Kasâme (Faili Meçhul Cinayetlerde Yemin) Kitabı

En-Nesai · Sünen-i Nesai (Standart Arapça Metin) · Türkçe çeviri

4726. Hadis

أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ مَنْصُورٍ، قَالَ حَدَّثَنَا حَفْصُ بْنُ عُمَرَ، - وَهُوَ الْحَوْضِيُّ - قَالَ حَدَّثَنَا جَامِعُ بْنُ مَطَرٍ، عَنْ عَلْقَمَةَ بْنِ وَائِلٍ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ كُنْتُ قَاعِدًا عِنْدَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم جَاءَ رَجُلٌ فِي عُنُقِهِ نِسْعَةٌ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّ هَذَا وَأَخِي كَانَا فِي جُبٍّ يَحْفِرَانِهَا فَرَفَعَ الْمِنْقَارَ فَضَرَبَ بِهِ رَأْسَ صَاحِبِهِ فَقَتَلَهُ ‏.‏ فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ اعْفُ عَنْهُ ‏"‏ ‏.‏ فَأَبَى وَقَالَ يَا نَبِيَّ اللَّهِ إِنَّ هَذَا وَأَخِي كَانَا فِي جُبٍّ يَحْفِرَانِهَا فَرَفَعَ الْمِنْقَارَ فَضَرَبَ بِهِ رَأْسَ صَاحِبِهِ فَقَتَلَهُ ‏.‏ فَقَالَ ‏"‏ اعْفُ عَنْهُ ‏"‏ ‏.‏ فَأَبَى ثُمَّ قَامَ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّ هَذَا وَأَخِي كَانَا فِي جُبٍّ يَحْفِرَانِهَا فَرَفَعَ الْمِنْقَارَ - أُرَاهُ قَالَ - فَضَرَبَ رَأْسَ صَاحِبِهِ فَقَتَلَهُ ‏.‏ فَقَالَ ‏"‏ اعْفُ عَنْهُ ‏"‏ ‏.‏ فَأَبَى قَالَ ‏"‏ اذْهَبْ إِنْ قَتَلْتَهُ كُنْتَ مِثْلَهُ ‏"‏ ‏.‏ فَخَرَجَ بِهِ حَتَّى جَاوَزَ فَنَادَيْنَاهُ أَمَا تَسْمَعُ مَا يَقُولُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَرَجَعَ فَقَالَ إِنْ قَتَلْتُهُ كُنْتُ مِثْلَهُ قَالَ ‏"‏ نَعَمِ اعْفُ ‏"‏ ‏.‏ فَخَرَجَ يَجُرُّ نِسْعَتَهُ حَتَّى خَفِيَ عَلَيْنَا ‏.‏

Bize Amr b. Mansûr haber verdi. Dedi ki: Bize Hafs b. Ömer —ki o el-Havzî'dir— haber verdi. Dedi ki: Bize Câmi' b. Matar, Alkame b. Vâil'den, o da babasından naklederek haber verdi. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in yanında oturuyordum. Boynunda deri kayış bulunan bir adam geldi. (Onu getiren) dedi ki: "Ey Allah'ın Resûlü! Bu adam ve benim kardeşim bir kuyuda idiler, onu kazıyorlardı. (Bu adam) kazmayı kaldırdı ve arkadaşının başına vurup onu öldürdü." Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem: "Onu affet," buyurdu. O kabul etmedi ve (tekrar): "Ey Allah'ın Nebisi! Bu ve kardeşim bir kuyuda idiler, kazıyorlardı. Kazmayı kaldırdı ve arkadaşının başına vurup onu öldürdü," dedi. (Peygamber): "Onu affet," buyurdu. O yine kabul etmedi. Sonra (üçüncü kez) kalktı ve: "Ey Allah'ın Resûlü! Bu ve kardeşim bir kuyuda idiler, kazıyorlardı. Kazmayı kaldırdı —sanırım şöyle dedi:— arkadaşının başına vurdu ve onu öldürdü," dedi. (Peygamber yine): "Onu affet," buyurdu. O (yine) kabul etmedi. (Peygamber): "Git! Eğer onu öldürürsen sen de onun gibi olursun," buyurdu. (Veli), adamı alıp çıktı, epey uzaklaştı. Biz ona seslendik: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in ne buyurduğunu duymuyor musun?" Bunun üzerine geri döndü ve: "Eğer onu öldürürsem ben de onun gibi mi olurum?" dedi. (Peygamber): "Evet, affet," buyurdu. O da deri kayışını sürüyerek çıkıp gitti, nihayet gözümüzden kayboldu.