Mescitler Kitabı

En-Nesai · Sünen-i Nesai (Standart Arapça Metin) · Türkçe çeviri

702. Hadis

أَخْبَرَنَا عِمْرَانُ بْنُ مُوسَى، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَارِثِ، عَنْ أَبِي التَّيَّاحِ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ لَمَّا قَدِمَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم نَزَلَ فِي عُرْضِ الْمَدِينَةِ فِي حَىٍّ يُقَالُ لَهُمْ بَنُو عَمْرِو بْنِ عَوْفٍ فَأَقَامَ فِيهِمْ أَرْبَعَ عَشْرَةَ لَيْلَةً ثُمَّ أَرْسَلَ إِلَى مَلإٍ مِنْ بَنِي النَّجَّارِ فَجَاءُوا مُتَقَلِّدِي سُيُوفِهِمْ كَأَنِّي أَنْظُرُ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَلَى رَاحِلَتِهِ وَأَبُو بَكْرٍ - رضى الله عنه - رَدِيفُهُ وَمَلأٌ مِنْ بَنِي النَّجَّارِ حَوْلَهُ حَتَّى أَلْقَى بِفِنَاءِ أَبِي أَيُّوبَ وَكَانَ يُصَلِّي حَيْثُ أَدْرَكَتْهُ الصَّلاَةُ فَيُصَلِّي فِي مَرَابِضِ الْغَنَمِ ثُمَّ أُمِرَ بِالْمَسْجِدِ فَأَرْسَلَ إِلَى مَلإٍ مِنْ بَنِي النَّجَّارِ فَجَاءُوا فَقَالَ ‏ "‏ يَا بَنِي النَّجَّارِ ثَامِنُونِي بِحَائِطِكُمْ هَذَا ‏"‏ ‏.‏ قَالُوا وَاللَّهُ لاَ نَطْلُبُ ثَمَنَهُ إِلاَّ إِلَى اللَّهِ عَزَّ وَجَلَّ ‏.‏ قَالَ أَنَسٌ وَكَانَتْ فِيهِ قُبُورُ الْمُشْرِكِينَ وَكَانَتْ فِيهِ خَرِبٌ وَكَانَ فِيهِ نَخْلٌ فَأَمَرَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِقُبُورِ الْمُشْرِكِينَ فَنُبِشَتْ وَبِالنَّخْلِ فَقُطِعَتْ وَبِالْخَرِبِ فَسُوِّيَتْ فَصَفُّوا النَّخْلَ قِبْلَةَ الْمَسْجِدِ وَجَعَلُوا عِضَادَتَيْهِ الْحِجَارَةَ وَجَعَلُوا يَنْقُلُونَ الصَّخْرَ وَهُمْ يَرْتَجِزُونَ وَرَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مَعَهُمْ وَهُمْ يَقُولُونَ اللَّهُمَّ لاَ خَيْرَ إِلاَّ خَيْرُ الآخِرَةِ فَانْصُرِ الأَنْصَارَ وَالْمُهَاجِرَةَ

Bize İmrân b. Mûsâ haber verdi; dedi ki: Bize Abdulvâris anlattı; Ebû't-Teyyâh'tan; Enes b. Mâlik'ten; dedi ki: “Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem (Medine'ye) geldiğinde, Medine'nin kenarında Benû Amr b. Avf denilen bir kabileye indi. Orada on dört gece kaldı. Sonra Benû Neccâr'ın ileri gelenlerine haber gönderdi. Onlar da kılıçlarını kuşanmış olarak geldiler. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i devesinin üzerinde, Ebû Bekir radıyallahu anh da terkisinde, Benû Neccâr'ın ileri gelenleri de etrafında (yürürken) görür gibiyim. Nihayet Ebû Eyyûb'un avlusuna indi. (O dönemde) namaz nerede yetişirse orada kılardı; koyun ağıllarında (bile) kılardı. Sonra mescit yapılması emredildi (veya mescit yapmak istedi). Benû Neccâr'ın ileri gelenlerine haber gönderdi, geldiler. Buyurdu ki: ‘Ey Benû Neccâr, şu bahçenizi bana fiyat biçerek (satın) verin.’ Onlar: ‘Vallahi onun bedelini sadece Allah azze ve celle'den isteriz’ dediler.” Enes dedi ki: “Orada müşriklerin kabirleri vardı, harabeler vardı ve hurma ağaçları vardı. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem müşriklerin kabirlerinin deşilmesini, hurmaların kesilmesini ve harabelerin düzeltilmesini emretti. Hurma (kütüklerini) mescidin kıblesine dizdiler. İki yan direklerini taştan yaptılar. Taşları taşırken recez söylüyorlardı. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem de onlarla beraberdi ve şöyle diyorlardı: ‘Allahım! Ahiret hayrından başka hayır yoktur. Sen Ensar'a ve Muhacirlere yardım et.’”