Mescitler Kitabı

En-Nesai · Sünen-i Nesai (Standart Arapça Metin) · Türkçe çeviri

688. Hadis

أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ عُثْمَانَ، قَالَ حَدَّثَنَا بَقِيَّةُ، عَنْ بَحِيرٍ، عَنْ خَالِدِ بْنِ مَعْدَانَ، عَنْ كَثِيرِ بْنِ مُرَّةَ، عَنْ عَمْرِو بْنِ عَبَسَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ مَنْ بَنَى مَسْجِدًا يُذْكَرُ اللَّهُ فِيهِ بَنَى اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ لَهُ بَيْتًا فِي الْجَنَّةِ ‏"‏ ‏.‏

Bize Amr b. Osman haber verdi; dedi ki: Bize Bakıyye anlattı; Bahîr'den; Hâlid b. Ma'dân'dan; Kesîr b. Mürre'den; Amr b. Abese'den; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğu(nu nakletti): “Kim içinde Allah'ın anıldığı bir mescit bina ederse, Allah azze ve celle de ona cennette bir ev bina eder.”

689. Hadis

أَخْبَرَنَا سُوَيْدُ بْنُ نَصْرٍ، قَالَ أَنْبَأَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ الْمُبَارَكِ، عَنْ حَمَّادِ بْنِ سَلَمَةَ، عَنْ أَيُّوبَ، عَنْ أَبِي قِلاَبَةَ، عَنْ أَنَسٍ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ مِنْ أَشْرَاطِ السَّاعَةِ أَنْ يَتَبَاهَى النَّاسُ فِي الْمَسَاجِدِ ‏"‏ ‏.‏

Bize Süveyd b. Nasr haber verdi; dedi ki: Bize Abdullah b. el-Mübârek haber verdi; Hammâd b. Seleme'den; Eyyûb'dan; Ebû Kılâbe'den; Enes'ten; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğu(nu nakletti): “İnsanların mescitler(in süsü) konusunda birbirleriyle övünmeleri kıyamet alametlerindendir.”

690. Hadis

أَخْبَرَنَا عَلِيُّ بْنُ حُجْرٍ، قَالَ حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُسْهِرٍ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ كُنْتُ أَقْرَأُ عَلَى أَبِي الْقُرْآنَ فِي السِّكَّةِ فَإِذَا قَرَأْتُ السَّجْدَةَ سَجَدَ فَقُلْتُ يَا أَبَتِ أَتَسْجُدُ فِي الطَّرِيقِ فَقَالَ إِنِّي سَمِعْتُ أَبَا ذَرٍّ يَقُولُ سَأَلْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَىُّ مَسْجِدٍ وُضِعَ أَوَّلاً قَالَ ‏"‏ الْمَسْجِدُ الْحَرَامُ ‏"‏ ‏.‏ قُلْتُ ثُمَّ أَىُّ قَالَ ‏"‏ الْمَسْجِدُ الأَقْصَى ‏"‏ ‏.‏ قُلْتُ وَكَمْ بَيْنَهُمَا قَالَ ‏"‏ أَرْبَعُونَ عَامًا وَالأَرْضُ لَكَ مَسْجِدٌ فَحَيْثُمَا أَدْرَكْتَ الصَّلاَةَ فَصَلِّ ‏"‏ ‏.‏

Bize Ali b. Hucr haber verdi; dedi ki: Bize Ali b. Müshir anlattı; A'meş'ten; İbrahim'den; dedi ki: Sokakta babama Kur'an okuyordum. Secde ayetini okuyunca secde etti. Ben de: “Ey babacığım, yolda secde mi ediyorsun?” dedim. Şöyle dedi: Ben Ebû Zer'i şöyle derken işittim: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e sordum: “(Yeryüzünde) ilk olarak hangi mescit kuruldu? Buyurdu ki: ‘Mescid-i Haram.’ Sonra hangisi, dedim. ‘Mescid-i Aksa’ buyurdu. İkisi arasında ne kadar (zaman) vardır, dedim. ‘Kırk yıl’ buyurdu. (Sonra şöyle devam etti): ‘Yeryüzü senin için mescittir. Namaz vaktine nerede erişirsen (orada) kıl.’”

691. Hadis

أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنْ نَافِعٍ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مَعْبَدِ بْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّ مَيْمُونَةَ، زَوْجَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَتْ مَنْ صَلَّى فِي مَسْجِدِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَإِنِّي سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ‏ "‏ الصَّلاَةُ فِيهِ أَفْضَلُ مِنْ أَلْفِ صَلاَةٍ فِيمَا سِوَاهُ إِلاَّ مَسْجِدَ الْكَعْبَةِ ‏"‏ ‏.‏

Bize Kuteybe haber verdi; dedi ki: Bize Leys anlattı; Nâfi'den; İbrahim b. Abdullah b. Ma'bed b. Abbas'tan; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in eşi Meymûne'den (naklen); dedi ki: Kim Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in mescidinde namaz kılarsa... Ben Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i şöyle buyururken işittim: “Onda (Mescid-i Nebi'de) kılınan namaz, Kâbe Mescidi hariç, ondan başkasında kılınan bin namazdan daha üstündür.”

692. Hadis

أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ سَالِمٍ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ دَخَلَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم الْبَيْتَ هُوَ وَأُسَامَةُ بْنُ زَيْدٍ وَبِلاَلٌ وَعُثْمَانُ بْنُ طَلْحَةَ فَأَغْلَقُوا عَلَيْهِمْ فَلَمَّا فَتَحَهَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كُنْتُ أَوَّلَ مَنْ وَلَجَ فَلَقِيتُ بِلاَلاً فَسَأَلْتُهُ هَلْ صَلَّى فِيهِ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ نَعَمْ صَلَّى بَيْنَ الْعَمُودَيْنِ الْيَمَانِيَيْنِ ‏.‏

Bize Kuteybe haber verdi; dedi ki: Bize Leys anlattı; İbn Şihâb'dan; Sâlim'den; babasından (İbn Ömer'den); dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, Üsâme b. Zeyd, Bilâl ve Osman b. Talha ile birlikte Beyt'e (Kâbe'ye) girdi. Kapıyı üzerlerine kapattılar. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem kapıyı açınca içeri ilk giren ben oldum. Bilâl ile karşılaştım ve ona: “‘Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem içeride namaz kıldı mı?’ diye sordum. O da: ‘Evet, Yemen tarafındaki iki direk arasında kıldı’ dedi.”

693. Hadis

أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ مَنْصُورٍ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو مُسْهِرٍ، قَالَ حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ عَبْدِ الْعَزِيزِ، عَنْ رَبِيعَةَ بْنِ يَزِيدَ، عَنْ أَبِي إِدْرِيسَ الْخَوْلاَنِيِّ، عَنِ ابْنِ الدَّيْلَمِيِّ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو، عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ أَنَّ سُلَيْمَانَ بْنَ دَاوُدَ صلى الله عليه وسلم لَمَّا بَنَى بَيْتَ الْمَقْدِسِ سَأَلَ اللَّهَ عَزَّ وَجَلَّ خِلاَلاً ثَلاَثَةً سَأَلَ اللَّهَ عَزَّ وَجَلَّ حُكْمًا يُصَادِفُ حُكْمَهُ فَأُوتِيَهُ وَسَأَلَ اللَّهَ عَزَّ وَجَلَّ مُلْكًا لاَ يَنْبَغِي لأَحَدٍ مِنْ بَعْدِهِ فَأُوتِيَهُ وَسَأَلَ اللَّهَ عَزَّ وَجَلَّ حِينَ فَرَغَ مِنْ بِنَاءِ الْمَسْجِدِ أَنْ لاَ يَأْتِيَهُ أَحَدٌ لاَ يَنْهَزُهُ إِلاَّ الصَّلاَةُ فِيهِ أَنْ يُخْرِجَهُ مِنْ خَطِيئَتِهِ كَيَوْمِ وَلَدَتْهُ أُمُّهُ ‏"‏ ‏.‏

Bize Amr b. Mansûr haber verdi; dedi ki: Bize Ebû Müshir anlattı; dedi ki: Bize Saîd b. Abdilazîz anlattı; Rebîa b. Yezîd'den; Ebû İdris el-Havlânî'den; İbn Deylemî'den; Abdullah b. Amr'dan; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'den (naklen); “Süleyman b. Dâvud sallallâhu aleyhi ve sellem Beytü'l-Makdis'i (Mescid-i Aksa'yı) inşa ettiğinde Allah azze ve celle'den üç özellik (haslet) istedi. Allah azze ve celle'den, (kendi vereceği) hükmün O'nun hükmüne denk düşmesini istedi; bu kendisine verildi. Kendisinden sonra kimseye nasip olmayacak bir mülk (hükümranlık) istedi; bu da kendisine verildi. Mescidin inşasını bitirince Allah azze ve celle'den, sadece orada namaz kılmak amacıyla (oraya) gelen kimseyi, anasından doğduğu günkü gibi günahlarından arındırmasını istedi.”

694. Hadis

أَخْبَرَنَا كَثِيرُ بْنُ عُبَيْدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ حَرْبٍ، عَنِ الزُّبَيْدِيِّ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، وَأَبِي عَبْدِ اللَّهِ الأَغَرِّ، مَوْلَى الْجُهَنِيِّينَ وَكَانَا مِنْ أَصْحَابِ أَبِي هُرَيْرَةَ أَنَّهُمَا سَمِعَا أَبَا هُرَيْرَةَ يَقُولُ صَلاَةٌ فِي مَسْجِدِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَفْضَلُ مِنْ أَلْفِ صَلاَةٍ فِيمَا سِوَاهُ مِنَ الْمَسَاجِدِ إِلاَّ الْمَسْجِدَ الْحَرَامَ فَإِنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم آخِرُ الأَنْبِيَاءِ وَمَسْجِدُهُ آخِرُ الْمَسَاجِدِ ‏.‏ قَالَ أَبُو سَلَمَةَ وَأَبُو عَبْدِ اللَّهِ لَمْ نَشُكَّ أَنَّ أَبَا هُرَيْرَةَ كَانَ يَقُولُ عَنْ حَدِيثِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَمُنِعْنَا أَنْ نَسْتَثْبِتَ أَبَا هُرَيْرَةَ فِي ذَلِكَ الْحَدِيثِ حَتَّى إِذَا تُوُفِّيَ أَبُو هُرَيْرَةَ ذَكَرْنَا ذَلِكَ وَتَلاَوَمْنَا أَنْ لاَ نَكُونَ كَلَّمْنَا أَبَا هُرَيْرَةَ فِي ذَلِكَ حَتَّى يُسْنِدَهُ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِنْ كَانَ سَمِعَهُ مِنْهُ فَبَيْنَا نَحْنُ عَلَى ذَلِكَ جَالَسْنَا عَبْدَ اللَّهِ بْنَ إِبْرَاهِيمَ بْنِ قَارِظٍ فَذَكَرْنَا ذَلِكَ الْحَدِيثَ وَالَّذِي فَرَّطْنَا فِيهِ مِنْ نَصِّ أَبِي هُرَيْرَةَ فَقَالَ لَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ إِبْرَاهِيمَ أَشْهَدُ أَنِّي سَمِعْتُ أَبَا هُرَيْرَةَ يَقُولُ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ فَإِنِّي آخِرُ الأَنْبِيَاءِ وَإِنَّهُ آخِرُ الْمَسَاجِدِ ‏"‏ ‏.‏

Bize Kesîr b. Ubeyd haber verdi; dedi ki: Bize Muhammed b. Harb anlattı; Zübeydî'den; Zührî'den; Ebû Seleme b. Abdurrahman'dan ve Cühenîlerin azatlısı Ebu Abdullah el-Eğarr'dan -ki ikisi de Ebû Hureyre'nin arkadaşlarındandır- (naklen); dedi ki: İkisi de Ebû Hureyre'yi şöyle derken işittiler: “Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in mescidinde kılınan bir namaz, Mescid-i Haram hariç, diğer mescitlerde kılınan bin namazdan daha faziletlidir. Çünkü Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem nebilerin sonuncusudur ve O'nun mescidi de mescitlerin sonuncusudur.” Ebû Seleme ve Ebû Abdullah dediler ki: “Biz Ebû Hureyre'nin bunu Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in hadisinden naklettiğinden şüphe etmiyorduk. Bu yüzden Ebû Hureyre'ye bu hadisi (iyice) sormaktan geri durduk. Ebû Hureyre vefat edince bu konuyu hatırladık ve ‘Keşke Ebû Hureyre ile bu konuda konuşup hadisi (açıkça) Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e dayandırmasını sağlasaydık’ diye birbirimizi kınadık; tabii eğer ondan işitmişse. Biz bu hal üzereyken Abdullah b. İbrahim b. Kâriz ile oturduk. Bu hadisi ve Ebû Hureyre'nin ifadesi konusunda kaçırdığımız fırsatı zikrettik. Bunun üzerine Abdullah b. İbrahim bize şöyle dedi: ‘Şahitlik ederim ki ben Ebû Hureyre'yi şöyle derken işittim: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: Ben peygamberlerin sonuncusuyum, o da (benim mescidim) mescitlerin sonuncusudur.’”

695. Hadis

أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، عَنْ مَالِكٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي بَكْرٍ، عَنْ عَبَّادِ بْنِ تَمِيمٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ زَيْدٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ مَا بَيْنَ بَيْتِي وَمِنْبَرِي رَوْضَةٌ مِنْ رِيَاضِ الْجَنَّةِ ‏"‏ ‏.‏

Bize Kuteybe haber verdi; Mâlik'ten; Abdullah b. Ebî Bekr'den; Abbâd b. Temîm'den; Abdullah b. Zeyd'den; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğu(nu nakletti): “Evimle minberim arası, cennet bahçelerinden bir bahçedir.”

696. Hadis

أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ عَمَّارٍ الدُّهْنِيِّ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ أُمِّ سَلَمَةَ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ إِنَّ قَوَائِمَ مِنْبَرِي هَذَا رَوَاتِبُ فِي الْجَنَّةِ ‏"‏ ‏.‏

Bize Kuteybe haber verdi; dedi ki: Bize Süfyân anlattı; Ammâr ed-Dühnî'den; Ebû Seleme'den; Ümmü Seleme'den; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğu(nu nakletti): “Şu minberimin ayakları cennet üzerindedir (cennette sabittir).”

697. Hadis

أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنْ عِمْرَانَ بْنِ أَبِي أَنَسٍ، عَنِ ابْنِ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ تَمَارَى رَجُلاَنِ فِي الْمَسْجِدِ الَّذِي أُسِّسَ عَلَى التَّقْوَى مِنْ أَوَّلِ يَوْمٍ فَقَالَ رَجُلٌ هُوَ مَسْجِدُ قُبَاءٍ وَقَالَ الآخَرُ هُوَ مَسْجِدُ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏.‏ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ هُوَ مَسْجِدِي هَذَا ‏"‏ ‏.‏

Bize Kuteybe haber verdi; dedi ki: Bize Leys anlattı; İmrân b. Ebî Enes'ten; İbn Ebî Saîd el-Hudrî'den; babasından; dedi ki: “İki adam, ilk günden takva üzerine kurulan mescit hakkında tartıştılar. Biri: ‘O, Kubâ Mescidi'dir’ dedi. Diğeri: ‘O, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in mescididir’ dedi. Bunun üzerine Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: ‘O, şu benim mescidimdir.’”

698. Hadis

أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، عَنْ مَالِكٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ دِينَارٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَأْتِي قُبَاءً رَاكِبًا وَمَاشِيًا ‏.‏

Bize Kuteybe haber verdi; Mâlik'ten; Abdullah b. Dînâr'dan; İbn Ömer'den; dedi ki: “Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem Kubâ'ya binekli ve yaya olarak gelirdi.”

699. Hadis

أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا مُجَمِّعُ بْنُ يَعْقُوبَ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ سُلَيْمَانَ الْكِرْمَانِيِّ، قَالَ سَمِعْتُ أَبَا أُمَامَةَ بْنَ سَهْلِ بْنِ حُنَيْفٍ، قَالَ قَالَ أَبِي قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ مَنْ خَرَجَ حَتَّى يَأْتِيَ هَذَا الْمَسْجِدَ مَسْجِدَ قُبَاءٍ فَصَلَّى فِيهِ كَانَ لَهُ عِدْلَ عُمْرَةٍ ‏"‏ ‏.‏

Bize Kuteybe haber verdi; dedi ki: Bize Mücemmi' b. Ya'kub anlattı; Muhammed b. Süleyman el-Kirmânî'den; dedi ki: Ebû Ümâme b. Sehl b. Huneyf'i işittim; dedi ki: Babam dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Kim (evinden) çıkıp şu mescide, yani Kubâ Mescidi'ne gelir ve içinde namaz kılarsa, onun için bir umreye denk (sevap) olur.”

700. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مَنْصُورٍ، قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ سَعِيدٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ لاَ تُشَدُّ الرِّحَالُ إِلاَّ إِلَى ثَلاَثَةِ مَسَاجِدَ مَسْجِدِ الْحَرَامِ وَمَسْجِدِي هَذَا وَمَسْجِدِ الأَقْصَى ‏"‏ ‏.‏

Bize Muhammed b. Mansûr haber verdi; dedi ki: Bize Süfyân anlattı; Zührî'den; Saîd'den; Ebû Hureyre'den; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'den (naklen); buyurdu ki: “(İbadet amacıyla) sadece şu üç mescide yolculuk yapılır (binekler hazırlanır): Mescid-i Haram, şu benim mescidim ve Mescid-i Aksa.”

701. Hadis

أَخْبَرَنَا هَنَّادُ بْنُ السَّرِيِّ، عَنْ مُلاَزِمٍ، قَالَ حَدَّثَنِي عَبْدُ اللَّهِ بْنُ بَدْرٍ، عَنْ قَيْسِ بْنِ طَلْقٍ، عَنْ أَبِيهِ، طَلْقِ بْنِ عَلِيٍّ قَالَ خَرَجْنَا وَفْدًا إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَبَايَعْنَاهُ وَصَلَّيْنَا مَعَهُ وَأَخْبَرْنَاهُ أَنَّ بِأَرْضِنَا بِيعَةً لَنَا فَاسْتَوْهَبْنَاهُ مِنْ فَضْلِ طَهُورِهِ فَدَعَا بِمَاءٍ فَتَوَضَّأَ وَتَمَضْمَضَ ثُمَّ صَبَّهُ فِي إِدَاوَةٍ وَأَمَرَنَا فَقَالَ ‏"‏ اخْرُجُوا فَإِذَا أَتَيْتُمْ أَرْضَكُمْ فَاكْسِرُوا بِيعَتَكُمْ وَانْضَحُوا مَكَانَهَا بِهَذَا الْمَاءِ وَاتَّخِذُوهَا مَسْجِدًا ‏"‏ ‏.‏ قُلْنَا إِنَّ الْبَلَدَ بَعِيدٌ وَالْحَرَّ شَدِيدٌ وَالْمَاءَ يَنْشَفُ ‏.‏ فَقَالَ ‏"‏ مُدُّوهُ مِنَ الْمَاءِ فَإِنَّهُ لاَ يَزِيدُهُ إِلاَّ طِيبًا ‏"‏ ‏.‏ فَخَرَجْنَا حَتَّى قَدِمْنَا بَلَدَنَا فَكَسَرْنَا بِيعَتَنَا ثُمَّ نَضَحْنَا مَكَانَهَا وَاتَّخَذْنَاهَا مَسْجِدًا فَنَادَيْنَا فِيهِ بِالأَذَانِ ‏.‏ قَالَ وَالرَّاهِبُ رَجُلٌ مِنْ طَيِّئٍ فَلَمَّا سَمِعَ الأَذَانَ قَالَ دَعْوَةُ حَقٍّ ‏.‏ ثُمَّ اسْتَقْبَلَ تَلْعَةً مِنْ تِلاَعِنَا فَلَمْ نَرَهُ بَعْدُ ‏.‏

Bize Hennâd b. es-Serî haber verdi; Mülâzim'den; dedi ki: Bana Abdullah b. Bedr anlattı; Kays b. Talk'tan; babası Talk b. Ali'den; dedi ki: “Biz bir heyet olarak Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e gittik. O'na biat ettik, O'nunla birlikte namaz kıldık. Memleketimizde bize ait bir kilise (biya) olduğunu haber verdik ve abdest suyunun artığından bize vermesini istedik. Su istedi, abdest aldı ve ağzını çalkaladı. Sonra onu bir kaba döktü ve bize emrederek şöyle dedi: ‘Çıkın (gidin), memleketinize vardığınızda kilisenizi yıkın, yerine bu suyu serpin ve orayı mescit edinin.’ Biz: ‘Memleket(imiz) uzak, sıcak şiddetli ve su kurur’ dedik. Buyurdu ki: ‘Ona su ekleyin. Çünkü (su eklemek) onun ancak güzelliğini artırır.’ Çıktık ve memleketimize vardık. Kilisemizi yıktık, sonra yerine o suyu serptik ve orayı mescit edindik. İçinde ezan okuduk. (Talk) dedi ki: Rahip, Tayy kabilesinden bir adamdı. Ezanı duyunca: ‘Hak bir davet’ dedi. Sonra tepelerimizden bir tepeye yönelip gitti ve bir daha onu görmedik.”

702. Hadis

أَخْبَرَنَا عِمْرَانُ بْنُ مُوسَى، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَارِثِ، عَنْ أَبِي التَّيَّاحِ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ لَمَّا قَدِمَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم نَزَلَ فِي عُرْضِ الْمَدِينَةِ فِي حَىٍّ يُقَالُ لَهُمْ بَنُو عَمْرِو بْنِ عَوْفٍ فَأَقَامَ فِيهِمْ أَرْبَعَ عَشْرَةَ لَيْلَةً ثُمَّ أَرْسَلَ إِلَى مَلإٍ مِنْ بَنِي النَّجَّارِ فَجَاءُوا مُتَقَلِّدِي سُيُوفِهِمْ كَأَنِّي أَنْظُرُ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَلَى رَاحِلَتِهِ وَأَبُو بَكْرٍ - رضى الله عنه - رَدِيفُهُ وَمَلأٌ مِنْ بَنِي النَّجَّارِ حَوْلَهُ حَتَّى أَلْقَى بِفِنَاءِ أَبِي أَيُّوبَ وَكَانَ يُصَلِّي حَيْثُ أَدْرَكَتْهُ الصَّلاَةُ فَيُصَلِّي فِي مَرَابِضِ الْغَنَمِ ثُمَّ أُمِرَ بِالْمَسْجِدِ فَأَرْسَلَ إِلَى مَلإٍ مِنْ بَنِي النَّجَّارِ فَجَاءُوا فَقَالَ ‏ "‏ يَا بَنِي النَّجَّارِ ثَامِنُونِي بِحَائِطِكُمْ هَذَا ‏"‏ ‏.‏ قَالُوا وَاللَّهُ لاَ نَطْلُبُ ثَمَنَهُ إِلاَّ إِلَى اللَّهِ عَزَّ وَجَلَّ ‏.‏ قَالَ أَنَسٌ وَكَانَتْ فِيهِ قُبُورُ الْمُشْرِكِينَ وَكَانَتْ فِيهِ خَرِبٌ وَكَانَ فِيهِ نَخْلٌ فَأَمَرَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِقُبُورِ الْمُشْرِكِينَ فَنُبِشَتْ وَبِالنَّخْلِ فَقُطِعَتْ وَبِالْخَرِبِ فَسُوِّيَتْ فَصَفُّوا النَّخْلَ قِبْلَةَ الْمَسْجِدِ وَجَعَلُوا عِضَادَتَيْهِ الْحِجَارَةَ وَجَعَلُوا يَنْقُلُونَ الصَّخْرَ وَهُمْ يَرْتَجِزُونَ وَرَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مَعَهُمْ وَهُمْ يَقُولُونَ اللَّهُمَّ لاَ خَيْرَ إِلاَّ خَيْرُ الآخِرَةِ فَانْصُرِ الأَنْصَارَ وَالْمُهَاجِرَةَ

Bize İmrân b. Mûsâ haber verdi; dedi ki: Bize Abdulvâris anlattı; Ebû't-Teyyâh'tan; Enes b. Mâlik'ten; dedi ki: “Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem (Medine'ye) geldiğinde, Medine'nin kenarında Benû Amr b. Avf denilen bir kabileye indi. Orada on dört gece kaldı. Sonra Benû Neccâr'ın ileri gelenlerine haber gönderdi. Onlar da kılıçlarını kuşanmış olarak geldiler. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i devesinin üzerinde, Ebû Bekir radıyallahu anh da terkisinde, Benû Neccâr'ın ileri gelenleri de etrafında (yürürken) görür gibiyim. Nihayet Ebû Eyyûb'un avlusuna indi. (O dönemde) namaz nerede yetişirse orada kılardı; koyun ağıllarında (bile) kılardı. Sonra mescit yapılması emredildi (veya mescit yapmak istedi). Benû Neccâr'ın ileri gelenlerine haber gönderdi, geldiler. Buyurdu ki: ‘Ey Benû Neccâr, şu bahçenizi bana fiyat biçerek (satın) verin.’ Onlar: ‘Vallahi onun bedelini sadece Allah azze ve celle'den isteriz’ dediler.” Enes dedi ki: “Orada müşriklerin kabirleri vardı, harabeler vardı ve hurma ağaçları vardı. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem müşriklerin kabirlerinin deşilmesini, hurmaların kesilmesini ve harabelerin düzeltilmesini emretti. Hurma (kütüklerini) mescidin kıblesine dizdiler. İki yan direklerini taştan yaptılar. Taşları taşırken recez söylüyorlardı. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem de onlarla beraberdi ve şöyle diyorlardı: ‘Allahım! Ahiret hayrından başka hayır yoktur. Sen Ensar'a ve Muhacirlere yardım et.’”

703. Hadis

أَخْبَرَنَا سُوَيْدُ بْنُ نَصْرٍ، قَالَ أَنْبَأَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ الْمُبَارَكِ، عَنْ مَعْمَرٍ، وَيُونُسَ، قَالاَ قَالَ الزُّهْرِيُّ أَخْبَرَنِي عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، أَنَّ عَائِشَةَ، وَابْنَ، عَبَّاسٍ قَالاَ لَمَّا نُزِلَ بِرَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَطَفِقَ يَطْرَحُ خَمِيصَةً لَهُ عَلَى وَجْهِهِ فَإِذَا اغْتَمَّ كَشَفَهَا عَنْ وَجْهِهِ قَالَ وَهُوَ كَذَلِكَ ‏ "‏ لَعْنَةُ اللَّهِ عَلَى الْيَهُودِ وَالنَّصَارَى اتَّخَذُوا قُبُورَ أَنْبِيَائِهِمْ مَسَاجِدَ ‏"‏ ‏.‏

Bize Süveyd b. Nasr haber verdi; dedi ki: Bize Abdullah b. el-Mübârek haber verdi; Ma'mer ve Yûnus'tan; dediler ki: Zührî dedi ki: Bana Ubeydullah b. Abdullah haber verdi ki: Âişe ve İbn Abbas şöyle dediler: “Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e (hastalık) inince, üzerindeki desenli örtüyü (hamîsa) yüzüne örtmeye başladı. Bunalınca onu yüzünden açıyordu. O bu haldeyken şöyle buyurdu: ‘Allah'ın laneti Yahudilerin ve Hıristiyanların üzerine olsun. Onlar peygamberlerinin kabirlerini mescit edindiler.’”

704. Hadis

أَخْبَرَنَا يَعْقُوبُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ حَدَّثَنَا يَحْيَى، قَالَ حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عُرْوَةَ، قَالَ حَدَّثَنِي أَبِي، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّ أُمَّ حَبِيبَةَ، وَأُمَّ سَلَمَةَ ذَكَرَتَا كَنِيسَةً رَأَتَاهَا بِالْحَبَشَةِ فِيهَا تَصَاوِيرُ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ إِنَّ أُولَئِكَ إِذَا كَانَ فِيهِمُ الرَّجُلُ الصَّالِحُ فَمَاتَ بَنَوْا عَلَى قَبْرِهِ مَسْجِدًا وَصَوَّرُوا تِيكَ الصُّوَرَ أُولَئِكَ شِرَارُ الْخَلْقِ عِنْدَ اللَّهِ يَوْمَ الْقِيَامَةِ ‏"‏ ‏.‏

Bize Yakub b. İbrahim haber verdi; dedi ki: Bize Yahya anlattı; dedi ki: Bize Hişâm b. Urve anlattı; dedi ki: Bana babam anlattı; Âişe'den (naklen); dedi ki: “Ümmü Habîbe ve Ümmü Seleme, Habeşistan'da gördükleri ve içinde suretler bulunan bir kiliseden bahsettiler. Bunun üzerine Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: ‘Onlar öyle kimselerdir ki, içlerinden salih bir adam olup da öldüğünde, kabrinin üzerine mescit yaparlar ve o suretleri (oraya) yaparlar. Onlar kıyamet gününde Allah katında yaratılmışların en şerlileridir.’”

705. Hadis

أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ عَلِيٍّ، قَالَ حَدَّثَنَا يَحْيَى، قَالَ حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي ذِئْبٍ، قَالَ حَدَّثَنَا الأَسْوَدُ بْنُ الْعَلاَءِ بْنِ جَارِيَةَ الثَّقَفِيُّ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، - هُوَ ابْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ - عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ حِينَ يَخْرُجُ الرَّجُلُ مِنْ بَيْتِهِ إِلَى مَسْجِدِهِ فَرِجْلٌ تُكْتَبُ حَسَنَةً وَرِجْلٌ تَمْحُو سَيِّئَةً ‏"‏ ‏.‏

Bize Amr b. Ali haber verdi; dedi ki: Bize Yahya anlattı; dedi ki: Bize İbn Ebî Zi'b anlattı; dedi ki: Bize Esved b. Alâ b. Câriye es-Sakafî anlattı; Ebû Seleme'den -ki o İbn Abdurrahman'dır-; Ebû Hureyre'den; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den (naklen); buyurdu ki: “Kişi evinden mescidine çıktığı zaman, (attığı) bir adım (ona) sevap yazar, bir adım (da ondan) bir günah siler.”

706. Hadis

حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ أَنْبَأَنَا سُفْيَانُ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ سَالِمٍ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ إِذَا اسْتَأْذَنَتِ امْرَأَةُ أَحَدِكُمْ إِلَى الْمَسْجِدِ فَلاَ يَمْنَعْهَا ‏"‏ ‏.‏

Bize İshâk b. İbrahim anlattı; dedi ki: Bize Süfyân haber verdi; Zührî'den; Sâlim'den; babasından; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Sizden birinizin hanımı mescide (gitmek için) izin isterse ona engel olmasın.”

707. Hadis

أَخْبَرَنَا إِسْحَاقُ بْنُ مَنْصُورٍ، قَالَ حَدَّثَنَا يَحْيَى، عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ، قَالَ حَدَّثَنَا عَطَاءٌ، عَنْ جَابِرٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ مَنْ أَكَلَ مِنْ هَذِهِ الشَّجَرَةِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَوَّلَ يَوْمٍ ‏"‏ الثُّومِ ‏"‏ ‏.‏ ثُمَّ قَالَ ‏"‏ الثُّومِ وَالْبَصَلِ وَالْكُرَّاثِ فَلاَ يَقْرَبْنَا فِي مَسَاجِدِنَا فَإِنَّ الْمَلاَئِكَةَ تَتَأَذَّى مِمَّا يَتَأَذَّى مِنْهُ الإِنْسُ ‏"‏ ‏.‏

Bize İshâk b. Mansûr haber verdi; dedi ki: Bize Yahya anlattı; İbn Cüreyc'den; dedi ki: Bize Atâ anlattı; Câbir'den; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “‘Kim bu ağaçtan yerse...’ -İlk gün ‘Sarımsak’ dedi. Sonra şöyle dedi: ‘Sarımsak, soğan ve pırasa (yerse), mescitlerimizde bize yaklaşmasın. Çünkü melekler, insanların rahatsız olduğu şeyden rahatsız olurlar.’”

708. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، قَالَ حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا هِشَامٌ، قَالَ حَدَّثَنَا قَتَادَةُ، عَنْ سَالِمِ بْنِ أَبِي الْجَعْدِ، عَنْ مَعْدَانَ بْنِ أَبِي طَلْحَةَ، أَنَّ عُمَرَ بْنَ الْخَطَّابِ، قَالَ إِنَّكُمْ أَيُّهَا النَّاسُ تَأْكُلُونَ مِنْ شَجَرَتَيْنِ مَا أُرَاهُمَا إِلاَّ خَبِيثَتَيْنِ هَذَا الْبَصَلُ وَالثُّومُ وَلَقَدْ رَأَيْتُ نَبِيَّ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِذَا وَجَدَ رِيحَهُمَا مِنَ الرَّجُلِ أَمَرَ بِهِ فَأُخْرِجَ إِلَى الْبَقِيعِ فَمَنْ أَكَلَهُمَا فَلْيُمِتْهُمَا طَبْخًا ‏.‏

Bize Muhammed b. el-Müsennâ haber verdi; dedi ki: Bize Yahya b. Saîd anlattı; dedi ki: Bize Hişâm anlattı; dedi ki: Bize Katâde anlattı; Sâlim b. Ebi'l-Ca'd'dan; Ma'dân b. Ebî Talha'dan; Ömer b. el-Hattâb'dan (naklen); dedi ki: “Ey insanlar, siz şu iki bitkiyi yiyorsunuz; ben onları ancak pis (kötü kokulu) görüyorum: Bu soğan ve sarımsak. Andolsun ki, Allah'ın Nebisi sallallâhu aleyhi ve sellem'i gördüm; bir adamda bunların kokusunu duyarsa emrederdi ve o adam Bakî'e (kabristan tarafına) çıkarılırdı. Kim bunları yiyecekse pişirerek (kokularını) öldürsün.”

709. Hadis

أَخْبَرَنَا أَبُو دَاوُدَ، قَالَ حَدَّثَنَا يَعْلَى، قَالَ حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، عَنْ عَمْرَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِذَا أَرَادَ أَنْ يَعْتَكِفَ صَلَّى الصُّبْحَ ثُمَّ دَخَلَ فِي الْمَكَانِ الَّذِي يُرِيدُ أَنْ يَعْتَكِفَ فِيهِ فَأَرَادَ أَنْ يَعْتَكِفَ الْعَشْرَ الأَوَاخِرَ مِنْ رَمَضَانَ فَأَمَرَ فَضُرِبَ لَهُ خِبَاءٌ وَأَمَرَتْ حَفْصَةُ فَضُرِبَ لَهَا خِبَاءٌ فَلَمَّا رَأَتْ زَيْنَبُ خِبَاءَهَا أَمَرَتْ فَضُرِبَ لَهَا خِبَاءٌ فَلَمَّا رَأَى ذَلِكَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ آلْبِرَّ تُرِدْنَ ‏"‏ ‏.‏ فَلَمْ يَعْتَكِفْ فِي رَمَضَانَ وَاعْتَكَفَ عَشْرًا مِنْ شَوَّالٍ ‏.‏

Bize Ebû Dâvud haber verdi; dedi ki: Bize Ya'lâ anlattı; dedi ki: Bize Yahya b. Saîd anlattı; Amre'den; Âişe'den; dedi ki: “Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem itikâfa girmek istediği zaman sabah namazını kılar, sonra itikâfa girmek istediği yere girerdi. Ramazan'ın son on gününde itikâfa girmek istedi. Emretti ve kendisi için (mescitte) bir çadır kuruldu. Hafsa emretti, onun için de bir çadır kuruldu. Zeyneb onun çadırını görünce emretti, onun için de bir çadır kuruldu. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bunu görünce: ‘İyilik mi (yaptığınızı) sanıyorsunuz?’ buyurdu. (Bu yüzden) Ramazan'da itikâfa girmedi ve Şevval ayında on gün itikâfa girdi.”

710. Hadis

أَخْبَرَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ سَعِيدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ نُمَيْرٍ، قَالَ حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ أُصِيبَ سَعْدٌ يَوْمَ الْخَنْدَقِ رَمَاهُ رَجُلٌ مِنْ قُرَيْشٍ رَمْيَةً فِي الأَكْحَلِ فَضَرَبَ عَلَيْهِ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم خَيْمَةً فِي الْمَسْجِدِ لِيَعُودَهُ مِنْ قَرِيبٍ ‏.‏

Bize Ubeydullah b. Saîd haber verdi; dedi ki: Bize Abdullah b. Nümeyr anlattı; dedi ki: Bize Hişâm b. Urve anlattı; babasından; Âişe'den (naklen); dedi ki: “Sa'd (b. Muâz), Hendek günü yaralandı. Kureyş'ten bir adam ona ok attı (ve ok) ekhal damarına isabet etti. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, onu yakından ziyaret edebilmek için mescitte onun üzerine bir çadır kurdu.”

711. Hadis

أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ أَبِي سَعِيدٍ، عَنْ عَمْرِو بْنِ سُلَيْمٍ الزُّرَقِيِّ، أَنَّهُ سَمِعَ أَبَا قَتَادَةَ، يَقُولُ بَيْنَا نَحْنُ جُلُوسٌ فِي الْمَسْجِدِ إِذْ خَرَجَ عَلَيْنَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَحْمِلُ أُمَامَةَ بِنْتَ أَبِي الْعَاصِ بْنِ الرَّبِيعِ وَأُمُّهَا زَيْنَبُ بِنْتُ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَهِيَ صَبِيَّةٌ يَحْمِلُهَا فَصَلَّى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَهِيَ عَلَى عَاتِقِهِ يَضَعُهَا إِذَا رَكَعَ وَيُعِيدُهَا إِذَا قَامَ حَتَّى قَضَى صَلاَتَهُ يَفْعَلُ ذَلِكَ بِهَا ‏.‏

Bize Kuteybe haber verdi; dedi ki: Bize Leys anlattı; Saîd b. Ebî Saîd'den; Amr b. Süleym ez-Zürakî'den; Ebû Katâde'yi (şöyle) derken işittiğini (nakletti): “Biz mescitte otururken Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem (yanımıza) çıktı. (Kucağında) Ebû'l-Âs b. er-Rebî'in kızı Ümâme'yi taşıyordu. -Annesi Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in kızı Zeyneb'dir.- O küçük bir kız çocuğuydu, onu taşıyordu. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem namaz kıldı. (Ümâme) omuzunun üzerindeydi. Rükûya gittiğinde onu (yere) koyuyor, ayağa kalktığında onu (tekrar omzuna) alıyordu. Namazını bitirinceye kadar ona böyle yaptı.”

712. Hadis

أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ أَبِي سَعِيدٍ، أَنَّهُ سَمِعَ أَبَا هُرَيْرَةَ، يَقُولُ بَعَثَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم خَيْلاً قِبَلَ نَجْدٍ فَجَاءَتْ بِرَجُلٍ مِنْ بَنِي حَنِيفَةَ يُقَالُ لَهُ ثُمَامَةُ بْنُ أُثَالٍ سَيِّدُ أَهْلِ الْيَمَامَةِ فَرُبِطَ بِسَارِيَةٍ مِنْ سَوَارِي الْمَسْجِدِ ‏.‏ مُخْتَصَرٌ ‏.‏

Bize Kuteybe haber verdi; dedi ki: Bize Leys anlattı; Saîd b. Ebî Saîd'den; Ebû Hureyre'yi (şöyle) derken işittiğini (nakletti): “Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem Necid tarafına bir atlı birliği gönderdi. (Bu birlik) Benû Hanife'den Yemâme halkının efendisi (reisi) olan Sümâme b. Üsâl adında bir adamı getirdiler ve mescidin direklerinden bir direğe bağlandı.” -Muhtasar-

713. Hadis

أَخْبَرَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ دَاوُدَ، عَنِ ابْنِ وَهْبٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي يُونُسُ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم طَافَ فِي حَجَّةِ الْوَدَاعِ عَلَى بَعِيرٍ يَسْتَلِمُ الرُّكْنَ بِمِحْجَنٍ ‏.‏

Bize Süleyman b. Dâvud haber verdi; İbn Vehb'den; dedi ki: Bana Yûnus haber verdi; İbn Şihâb'dan; Ubeydullah b. Abdullah'tan; Abdullah b. Abbas'tan (naklen); dedi ki: “Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem Veda Haccı'nda devesinin üzerinde tavaf etti ve rüknü (Hacerü'l-Esved'i) ucu kıvrık bir değnekle selamladı.”

714. Hadis

أَخْبَرَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ أَخْبَرَنِي يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، عَنِ ابْنِ عَجْلاَنَ، عَنْ عَمْرِو بْنِ شُعَيْبٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ جَدِّهِ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم نَهَى عَنِ التَّحَلُّقِ يَوْمَ الْجُمُعَةِ قَبْلَ الصَّلاَةِ وَعَنِ الشِّرَاءِ وَالْبَيْعِ فِي الْمَسْجِدِ ‏.‏

Bize İshâk b. İbrahim haber verdi; dedi ki: Bana Yahya b. Saîd haber verdi; İbn Aclân'dan; Amr b. Şuayb'dan; babasından; dedesinden (naklen); dedi ki: “Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem Cuma günü namazdan önce halkalar oluşturulmasını ve mescitte alışveriş yapılmasını yasakladı.”

715. Hadis

أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا اللَّيْثُ بْنُ سَعْدٍ، عَنِ ابْنِ عَجْلاَنَ، عَنْ عَمْرِو بْنِ شُعَيْبٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ جَدِّهِ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم نَهَى عَنْ تَنَاشُدِ الأَشْعَارِ فِي الْمَسْجِدِ ‏.‏

Bize Kuteybe haber verdi; dedi ki: Bize Leys b. Sa'd anlattı; İbn Aclân'dan; Amr b. Şuayb'dan; babasından; dedesinden (naklen); dedi ki: “Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem mescitte şiir okunmasını yasakladı.”

716. Hadis

أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ، قَالَ مَرَّ عُمَرُ بِحَسَّانَ بْنِ ثَابِتٍ وَهُوَ يُنْشِدُ فِي الْمَسْجِدِ فَلَحَظَ إِلَيْهِ فَقَالَ قَدْ أَنْشَدْتُ وَفِيهِ مَنْ هُوَ خَيْرٌ مِنْكَ ثُمَّ الْتَفَتَ إِلَى أَبِي هُرَيْرَةَ فَقَالَ أَسَمِعْتَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ‏ "‏ أَجِبْ عَنِّي اللَّهُمَّ أَيِّدْهُ بِرُوحِ الْقُدُسِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ اللَّهُمَّ نَعَمْ ‏.‏

Bize Kuteybe haber verdi; dedi ki: Bize Süfyân anlattı; Zührî'den; Saîd b. el-Müseyyeb'den; dedi ki: “Ömer, Hassân b. Sâbit'e rastladı. Hassân mescitte şiir okuyordu. Ömer ona (kızgın bir şekilde) baktı. Hassân: ‘Ben (mescitte), senden daha hayırlı olan kişi (Resûlullah) varken de şiir okudum’ dedi. Sonra Ebû Hureyre'ye dönerek: ‘Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i: “Benim adıma (müşriklere) cevap ver. Allahım! Onu Rûhu'l-Kudüs ile destekle!” derken işittin mi?’ dedi. (Ebû Hureyre): ‘Allah için evet’ dedi.”

717. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ وَهْبٍ، قَالَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي عَبْدِ الرَّحِيمِ، قَالَ حَدَّثَنِي زَيْدُ بْنُ أَبِي أُنَيْسَةَ، عَنْ أَبِي الزُّبَيْرِ، عَنْ جَابِرٍ، قَالَ جَاءَ رَجُلٌ يَنْشُدُ ضَالَّةً فِي الْمَسْجِدِ فَقَالَ لَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ لاَ وَجَدْتَ ‏"‏ ‏.‏

Bize Muhammed b. Vehb haber verdi; dedi ki: Bize Muhammed b. Seleme anlattı; Ebû Abdirrahim'den; dedi ki: Bana Zeyd b. Ebî Üneyse anlattı; Ebu'z-Zübeyr'den; Câbir'den; dedi ki: “Bir adam mescide gelip yitiğini ilan etti (sordu). Bunun üzerine Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ona: ‘Bulamaz ol!’ buyurdu.”

718. Hadis

أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُحَمَّدِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ الْمِسْوَرِ الزُّهْرِيُّ، - بَصْرِيٌّ - وَمُحَمَّدُ بْنُ مَنْصُورٍ قَالاَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، قَالَ قُلْتُ لِعَمْرٍو أَسَمِعْتَ جَابِرًا يَقُولُ مَرَّ رَجُلٌ بِسِهَامٍ فِي الْمَسْجِدِ فَقَالَ لَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ خُذْ بِنِصَالِهَا ‏"‏ ‏.‏ قَالَ نَعَمْ ‏.‏

Bize Abdullah b. Muhammed b. Abdurrahman b. el-Misver ez-Zührî -ki o Basralıdır- ve Muhammed b. Mansûr haber verdiler; dediler ki: Bize Süfyân anlattı; dedi ki: Amr'a şöyle dedim: Câbir'i şöyle derken işittin mi? “Mescitte (beraberinde) oklar olan bir adam geçti. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ona: ‘(Okların) demir uçlarından tut’ buyurdu.” O (Amr): “Evet” dedi.

719. Hadis

أَخْبَرَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ أَنْبَأَنَا عِيسَى بْنُ يُونُسَ، قَالَ حَدَّثَنَا الأَعْمَشُ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، عَنِ الأَسْوَدِ، قَالَ دَخَلْتُ أَنَا وَعَلْقَمَةُ، عَلَى عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مَسْعُودٍ فَقَالَ لَنَا أَصَلَّى هَؤُلاَءِ قُلْنَا لاَ ‏.‏ قَالَ قُومُوا فَصَلُّوا ‏.‏ فَذَهَبْنَا لِنَقُومَ خَلْفَهُ فَجَعَلَ أَحَدَنَا عَنْ يَمِينِهِ وَالآخَرَ عَنْ شِمَالِهِ فَصَلَّى بِغَيْرِ أَذَانٍ وَلاَ إِقَامَةٍ فَجَعَلَ إِذَا رَكَعَ شَبَّكَ بَيْنَ أَصَابِعِهِ وَجَعَلَهَا بَيْنَ رُكْبَتَيْهِ وَقَالَ هَكَذَا رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَعَلَ ‏.‏

Bize İshâk b. İbrahim haber verdi; dedi ki: Bize Îsâ b. Yûnus haber verdi; dedi ki: Bize A'meş anlattı; İbrahim'den; Esved'den; dedi ki: “Ben ve Alkame, Abdullah b. Mesud'un yanına girdik. Bize: ‘(Şunlar) namaz kıldı mı?’ dedi. ‘Hayır’ dedik. ‘Kalkın namaz kılın’ dedi. Arkasında durmak için kalktık (fakat o) birimizi sağına, diğerimizi soluna aldı. Ezansız ve kametsiz namaz kıldırdı. Rükûya vardığında parmaklarını birbirine kenetledi ve onları dizlerinin arasına koydu. ‘Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in böyle yaptığını gördüm’ dedi.”

720. Hadis

أَخْبَرَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ أَنْبَأَنَا النَّضْرُ، قَالَ أَنْبَأَنَا شُعْبَةُ، عَنْ سُلَيْمَانَ، قَالَ سَمِعْتُ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ عَلْقَمَةَ، وَالأَسْوَدِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، فَذَكَرَ نَحْوَهُ ‏.‏

Bize İshâk b. İbrahim haber verdi; (dedi ki) bize en-Nadr haber verdi; (dedi ki) bize Şu'be haber verdi; (dedi ki) Süleyman'dan; (dedi ki) İbrahim'i (şöyle derken) işittim: Alkame ve el-Esved'den; (onlar da) Abdullah'tan (naklettiklerine göre) o, bunun benzerini zikretti.

721. Hadis

أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، عَنْ مَالِكٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ عَبَّادِ بْنِ تَمِيمٍ، عَنْ عَمِّهِ، أَنَّهُ رَأَى رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مُسْتَلْقِيًا فِي الْمَسْجِدِ وَاضِعًا إِحْدَى رِجْلَيْهِ عَلَى الأُخْرَى ‏.‏

Bize Kuteybe haber verdi; (dedi ki) Mâlik'ten; (o da) İbn Şihâb'dan; (o da) Abbâd b. Temîm'den; (o da) amcasından (naklettiğine göre); O, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i mescidde bir ayağını diğerinin üzerine atarak sırtüstü yatarken görmüştür.

722. Hadis

أَخْبَرَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ سَعِيدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا يَحْيَى، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ، قَالَ أَخْبَرَنِي نَافِعٌ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، أَنَّهُ كَانَ يَنَامُ وَهُوَ شَابٌّ عَزْبٌ لاَ أَهْلَ لَهُ عَلَى عَهْدِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي مَسْجِدِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم ‏.‏

Bize Ubeydullah b. Saîd haber verdi; (dedi ki) bize Yahya anlattı; (dedi ki) Ubeydullah'tan; (o da) bana Nâfi' haber verdi; (dedi ki) İbn Ömer'den (nakledildiğine göre) o, genç, bekâr ve ailesi olmayan biriyken Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem döneminde Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in mescidinde uyurdu.

723. Hadis

أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَنَسٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ الْبُصَاقُ فِي الْمَسْجِدِ خَطِيئَةٌ وَكَفَّارَتُهَا دَفْنُهَا ‏"‏ ‏.‏

Bize Kuteybe haber verdi; (dedi ki) bize Ebû Avâne anlattı; (dedi ki) Katâde'den; (o da) Enes'ten (naklettiğine göre) o şöyle demiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Mescitte tükürmek bir günahtır; onun kefareti ise onu gömmektir."

724. Hadis

أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، عَنْ مَالِكٍ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم رَأَى بُصَاقًا فِي جِدَارِ الْقِبْلَةِ فَحَكَّهُ ثُمَّ أَقْبَلَ عَلَى النَّاسِ فَقَالَ ‏ "‏ إِذَا كَانَ أَحَدُكُمْ يُصَلِّي فَلاَ يَبْصُقَنَّ قِبَلَ وَجْهِهِ فَإِنَّ اللَّهَ عَزَّ وَجَلَّ قِبَلَ وَجْهِهِ إِذَا صَلَّى ‏"‏ ‏.‏

Bize Kuteybe haber verdi; (dedi ki) Mâlik'ten; (o da) Nâfi'den; (o da) İbn Ömer'den (naklettiğine göre); Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem kıble duvarında bir tükürük gördü ve onu kazıdı. Sonra insanlara dönerek şöyle buyurdu: "Sizden biri namaz kılarken sakın yüzünün önüne doğru tükürmesin! Çünkü namaz kıldığı zaman Allah azze ve celle onun yüzü tarafındadır."

725. Hadis

أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ حُمَيْدِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم رَأَى نُخَامَةً فِي قِبْلَةِ الْمَسْجِدِ فَحَكَّهَا بِحَصَاةٍ وَنَهَى أَنْ يَبْصُقَ الرَّجُلُ بَيْنَ يَدَيْهِ أَوْ عَنْ يَمِينِهِ وَقَالَ ‏ "‏ يَبْصُقُ عَنْ يَسَارِهِ أَوْ تَحْتَ قَدَمِهِ الْيُسْرَى ‏"‏ ‏.‏

Bize Kuteybe haber verdi; (dedi ki) bize Süfyân anlattı; (dedi ki) Zührî'den; (o da) Humeyd b. Abdurrahmân'dan; (o da) Ebû Saîd el-Hudrî'den (naklettiğine göre); Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem mescidin kıble tarafında bir tükürük gördü ve onu bir çakıl taşıyla kazıdı. Kişinin önüne veya sağına tükürmesini yasakladı ve şöyle buyurdu: "Soluna veya sol ayağının altına tükürsün."

726. Hadis

أَخْبَرَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ سَعِيدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا يَحْيَى، عَنْ سُفْيَانَ، قَالَ حَدَّثَنِي مَنْصُورٌ، عَنْ رِبْعِيٍّ، عَنْ طَارِقِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ الْمُحَارِبِيِّ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ إِذَا كُنْتَ تُصَلِّي فَلاَ تَبْزُقَنَّ بَيْنَ يَدَيْكَ وَلاَ عَنْ يَمِينِكَ وَابْصُقْ خَلْفَكَ أَوْ تِلْقَاءَ شِمَالِكَ إِنْ كَانَ فَارِغًا وَإِلاَّ فَهَكَذَا ‏"‏ ‏.‏ وَبَزَقَ تَحْتَ رِجْلِهِ وَدَلَكَهُ ‏.‏

Bize Ubeydullah b. Saîd haber verdi; (dedi ki) bize Yahya anlattı; (dedi ki) Süfyân'dan; (dedi ki) bana Mansûr anlattı; (dedi ki) Rib'î'den; (o da) Târık b. Abdullâh el-Muhâribî'den (naklettiğine göre); Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Namaz kıldığın zaman sakın önüne ve sağına tükürme! Arkana veya eğer boş ise sol tarafına tükür. Yoksa şöyle yap!" dedi ve ayağının altına tükürüp onu (ayağıyla) ovaladı.

727. Hadis

أَخْبَرَنَا سُوَيْدُ بْنُ نَصْرٍ، قَالَ أَنْبَأَنَا عَبْدُ اللَّهِ، عَنْ سَعِيدٍ الْجُرَيْرِيِّ، عَنْ أَبِي الْعَلاَءِ بْنِ الشِّخِّيرِ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم تَنَخَّعَ فَدَلَكَهُ بِرِجْلِهِ الْيُسْرَى ‏.‏

Bize Süveyd b. Nasr haber verdi; (dedi ki) bize Abdullah haber verdi; (dedi ki) Saîd el-Cüreyrî'den; (o da) Ebu'l-Alâ b. eş-Şıhhîr'den; (o da) babasından (naklettiğine göre) o şöyle demiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i tükürürken ve onu sol ayağıyla ovalarken gördüm.

728. Hadis

أَخْبَرَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ حَدَّثَنَا عَائِذُ بْنُ حَبِيبٍ، قَالَ حَدَّثَنَا حُمَيْدٌ الطَّوِيلُ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ رَأَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم نُخَامَةً فِي قِبْلَةِ الْمَسْجِدِ فَغَضِبَ حَتَّى احْمَرَّ وَجْهُهُ فَقَامَتِ امْرَأَةٌ مِنَ الأَنْصَارِ فَحَكَّتْهَا وَجَعَلَتْ مَكَانَهَا خَلُوقًا فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ مَا أَحْسَنَ هَذَا ‏"‏ ‏.‏

Bize İshâk b. İbrahim haber verdi; (dedi ki) bize Âiz b. Habîb anlattı; (dedi ki) bize Humeyd et-Tavîl anlattı; (dedi ki) Enes b. Mâlik'ten (naklettiğine göre); Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem mescidin kıble tarafında bir tükürük (balgam) gördü ve yüzü kızarıncaya kadar öfkelendi. Bunun üzerine Ensar'dan bir kadın kalktı, onu kazıdı ve yerine güzel koku (halûk) sürdü. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: "Bu ne güzel oldu!" buyurdu.

729. Hadis

أَخْبَرَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ عُبَيْدِ اللَّهِ الْغَيْلاَنِيُّ، - بَصْرِيٌّ - قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو عَامِرٍ، قَالَ حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ، عَنْ رَبِيعَةَ، عَنْ عَبْدِ الْمَلِكِ بْنِ سَعِيدٍ، قَالَ سَمِعْتُ أَبَا حُمَيْدٍ، وَأَبَا، أُسَيْدٍ يَقُولاَنِ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ إِذَا دَخَلَ أَحَدُكُمُ الْمَسْجِدَ فَلْيَقُلِ اللَّهُمَّ افْتَحْ لِي أَبْوَابَ رَحْمَتِكَ وَإِذَا خَرَجَ فَلْيَقُلِ اللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ مِنْ فَضْلِكَ ‏"‏ ‏.‏

Bize Süleyman b. Ubeydullah el-Ğaylânî -Basralıdır- haber verdi; (dedi ki) bize Ebû Âmir anlattı; (dedi ki) bize Süleyman anlattı; (dedi ki) Rabîa'dan; (o da) Abdulmelik b. Saîd'den; (dedi ki) Ebû Humeyd ve Ebû Üseyd'i şöyle derken işittim: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Sizden biri mescide girdiği zaman: 'Allah'ım, bana rahmet kapılarını aç!' desin. Çıktığı zaman da: 'Allah'ım, ben senin lütfundan isterim!' desin."

730. Hadis

أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا مَالِكٌ، عَنْ عَامِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الزُّبَيْرِ، عَنْ عَمْرِو بْنِ سُلَيْمِ، عَنْ أَبِي قَتَادَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ إِذَا دَخَلَ أَحَدُكُمُ الْمَسْجِدَ فَلْيَرْكَعْ رَكْعَتَيْنِ قَبْلَ أَنْ يَجْلِسَ ‏"‏ ‏.‏

Bize Kuteybe haber verdi; (dedi ki) bize Mâlik anlattı; (dedi ki) Âmir b. Abdullâh b. ez-Zübeyr'den; (o da) Amr b. Süleym'den; (o da) Ebû Katâde'den (naklettiğine göre); Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Sizden biri mescide girdiği zaman oturmadan önce iki rekât namaz kılsın."

731. Hadis

أَخْبَرَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ دَاوُدَ، قَالَ حَدَّثَنَا ابْنُ وَهْبٍ، عَنْ يُونُسَ، قَالَ ابْنُ شِهَابٍ وَأَخْبَرَنِي عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ كَعْبِ بْنِ مَالِكٍ، أَنَّ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ كَعْبٍ، قَالَ سَمِعْتُ كَعْبَ بْنَ مَالِكٍ، يُحَدِّثُ حَدِيثَهُ حِينَ تَخَلَّفَ عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي غَزْوَةِ تَبُوكَ قَالَ وَصَبَّحَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَادِمًا وَكَانَ إِذَا قَدِمَ مِنْ سَفَرٍ بَدَأَ بِالْمَسْجِدِ فَرَكَعَ فِيهِ رَكْعَتَيْنِ ثُمَّ جَلَسَ لِلنَّاسِ فَلَمَّا فَعَلَ ذَلِكَ جَاءَهُ الْمُخَلَّفُونَ فَطَفِقُوا يَعْتَذِرُونَ إِلَيْهِ وَيَحْلِفُونَ لَهُ وَكَانُوا بِضْعًا وَثَمَانِينَ رَجُلاً فَقَبِلَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَلاَنِيَتَهُمْ وَبَايَعَهُمْ وَاسْتَغْفَرَ لَهُمْ وَوَكَلَ سَرَائِرَهُمْ إِلَى اللَّهِ عَزَّ وَجَلَّ حَتَّى جِئْتُ فَلَمَّا سَلَّمْتُ تَبَسَّمَ تَبَسُّمَ الْمُغْضَبِ ثُمَّ قَالَ ‏"‏ تَعَالَ ‏"‏ ‏.‏ فَجِئْتُ حَتَّى جَلَسْتُ بَيْنَ يَدَيْهِ فَقَالَ لِي ‏"‏ مَا خَلَّفَكَ أَلَمْ تَكُنِ ابْتَعْتَ ظَهْرَكَ ‏"‏ ‏.‏ فَقُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنِّي وَاللَّهِ لَوْ جَلَسْتُ عِنْدَ غَيْرِكَ مِنْ أَهْلِ الدُّنْيَا لَرَأَيْتُ أَنِّي سَأَخْرُجُ مِنْ سَخَطِهِ وَلَقَدْ أُعْطِيتُ جَدَلاً وَلَكِنْ وَاللَّهِ لَقَدْ عَلِمْتُ لَئِنْ حَدَّثْتُكَ الْيَوْمَ حَدِيثَ كَذِبٍ لِتَرْضَى بِهِ عَنِّي لَيُوشَكُ أَنَّ اللَّهَ عَزَّ وَجَلَّ يُسْخِطُكَ عَلَىَّ وَلَئِنْ حَدَّثْتُكَ حَدِيثَ صِدْقٍ تَجِدُ عَلَىَّ فِيهِ إِنِّي لأَرْجُو فِيهِ عَفْوَ اللَّهِ وَاللَّهِ مَا كُنْتُ قَطُّ أَقْوَى وَلاَ أَيْسَرَ مِنِّي حِينَ تَخَلَّفْتُ عَنْكَ ‏.‏ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ أَمَّا هَذَا فَقَدْ صَدَقَ فَقُمْ حَتَّى يَقْضِيَ اللَّهُ فِيكَ ‏"‏ ‏.‏ فَقُمْتُ فَمَضَيْتُ ‏.‏ مُخْتَصَرٌ ‏.‏

Bize Süleyman b. Dâvûd haber verdi; (dedi ki) bize İbn Vehb anlattı; (dedi ki) Yûnus'tan; (o da) İbn Şihâb'dan (naklettiğine göre); (İbn Şihâb dedi ki) bana Abdurrahmân b. Ka'b b. Mâlik haber verdi; (o da) Abdullâh b. Ka'b'dan (naklettiğine göre); O, Ka'b b. Mâlik'i Tebük Gazvesi'nde Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'den geri kaldığı (katılmadığı) zaman başından geçen olayı anlatırken işitmiştir: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem kuşluk vakti (Medine'ye) geldi. Seferden döndüğünde ilk olarak mescide başlar, orada iki rekât namaz kılar, sonra insanlarla görüşmek için otururdu. Bunu yapınca (sefere katılmayıp) geri kalanlar ona geldiler; özür beyan etmeye ve ona yemin etmeye başladılar. Bunlar seksen küsur kişiydi. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem onların dış görünüşlerini (beyanlarını) kabul etti, onlardan biat aldı ve onlar için bağışlanma diledi; iç yüzlerini ise Allah azze ve celle'ye havale etti. Sonunda ben geldim. Selam verdiğimde öfkeli birinin gülümseyişi gibi gülümsedi. Sonra: 'Gel!' dedi. Ben de gelip önüne oturdum. Bana: 'Seni geride bırakan neydi? Bineğini satın almamış mıydın?' dedi. Ben de şöyle dedim: 'Ey Allah'ın Resûlü! Vallahi, senden başka dünya ehlinden birinin yanında otursaydım, (sunacağım) bir mazeretle onun öfkesinden kurtulabileceğimi düşünürdüm. Çünkü bana tartışma yeteneği verilmiştir. Fakat vallahi biliyorum ki, bugün seni benden razı edecek yalan bir söz söylesem, çok geçmeden Allah azze ve celle seni bana karşı öfkelendirecektir. Eğer sana doğruyu söylesem, bana kızacaksın; ama ben bu konuda Allah'ın affını umuyorum. Vallahi, senden geri kaldığım zamanki kadar hiçbir vakit daha güçlü ve daha varlıklı olmamıştım.' Bunun üzerine Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: 'Buna gelince; bu doğruyu söyledi. Kalk, hakkında Allah hüküm verinceye kadar (bekle)!' Ben de kalkıp gittim." (Muhtasardır).

732. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ الْحَكَمِ بْنِ أَعْيَنَ، قَالَ حَدَّثَنَا شُعَيْبٌ، قَالَ حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، قَالَ حَدَّثَنَا خَالِدٌ، عَنِ ابْنِ أَبِي هِلاَلٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي مَرْوَانُ بْنُ عُثْمَانَ، أَنَّ عُبَيْدَ بْنَ حُنَيْنٍ، أَخْبَرَهُ عَنْ أَبِي سَعِيدِ بْنِ الْمُعَلَّى، قَالَ كُنَّا نَغْدُو إِلَى السُّوقِ عَلَى عَهْدِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَنَمُرُّ عَلَى الْمَسْجِدِ فَنُصَلِّي فِيهِ ‏.‏

Bize Muhammed b. Abdullâh b. Abdilhakem b. A'yen haber verdi; (dedi ki) bize Şuayb anlattı; (dedi ki) bize Leys anlattı; (dedi ki) bize Hâlid anlattı; (dedi ki) İbn Ebî Hilâl'den; (dedi ki) bana Mervân b. Osman haber verdi; (dedi ki) Ubeyd b. Huneyn ona haber verdi; (dedi ki) Ebû Saîd b. el-Muallâ'dan (naklettiğine göre) o şöyle demiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem döneminde erkenden çarşıya giderdik; mescide uğrar ve orada namaz kılardık.

733. Hadis

أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، عَنْ مَالِكٍ، عَنْ أَبِي الزِّنَادِ، عَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ إِنَّ الْمَلاَئِكَةَ تُصَلِّي عَلَى أَحَدِكُمْ مَا دَامَ فِي مُصَلاَّهُ الَّذِي صَلَّى فِيهِ مَا لَمْ يُحْدِثِ اللَّهُمَّ اغْفِرْ لَهُ اللَّهُمَّ ارْحَمْهُ ‏"‏ ‏.‏

Bize Kuteybe haber verdi; (dedi ki) Mâlik'ten; (o da) Ebu'z-Zinâd'dan; (o da) el-A'rec'den; (o da) Ebû Hureyre'den (naklettiğine göre); Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Şüphesiz melekler, sizden biri namaz kıldığı yerde -abdestini bozmadığı sürece- durduğu müddetçe ona dua ederler (ve şöyle derler): 'Allah'ım, onu bağışla! Allah'ım, ona merhamet et!'"

734. Hadis

أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا بَكْرُ بْنُ مُضَرَ، عَنْ عَيَّاشِ بْنِ عُقْبَةَ، أَنَّ يَحْيَى بْنَ مَيْمُونٍ، حَدَّثَهُ قَالَ سَمِعْتُ سَهْلاً السَّاعِدِيَّ، - رضى الله عنه - يَقُولُ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ‏ "‏ مَنْ كَانَ فِي الْمَسْجِدِ يَنْتَظِرُ الصَّلاَةَ فَهُوَ فى الصَّلاَةِ ‏"‏ ‏.‏

Bize Kuteybe haber verdi; (dedi ki) bize Bekr b. Mudar anlattı; (dedi ki) Ayyâş b. Ukbe'den; (ona da) Yahya b. Meymûn'un anlattığına göre; (Yahya) şöyle demiştir: Sehl es-Sâidî'yi radıyallahu anh şöyle derken işittim: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i şöyle buyururken işittim: "Mescitte namazı bekleyen kimse, namazdadır."

735. Hadis

أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ عَلِيٍّ، قَالَ حَدَّثَنَا يَحْيَى، عَنْ أَشْعَثَ، عَنِ الْحَسَنِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مُغَفَّلٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم نَهَى عَنِ الصَّلاَةِ فِي أَعْطَانِ الإِبِلِ ‏.‏

Bize Amr b. Alî haber verdi; (dedi ki) bize Yahya anlattı; (dedi ki) Eş'as'tan; (o da) Hasan'dan; (o da) Abdullâh b. Muğaffel'den (naklettiğine göre); Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem develerin yattığı yerlerde (ağıllarda) namaz kılmayı yasakladı.

736. Hadis

أَخْبَرَنَا الْحَسَنُ بْنُ إِسْمَاعِيلَ بْنِ سُلَيْمَانَ، قَالَ حَدَّثَنَا هُشَيْمٌ، قَالَ حَدَّثَنَا سَيَّارٌ، عَنْ يَزِيدَ الْفَقِيرِ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ جُعِلَتْ لِيَ الأَرْضُ مَسْجِدًا وَطَهُورًا أَيْنَمَا أَدْرَكَ رَجُلٌ مِنْ أُمَّتِي الصَّلاَةَ صَلَّى ‏"‏ ‏.‏

Bize el-Hasan b. İsmâil b. Süleyman haber verdi; (dedi ki) bize Hüşeym anlattı; (dedi ki) bize Seyyâr anlattı; (dedi ki) Yezîd el-Fakîr'den; (o da) Câbir b. Abdullâh'tan (naklettiğine göre); Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Yeryüzü benim için mescit ve temizleyici kılındı. Ümmetimden bir adam namaz vaktine nerede erişirse (hemen) namazını kılsın."

737. Hadis

أَخْبَرَنَا سَعِيدُ بْنُ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ الأُمَوِيُّ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبِي قَالَ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، عَنْ إِسْحَاقَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي طَلْحَةَ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، أَنَّ أُمَّ سُلَيْمٍ، سَأَلَتْ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنْ يَأْتِيَهَا فَيُصَلِّيَ فِي بَيْتِهَا فَتَتَّخِذَهُ مُصَلًّى فَأَتَاهَا فَعَمَدَتْ إِلَى حَصِيرٍ فَنَضَحَتْهُ بِمَاءٍ فَصَلَّى عَلَيْهِ وَصَلَّوْا مَعَهُ ‏.‏

Bize Saîd b. Yahya b. Saîd el-Emevî haber verdi; (dedi ki) babam anlattı; (dedi ki) bize Yahya b. Saîd anlattı; (dedi ki) İshâk b. Abdullâh b. Ebî Talha'dan; (o da) Enes b. Mâlik'ten (naklettiğine göre): Ümmü Süleym, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'den kendisine gelmesini ve evinde namaz kılmasını, böylece orayı namazgâh edineceğini istedi. (Resûlullah) ona geldi. Ümmü Süleym bir hasır aldı ve ona su serpti. (Resûlullah) onun üzerinde namaz kıldı, onlar da onunla birlikte namaz kıldılar.

738. Hadis

أَخْبَرَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ مَسْعُودٍ، قَالَ حَدَّثَنَا خَالِدٌ، عَنْ شُعْبَةَ، عَنْ سُلَيْمَانَ، - يَعْنِي الشَّيْبَانِيَّ - عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ شَدَّادٍ، عَنْ مَيْمُونَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ يُصَلِّي عَلَى الْخُمْرَةِ ‏.‏

Bize İsmâil b. Mes'ûd haber verdi; (dedi ki) bize Hâlid anlattı; (dedi ki) Şu'be'den; (o da) Süleyman'dan -yani eş-Şeybânî- (o da) Abdullâh b. Şeddâd'dan; (o da) Meymûne'den (naklettiğine göre); Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem 'humre' (küçük bir seccade) üzerinde namaz kılardı.

739. Hadis

أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا يَعْقُوبُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، قَالَ حَدَّثَنِي أَبُو حَازِمِ بْنِ دِينَارٍ، أَنَّ رِجَالاً، أَتَوْا سَهْلَ بْنَ سَعْدٍ السَّاعِدِيَّ وَقَدِ امْتَرَوْا فِي الْمِنْبَرِ مِمَّ عُودُهُ فَسَأَلُوهُ عَنْ ذَلِكَ فَقَالَ وَاللَّهِ إِنِّي لأَعْرِفُ مِمَّ هُوَ وَلَقَدْ رَأَيْتُهُ أَوَّلَ يَوْمٍ وُضِعَ وَأَوَّلَ يَوْمٍ جَلَسَ عَلَيْهِ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَرْسَلَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِلَى فُلاَنَةَ امْرَأَةٍ قَدْ سَمَّاهَا سَهْلٌ ‏"‏ أَنْ مُرِي غُلاَمَكِ النَّجَّارَ أَنْ يَعْمَلَ لِي أَعْوَادًا أَجْلِسُ عَلَيْهِنَّ إِذَا كَلَّمْتُ النَّاسَ ‏"‏ ‏.‏ فَأَمَرَتْهُ فَعَمِلَهَا مِنْ طَرْفَاءِ الْغَابَةِ ثُمَّ جَاءَ بِهَا فَأَرْسَلَتْ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَأَمَرَ بِهَا فَوُضِعَتْ هَا هُنَا ثُمَّ رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم رَقِيَ فَصَلَّى عَلَيْهَا وَكَبَّرَ وَهُوَ عَلَيْهَا ثُمَّ رَكَعَ وَهُوَ عَلَيْهَا ثُمَّ نَزَلَ الْقَهْقَرَى فَسَجَدَ فِي أَصْلِ الْمِنْبَرِ ثُمَّ عَادَ فَلَمَّا فَرَغَ أَقْبَلَ عَلَى النَّاسِ فَقَالَ ‏"‏ يَا أَيُّهَا النَّاسُ إِنَّمَا صَنَعْتُ هَذَا لِتَأْتَمُّوا بِي وَلِتَعَلَّمُوا صَلاَتِي ‏"‏ ‏.‏

Bize Kuteybe haber verdi; (dedi ki) bize Ya'kûb b. Abdurrahmân anlattı; (dedi ki) bana Ebû Hâzim b. Dînâr anlattı; (dedi ki) bazı adamlar Sehl b. Sa'd es-Sâidî'ye geldiler. Minberin (yapıldığı) ağacı hakkında ihtilafa düşmüşlerdi. Bunu ona sordular. (Sehl) şöyle dedi: 'Vallahi ben onun neden yapıldığını biliyorum. Onun konulduğu ilk günü ve Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in üzerine oturduğu ilk günü gördüm. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem -Sehl ismini zikrettiği- bir kadına şöyle haber gönderdi: "Marangoz kölene emret, benim için, insanlarla konuştuğum zaman üzerine oturacağım ahşap bir basamak (minber) yapsın." Kadın ona emretti, o da onu Gâbe (bölgesinin) ılgın ağacından yaptı. Sonra onu getirdi. Kadın da onu Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e gönderdi. O da emretti ve (minber) işte şuraya konuldu. Sonra Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in onun üzerine çıktığını ve üzerinde namaz kıldığını gördüm. Üzerindeyken tekbir getirdi, üzerindeyken rükû etti, sonra arka arkaya inip minberin dibinde secde etti. Sonra tekrar (minbere) döndü. (Namazı) bitirince insanlara döndü ve: "Ey insanlar! Bunu ancak bana uymanız ve namazımı öğrenmeniz için yaptım" buyurdu.'

740. Hadis

أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، عَنْ مَالِكٍ، عَنْ عَمْرِو بْنِ يَحْيَى، عَنْ سَعِيدِ بْنِ يَسَارٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُصَلِّي عَلَى حِمَارٍ وَهُوَ مُتَوَجِّهٌ إِلَى خَيْبَرَ ‏.‏

Bize Kuteybe b. Saîd haber verdi; (dedi ki) Mâlik'ten; (o da) Amr b. Yahya'dan; (o da) Saîd b. Yesâr'dan; (o da) İbn Ömer'den (naklettiğine göre) o şöyle demiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i Hayber'e doğru yönelmişken eşek üzerinde namaz kılarken gördüm.

741. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مَنْصُورٍ، قَالَ حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ عُمَرَ، قَالَ حَدَّثَنَا دَاوُدُ بْنُ قَيْسٍ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَجْلاَنَ، عَنْ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، أَنَّهُ رَأَى رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُصَلِّي عَلَى حِمَارٍ وَهُوَ رَاكِبٌ إِلَى خَيْبَرَ وَالْقِبْلَةُ خَلْفَهُ ‏.‏ قَالَ أَبُو عَبْدِ الرَّحْمَنِ لاَ نَعْلَمُ أَحَدًا تَابَعَ عَمْرَو بْنَ يَحْيَى عَلَى قَوْلِهِ يُصَلِّي عَلَى حِمَارٍ وَحَدِيثُ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ عَنْ أَنَسٍ الصَّوَابُ مَوْقُوفٌ وَاللَّهُ سُبْحَانَهُ وَتَعَالَى أَعْلَمُ ‏.‏

Bize Muhammed b. Mansûr haber verdi; (dedi ki) bize İsmâil b. Ömer anlattı; (dedi ki) bize Dâvûd b. Kays anlattı; (dedi ki) Muhammed b. Aclân'dan; (o da) Yahya b. Saîd'den; (o da) Enes b. Mâlik'ten (naklettiğine göre); O, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i Hayber'e giderken eşek üzerinde, kıble arkasında kalmış olduğu halde namaz kılarken görmüştür. Ebû Abdurrahmân dedi ki: Amr b. Yahya'nın 'eşek üzerinde namaz kılıyordu' sözü konusunda ona tâbi olan (destekleyen) birini bilmiyoruz. Yahya b. Saîd'in Enes'ten rivayet ettiği hadisin doğrusu 'mevkûf' olmasıdır. Allah sübhânehu ve teâlâ en iyisini bilir.