149. Hadis
حَدَّثَنَا هَنَّادُ بْنُ السَّرِيِّ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ أَبِي الزِّنَادِ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ الْحَارِثِ بْنِ عَيَّاشِ بْنِ أَبِي رَبِيعَةَ، عَنْ حَكِيمِ بْنِ حَكِيمٍ، وَهُوَ ابْنُ عَبَّادِ بْنِ حُنَيْفٍ أَخْبَرَنِي نَافِعُ بْنُ جُبَيْرِ بْنِ مُطْعِمٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي ابْنُ عَبَّاسٍ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " أَمَّنِي جِبْرِيلُ عَلَيْهِ السَّلاَمُ عِنْدَ الْبَيْتِ مَرَّتَيْنِ فَصَلَّى الظُّهْرَ فِي الأُولَى مِنْهُمَا حِينَ كَانَ الْفَىْءُ مِثْلَ الشِّرَاكِ ثُمَّ صَلَّى الْعَصْرَ حِينَ كَانَ كُلُّ شَيْءٍ مِثْلَ ظِلِّهِ ثُمَّ صَلَّى الْمَغْرِبَ حِينَ وَجَبَتِ الشَّمْسُ وَأَفْطَرَ الصَّائِمُ ثُمَّ صَلَّى الْعِشَاءَ حِينَ غَابَ الشَّفَقُ ثُمَّ صَلَّى الْفَجْرَ حِينَ بَرَقَ الْفَجْرُ وَحَرُمَ الطَّعَامُ عَلَى الصَّائِمِ . وَصَلَّى الْمَرَّةَ الثَّانِيَةَ الظُّهْرَ حِينَ كَانَ ظِلُّ كُلِّ شَيْءٍ مِثْلَهُ لِوَقْتِ الْعَصْرِ بِالأَمْسِ ثُمَّ صَلَّى الْعَصْرَ حِينَ كَانَ ظِلُّ كُلِّ شَيْءٍ مِثْلَيْهِ ثُمَّ صَلَّى الْمَغْرِبَ لِوَقْتِهِ الأَوَّلِ ثُمَّ صَلَّى الْعِشَاءَ الآخِرَةَ حِينَ ذَهَبَ ثُلُثُ اللَّيْلِ ثُمَّ صَلَّى الصُّبْحَ حِينَ أَسْفَرَتِ الأَرْضُ ثُمَّ الْتَفَتَ إِلَىَّ جِبْرِيلُ فَقَالَ يَا مُحَمَّدُ هَذَا وَقْتُ الأَنْبِيَاءِ مِنْ قَبْلِكَ . وَالْوَقْتُ فِيمَا بَيْنَ هَذَيْنِ الْوَقْتَيْنِ " . قَالَ أَبُو عِيسَى وَفِي الْبَابِ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ وَبُرَيْدَةَ وَأَبِي مُوسَى وَأَبِي مَسْعُودٍ الأَنْصَارِيِّ وَأَبِي سَعِيدٍ وَجَابِرٍ وَعَمْرِو بْنِ حَزْمٍ وَالْبَرَاءِ وَأَنَسٍ .
Bize Hennâd b. es-Serî anlattı; bize Abdurrahman b. Ebî’z-Zinâd, Abdurrahman b. el-Hâris b. Ayyâş b. Ebî Rebîa’dan anlattı; O Hakîm b. Hakîm’den -ki kendisi Abbâd b. Huneyf’in oğludur-; [Hakîm] dedi ki: Bana Nâfi’ b. Cübeyr b. Mut’im haber verdi; dedi ki: Bana İbn Abbâs haber verdi; Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Cebrail aleyhisselâm Beytullah’ın yanında bana iki kere imamlık yaptı. Bunlardan birincisinde; gölge bir ayakkabı bağı kadar olduğu sırada öğle namazını kıldırdı. Sonra her şeyin gölgesi kendi misli (kadar) olduğu sırada ikindi namazını kıldırdı. Sonra güneşin battığı ve oruçlunun iftar ettiği sırada akşam namazını kıldırdı. Sonra şafağın kaybolduğu sırada yatsı namazını kıldırdı. Sonra fecrin aydınlandığı ve oruçluya yemeğin haram olduğu sırada sabah namazını kıldırdı. İkinci defasında ise; öğle namazını her şeyin gölgesi kendi misli kadar -yani dünkü ikindi vaktinde- olduğu sırada kıldırdı. Sonra ikindi namazını her şeyin gölgesi iki misli olduğu sırada kıldırdı. Sonra akşam namazını yine önceki vaktinde kıldırdı. Sonra yatsı (yatsı-i âhire) namazını gecenin üçte biri geçtiği sırada kıldırdı. Sonra sabah (subh) namazını yer (ortalık) ağardığı sırada kıldırdı. Sonra Cebrail bana döndü ve: ‘Ey Muhammed! Bu (vakitler) senden önceki peygamberlerin vaktidir. (Namazın) vakti de işte bu iki vaktin arasıdır’ dedi.” Ebu İsa dedi ki: Bu konuda Ebu Hüreyre, Büreyde, Ebu Mûsâ, Ebu Mes’ûd el-Ensârî, Ebu Saîd, Câbir, Amr b. Hazm, el-Berâ ve Enes’ten de [hadis] rivayet edilmiştir.