‘Babam ona feda olsun!’ derdi. Ben ona: ‘Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’i şöyle şöyle buyururken işittin mi?’ diye sordum. O da: ‘Evet, babam ona feda olsun!’ dedi ve [Resûlullah'ın şöyle buyurduğunu nakletti]: “Genç kızlar, perde arkasındaki kadınlar ve hayızlılar dışarı çıksınlar; hayra ve Müslümanların dualarına şahitlik etsinler. Hayızlı olanlar ise namaz kılınan yerden (musalla) uzak dursunlar.”

391. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ سَلَمَةَ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ الْقَاسِمِ، قَالَ أَخْبَرَنِي مَالِكٌ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي بَكْرٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَمْرَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّهَا قَالَتْ لِرَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِنَّ صَفِيَّةَ بِنْتَ حُيَىٍّ قَدْ حَاضَتْ ‏.‏ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ لَعَلَّهَا تَحْبِسُنَا أَلَمْ تَكُنْ طَافَتْ مَعَكُنَّ بِالْبَيْتِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَتْ بَلَى ‏.‏ قَالَ ‏"‏ فَاخْرُجْنَ ‏"‏ ‏.‏

Bize Muhammed b. Seleme haber verdi; dedi ki: Bize Abdurrahman b. el-Kâsım anlattı; dedi ki: Bana Mâlik, Abdullah b. Ebî Bekr'den; o babasından; o Amre'den; o da Âişe'den [naklederek] haber verdi; Âişe Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e: “Safiyye bint Huyay hayız oldu” dedi. Bunun üzerine Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: “Galiba o bizi [yolumuzdan] alıkoyacak! O sizinle birlikte Kabe'yi [ifaza tavafıyla] tavaf etmemiş miydi?” diye sordu. [Âişe]: “Evet, etmişti” deyince, [Resûlullah]: “Öyleyse yola çıkın” buyurdu.

392. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ قُدَامَةَ، قَالَ حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، عَنْ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ، عَنْ جَعْفَرِ بْنِ مُحَمَّدٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، فِي حَدِيثِ أَسْمَاءَ بِنْتِ عُمَيْسٍ حِينَ نُفِسَتْ بِذِي الْحُلَيْفَةِ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ لأَبِي بَكْرٍ ‏ "‏ مُرْهَا أَنْ تَغْتَسِلَ وَتُهِلَّ ‏"‏ ‏.‏

Bize Muhammed b. Kudâme haber verdi; dedi ki: Bize Cerîr, Yahyâ b. Saîd'den; o Ca'fer b. Muhammed'den; o babasından; o da Câbir b. Abdullah'tan [naklederek] haber verdi; Esmâ bint Umays Zülhuleyfe'de nifas olduğu [doğum yaptığı] sıradaki hadisinde; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem Ebû Bekr'e: “Ona emret; gusletsin ve ihrama girsin [telbiye getirsin]” buyurmuştur.

393. Hadis

أَخْبَرَنَا حُمَيْدُ بْنُ مَسْعَدَةَ، عَنْ عَبْدِ الْوَارِثِ، عَنْ حُسَيْنٍ، - يَعْنِي الْمُعَلِّمَ - عَنِ ابْنِ بُرَيْدَةَ، عَنْ سَمُرَةَ، قَالَ صَلَّيْتُ مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَلَى أُمِّ كَعْبٍ مَاتَتْ فِي نِفَاسِهَا فَقَامَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي الصَّلاَةِ فِي وَسَطِهَا ‏.‏

Bize Humeyd b. Mes'ade haber verdi; Abdülvâris'ten; o Huseyn'den -yani el-Muallim'den-; o İbn Büreyde'den; o da Semüre'den [naklederek] şöyle dedi: “Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile birlikte nifas halindeyken [doğum yaparken] vefat eden Ümmü Ka'b'ın cenaze namazını kıldım. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem namazda onun ortasında [hizasında] durdu.”

394. Hadis

أَخْبَرَنَا يَحْيَى بْنُ حَبِيبِ بْنِ عَرَبِيٍّ، قَالَ حَدَّثَنَا حَمَّادٌ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ فَاطِمَةَ بِنْتِ الْمُنْذِرِ، عَنْ أَسْمَاءَ بِنْتِ أَبِي بَكْرٍ، - وَكَانَتْ تَكُونُ فِي حِجْرِهَا - أَنَّ امْرَأَةً اسْتَفْتَتِ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم عَنْ دَمِ الْحَيْضِ يُصِيبُ الثَّوْبَ فَقَالَ ‏ "‏ حُتِّيهِ وَاقْرُصِيهِ وَانْضَحِيهِ وَصَلِّي فِيهِ ‏"‏ ‏.‏

Bize Yahyâ b. Habîb b. Arabî haber verdi; dedi ki: Bize Hammâd, Hişâm b. Urve'den; o Fâtıma bint el-Münzir'den; o da kucağında [himayesinde] büyüdüğü Esmâ bint Ebî Bekr'den [naklederek] haber verdi; bir kadın Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e elbiseye bulaşan hayız kanı hakkında fetva sordu. [Resûlullah]: “Onu [önce] kazı, sonra [suyla] ovala, ardından üzerine su serp [durula] ve o elbise içinde namaz kıl” buyurdu.

395. Hadis

أَخْبَرَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ سَعِيدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا يَحْيَى، عَنْ سُفْيَانَ، قَالَ حَدَّثَنِي أَبُو الْمِقْدَامِ، ثَابِتٌ الْحَدَّادُ عَنْ عَدِيِّ بْنِ دِينَارٍ، قَالَ سَمِعْتُ أُمَّ قَيْسٍ بِنْتَ مِحْصَنٍ، أَنَّهَا سَأَلَتْ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنْ دَمِ الْحِيضَةِ يُصِيبُ الثَّوْبَ قَالَ ‏ "‏ حُكِّيهِ بِضِلَعٍ وَاغْسِلِيهِ بِمَاءٍ وَسِدْرٍ ‏"‏ ‏.‏

Bize Ubeydullah b. Saîd haber verdi; dedi ki: Bize Yahyâ, Süfyân'dan; o bana Ebû'l-Mikdâm Sâbit el-Haddâd, Adî b. Dînâr'dan; o da Ümmü Kays bint Mihsan'ı [naklederken] işitmiş; [Ümmü Kays] Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e elbiseye bulaşan hayız kanını sormuş. [Resûlullah]: “Onu bir ağaç çöpüyle (dılı') kazı, sonra su ve sidr ile yıka” buyurmuştur.