5740. Hadis
أَخْبَرَنَا سُوَيْدٌ، قَالَ أَنْبَأَنَا عَبْدُ اللَّهِ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، أَنَّهُ كَانَ يُنْبَذُ لَهُ فِي سِقَاءِ الزَّبِيبِ غُدْوَةً فَيَشْرَبُهُ مِنَ اللَّيْلِ وَيُنْبَذُ لَهُ عَشِيَّةً فَيَشْرَبُهُ غُدْوَةً وَكَانَ يَغْسِلُ الأَسْقِيَةَ وَلاَ يَجْعَلُ فِيهَا دُرْدِيًّا وَلاَ شَيْئًا . قَالَ نَافِعٌ فَكُنَّا نَشْرَبُهُ مِثْلَ الْعَسَلِ .
Suveyd, Abdullah'tan, o Ubeydullah'tan, o Nâfi'den, o da İbn Ömer'den rivayet ettiğine göre; onun için su tulumunda sabahleyin kuru üzüm nebizi kurulur, o da onu geceleyin içerdi. Akşamleyin kurulur, onu da sabahleyin içerdi. (İbn Ömer) su tulumlarını yıkardı; içinde tortu veya başka bir şey bırakmazdı. Nâfi dedi ki: "Biz onu bal gibi (tatlı) iken içerdik."