4019. Hadis
أَخْبَرَنِي إِبْرَاهِيمُ بْنُ يَعْقُوبَ، قَالَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عِيسَى، قَالَ حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، قَالَ حَدَّثَنِي أَبُو أُمَامَةَ بْنُ سَهْلٍ، وَعَبْدُ اللَّهِ بْنُ عَامِرِ بْنِ رَبِيعَةَ، قَالاَ كُنَّا مَعَ عُثْمَانَ وَهُوَ مَحْصُورٌ - وَكُنَّا إِذَا دَخَلْنَا مَدْخَلاً نَسْمَعُ كَلاَمَ مَنْ بِالْبَلاَطِ - فَدَخَلَ عُثْمَانُ يَوْمًا ثُمَّ خَرَجَ فَقَالَ إِنَّهُمْ لَيَتَوَاعَدُونِي بِالْقَتْلِ . قُلْنَا يَكْفِيكَهُمُ اللَّهُ . قَالَ فَلِمَ يَقْتُلُونِّي سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " لاَ يَحِلُّ دَمُ امْرِئٍ مُسْلِمٍ إِلاَّ بِإِحْدَى ثَلاَثٍ رَجُلٌ كَفَرَ بَعْدَ إِسْلاَمِهِ أَوْ زَنَى بَعْدَ إِحْصَانِهِ أَوْ قَتَلَ نَفْسًا بِغَيْرِ نَفْسٍ " . فَوَاللَّهِ مَا زَنَيْتُ فِي جَاهِلِيَّةٍ وَلاَ إِسْلاَمٍ وَلاَ تَمَنَّيْتُ أَنَّ لِي بِدِينِي بَدَلاً مُنْذُ هَدَانِي اللَّهُ وَلاَ قَتَلْتُ نَفْسًا فَلِمَ يَقْتُلُونَنِي
İbrahim b. Yakûb bana haber verdi, (dedi ki): Muhammed b. İsa bize tahdis etti, (dedi ki): Hammad b. Zeyd bize tahdis etti, (dedi ki): Yahya b. Said bize tahdis etti, (dedi ki): Ebû Umâme b. Sehl ve Abdullah b. Âmir b. Rabia bana tahdis etti. İkisi dedi ki: Kuşatıldığı sırada Osman ile beraberdik. Bir girişe girdiğimizde (dışarıdaki) avludakilerin seslerini işitiyorduk. Bir gün Osman içeri girdi, sonra çıktı ve dedi ki: "Beni ölümle tehdit ediyorlar." Biz de: "Onlara karşı Allah sana yeter," dedik. (Osman) dedi ki: "Beni ne diye öldürecekler? Ben Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i şöyle buyururken işittim: 'Müslüman bir kimsenin kanı, üç durumdan biri dışında helal değildir: İslam'a girdikten sonra kâfir olan adam, evlendikten sonra zina eden veya bir cana karşılık olmaksızın cana kıyan.' Allah'a yemin olsun ki, ne cahiliye döneminde ne de İslam'da zina ettim. Allah beni hidayete erdirdikten sonra dinimi değiştirmeyi (başka bir din ile değişmeyi) asla temenni etmedim ve hiç kimseyi de öldürmedim. O halde beni neden öldürecekler?"