Nikâh Kitabı

Et-Tirmizi · Sünen-i Tirmizi (Standart Arapça Metin) · Türkçe çeviri

1114. Hadis

حَدَّثَنَا الْحَسَنُ بْنُ عَلِيٍّ الْخَلاَّلُ، حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ عِيسَى، وَعَبْدُ اللَّهِ بْنُ نَافِعٍ الصَّائِغُ، قَالاَ أَخْبَرَنَا مَالِكُ بْنُ أَنَسٍ، عَنْ أَبِي حَازِمِ بْنِ دِينَارٍ، عَنْ سَهْلِ بْنِ سَعْدٍ السَّاعِدِيِّ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم جَاءَتْهُ امْرَأَةٌ فَقَالَتْ إِنِّي وَهَبْتُ نَفْسِي لَكَ ‏.‏ فَقَامَتْ طَوِيلاً فَقَالَ رَجُلٌ يَا رَسُولَ اللَّهِ فَزَوِّجْنِيهَا إِنْ لَمْ تَكُنْ لَكَ بِهَا حَاجَةٌ ‏.‏ فَقَالَ ‏"‏ هَلْ عِنْدَكَ مِنْ شَيْءٍ تُصْدِقُهَا ‏"‏ ‏.‏ فَقَالَ مَا عِنْدِي إِلاَّ إِزَارِي هَذَا ‏.‏ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ إِزَارَكَ إِنْ أَعْطَيْتَهَا جَلَسْتَ وَلاَ إِزَارَ لَكَ فَالْتَمِسْ شَيْئًا ‏"‏ قَالَ مَا أَجِدُ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ فَالْتَمِسْ وَلَوْ خَاتَمًا مِنْ حَدِيدٍ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ فَالْتَمَسَ فَلَمْ يَجِدْ شَيْئًا فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ هَلْ مَعَكَ مِنَ الْقُرْآنِ شَيْءٌ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ نَعَمْ سُورَةُ كَذَا وَسُورَةُ كَذَا ‏.‏ لِسُوَرٍ سَمَّاهَا فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ زَوَّجْتُكَهَا بِمَا مَعَكَ مِنَ الْقُرْآنِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏ وَقَدْ ذَهَبَ الشَّافِعِيُّ إِلَى هَذَا الْحَدِيثِ فَقَالَ إِنْ لَمْ يَكُنْ لَهُ شَيْءٌ يُصْدِقُهَا وَتَزَوَّجَهَا عَلَى سُورَةٍ مِنَ الْقُرْآنِ فَالنِّكَاحُ جَائِزٌ وَيُعَلِّمُهَا سُورَةً مِنَ الْقُرْآنِ ‏.‏ وَقَالَ بَعْضُ أَهْلِ الْعِلْمِ النِّكَاحُ جَائِزٌ وَيَجْعَلُ لَهَا صَدَاقَ مِثْلِهَا ‏.‏ وَهُوَ قَوْلُ أَهْلِ الْكُوفَةِ وَأَحْمَدَ وَإِسْحَاقَ

Bize Hasan b. Alî el-Hallâl anlattı. Bize İshâk b. Îsâ ve Abdullah b. Nâfi’ es-Sâiğ anlattılar; dediler ki: Bize Mâlik b. Enes haber verdi; Ebû Hâzim b. Dînâr’dan, (o) Sehl b. Sa’d es-Sâidî’den (naklettiğine göre): Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e bir kadın geldi ve "Kendimi sana hibe ettim (bağışladım)" dedi. (Orada) uzun süre bekledi. Derken bir adam: "Ey Allah’ın Resûlü! Eğer senin ona ihtiyacın yoksa onu benimle evlendir" dedi. Resûlullah: "Yanında ona mehir olarak vereceğin bir şey var mı?" diye sordu. Adam: "Şu izarımdan başka bir şeyim yok" dedi. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: "İzarını ona verirsen sen izarsız kalırsın. Başka bir şey ara" buyurdu. Adam: "(Verecek) bir şey bulamıyorum" dedi. Resûlullah: "Demirden bir yüzük de olsa ara (bul)" buyurdu. Adam aradı fakat hiçbir şey bulamadı. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: "Yanında Kur’an’dan bir şey (ezberin) var mı?" diye sordu. Adam: "Evet, şu sure ve şu sure var" diyerek bildiği sureleri ismen saydı. Bunun üzerine Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: "Ezberindeki Kur’an karşılığında seni onunla evlendirdim" buyurdu. Ebû Îsâ dedi ki: Bu, hasen sahih bir hadistir. Şâfiî bu hadise dayanarak şöyle demiştir: Eğer (kişinin) kadına mehir verecek bir şeyi yoksa ve (kadına öğreteceği) Kur’an’dan bir sure karşılığında onunla evlenirse nikâh caizdir; ona Kur’an’dan bir sure öğretir. Bazı ilim ehli ise şöyle demiştir: Nikâh caizdir ancak (erkek) kadına, emsallerinin mehri kadar mehir (mehri misil) verir. Bu, Kûfeliler ile Ahmed ve İshâk’ın görüşüdür.