5066. Hadis
أَخْبَرَنَا أَحْمَدُ بْنُ حَرْبٍ، قَالَ حَدَّثَنَا قَاسِمٌ، قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ عَاصِمِ بْنِ كُلَيْبٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ وَائِلِ بْنِ حُجْرٍ، قَالَ أَتَيْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم وَلِي جُمَّةٌ قَالَ " ذُبَابٌ " . وَظَنَنْتُ أَنَّهُ يَعْنِينِي فَانْطَلَقْتُ فَأَخَذْتُ مِنْ شَعْرِي فَقَالَ " إِنِّي لَمْ أَعْنِكَ وَهَذَا أَحْسَنُ " .
Bize Ahmed b. Harb haber verdi, dedi ki: Bize Kâsım haber verdi, dedi ki: Bize Süfyan haber verdi, Âsım b. Küleyb'den, o babasından, o Vâil b. Hucr'dan, dedi ki: Peygamber'e sallallâhu aleyhi ve sellem geldim; omuzlarıma dökülen saçım (cümme) vardı. "Uğursuzluk (kötülük)!" buyurdu. Beni kastettiğini zannettim ve gidip saçımdan aldım (kısalttım). Buyurdu ki: "Ben seni kastetmemiştim ama bu daha güzel."