4898. Hadis
أَخْبَرَنَا عِمْرَانُ بْنُ بَكَّارٍ، قَالَ حَدَّثَنَا بِشْرُ بْنُ شُعَيْبٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي أَبِي، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتِ اسْتَعَارَتِ امْرَأَةٌ عَلَى أَلْسِنَةِ أُنَاسٍ يُعْرَفُونَ - وَهِيَ لاَ تُعْرَفُ - حُلِيًّا فَبَاعَتْهُ وَأَخَذَتْ ثَمَنَهُ فَأُتِيَ بِهَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَسَعَى أَهْلُهَا إِلَى أُسَامَةَ بْنِ زَيْدٍ فَكَلَّمَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِيهَا فَتَلَوَّنَ وَجْهُ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَهُوَ يُكَلِّمُهُ ثُمَّ قَالَ لَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " أَتَشْفَعُ إِلَىَّ فِي حَدٍّ مِنْ حُدُودِ اللَّهِ " . فَقَالَ أُسَامَةُ اسْتَغْفِرْ لِي يَا رَسُولَ اللَّهِ . ثُمَّ قَامَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَشِيَّتَئِذٍ فَأَثْنَى عَلَى اللَّهِ عَزَّ وَجَلَّ بِمَا هُوَ أَهْلُهُ ثُمَّ قَالَ " أَمَّا بَعْدُ فَإِنَّمَا هَلَكَ النَّاسُ قَبْلَكُمْ أَنَّهُمْ كَانُوا إِذَا سَرَقَ الشَّرِيفُ فِيهِمْ تَرَكُوهُ وَإِذَا سَرَقَ الضَّعِيفُ فِيهِمْ أَقَامُوا عَلَيْهِ الْحَدَّ وَالَّذِي نَفْسُ مُحَمَّدٍ بِيَدِهِ لَوْ أَنَّ فَاطِمَةَ بِنْتَ مُحَمَّدٍ سَرَقَتْ لَقَطَعْتُ يَدَهَا " . ثُمَّ قَطَعَ تِلْكَ الْمَرْأَةَ .
Bize İmrân b. Bekkâr haber verdi. Dedi ki: Bize Bişr b. Şuayb anlattı. Dedi ki: Bana babam, Zührî'den, o Urve'den, o da Âişe'den naklederek anlattı. (Âişe) dedi ki: Bir kadın, tanınan insanların adını kullanarak -ki kendisi tanınmıyordu- ziynet eşyası ödünç aldı, sonra onu sattı ve parasını aldı. (Kadın yakalanıp) Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e getirildi. Ailesi hemen Üsame b. Zeyd'e koştu. Üsame, o kadın hakkında Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile konuştu. Peygamber, (Üsame) kendisiyle konuşurken yüzünün rengi değişerek ona şöyle dedi: "Allah'ın hadlerinden bir had konusunda bana şefaat mi ediyorsun?" Üsame: "Benim için bağışlanma dile ey Allah'ın Resûlü!" dedi. Sonra o akşam Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem kalktı, Allah'ı layık olduğu şekilde övdü, sonra şöyle buyurdu: "Bundan sonra (şunu bilin ki); sizden önceki insanlar ancak şu yüzden helak oldular: İçlerinden soylu biri çaldığında onu bırakırlardı. İçlerinden zayıf biri çaldığında ise ona had cezasını uygularlardı. Muhammed'in canı elinde olan Allah'a yemin ederim ki, eğer Muhammed'in kızı Fâtıma hırsızlık yapsaydı, muhakkak onun elini keserdim." Sonra o kadını(n elini) kesti.