Nikâh Kitabı

Et-Tirmizi · Sünen-i Tirmizi (Standart Arapça Metin) · Türkçe çeviri

1080. Hadis

حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ وَكِيعٍ، حَدَّثَنَا حَفْصُ بْنُ غِيَاثٍ، عَنِ الْحَجَّاجِ، عَنْ مَكْحُولٍ، عَنْ أَبِي الشِّمَالِ، عَنْ أَبِي أَيُّوبَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ أَرْبَعٌ مِنْ سُنَنِ الْمُرْسَلِينَ الْحَيَاءُ وَالتَّعَطُّرُ وَالسِّوَاكُ وَالنِّكَاحُ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ عُثْمَانَ وَثَوْبَانَ وَابْنِ مَسْعُودٍ وَعَائِشَةَ وَعَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو وَأَبِي نَجِيحٍ وَجَابِرٍ وَعَكَّافٍ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ أَبِي أَيُّوبَ حَدِيثٌ حَسَنٌ غَرِيبٌ ‏.‏ حَدَّثَنَا مَحْمُودُ بْنُ خِدَاشٍ الْبَغْدَادِيُّ، حَدَّثَنَا عَبَّادُ بْنُ الْعَوَّامِ، عَنِ الْحَجَّاجِ، عَنْ مَكْحُولٍ، عَنْ أَبِي الشِّمَالِ، عَنْ أَبِي أَيُّوبَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم نَحْوَ حَدِيثِ حَفْصٍ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى وَرَوَى هَذَا الْحَدِيثَ هُشَيْمٌ وَمُحَمَّدُ بْنُ يَزِيدَ الْوَاسِطِيُّ وَأَبُو مُعَاوِيَةَ وَغَيْرُ وَاحِدٍ عَنِ الْحَجَّاجِ عَنْ مَكْحُولٍ عَنْ أَبِي أَيُّوبَ وَلَمْ يَذْكُرُوا فِيهِ عَنْ أَبِي الشِّمَالِ وَحَدِيثُ حَفْصِ بْنِ غِيَاثٍ وَعَبَّادِ بْنِ الْعَوَّامِ أَصَحُّ ‏.‏

Bize Süfyân b. Vekî' anlattı. Bize Hafs b. Gıyâs, Haccâc'dan; o Mekhûl'den; o Ebu'ş-Şimâl'den; o da Ebû Eyyûb'dan naklederek anlattı. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Dört şey peygamberlerin sünnetlerindendir: Hayâ, güzel koku sürünmek, misvak kullanmak ve nikâh (evlenmek)." Tirmizî dedi ki: Bu konuda Osman, Sevbân, İbn Mes'ûd, Âişe, Abdullâh b. Amr, Ebû Necîh, Câbir ve Akkâf'tan da hadis rivayet edilmiştir. Ebû Îsâ dedi ki: Ebû Eyyûb hadisi hasen gariptir. Bize Mahmûd b. Hıdâş el-Bağdâdî anlattı. Bize Abbâd b. el-Avvâm, Haccâc'dan; o Mekhûl'den; o Ebu'ş-Şimâl'den; o da Ebû Eyyûb'dan naklederek Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den Hafs'ın hadisinin benzerini anlattı. Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadisi Hüşeym, Muhammed b. Yezîd el-Vâsıtî, Ebû Muâviye ve birden çok râvi Haccâc'dan; o Mekhûl'den; o Ebû Eyyûb'dan rivayet etmişler ve senedinde Ebu'ş-Şimâl'i zikretmemişlerdir. Ancak Hafs b. Gıyâs ve Abbâd b. el-Avvâm'ın (Ebu'ş-Şimâl'i zikrederek yaptıkları) rivayetleri daha sahihtir.

1081. Hadis

حَدَّثَنَا مَحْمُودُ بْنُ غَيْلاَنَ، حَدَّثَنَا أَبُو أَحْمَدَ الزُّبَيْرِيُّ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ عُمَارَةَ بْنِ عُمَيْرٍ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ يَزِيدَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مَسْعُودٍ، قَالَ خَرَجْنَا مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَنَحْنُ شَبَابٌ لاَ نَقْدِرُ عَلَى شَيْءٍ فَقَالَ ‏ "‏ يَا مَعْشَرَ الشَّبَابِ عَلَيْكُمْ بِالْبَاءَةِ فَإِنَّهُ أَغَضُّ لِلْبَصَرِ وَأَحْصَنُ لِلْفَرْجِ فَمَنْ لَمْ يَسْتَطِعْ مِنْكُمُ الْبَاءَةَ فَعَلَيْهِ بِالصَّوْمِ فَإِنَّ الصَّوْمَ لَهُ وِجَاءٌ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏ حَدَّثَنَا الْحَسَنُ بْنُ عَلِيٍّ الْخَلاَّلُ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ نُمَيْرٍ، حَدَّثَنَا الأَعْمَشُ، عَنْ عُمَارَةَ، نَحْوَهُ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى وَقَدْ رَوَى غَيْرُ، وَاحِدٍ، عَنِ الأَعْمَشِ، بِهَذَا الإِسْنَادِ مِثْلَ هَذَا ‏.‏ وَرَوَى أَبُو مُعَاوِيَةَ، وَالْمُحَارِبِيُّ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ عَلْقَمَةَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم نَحْوَهُ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى كِلاَهُمَا صَحِيحٌ ‏.‏

Bize Mahmûd b. Gaylân anlattı. Bize Ebû Ahmed ez-Zübeyrî anlattı. Bize Süfyân, A'meş'ten; o Umâre b. Umeyr'den; o Abdurrahmân b. Yezîd'den; o da Abdullâh b. Mes'ûd'dan naklederek anlattı. Dedi ki: Bizler hiçbir şeye gücü yetmeyen gençler iken Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem ile birlikte (yola) çıktık. (Resûlullah) şöyle buyurdu: "Ey gençler topluluğu! Sizden kimin evlenmeye gücü yetiyorsa (el-Bâe) evlensin. Çünkü bu, gözü (haramdan) daha çok sakındırır, iffeti daha çok korur. Kimin de (evlenmeye) gücü yetmiyorsa oruç tutsun. Çünkü oruç onun için bir kalkandır (şehveti kırar)." Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen sahihtir. Bize Hasan b. Alî el-Hallâl anlattı. Bize Abdullâh b. Nümeyr anlattı. Bize A'meş, Umâre'den bu hadisin benzerini anlattı. Ebû Îsâ dedi ki: Birden çok râvi bu hadisin benzerini A'meş'ten bu senetle rivayet etmiştir. Ebû Muâviye ve Muhâribî de A'meş'ten; o İbrâhîm'den; o Alkame'den; o Abdullâh'tan; o da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den bu hadisin benzerini rivayet etmişlerdir. Ebû Îsâ dedi ki: Her iki rivayet de sahihtir.

1082. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو هِشَامٍ الرِّفَاعِيُّ، وَزَيْدُ بْنُ أَخْزَمَ الطَّائِيُّ، وَإِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ الْبَصْرِيُّ، قَالُوا حَدَّثَنَا مُعَاذُ بْنُ هِشَامٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنِ الْحَسَنِ، عَنْ سَمُرَةَ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم نَهَى عَنِ التَّبَتُّلِ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى وَزَادَ زَيْدُ بْنُ أَخْزَمَ فِي حَدِيثِهِ وَقَرَأَ قَتَادَةُ ‏:‏ ‏(‏ولقدْ أَرْسَلْنا رُسُلاً مِنْ قَبْلِكَ وَجَعَلْنَا لَهُمْ أَزْوَاجًا وَذُرِّيَّةً ‏)‏ ‏.‏ قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ سَعْدٍ وَأَنَسِ بْنِ مَالِكٍ وَعَائِشَةَ وَابْنِ عَبَّاسٍ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ سَمُرَةَ حَدِيثٌ حَسَنٌ غَرِيبٌ ‏.‏ وَرَوَى الأَشْعَثُ بْنُ عَبْدِ الْمَلِكِ هَذَا الْحَدِيثَ عَنِ الْحَسَنِ عَنْ سَعْدِ بْنِ هِشَامٍ عَنْ عَائِشَةَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم نَحْوَهُ ‏.‏ وَيُقَالُ كِلاَ الْحَدِيثَيْنِ صَحِيحٌ ‏.‏

Bize Ebû Hişâm er-Rifâî, Zeyd b. Ahzem et-Tâî ve İshâk b. İbrâhîm el-Basrî anlattılar. Dediler ki: Bize Muâz b. Hişâm anlattı; babasından; o Katâde'den; o Hasan'dan; o da Semure'den naklederek anlattı. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem tebettülü (evlenmeyip dünyadan el etek çekmeyi) yasakladı. Ebû Îsâ dedi ki: Zeyd b. Ahzem hadisinde şu ilaveyi yaptı: Katâde (bu hadisi naklettikten sonra) şu ayeti okudu: { Andolsun ki, senden önce de elçiler gönderdik; onlara da eşler ve çocuklar verdik } (Ra'd, 38). Tirmizî dedi ki: Bu konuda Sa'd, Enes b. Mâlik, Âişe ve İbn Abbâs'tan da hadis rivayet edilmiştir. Ebû Îsâ dedi ki: Semure hadisi hasen gariptir. Eş'as b. Abdulmelik de bu hadisi Hasan'dan; o Sa'd b. Hişâm'dan; o Âişe'den; o da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den bu şekilde rivayet etmiştir. Her iki hadisin de sahih olduğu söylenir.

1083. Hadis

حَدَّثَنَا الْحَسَنُ بْنُ عَلِيٍّ الْخَلاَّلُ، وَغَيْرُ، وَاحِدٍ، قَالُوا أَخْبَرَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَخْبَرَنَا مَعْمَرٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ، عَنْ سَعْدِ بْنِ أَبِي وَقَّاصٍ، قَالَ رَدَّ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَلَى عُثْمَانَ بْنِ مَظْعُونٍ التَّبَتُّلَ وَلَوْ أَذِنَ لَهُ لاَخْتَصَيْنَا ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏

Bize Hasan b. Alî el-Hallâl ve birden çok râvi anlattı. Dediler ki: Bize Abdurrazzâk haber verdi. Bize Ma'mer haber verdi; Zührî'den; o Saîd b. el-Müseyyeb'den; o da Sa'd b. Ebî Vakkâs'tan naklederek anlattı. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, Osman b. Maz'ûn'un tebettül (evlenmeyip kendini ibadete verme) isteğini reddetti. Eğer ona izin verseydi, mutlaka kendimizi hadım ederdik. Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen sahihtir.

1084. Hadis

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْحَمِيدِ بْنُ سُلَيْمَانَ، عَنِ ابْنِ عَجْلاَنَ، عَنِ ابْنِ وَثِيمَةَ النَّصْرِيِّ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ إِذَا خَطَبَ إِلَيْكُمْ مَنْ تَرْضَوْنَ دِينَهُ وَخُلُقَهُ فَزَوِّجُوهُ إِلاَّ تَفْعَلُوا تَكُنْ فِتْنَةٌ فِي الأَرْضِ وَفَسَادٌ عَرِيضٌ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ أَبِي حَاتِمٍ الْمُزَنِيِّ وَعَائِشَةَ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ أَبِي هُرَيْرَةَ قَدْ خُولِفَ عَبْدُ الْحَمِيدِ بْنُ سُلَيْمَانَ فِي هَذَا الْحَدِيثِ ‏.‏ فَرَوَاهُ اللَّيْثُ بْنُ سَعْدٍ عَنِ ابْنِ عَجْلاَنَ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ هُرْمُزَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم مُرْسَلاً ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى قَالَ مُحَمَّدٌ وَحَدِيثُ اللَّيْثِ أَشْبَهُ ‏.‏ وَلَمْ يَعُدَّ حَدِيثَ عَبْدِ الْحَمِيدِ مَحْفُوظًا ‏.‏

Bize Kuteybe anlattı. Bize Abdulhamîd b. Süleyman, İbn Aclân'dan; o İbn Vesîme en-Nasrî'den; o da Ebû Hureyre'den naklederek anlattı. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Dininden ve ahlakından razı olduğunuz bir kimse size (kız istemeye) gelirse onu evlendirin. Eğer böyle yapmazsanız, yeryüzünde fitne ve büyük bir fesat çıkar." Tirmizî dedi ki: Bu konuda Ebû Hâtim el-Müzenî ve Âişe'den de hadis rivayet edilmiştir. Ebû Îsâ dedi ki: Ebû Hureyre hadisinde Abdulhamîd b. Süleyman'a muhalefet edilmiştir. Leys b. Sa'd bu hadisi İbn Aclân'dan; o Abdullâh b. Hürmüz'den; o da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den mürsel olarak rivayet etmiştir. Ebû Îsâ dedi ki: Muhammed (Buhârî) şöyle dedi: "Leys'in hadisi (gerçeğe) daha yakındır." O, Abdulhamîd'in hadisini mahfûz saymamıştır.

1085. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَمْرٍو السَّوَّاقُ الْبَلْخِيُّ، حَدَّثَنَا حَاتِمُ بْنُ إِسْمَاعِيلَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مُسْلِمِ بْنِ هُرْمُزَ، عَنْ مُحَمَّدٍ، وَسَعِيدٍ، ابْنَىْ عُبَيْدٍ عَنْ أَبِي حَاتِمٍ الْمُزَنِيِّ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ إِذَا جَاءَكُمْ مَنْ تَرْضَوْنَ دِينَهُ وَخُلُقَهُ فَأَنْكِحُوهُ إِلاَّ تَفْعَلُوا تَكُنْ فِتْنَةٌ فِي الأَرْضِ وَفَسَادٌ ‏"‏ ‏.‏ قَالُوا يَا رَسُولَ اللَّهِ وَإِنْ كَانَ فِيهِ قَالَ ‏"‏ إِذَا جَاءَكُمْ مَنْ تَرْضَوْنَ دِينَهُ وَخُلُقَهُ فَأَنْكِحُوهُ ‏"‏ ‏.‏ ثَلاَثَ مَرَّاتٍ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ غَرِيبٌ ‏.‏ وَأَبُو حَاتِمٍ الْمُزَنِيُّ لَهُ صُحْبَةٌ وَلاَ نَعْرِفُ لَهُ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم غَيْرَ هَذَا الْحَدِيثِ ‏.‏

Bize Muhammed b. Amr es-Sevvâk el-Belhî anlattı. Bize Hâtim b. İsmâîl, Abdullâh b. Müslim b. Hürmüz'den; o Muhammed ve Saîd isimli Ubeyd'in iki oğlundan; onlar da Ebû Hâtim el-Müzenî'den naklederek anlattılar. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Size, dininden ve ahlakından razı olduğunuz bir kimse gelirse onu nikahlayın (evlendirin). Eğer böyle yapmazsanız, yeryüzünde fitne ve fesat çıkar." (Sahabiler): "Ey Resûlallah! Şayet o kimsede (fakirlik veya soy düşüklüğü gibi) bir durum olsa da mı?" dediler. Resûlullah: "Size, dininden ve ahlakından razı olduğunuz bir kimse gelirse onu nikahlayın," buyurdu ve bunu üç kez tekrarladı. Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen gariptir. Ebû Hâtim el-Müzenî'nin sahabilik sıfatı vardır. Onun Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den bu hadis dışında bir rivayetini bilmiyoruz.

1086. Hadis

حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ مُحَمَّدِ بْنِ مُوسَى، أَخْبَرَنَا إِسْحَاقُ بْنُ يُوسُفَ الأَزْرَقُ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ الْمَلِكِ بْنُ أَبِي سُلَيْمَانَ، عَنْ عَطَاءٍ، عَنْ جَابِرٍ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ إِنَّ الْمَرْأَةَ تُنْكَحُ عَلَى دِينِهَا وَمَالِهَا وَجَمَالِهَا فَعَلَيْكَ بِذَاتِ الدِّينِ تَرِبَتْ يَدَاكَ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ عَوْفِ بْنِ مَالِكٍ وَعَائِشَةَ وَعَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو وَأَبِي سَعِيدٍ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ جَابِرٍ حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏

Bize Ahmed b. Muhammed b. Mûsâ anlattı. Bize İshâk b. Yûsuf el-Ezrak haber verdi. Bize Abdulmelik b. Ebî Süleyman haber verdi; Atâ'dan; o da Câbir'den naklederek anlattı. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kadın (genellikle) dini, malı ve güzelliği için nikahlanır. Sen dindar olanı seç ki ellerin bereket görsün." Tirmizî dedi ki: Bu konuda Avf b. Mâlik, Âişe, Abdullâh b. Amr ve Ebû Saîd'den de hadis rivayet edilmiştir. Ebû Îsâ dedi ki: Câbir hadisi hasen sahihtir.

1087. Hadis

حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ مَنِيعٍ، حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي زَائِدَةَ، قَالَ حَدَّثَنِي عَاصِمُ بْنُ سُلَيْمَانَ، هُوَ الأَحْوَلُ عَنْ بَكْرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ الْمُزَنِيِّ، عَنِ الْمُغِيرَةِ بْنِ شُعْبَةَ، أَنَّهُ خَطَبَ امْرَأَةً فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ انْظُرْ إِلَيْهَا فَإِنَّهُ أَحْرَى أَنْ يُؤْدَمَ بَيْنَكُمَا ‏"‏ ‏.‏ وَفِي الْبَابِ عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ مَسْلَمَةَ وَجَابِرٍ وَأَنَسٍ وَأَبِي حُمَيْدٍ وَأَبِي هُرَيْرَةَ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ ‏.‏ وَقَدْ ذَهَبَ بَعْضُ أَهْلِ الْعِلْمِ إِلَى هَذَا الْحَدِيثِ وَقَالُوا لاَ بَأْسَ أَنْ يَنْظُرَ إِلَيْهَا مَا لَمْ يَرَ مِنْهَا مُحَرَّمًا ‏.‏ وَهُوَ قَوْلُ أَحْمَدَ وَإِسْحَاقَ ‏.‏ وَمَعْنَى قَوْلِهِ ‏"‏ أَحْرَى أَنْ يُؤْدَمَ بَيْنَكُمَا ‏"‏ قَالَ أَحْرَى أَنْ تَدُومَ الْمَوَدَّةُ بَيْنَكُمَا ‏.‏

Bize Ahmed b. Menî' anlattı. Bize İbn Ebî Zâide anlattı. Dedi ki: Bana Âsım b. Süleyman -ki o el-Ahvel'dir- Bekr b. Abdullâh el-Müzenî'den; o da Mugîre b. Şu'be'den naklederek anlattı. (Mugîre) bir kadınla evlenmek üzere talip olmuştu. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Ona bak! Çünkü (bakman), aranızdaki sevginin devamı (yu'deme) için daha uygundur." Tirmizî dedi ki: Bu konuda Muhammed b. Mesleme, Câbir, Enes, Ebû Humeyd ve Ebû Hureyre'den de hadis rivayet edilmiştir. Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasendir. İlim ehlinden bazıları bu hadise göre görüş bildirmiş ve "Haram olan kısımlarını görmediği sürece (yüz ve ellere) bakmasında bir sakınca yoktur," demişlerdir. Bu, Ahmed ve İshâk'ın görüşüdür. "Aranızdaki sevginin devamı için daha uygundur (yu'deme)" ifadesinin manası: "Aranızdaki sevginin daim olması için en uygun olan budur," demektir.

1088. Hadis

حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ مَنِيعٍ، حَدَّثَنَا هُشَيْمٌ، أَخْبَرَنَا أَبُو بَلْجٍ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ حَاطِبٍ الْجُمَحِيِّ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ فَصْلُ مَا بَيْنَ الْحَرَامِ وَالْحَلاَلِ الدُّفُّ وَالصَّوْتُ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ عَائِشَةَ وَجَابِرٍ وَالرُّبَيِّعِ بِنْتِ مُعَوِّذٍ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ مُحَمَّدِ بْنِ حَاطِبٍ حَدِيثٌ حَسَنٌ ‏.‏ وَأَبُو بَلْجٍ اسْمُهُ يَحْيَى بْنُ أَبِي سُلَيْمٍ وَيُقَالُ ابْنُ سُلَيْمٍ أَيْضًا ‏.‏ وَمُحَمَّدُ بْنُ حَاطِبٍ قَدْ رَأَى النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم وَهُوَ غُلاَمٌ صَغِيرٌ ‏.‏

Bize Ahmed b. Menî' anlattı. Bize Hüşeym anlattı. Bize Ebû Belc haber verdi; Muhammed b. Hâtıb el-Cumahî'den. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Haram (zina) ile helal (nikâh) arasındaki fark, def (çalmak) ve sestir (duyurmaktır)." Tirmizî dedi ki: Bu konuda Âişe, Câbir ve Rubeyyi' bint Muavviz'den de hadis rivayet edilmiştir. Ebû Îsâ dedi ki: Muhammed b. Hâtıb hadisi hasendir. Ebû Belc'in adı Yahyâ b. Ebî Süleym'dir; kendisine İbn Süleym de denilir. Muhammed b. Hâtıb, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'i küçük bir çocukken görmüştür.

1089. Hadis

حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ مَنِيعٍ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ هَارُونَ، أَخْبَرَنَا عِيسَى بْنُ مَيْمُونٍ الأَنْصَارِيُّ، عَنِ الْقَاسِمِ بْنِ مُحَمَّدٍ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ أَعْلِنُوا هَذَا النِّكَاحَ وَاجْعَلُوهُ فِي الْمَسَاجِدِ وَاضْرِبُوا عَلَيْهِ بِالدُّفُوفِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ غَرِيبٌ حَسَنٌ فِي هَذَا الْبَابِ ‏.‏ وَعِيسَى بْنُ مَيْمُونٍ الأَنْصَارِيُّ يُضَعَّفُ فِي الْحَدِيثِ ‏.‏ وَعِيسَى بْنُ مَيْمُونٍ الَّذِي يَرْوِي عَنِ ابْنِ أَبِي نَجِيحٍ التَّفْسِيرَ هُوَ ثِقَةٌ ‏.‏

Bize Ahmed b. Menî' anlattı. Bize Yezîd b. Hârûn anlattı. Bize Îsâ b. Meymûn el-Ensârî haber verdi; Kâsım b. Muhammed'den; o da Âişe'den naklederek anlattı. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Bu nikâhı ilan edin (duyurun), onu mescitlerde kıyın ve üzerine defler çalın." Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis bu konuda garip hasendir. Îsâ b. Meymûn el-Ensârî hadis konusunda zayıf sayılır. İbn Ebî Necîh'ten tefsir rivayet eden Îsâ b. Meymûn ise sika (güvenilir) bir râvidir.

1090. Hadis

حَدَّثَنَا حُمَيْدُ بْنُ مَسْعَدَةَ الْبَصْرِيُّ، حَدَّثَنَا بِشْرُ بْنُ الْمُفَضَّلِ، حَدَّثَنَا خَالِدُ بْنُ ذَكْوَانَ، عَنِ الرُّبَيِّعِ بِنْتِ مُعَوِّذٍ، قَالَتْ جَاءَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَدَخَلَ عَلَىَّ غَدَاةَ بُنِيَ بِي فَجَلَسَ عَلَى فِرَاشِي كَمَجْلِسِكَ مِنِّي وَجُوَيْرِيَاتٌ لَنَا يَضْرِبْنَ بِدُفُوفِهِنَّ وَيَنْدُبْنَ مَنْ قُتِلَ مِنْ آبَائِي يَوْمَ بَدْرٍ إِلَى أَنْ قَالَتْ إِحْدَاهُنَّ وَفِينَا نَبِيٌّ يَعْلَمُ مَا فِي غَدٍ ‏.‏ فَقَالَ لَهَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ اسْكُتِي عَنْ هَذِهِ وَقُولِي الَّذِي كُنْتِ تَقُولِينَ قَبْلَهَا ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏

Bize Humeyd b. Mes'ade el-Basrî anlattı. Bize Bişr b. el-Mufaddal anlattı. Bize Hâlid b. Zekvân, Rubeyyi' bint Muavviz'den naklederek anlattı. Dedi ki: Evlendiğim (gerdek) sabahı Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem geldi ve yanıma girdi. Tıpkı şu anda senin benden (uzakta) oturduğun gibi yatağımın üzerine oturdu. Küçük kızlarımız deflerini çalıyor ve Bedir günü öldürülen babalarımız(ın kahramanlıkların)dan bahsederek ağıt yakıyorlardı. Nihayet onlardan biri: "Aramızda yarın ne olacağını bilen bir peygamber var," dedi. Bunun üzerine Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ona: "Bunu (söylemeyi) bırak ve bundan önce söylediklerini söylemeye devam et," buyurdu. Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen sahihtir.

1091. Hadis

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ مُحَمَّدٍ، عَنْ سُهَيْلِ بْنِ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم كَانَ إِذَا رَفَّأَ الإِنْسَانَ إِذَا تَزَوَّجَ قَالَ ‏ "‏ بَارَكَ اللَّهُ لَكَ وَبَارَكَ عَلَيْكَ وَجَمَعَ بَيْنَكُمَا فِي خَيْرٍ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ عَقِيلِ بْنِ أَبِي طَالِبٍ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ أَبِي هُرَيْرَةَ حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏

Bize Kuteybe anlattı. Bize Abdulazîz b. Muhammed, Süheyl b. Ebî Sâlih'ten; o babasından; o da Ebû Hureyre'den naklederek anlattı. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem bir kimseyi evlendiği zaman tebrik ederken şöyle derdi: "Bârakallâhu leke ve bârake aleyke ve cemea beynekümâ fî hayr" (Allah senin için bereketli kılsın, üzerine bereket indirsin ve ikinizi hayırda birleştirsin). Tirmizî dedi ki: Bu konuda Akîl b. Ebî Tâlib'den de hadis rivayet edilmiştir. Ebû Îsâ dedi ki: Ebû Hureyre hadisi hasen sahihtir.

1092. Hadis

حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عُمَرَ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ سَالِمِ بْنِ أَبِي الْجَعْدِ، عَنْ كُرَيْبٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ لَوْ أَنَّ أَحَدَكُمْ إِذَا أَتَى أَهْلَهُ قَالَ بِسْمِ اللَّهِ اللَّهُمَّ جَنِّبْنَا الشَّيْطَانَ وَجَنِّبِ الشَّيْطَانَ مَا رَزَقْتَنَا فَإِنْ قَضَى اللَّهُ بَيْنَهُمَا وَلَدًا لَمْ يَضُرَّهُ الشَّيْطَانُ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏

Bize İbn Ebî Ömer anlattı. Bize Süfyân b. Uyeyne anlattı; Mansûr'dan; o Sâlim b. Ebî'l-Ca'd'dan; o Küreyb'den; o da İbn Abbâs'tan naklederek anlattı. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Sizden biri eşine yaklaştığında (cinsel ilişkiye gireceğinde): 'Bismillâh. Allahım! Bizi şeytandan uzaklaştır, şeytanı da bize ihsan edeceğin (çocuktan) uzaklaştır,' derse ve Allah aralarında bir çocuk takdir ederse, şeytan ona asla zarar veremez." Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen sahihtir.

1093. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ إِسْمَاعِيلَ بْنِ أُمَيَّةَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ تَزَوَّجَنِي رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي شَوَّالٍ وَبَنَى بِي فِي شَوَّالٍ ‏.‏ وَكَانَتْ عَائِشَةُ تَسْتَحِبُّ أَنْ يُبْنَى بِنِسَائِهَا فِي شَوَّالٍ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ لاَ نَعْرِفُهُ إِلاَّ مِنْ حَدِيثِ الثَّوْرِيِّ عَنْ إِسْمَاعِيلَ بْنِ أُمَيَّةَ ‏.‏

Bize Muhammed b. Beşşâr anlattı. Bize Yahyâ b. Saîd anlattı. Bize Süfyân anlattı; İsmâîl b. Ümeyye'den; o Abdullâh b. Urve'den; o Urve'den; o da Âişe'den naklederek anlattı. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem benimle Şevval ayında nikahlandı ve yine Şevval ayında zifafa girdi (evliliği başlattı). Âişe, kadınlarının (yakınlarının) Şevval ayında zifafa girmelerini müstehap görürdü. Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen sahihtir. Biz bunu sadece Sevrî'nin İsmâîl b. Ümeyye'den rivayetiyle biliyoruz.

1094. Hadis

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ، عَنْ ثَابِتٍ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم رَأَى عَلَى عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ عَوْفٍ أَثَرَ صُفْرَةٍ فَقَالَ ‏"‏ مَا هَذَا ‏"‏ ‏.‏ فَقَالَ إِنِّي تَزَوَّجْتُ امْرَأَةً عَلَى وَزْنِ نَوَاةٍ مِنْ ذَهَبٍ ‏.‏ فَقَالَ ‏"‏ بَارَكَ اللَّهُ لَكَ أَوْلِمْ وَلَوْ بِشَاةٍ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنِ ابْنِ مَسْعُودٍ وَعَائِشَةَ وَجَابِرٍ وَزُهَيْرِ بْنِ عُثْمَانَ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ أَنَسٍ حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏ وَقَالَ أَحْمَدُ بْنُ حَنْبَلٍ وَزْنُ نَوَاةٍ مِنْ ذَهَبٍ وَزْنُ ثَلاَثَةِ دَرَاهِمَ وَثُلُثٍ ‏.‏ وَقَالَ إِسْحَاقُ هُوَ وَزْنُ خَمْسَةِ دَرَاهِمَ وَثُلُثٍ ‏.‏

Bize Kuteybe anlattı. Bize Hammâd b. Zeyd, Sâbit'ten; o da Enes b. Mâlik'ten naklederek anlattı. (Dedi ki): Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, Abdurrahmân b. Avf'ın üzerinde sarı (koku) izi gördü ve: "Bu ne?" diye sordu. Abdurrahmân: "Bir hurma çekirdeği ağırlığında altın karşılığında bir kadınla evlendim," dedi. Bunun üzerine (Resûlullah): "Allah senin için mübarek kılsın. Bir koyunla da olsa düğün yemeği (velime) ver," buyurdu. Tirmizî dedi ki: Bu konuda İbn Mes'ûd, Âişe, Câbir ve Züheyr b. Osman'dan da hadis rivayet edilmiştir. Ebû Îsâ dedi ki: Enes hadisi hasen sahihtir. Ahmed b. Hanbel şöyle dedi: "Bir hurma çekirdeği (nevât) ağırlığında altın, üç tam ve bir de üçte bir dirhem ağırlığına denktir." İshâk ise: "Beş tam ve bir de üçte bir dirhem ağırlığıdır," dedi.

1095. Hadis

حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عُمَرَ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنْ وَائِلِ بْنِ دَاوُدَ، عَنِ ابْنِهِ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم أَوْلَمَ عَلَى صَفِيَّةَ بِنْتِ حُيَىٍّ بِسَوِيقٍ وَتَمْرٍ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ غَرِيبٌ ‏.‏

Bize İbn Ebî Ömer anlattı. Bize Süfyân b. Uyeyne, Vâil b. Dâvûd'dan; o oğlundan; o Zührî'den; o da Enes b. Mâlik'ten naklederek anlattı. (Dedi ki): Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem, Safiyye bint Huyey ile evlendiğinde kavut (sevîk) ve hurma ile düğün yemeği (velime) verdi. Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen gariptir.

1096. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى، حَدَّثَنَا الْحُمَيْدِيُّ، عَنْ سُفْيَانَ، نَحْوَ هَذَا ‏.‏ وَقَدْ رَوَى غَيْرُ، وَاحِدٍ، هَذَا الْحَدِيثَ عَنِ ابْنِ عُيَيْنَةَ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ أَنَسٍ، وَلَمْ يَذْكُرُوا فِيهِ عَنْ وَائِلٍ، عَنِ ابْنِهِ، ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى وَكَانَ سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ يُدَلِّسُ فِي هَذَا الْحَدِيثِ فَرُبَّمَا لَمْ يَذْكُرْ فِيهِ عَنْ وَائِلٍ عَنِ ابْنِهِ وَرُبَّمَا ذَكَرَهُ ‏.‏

Bize Muhammed b. Yahyâ anlattı. Bize Humeydî, Süfyân'dan bunun bir benzerini anlattı. Birden çok râvi bu hadisi İbn Uyeyne'den; o Zührî'den; o da Enes'ten rivayet etmiş, senedinde Vâil'i ve oğlunu zikretmemişlerdir. Ebû Îsâ dedi ki: Süfyân b. Uyeyne bu hadiste tedlis yapardı; bazen senedinde Vâil ve oğlunu zikretmez, bazen de zikrederdi.

1097. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مُوسَى الْبَصْرِيُّ، حَدَّثَنَا زِيَادُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا عَطَاءُ بْنُ السَّائِبِ، عَنْ أَبِي عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنِ ابْنِ مَسْعُودٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ طَعَامُ أَوَّلِ يَوْمٍ حَقٌّ وَطَعَامُ يَوْمِ الثَّانِي سُنَّةٌ وَطَعَامُ يَوْمِ الثَّالِثِ سُمْعَةٌ وَمَنْ سَمَّعَ سَمَّعَ اللَّهُ بِهِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ ابْنِ مَسْعُودٍ لاَ نَعْرِفُهُ مَرْفُوعًا إِلاَّ مِنْ حَدِيثِ زِيَادِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ ‏.‏ وَزِيَادُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ كَثِيرُ الْغَرَائِبِ وَالْمَنَاكِيرِ ‏.‏ قَالَ وَسَمِعْتُ مُحَمَّدَ بْنَ إِسْمَاعِيلَ يَذْكُرُ عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عُقْبَةَ قَالَ قَالَ وَكِيعٌ زِيَادُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ مَعَ شَرَفِهِ لاَ يَكْذِبُ فِي الْحَدِيثِ ‏.‏

Bize Muhammed b. Mûsâ el-Basrî anlattı. Bize Ziyâd b. Abdullâh anlattı. Bize Atâ b. es-Sâib, Ebû Abdurrahmân'dan; o da İbn Mes'ûd'dan naklederek anlattı. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "İlk günün yemeği (velime) haktır, ikinci günün yemeği sünnettir, üçüncü günün yemeği ise süm'adır (gösteriştir). Kim gösteriş yaparsa, Allah da onu(n niyetini insanlara) duyurur." Ebû Îsâ dedi ki: İbn Mes'ûd hadisini Ziyâd b. Abdullâh'ın rivayeti dışında merfû olarak bilmiyoruz. Ziyâd b. Abdullâh'ın garip ve münker hadisleri çoktur. Muhammed b. İsmâîl'i, Muhammed b. Ukbe'den şöyle naklederken işittim: Vekî' dedi ki: "Ziyâd b. Abdullâh, şerefli (asil) bir kimse olmasına rağmen hadis konusunda yalan söylemez."

1098. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو سَلَمَةَ، يَحْيَى بْنُ خَلَفٍ حَدَّثَنَا بِشْرُ بْنُ الْمُفَضَّلِ، عَنْ إِسْمَاعِيلَ بْنِ أُمَيَّةَ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ ائْتُوا الدَّعْوَةَ إِذَا دُعِيتُمْ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ عَلِيٍّ وَأَبِي هُرَيْرَةَ وَالْبَرَاءِ وَأَنَسٍ وَأَبِي أَيُّوبَ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ ابْنِ عُمَرَ حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏

Bize Ebû Seleme Yahyâ b. Halef anlattı. Bize Bişr b. el-Mufaddal, İsmâîl b. Ümeyye'den; o Nâfi'den; o da İbn Ömer'den naklederek anlattı. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Çağrıldığınız zaman davete icabet edin (gidip katılın)." Tirmizî dedi ki: Bu konuda Ali, Ebû Hureyre, Berâ, Enes ve Ebû Eyyûb'dan da hadis rivayet edilmiştir. Ebû Îsâ dedi ki: İbn Ömer hadisi hasen sahihtir.

1099. Hadis

حَدَّثَنَا هَنَّادٌ، حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ شَقِيقٍ، عَنْ أَبِي مَسْعُودٍ، قَالَ جَاءَ رَجُلٌ يُقَالُ لَهُ أَبُو شُعَيْبٍ إِلَى غُلاَمٍ لَهُ لَحَّامٍ فَقَالَ اصْنَعْ لِي طَعَامًا يَكْفِي خَمْسَةً فَإِنِّي رَأَيْتُ فِي وَجْهِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم الْجُوعَ ‏.‏ قَالَ فَصَنَعَ طَعَامًا ثُمَّ أَرْسَلَ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَدَعَاهُ وَجُلَسَاءَهُ الَّذِينَ مَعَهُ فَلَمَّا قَامَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم اتَّبَعَهُمْ رَجُلٌ لَمْ يَكُنْ مَعَهُمْ حِينَ دُعُوا فَلَمَّا انْتَهَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِلَى الْبَابِ قَالَ لِصَاحِبِ الْمَنْزِلِ ‏ "‏ إِنَّهُ اتَّبَعَنَا رَجُلٌ لَمْ يَكُنْ مَعَنَا حِينَ دَعَوْتَنَا فَإِنْ أَذِنْتَ لَهُ دَخَلَ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ فَقَدْ أَذِنَّا لَهُ فَلْيَدْخُلْ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏ قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنِ ابْنِ عُمَرَ ‏.‏

Bize Hennâd anlattı. Bize Ebû Muâviye, A'meş'ten; o Şakîk'ten; o da Ebû Mes'ûd'dan naklederek anlattı. Dedi ki: Ebû Şuayb denilen bir adam, kasap olan kölesine gidip: "Bana beş kişiye yetecek bir yemek hazırla. Çünkü ben Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in yüzünde açlık (izi) gördüm," dedi. Köle yemeği hazırladı. Sonra (Ebû Şuayb) Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e haber gönderip onu ve beraberindeki (dört) arkadaşını davet etti. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem (yemeğe gitmek üzere) kalktığında, davet edildikleri sırada yanlarında olmayan bir adam da peşlerine takıldı. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem kapıya varınca ev sahibine: "Bizi davet ettiğin sırada yanımızda olmayan bir adam peşimize takılıp geldi. İzin verirsen o da içeri girsin," buyurdu. (Ev sahibi): "Ona izin verdik, girsin," dedi. Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen sahihtir. Bu konuda İbn Ömer'den de hadis rivayet edilmiştir.

1100. Hadis

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ، عَنْ عَمْرِو بْنِ دِينَارٍ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ تَزَوَّجْتُ امْرَأَةً فَأَتَيْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ ‏"‏ أَتَزَوَّجْتَ يَا جَابِرُ ‏"‏ ‏.‏ فَقُلْتُ نَعَمْ ‏.‏ فَقَالَ ‏"‏ بِكْرًا أَمْ ثَيِّبًا ‏"‏ ‏.‏ فَقُلْتُ لاَ بَلْ ثَيِّبًا ‏.‏ فَقَالَ ‏"‏ هَلاَّ جَارِيَةً تُلاَعِبُهَا وَتُلاَعِبُكَ ‏"‏ ‏.‏ فَقُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّ عَبْدَ اللَّهِ مَاتَ وَتَرَكَ سَبْعَ بَنَاتٍ أَوْ تِسْعًا فَجِئْتُ بِمَنْ يَقُومُ عَلَيْهِنَّ ‏.‏ قَالَ فَدَعَا لِي ‏.‏ قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ أُبَىِّ بْنِ كَعْبٍ وَكَعْبِ بْنِ عُجْرَةَ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏

Bize Kuteybe anlattı. Bize Hammâd b. Zeyd, Amr b. Dînâr'dan; o da Câbir b. Abdullâh'tan naklederek anlattı. Dedi ki: Bir kadınla evlendim. Sonra Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e geldim. "Evlendin mi ey Câbir?" diye sordu. "Evet," dedim. "Bakire ile mi, yoksa dul ile mi?" diye sordu. "Hayır, aksine dul bir kadınla," dedim. "Kendisiyle oynaşacağın, onun da seninle oynaşacağı genç bir kızla evlenseydin ya!" buyurdu. Ben de: "Ey Resûlallah! (Babam) Abdullâh vefat etti ve geride yedi -veya dokuz- kız çocuğu bıraktı. Ben de onlara bakıp ilgilenecek birini (eve) getirdim," dedim. (Câbir) dedi ki: Bunun üzerine (Resûlullah) bana dua etti. Tirmizî dedi ki: Bu konuda Übey b. Ka'b ve Ka'b b. Ucre'den de hadis rivayet edilmiştir. Ebû Îsâ dedi ki: Câbir b. Abdullâh hadisi hasen sahihtir.

1101. Hadis

حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ حُجْرٍ، أَخْبَرَنَا شَرِيكُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، ح وَحَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، ح وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ مَهْدِيٍّ، عَنْ إِسْرَائِيلَ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، ح وَحَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ أَبِي زِيَادٍ، حَدَّثَنَا زَيْدُ بْنُ حُبَابٍ، عَنْ يُونُسَ بْنِ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنْ أَبِي بُرْدَةَ، عَنْ أَبِي مُوسَى، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ لاَ نِكَاحَ إِلاَّ بِوَلِيٍّ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ عَائِشَةَ وَابْنِ عَبَّاسٍ وَأَبِي هُرَيْرَةَ وَعِمْرَانَ بْنِ حُصَيْنٍ وَأَنَسٍ ‏.‏

Bize Alî b. Hucr anlattı. Bize Şerîk b. Abdullâh haber verdi; Ebû İshâk'tan. (H) Yine bize Kuteybe anlattı. Bize Ebû Avâne, Ebû İshâk'tan anlattı. (H) Yine bize Muhammed b. Beşşâr anlattı. Bize Abdurrahmân b. Mehdî, İsrâîl'den; o Ebû İshâk'tan anlattı. (H) Yine bize Abdullâh b. Ebî Ziyâd anlattı. Bize Zeyd b. Hubâb, Yûnus b. Ebî İshâk'tan; o Ebû İshâk'tan; o Ebû Burde'den; o da Ebû Mûsâ'dan naklederek anlattı. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Veli olmadan nikâh olmaz." Tirmizî dedi ki: Bu konuda Âişe, İbn Abbâs, Ebû Hureyre, İmrân b. Husayn ve Enes'ten de hadis rivayet edilmiştir.

1102. Hadis

حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عُمَرَ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ، عَنْ سُلَيْمَانَ بْنِ مُوسَى، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏"‏ أَيُّمَا امْرَأَةٍ نُكِحَتْ بِغَيْرِ إِذْنِ وَلِيِّهَا فَنِكَاحُهَا بَاطِلٌ فَنِكَاحُهَا بَاطِلٌ فَنِكَاحُهَا بَاطِلٌ فَإِنْ دَخَلَ بِهَا فَلَهَا الْمَهْرُ بِمَا اسْتَحَلَّ مِنْ فَرْجِهَا فَإِنِ اشْتَجَرُوا فَالسُّلْطَانُ وَلِيُّ مَنْ لاَ وَلِيَّ لَهُ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ ‏.‏ وَقَدْ رَوَى يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ الأَنْصَارِيُّ وَيَحْيَى بْنُ أَيُّوبَ وَسُفْيَانُ الثَّوْرِيُّ وَغَيْرُ وَاحِدٍ مِنَ الْحُفَّاظِ عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ نَحْوَ هَذَا ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى وَحَدِيثُ أَبِي مُوسَى حَدِيثٌ فِيهِ اخْتِلاَفٌ رَوَاهُ إِسْرَائِيلُ وَشَرِيكُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ وَأَبُو عَوَانَةَ وَزُهَيْرُ بْنُ مُعَاوِيَةَ وَقَيْسُ بْنُ الرَّبِيعِ عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ عَنْ أَبِي بُرْدَةَ عَنْ أَبِي مُوسَى عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم ‏.‏ وَرَوَى أَسْبَاطُ بْنُ مُحَمَّدٍ وَزَيْدُ بْنُ حُبَابٍ عَنْ يُونُسَ بْنِ أَبِي إِسْحَاقَ عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ عَنْ أَبِي بُرْدَةَ عَنْ أَبِي مُوسَى عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم ‏.‏ وَرَوَى أَبُو عُبَيْدَةَ الْحَدَّادُ عَنْ يُونُسَ بْنِ أَبِي إِسْحَاقَ عَنْ أَبِي بُرْدَةَ عَنْ أَبِي مُوسَى عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم نَحْوَهُ وَلَمْ يَذْكُرْ فِيهِ عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ ‏.‏ وَقَدْ رُوِيَ عَنْ يُونُسَ بْنِ أَبِي إِسْحَاقَ عَنْ أَبِي بُرْدَةَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَيْضًا ‏.‏ وَرَوَى شُعْبَةُ وَالثَّوْرِيُّ عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ عَنْ أَبِي بُرْدَةَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ لاَ نِكَاحَ إِلاَّ بِوَلِيٍّ ‏"‏ ‏.‏ وَقَدْ ذَكَرَ بَعْضُ أَصْحَابِ سُفْيَانَ عَنْ سُفْيَانَ عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ عَنْ أَبِي بُرْدَةَ عَنْ أَبِي مُوسَى ‏.‏ وَلاَ يَصِحُّ ‏.‏ وَرِوَايَةُ هَؤُلاَءِ الَّذِينَ رَوَوْا عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ عَنْ أَبِي بُرْدَةَ عَنْ أَبِي مُوسَى عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ لاَ نِكَاحَ إِلاَّ بِوَلِيٍّ ‏"‏ ‏.‏ عِنْدِي أَصَحُّ لأَنَّ سَمَاعَهُمْ مِنْ أَبِي إِسْحَاقَ فِي أَوْقَاتٍ مُخْتَلِفَةٍ وَإِنْ كَانَ شُعْبَةُ وَالثَّوْرِيُّ أَحْفَظَ وَأَثْبَتَ مِنْ جَمِيعِ هَؤُلاَءِ الَّذِينَ رَوَوْا عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ هَذَا الْحَدِيثَ فَإِنَّ رِوَايَةَ هَؤُلاَءِ عِنْدِي أَشْبَهُ لأَنَّ شُعْبَةَ وَالثَّوْرِيَّ سَمِعَا هَذَا الْحَدِيثَ مِنْ أَبِي إِسْحَاقَ فِي مَجْلِسٍ وَاحِدٍ ‏.‏ وَمِمَّا يَدُلُّ عَلَى ذَلِكَ مَا حَدَّثَنَا مَحْمُودُ بْنُ غَيْلاَنَ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو دَاوُدَ، قَالَ أَنْبَأَنَا شُعْبَةُ، قَالَ سَمِعْتُ سُفْيَانَ الثَّوْرِيَّ، يَسْأَلُ أَبَا إِسْحَاقَ أَسَمِعْتَ أَبَا بُرْدَةَ يَقُولُ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ لاَ نِكَاحَ إِلاَّ بِوَلِيٍّ ‏"‏ ‏.‏ فَقَالَ نَعَمْ ‏.‏ فَدَلَّ هَذَا الْحَدِيثُ عَلَى أَنَّ سَمَاعَ شُعْبَةَ وَالثَّوْرِيِّ هَذَا الْحَدِيثَ فِي وَقْتٍ وَاحِدٍ ‏.‏ وَإِسْرَائِيلُ هُوَ ثِقَةٌ ثَبْتٌ فِي أَبِي إِسْحَاقَ ‏.‏ سَمِعْتُ مُحَمَّدَ بْنَ الْمُثَنَّى يَقُولُ سَمِعْتُ عَبْدَ الرَّحْمَنِ بْنَ مَهْدِيٍّ يَقُولُ مَا فَاتَنِي مِنْ حَدِيثِ الثَّوْرِيِّ عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ الَّذِي فَاتَنِي إِلاَّ لَمَّا اتَّكَلْتُ بِهِ عَلَى إِسْرَائِيلَ لأَنَّهُ كَانَ يَأْتِي بِهِ أَتَمَّ ‏.‏ - وَحَدِيثُ عَائِشَةَ فِي هَذَا الْبَابِ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ لاَ نِكَاحَ إِلاَّ بِوَلِيٍّ ‏"‏ حَدِيثٌ عِنْدِي حَسَنٌ ‏.‏ رَوَاهُ ابْنُ جُرَيْجٍ عَنْ سُلَيْمَانَ بْنِ مُوسَى عَنِ الزُّهْرِيِّ عَنْ عُرْوَةَ عَنْ عَائِشَةَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم ‏.‏ وَرَوَاهُ الْحَجَّاجُ بْنُ أَرْطَاةَ وَجَعْفَرُ بْنُ رَبِيعَةَ عَنِ الزُّهْرِيِّ عَنْ عُرْوَةَ عَنْ عَائِشَةَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم ‏.‏ وَرُوِيَ عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ عَنْ أَبِيهِ عَنْ عَائِشَةَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم مِثْلُهُ ‏.‏ وَقَدْ تَكَلَّمَ بَعْضُ أَصْحَابِ الْحَدِيثِ فِي حَدِيثِ الزُّهْرِيِّ عَنْ عُرْوَةَ عَنْ عَائِشَةَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم ‏.‏ قَالَ ابْنُ جُرَيْجٍ ثُمَّ لَقِيتُ الزُّهْرِيَّ فَسَأَلْتُهُ فَأَنْكَرَهُ ‏.‏ فَضَعَّفُوا هَذَا الْحَدِيثَ مِنْ أَجْلِ هَذَا ‏.‏ وَذُكِرَ عَنْ يَحْيَى بْنِ مَعِينٍ أَنَّهُ قَالَ لَمْ يَذْكُرْ هَذَا الْحَرْفَ عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ إِلاَّ إِسْمَاعِيلُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ ‏.‏ قَالَ يَحْيَى بْنُ مَعِينٍ وَسَمَاعُ إِسْمَاعِيلَ بْنِ إِبْرَاهِيمَ عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ لَيْسَ بِذَاكَ إِنَّمَا صَحَّحَ كُتُبَهُ عَلَى كُتُبِ عَبْدِ الْمَجِيدِ بْنِ عَبْدِ الْعَزِيزِ بْنِ أَبِي رَوَّادٍ مَا سَمِعَ مِنِ ابْنِ جُرَيْجٍ وَضَعَّفَ يَحْيَى رِوَايَةَ إِسْمَاعِيلَ بْنِ إِبْرَاهِيمَ عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ ‏.‏ - وَالْعَمَلُ فِي هَذَا الْبَابِ عَلَى حَدِيثِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ لاَ نِكَاحَ إِلاَّ بِوَلِيٍّ ‏"‏ ‏.‏ عِنْدَ أَهْلِ الْعِلْمِ مِنْ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم مِنْهُمْ عُمَرُ بْنُ الْخَطَّابِ وَعَلِيُّ بْنُ أَبِي طَالِبٍ وَعَبْدُ اللَّهِ بْنُ عَبَّاسٍ وَأَبُو هُرَيْرَةَ وَغَيْرُهُمْ ‏.‏ وَهَكَذَا رُوِيَ عَنْ بَعْضِ فُقَهَاءِ التَّابِعِينَ أَنَّهُمْ قَالُوا لاَ نِكَاحَ إِلاَّ بِوَلِيٍّ ‏.‏ مِنْهُمْ سَعِيدُ بْنُ الْمُسَيَّبِ وَالْحَسَنُ الْبَصْرِيُّ وَشُرَيْحٌ وَإِبْرَاهِيمُ النَّخَعِيُّ وَعُمَرُ بْنُ عَبْدِ الْعَزِيزِ وَغَيْرُهُمْ وَبِهَذَا يَقُولُ سُفْيَانُ الثَّوْرِيُّ وَالأَوْزَاعِيُّ وَعَبْدُ اللَّهِ بْنُ الْمُبَارَكِ وَمَالِكٌ وَالشَّافِعِيُّ وَأَحْمَدُ وَإِسْحَاقُ ‏.‏

Bize İbn Ebî Ömer anlattı. Bize Süfyân b. Uyeyne, İbn Cüreyc'den; o Süleyman b. Mûsâ'dan; o Zührî'den; o Urve'den; o da Âişe'den naklederek anlattı. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Hangi kadın velisinin izni olmadan evlenirse onun nikâhı batıldır, onun nikâhı batıldır, onun nikâhı batıldır. Eğer (erkek) onunla gerdeğe girmişse, helal saydığı ferci (cinsel ilişkisi) karşılığında kadının mehir hakkı vardır. Eğer (veliler) anlaşmazlığa düşerlerse, velisi olmayanın velisi sultandır (yetkili hakimdir)." Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasendir. Yahyâ b. Saîd el-Ensârî, Yahyâ b. Eyyûb, Süfyân es-Sevrî ve hâfızlardan birden çok kimse bu hadisi İbn Cüreyc'den bu şekilde rivayet etmişlerdir. Ebû Îsâ dedi ki: Ebû Mûsâ hadisinde ihtilaf vardır. İsrâîl, Şerîk b. Abdullâh, Ebû Avâne, Züheyr b. Muâviye ve Kays b. er-Rabî', bu hadisi Ebû İshâk'tan; o Ebû Burde'den; o Ebû Mûsâ'dan; o da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den rivayet etmişlerdir. Esbât b. Muhammed ve Zeyd b. Hubâb da Yûnus b. Ebî İshâk'tan; o Ebû İshâk'tan; o Ebû Burde'den; o Ebû Mûsâ'dan; o da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den rivayet etmişlerdir. Ebû Ubeyde el-Haddâd ise Yûnus b. Ebî İshâk'tan; o Ebû Burde'den; o Ebû Mûsâ'dan; o da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den benzerini rivayet etmiş, ancak senedinde Ebû İshâk'ı zikretmemiştir. (Ayrıca) Yûnus b. Ebî İshâk'tan; o Ebû Burde'den; o da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den (mürsel olarak) da rivayet edilmiştir. Şu'be ve Sevrî, Ebû İshâk'tan; o Ebû Burde'den; o da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den: "Veli olmadan nikâh olmaz," hadisini (mürsel olarak) rivayet etmişlerdir. Süfyân'ın bazı arkadaşları, Süfyân'dan; o Ebû İshâk'tan; o Ebû Burde'den; o da Ebû Mûsâ'dan (merfû olarak) zikretmişlerse de bu sahih değildir. Bana göre, Ebû İshâk'tan; o Ebû Burde'den; o Ebû Mûsâ'dan; o da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den: "Veli olmadan nikâh olmaz," diye rivayet edenlerin rivayeti daha sahihtir. Çünkü onlar Ebû İshâk'tan farklı zamanlarda işitmişlerdir. Her ne kadar Şu'be ve Sevrî, bu hadisi Ebû İshâk'tan rivayet edenlerin hepsinden daha hâfız (güçlü hafızalı) ve sağlam olsalar da, bana göre diğerlerinin rivayeti (gerçeğe) daha yakındır. Çünkü Şu'be ve Sevrî bu hadisi Ebû İshâk'tan tek bir mecliste işitmişlerdir. Buna delil olan rivayet şudur: Bize Mahmûd b. Gaylân anlattı. Dedi ki: Bize Ebû Dâvûd anlattı. Dedi ki: Bize Şu'be haber verdi. Dedi ki: Süfyân es-Sevrî'yi Ebû İshâk'a: "Ebû Burde'nin, 'Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: Veli olmadan nikâh olmaz, buyurdu,' dediğini işittin mi?" diye sorarken duydum. O da: "Evet," dedi. Bu hadis, Şu'be ve Sevrî'nin bu hadisi aynı anda işittiklerini göstermektedir. İsrâîl ise Ebû İshâk konusunda sika (güvenilir) ve sağlamdır. Muhammed b. el-Müsennâ'yı şöyle derken işittim: Abdurrahmân b. Mehdî'nin şöyle dediğini duydum: "Sevrî'nin Ebû İshâk'tan rivayet ettiği hadislerden kaçırdıklarım, İsrâîl'e güvenmem sebebiyle kaçırdıklarımdan ibarettir. Çünkü İsrâîl, hadisi daha tam getirirdi." Bu konuda Âişe'nin Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den rivayet ettiği: "Veli olmadan nikâh olmaz," hadisi benim yanımda hasendir. Bu hadisi İbn Cüreyc, Süleyman b. Mûsâ'dan; o Zührî'den; o Urve'den; o Âişe'den; o da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den rivayet etmiştir. Haccâc b. Ertât ve Ca'fer b. Rabîa da Zührî'den; o Urve'den; o Âişe'den; o da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den rivayet etmişlerdir. Hişâm b. Urve'den; o babasından; o Âişe'den; o da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den benzeri rivayet edilmiştir. Hadis ehlinin bazıları, Zührî'nin Urve'den; onun Âişe'den; onun da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den rivayeti hakkında konuşmuşlardır. İbn Cüreyc dedi ki: "Sonra Zührî ile karşılaştım ve ona (bu hadisi) sordum, fakat onu inkâr etti (hatırlamadı)." Bu sebeple bu hadisi zayıf saymışlardır. Yahyâ b. Maîn'den zikredildiğine göre o şöyle demiştir: "Bu ifadeyi (Zührî'nin inkârını) İbn Cüreyc'den İsmâîl b. İbrâhîm dışında kimse zikretmemiştir." Yahyâ b. Maîn dedi ki: "İsmâîl b. İbrâhîm'in İbn Cüreyc'den işitmesi pek sağlam değildir. O, kitaplarını Abdulmecîd b. Abdulazîz b. Ebî Revvâd'ın kitaplarına bakarak İbn Cüreyc'den işittiği kısımları tashih etmiştir." Yahyâ, İsmâîl b. İbrâhîm'in İbn Cüreyc'den rivayetini zayıf saymıştır. Bu konuda uygulama, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in: "Veli olmadan nikâh olmaz," hadisine göredir. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in ashabından Ömer b. el-Hattâb, Alî b. Ebî Tâlib, Abdullâh b. Abbâs, Ebû Hureyre ve diğer ilim ehlinin görüşü budur. Tâbiîn fakihlerinden bazılarının da: "Veli olmadan nikâh olmaz," dedikleri rivayet edilmiştir. Bunlar arasında Saîd b. el-Müseyyeb, Hasan-ı Basrî, Şurayh, İbrâhîm en-Nehaî, Ömer b. Abdulazîz ve diğerleri vardır. Süfyân es-Sevrî, Evzâî, Abdullâh b. el-Mübârek, Mâlik, Şâfiî, Ahmed ve İshâk da bu görüştedir.

1103. Hadis

حَدَّثَنَا يُوسُفُ بْنُ حَمَّادٍ الْمَعْنِيُّ الْبَصْرِيُّ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الأَعْلَى، عَنْ سَعِيدٍ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ جَابِرِ بْنِ زَيْدٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ الْبَغَايَا اللاَّتِي يُنْكِحْنَ أَنْفُسَهُنَّ بِغَيْرِ بَيِّنَةٍ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ يُوسُفُ بْنُ حَمَّادٍ رَفَعَ عَبْدُ الأَعْلَى هَذَا الْحَدِيثَ فِي التَّفْسِيرِ وَأَوْقَفَهُ فِي كِتَابِ الطَّلاَقِ وَلَمْ يَرْفَعْهُ ‏.‏

Bize Yûsuf b. Hammâd el-Ma'nî el-Basrî anlattı. Bize Abdul A'lâ, Saîd'den; o Katâde'den; o Câbir b. Zeyd'den; o da İbn Abbâs'tan naklederek anlattı. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "(Şahit gibi) bir delil olmaksızın kendilerini evlendiren kadınlar, zina edenlerin ta kendileridir." Yûsuf b. Hammâd dedi ki: Abdul A'lâ bu hadisi tefsirde (Resûlullah'a) merfû olarak, Talâk kitabında ise (İbn Abbâs'a) mevkûf olarak rivayet etti ve merfû yapmadı.

1104. Hadis

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا غُنْدَرٌ، مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ عَنْ سَعِيدِ بْنِ أَبِي عَرُوبَةَ، نَحْوَهُ وَلَمْ يَرْفَعْهُ ‏.‏ وَهَذَا أَصَحُّ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ غَيْرُ مَحْفُوظٍ لاَ نَعْلَمُ أَحَدًا رَفَعَهُ إِلاَّ مَا رُوِيَ عَنْ عَبْدِ الأَعْلَى عَنْ سَعِيدٍ عَنْ قَتَادَةَ مَرْفُوعًا ‏.‏ وَرُوِيَ عَنْ عَبْدِ الأَعْلَى عَنْ سَعِيدٍ هَذَا الْحَدِيثُ مَوْقُوفًا وَالصَّحِيحُ مَا رُوِيَ عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ قَوْلُهُ لاَ نِكَاحَ إِلاَّ بِبَيِّنَةٍ هَكَذَا رَوَى أَصْحَابُ قَتَادَةَ عَنْ قَتَادَةَ عَنْ جَابِرِ بْنِ زَيْدٍ عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ لاَ نِكَاحَ إِلاَّ بِبَيِّنَةٍ ‏.‏ وَهَكَذَا رَوَى غَيْرُ وَاحِدٍ عَنْ سَعِيدِ بْنِ أَبِي عَرُوبَةَ نَحْوَ هَذَا مَوْقُوفًا ‏.‏ وَفِي هَذَا الْبَابِ عَنْ عِمْرَانَ بْنِ حُصَيْنٍ وَأَنَسٍ وَأَبِي هُرَيْرَةَ ‏.‏ وَالْعَمَلُ عَلَى هَذَا عِنْدَ أَهْلِ الْعِلْمِ مِنْ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَمَنْ بَعْدَهُمْ مِنَ التَّابِعِينَ وَغَيْرِهِمْ قَالُوا لاَ نِكَاحَ إِلاَّ بِشُهُودٍ ‏.‏ لَمْ يَخْتَلِفُوا فِي ذَلِكَ مَنْ مَضَى مِنْهُمْ إِلاَّ قَوْمًا مِنَ الْمُتَأَخِّرِينَ مِنْ أَهْلِ الْعِلْمِ ‏.‏ وَإِنَّمَا اخْتَلَفَ أَهْلُ الْعِلْمِ فِي هَذَا إِذَا شَهِدَ وَاحِدٌ بَعْدَ وَاحِدٍ فَقَالَ أَكْثَرُ أَهْلِ الْعِلْمِ مِنْ أَهْلِ الْكُوفَةِ وَغَيْرِهِمْ لاَ يَجُوزُ النِّكَاحُ حَتَّى يَشْهَدَ الشَّاهِدَانِ مَعًا عِنْدَ عُقْدَةِ النِّكَاحِ ‏.‏ وَقَدْ رَأَى بَعْضُ أَهْلِ الْمَدِينَةِ إِذَا أُشْهِدَ وَاحِدٌ بَعْدَ وَاحِدٍ فَإِنَّهُ جَائِزٌ إِذَا أَعْلَنُوا ذَلِكَ ‏.‏ وَهُوَ قَوْلُ مَالِكِ بْنِ أَنَسٍ وَغَيْرِهِ ‏.‏ هَكَذَا قَالَ إِسْحَاقُ فِيمَا حَكَى عَنْ أَهْلِ الْمَدِينَةِ ‏.‏ وَقَالَ بَعْضُ أَهْلِ الْعِلْمِ يَجُوزُ شَهَادَةُ رَجُلٍ وَامْرَأَتَيْنِ فِي النِّكَاحِ ‏.‏ وَهُوَ قَوْلُ أَحْمَدَ وَإِسْحَاقَ ‏.‏

Bize Kuteybe anlattı. Bize Gundar -ki o Muhammed b. Ca'fer'dir- Saîd b. Ebî Arûbe'den benzerini (mevkûf olarak) anlattı ve merfû yapmadı. Bu (mevkûf rivayet) daha sahihtir. Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis (merfû olarak) mahfûz değildir. Abdul A'lâ'nın Saîd'den; o Katâde'den (merfû olarak) rivayeti dışında bu hadisi kimsenin merfû yaptığını bilmiyoruz. Abdul A'lâ'dan, Saîd aracılığıyla bu hadisin mevkûf olarak rivayet edildiği de olmuştur. Doğrusu İbn Abbâs'tan rivayet edilen şu sözüdür: "Şahit (beyyine) olmadan nikâh olmaz." Katâde'nin arkadaşları, Katâde'den; o Câbir b. Zeyd'den; o da İbn Abbâs'tan: "Şahit olmadan nikâh olmaz," sözünü bu şekilde rivayet etmişlerdir. Birden çok râvi de Saîd b. Ebî Arûbe'den bunun benzerini mevkûf olarak rivayet etmiştir. Bu konuda İmrân b. Husayn, Enes ve Ebû Hureyre'den de hadis rivayet edilmiştir. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in ashabından ve onlardan sonra gelen tâbiîn ve diğer ilim ehlinin uygulaması buna göredir. Onlar: "Şahitler olmadan nikâh olmaz," demişlerdir. Geçmiş âlimler bu konuda ihtilaf etmemişlerdir; sadece sonradan gelen bazı ilim ehli farklı düşünmüştür. İlim ehli sadece şu konuda ihtilaf etmişlerdir: Şayet şahitler (aynı anda değil de) birbiri ardınca şahitlik ederlerse (durum ne olur)? Kûfe ehli ve diğer ilim ehlinin çoğu: "Nikâh akdi sırasında iki şahit aynı anda hazır bulunmadıkça nikâh caiz olmaz," demişlerdir. Medine ehlinden bazıları ise: "İlan ettikleri takdirde, şahitlerin birbiri ardınca şahitlik etmeleri caizdir," görüşündedirler. Bu, Mâlik b. Enes ve diğerlerinin görüşüdür. İshâk, Medine ehli adına bu görüşü böyle hikaye etmiştir. İlim ehlinden bazıları ise: "Nikâhta bir erkek ve iki kadının şahitliği caizdir," demişlerdir. Bu, Ahmed ve İshâk'ın görüşüdür.

1105. Hadis

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا عَبْثَرُ بْنُ الْقَاسِمِ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنْ أَبِي الأَحْوَصِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ عَلَّمَنَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم التَّشَهُّدَ فِي الصَّلاَةِ وَالتَّشَهُّدَ فِي الْحَاجَةِ قَالَ ‏"‏ التَّشَهُّدُ فِي الصَّلاَةِ التَّحِيَّاتُ لِلَّهِ وَالصَّلَوَاتُ وَالطَّيِّبَاتُ السَّلاَمُ عَلَيْكَ أَيُّهَا النَّبِيُّ وَرَحْمَةُ اللَّهِ وَبَرَكَاتُهُ السَّلاَمُ عَلَيْنَا وَعَلَى عِبَادِ اللَّهِ الصَّالِحِينَ أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ وَأَشْهَدُ أَنَّ مُحَمَّدًا عَبْدُهُ وَرَسُولُهُ ‏"‏ ‏.‏ وَالتَّشَهُّدُ فِي الْحَاجَةِ ‏"‏ إِنَّ الْحَمْدَ لِلَّهِ نَسْتَعِينُهُ وَنَسْتَغْفِرُهُ وَنَعُوذُ بِاللَّهِ مِنْ شُرُورِ أَنْفُسِنَا وَسَيِّئَاتِ أَعْمَالِنَا فَمَنْ يَهْدِهِ اللَّهُ فَلاَ مُضِلَّ لَهُ وَمَنْ يُضْلِلْ فَلاَ هَادِيَ لَهُ وَأَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ وَأَشْهَدُ أَنَّ مُحَمَّدًا عَبْدُهُ وَرَسُولُهُ ‏"‏ ‏.‏ وَيَقْرَأُ ثَلاَثَ آيَاتٍ ‏.‏ قَالَ عَبْثَرٌ فَفَسَّرَهُ لَنَا سُفْيَانُ الثَّوْرِيُّ ‏:‏ ‏(‏اتَّقوا الله حقَّ تقاتهِ ولا تموتنَّ إلاَّ وأنتمْ مسلمونَ‏)‏‏.‏ ‏(‏اتّقوا الله الَّذي تساءلونَ بهِ والأرحامَ إنَّ اللهَ كانَ عليكُم رقيباً‏)‏‏.‏ ‏(‏اتَّقوا الله وقولوا قولاً سديداً‏)‏‏.‏ قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ عَدِيِّ بْنِ حَاتِمٍ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ عَبْدِ اللَّهِ حَدِيثٌ حَسَنٌ رَوَاهُ الأَعْمَشُ عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ عَنْ أَبِي الأَحْوَصِ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم ‏.‏ وَرَوَاهُ شُعْبَةُ عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ عَنْ أَبِي عُبَيْدَةَ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم ‏.‏ وَكِلاَ الْحَدِيثَيْنِ صَحِيحٌ لأَنَّ إِسْرَائِيلَ جَمَعَهُمَا فَقَالَ عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ عَنْ أَبِي الأَحْوَصِ وَأَبِي عُبَيْدَةَ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مَسْعُودٍ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم ‏.‏ وَقَدْ قَالَ بَعْضُ أَهْلِ الْعِلْمِ إِنَّ النِّكَاحَ جَائِزٌ بِغَيْرِ خُطْبَةٍ ‏.‏ وَهُوَ قَوْلُ سُفْيَانَ الثَّوْرِيِّ وَغَيْرِهِ مِنْ أَهْلِ الْعِلْمِ ‏.‏

Bize Kuteybe anlattı. Bize Abser b. Kâsım, A'meş'ten; o Ebû İshâk'tan; o Ebû'l-Ahvas'tan; o da Abdullâh (b. Mes'ûd)'dan naklederek anlattı. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bize namazdaki teşehhüdü ve hacet (bir ihtiyaç için yapılan konuşma/nikâh) teşehhüdünü öğretti. Buyurdu ki: Namazdaki teşehhüd şudur: "et-Tahiyyâtü lillâhi ve's-salevâtü ve't-tayyibât. es-Selâmü aleyke eyyühe'n-nebiyyü ve rahmetullâhi ve berekâtüh. es-Selâmü aleynâ ve alâ ibâdillâhi's-sâlihîn. Eşhedü en lâ ilâhe illallâh ve eşhedü enne Muhammeden abdühû ve resûlüh." (Selamlar, dualar ve güzellikler Allah içindir. Ey Nebi! Selam, Allah'ın rahmeti ve bereketi senin üzerine olsun. Selam bizim ve Allah'ın salih kullarının üzerine olsun. Şahitlik ederim ki Allah'tan başka ilah yoktur ve şahitlik ederim ki Muhammed O'nun kulu ve elçisidir.) Hacet (nikâh) teşehhüdü (hutbesi) ise şudur: "İnne'l-hamde lillâhi nesteînuhû ve nestagfiruhû ve neûzü billâhi min şurûri enfüsinâ ve seyyiâti a'mâlinâ. Men yehdihillâhü felâ mudille leh ve men yudlil felâ hâdiye leh. Ve eşhedü en lâ ilâhe illallâh ve eşhedü enne Muhammeden abdühû ve resûlüh." (Hamd Allah'a mahsustur. O'ndan yardım diler, O'ndan bağışlanma isteriz. Nefislerimizin şerrinden ve amellerimizin kötülüklerinden Allah'a sığınırız. Allah kime hidayet ederse onu saptıracak yoktur. Kimi de saptırırsa ona hidayet edecek yoktur. Şahitlik ederim ki Allah'tan başka ilah yoktur ve şahitlik ederim ki Muhammed O'nun kulu ve elçisidir.) Ve (arkasından) üç ayet okur. Abser dedi ki: Süfyân es-Sevrî (bu üç ayeti) bize şöyle tefsir etti (açıkladı): 1. { Ey iman edenler! Allah'tan, O'na yaraşır şekilde korkun ve ancak Müslümanlar olarak can verin. } (Âl-i İmrân, 102). 2. { Ey insanlar! Sizi bir tek nefisten yaratan... Rabbinizden korkun. Adını kullanarak birbirinizden dilekte bulunduğunuz Allah'tan ve akrabalık haklarına riayetsizlikten de sakının. Şüphesiz Allah sizin üzerinizde gözetleyicidir. } (Nisâ, 1). 3. { Ey iman edenler! Allah'tan korkun ve doğru söz söyleyin. } (Ahzâb, 70). Tirmizî dedi ki: Bu konuda Adî b. Hâtim'den de hadis rivayet edilmiştir. Ebû Îsâ dedi ki: Abdullâh hadisi hasendir. A'meş bu hadisi Ebû İshâk'tan; o Ebû'l-Ahvas'tan; o Abdullâh'tan; o da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den rivayet etmiştir. Şu'be de bu hadisi Ebû İshâk'tan; o Ebû Ubeyde'den; o Abdullâh'tan; o da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den rivayet etmiştir. Her iki hadis de sahihtir. Çünkü İsrâîl (b. Yûnus) bu iki senedi birleştirmiş ve: "Ebû İshâk'tan; o Ebû'l-Ahvas ve Ebû Ubeyde'den; onlar Abdullâh b. Mes'ûd'dan; o da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den," demiştir. İlim ehlinden bazıları, hutbe okunmadan da nikâhın caiz olduğunu söylemişlerdir. Bu, Süfyân es-Sevrî ve diğer ilim ehlinin görüşüdür.

1106. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو هِشَامٍ الرِّفَاعِيُّ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ فُضَيْلٍ، عَنْ عَاصِمِ بْنِ كُلَيْبٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ كُلُّ خُطْبَةٍ لَيْسَ فِيهَا تَشَهُّدٌ فَهِيَ كَالْيَدِ الْجَذْمَاءِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ [صَحِيحٌ] غَرِيبٌ ‏.‏

Bize Ebû Hişâm er-Rifâî anlattı. Bize Muhammed b. Fudayl, Âsım b. Küleyb'den; o babasından; o da Ebû Hureyre'den naklederek anlattı. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "İçinde teşehhüd bulunmayan her hutbe, kesik el gibidir (eksiktir/bereketsizdir)." Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen [sahih] gariptir.

1107. Hadis

حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ مَنْصُورٍ، أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يُوسُفَ، حَدَّثَنَا الأَوْزَاعِيُّ، عَنْ يَحْيَى بْنِ أَبِي كَثِيرٍ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ لاَ تُنْكَحُ الثَّيِّبُ حَتَّى تُسْتَأْمَرَ وَلاَ تُنْكَحُ الْبِكْرُ حَتَّى تُسْتَأْذَنَ وَإِذْنُهَا الصُّمُوتُ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ عُمَرَ وَابْنِ عَبَّاسٍ وَعَائِشَةَ وَالْعُرْسِ بْنِ عَمِيرَةَ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ أَبِي هُرَيْرَةَ حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏ وَالْعَمَلُ عَلَى هَذَا عِنْدَ أَهْلِ الْعِلْمِ أَنَّ الثَّيِّبَ لاَ تُزَوَّجُ حَتَّى تُسْتَأْمَرَ وَإِنْ زَوَّجَهَا الأَبُ مِنْ غَيْرِ أَنْ يَسْتَأْمِرَهَا فَكَرِهَتْ ذَلِكَ فَالنِّكَاحُ مَفْسُوخٌ عِنْدَ عَامَّةِ أَهْلِ الْعِلْمِ ‏.‏ وَاخْتَلَفَ أَهْلُ الْعِلْمِ فِي تَزْوِيجِ الأَبْكَارِ إِذَا زَوَّجَهُنَّ الآبَاءُ فَرَأَى أَكْثَرُ أَهْلِ الْعِلْمِ مِنْ أَهْلِ الْكُوفَةِ وَغَيْرِهِمْ أَنَّ الأَبَ إِذَا زَوَّجَ الْبِكْرَ وَهِيَ بَالِغَةٌ بِغَيْرِ أَمْرِهَا فَلَمْ تَرْضَ بِتَزْوِيجِ الأَبِ فَالنِّكَاحُ مَفْسُوخٌ ‏.‏ وَقَالَ بَعْضُ أَهْلِ الْمَدِينَةِ تَزْوِيجُ الأَبِ عَلَى الْبِكْرِ جَائِزٌ وَإِنْ كَرِهَتْ ذَلِكَ ‏.‏ وَهُوَ قَوْلُ مَالِكِ بْنِ أَنَسٍ وَالشَّافِعِيِّ وَأَحْمَدَ وَإِسْحَاقَ ‏.‏

Bize İshâk b. Mansûr anlattı. Bize Muhammed b. Yûsuf haber verdi. Bize Evzâî, Yahyâ b. Ebî Kesîr'den; o Ebû Seleme'den; o da Ebû Hureyre'den naklederek anlattı. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Dul kadın, emri (açık onayı) alınmadan nikahlanmaz. Bakire kız da izni alınmadan nikahlanmaz. Onun izni ise susmasıdır." Tirmizî dedi ki: Bu konuda Ömer, İbn Abbâs, Âişe ve Urs b. Amîre'den de hadis rivayet edilmiştir. Ebû Îsâ dedi ki: Ebû Hureyre hadisi hasen sahihtir. İlim ehlinin uygulaması buna göredir: Dul kadın, onayı alınmadan evlendirilmez. Eğer babası onu onayı olmadan evlendirir, o da buna razı olmazsa, ilim ehlinin çoğuna göre bu nikâh feshedilir (geçersizdir). İlim ehli, babaları tarafından evlendirilen (yetişkin) bakire kızlar hakkında ihtilaf etmişlerdir. Kûfe ehli ve diğerlerinden ilim ehlinin çoğu şu görüştedir: Baba, baliğ (yetişkin) olan bakire kızını onun emri (rızası) olmadan evlendirir, kız da babasının yaptığı bu evliliğe razı olmazsa nikâh feshedilir. Medine ehlinden bazıları ise: "Babanın bakire kızı üzerindeki evlendirme yetkisi geçerlidir, kız (buna) kerih görse (hoşlanmasa) bile (nikâh sahihtir)," demişlerdir. Bu, Mâlik b. Enes, Şâfiî, Ahmed ve İshâk'ın görüşüdür.

1108. Hadis

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا مَالِكُ بْنُ أَنَسٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الْفَضْلِ، عَنْ نَافِعِ بْنِ جُبَيْرِ بْنِ مُطْعِمٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏"‏ الأَيِّمُ أَحَقُّ بِنَفْسِهَا مِنْ وَلِيِّهَا وَالْبِكْرُ تُسْتَأْذَنُ فِي نَفْسِهَا وَإِذْنُهَا صُمَاتُهَا ‏"‏ ‏.‏ هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏ وَقَدْ رَوَى شُعْبَةُ وَسُفْيَانُ الثَّوْرِيُّ هَذَا الْحَدِيثَ عَنْ مَالِكِ بْنِ أَنَسٍ ‏.‏ وَقَدِ احْتَجَّ بَعْضُ النَّاسِ فِي إِجَازَةِ النِّكَاحِ بِغَيْرِ وَلِيٍّ بِهَذَا الْحَدِيثِ وَلَيْسَ فِي هَذَا الْحَدِيثِ مَا احْتَجُّوا بِهِ لأَنَّهُ قَدْ رُوِيَ مِنْ غَيْرِ وَجْهٍ عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ لاَ نِكَاحَ إِلاَّ بِوَلِيٍّ ‏"‏ وَهَكَذَا أَفْتَى بِهِ ابْنُ عَبَّاسٍ بَعْدَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ لاَ نِكَاحَ إِلاَّ بِوَلِيٍّ ‏.‏ وَإِنَّمَا مَعْنَى قَوْلِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ الأَيِّمُ أَحَقُّ بِنَفْسِهَا مِنْ وَلِيِّهَا ‏"‏ ‏.‏ عِنْدَ أَكْثَرِ أَهْلِ الْعِلْمِ أَنَّ الْوَلِيَّ لاَ يُزَوِّجُهَا إِلاَّ بِرِضَاهَا وَأَمْرِهَا فَإِنْ زَوَّجَهَا فَالنِّكَاحُ مَفْسُوخٌ عَلَى حَدِيثِ خَنْسَاءَ بِنْتِ خِذَامٍ حَيْثُ زَوَّجَهَا أَبُوهَا وَهِيَ ثَيِّبٌ فَكَرِهَتْ ذَلِكَ فَرَدَّ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم نِكَاحَهُ ‏.‏

Bize Kuteybe b. Saîd anlattı. Bize Mâlik b. Enes, Abdullâh b. el-Fadl'dan; o Nâfi' b. Cübeyr b. Mut'im'den; o da İbn Abbâs'tan naklederek anlattı. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Dul kadın, kendisi üzerinde velisinden daha fazla hak sahibidir. Bakire kızın ise kendisi hakkında izni istenir; onun izni susmasıdır." Bu hadis hasen sahihtir. Şu'be ve Süfyân es-Sevrî de bu hadisi Mâlik b. Enes'ten rivayet etmişlerdir. Bazı kimseler, velisiz nikâhın caiz olduğu konusunda bu hadisi delil getirmişlerdir. Oysa bu hadiste onların iddia ettiği gibi bir delil yoktur. Çünkü İbn Abbâs'tan, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in: "Veli olmadan nikâh olmaz," buyurduğu başka yollarla da rivayet edilmiştir. Ayrıca İbn Abbâs, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den sonra bu şekilde fetva vermiş ve: "Veli olmadan nikâh olmaz," demiştir. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in: "Dul kadın, kendisi üzerinde velisinden daha fazla hak sahibidir," sözünün manası, ilim ehlinin çoğuna göre şudur: Veli, dul kadını ancak onun rızası ve emriyle evlendirebilir. Şayet (rızası olmadan) evlendirirse, Honsâ bint Hızâm hadisine göre nikâh feshedilir. Honsâ'yı babası dul olduğu halde (izinsiz) evlendirmiş, o da bundan hoşlanmamış, bunun üzerine Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem onun nikâhını reddetmişti.

1109. Hadis

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ مُحَمَّدٍ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَمْرٍو، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ الْيَتِيمَةُ تُسْتَأْمَرُ فِي نَفْسِهَا فَإِنْ صَمَتَتْ فَهُوَ إِذْنُهَا وَإِنْ أَبَتْ فَلاَ جَوَازَ عَلَيْهَا ‏"‏ ‏.‏ قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ أَبِي مُوسَى وَابْنِ عُمَرَ وَعَائِشَةَ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ أَبِي هُرَيْرَةَ حَدِيثٌ حَسَنٌ ‏.‏ وَاخْتَلَفَ أَهْلُ الْعِلْمِ فِي تَزْوِيجِ الْيَتِيمَةِ فَرَأَى بَعْضُ أَهْلِ الْعِلْمِ أَنَّ الْيَتِيمَةَ إِذَا زُوِّجَتْ فَالنِّكَاحُ مَوْقُوفٌ حَتَّى تَبْلُغَ فَإِذَا بَلَغَتْ فَلَهَا الْخِيَارُ فِي إِجَازَةِ النِّكَاحِ أَوْ فَسْخِهِ ‏.‏ وَهُوَ قَوْلُ بَعْضِ التَّابِعِينَ وَغَيْرِهِمْ ‏.‏ وَقَالَ بَعْضُهُمْ لاَ يَجُوزُ نِكَاحُ الْيَتِيمَةِ حَتَّى تَبْلُغَ ‏.‏ وَلاَ يَجُوزُ الْخِيَارُ فِي النِّكَاحِ ‏.‏ وَهُوَ قَوْلُ سُفْيَانَ الثَّوْرِيِّ وَالشَّافِعِيِّ وَغَيْرِهِمَا مِنْ أَهْلِ الْعِلْمِ ‏.‏ وَقَالَ أَحْمَدُ وَإِسْحَاقُ إِذَا بَلَغَتِ الْيَتِيمَةُ تِسْعَ سِنِينَ فَزُوِّجَتْ فَرَضِيَتْ فَالنِّكَاحُ جَائِزٌ وَلاَ خِيَارَ لَهَا إِذَا أَدْرَكَتْ ‏.‏ وَاحْتَجَّا بِحَدِيثِ عَائِشَةَ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم بَنَى بِهَا وَهِيَ بِنْتُ تِسْعِ سِنِينَ ‏.‏ وَقَدْ قَالَتْ عَائِشَةُ إِذَا بَلَغَتِ الْجَارِيَةُ تِسْعَ سِنِينَ فَهِيَ امْرَأَةٌ ‏.‏

Bize Kuteybe anlattı. Bize Abdulazîz b. Muhammed, Muhammed b. Amr'dan; o Ebû Seleme'den; o da Ebû Hureyre'den naklederek anlattı. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Yetim kızın kendisi hakkında (evlenmesi için) onayı alınır. Eğer susarsa bu onun iznidir. Eğer (açıkça) reddederse onun üzerine zorlama yapılamaz (evlendirilemez)." Tirmizî dedi ki: Bu konuda Ebû Mûsâ, İbn Ömer ve Âişe'den de hadis rivayet edilmiştir. Ebû Îsâ dedi ki: Ebû Hureyre hadisi hasendir. İlim ehli yetim kızın evlendirilmesi konusunda ihtilaf etmişlerdir. İlim ehlinden bazıları: "Yetim kız evlendirilirse nikâhı (geçerliliği) askıda kalır (mevkûf olur), ergenlik çağına ulaşıncaya kadar bekler. Ergenlik çağına ulaşınca nikâhı devam ettirme veya feshetme konusunda muhayyerdir (seçim hakkına sahiptir)," görüşündedirler. Bu, bazı tâbiîn ve diğerlerinin görüşüdür. Bazıları ise: "Yetim kızın ergenlik çağına gelmeden nikahlanması caiz değildir. (Nikâhta sonradan) muhayyerlik hakkı da yoktur (çünkü nikâh baştan geçersizdir)," demişlerdir. Bu, Süfyân es-Sevrî, Şâfiî ve diğer ilim ehlinin görüşüdür. Ahmed ve İshâk ise şöyle demişlerdir: "Yetim kız dokuz yaşına ulaşır ve evlendirilip buna razı olursa nikâh caizdir. Ergenlik çağına ulaştığında (ayrıca) muhayyerlik hakkı yoktur." Onlar, Âişe hadisini delil getirmişlerdir; zira Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem onunla dokuz yaşında iken zifafa girmiştir. Âişe şöyle demiştir: "Kız çocuğu dokuz yaşına ulaştığında artık o bir kadındır."

1110. Hadis

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا غُنْدَرٌ، حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ أَبِي عَرُوبَةَ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنِ الْحَسَنِ، عَنْ سَمُرَةَ بْنِ جُنْدَبٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ أَيُّمَا امْرَأَةٍ زَوَّجَهَا وَلِيَّانِ فَهِيَ لِلأَوَّلِ مِنْهُمَا وَمَنْ بَاعَ بَيْعًا مِنْ رَجُلَيْنِ فَهُوَ لِلأَوَّلِ مِنْهُمَا ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ ‏.‏ وَالْعَمَلُ عَلَى هَذَا عِنْدَ أَهْلِ الْعِلْمِ لاَ نَعْلَمُ بَيْنَهُمْ فِي ذَلِكَ اخْتِلاَفًا إِذَا زَوَّجَ أَحَدُ الْوَلِيَّيْنِ قَبْلَ الآخَرِ فَنِكَاحُ الأَوَّلِ جَائِزٌ وَنِكَاحُ الآخَرِ مَفْسُوخٌ وَإِذَا زَوَّجَا جَمِيعًا فَنِكَاحُهُمَا جَمِيعًا مَفْسُوخٌ ‏.‏ وَهُوَ قَوْلُ الثَّوْرِيِّ وَأَحْمَدَ وَإِسْحَاقَ ‏.‏

Bize Kuteybe anlattı. (H) Bize Gundar anlattı. Bize Saîd b. Ebî Arûbe, Katâde’den, (o) Hasan’dan, (o da) Semure b. Cündeb’den naklettiğine göre Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: "Hangi kadın (kendisinden habersiz) iki veli tarafından (ayrı ayrı kişilerle) evlendirilirse o, (velilerden) ilk (evlendirenin kıydığı nikâh ile) ilk koca(ya ait)dır. Kim de bir şeyi iki kişiye satarsa o (satılan mal), ilk (alan) kişiye aittir." Ebû Îsâ dedi ki: Bu, hasen bir hadistir. İlim ehli katında uygulama buna göredir; onlar arasında bu konuda bir ihtilaf olduğunu bilmiyoruz. İki veliden biri diğerinden önce evlendirirse, ilkinin nikâhı geçerli, diğerinin nikâhı geçersizdir. Eğer ikisi aynı anda evlendirirse her ikisinin nikâhı da geçersizdir. Bu, Sevrî, Ahmed ve İshâk’ın görüşüdür.

1111. Hadis

حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ حُجْرٍ، أَخْبَرَنَا الْوَلِيدُ بْنُ مُسْلِمٍ، عَنْ زُهَيْرِ بْنِ مُحَمَّدٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مُحَمَّدِ بْنِ عَقِيلٍ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ أَيُّمَا عَبْدٍ تَزَوَّجَ بِغَيْرِ إِذْنِ سَيِّدِهِ فَهُوَ عَاهِرٌ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنِ ابْنِ عُمَرَ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ جَابِرٍ حَدِيثٌ حَسَنٌ ‏.‏ وَرَوَى بَعْضُهُمْ هَذَا الْحَدِيثَ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مُحَمَّدِ بْنِ عَقِيلٍ عَنِ ابْنِ عُمَرَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم ‏.‏ وَلاَ يَصِحُّ وَالصَّحِيحُ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مُحَمَّدِ بْنِ عَقِيلٍ عَنْ جَابِرٍ ‏.‏ وَالْعَمَلُ عَلَى هَذَا عِنْدَ أَهْلِ الْعِلْمِ مِنْ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَغَيْرِهِمْ أَنَّ نِكَاحَ الْعَبْدِ بِغَيْرِ إِذْنِ سَيِّدِهِ لاَ يَجُوزُ ‏.‏ وَهُوَ قَوْلُ أَحْمَدَ وَإِسْحَاقَ وَغَيْرِهِمَا ‏بِلَا اخْتِلَافٍ

Bize Ali b. Hucr anlattı. Bize Velîd b. Müslim haber verdi; Züheyr b. Muhammed’den, (o) Abdullah b. Muhammed b. Akîl’den, (o) Câbir b. Abdullah’tan, (o da) Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den naklettiğine göre şöyle buyurmuştur: "Hangi köle efendisinin izni olmadan evlenirse o, zina etmiş (hükmünde)dir." (Tirmizî) dedi ki: Bu konuda İbn Ömer’den de hadis vardır. Ebû Îsâ dedi ki: Câbir hadisi hasen bir hadistir. Bazıları bu hadisi Abdullah b. Muhammed b. Akîl’den, (o) İbn Ömer’den, (o da) Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den rivayet etmiştir. Ancak bu sahih değildir; sahih olan Abdullah b. Muhammed b. Akîl’in Câbir’den rivayetidir. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in ashabından ve diğerlerinden ilim ehli katında uygulama buna göredir; efendisinin izni olmadan kölenin nikâhı caiz değildir. Bu, Ahmed ve İshâk ile diğerlerinin ihtilafsız görüşüdür.

1112. Hadis

حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ الأُمَوِيُّ، حَدَّثَنَا أَبِي، حَدَّثَنَا ابْنُ جُرَيْجٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مُحَمَّدِ بْنِ عَقِيلٍ، عَنْ جَابِرٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ أَيُّمَا عَبْدٍ تَزَوَّجَ بِغَيْرِ إِذْنِ سَيِّدِهِ فَهُوَ عَاهِرٌ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏

Bize Saîd b. Yahyâ b. Saîd el-Emevî anlattı. Bize babam anlattı. Bize İbn Cüreyc anlattı; Abdullah b. Muhammed b. Akîl’den, (o) Câbir’den, (o da) Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den naklettiğine göre şöyle buyurmuştur: "Hangi köle efendisinin izni olmadan evlenirse o, zina etmiş (hükmünde)dir." Ebû Îsâ dedi ki: Bu, hasen sahih bir hadistir.

1113. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، وَعَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ مَهْدِيٍّ، وَمُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، قَالُوا حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ عَاصِمِ بْنِ عُبَيْدِ اللَّهِ، قَالَ سَمِعْتُ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ عَامِرِ بْنِ رَبِيعَةَ، عَنْ أَبِيهِ، أَنَّ امْرَأَةً، مِنْ بَنِي فَزَارَةَ تَزَوَّجَتْ عَلَى نَعْلَيْنِ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ أَرَضِيتِ مِنْ نَفْسِكِ وَمَالِكِ بِنَعْلَيْنِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَتْ نَعَمْ ‏.‏ قَالَ فَأَجَازَهُ ‏.‏ قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ عُمَرَ وَأَبِي هُرَيْرَةَ وَسَهْلِ بْنِ سَعْدٍ وَأَبِي سَعِيدٍ وَأَنَسٍ وَعَائِشَةَ وَجَابِرٍ وَأَبِي حَدْرَدٍ الأَسْلَمِيِّ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ عَامِرِ بْنِ رَبِيعَةَ حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏ وَاخْتَلَفَ أَهْلُ الْعِلْمِ فِي الْمَهْرِ فَقَالَ بَعْضُ أَهْلِ الْعِلْمِ الْمَهْرُ عَلَى مَا تَرَاضَوْا عَلَيْهِ ‏.‏ وَهُوَ قَوْلُ سُفْيَانَ الثَّوْرِيِّ وَالشَّافِعِيِّ وَأَحْمَدَ وَإِسْحَاقَ ‏.‏ وَقَالَ مَالِكُ بْنُ أَنَسٍ لاَ يَكُونُ الْمَهْرُ أَقَلَّ مِنْ رُبْعِ دِينَارٍ ‏.‏ وَقَالَ بَعْضُ أَهْلِ الْكُوفَةِ لاَ يَكُونُ الْمَهْرُ أَقَلَّ مِنْ عَشْرَةِ دَرَاهِمَ ‏.‏

Bize Muhammed b. Beşşâr anlattı. Bize Yahyâ b. Saîd, Abdurrahman b. Mehdî ve Muhammed b. Ca’fer anlattılar; dediler ki: Bize Şu’be anlattı; Âsım b. Ubeydullah’tan. (O) Abdullah b. Âmir b. Rebîa’yı şöyle derken işitmiş: Babasından naklettiğine göre; Benî Fezâre’den bir kadın iki nalin (ayakkabı) karşılığında evlendi. Bunun üzerine Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: "Kendin ve malın için iki naline razı oldun mu?" diye sordu. Kadın: "Evet" dedi. (Resûlullah da) buna izin verdi. (Tirmizî) dedi ki: Bu konuda Ömer, Ebû Hureyre, Sehl b. Sa’d, Ebû Saîd, Enes, Âişe, Câbir ve Ebû Hadred el-Eslemî’den de hadis vardır. Ebû Îsâ dedi ki: Âmir b. Rebîa hadisi hasen sahih bir hadistir. İlim ehli mehir konusunda ihtilaf etmiştir. Bazı ilim ehli: "Mehir, üzerinde anlaştıkları şeydir" demiştir. Bu, Süfyân es-Sevrî, Şâfiî, Ahmed ve İshâk’ın görüşüdür. Mâlik b. Enes: "Mehir, çeyrek dinardan az olamaz" demiştir. Bazı Kûfeliler de: "Mehir on dirhemden az olamaz" demişlerdir.

1114. Hadis

حَدَّثَنَا الْحَسَنُ بْنُ عَلِيٍّ الْخَلاَّلُ، حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ عِيسَى، وَعَبْدُ اللَّهِ بْنُ نَافِعٍ الصَّائِغُ، قَالاَ أَخْبَرَنَا مَالِكُ بْنُ أَنَسٍ، عَنْ أَبِي حَازِمِ بْنِ دِينَارٍ، عَنْ سَهْلِ بْنِ سَعْدٍ السَّاعِدِيِّ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم جَاءَتْهُ امْرَأَةٌ فَقَالَتْ إِنِّي وَهَبْتُ نَفْسِي لَكَ ‏.‏ فَقَامَتْ طَوِيلاً فَقَالَ رَجُلٌ يَا رَسُولَ اللَّهِ فَزَوِّجْنِيهَا إِنْ لَمْ تَكُنْ لَكَ بِهَا حَاجَةٌ ‏.‏ فَقَالَ ‏"‏ هَلْ عِنْدَكَ مِنْ شَيْءٍ تُصْدِقُهَا ‏"‏ ‏.‏ فَقَالَ مَا عِنْدِي إِلاَّ إِزَارِي هَذَا ‏.‏ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ إِزَارَكَ إِنْ أَعْطَيْتَهَا جَلَسْتَ وَلاَ إِزَارَ لَكَ فَالْتَمِسْ شَيْئًا ‏"‏ قَالَ مَا أَجِدُ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ فَالْتَمِسْ وَلَوْ خَاتَمًا مِنْ حَدِيدٍ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ فَالْتَمَسَ فَلَمْ يَجِدْ شَيْئًا فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ هَلْ مَعَكَ مِنَ الْقُرْآنِ شَيْءٌ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ نَعَمْ سُورَةُ كَذَا وَسُورَةُ كَذَا ‏.‏ لِسُوَرٍ سَمَّاهَا فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ زَوَّجْتُكَهَا بِمَا مَعَكَ مِنَ الْقُرْآنِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏ وَقَدْ ذَهَبَ الشَّافِعِيُّ إِلَى هَذَا الْحَدِيثِ فَقَالَ إِنْ لَمْ يَكُنْ لَهُ شَيْءٌ يُصْدِقُهَا وَتَزَوَّجَهَا عَلَى سُورَةٍ مِنَ الْقُرْآنِ فَالنِّكَاحُ جَائِزٌ وَيُعَلِّمُهَا سُورَةً مِنَ الْقُرْآنِ ‏.‏ وَقَالَ بَعْضُ أَهْلِ الْعِلْمِ النِّكَاحُ جَائِزٌ وَيَجْعَلُ لَهَا صَدَاقَ مِثْلِهَا ‏.‏ وَهُوَ قَوْلُ أَهْلِ الْكُوفَةِ وَأَحْمَدَ وَإِسْحَاقَ

Bize Hasan b. Alî el-Hallâl anlattı. Bize İshâk b. Îsâ ve Abdullah b. Nâfi’ es-Sâiğ anlattılar; dediler ki: Bize Mâlik b. Enes haber verdi; Ebû Hâzim b. Dînâr’dan, (o) Sehl b. Sa’d es-Sâidî’den (naklettiğine göre): Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e bir kadın geldi ve "Kendimi sana hibe ettim (bağışladım)" dedi. (Orada) uzun süre bekledi. Derken bir adam: "Ey Allah’ın Resûlü! Eğer senin ona ihtiyacın yoksa onu benimle evlendir" dedi. Resûlullah: "Yanında ona mehir olarak vereceğin bir şey var mı?" diye sordu. Adam: "Şu izarımdan başka bir şeyim yok" dedi. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: "İzarını ona verirsen sen izarsız kalırsın. Başka bir şey ara" buyurdu. Adam: "(Verecek) bir şey bulamıyorum" dedi. Resûlullah: "Demirden bir yüzük de olsa ara (bul)" buyurdu. Adam aradı fakat hiçbir şey bulamadı. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: "Yanında Kur’an’dan bir şey (ezberin) var mı?" diye sordu. Adam: "Evet, şu sure ve şu sure var" diyerek bildiği sureleri ismen saydı. Bunun üzerine Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: "Ezberindeki Kur’an karşılığında seni onunla evlendirdim" buyurdu. Ebû Îsâ dedi ki: Bu, hasen sahih bir hadistir. Şâfiî bu hadise dayanarak şöyle demiştir: Eğer (kişinin) kadına mehir verecek bir şeyi yoksa ve (kadına öğreteceği) Kur’an’dan bir sure karşılığında onunla evlenirse nikâh caizdir; ona Kur’an’dan bir sure öğretir. Bazı ilim ehli ise şöyle demiştir: Nikâh caizdir ancak (erkek) kadına, emsallerinin mehri kadar mehir (mehri misil) verir. Bu, Kûfeliler ile Ahmed ve İshâk’ın görüşüdür.

1114_2. Hadis

حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عُمَرَ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنْ أَيُّوبَ، عَنِ ابْنِ سِيرِينَ، عَنْ أَبِي الْعَجْفَاءِ السُّلَمِيِّ، قَالَ قَالَ عُمَرُ بْنُ الْخَطَّابِ أَلاَ لاَ تُغَالُوا صَدُقَةَ النِّسَاءِ فَإِنَّهَا لَوْ كَانَتْ مَكْرُمَةً فِي الدُّنْيَا أَوْ تَقْوَى عِنْدَ اللَّهِ لَكَانَ أَوْلاَكُمْ بِهَا نَبِيُّ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مَا عَلِمْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم نَكَحَ شَيْئًا مِنْ نِسَائِهِ وَلاَ أَنْكَحَ شَيْئًا مِنْ بَنَاتِهِ عَلَى أَكْثَرَ مِنْ ثِنْتَىْ عَشْرَةَ أُوقِيَّةً ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏ وَأَبُو الْعَجْفَاءِ السُّلَمِيُّ اسْمُهُ هَرَمٌ ‏.‏ وَالأُوقِيَّةُ عِنْدَ أَهْلِ الْعِلْمِ أَرْبَعُونَ دِرْهَمًا وَثِنْتَا عَشْرَةَ أُوقِيَّةً أَرْبَعُمِائَةٍ وَثَمَانُونَ دِرْهَمًا ‏.‏

Bize İbn Ebî Ömer anlattı. Bize Süfyân b. Uyeyne anlattı; Eyyûb’dan, (o) İbn Sîrîn’den, (o) Ebü’l-Acfâ es-Sülemî’den naklettiğine göre Ömer b. el-Hattâb şöyle demiştir: "Dikkat edin! Kadınların mehirlerinde aşırı gitmeyin. Eğer bu (çok mehir), dünyada bir şeref veya Allah katında bir takva (sebebi) olsaydı, buna en layık olanınız Allah’ın Nebisi sallallâhu aleyhi ve sellem olurdu. Bildiğim kadarıyla Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, eşlerinden hiçbirini ve kızlarından hiçbirini on iki ukiyyeden daha fazla bir mehirle evlendirmedi." Ebû Îsâ dedi ki: Bu, hasen sahih bir hadistir. Ebü’l-Acfâ es-Sülemî’nin adı Herem’dir. İlim ehli katında ukiyye kırk dirhemdir. On iki ukiyye ise dört yüz seksen dirhem eder.

1115. Hadis

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، عَنْ قَتَادَةَ، وَعَبْدِ الْعَزِيزِ بْنِ صُهَيْبٍ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَعْتَقَ صَفِيَّةَ وَجَعَلَ عِتْقَهَا صَدَاقَهَا ‏.‏ قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ صَفِيَّةَ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ أَنَسٍ حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏ وَالْعَمَلُ عَلَى هَذَا عِنْدَ بَعْضِ أَهْلِ الْعِلْمِ مِنْ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَغَيْرِهِمْ وَهُوَ قَوْلُ الشَّافِعِيِّ وَأَحْمَدَ وَإِسْحَاقَ ‏.‏ وَكَرِهَ بَعْضُ أَهْلِ الْعِلْمِ أَنْ يُجْعَلَ عِتْقُهَا صَدَاقَهَا حَتَّى يَجْعَلَ لَهَا مَهْرًا سِوَى الْعِتْقِ ‏.‏ وَالْقَوْلُ الأَوَّلُ أَصَحُّ ‏.‏

Bize Kuteybe anlattı. Bize Ebû Avâne anlattı; Katâde ve Abdülazîz b. Suhayb’den, (onlar) Enes b. Mâlik’ten naklettiklerine göre: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem Safiyye’yi azad etti ve azad edilmesini onun mehri saydı. (Tirmizî) dedi ki: Bu konuda Safiyye’den de hadis vardır. Ebû Îsâ dedi ki: Enes hadisi hasen sahih bir hadistir. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in ashabından ve diğerlerinden bazı ilim ehli katında uygulama buna göredir. Bu, Şâfiî, Ahmed ve İshâk’ın görüşüdür. Bazı ilim ehli ise azad edilmenin mehir sayılmasını hoş görmemiş, (azad etmenin) dışında ona bir mehir verilmesi gerektiğini söylemiştir. Birinci görüş daha sahihtir.

1116. Hadis

حَدَّثَنَا هَنَّادٌ، حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُسْهِرٍ، عَنِ الْفَضْلِ بْنِ يَزِيدَ، عَنِ الشَّعْبِيِّ، عَنْ أَبِي بُرْدَةَ بْنِ أَبِي مُوسَى، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ ثَلاَثَةٌ يُؤْتَوْنَ أَجْرَهُمْ مَرَّتَيْنِ عَبْدٌ أَدَّى حَقَّ اللَّهِ وَحَقَّ مَوَالِيهِ فَذَلِكَ يُؤْتَى أَجْرَهُ مَرَّتَيْنِ وَرَجُلٌ كَانَتْ عِنْدَهُ جَارِيَةٌ وَضِيئَةٌ فَأَدَّبَهَا فَأَحْسَنَ أَدَبَهَا ثُمَّ أَعْتَقَهَا ثُمَّ تَزَوَّجَهَا يَبْتَغِي بِذَلِكَ وَجْهَ اللَّهِ فَذَلِكَ يُؤْتَى أَجْرَهُ مَرَّتَيْنِ وَرَجُلٌ آمَنَ بِالْكِتَابِ الأَوَّلِ ثُمَّ جَاءَ الْكِتَابُ الآخَرُ فَآمَنَ بِهِ فَذَلِكَ يُؤْتَى أَجْرَهُ مَرَّتَيْنِ ‏"‏ ‏.‏ حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عُمَرَ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ صَالِحِ بْنِ صَالِحٍ، وَهُوَ ابْنُ حَىٍّ عَنِ الشَّعْبِيِّ، عَنْ أَبِي بُرْدَةَ، عَنْ أَبِي مُوسَى، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم نَحْوَهُ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ أَبِي مُوسَى حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏ وَأَبُو بُرْدَةَ بْنُ أَبِي مُوسَى اسْمُهُ عَامِرُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ قَيْسٍ ‏.‏ وَرَوَى شُعْبَةُ وَسُفْيَانُ الثَّوْرِيُّ هَذَا الْحَدِيثَ عَنْ صَالِحِ بْنِ صَالِحِ بْنِ حَىٍّ ‏.‏ وَصَالِحُ بْنُ صَالِحِ بْنِ حَىٍّ هُوَ وَالِدُ الْحَسَنِ بْنِ صَالِحِ بْنِ حَىٍّ ‏.‏

Bize Hennâd anlattı. Bize Alî b. Müshir anlattı; Fadl b. Yezîd’den, (o) Şa’bî’den, (o) Ebû Bürde b. Ebî Mûsâ’dan, (o da) babasından naklettiğine göre Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: "Üç kişi vardır ki onlara ecirleri iki kat verilir: Allah’ın hakkını ve efendilerinin hakkını ödeyen köle; işte buna ecri iki defa verilir. Yanında güzel bir cariyesi olup da onu güzelce terbiye eden, eğitimini güzel yapan, sonra onu azad edip onunla evlenen ve bununla Allah’ın rızasını isteyen adam; işte buna da ecri iki defa verilir. (Bir de) ilk kitaba iman eden, sonra diğer kitap (Kur’an) geldiğinde ona da iman eden adam; işte buna da ecri iki defa verilir." Bize İbn Ebî Ömer anlattı. Bize Süfyân anlattı; Sâlih b. Sâlih’ten –ki o İbn Hayy’dır–, (o) Şa’bî’den, (o) Ebû Bürde’den, (o da) Ebû Mûsâ’dan, (o da) Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den (önceki hadisin) bir benzerini nakletmiştir. Ebû Îsâ dedi ki: Ebû Mûsâ hadisi hasen sahih bir hadistir. Ebû Bürde b. Ebî Mûsâ’nın adı Âmir b. Abdullah b. Kays’tır. Şu’be ve Süfyân es-Sevrî bu hadisi Sâlih b. Sâlih b. Hayy’dan rivayet etmiştir. Sâlih b. Sâlih b. Hayy, Hasan b. Sâlih b. Hayy’ın babasıdır.

1117. Hadis

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا ابْنُ لَهِيعَةَ، عَنْ عَمْرِو بْنِ شُعَيْبٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ جَدِّهِ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏"‏ أَيُّمَا رَجُلٍ نَكَحَ امْرَأَةً فَدَخَلَ بِهَا فَلاَ يَحِلُّ لَهُ نِكَاحُ ابْنَتِهَا فَإِنْ لَمْ يَكُنْ دَخَلَ بِهَا فَلْيَنْكِحِ ابْنَتَهَا وَأَيُّمَا رَجُلٍ نَكَحَ امْرَأَةً فَدَخَلَ بِهَا أَوْ لَمْ يَدْخُلْ بِهَا فَلاَ يَحِلُّ لَهُ نِكَاحُ أُمِّهَا ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ لاَ يَصِحُّ مِنْ قِبَلِ إِسْنَادِهِ وَإِنَّمَا رَوَاهُ ابْنُ لَهِيعَةَ وَالْمُثَنَّى بْنُ الصَّبَّاحِ عَنْ عَمْرِو بْنِ شُعَيْبٍ ‏.‏ وَالْمُثَنَّى بْنُ الصَّبَّاحِ وَابْنُ لَهِيعَةَ يُضَعَّفَانِ فِي الْحَدِيثِ ‏.‏ وَالْعَمَلُ عَلَى هَذَا عِنْدَ أَكْثَرِ أَهْلِ الْعِلْمِ قَالُوا إِذَا تَزَوَّجَ الرَّجُلُ امْرَأَةً ثُمَّ طَلَّقَهَا قَبْلَ أَنْ يَدْخُلَ بِهَا حَلَّ لَهُ أَنْ يَنْكِحَ ابْنَتَهَا وَإِذَا تَزَوَّجَ الرَّجُلُ الاِبْنَةَ فَطَلَّقَهَا قَبْلَ أَنْ يَدْخُلَ بِهَا لَمْ يَحِلَّ لَهُ نِكَاحُ أُمِّهَا لِقَوْلِ اللَّهِ تَعَالَى ‏(‏وَأُمَّهَاتُ نِسَائِكُمْ ‏)‏ وَهُوَ قَوْلُ الشَّافِعِيِّ وَأَحْمَدَ وَإِسْحَاقَ ‏.‏

Bize Kuteybe anlattı. Bize İbn Lehîa anlattı; Amr b. Şuayb’dan, (o) babasından, (o da) dedesinden naklettiğine göre Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: "Hangi adam bir kadınla evlenir ve onunla gerdeğe girerse, (artık) o kadının kızıyla evlenmesi ona helal değildir. Eğer kadınla gerdeğe girmemişse kızıyla evlenebilir. Hangi adam da bir kadınla evlenirse, onunla gerdeğe girsin veya girmesin, (o kadının) annesiyle evlenmesi ona helal değildir." Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis senedi itibariyle sahih değildir. Bunu İbn Lehîa ve Müsennâ b. es-Sabbâh, Amr b. Şuayb’dan rivayet etmiştir. Müsennâ b. es-Sabbâh ve İbn Lehîa hadis konusunda zayıf kabul edilirler. İlim ehlinin çoğunluğu katında uygulama buna göredir. Onlar şöyle demişlerdir: Bir adam bir kadınla evlenir, sonra onunla gerdeğe girmeden onu boşarsa, kızıyla evlenmesi ona helaldir. Bir adam bir kızla evlenir, sonra onunla gerdeğe girmeden onu boşarsa, (kızın) annesiyle evlenmesi ona helal değildir. Çünkü Allah Teâlâ: { Eşlerinizin anneleri... } (Nisâ: 23) buyurmuştur. Bu, Şâfiî, Ahmed ve İshâk’ın görüşüdür.

1118. Hadis

حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عُمَرَ، وَإِسْحَاقُ بْنُ مَنْصُورٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ جَاءَتِ امْرَأَةُ رِفَاعَةَ الْقُرَظِيِّ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَتْ إِنِّي كُنْتُ عِنْدَ رِفَاعَةَ فَطَلَّقَنِي فَبَتَّ طَلاَقِي فَتَزَوَّجْتُ عَبْدَ الرَّحْمَنِ بْنَ الزُّبَيْرِ وَمَا مَعَهُ إِلاَّ مِثْلُ هُدْبَةِ الثَّوْبِ ‏.‏ فَقَالَ ‏ "‏ أَتُرِيدِينَ أَنْ تَرْجِعِي إِلَى رِفَاعَةَ لاَ حَتَّى تَذُوقِي عُسَيْلَتَهُ وَيَذُوقَ عُسَيْلَتَكِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنِ ابْنِ عُمَرَ وَأَنَسٍ وَالرُّمَيْصَاءِ أَوِ الْغُمَيْصَاءِ وَأَبِي هُرَيْرَةَ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ عَائِشَةَ حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏ وَالْعَمَلُ عَلَى هَذَا عِنْدَ عَامَّةِ أَهْلِ الْعِلْمِ مِنْ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَغَيْرِهِمْ أَنَّ الرَّجُلَ إِذَا طَلَّقَ امْرَأَتَهُ ثَلاَثًا فَتَزَوَّجَتْ زَوْجًا غَيْرَهُ فَطَلَّقَهَا قَبْلَ أَنْ يَدْخُلَ بِهَا أَنَّهَا لاَ تَحِلُّ لِلزَّوْجِ الأَوَّلِ إِذَا لَمْ يَكُنْ جَامَعَ الزَّوْجُ الآخَرُ ‏.‏

Bize İbn Ebî Ömer ve İshâk b. Mansûr anlattılar; dediler ki: Bize Süfyân b. Uyeyne anlattı; Zührî’den, (o) Urve’den, (o da) Âişe’den (naklettiğine göre): Rifâa el-Kurazî’nin hanımı Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e geldi ve şöyle dedi: "Ben Rifâa ile evliydim. Beni boşadı ve boşamayı kesinleştirdi (üç talakla boşadı). Sonra Abdurrahman b. ez-Zübeyr ile evlendim. Ancak onun yanındaki (cinsel organı) sadece şu elbise saçağı gibidir." Bunun üzerine Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: "Sen Rifâa’ya (ilk kocana) dönmek istiyorsun (değil mi)? Hayır! Sen o (ikinci kocan) senin balçığından tadıncaya, o da senin balçığından tadıncaya kadar (Rifâa'ya dönemezsin)" buyurdu. (Tirmizî) dedi ki: Bu konuda İbn Ömer, Enes, Rumeysâ –veya Ğumeysâ– ve Ebû Hureyre’den de hadis vardır. Ebû Îsâ dedi ki: Âişe hadisi hasen sahih bir hadistir. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in ashabından ve diğerlerinden ilim ehlinin geneli katında uygulama buna göredir. Bir adam karısını üç talakla boşarsa, sonra kadın başka bir koca ile evlenir ve (ikinci koca) onunla gerdeğe girmeden onu boşarsa, ikinci koca onunla cinsel ilişkiye girmediği sürece kadın ilk kocasına helal olmaz.

1119. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو سَعِيدٍ الأَشَجُّ، حَدَّثَنَا أَشْعَثُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ زُبَيْدٍ الأَيَامِيُّ، حَدَّثَنَا مُجَالِدٌ، عَنِ الشَّعْبِيِّ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، وَعَنِ الْحَارِثِ، عَنْ عَلِيٍّ، قَالاَ إِنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لَعَنَ الْمُحِلَّ وَالْمُحَلَّلَ لَهُ ‏.‏ قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنِ ابِنْ مَسْعُودٍ وَأَبِي هُرَيْرَةَ وَعُقْبَةَ بْنِ عَامِرٍ وَابْنِ عَبَّاسٍ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ عَلِيٍّ وَجَابِرٍ حَدِيثٌ مَعْلُولٌ ‏.‏ هَكَذَا رَوَى أَشْعَثُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ عَنْ مُجَالِدٍ عَنْ عَامِرٍ هُوَ الشَّعْبِيُّ عَنِ الْحَارِثِ عَنْ عَلِيٍّ وَعَامِرٌ عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم ‏.‏ وَهَذَا حَدِيثٌ لَيْسَ إِسْنَادُهُ بِالْقَائِمِ لأَنَّ مُجَالِدَ بْنَ سَعِيدٍ قَدْ ضَعَّفَهُ بَعْضُ أَهْلِ الْعِلْمِ مِنْهُمْ أَحْمَدُ بْنُ حَنْبَلٍ ‏.‏ وَرَوَى عَبْدُ اللَّهِ بْنُ نُمَيْرٍ هَذَا الْحَدِيثَ عَنْ مُجَالِدٍ عَنْ عَامِرٍ عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ عَنْ عَلِيٍّ ‏.‏ وَهَذَا قَدْ وَهِمَ فِيهِ ابْنُ نُمَيْرٍ وَالْحَدِيثُ الأَوَّلُ أَصَحُّ ‏.‏ وَقَدْ رَوَاهُ مُغِيرَةُ وَابْنُ أَبِي خَالِدٍ وَغَيْرُ وَاحِدٍ عَنِ الشَّعْبِيِّ عَنِ الْحَارِثِ عَنْ عَلِيٍّ ‏.‏

Bize Ebû Saîd el-Eşecc anlattı. Bize Eş’as b. Abdurrahman b. Zübeyd el-Eyâmî anlattı. Bize Mücâlid anlattı; Şa’bî’den, (o) Câbir b. Abdullah’tan ve (yine Şa’bî) Hâris’ten, (o) Alî’den (naklettiklerine göre) her ikisi de (Câbir ve Alî) şöyle demişlerdir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem hülle yapana (muhill) ve kendisine hülle yapılana (muhallelün leh) lanet etti. (Tirmizî) dedi ki: Bu konuda İbn Mes’ûd, Ebû Hureyre, Ukbe b. Âmir ve İbn Abbâs’tan da hadis vardır. Ebû Îsâ dedi ki: Alî ve Câbir hadisi illetli bir hadistir. Eş’as b. Abdurrahman, Mücâlid’den, (o) Âmir –yani Şa’bî–’den, (o) Hâris’ten, (o) Alî’den; ve (yine) Âmir, Câbir b. Abdullah’tan, (o) Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den rivayet etmiştir. Bu hadisin isnadı kavi (sağlam) değildir. Çünkü Mücâlid b. Saîd’i, Ahmed b. Hanbel dahil bazı ilim ehli zayıf kabul etmiştir. Abdullah b. Nümeyr bu hadisi Mücâlid’den, (o) Âmir’den, (o) Câbir b. Abdullah’tan, (o) Alî’den rivayet etmiştir. İbn Nümeyr bunda yanılmıştır. İlk (rivayet şekli) daha sahihtir. Muğîre, İbn Ebî Hâlid ve birçok kişi (bu hadisi) Şa’bî’den, (o) Hâris’ten, (o) Alî’den rivayet etmişlerdir.

1120. Hadis

حَدَّثَنَا مَحْمُودُ بْنُ غَيْلاَنَ، حَدَّثَنَا أَبُو أَحْمَدَ الزُّبَيْرِيُّ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ أَبِي قَيْسٍ، عَنْ هُزَيْلِ بْنِ شُرَحْبِيلَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مَسْعُودٍ، قَالَ لَعَنَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم الْمُحِلَّ وَالْمُحَلَّلَ لَهُ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏ وَأَبُو قَيْسٍ الأَوْدِيُّ اسْمُهُ عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ ثَرْوَانَ ‏.‏ وَقَدْ رُوِيَ هَذَا الْحَدِيثُ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم مِنْ غَيْرِ وَجْهٍ ‏.‏ وَالْعَمَلُ عَلَى هَذَا الْحَدِيثِ عِنْدَ أَهْلِ الْعِلْمِ مِنْ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم مِنْهُمْ عُمَرُ بْنُ الْخَطَّابِ وَعُثْمَانُ بْنُ عَفَّانَ وَعَبْدُ اللَّهِ بْنُ عُمَرَ وَغَيْرُهُمْ وَهُوَ قَوْلُ الْفُقَهَاءِ مِنَ التَّابِعِينَ وَبِهِ يَقُولُ سُفْيَانُ الثَّوْرِيُّ وَابْنُ الْمُبَارَكِ وَالشَّافِعِيُّ وَأَحْمَدُ وَإِسْحَاقُ ‏.‏ قَالَ وَسَمِعْتُ الْجَارُودَ بْنَ مُعَاذٍ يَذْكُرُ عَنْ وَكِيعٍ أَنَّهُ قَالَ بِهَذَا وَقَالَ يَنْبَغِي أَنْ يُرْمَى بِهَذَا الْبَابِ مِنْ قَوْلِ أَصْحَابِ الرَّأْىِ ‏.‏ قَالَ جَارُودٌ قَالَ وَكِيعٌ وَقَالَ سُفْيَانُ إِذَا تَزَوَّجَ الرَّجُلُ الْمَرْأَةَ لِيُحَلِّلَهَا ثُمَّ بَدَا لَهُ أَنْ يُمْسِكَهَا فَلاَ يَحِلُّ لَهُ أَنْ يُمْسِكَهَا حَتَّى يَتَزَوَّجَهَا بِنِكَاحٍ جَدِيدٍ ‏.‏

Bize Mahmûd b. Ğaylân anlattı. Bize Ebû Ahmed ez-Zübeyrî anlattı. Bize Süfyân anlattı; Ebû Kays’tan, (o) Hüzeyl b. Şurahbîl’den, (o) Abdullah b. Mes’ûd’dan (naklettiğine göre) şöyle demiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem hülle yapana ve kendisine hülle yapılana lanet etti. Ebû Îsâ dedi ki: Bu, hasen sahih bir hadistir. Ebû Kays el-Evdî’nin adı Abdurrahman b. Servân’dır. Bu hadis Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den birçok yolla rivayet edilmiştir. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in ashabından Ömer b. el-Hattâb, Osman b. Affân, Abdullah b. Ömer ve diğer ilim ehli katında uygulama bu hadise göredir. Tâbiîn fakihlerinin görüşü de budur. Süfyân es-Sevrî, İbnü’l-Mübârek, Şâfiî, Ahmed ve İshâk da bu görüştedir. (Tirmizî) dedi ki: Cârûd b. Muâz’ın şöyle dediğini işittim: Vekî’den nakledildiğine göre o bu görüşü savunmuş ve şöyle demiştir: "Rey ehlinin bu konudaki sözü (uygulamadan) atılmalıdır." Cârûd dedi ki: Vekî’ ve Süfyân şöyle demiştir: "Bir adam bir kadını (eski kocasına) helal kılmak için onunla evlenir, sonra onu (nikâhında) tutmak isterse, yeni bir nikâhla onunla evlenmedikçe onu tutması helal olmaz."

1121. Hadis

حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عُمَرَ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، وَالْحَسَنِ، ابْنَىْ مُحَمَّدِ بْنِ عَلِيٍّ عَنْ أَبِيهِمَا، عَنْ عَلِيِّ بْنِ أَبِي طَالِبٍ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم نَهَى عَنْ مُتْعَةِ النِّسَاءِ وَعَنْ لُحُومِ الْحُمُرِ الأَهْلِيَّةِ زَمَنَ خَيْبَرَ ‏.‏ قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ سَبْرَةَ الْجُهَنِيِّ وَأَبِي هُرَيْرَةَ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ عَلِيٍّ حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏ وَالْعَمَلُ عَلَى هَذَا عِنْدَ أَهْلِ الْعِلْمِ مِنْ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَغَيْرِهِمْ وَإِنَّمَا رُوِيَ عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ شَيْءٌ مِنَ الرُّخْصَةِ فِي الْمُتْعَةِ ثُمَّ رَجَعَ عَنْ قَوْلِهِ حَيْثُ أُخْبِرَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَأَمْرُ أَكْثَرِ أَهْلِ الْعِلْمِ عَلَى تَحْرِيمِ الْمُتْعَةِ وَهُوَ قَوْلُ الثَّوْرِيِّ وَابْنِ الْمُبَارَكِ وَالشَّافِعِيِّ وَأَحْمَدَ وَإِسْحَاقَ ‏.‏

Bize İbn Ebî Ömer anlattı. Bize Süfyân anlattı; Zührî’den, (o) Abdullah ve Hasan –Muhammed b. Alî’nin iki oğludur–’dan, (onlar) babalarından, (o da) Alî b. Ebî Tâlib’den naklettiğine göre Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem, Hayber zamanı muta nikâhını ve evcil eşek etlerini (yemeyi) yasakladı. (Tirmizî) dedi ki: Bu konuda Sebre el-Cühenî ve Ebû Hureyre’den de hadis vardır. Ebû Îsâ dedi ki: Alî hadisi hasen sahih bir hadistir. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in ashabından ve diğerlerinden ilim ehli katında uygulama buna göredir. İbn Abbâs’tan muta konusunda bir ruhsat olduğu rivayet edilmiş, ancak Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den (gelen yasak) kendisine haber verilince bu görüşünden dönmüştür. İlim ehlinin çoğunun görüşü mutanın haram olduğu yönündedir. Sevrî, İbnü’l-Mübârek, Şâfiî, Ahmed ve İshâk’ın görüşü de budur.

1122. Hadis

حَدَّثَنَا مَحْمُودُ بْنُ غَيْلاَنَ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُقْبَةَ، أَخُو قَبِيصَةَ بْنِ عُقْبَةَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ الثَّوْرِيُّ، عَنْ مُوسَى بْنِ عُبَيْدَةَ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ كَعْبٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ إِنَّمَا كَانَتِ الْمُتْعَةُ فِي أَوَّلِ الإِسْلاَمِ كَانَ الرَّجُلُ يَقْدَمُ الْبَلْدَةَ لَيْسَ لَهُ بِهَا مَعْرِفَةٌ فَيَتَزَوَّجُ الْمَرْأَةَ بِقَدْرِ مَا يَرَى أَنَّهُ يُقِيمُ فَتَحْفَظُ لَهُ مَتَاعَهُ وَتُصْلِحُ لَهُ شَيْئَهُ حَتَّى إِذَا نَزَلَتِ الآيَةُ ‏:‏ ‏(‏ إِلاَّ عَلَى أَزْوَاجِهِمْ أَوْ مَا مَلَكَتْ أَيْمَانُهُمْ ‏)‏ قَالَ ابْنُ عَبَّاسٍ فَكُلُّ فَرْجٍ سِوَى هَذَيْنِ فَهُوَ حَرَامٌ ‏.‏

Bize Mahmûd b. Ğaylân anlattı. Bize Süfyân b. Ukbe –Kabîsa b. Ukbe’nin kardeşidir– anlattı. Bize Süfyân es-Sevrî anlattı; Mûsâ b. Ubeyde’den, (o) Muhammed b. Ka’b’dan, (o da) İbn Abbâs’tan naklettiğine göre şöyle demiştir: Muta nikâhı İslam’ın ilk dönemlerinde vardı. Bir adam hiç tanımadığı bir beldeye geldiğinde, orada kalacağını düşündüğü süre kadar bir kadınla evlenirdi. Kadın onun eşyasını korur ve işlerini görürdü. Nihayet şu ayet indi: { Ancak eşleri ve ellerinin altında bulunan cariyeleri hariç. } (Mü’minûn: 6). İbn Abbâs (devamla) şöyle dedi: "Bu ikisi dışındaki her türlü cinsel ilişki haramdır."

1123. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الْمَلِكِ بْنِ أَبِي الشَّوَارِبِ، حَدَّثَنَا بِشْرُ بْنُ الْمُفَضَّلِ، حَدَّثَنَا حُمَيْدٌ، وَهُوَ الطَّوِيلُ قَالَ حَدَّثَ الْحَسَنُ، عَنْ عِمْرَانَ بْنِ حُصَيْنٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ لاَ جَلَبَ وَلاَ جَنَبَ وَلاَ شِغَارَ فِي الإِسْلاَمِ وَمَنِ انْتَهَبَ نُهْبَةً فَلَيْسَ مِنَّا ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏ قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ أَنَسٍ وَأَبِي رَيْحَانَةَ وَابْنِ عُمَرَ وَجَابِرٍ وَمُعَاوِيَةَ وَأَبِي هُرَيْرَةَ وَوَائِلِ بْنِ حُجْرٍ ‏.‏

Bize Muhammed b. Abdilmelik b. Ebî’ş-Şevârib anlattı. Bize Bişr b. Mufaddal anlattı. Bize Humeyd et-Tavîl anlattı; dedi ki: Hasan, İmrân b. Husayn’dan, (o da) Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den naklettiğine göre şöyle buyurmuştur: "İslam’da celeb, ceneb ve şigar (berdel) yoktur. Kim bir şeyi yağmalarsa bizden değildir." Ebû Îsâ dedi ki: Bu, hasen sahih bir hadistir. Bu konuda Enes, Ebû Reyhâne, İbn Ömer, Câbir, Muâviye, Ebû Hureyre ve Vâil b. Hucr’dan da hadis vardır.

1124. Hadis

حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ مُوسَى الأَنْصَارِيُّ، حَدَّثَنَا مَعْنٌ، حَدَّثَنَا مَالِكٌ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم نَهَى عَنِ الشِّغَارِ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏ وَالْعَمَلُ عَلَى هَذَا عِنْدَ عَامَّةِ أَهْلِ الْعِلْمِ لاَ يَرَوْنَ نِكَاحَ الشِّغَارِ ‏.‏ وَالشِّغَارُ أَنْ يُزَوِّجَ الرَّجُلُ ابْنَتَهُ عَلَى أَنْ يُزَوِّجَهُ الآخَرُ ابْنَتَهُ أَوْ أُخْتَهُ وَلاَ صَدَاقَ بَيْنَهُمَا ‏.‏ وَقَالَ بَعْضُ أَهْلِ الْعِلْمِ نِكَاحُ الشِّغَارِ مَفْسُوخٌ وَلاَ يَحِلُّ وَإِنْ جُعِلَ لَهُمَا صَدَاقًا ‏.‏ وَهُوَ قَوْلُ الشَّافِعِيِّ وَأَحْمَدَ وَإِسْحَاقَ ‏.‏ وَرُوِيَ عَنْ عَطَاءِ بْنِ أَبِي رَبَاحٍ أَنَّهُ قَالَ يُقَرَّانِ عَلَى نِكَاحِهِمَا وَيُجْعَلُ لَهُمَا صَدَاقُ الْمِثْلِ ‏.‏ وَهُوَ قَوْلُ أَهْلِ الْكُوفَةِ ‏.‏

Bize İshâk b. Mûsâ el-Ensârî anlattı. Bize Ma’n anlattı. Bize Mâlik anlattı; Nâfi’den, (o) İbn Ömer’den (naklettiğine göre): Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şigar (nikâhını) yasakladı. Ebû Îsâ dedi ki: Bu, hasen sahih bir hadistir. İlim ehlinin geneli katında uygulama buna göredir; şigar nikâhını caiz görmezler. Şigar; bir adamın kızını, diğerinin de kendi kızını veya kız kardeşini ona vermesi ve aralarında mehir olmaması şartıyla evlendirmesidir. Bazı ilim ehli: "Şigar nikâhı batıldır ve helal değildir, aralarında mehir belirlense bile (geçersizdir)" demiştir. Bu, Şâfiî, Ahmed ve İshâk’ın görüşüdür. Atâ b. Ebî Rebâh’tan rivayet edildiğine göre o: "Nikâhları üzerinde bırakılırlar (geçerli sayılır) ve ikisi için de mehri misil belirlenir" demiştir. Bu, Kûfelilerin görüşüdür.

1125. Hadis

حَدَّثَنَا نَصْرُ بْنُ عَلِيٍّ الْجَهْضَمِيُّ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الأَعْلَى بْنُ عَبْدِ الأَعْلَى، حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ أَبِي عَرُوبَةَ، عَنْ أَبِي حَرِيزٍ، عَنْ عِكْرِمَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم نَهَى أَنْ تُزَوَّجَ الْمَرْأَةُ عَلَى عَمَّتِهَا أَوْ عَلَى خَالَتِهَا ‏.‏ وَأَبُو حَرِيزٍ اسْمُهُ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ حُسَيْنٍ ‏.‏ حَدَّثَنَا نَصْرُ بْنُ عَلِيٍّ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الأَعْلَى، عَنْ هِشَامِ بْنِ حَسَّانَ، عَنِ ابْنِ سِيرِينَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم بِمِثْلِهِ ‏.‏ قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ عَلِيٍّ وَابْنِ عُمَرَ وَعَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو وَأَبِي سَعِيدٍ وَأَبِي أُمَامَةَ وَجَابِرٍ وَعَائِشَةَ وَأَبِي مُوسَى وَسَمُرَةَ بْنِ جُنْدَبٍ ‏.‏

Bize Nasr b. Alî el-Cehdamî anlattı. Bize Abdüla’lâ b. Abdila’lâ anlattı. Bize Saîd b. Ebî Arûbe anlattı; Ebû Harîz’den, (o) İkrime’den, (o da) İbn Abbâs’tan naklettiğine göre Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem, bir kadının halası üzerine veya teyzesi üzerine nikâhlanmasını (ikisinin bir nikâh altında birleştirilmesini) yasakladı. Ebû Harîz’in adı Abdullah b. Hüseyin’dir. Bize Nasr b. Alî anlattı. Bize Abdüla’lâ anlattı; Hişâm b. Hassân’dan, (o) İbn Sîrîn’den, (o) Ebû Hureyre’den, (o da) Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den (önceki hadisin) bir benzerini nakletmiştir. (Tirmizî) dedi ki: Bu konuda Alî, İbn Ömer, Abdullah b. Amr, Ebû Saîd, Ebû Ümâme, Câbir, Âişe, Ebû Mûsâ ve Semure b. Cündeb’den de hadis vardır.

1126. Hadis

حَدَّثَنَا الْحَسَنُ بْنُ عَلِيٍّ الْخَلاَّلُ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ هَارُونَ، أَنْبَأَنَا دَاوُدُ بْنُ أَبِي هِنْدٍ، حَدَّثَنَا عَامِرٌ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم نَهَى أَنْ تُنْكَحَ الْمَرْأَةُ عَلَى عَمَّتِهَا أَوِ الْعَمَّةُ عَلَى ابْنَةِ أَخِيهَا أَوِ الْمَرْأَةُ عَلَى خَالَتِهَا أَوِ الْخَالَةُ عَلَى بِنْتِ أُخْتِهَا لاَ تُنْكَحُ الصُّغْرَى عَلَى الْكُبْرَى وَلاَ الْكُبْرَى عَلَى الصُّغْرَى ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ ابْنِ عَبَّاسٍ وَأَبِي هُرَيْرَةَ حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏ وَالْعَمَلُ عَلَى هَذَا عِنْدَ عَامَّةِ أَهْلِ الْعِلْمِ لاَ نَعْلَمُ بَيْنَهُمُ اخْتِلاَفًا أَنَّهُ لاَ يَحِلُّ لِلرَّجُلِ أَنْ يَجْمَعَ بَيْنَ الْمَرْأَةِ وَعَمَّتِهَا أَوْ خَالَتِهَا فَإِنْ نَكَحَ امْرَأَةً عَلَى عَمَّتِهَا أَوْ خَالَتِهَا أَوِ الْعَمَّةَ عَلَى بِنْتِ أَخِيهَا فَنِكَاحُ الأُخْرَى مِنْهُمَا مَفْسُوخٌ ‏.‏ وَبِهِ يَقُولُ عَامَّةُ أَهْلِ الْعِلْمِ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى أَدْرَكَ الشَّعْبِيُّ أَبَا هُرَيْرَةَ وَرَوَى عَنْهُ ‏.‏ وَسَأَلْتُ مُحَمَّدًا عَنْ هَذَا فَقَالَ صَحِيحٌ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى وَرَوَى الشَّعْبِيُّ عَنْ رَجُلٍ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ‏.‏

Bize Hasan b. Alî el-Hallâl anlattı. Bize Yezîd b. Hârûn anlattı. Bize Dâvûd b. Ebî Hind haber verdi. Bize Âmir anlattı; Ebû Hureyre’den (naklettiğine göre) Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, bir kadının halasının üzerine veya halanın erkek kardeşinin kızı (yeğeni) üzerine, ya da bir kadının teyzesinin üzerine veya teyzenin kız kardeşinin kızı (yeğeni) üzerine nikâhlanmasını yasakladı. Küçük (yeğen) büyüğün (hala/teyze) üzerine, büyük de küçüğün üzerine nikâhlanamaz. Ebû Îsâ dedi ki: İbn Abbâs ve Ebû Hureyre hadisleri hasen sahih hadislerdir. İlim ehlinin geneli katında uygulama buna göredir; aralarında bir ihtilaf olduğunu bilmiyoruz: Bir erkeğin, bir kadınla onun halasını veya teyzesini (aynı anda nikâhında) birleştirmesi helal değildir. Eğer bir kadın halasının veya teyzesinin üzerine, ya da hala erkek kardeşinin kızı üzerine nikâhlanırsa, bunlardan sonradan nikâhlananın nikâhı geçersizdir. İlim ehlinin genelinin görüşü budur. Ebû Îsâ dedi ki: Şa’bî, Ebû Hureyre’ye yetişmiş ve ondan hadis rivayet etmiştir. Muhammed’e (Buhârî’ye) bunu sordum, "Sahihtir" dedi. Ebû Îsâ (devamla) dedi ki: Şa’bî, Ebû Hureyre’den (başka bir rivayette) bir adam aracılığıyla da rivayette bulunmuştur.

1127. Hadis

حَدَّثَنَا يُوسُفُ بْنُ عِيسَى، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْحَمِيدِ بْنُ جَعْفَرٍ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ أَبِي حَبِيبٍ، عَنْ مَرْثَدِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ الْيَزَنِيِّ أَبِي الْخَيْرِ، عَنْ عُقْبَةَ بْنِ عَامِرٍ الْجُهَنِيِّ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ إِنَّ أَحَقَّ الشُّرُوطِ أَنْ يُوفَى بِهَا مَا اسْتَحْلَلْتُمْ بِهِ الْفُرُوجَ ‏"‏ ‏.‏ حَدَّثَنَا أَبُو مُوسَى، مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، عَنْ عَبْدِ الْحَمِيدِ بْنِ جَعْفَرٍ، نَحْوَهُ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏ وَالْعَمَلُ عَلَى هَذَا عِنْدَ بَعْضِ أَهْلِ الْعِلْمِ مِنْ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم مِنْهُمْ عُمَرُ بْنُ الْخَطَّابِ قَالَ إِذَا تَزَوَّجَ رَجُلٌ امْرَأَةً وَشَرَطَ لَهَا أَنْ لاَ يُخْرِجَهَا مِنْ مِصْرِهَا فَلَيْسَ لَهُ أَنْ يُخْرِجَهَا ‏.‏ وَهُوَ قَوْلُ بَعْضِ أَهْلِ الْعِلْمِ وَبِهِ يَقُولُ الشَّافِعِيُّ وَأَحْمَدُ وَإِسْحَاقُ ‏.‏ وَرُوِيَ عَنْ عَلِيِّ بْنِ أَبِي طَالِبٍ أَنَّهُ قَالَ شَرْطُ اللَّهِ قَبْلَ شَرْطِهَا ‏.‏ كَأَنَّهُ رَأَى لِلزَّوْجِ أَنْ يُخْرِجَهَا وَإِنْ كَانَتِ اشْتَرَطَتْ عَلَى زَوْجِهَا أَنْ لاَ يُخْرِجَهَا ‏.‏ وَذَهَبَ بَعْضُ أَهْلِ الْعِلْمِ إِلَى هَذَا وَهُوَ قَوْلُ سُفْيَانَ الثَّوْرِيِّ وَبَعْضِ أَهْلِ الْكُوفَةِ ‏.‏

Bize Yûsuf b. Îsâ anlattı. Bize Vekî’ anlattı. Bize Abdülhamîd b. Ca’fer anlattı; Yezîd b. Ebî Habîb’den, (o) Ebü’l-Hayr Mersed b. Abdullah el-Yezenî’den, (o) Ukbe b. Âmir el-Cühenî’den (naklettiğine göre) Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: "Şartlar arasında yerine getirilmeye en layık olanı, kendisiyle cinsel ilişkiyi (ferçleri) helal kıldığınız şartlardır." Bize Ebû Mûsâ Muhammed b. el-Müsennâ anlattı. Bize Yahyâ b. Saîd anlattı; Abdülhamîd b. Ca’fer’den (önceki hadisin) bir benzerini nakletti. Ebû Îsâ dedi ki: Bu, hasen sahih bir hadistir. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in ashabından bazı ilim ehli katında uygulama buna göredir. Onlardan biri olan Ömer b. el-Hattâb şöyle demiştir: "Eğer bir adam bir kadınla evlenir ve onu memleketinden çıkarmayacağını şart koşarsa, onu (oradan) çıkarmaya hakkı yoktur." Bu, bazı ilim ehlinin görüşüdür; Şâfiî, Ahmed ve İshâk da bu görüştedir. Alî b. Ebî Tâlib’den rivayet edildiğine göre o: "Allah’ın şartı, kadının şartından öncedir" demiştir. O, kadın kocasına kendisini çıkarmamasını şart koşsa bile, kocanın onu (başka yere) götürme hakkı olduğu görüşündedir. Bazı ilim ehli de bu görüşe meyletmiştir. Bu, Süfyân es-Sevrî ve bazı Kûfelilerin görüşüdür.

1128. Hadis

حَدَّثَنَا هَنَّادٌ، حَدَّثَنَا عَبْدَةُ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ أَبِي عَرُوبَةَ، عَنْ مَعْمَرٍ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ سَالِمِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، أَنَّ غَيْلاَنَ بْنَ سَلَمَةَ الثَّقَفِيَّ، أَسْلَمَ وَلَهُ عَشْرُ نِسْوَةٍ فِي الْجَاهِلِيَّةِ فَأَسْلَمْنَ مَعَهُ فَأَمَرَهُ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم أَنْ يَتَخَيَّرَ أَرْبَعًا مِنْهُنَّ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَكَذَا رَوَاهُ مَعْمَرٌ عَنِ الزُّهْرِيِّ عَنْ سَالِمٍ عَنْ أَبِيهِ ‏.‏ قَالَ وَسَمِعْتُ مُحَمَّدَ بْنَ إِسْمَاعِيلَ يَقُولُ هَذَا حَدِيثٌ غَيْرُ مَحْفُوظٍ وَالصَّحِيحُ مَا رَوَى شُعَيْبُ بْنُ أَبِي حَمْزَةَ وَغَيْرُهُ عَنِ الزُّهْرِيِّ قَالَ حُدِّثْتُ عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ سُوَيْدٍ الثَّقَفِيِّ أَنَّ غَيْلاَنَ بْنَ سَلَمَةَ أَسْلَمَ وَعِنْدَهُ عَشْرُ نِسْوَةٍ ‏.‏ قَالَ مُحَمَّدٌ وَإِنَّمَا حَدِيثُ الزُّهْرِيِّ عَنْ سَالِمٍ عَنْ أَبِيهِ أَنَّ رَجُلاً مِنْ ثَقِيفٍ طَلَّقَ نِسَاءَهُ فَقَالَ لَهُ عُمَرُ لَتُرَاجِعَنَّ نِسَاءَكَ أَوْ لأَرْجُمَنَّ قَبْرَكَ كَمَا رُجِمَ قَبْرُ أَبِي رِغَالٍ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى وَالْعَمَلُ عَلَى حَدِيثِ غَيْلاَنَ بْنِ سَلَمَةَ عِنْدَ أَصْحَابِنَا مِنْهُمُ الشَّافِعِيُّ وَأَحْمَدُ وَإِسْحَاقُ ‏.‏

Bize Hennâd anlattı. Bize Abde anlattı; Saîd b. Ebî Arûbe’den, (o) Ma’mer’den, (o) Zührî’den, (o) Sâlim b. Abdullah’tan, (o da) İbn Ömer’den (naklettiğine göre): Ğaylân b. Seleme es-Sekafî Müslüman oldu. Cahiliye döneminden kalma on hanımı vardı ve onlar da onunla birlikte Müslüman oldular. Bunun üzerine Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem ona, onlardan dördünü seçmesini emretti. Ebû Îsâ dedi ki: Ma’mer bunu Zührî’den, (o) Sâlim’den, (o) babasından bu şekilde rivayet etmiştir. Muhammed b. İsmâîl’i (Buhârî) şöyle derken işittim: "Bu hadis mahfuz (korunmuş/sahih) değildir. Sahih olan, Şuayb b. Ebî Hamza ve başkalarının Zührî’den rivayet ettiğidir." (Zührî) dedi ki: "Bana Muhammed b. Süveyd es-Sekafî’den nakledildiğine göre, Ğaylân b. Seleme Müslüman oldu ve yanında on hanımı vardı..." Muhammed (Buhârî) dedi ki: "Zührî’nin Sâlim’den, (o) babasından rivayet ettiği hadis ancak şudur: Sakîf kabilesinden bir adam hanımlarını boşadı. Ömer ona: 'Ya hanımlarına dönersin ya da Ebû Rigoâl’in kabrinin taşlandığı gibi senin kabrini taşlarım' dedi." Ebû Îsâ dedi ki: Arkadaşlarımız katında uygulama Ğaylân b. Seleme hadisine göredir. Şâfiî, Ahmed ve İshâk bunlar arasındadır.

1129. Hadis

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا ابْنُ لَهِيعَةَ، عَنْ أَبِي وَهْبٍ الْجَيْشَانِيِّ، أَنَّهُ سَمِعَ ابْنَ فَيْرُوزَ الدَّيْلَمِيَّ، يُحَدِّثُ عَنْ أَبِيهِ، قَالَ أَتَيْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَقُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنِّي أَسْلَمْتُ وَتَحْتِي أُخْتَانِ ‏.‏ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ اخْتَرْ أَيَّتَهُمَا شِئْتَ ‏"‏ ‏.‏

Bize Kuteybe anlattı. Bize İbn Lehîa anlattı; Ebû Vehb el-Ceyşânî’den (naklettiğine göre), o, İbn Feyrûz ed-Deylemî’yi, babasından şöyle naklederken işitmiş: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e geldim ve "Ey Allah’ın Resûlü! Ben Müslüman oldum, nikâhımda ise iki kız kardeş var" dedim. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: "İkisinden dilediğini seç" buyurdu.

1130. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا وَهْبُ بْنُ جَرِيرٍ، حَدَّثَنَا أَبِي قَالَ، سَمِعْتُ يَحْيَى بْنَ أَيُّوبَ، يُحَدِّثُ عَنْ يَزِيدَ بْنِ أَبِي حَبِيبٍ، عَنْ أَبِي وَهْبٍ الْجَيْشَانِيِّ، عَنِ الضَّحَّاكِ بْنِ فَيْرُوزَ الدَّيْلَمِيِّ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنِّي أَسْلَمْتُ وَتَحْتِي أُخْتَانِ ‏.‏ قَالَ ‏ "‏ اخْتَرْ أَيَّتَهُمَا شِئْتَ ‏"‏ ‏.‏ هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ ‏.‏ وَأَبُو وَهْبٍ الْجَيْشَانِيُّ اسْمُهُ الدَّيْلَمُ بْنُ هُوشَعَ ‏.‏

Bize Muhammed b. Beşşâr anlattı. Bize Vehb b. Cerîr anlattı. Babam anlattı; (babam) dedi ki: Yahyâ b. Eyyûb’u, Yezîd b. Ebî Habîb’den, (o) Ebû Vehb el-Ceyşânî’den, (o) Dahhâk b. Feyrûz ed-Deylemî’den, (o da) babasından şöyle naklederken işittim: "Ey Allah’ın Resûlü! Ben Müslüman oldum, nikâhımda ise iki kız kardeş var" dedim. (Resûlullah): "İkisinden dilediğini seç" buyurdu. Bu, hasen bir hadistir. Ebû Vehb el-Ceyşânî’nin adı Deylem b. Hûşa’dır.

1131. Hadis

حَدَّثَنَا عُمَرُ بْنُ حَفْصٍ الشَّيْبَانِيُّ الْبَصْرِيُّ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ وَهْبٍ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ أَيُّوبَ، عَنْ رَبِيعَةَ بْنِ سُلَيْمٍ، عَنْ بُسْرِ بْنِ عُبَيْدِ اللَّهِ، عَنْ رُوَيْفِعِ بْنِ ثَابِتٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ مَنْ كَانَ يُؤْمِنُ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الآخِرِ فَلاَ يَسْقِ مَاءَهُ وَلَدَ غَيْرِهِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ وَقَدْ رُوِيَ مِنْ غَيْرِ وَجْهٍ عَنْ رُوَيْفِعِ بْنِ ثَابِتٍ ‏.‏ وَالْعَمَلُ عَلَى هَذَا عِنْدَ أَهْلِ الْعِلْمِ لاَ يَرَوْنَ لِلرَّجُلِ إِذَا اشْتَرَى جَارِيَةً وَهِيَ حَامِلٌ أَنْ يَطَأَهَا حَتَّى تَضَعَ ‏.‏ وَفِي الْبَابِ عَنْ أَبِي الدَّرْدَاءِ وَابْنِ عَبَّاسٍ وَالْعِرْبَاضِ بْنِ سَارِيَةَ وَأَبِي سَعِيدٍ ‏.‏

Bize Ömer b. Hafs eş-Şeybânî el-Basrî anlattı. Bize Abdullah b. Vehb anlattı. Bize Yahyâ b. Eyyûb anlattı; Rabîa b. Süleym’den, (o) Büsr b. Ubeydullah’tan, (o) Ruveyfi’ b. Sâbit’ten, (o da) Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den naklettiğine göre şöyle buyurmuştur: "Kim Allah’a ve ahiret gününe iman ediyorsa, suyunu başkasının ekinine (çocuğuna) sulamasın (yani hamile cariye ile ilişkiye girmesin)." Ebû Îsâ dedi ki: Bu, hasen bir hadistir. Ruveyfi’ b. Sâbit’ten birçok yolla rivayet edilmiştir. İlim ehli katında uygulama buna göredir; bir adam hamile bir cariye satın aldığında, (cariye) doğum yapıncaya kadar onunla cinsel ilişkiye girmesini caiz görmezler. Bu konuda Ebü’d-Derdâ, İbn Abbâs, İrbâd b. Sâriye ve Ebû Saîd’den de hadis vardır.

1132. Hadis

حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ مَنِيعٍ، حَدَّثَنَا هُشَيْمٌ، حَدَّثَنَا عُثْمَانُ الْبَتِّيُّ، عَنْ أَبِي الْخَلِيلِ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، قَالَ أَصَبْنَا سَبَايَا يَوْمَ أَوْطَاسٍ وَلَهُنَّ أَزْوَاجٌ فِي قَوْمِهِنَّ فَذَكَرُوا ذَلِكَ لِرَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَنَزَلَتْ ‏:‏ ‏(‏وَالْمُحْصَنَاتُ مِنَ النِّسَاءِ إِلاَّ مَا مَلَكَتْ أَيْمَانُكُمْ ‏)‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ ‏.‏ وَهَكَذَا رَوَاهُ الثَّوْرِيُّ عَنْ عُثْمَانَ الْبَتِّيِّ عَنْ أَبِي الْخَلِيلِ عَنْ أَبِي سَعِيدٍ ‏.‏ وَأَبُو الْخَلِيلِ اسْمُهُ صَالِحُ بْنُ أَبِي مَرْيَمَ ‏.‏ وَرَوَى هَمَّامٌ، هَذَا الْحَدِيثَ عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ صَالِحٍ أَبِي الْخَلِيلِ، عَنْ أَبِي عَلْقَمَةَ الْهَاشِمِيِّ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم ‏.‏ حَدَّثَنَا بِذَلِكَ عَبْدُ بْنُ حُمَيْدٍ، حَدَّثَنَا حَبَّانُ بْنُ هِلاَلٍ، حَدَّثَنَا هَمَّامٌ، ‏.‏

Bize Ahmed b. Menî’ anlattı. Bize Hüşeym anlattı. Bize Osman el-Bettî anlattı; Ebu’l-Halîl’den, (o) Ebû Saîd el-Hudrî’den (naklettiğine göre) şöyle demiştir: Evtâs (savaşı) günü esir kadınlar ele geçirdik. Onların kendi kavimlerinde kocaları vardı. Durum Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e zikredilince şu ayet indi: { Ellerinizin altında bulunan cariyeler müstesna, evli kadınlar da size haram kılındı. } (Nisâ: 24). Ebû Îsâ dedi ki: Bu, hasen bir hadistir. Sevrî de bunu Osman el-Bettî’den, (o) Ebu’l-Halîl’den, (o) Ebû Saîd’den bu şekilde rivayet etmiştir. Ebu’l-Halîl’in adı Sâlih b. Ebî Meryem’dir. Hemmâm bu hadisi Katâde’den, (o) Sâlih Ebu’l-Halîl’den, (o) Ebû Alkame el-Hâşimî’den, (o) Ebû Saîd’den, (o da) Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den rivayet etmiştir. Bunu bize Abd b. Humeyd anlattı; (ona) Habbân b. Hilâl, (ona da) Hemmâm anlatmış.

1133. Hadis

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ أَبِي بَكْرِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ أَبِي مَسْعُودٍ الأَنْصَارِيِّ، قَالَ نَهَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنْ ثَمَنِ الْكَلْبِ وَمَهْرِ الْبَغِيِّ وَحُلْوَانِ الْكَاهِنِ ‏.‏ قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ رَافِعِ بْنِ خَدِيجٍ وَأَبِي جُحَيْفَةَ وَأَبِي هُرَيْرَةَ وَابْنِ عَبَّاسٍ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ أَبِي مَسْعُودٍ حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏

Bize Kuteybe anlattı. Bize Leys anlattı; İbn Şihâb’dan, (o) Ebû Bekr b. Abdurrahman’dan, (o) Ebû Mes’ûd el-Ensârî’den (naklettiğine göre) şöyle demiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, köpek (satışından alınan) parasını, fuhuş yapan kadının (zina karşılığında aldığı) mehrini (parasını) ve kâhinin (kehanet karşılığı aldığı) ücreti (hulvân) yasakladı. (Tirmizî) dedi ki: Bu konuda Râfi’ b. Hadîc, Ebû Cuhayfe, Ebû Hureyre ve İbn Abbâs’tan da hadis vardır. Ebû Îsâ dedi ki: Ebû Mes’ûd hadisi hasen sahih bir hadistir.

1134. Hadis

حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ مَنِيعٍ، وَقُتَيْبَةُ، قَالاَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قُتَيْبَةُ يَبْلُغُ بِهِ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم وَقَالَ أَحْمَدُ - قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ لاَ يَبِيعُ الرَّجُلُ عَلَى بَيْعِ أَخِيهِ وَلاَ يَخْطُبُ عَلَى خِطْبَةِ أَخِيهِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ سَمُرَةَ وَابْنِ عُمَرَ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ أَبِي هُرَيْرَةَ حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏ قَالَ مَالِكُ بْنُ أَنَسٍ إِنَّمَا مَعْنَى كَرَاهِيَةِ أَنْ يَخْطُبَ الرَّجُلُ عَلَى خِطْبَةِ أَخِيهِ إِذَا خَطَبَ الرَّجُلُ الْمَرْأَةَ فَرَضِيَتْ بِهِ فَلَيْسَ لأَحَدٍ أَنْ يَخْطُبَ عَلَى خِطْبَتِهِ ‏.‏ وَقَالَ الشَّافِعِيُّ مَعْنَى هَذَا الْحَدِيثِ ‏"‏ لاَ يَخْطُبُ الرَّجُلُ عَلَى خِطْبَةِ أَخِيهِ ‏"‏ ‏.‏ هَذَا عِنْدَنَا إِذَا خَطَبَ الرَّجُلُ الْمَرْأَةَ فَرَضِيَتْ بِهِ وَرَكَنَتْ إِلَيْهِ فَلَيْسَ لأَحَدٍ أَنْ يَخْطُبَ عَلَى خِطْبَتِهِ فَأَمَّا قَبْلَ أَنْ يَعْلَمَ رِضَاهَا أَوْ رُكُونَهَا إِلَيْهِ فَلاَ بَأْسَ أَنْ يَخْطُبَهَا وَالْحُجَّةُ فِي ذَلِكَ حَدِيثُ فَاطِمَةَ بِنْتِ قَيْسٍ حَيْثُ جَاءَتِ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَذَكَرَتْ لَهُ أَنَّ أَبَا جَهْمِ بْنَ حُذَيْفَةَ وَمُعَاوِيَةَ بْنَ أَبِي سُفْيَانَ خَطَبَاهَا فَقَالَ ‏"‏ أَمَّا أَبُو جَهْمٍ فَرَجُلٌ لاَ يَرْفَعُ عَصَاهُ عَنِ النِّسَاءِ وَأَمَّا مُعَاوِيَةُ فَصُعْلُوكٌ لاَ مَالَ لَهُ وَلَكِنِ انْكِحِي أُسَامَةَ ‏"‏ ‏.‏ فَمَعْنَى هَذَا الْحَدِيثِ عِنْدَنَا وَاللَّهُ أَعْلَمُ أَنَّ فَاطِمَةَ لَمْ تُخْبِرْهُ بِرِضَاهَا بِوَاحِدٍ مِنْهُمَا وَلَوْ أَخْبَرَتْهُ لَمْ يُشِرْ عَلَيْهَا بِغَيْرِ الَّذِي ذَكَرَتْ ‏.‏

Bize Ahmed b. Menî’ ve Kuteybe anlattılar. Dediler ki: Bize Süfyân b. Uyeyne anlattı; Zührî’den, (o) Saîd b. el-Müseyyeb’den, (o) Ebû Hureyre’den. Kuteybe (rivayeti) Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e ulaştırdı. Ahmed ise "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu" dedi: "Kişi kardeşinin alışverişi üzerine alışveriş yapmasın ve kardeşinin dünürlüğü üzerine dünür gitmesin." (Tirmizî) dedi ki: Bu konuda Semure ve İbn Ömer’den de hadis vardır. Ebû Îsâ dedi ki: Ebû Hureyre hadisi hasen sahih bir hadistir. Mâlik b. Enes dedi ki: Kişinin kardeşinin dünürlüğü üzerine dünür gitmesinin kerih görülmesinin manası şudur: Bir adam bir kadına dünür gider ve kadın da ona razı olursa, artık hiç kimsenin onun dünürlüğü üzerine dünür gitmesi (teklifte bulunması) helal değildir. Şâfiî, "Kişi kardeşinin dünürlüğü üzerine dünür gitmesin" hadisinin manası hakkında şöyle demiştir: Bize göre bu, bir adam bir kadına dünür gittiğinde kadın ondan razı olur ve ona meylederse, hiç kimsenin onun dünürlüğü üzerine teklifte bulunamaması demektir. Ancak kadının rızası veya ona meyli bilinmeden önce ona talip olmakta bir sakınca yoktur. Bunun delili Fâtıma bt. Kays hadisidir. O, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e gelip Ebû Cehm b. Huzeyfe ve Muâviye b. Ebî Süfyân’ın kendisine talip olduklarını söylediğinde (Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem): "Ebû Cehm sopasını kadınlardan eksik etmeyen (çok döven) bir adamdır. Muâviye ise malı olmayan fakir biridir. Fakat sen Üsâme ile evlen" buyurmuştur. Bize göre –Allah en doğrusunu bilir– bu hadisin manası şudur: Fâtıma (o sırada) onlardan (kendisine talip olanlardan) herhangi birine razı olduğunu (Nebi’ye) bildirmemişti. Eğer (birine razı olduğunu) bildirseydi, (Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem) ona zikrettiğinden başkasını işaret etmezdi.

1135. Hadis

حَدَّثَنَا مَحْمُودُ بْنُ غَيْلاَنَ، حَدَّثَنَا أَبُو دَاوُدَ، قَالَ أَنْبَأَنَا شُعْبَةُ، قَالَ أَخْبَرَنِي أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي الْجَهْمِ، قَالَ دَخَلْتُ أَنَا وَأَبُو سَلَمَةَ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ عَلَى فَاطِمَةَ بِنْتِ قَيْسٍ فَحَدَّثَتْنَا أَنَّ زَوْجَهَا طَلَّقَهَا ثَلاَثًا وَلَمْ يَجْعَلْ لَهَا سُكْنَى وَلاَ نَفَقَةً ‏.‏ قَالَتْ وَوَضَعَ لِي عَشَرَةَ أَقْفِزَةٍ عِنْدَ ابْنِ عَمٍّ لَهُ خَمْسَةً شَعِيرًا وَخَمْسَةً بُرًّا ‏.‏ قَالَتْ فَأَتَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَذَكَرْتُ ذَلِكَ لَهُ ‏.‏ قَالَتْ فَقَالَ ‏"‏ صَدَقَ ‏"‏ ‏.‏ قَالَتْ فَأَمَرَنِي أَنْ أَعْتَدَّ فِي بَيْتِ أُمِّ شَرِيكٍ ثُمَّ قَالَ لِي رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ إِنَّ بَيْتَ أُمِّ شَرِيكٍ بَيْتٌ يَغْشَاهُ الْمُهَاجِرُونَ وَلَكِنِ اعْتَدِّي فِي بَيْتِ ابْنِ أُمِّ مَكْتُومٍ فَعَسَى أَنْ تُلْقِي ثِيَابَكِ فَلاَ يَرَاكِ فَإِذَا انْقَضَتْ عِدَّتُكِ فَجَاءَ أَحَدٌ يَخْطُبُكِ فَآذِنِينِي ‏"‏ ‏.‏ فَلَمَّا انْقَضَتْ عِدَّتِي خَطَبَنِي أَبُو جَهْمٍ وَمُعَاوِيَةُ ‏.‏ قَالَتْ فَأَتَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَذَكَرْتُ ذَلِكَ لَهُ فَقَالَ ‏"‏ أَمَّا مُعَاوِيَةُ فَرَجُلٌ لاَ مَالَ لَهُ وَأَمَّا أَبُو جَهْمٍ فَرَجُلٌ شَدِيدٌ عَلَى النِّسَاءِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَتْ فَخَطَبَنِي أُسَامَةُ بْنُ زَيْدٍ فَتَزَوَّجَنِي فَبَارَكَ اللَّهُ لِي فِي أُسَامَةَ ‏.‏ هَذَا حَدِيثٌ صَحِيحٌ ‏.‏ وَقَدْ رَوَاهُ سُفْيَانُ الثَّوْرِيُّ عَنْ أَبِي بَكْرِ بْنِ أَبِي الْجَهْمِ، نَحْوَ هَذَا الْحَدِيثِ وَزَادَ فِيهِ فَقَالَ لِيَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ انْكِحِي أُسَامَةَ ‏"‏ ‏.‏ حَدَّثَنَا مَحْمُودُ بْنُ غَيْلاَنَ حَدَّثَنَا وَكِيعٌ عَنْ سُفْيَانَ عَنْ أَبِي بَكْرِ بْنِ أَبِي الْجَهْمِ بِهَذَا ‏.‏

Bize Mahmûd b. Ğaylân anlattı. Bize Ebû Dâvûd anlattı; dedi ki: Bize Şu’be haber verdi; dedi ki: Bana Ebû Bekr b. Ebî’l-Cehm haber verdi; dedi ki: Ben ve Ebû Seleme b. Abdurrahman, Fâtıma bt. Kays’ın yanına girdik. Bize, kocasının kendisini üç talakla boşadığını, (evinde) oturması için ona ne bir yer ne de nafaka vermediğini anlattı. Dedi ki: "Benim için amcasının oğlunun yanına on ölçek (kafiz) bıraktı; beşi arpa, beşi buğdaydı." Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e gelip bu durumu ona anlattım. O da: "(Kocan) doğru söylemiş" dedi. Bana Ümmü Şerîk’in evinde iddet beklememi emretti. Sonra Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bana: "Ümmü Şerîk’in evi muhacirlerin çok gelip gittiği bir evdir. Sen İbn Ümmü Mektûm’un evinde iddet bekle. Çünkü orada (belki) elbiselerini çıkarırsın da seni görmez (o kördür). İddetin bittiğinde biri sana talip olursa bana haber ver" buyurdu. İddetim bitince Ebû Cehm ve Muâviye bana talip oldu. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e gelip bu durumu ona anlattım. Şöyle buyurdu: "Muâviye malı olmayan bir adamdır. Ebû Cehm ise kadınlara karşı sert (şiddetli) bir adamdır." Dedi ki: Sonra bana Üsâme b. Zeyd talip oldu ve beni onunla evlendirdi. Allah Üsâme ile (olan evliliğimde) bana bereket verdi. Bu, sahih bir hadistir. Süfyân es-Sevrî de bunu Ebû Bekr b. Ebî’l-Cehm’den bu hadisin benzeri şekilde rivayet etmiş ve şunları eklemiştir: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem bana: "Üsâme ile evlen" buyurdu. Bize Mahmûd b. Ğaylân anlattı. Bize Vekî’ anlattı; Süfyân’dan, (o) Ebû Bekr b. Ebî’l-Cehm’den bu (hadisi) rivayet etmiştir.

1136. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الْمَلِكِ بْنِ أَبِي الشَّوَارِبِ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ زُرَيْعٍ، حَدَّثَنَا مَعْمَرٌ، عَنْ يَحْيَى بْنِ أَبِي كَثِيرٍ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ ثَوْبَانَ، عَنْ جَابِرٍ، قَالَ قُلْنَا يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّا كُنَّا نَعْزِلُ فَزَعَمَتِ الْيَهُودُ أَنَّهَا الْمَوْءُودَةُ الصُّغْرَى ‏.‏ فَقَالَ ‏ "‏ كَذَبَتِ الْيَهُودُ إِنَّ اللَّهَ إِذَا أَرَادَ أَنْ يَخْلُقَهُ لَمْ يَمْنَعْهُ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ عُمَرَ وَالْبَرَاءِ وَأَبِي هُرَيْرَةَ وَأَبِي سَعِيدٍ ‏.‏

Bize Muhammed b. Abdilmelik b. Ebî’ş-Şevârib anlattı. Bize Yezîd b. Zürey’ anlattı. Bize Ma’mer anlattı; Yahyâ b. Ebî Kesîr’den, (o) Muhammed b. Abdurrahman b. Sevbân’dan, (o) Câbir’den (naklettiğine göre) şöyle demiştir: "Ey Allah’ın Resûlü! Biz azil yapıyorduk. Yahudiler bunun ‘küçük diri diri gömme’ (mev’ûde-i suğrâ) olduğunu iddia ettiler" dedik. (Resûlullah): "Yahudiler yalan söylemiş. Allah onu yaratmak isterse buna hiçbir şey engel olamaz" buyurdu. (Tirmizî) dedi ki: Bu konuda Ömer, Berâ, Ebû Hureyre ve Ebû Saîd’den de hadis vardır.

1137. Hadis

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، وَابْنُ أَبِي عُمَرَ، قَالاَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنْ عَمْرِو بْنِ دِينَارٍ، عَنْ عَطَاءٍ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ كُنَّا نَعْزِلُ وَالْقُرْآنُ يَنْزِلُ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ جَابِرٍ حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ وَقَدْ رُوِيَ عَنْهُ مِنْ غَيْرِ وَجْهٍ ‏.‏ وَقَدْ رَخَّصَ قَوْمٌ مِنْ أَهْلِ الْعِلْمِ مِنْ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَغَيْرِهِمْ فِي الْعَزْلِ ‏.‏ وَقَالَ مَالِكُ بْنُ أَنَسٍ تُسْتَأْمَرُ الْحُرَّةُ فِي الْعَزْلِ وَلاَ تُسْتَأْمَرُ الأَمَةُ ‏.‏

Bize Kuteybe ve İbn Ebî Ömer anlattılar. Dediler ki: Bize Süfyân b. Uyeyne anlattı; Amr b. Dînâr’dan, (o) Atâ’dan, (o) Câbir b. Abdullah’tan (naklettiğine göre) şöyle demiştir: "Kur’an inerken biz azil yapıyorduk (buna dair bir yasak gelmedi)." Ebû Îsâ dedi ki: Câbir hadisi hasen sahih bir hadistir. Ondan birçok yolla rivayet edilmiştir. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in ashabından ve diğerlerinden bir grup ilim ehli azle ruhsat vermişlerdir. Mâlik b. Enes dedi ki: "Hür kadının (rızası) sorulur (izniyle yapılır), cariyenin ise (rızası) sorulmaz."

1138. Hadis

حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عُمَرَ، وَقُتَيْبَةُ، قَالاَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنِ ابْنِ أَبِي نَجِيحٍ، عَنْ مُجَاهِدٍ، عَنْ قَزَعَةَ، هُوَ ابْنُ يَحْيَى عَنْ أَبِي سَعِيدٍ، قَالَ ذُكِرَ الْعَزْلُ عِنْدَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ ‏"‏ لِمَ يَفْعَلُ ذَلِكَ أَحَدُكُمْ ‏"‏ ‏.‏ زَادَ ابْنُ أَبِي عُمَرَ فِي حَدِيثِهِ وَلَمْ يَقُلْ لاَ يَفْعَلْ ذَاكَ أَحَدُكُمْ ‏.‏ قَالاَ فِي حَدِيثِهِمَا ‏"‏ فَإِنَّهَا لَيْسَتْ نَفْسٌ مَخْلُوقَةٌ إِلاَّ اللَّهُ خَالِقُهَا ‏"‏ ‏.‏ قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ جَابِرٍ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ أَبِي سَعِيدٍ حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ وَقَدْ رُوِيَ مِنْ غَيْرِ وَجْهٍ عَنْ أَبِي سَعِيدٍ ‏.‏ وَقَدْ كَرِهَ الْعَزْلَ قَوْمٌ مِنْ أَهْلِ الْعِلْمِ مِنْ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَغَيْرِهِمْ ‏.‏

Bize İbn Ebî Ömer ve Kuteybe anlattılar. Dediler ki: Bize Süfyân b. Uyeyne anlattı; İbn Ebî Necîh’ten, (o) Mücâhid’den, (o) Kazaa –bu İbn Yahyâ’dır–’dan, (o) Ebû Saîd’den (naklettiğine göre) şöyle demiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in yanında azil zikredildi. Şöyle buyurdu: "Sizden biri bunu neden yapıyor?" –İbn Ebî Ömer hadisinde şunu eklemiştir: (Resûlullah) "Sizden biri bunu yapmasın" dememiştir.– Her ikisi de (Kuteybe ve İbn Ebî Ömer) hadislerinde şunu nakletmiştir: "Yaratılmış hiçbir nefis yoktur ki onun yaratıcısı Allah olmasın." (Tirmizî) dedi ki: Bu konuda Câbir’den de hadis vardır. Ebû Îsâ dedi ki: Ebû Saîd hadisi hasen sahih bir hadistir. Ebû Saîd’den birçok yolla rivayet edilmiştir. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in ashabından ve diğerlerinden bir grup ilim ehli azli kerih görmüştür.

1139. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو سَلَمَةَ، يَحْيَى بْنُ خَلَفٍ حَدَّثَنَا بِشْرُ بْنُ الْمُفَضَّلِ، عَنْ خَالِدٍ الْحَذَّاءِ، عَنْ أَبِي قِلاَبَةَ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ لَوْ شِئْتُ أَنْ أَقُولَ، قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَلَكِنَّهُ قَالَ السُّنَّةُ إِذَا تَزَوَّجَ الرَّجُلُ الْبِكْرَ عَلَى امْرَأَتِهِ أَقَامَ عِنْدَهَا سَبْعًا وَإِذَا تَزَوَّجَ الثَّيِّبَ عَلَى امْرَأَتِهِ أَقَامَ عِنْدَهَا ثَلاَثًا ‏.‏ قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ أُمِّ سَلَمَةَ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ أَنَسٍ حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏ وَقَدْ رَفَعَهُ مُحَمَّدُ بْنُ إِسْحَاقَ عَنْ أَيُّوبَ عَنْ أَبِي قِلاَبَةَ عَنْ أَنَسٍ وَلَمْ يَرْفَعْهُ بَعْضُهُمْ ‏.‏ قَالَ وَالْعَمَلُ عَلَى هَذَا عِنْدَ بَعْضِ أَهْلِ الْعِلْمِ قَالُوا إِذَا تَزَوَّجَ الرَّجُلُ امْرَأَةً بِكْرًا عَلَى امْرَأَتِهِ أَقَامَ عِنْدَهَا سَبْعًا ثُمَّ قَسَمَ بَيْنَهُمَا بَعْدُ بِالْعَدْلِ وَإِذَا تَزَوَّجَ الثَّيِّبَ عَلَى امْرَأَتِهِ أَقَامَ عِنْدَهَا ثَلاَثًا ‏.‏ وَهُوَ قَوْلُ مَالِكٍ وَالشَّافِعِيِّ وَأَحْمَدَ وَإِسْحَاقَ ‏.‏ وَقَالَ بَعْضُ أَهْلِ الْعِلْمِ مِنَ التَّابِعِينَ إِذَا تَزَوَّجَ الْبِكْرَ عَلَى امْرَأَتِهِ أَقَامَ عِنْدَهَا ثَلاَثًا وَإِذَا تَزَوَّجَ الثَّيِّبَ أَقَامَ عِنْدَهَا لَيْلَتَيْنِ ‏.‏ وَالْقَوْلُ الأَوَّلُ أَصَحُّ ‏.‏

Bize Ebû Seleme Yahyâ b. Halef anlattı. Bize Bişr b. Mufaddal anlattı; Hâlid el-Hazzâ’dan, (o) Ebû Kılâbe’den, (o) Enes b. Mâlik’ten (naklettiğine göre) şöyle demiştir: "İstesem (bu sözü) Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem buyurdu, diyebilirdim ama (Enes şöyle dedi): Sünnet olan şudur: Kişi hanımının üzerine bakire bir kızla evlenirse, onun yanında yedi gün kalır. Eğer hanımının üzerine dul bir kadınla evlenirse, onun yanında üç gün kalır." (Tirmizî) dedi ki: Bu konuda Ümmü Seleme’den de hadis vardır. Ebû Îsâ dedi ki: Enes hadisi hasen sahih bir hadistir. Muhammed b. İshâk, Eyyûb’dan, (o) Ebû Kılâbe’den, (o) Enes’ten (naklederek) bu hadisi merfu (Nebi’ye dayandırılmış) olarak rivayet etmiştir. Bazıları ise merfu yapmamıştır. Bazı ilim ehli katında uygulama buna göredir. Onlar şöyle demişlerdir: Bir adam hanımının üzerine bakire bir kızla evlenirse, onun yanında yedi gün kalır, sonra aralarında adaletle taksim yapar. Eğer hanımının üzerine dul bir kadınla evlenirse, onun yanında üç gün kalır. Bu, Mâlik, Şâfiî, Ahmed ve İshâk’ın görüşüdür. Tâbiîn’den bazı ilim ehli ise şöyle demiştir: Bakire ile evlenirse yanında üç gün, dul ile evlenirse yanında iki gece kalır. Birinci görüş daha sahihtir.

1140. Hadis

حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عُمَرَ، حَدَّثَنَا بِشْرُ بْنُ السَّرِيِّ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ سَلَمَةَ، عَنْ أَيُّوبَ، عَنْ أَبِي قِلاَبَةَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ يَزِيدَ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم كَانَ يَقْسِمُ بَيْنَ نِسَائِهِ فَيَعْدِلُ وَيَقُولُ ‏"‏ اللَّهُمَّ هَذِهِ قِسْمَتِي فِيمَا أَمْلِكُ فَلاَ تَلُمْنِي فِيمَا تَمْلِكُ وَلاَ أَمْلِكُ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ عَائِشَةَ هَكَذَا رَوَاهُ غَيْرُ وَاحِدٍ عَنْ حَمَّادِ بْنِ سَلَمَةَ عَنْ أَيُّوبَ عَنْ أَبِي قِلاَبَةَ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ يَزِيدَ عَنْ عَائِشَةَ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم كَانَ يَقْسِمُ ‏.‏ وَرَوَاهُ حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ وَغَيْرُ وَاحِدٍ عَنْ أَيُّوبَ عَنْ أَبِي قِلاَبَةَ مُرْسَلاً أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم كَانَ يَقْسِمُ ‏.‏ وَهَذَا أَصَحُّ مِنْ حَدِيثِ حَمَّادِ بْنِ سَلَمَةَ ‏.‏ وَمَعْنَى قَوْلِهِ ‏"‏ لاَ تَلُمْنِي فِيمَا تَمْلِكُ وَلاَ أَمْلِكُ ‏"‏ ‏.‏ إِنَّمَا يَعْنِي بِهِ الْحُبَّ وَالْمَوَدَّةَ كَذَا فَسَّرَهُ بَعْضُ أَهْلِ الْعِلْمِ ‏.‏

Bize İbn Ebî Ömer anlattı. Bize Bişr b. es-Serî anlattı. Bize Hammâd b. Seleme anlattı; Eyyûb’dan, (o) Ebû Kılâbe’den, (o) Abdullah b. Yezîd’den, (o) Âişe’den (naklettiğine göre): Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem eşleri arasında taksim yapar ve adaletli davranırdı. Ve şöyle derdi: "Allah’ım! Bu, benim sahip olduğum (gücümün yettiği) konudaki taksimimdir. Sahip olduğun ama benim sahip olmadığım (kalp meyili gibi) konularda beni kınama." Ebû Îsâ dedi ki: Âişe hadisini Hammâd b. Seleme’den, (o) Eyyûb’dan, (o) Ebû Kılâbe’den, (o) Abdullah b. Yezîd’den, (o) Âişe’den birçok kişi bu şekilde rivayet etmiştir. Hammâd b. Zeyd ve birçok kişi ise bunu Eyyûb’dan, (o) Ebû Kılâbe’den mürsel olarak rivayet etmiştir: "Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem taksim yapardı..." (şeklinde). Bu (mürsel rivayet), Hammâd b. Seleme’nin hadisinden daha sahihtir. "Sahip olduğun ama benim sahip olmadığım konularda beni kınama" sözünün manası: Bazı ilim ehlinin tefsir ettiği üzere "sevgi ve muhabbet"tir.

1141. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ مَهْدِيٍّ، حَدَّثَنَا هَمَّامٌ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنِ النَّضْرِ بْنِ أَنَسٍ، عَنْ بَشِيرِ بْنِ نَهِيكٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ إِذَا كَانَ عِنْدَ الرَّجُلِ امْرَأَتَانِ فَلَمْ يَعْدِلْ بَيْنَهُمَا جَاءَ يَوْمَ الْقِيَامَةِ وَشِقُّهُ سَاقِطٌ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى وَإِنَّمَا أَسْنَدَ هَذَا الْحَدِيثَ هَمَّامُ بْنُ يَحْيَى عَنْ قَتَادَةَ ‏.‏ وَرَوَاهُ هِشَامٌ الدَّسْتَوَائِيُّ عَنْ قَتَادَةَ قَالَ كَانَ يُقَالُ ‏.‏ وَلاَ نَعْرِفُ هَذَا الْحَدِيثَ مَرْفُوعًا إِلاَّ مِنْ حَدِيثِ هَمَّامٍ ‏وَهَمَّامٌ ثِقَةٌ حَافِظٌ

Bize Muhammed b. Beşşâr anlattı. Bize Abdurrahman b. Mehdî anlattı. Bize Hemmâm anlattı; Katâde’den, (o) Nadr b. Enes’ten, (o) Beşîr b. Nehîk’ten, (o) Ebû Hureyre’den, (o da) Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den naklettiğine göre şöyle buyurmuştur: "Bir adamın nikâhında iki kadın bulunur da aralarında adaletli davranmazsa, kıyamet gününde (vücudunun) bir tarafı düşük (felçli) olarak gelir." Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadisi Hemmâm b. Yahyâ, Katâde’den isnad ederek (merfu olarak) rivayet etmiştir. Hişâm ed-Destevâî ise bunu Katâde’den, "Şöyle denilirdi..." diyerek (mevkuf olarak) rivayet etmiştir. Biz bu hadisin merfu olduğunu sadece Hemmâm’ın rivayetinden biliyoruz. Hemmâm sika (güvenilir) ve hafız (hadis hafızı) biridir.

1142. Hadis

حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ مَنِيعٍ، وَهَنَّادٌ، قَالاَ حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، عَنِ الْحَجَّاجِ، عَنْ عَمْرِو بْنِ شُعَيْبٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ جَدِّهِ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم رَدَّ ابْنَتَهُ زَيْنَبَ عَلَى أَبِي الْعَاصِي بْنِ الرَّبِيعِ بِمَهْرٍ جَدِيدٍ وَنِكَاحٍ جَدِيدٍ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ فِي إِسْنَادِهِ مَقَالٌ ‏.‏ وَالْعَمَلُ عَلَى هَذَا الْحَدِيثِ عِنْدَ أَهْلِ الْعِلْمِ أَنَّ الْمَرْأَةَ إِذَا أَسْلَمَتْ قَبْلَ زَوْجِهَا ثُمَّ أَسْلَمَ زَوْجُهَا وَهِيَ فِي الْعِدَّةِ أَنَّ زَوْجَهَا أَحَقُّ بِهَا مَا كَانَتْ فِي الْعِدَّةِ ‏.‏ وَهُوَ قَوْلُ مَالِكِ بْنِ أَنَسٍ وَالأَوْزَاعِيِّ وَالشَّافِعِيِّ وَأَحْمَدَ وَإِسْحَاقَ ‏.‏

Bize Ahmed b. Menî’ ve Hennâd anlattılar. Dediler ki: Bize Ebû Muâviye anlattı; Haccâc’dan, (o) Amr b. Şuayb’dan, (o) babasından, (o da) dedesinden (naklettiğine göre): Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, kızı Zeyneb’i Ebu’l-Âs b. er-Rabî’e yeni bir mehir ve yeni bir nikâhla geri verdi. Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadisin senedinde söz (tenkit) vardır. İlim ehli katında uygulama şöyledir: Kadın kocasından önce Müslüman olur, sonra kocası da (kadın) iddet içindeyken Müslüman olursa, kadın iddet süresi boyunca kocasının hakkı olmaya devam eder (nikâhları yenilenmeden devam eder). Bu, Mâlik b. Enes, Evzâî, Şâfiî, Ahmed ve İshâk’ın görüşüdür.

1143. Hadis

حَدَّثَنَا هَنَّادٌ، حَدَّثَنَا يُونُسُ بْنُ بُكَيْرٍ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ إِسْحَاقَ، قَالَ حَدَّثَنِي دَاوُدُ بْنُ الْحُصَيْنِ، عَنْ عِكْرِمَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ رَدَّ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ابْنَتَهُ زَيْنَبَ عَلَى أَبِي الْعَاصِي بْنِ الرَّبِيعِ بَعْدَ سِتِّ سِنِينَ بِالنِّكَاحِ الأَوَّلِ وَلَمْ يُحْدِثْ نِكَاحًا ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ لَيْسَ بِإِسْنَادِهِ بَأْسٌ وَلَكِنْ لاَ نَعْرِفُ وَجْهَ هَذَا الْحَدِيثِ وَلَعَلَّهُ قَدْ جَاءَ هَذَا مِنْ قِبَلِ دَاوُدَ بْنِ حُصَيْنٍ مِنْ قِبَلِ حِفْظِهِ ‏.‏

Bize Hennâd anlattı. Bize Yûnus b. Bükeyr anlattı; Muhammed b. İshâk’tan, (o) Dâvûd b. Husayn’dan, (o) İkrime’den, (o da) İbn Abbâs’tan (naklettiğine göre) şöyle demiştir: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem, kızı Zeyneb’i Ebu’l-Âs b. er-Rabî’e, altı sene sonra ilk nikâhla (yeni nikâh kıymadan) geri verdi ve yeni bir nikâh yapmadı. Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadisin isnadında bir beis yoktur. Ancak bu hadisin (içeriğinin nasıl sahih olabileceği) yönünü bilmiyoruz. Belki de bu durum Dâvûd b. Husayn’ın hafızasından kaynaklanmıştır (yanılmıştır).

1144. Hadis

حَدَّثَنَا يُوسُفُ بْنُ عِيسَى، قَالَ حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، قَالَ حَدَّثَنَا إِسْرَائِيلُ، عَنْ سِمَاكِ بْنِ حَرْبٍ، عَنْ عِكْرِمَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّ رَجُلاً، جَاءَ مُسْلِمًا عَلَى عَهْدِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم ثُمَّ جَاءَتِ امْرَأَتُهُ مُسْلِمَةً فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّهَا كَانَتْ أَسْلَمَتْ مَعِي فَرُدَّهَا عَلَىَّ ‏.‏ فَرَدَّهَا عَلَيْهِ ‏.‏ هَذَا حَدِيثٌ صَحِيحٌ ‏.‏ سَمِعْتُ عَبْدَ بْنَ حُمَيْدٍ، يَقُولُ سَمِعْتُ يَزِيدَ بْنَ هَارُونَ، يَذْكُرُ عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ إِسْحَاقَ، هَذَا الْحَدِيثَ وَحَدِيثَ الْحَجَّاجِ عَنْ عَمْرِو بْنِ شُعَيْبٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ جَدِّهِ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم رَدَّ ابْنَتَهُ زَيْنَبَ عَلَى أَبِي الْعَاصِي بِمَهْرٍ جَدِيدٍ وَنِكَاحٍ جَدِيدٍ ‏.‏ قَالَ يَزِيدُ بْنُ هَارُونَ حَدِيثُ ابْنِ عَبَّاسٍ أَجْوَدُ إِسْنَادًا ‏.‏ وَالْعَمَلُ عَلَى حَدِيثِ عَمْرِو بْنِ شُعَيْبٍ ‏.‏

Bize Yûsuf b. Îsâ anlattı; dedi ki: Bize Vekî’ anlattı; dedi ki: Bize İsrâîl anlattı; Simâk b. Harb’den, (o) İkrime’den, (o da) İbn Abbâs’tan (naklettiğine göre): Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem zamanında bir adam Müslüman olarak geldi. Sonra karısı da Müslüman olarak geldi. Adam: "Ey Allah’ın Resûlü! O da benimle birlikte Müslüman olmuştu, onu bana geri ver" dedi. (Resûlullah) kadını ona geri verdi. Bu, sahih bir hadistir. Abd b. Humeyd’i şöyle derken işittim: Yezîd b. Hârûn’u, Muhammed b. İshâk’tan bu hadisi ve Haccâc’ın Amr b. Şuayb’dan, (o) babasından, (o) dedesinden (rivayet ettiği) Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in kızı Zeyneb’i Ebu’l-Âs’a yeni bir mehir ve yeni bir nikâhla geri verdiği hadisini zikrederken işittim. Yezîd b. Hârûn dedi ki: "İbn Abbâs hadisinin isnadı daha sağlamdır. Ancak uygulama Amr b. Şuayb hadisine göredir."

1145. Hadis

حَدَّثَنَا مَحْمُودُ بْنُ غَيْلاَنَ، حَدَّثَنَا زَيْدُ بْنُ الْحُبَابِ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ عَلْقَمَةَ، عَنِ ابْنِ مَسْعُودٍ، أَنَّهُ سُئِلَ عَنْ رَجُلٍ، تَزَوَّجَ امْرَأَةً وَلَمْ يَفْرِضْ لَهَا صَدَاقًا وَلَمْ يَدْخُلْ بِهَا حَتَّى مَاتَ ‏.‏ فَقَالَ ابْنُ مَسْعُودٍ لَهَا مِثْلُ صَدَاقِ نِسَائِهَا لاَ وَكْسَ وَلاَ شَطَطَ وَعَلَيْهَا الْعِدَّةُ وَلَهَا الْمِيرَاثُ ‏.‏ فَقَامَ مَعْقِلُ بْنُ سِنَانٍ الأَشْجَعِيُّ فَقَالَ قَضَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي بِرْوَعَ بِنْتِ وَاشِقٍ امْرَأَةٍ مِنَّا مِثْلَ الَّذِي قَضَيْتَ ‏.‏ فَفَرِحَ بِهَا ابْنُ مَسْعُودٍ ‏.‏ قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنِ الْجَرَّاحِ ‏.‏ حَدَّثَنَا الْحَسَنُ بْنُ عَلِيٍّ الْخَلاَّلُ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ هَارُونَ، وَعَبْدُ الرَّزَّاقِ، كِلاَهُمَا عَنْ سُفْيَانَ، عَنْ مَنْصُورٍ، نَحْوَهُ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ ابْنِ مَسْعُودٍ حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ وَقَدْ رُوِيَ عَنْهُ، مِنْ غَيْرِ وَجْهٍ ‏.‏ وَالْعَمَلُ عَلَى هَذَا عِنْدَ بَعْضِ أَهْلِ الْعِلْمِ مِنْ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَغَيْرِهِمْ وَبِهِ يَقُولُ الثَّوْرِيُّ وَأَحْمَدُ وَإِسْحَاقُ ‏.‏ وَقَالَ بَعْضُ أَهْلِ الْعِلْمِ مِنْ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم مِنْهُمْ عَلِيُّ بْنُ أَبِي طَالِبٍ وَزَيْدُ بْنُ ثَابِتٍ وَابْنُ عَبَّاسٍ وَابْنُ عُمَرَ إِذَا تَزَوَّجَ الرَّجُلُ الْمَرْأَةَ وَلَمْ يَدْخُلْ بِهَا وَلَمْ يَفْرِضْ لَهَا صَدَاقًا حَتَّى مَاتَ قَالُوا لَهَا الْمِيرَاثُ وَلاَ صَدَاقَ لَهَا وَعَلَيْهَا الْعِدَّةُ ‏.‏ وَهُوَ قَوْلُ الشَّافِعِيِّ قَالَ لَوْ ثَبَتَ حَدِيثُ بِرْوَعَ بِنْتِ وَاشِقٍ لَكَانَتِ الْحُجَّةُ فِيمَا رُوِيَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم ‏.‏ وَرُوِيَ عَنِ الشَّافِعِيِّ أَنَّهُ رَجَعَ بِمِصْرَ بَعْدُ عَنْ هَذَا الْقَوْلِ وَقَالَ بِحَدِيثِ بِرْوَعَ بِنْتِ وَاشِقٍ ‏.‏

Bize Mahmûd b. Ğaylân anlattı. Bize Zeyd b. Hubâb anlattı. Bize Süfyân anlattı; Mansûr’dan, (o) İbrâhîm’den, (o) Alkame’den, (o da) İbn Mes’ûd’dan (naklettiğine göre); kendisine, bir kadınla evlenen, ona mehir belirlemeyen ve onunla gerdeğe girmeden ölen bir adam hakkında soruldu. İbn Mes’ûd şöyle dedi: "Ona (kadına), emsali kadınların mehri kadar mehir (mehri misil) vardır; ne eksik ne fazla. (Ayrıca) onun iddet beklemesi gerekir ve mirastan payı da vardır." Bunun üzerine Ma’kıl b. Sinân el-Eşcaî kalktı ve şöyle dedi: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, bizden bir kadın olan Birva’ bt. Vâşık hakkında senin hükmettiğinin aynısıyla hükmetti." İbn Mes’ûd buna çok sevindi. (Tirmizî) dedi ki: Bu konuda Cerrâh’tan da hadis vardır. Bize Hasan b. Alî el-Hallâl anlattı. Bize Yezîd b. Hârûn ve Abdürrezzâk anlattı; her ikisi de Süfyân’dan, (o) Mansûr’dan bu hadisin benzerini rivayet etti. Ebû Îsâ dedi ki: İbn Mes’ûd hadisi hasen sahih bir hadistir. Ondan birçok yolla rivayet edilmiştir. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in ashabından ve diğerlerinden bazı ilim ehli katında uygulama buna göredir. Sevrî, Ahmed ve İshâk da bu görüştedir. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in ashabından Alî b. Ebî Tâlib, Zeyd b. Sâbit, İbn Abbâs ve İbn Ömer dahil bazı ilim ehli ise şöyle demiştir: Bir adam bir kadınla evlenir, onunla gerdeğe girmeden ve mehir belirlemeden ölürse, kadın için miras vardır ancak mehir yoktur; ayrıca iddet beklemesi gerekir. Şâfiî’nin görüşü de budur. O (önceleri) şöyle demişti: "Eğer Birva’ bt. Vâşık hadisi sabitse (sahihse), Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den rivayet edilen bu delil geçerlidir." Şâfiî’nin daha sonra Mısır’da bu (eski) görüşünden döndüğü ve Birva’ bt. Vâşık hadisini benimsediği rivayet edilmiştir.