149. Hadis
حَدَّثَنَا هَنَّادُ بْنُ السَّرِيِّ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ أَبِي الزِّنَادِ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ الْحَارِثِ بْنِ عَيَّاشِ بْنِ أَبِي رَبِيعَةَ، عَنْ حَكِيمِ بْنِ حَكِيمٍ، وَهُوَ ابْنُ عَبَّادِ بْنِ حُنَيْفٍ أَخْبَرَنِي نَافِعُ بْنُ جُبَيْرِ بْنِ مُطْعِمٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي ابْنُ عَبَّاسٍ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " أَمَّنِي جِبْرِيلُ عَلَيْهِ السَّلاَمُ عِنْدَ الْبَيْتِ مَرَّتَيْنِ فَصَلَّى الظُّهْرَ فِي الأُولَى مِنْهُمَا حِينَ كَانَ الْفَىْءُ مِثْلَ الشِّرَاكِ ثُمَّ صَلَّى الْعَصْرَ حِينَ كَانَ كُلُّ شَيْءٍ مِثْلَ ظِلِّهِ ثُمَّ صَلَّى الْمَغْرِبَ حِينَ وَجَبَتِ الشَّمْسُ وَأَفْطَرَ الصَّائِمُ ثُمَّ صَلَّى الْعِشَاءَ حِينَ غَابَ الشَّفَقُ ثُمَّ صَلَّى الْفَجْرَ حِينَ بَرَقَ الْفَجْرُ وَحَرُمَ الطَّعَامُ عَلَى الصَّائِمِ . وَصَلَّى الْمَرَّةَ الثَّانِيَةَ الظُّهْرَ حِينَ كَانَ ظِلُّ كُلِّ شَيْءٍ مِثْلَهُ لِوَقْتِ الْعَصْرِ بِالأَمْسِ ثُمَّ صَلَّى الْعَصْرَ حِينَ كَانَ ظِلُّ كُلِّ شَيْءٍ مِثْلَيْهِ ثُمَّ صَلَّى الْمَغْرِبَ لِوَقْتِهِ الأَوَّلِ ثُمَّ صَلَّى الْعِشَاءَ الآخِرَةَ حِينَ ذَهَبَ ثُلُثُ اللَّيْلِ ثُمَّ صَلَّى الصُّبْحَ حِينَ أَسْفَرَتِ الأَرْضُ ثُمَّ الْتَفَتَ إِلَىَّ جِبْرِيلُ فَقَالَ يَا مُحَمَّدُ هَذَا وَقْتُ الأَنْبِيَاءِ مِنْ قَبْلِكَ . وَالْوَقْتُ فِيمَا بَيْنَ هَذَيْنِ الْوَقْتَيْنِ " . قَالَ أَبُو عِيسَى وَفِي الْبَابِ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ وَبُرَيْدَةَ وَأَبِي مُوسَى وَأَبِي مَسْعُودٍ الأَنْصَارِيِّ وَأَبِي سَعِيدٍ وَجَابِرٍ وَعَمْرِو بْنِ حَزْمٍ وَالْبَرَاءِ وَأَنَسٍ .
Bize Hennâd b. es-Serî anlattı; bize Abdurrahman b. Ebî’z-Zinâd, Abdurrahman b. el-Hâris b. Ayyâş b. Ebî Rebîa’dan anlattı; O Hakîm b. Hakîm’den -ki kendisi Abbâd b. Huneyf’in oğludur-; [Hakîm] dedi ki: Bana Nâfi’ b. Cübeyr b. Mut’im haber verdi; dedi ki: Bana İbn Abbâs haber verdi; Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Cebrail aleyhisselâm Beytullah’ın yanında bana iki kere imamlık yaptı. Bunlardan birincisinde; gölge bir ayakkabı bağı kadar olduğu sırada öğle namazını kıldırdı. Sonra her şeyin gölgesi kendi misli (kadar) olduğu sırada ikindi namazını kıldırdı. Sonra güneşin battığı ve oruçlunun iftar ettiği sırada akşam namazını kıldırdı. Sonra şafağın kaybolduğu sırada yatsı namazını kıldırdı. Sonra fecrin aydınlandığı ve oruçluya yemeğin haram olduğu sırada sabah namazını kıldırdı. İkinci defasında ise; öğle namazını her şeyin gölgesi kendi misli kadar -yani dünkü ikindi vaktinde- olduğu sırada kıldırdı. Sonra ikindi namazını her şeyin gölgesi iki misli olduğu sırada kıldırdı. Sonra akşam namazını yine önceki vaktinde kıldırdı. Sonra yatsı (yatsı-i âhire) namazını gecenin üçte biri geçtiği sırada kıldırdı. Sonra sabah (subh) namazını yer (ortalık) ağardığı sırada kıldırdı. Sonra Cebrail bana döndü ve: ‘Ey Muhammed! Bu (vakitler) senden önceki peygamberlerin vaktidir. (Namazın) vakti de işte bu iki vaktin arasıdır’ dedi.” Ebu İsa dedi ki: Bu konuda Ebu Hüreyre, Büreyde, Ebu Mûsâ, Ebu Mes’ûd el-Ensârî, Ebu Saîd, Câbir, Amr b. Hazm, el-Berâ ve Enes’ten de [hadis] rivayet edilmiştir.
150. Hadis
أَخْبَرَنِي أَحْمَدُ بْنُ مُحَمَّدِ بْنِ مُوسَى، أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ الْمُبَارَكِ، أَخْبَرَنَا حُسَيْنُ بْنُ عَلِيِّ بْنِ حُسَيْنٍ، أَخْبَرَنِي وَهْبُ بْنُ كَيْسَانَ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " أَمَّنِي جِبْرِيلُ " . فَذَكَرَ نَحْوَ حَدِيثِ ابْنِ عَبَّاسٍ بِمَعْنَاهُ . وَلَمْ يَذْكُرْ فِيهِ " لِوَقْتِ الْعَصْرِ بِالأَمْسِ " . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ غَرِيبٌ . وَحَدِيثُ ابْنِ عَبَّاسٍ حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ . وَقَالَ مُحَمَّدٌ أَصَحُّ شَيْءٍ فِي الْمَوَاقِيتِ حَدِيثُ جَابِرٍ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم . قَالَ وَحَدِيثُ جَابِرٍ فِي الْمَوَاقِيتِ قَدْ رَوَاهُ عَطَاءُ بْنُ أَبِي رَبَاحٍ وَعَمْرُو بْنُ دِينَارٍ وَأَبُو الزُّبَيْرِ عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم نَحْوَ حَدِيثِ وَهْبِ بْنِ كَيْسَانَ عَنْ جَابِرٍ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم .
Bize Ahmed b. Muhammed b. Mûsâ haber verdi; bize Abdullah b. el-Mübârek haber verdi; bize Hüseyn b. Ali b. Hüseyn haber verdi; bana Vehb b. Keysân haber verdi; O Câbir b. Abdullah’tan; O da Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’den [naklederek] anlattı: “[Cebrail] bana imamlık yaptı” dedi ve sonrasında İbn Abbâs’ın hadisinin bir benzerini manasıyla zikretti. Ancak bu (rivayette) ‘dünkü ikindi vaktinde’ ifadesini zikretmedi. Ebu İsa dedi ki: Bu hadis hasen sahih gariptir. İbn Abbâs’ın hadisi de hasen sahihtir. Muhammed (Buhârî): ‘(Namaz) vakitleri hakkında (nakledilen rivayetlerin) en sahihi, Câbir b. Abdullah’ın Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem’den olan hadisidir’ demiştir. [Ebu İsa] dedi ki: Câbir’in vakitler hakkındaki hadisini Atâ b. Ebî Rebâh, Amr b. Dînâr ve Ebu’z-Zübeyr de Câbir b. Abdullah’tan; O da Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem’den, Vehb b. Keysân’ın Câbir rivayetine benzer şekilde rivayet etmişlerdir.
151. Hadis
حَدَّثَنَا هَنَّادٌ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ فُضَيْلٍ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِنَّ لِلصَّلاَةِ أَوَّلاً وَآخِرًا وَإِنَّ أَوَّلَ وَقْتِ صَلاَةِ الظُّهْرِ حِينَ تَزُولُ الشَّمْسُ وَآخِرَ وَقْتِهَا حِينَ يَدْخُلُ وَقْتُ الْعَصْرِ وَإِنَّ أَوَّلَ وَقْتِ صَلاَةِ الْعَصْرِ حِينَ يَدْخُلُ وَقْتُهَا وَإِنَّ آخِرَ وَقْتِهَا حِينَ تَصْفَرُّ الشَّمْسُ وَإِنَّ أَوَّلَ وَقْتِ الْمَغْرِبِ حِينَ تَغْرُبُ الشَّمْسُ وَإِنَّ آخِرَ وَقْتِهَا حِينَ يَغِيبُ الأُفُقُ وَإِنَّ أَوَّلَ وَقْتِ الْعِشَاءِ الآخِرَةِ حِينَ يَغِيبُ الأُفُقُ وَإِنَّ آخِرَ وَقْتِهَا حِينَ يَنْتَصِفُ اللَّيْلُ وَإِنَّ أَوَّلَ وَقْتِ الْفَجْرِ حِينَ يَطْلُعُ الْفَجْرُ وَإِنَّ آخِرَ وَقْتِهَا حِينَ تَطْلُعُ الشَّمْسُ " . قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو . قَالَ أَبُو عِيسَى وَسَمِعْتُ مُحَمَّدًا يَقُولُ حَدِيثُ الأَعْمَشِ عَنْ مُجَاهِدٍ فِي الْمَوَاقِيتِ أَصَحُّ مِنْ حَدِيثِ مُحَمَّدِ بْنِ فُضَيْلٍ عَنِ الأَعْمَشِ وَحَدِيثُ مُحَمَّدِ بْنِ فُضَيْلٍ خَطَأٌ أَخْطَأَ فِيهِ مُحَمَّدُ بْنُ فُضَيْلٍ . حَدَّثَنَا هَنَّادٌ حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ الْفَزَارِيِّ عَنِ الأَعْمَشِ عَنْ مُجَاهِدٍ قَالَ كَانَ يُقَالُ إِنَّ لِلصَّلاَةِ أَوَّلاً وَآخِرًا فَذَكَرَ نَحْوَ حَدِيثِ مُحَمَّدِ بْنِ فُضَيْلٍ عَنِ الأَعْمَشِ نَحْوَهُ بِمَعْنَاهُ .
Bize Hennâd anlattı; bize Muhammed b. Fudayl, el-A’meş’ten; O Ebu Sâlih’ten; O da Ebu Hüreyre’den [naklederek] anlattı: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Şüphesiz namazın bir başlangıç vakti ve bir de sonu vardır. Öğle namazının ilk vakti güneşin (tepe noktasından) batıya meylettiği (zevâl) vakit, son vakti ise ikindi vaktinin girdiği zamandır. İkindi namazının ilk vakti kendi vaktinin girdiği zaman, son vakti ise güneşin sarardığı zamandır. Akşam namazının ilk vakti güneşin battığı zaman, son vakti ise ufuktaki (kızıllığın) kaybolduğu zamandır. Yatsı namazının (yatsı-i âhire) ilk vakti ufuktaki kızıllığın kaybolduğu zaman, son vakti ise gecenin yarısı olduğu zamandır. Sabah (fecr) namazının ilk vakti tan yerinin ağardığı (fecr) zaman, son vakti ise güneşin doğduğu zamandır.” [Ebu İsa] dedi ki: Bu konuda Abdullah b. Amr’dan da [hadis] rivayet edilmiştir. Ebu İsa dedi ki: Muhammed’i (Buhârî’yi) şöyle derken işittim: ‘el-A’meş’in Mücâhid’den naklettiği vakitler hakkındaki hadis, Muhammed b. Fudayl’ın el-A’meş rivayetinden daha sahihtir. Muhammed b. Fudayl’ın hadisi bir hatadır; Muhammed b. Fudayl bu rivayette yanılmıştır.’ (Nitekim) bize Hennâd anlattı; bize Ebu Üsâme, Ebu İshâk el-Fezârî’den; O el-A’meş’ten; O da Mücâhid’den [naklederek] dedi ki: ‘(Şöyle) denilirdi: Şüphesiz namazın bir başlangıcı ve bir de sonu vardır’ ve sonrasında Muhammed b. Fudayl’ın el-A’meş’ten olan hadisinin bir benzerini manasıyla zikretti.
152. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ مَنِيعٍ، وَالْحَسَنُ بْنُ الصَّبَّاحِ الْبَزَّارُ، وَأَحْمَدُ بْنُ مُحَمَّدِ بْنِ مُوسَى الْمَعْنَى، وَاحِدٌ، قَالُوا حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ يُوسُفَ الأَزْرَقُ، عَنْ سُفْيَانَ الثَّوْرِيِّ، عَنْ عَلْقَمَةَ بْنِ مَرْثَدٍ، عَنْ سُلَيْمَانَ بْنِ بُرَيْدَةَ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ أَتَى النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم رَجُلٌ فَسَأَلَهُ عَنْ مَوَاقِيتِ الصَّلاَةِ فَقَالَ " أَقِمْ مَعَنَا إِنْ شَاءَ اللَّهُ " . فَأَمَرَ بِلاَلاً فَأَقَامَ حِينَ طَلَعَ الْفَجْرُ ثُمَّ أَمَرَهُ فَأَقَامَ حِينَ زَالَتِ الشَّمْسُ فَصَلَّى الظُّهْرَ ثُمَّ أَمَرَهُ فَأَقَامَ فَصَلَّى الْعَصْرَ وَالشَّمْسُ بَيْضَاءُ مُرْتَفِعَةٌ ثُمَّ أَمَرَهُ بِالْمَغْرِبِ حِينَ وَقَعَ حَاجِبُ الشَّمْسِ ثُمَّ أَمَرَهُ بِالْعِشَاءِ فَأَقَامَ حِينَ غَابَ الشَّفَقُ ثُمَّ أَمَرَهُ مِنَ الْغَدِ فَنَوَّرَ بِالْفَجْرِ ثُمَّ أَمَرَهُ بِالظُّهْرِ فَأَبْرَدَ وَأَنْعَمَ أَنْ يُبْرِدَ ثُمَّ أَمَرَهُ بِالْعَصْرِ فَأَقَامَ وَالشَّمْسُ آخِرَ وَقْتِهَا فَوْقَ مَا كَانَتْ ثُمَّ أَمَرَهُ فَأَخَّرَ الْمَغْرِبَ إِلَى قُبَيْلِ أَنْ يَغِيبَ الشَّفَقُ ثُمَّ أَمَرَهُ بِالْعِشَاءِ فَأَقَامَ حِينَ ذَهَبَ ثُلُثُ اللَّيْلِ ثُمَّ قَالَ " أَيْنَ السَّائِلُ عَنْ مَوَاقِيتِ الصَّلاَةِ " . فَقَالَ الرَّجُلُ أَنَا . فَقَالَ " مَوَاقِيتُ الصَّلاَةِ كَمَا بَيْنَ هَذَيْنِ " . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ غَرِيبٌ صَحِيحٌ . قَالَ وَقَدْ رَوَاهُ شُعْبَةُ عَنْ عَلْقَمَةَ بْنِ مَرْثَدٍ أَيْضًا .
Bize Ahmed b. Menî’, el-Hasan b. es-Sabbâh el-Bezzâr ve Ahmed b. Muhammed b. Mûsâ anlattı; (lafızları) birdir. Dediler ki: Bize İshâk b. Yûsuf el-Ezrak, Süfyân es-Sevrî’den anlattı; O Alkame b. Mersed’den; O Süleyman b. Büreyde’den; O da babasından [naklederek] anlattı: Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem’e bir adam gelip namaz vakitlerini sordu. [Efendimiz]: “İnşallah bizimle beraber kal (namazları kıl)” buyurdu. (Sonra) Bilal’e emretti; o da tan yeri ağardığında (fecr) kamet getirdi. Sonra güneş batıya meyledince (zevâl) emretti; o da kamet getirdi ve öğle namazını kıldırdı. Sonra güneş henüz beyaz ve yüksekte iken emretti; (Bilal) kamet getirdi ve ikindi namazını kıldırdı. Sonra güneşin (üst) kenarı battığı sırada akşam namazı için emretti. Sonra şafağın kaybolduğu sırada yatsı için emretti; (Bilal) kamet getirdi. Ertesi gün (sabah namazı için) emretti; sabah namazını ortalık iyice aydınlandığında kıldırdı. Sonra öğle için emretti; havayı serinletti (namazı geciktirdi) ve serinletmeyi de iyice yaptı. Sonra ikindi için emretti; (Bilal) kamet getirdi, o sırada güneş (kendi vaktinin) sonunda ama hala beyazdı (henüz sararmamıştı). Sonra akşam namazını şafağın kaybolmasına az bir zaman kalana dek geciktirerek (kılmasını) emretti. Sonra yatsı namazı için emretti; gecenin üçte biri geçtiği sırada kamet getirdi. Sonra: “Namaz vakitlerini soran kimse nerede?” diye sordu. Adam: ‘Benim’ deyince [Efendimiz]: “Namaz vakitleri, işte şu (iki günkü) vakitlerin arasıdır” buyurdu. Ebu İsa dedi ki: Bu hadis hasen garip sahihtir. [Ebu İsa] dedi ki: Bunu Şu’be de Alkame b. Mersed’den rivayet etmiştir.
153. Hadis
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، عَنْ مَالِكِ بْنِ أَنَسٍ، قَالَ وَحَدَّثَنَا الأَنْصَارِيُّ، حَدَّثَنَا مَعْنٌ، حَدَّثَنَا مَالِكٌ، عَنْ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ، عَنْ عَمْرَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ إِنْ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لَيُصَلِّي الصُّبْحَ فَيَنْصَرِفُ النِّسَاءُ قَالَ الأَنْصَارِيُّ فَيَمُرُّ النِّسَاءُ مُتَلَفِّفَاتٍ بِمُرُوطِهِنَّ مَا يُعْرَفْنَ مِنَ الْغَلَسِ . وَقَالَ قُتَيْبَةُ مُتَلَفِّعَاتٍ . قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنِ ابْنِ عُمَرَ وَأَنَسٍ وَقَيْلَةَ بِنْتِ مَخْرَمَةَ . قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ عَائِشَةَ حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ . وَقَدْ رَوَاهُ الزُّهْرِيُّ عَنْ عُرْوَةَ عَنْ عَائِشَةَ نَحْوَهُ . وَهُوَ الَّذِي اخْتَارَهُ غَيْرُ وَاحِدٍ مِنْ أَهْلِ الْعِلْمِ مِنْ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم مِنْهُمْ أَبُو بَكْرٍ وَعُمَرُ وَمَنْ بَعْدَهُمْ مِنَ التَّابِعِينَ وَبِهِ يَقُولُ الشَّافِعِيُّ وَأَحْمَدُ وَإِسْحَاقُ يَسْتَحِبُّونَ التَّغْلِيسَ بِصَلاَةِ الْفَجْرِ .
Bize Kuteybe, Mâlik b. Enes’ten anlattı; [Efendimiz] dedi ki: (Ravi devamla) bize el-Ensârî anlattı; bize Ma’n anlattı; bize Mâlik, Yahyâ b. Saîd’den; O Amre’den; O da Âişe’den [naklederek] anlattı: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem sabah namazını kıldırırdı da, (namazdan sonra) kadınlar dönerdi. el-Ensârî dedi ki: Kadınlar bürümceklerine (dış elbiselerine) bürünmüş oldukları halde geçerlerdi; ortalığın karanlığından (galas) tanınmazlardı. Kuteybe (rivayetinde) ‘mütellefiât’ (bürünmüşler) demiştir. [Ebu İsa] dedi ki: Bu konuda İbn Ömer, Enes ve Kayle bint Mahreme’den de [hadis] rivayet edilmiştir. Ebu İsa dedi ki: Âişe’nin hadisi hasen sahihtir. Bunu ez-Zührî de Urve’den; O da Âişe’den bu şekilde rivayet etmiştir. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem’in ashabından Ebu Bekir, Ömer ve onlardan sonraki tâbiînden pek çok ilim ehlinin tercihi de budur. eş-Şâfiî, Ahmed ve İshâk da bu görüşte olup sabah namazının ortalık henüz karanlıkken (galas) kılınmasını müstehap görmüşlerdir.
154. Hadis
حَدَّثَنَا هَنَّادٌ، حَدَّثَنَا عَبْدَةُ، - هُوَ ابْنُ سُلَيْمَانَ - عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ إِسْحَاقَ، عَنْ عَاصِمِ بْنِ عُمَرَ بْنِ قَتَادَةَ، عَنْ مَحْمُودِ بْنِ لَبِيدٍ، عَنْ رَافِعِ بْنِ خَدِيجٍ، قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " أَسْفِرُوا بِالْفَجْرِ فَإِنَّهُ أَعْظَمُ لِلأَجْرِ " . قَالَ وَقَدْ رَوَى شُعْبَةُ وَالثَّوْرِيُّ هَذَا الْحَدِيثَ عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ إِسْحَاقَ . قَالَ وَرَوَاهُ مُحَمَّدُ بْنُ عَجْلاَنَ أَيْضًا عَنْ عَاصِمِ بْنِ عُمَرَ بْنِ قَتَادَةَ . قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ أَبِي بَرْزَةَ الأَسْلَمِيِّ وَجَابِرٍ وَبِلاَلٍ . قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ رَافِعِ بْنِ خَدِيجٍ حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ . وَقَدْ رَأَى غَيْرُ وَاحِدٍ مِنْ أَهْلِ الْعِلْمِ مِنْ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَالتَّابِعِينَ الإِسْفَارَ بِصَلاَةِ الْفَجْرِ . وَبِهِ يَقُولُ سُفْيَانُ الثَّوْرِيُّ . وَقَالَ الشَّافِعِيُّ وَأَحْمَدُ وَإِسْحَاقُ مَعْنَى الإِسْفَارِ أَنْ يَضِحَ الْفَجْرُ فَلاَ يُشَكَّ فِيهِ وَلَمْ يَرَوْا أَنَّ مَعْنَى الإِسْفَارِ تَأْخِيرُ الصَّلاَةِ .
Bize Hennâd anlattı; bize Abde -ki kendisi İbn Süleyman’dır-, Muhammed b. İshâk’tan; O Âsım b. Ömer b. Katâde’den; O Mahmûd b. Lebîd’den; O da Râfi’ b. Hadîc’den [naklederek] anlattı: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’i şöyle buyururken işittim: “Sabah namazını ortalık aydınlandığında (isfâr) kılın; zira bu (durum), sevap bakımından daha büyüktür.” [Ebu İsa] dedi ki: Şu’be ve es-Sevrî de bu hadisi Muhammed b. İshâk’tan rivayet etmişlerdir. Muhammed b. Ajlân da bu hadisi Âsım b. Ömer b. Katâde’den rivayet etmiştir. Bu konuda Ebu Berze el-Eslemî, Câbir ve Bilal’den de [hadis] rivayet edilmiştir. Ebu İsa dedi ki: Râfi’ b. Hadîc’in hadisi hasen sahihtir. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem’in ashabından ve tâbiînden pek çok ilim ehli sabah namazının ortalık aydınlandığında (isfâr) kılınması görüşündedir; Süfyân es-Sevrî de bu görüştedir. eş-Şâfiî, Ahmed ve İshâk ise: ‘İsfârın manası, tan yerinin (fecr) şüpheye yer bırakmayacak şekilde netleşmesidir’ demişler; isfârın namazın geciktirilmesi manasına geldiğini kabul etmemişlerdir.
155. Hadis
حَدَّثَنَا هَنَّادُ بْنُ السَّرِيِّ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنْ حَكِيمِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، عَنِ الأَسْوَدِ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ مَا رَأَيْتُ أَحَدًا كَانَ أَشَدَّ تَعْجِيلاً لِلظُّهْرِ مِنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَلاَ مِنْ أَبِي بَكْرٍ وَلاَ مِنْ عُمَرَ . قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ وَخَبَّابٍ وَأَبِي بَرْزَةَ وَابْنِ مَسْعُودٍ وَزَيْدِ بْنِ ثَابِتٍ وَأَنَسٍ وَجَابِرِ بْنِ سَمُرَةَ . قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ عَائِشَةَ حَدِيثٌ حَسَنٌ . وَهُوَ الَّذِي اخْتَارَهُ أَهْلُ الْعِلْمِ مِنْ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَمَنْ بَعْدَهُمْ . قَالَ عَلِيُّ بْنُ الْمَدِينِيِّ قَالَ يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ وَقَدْ تَكَلَّمَ شُعْبَةُ فِي حَكِيمِ بْنِ جُبَيْرٍ مِنْ أَجْلِ حَدِيثِهِ الَّذِي رَوَى عَنِ ابْنِ مَسْعُودٍ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم " مَنْ سَأَلَ النَّاسَ وَلَهُ مَا يُغْنِيهِ " . قَالَ يَحْيَى وَرَوَى لَهُ سُفْيَانُ وَزَائِدَةُ وَلَمْ يَرَ يَحْيَى بِحَدِيثِهِ بَأْسًا . قَالَ مُحَمَّدٌ وَقَدْ رُوِيَ عَنْ حَكِيمِ بْنِ جُبَيْرٍ عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ عَنْ عَائِشَةَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فِي تَعْجِيلِ الظُّهْرِ .
Bize Hennâd b. es-Serî anlattı; bize Vekî’, Süfyân’dan; O Hakîm b. Cübeyr’den; O İbrâhim’den; O el-Esved’den; O da Âişe’den [naklederek] anlattı: Öğle namazını kılmakta Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’den, Ebu Bekir’den ve Ömer’den daha acele (vaktin başında kılan) birini görmedim. [Ebu İsa] dedi ki: Bu konuda Câbir b. Abdullah, Habbâb, Ebu Berze, İbn Mes’ûd, Zeyd b. Sâbit, Enes ve Câbir b. Semure’den de [hadis] rivayet edilmiştir. Ebu İsa dedi ki: Âişe’nin hadisi hasendir. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem’in ashabından ve onlardan sonrakilerden (pek çok) ilim ehlinin tercihi de budur. Ali b. el-Medînî dedi ki: Yahyâ b. Saîd şunları söyledi: Şu’be, Hakîm b. Cübeyr hakkında, İbn Mes’ûd üzerinden Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem’den rivayet ettiği: “Kimi, kendisini geçindirecek bir mülkü varken (başkasından) isterse...” olan (sadaka konulu) hadisinden ötürü (bazı teknik eleştirilerde bulunup) konuşmuştur. Yahyâ dedi ki: Süfyân ve Zâide de ondan (Hakîm’den) rivayet etmişlerdir; Yahyâ onun hadisinde bir beis görmemiştir. Muhammed (Buhârî) dedi ki: Hakîm b. Cübeyr’den, Saîd b. Cübeyr üzerinden, Âişe’den [ve] Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem’den öğle namazında acele edilmesi (vaktin başında kılınması) hakkında bir rivayet daha nakledilmiştir.
156. Hadis
حَدَّثَنَا الْحَسَنُ بْنُ عَلِيٍّ الْحُلْوَانِيُّ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَخْبَرَنَا مَعْمَرٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، قَالَ أَخْبَرَنِي أَنَسُ بْنُ مَالِكٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم صَلَّى الظُّهْرَ حِينَ زَالَتِ الشَّمْسُ . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ صَحِيحٌ . وَهُوَ أَحْسَنُ حَدِيثٍ فِي هَذَا الْبَابِ . وَفِي الْبَابِ عَنْ جَابِرٍ .
Bize el-Hasan b. Ali el-Hulvânî anlattı; bize Abdürrezzâk haber verdi; bize Ma’mer, ez-Zührî’den haber verdi; O dedi ki: Bana Enes b. Mâlik, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in öğle namazını güneş (batıya) meyledince kıldırdığını haber verdi. Ebu İsa dedi ki: Bu hadis sahihtir. Bu konuda (nakledilen) rivayetlerin en güzelidir. Bu konuda Câbir’den de [hadis] rivayet edilmiştir.
157. Hadis
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ، وَأَبِي، سَلَمَةَ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِذَا اشْتَدَّ الْحَرُّ فَأَبْرِدُوا عَنِ الصَّلاَةِ فَإِنَّ شِدَّةَ الْحَرِّ مِنْ فَيْحِ جَهَنَّمَ " . قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ أَبِي سَعِيدٍ وَأَبِي ذَرٍّ وَابْنِ عُمَرَ وَالْمُغِيرَةِ وَالْقَاسِمِ بْنِ صَفْوَانَ عَنْ أَبِيهِ وَأَبِي مُوسَى وَابْنِ عَبَّاسٍ وَأَنَسٍ . قَالَ وَرُوِيَ عَنْ عُمَرَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فِي هَذَا وَلاَ يَصِحُّ . قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ أَبِي هُرَيْرَةَ حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ . وَقَدِ اخْتَارَ قَوْمٌ مِنْ أَهْلِ الْعِلْمِ تَأْخِيرَ صَلاَةِ الظُّهْرِ فِي شِدَّةِ الْحَرِّ وَهُوَ قَوْلُ ابْنِ الْمُبَارَكِ وَأَحْمَدَ وَإِسْحَاقَ . قَالَ الشَّافِعِيُّ إِنَّمَا الإِبْرَادُ بِصَلاَةِ الظُّهْرِ إِذَا كَانَ مَسْجِدًا يَنْتَابُ أَهْلُهُ مِنَ الْبُعْدِ فَأَمَّا الْمُصَلِّي وَحْدَهُ وَالَّذِي يُصَلِّي فِي مَسْجِدِ قَوْمِهِ فَالَّذِي أُحِبُّ لَهُ أَنْ لاَ يُؤَخِّرَ الصَّلاَةَ فِي شِدَّةِ الْحَرِّ . قَالَ أَبُو عِيسَى وَمَعْنَى مَنْ ذَهَبَ إِلَى تَأْخِيرِ الظُّهْرِ فِي شِدَّةِ الْحَرِّ هُوَ أَوْلَى وَأَشْبَهُ بِالاِتِّبَاعِ وَأَمَّا مَا ذَهَبَ إِلَيْهِ الشَّافِعِيُّ أَنَّ الرُّخْصَةَ لِمَنْ يَنْتَابُ مِنَ الْبُعْدِ وَالْمَشَقَّةِ عَلَى النَّاسِ فَإِنَّ فِي حَدِيثِ أَبِي ذَرٍّ مَا يَدُلُّ عَلَى خِلاَفِ مَا قَالَ الشَّافِعِيُّ . قَالَ أَبُو ذَرٍّ كُنَّا مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فِي سَفَرٍ فَأَذَّنَ بِلاَلٌ بِصَلاَةِ الظُّهْرِ فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " يَا بِلاَلُ أَبْرِدْ ثُمَّ أَبْرِدْ " . فَلَوْ كَانَ الأَمْرُ عَلَى مَا ذَهَبَ إِلَيْهِ الشَّافِعِيُّ لَمْ يَكُنْ لِلإِبْرَادِ فِي ذَلِكَ الْوَقْتِ مَعْنًى لاِجْتِمَاعِهِمْ فِي السَّفَرِ وَكَانُوا لاَ يَحْتَاجُونَ أَنْ يَنْتَابُوا مِنَ الْبُعْدِ .
Bize Kuteybe anlattı; bize el-Leys, İbn Şihâb’tan; O Saîd b. el-Müseyyeb ve Ebu Seleme’den; onlar da Ebu Hüreyre’den [naklederek] anlattı: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Sıcak şiddetlendiğinde namazı serinlikte kılın (namaz vaktini geciktirin); zira sıcağın şiddeti, cehennemin (ateşinin) hararetinden (bir nefestir/feyh).” [Ebu İsa] dedi ki: Bu konuda Ebu Saîd, Ebu Zer, İbn Ömer, el-Mugîre, babasından [nakleden] el-Kâsım b. Safvân, Ebu Mûsâ, İbn Abbâs ve Enes’ten de [hadis] rivayet edilmiştir. [Ravi devamla] dedi ki: Ömer’den de bu konuda Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem’den rivayet nakledilmişse de bu (rivayet) sahih değildir. Ebu İsa dedi ki: Ebu Hüreyre’nin hadisi hasen sahihtir. İlim ehlinden bir grup, sıcağın şiddetli olduğu zamanlarda öğle namazının geciktirilmesini (ibrâd) tercih etmiştir; İbnü’l-Mübârek, Ahmed ve İshâk da bu görüştedir. eş-Şâfiî ise şöyle demiştir: ‘Öğle namazının serinlikte kılınması (ibrâd), sadece cemaati uzaklardan gelen mescitler içindir. Tek başına kılan veya kendi mahallesindeki mescitte kılan kimseye gelince; onun için sevdiğim (uygun gördüğüm) şey, sıcağın şiddetli olduğu zamanlarda bile namazı geciktirmemesidir.’ Ebu İsa dedi ki: Sıcağın şiddetinde öğle namazını geciktirmeyi (ibrâd) savunanların görüşü, (sünnete) uymaya daha yakın ve uygundur. eş-Şâfiî’nin ‘bu ruhsat sadece uzaklardan gelenler ve meşakkat çekenler içindir’ şeklindeki görüşüne gelince; Ebu Zer’in hadisinde eş-Şâfiî’nin dediğinin aksine delil vardır. Ebu Zer demiştir ki: ‘Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem ile beraber bir seferdeydik. Bilal öğle namazı için ezan okudu. Bunun üzerine Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem: “Ey Bilal! Serinlet, sonra (bir daha) serinlet” buyurdu.’ Şayet durum eş-Şâfiî’nin dediği gibi olsaydı, o sırada (seferde) bir arada bulundukları ve uzaklardan gelip toplanma gibi bir durumları olmadığı halde namazı serinlikte kılmanın (ibrâd) bir anlamı olmazdı.
158. Hadis
حَدَّثَنَا مَحْمُودُ بْنُ غَيْلاَنَ، حَدَّثَنَا أَبُو دَاوُدَ الطَّيَالِسِيُّ، قَالَ أَنْبَأَنَا شُعْبَةُ، عَنْ مُهَاجِرٍ أَبِي الْحَسَنِ، عَنْ زَيْدِ بْنِ وَهْبٍ، عَنْ أَبِي ذَرٍّ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ فِي سَفَرٍ وَمَعَهُ بِلاَلٌ فَأَرَادَ بِلاَلٌ أَنْ يُقِيمَ فَقَالَ " أَبْرِدْ " . ثُمَّ أَرَادَ أَنْ يُقِيمَ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " أَبْرِدْ فِي الظُّهْرِ " . قَالَ حَتَّى رَأَيْنَا فَىْءَ التُّلُولِ ثُمَّ أَقَامَ فَصَلَّى فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِنَّ شِدَّةَ الْحَرِّ مِنْ فَيْحِ جَهَنَّمَ فَأَبْرِدُوا عَنِ الصَّلاَةِ " . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ .
Bize Mahmûd b. Geylân anlattı; bize Ebu Dâvud et-Tayâlisî anlattı; dedi ki: Bize Şu’be, Muhâcir Ebu’l-Hasan’dan; O Zeyd b. Vehb’den; O da Ebu Zer’den [naklederek] haber verdi: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem Bilal ile beraber bir seferdeydi. Bilal kamet getirmek isteyince [Efendimiz]: “Serinlet (bekle)” buyurdu. Sonra (Bilal tekrar) kamet getirmek isteyince Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: “Öğle (namazı) için serinlet” buyurdu. [Ebu Zer] dedi ki: (Bekledik) hatta tepelerin gölgelerini görünceye kadar. Sonra kamet getirdi ve namazı kıldırdı. Bunun üzerine Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Şüphesiz sıcağın şiddeti, cehennemin (ateşinin) hararetinden (bir nefestir); namazı serinlikte kılın.” Ebu İsa dedi ki: Bu hadis hasen sahihtir.
159. Hadis
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّهَا قَالَتْ صَلَّى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم الْعَصْرَ وَالشَّمْسُ فِي حُجْرَتِهَا لَمْ يَظْهَرِ الْفَىْءُ مِنْ حُجْرَتِهَا . قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ أَنَسٍ وَأَبِي أَرْوَى وَجَابِرٍ وَرَافِعِ بْنِ خَدِيجٍ . قَالَ وَيُرْوَى عَنْ رَافِعٍ أَيْضًا عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فِي تَأْخِيرِ الْعَصْرِ وَلاَ يَصِحُّ . قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ عَائِشَةَ حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ . وَهُوَ الَّذِي اخْتَارَهُ بَعْضُ أَهْلِ الْعِلْمِ مِنْ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم مِنْهُمْ عُمَرُ وَعَبْدُ اللَّهِ بْنُ مَسْعُودٍ وَعَائِشَةُ وَأَنَسٌ وَغَيْرُ وَاحِدٍ مِنَ التَّابِعِينَ تَعْجِيلُ صَلاَةِ الْعَصْرِ وَكَرِهُوا تَأْخِيرَهَا . وَبِهِ يَقُولُ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ الْمُبَارَكِ وَالشَّافِعِيُّ وَأَحْمَدُ وَإِسْحَاقُ .
Bize Kuteybe anlattı; bize el-Leys, İbn Şihâb’tan; O Urve’den; O da Âişe’den [naklederek] haber verdi: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ikindi namazını kıldırdığında, güneş hala odasının içinde olurdu; odasından gölge (yukarıya doğru) çıkmamıştı. [Ebu İsa] dedi ki: Bu konuda Enes, Ebu Ervâ, Câbir ve Râfi’ b. Hadîc’den de [hadis] rivayet edilmiştir. [Ravi devamla] dedi ki: Râfi’den ayrıca Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem’in ikindi namazını geciktirdiği hakkında da rivayet nakledilmişse de bu (rivayet) sahih değildir. Ebu İsa dedi ki: Âişe’nin hadisi hasen sahihtir. Ömer, Abdullah b. Mes’ûd, Âişe, Enes ve tâbiînden pek çok kimse dahil olmak üzere ilim ehlinden bir kısmının tercihi, ikindi namazının acele (vaktin başında) kılınmasıdır; onlar bu namazın geciktirilmesini hoş görmemişlerdir. Abdullah b. el-Mübârek, eş-Şâfiî, Ahmed ve İshâk da bu görüştedir.
160. Hadis
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ حُجْرٍ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ جَعْفَرٍ، عَنِ الْعَلاَءِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، أَنَّهُ دَخَلَ عَلَى أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ فِي دَارِهِ بِالْبَصْرَةِ حِينَ انْصَرَفَ مِنَ الظُّهْرِ وَدَارُهُ بِجَنْبِ الْمَسْجِدِ فَقَالَ قُومُوا فَصَلُّوا الْعَصْرَ . قَالَ فَقُمْنَا فَصَلَّيْنَا فَلَمَّا انْصَرَفْنَا قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " تِلْكَ صَلاَةُ الْمُنَافِقِ يَجْلِسُ يَرْقُبُ الشَّمْسَ حَتَّى إِذَا كَانَتْ بَيْنَ قَرْنَىِ الشَّيْطَانِ قَامَ فَنَقَرَ أَرْبَعًا لاَ يَذْكُرُ اللَّهَ فِيهَا إِلاَّ قَلِيلاً " . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ .
Bize Ali b. Hucr anlattı; bize İsmâil b. Ca’fer, el-Alâ b. Abdurrahman’dan [naklederek] anlattı: [el-Alâ] öğle namazından döndüğü sırada, Basra’daki evinde -ki evi mescidin yanındaydı- Enes b. Mâlik’in yanına girdi. [Enes]: ‘Kalkın, ikindi namazını kılın’ dedi. [el-Alâ] dedi ki: Kalktık ve (ikindiyi) kıldık. Namazı bitirdiğimizde [Enes] şöyle dedi: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’i şöyle buyururken işittim: “İşte bu, münafığın namazıdır; oturur güneşi bekler, nihayet güneş şeytanın iki boynuzu arasına girdiğinde kalkar da, içinde Allah’ı pek az zikrederek dört (rekat) kuş gibi (hızlıca) yatıp kalkar (gagalar).” Ebu İsa dedi ki: Bu hadis hasen sahihtir.
161. Hadis
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ حُجْرٍ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ ابْنُ عُلَيَّةَ، عَنْ أَيُّوبَ، عَنِ ابْنِ أَبِي مُلَيْكَةَ، عَنْ أُمِّ سَلَمَةَ، أَنَّهَا قَالَتْ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَشَدَّ تَعْجِيلاً لِلظُّهْرِ مِنْكُمْ وَأَنْتُمْ أَشَدُّ تَعْجِيلاً لِلْعَصْرِ مِنْهُ .
Bize Ali b. Hucr anlattı; bize İsmâil b. Uleyye, Eyyûb’dan; O İbn Ebî Müleyke’den; O da Ümmü Seleme’den [naklederek] anlattı: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem öğle namazını kılmakta sizden daha fazla acele ederdi (vaktin başında kılardı); siz ise ikindi namazını kılmakta O’ndan daha acele davranıyorsunuz.
162. Hadis
قَالَ أَبُو عِيسَى وَقَدْ رُوِيَ هَذَا الْحَدِيثُ، عَنْ إِسْمَاعِيلَ ابْنِ عُلَيَّةَ، عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ، عَنِ ابْنِ أَبِي مُلَيْكَةَ، عَنْ أُمِّ سَلَمَةَ، نَحْوَهُ . وَوَجَدْتُ فِي كِتَابِي أَخْبَرَنِي عَلِيُّ بْنُ حُجْرٍ، عَنْ إِسْمَاعِيلَ بْنِ إِبْرَاهِيمَ، عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ، .
Ebu İsa dedi ki: Bu hadis İsmâil b. Uleyye’den, İbn Cüreyc üzerinden, İbn Ebî Müleyke’den, Ümmü Seleme’den nakledilerek de bunun bir benzeri rivayet edilmiştir. Kendi kitabımda (notlarımda) da şöyle buldum: Bana Ali b. Hucr, İsmâil b. İbrahim’den ve İbn Cüreyc’den [naklederek] haber verdi...
163. Hadis
وَحَدَّثَنَا بِشْرُ بْنُ مُعَاذٍ الْبَصْرِيُّ، قَالَ حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ ابْنُ عُلَيَّةَ، عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ، بِهَذَا الإِسْنَادِ نَحْوَهُ . وَهَذَا أَصَحُّ .
Bize Bişr b. Muâz el-Basrî anlattı; bize İsmâil b. Uleyye, İbn Cüreyc’den; bu isnad ile bunun bir benzerini nakletti. Ve bu (rivayet) daha sahihtir.
164. Hadis
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا حَاتِمُ بْنُ إِسْمَاعِيلَ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ أَبِي عُبَيْدٍ، عَنْ سَلَمَةَ بْنِ الأَكْوَعِ، قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُصَلِّي الْمَغْرِبَ إِذَا غَرَبَتِ الشَّمْسُ وَتَوَارَتْ بِالْحِجَابِ " . قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ جَابِرٍ وَالصُّنَابِحِيِّ وَزَيْدِ بْنِ خَالِدٍ وَأَنَسٍ وَرَافِعِ بْنِ خَدِيجٍ وَأَبِي أَيُّوبَ وَأُمِّ حَبِيبَةَ وَعَبَّاسِ بْنِ عَبْدِ الْمُطَّلِبِ وَابْنِ عَبَّاسٍ . وَحَدِيثُ الْعَبَّاسِ قَدْ رُوِيَ مَوْقُوفًا عَنْهُ وَهُوَ أَصَحُّ . وَالصُّنَابِحِيُّ لَمْ يَسْمَعْ مِنَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَهُوَ صَاحِبُ أَبِي بَكْرٍ رضى الله عنه . قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ سَلَمَةَ بْنِ الأَكْوَعِ حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ . وَهُوَ قَوْلُ أَكْثَرِ أَهْلِ الْعِلْمِ مِنْ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَمَنْ بَعْدَهُمْ مِنَ التَّابِعِينَ اخْتَارُوا تَعْجِيلَ صَلاَةِ الْمَغْرِبِ وَكَرِهُوا تَأْخِيرَهَا حَتَّى قَالَ بَعْضُ أَهْلِ الْعِلْمِ لَيْسَ لِصَلاَةِ الْمَغْرِبِ إِلاَّ وَقْتٌ وَاحِدٌ وَذَهَبُوا إِلَى حَدِيثِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم حَيْثُ صَلَّى بِهِ جِبْرِيلُ . وَهُوَ قَوْلُ ابْنِ الْمُبَارَكِ وَالشَّافِعِيِّ .
Bize Kuteybe anlattı; bize Hâtim b. İsmâil, Yezîd b. Ebî Ubeyd’den; O da Seleme b. el-Ekva’dan [naklederek] anlattı: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem akşam namazını, güneş batıp da ufkun perdesi (hicâb) arkasında kaybolduğu zaman kıldırırdı. [Ebu İsa] dedi ki: Bu konuda Câbir, es-Sunâbihî, Zeyd b. Hâlid, Enes, Râfi’ b. Hadîc, Ebu Eyyûb, Ümme Habîbe, Abbâs b. Abdilmuttalib ve İbn Abbâs’tan da [hadis] rivayet edilmiştir. Abbâs’ın hadisi ondan mevkuf olarak da rivayet edilmiştir ki sahih olanı da budur. es-Sunâbihî ise Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem’den (hadis) işitmemiştir; kendisi Ebu Bekir radıyallâhu anh’ın arkadaşıdır. Ebu İsa dedi ki: Seleme b. el-Ekva’nın hadisi hasen sahihtir. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem’in ashabından ve onlardan sonraki tâbiînden pek çok ilim ehlinin görüşü de budur; onlar akşam namazının acele kılınmasını (vaktin başında kılmayı) tercih etmişler, geciktirilmesini ise hoş görmemişlerdir. Hatta bazı ilim ehli; ‘Akşam namazının sadece tek (dar) bir vakti vardır’ demiş ve Cebrail’in Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem’e kıldırdığı hadisi (bu görüşlerine delil) saymışlardır. İbnü’l-Mübârek ve eş-Şâfiî de bu görüştedir.
165. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الْمَلِكِ بْنِ أَبِي الشَّوَارِبِ، حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، عَنْ أَبِي بِشْرٍ، عَنْ بَشِيرِ بْنِ ثَابِتٍ، عَنْ حَبِيبِ بْنِ سَالِمٍ، عَنِ النُّعْمَانِ بْنِ بَشِيرٍ، قَالَ أَنَا أَعْلَمُ النَّاسِ، بِوَقْتِ هَذِهِ الصَّلاَةِ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُصَلِّيهَا لِسُقُوطِ الْقَمَرِ لِثَالِثَةٍ " .
Bize Muhammed b. Abdilmelik b. Ebî’ş-Şevârib anlattı; bize Ebu Avâne, Ebu Bişr’den; O Beşîr b. Sâbit’ten; O Habîb b. Sâlim’den; O da Nu’mân b. Beşîr’den [naklederek] anlattı: Dedi ki: ‘Bu namazın (yatsının) vaktini insanların en iyi bileni benim; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bu namazı, (ay takvimine göre ayın) üçüncü günündeki batış vaktinde kıldırırdı.’
166. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرٍ، مُحَمَّدُ بْنُ أَبَانَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ مَهْدِيٍّ، عَنْ أَبِي عَوَانَةَ، بِهَذَا الإِسْنَادِ نَحْوَهُ . قَالَ أَبُو عِيسَى رَوَى هَذَا الْحَدِيثَ، هُشَيْمٌ عَنْ أَبِي بِشْرٍ، عَنْ حَبِيبِ بْنِ سَالِمٍ، عَنِ النُّعْمَانِ بْنِ بَشِيرٍ، . وَلَمْ يَذْكُرْ فِيهِ هُشَيْمٌ عَنْ بَشِيرِ بْنِ ثَابِتٍ، . وَحَدِيثُ أَبِي عَوَانَةَ أَصَحُّ عِنْدَنَا لأَنَّ يَزِيدَ بْنَ هَارُونَ رَوَى عَنْ شُعْبَةَ، عَنْ أَبِي بِشْرٍ، نَحْوَ رِوَايَةِ أَبِي عَوَانَةَ .
Bize Ebu Bekir Muhammed b. Ebân anlattı; bize Abdurrahman b. Mehdî, Ebu Avâne’den; bu isnad ile bunun bir benzerini nakletti. Ebu İsa dedi ki: Bu hadisi Huşeym de Ebu Bişr’den, Habîb b. Sâlim’den [ve] Nu’mân b. Beşîr’den rivayet etmiştir. Ancak Huşeym bu rivayetinde Beşîr b. Sâbit’i zikretmemiştir. Ebu Avâne’nin hadisi bize göre daha sahihtir; zira Yezîd b. Hârûn da Şu’be’den, Ebu Bişr üzerinden, Ebu Avâne’nin rivayetine benzer şekilde nakletmiştir.
167. Hadis
حَدَّثَنَا هَنَّادٌ، حَدَّثَنَا عَبْدَةُ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، عَنْ سَعِيدٍ الْمَقْبُرِيِّ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " لَوْلاَ أَنْ أَشُقَّ عَلَى أُمَّتِي لأَمَرْتُهُمْ أَنْ يُؤَخِّرُوا الْعِشَاءَ إِلَى ثُلُثِ اللَّيْلِ أَوْ نِصْفِهِ " . قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ جَابِرِ بْنِ سَمُرَةَ وَجَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ وَأَبِي بَرْزَةَ وَابْنِ عَبَّاسٍ وَأَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ وَزَيْدِ بْنِ خَالِدٍ وَابْنِ عُمَرَ . قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ أَبِي هُرَيْرَةَ حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ . وَهُوَ الَّذِي اخْتَارَهُ أَكْثَرُ أَهْلِ الْعِلْمِ مِنْ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَالتَّابِعِينَ وَغَيْرِهِمْ رَأَوْا تَأْخِيرَ صَلاَةِ الْعِشَاءِ الآخِرَةِ وَبِهِ يَقُولُ أَحْمَدُ وَإِسْحَاقُ .
Bize Hennâd anlattı; bize Abde, Ubeydullah b. Ömer’den; O Saîd el-Makburî’den; O da Ebu Hüreyre’den [naklederek] anlattı: Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Şayet ümmetime meşakkat verecek olmasaydım, yatsı namazını gecenin üçte birine veya yarısına kadar geciktirmelerini onlara emrederdim.” [Ebu İsa] dedi ki: Bu konuda Câbir b. Semure, Câbir b. Abdullah, Ebu Berze, İbn Abbâs, Ebu Saîd el-Hudrî, Zeyd b. Hâlid ve İbn Ömer’den de [hadis] rivayet edilmiştir. Ebu İsa dedi ki: Ebu Hüreyre’nin hadisi hasen sahihtir. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem’in ashabından, tâbiînden ve diğerlerinden (pek çok) ilim ehlinin tercihi budur; yatsı namazının (vaktinin sonunda) geciktirilmesini (daha uygun) görmüşlerdir. Ahmed ve İshâk da bu görüştedir.
168. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ مَنِيعٍ، حَدَّثَنَا هُشَيْمٌ، أَخْبَرَنَا عَوْفٌ، قَالَ أَحْمَدُ وَحَدَّثَنَا عَبَّادُ بْنُ عَبَّادٍ، هُوَ الْمُهَلَّبِيُّ وَإِسْمَاعِيلُ ابْنُ عُلَيَّةَ جَمِيعًا عَنْ عَوْفٍ، عَنْ سَيَّارِ بْنِ سَلاَمَةَ، هُوَ أَبُو الْمِنْهَالِ الرِّيَاحِيُّ عَنْ أَبِي بَرْزَةَ، قَالَ كَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم يَكْرَهُ النَّوْمَ قَبْلَ الْعِشَاءِ وَالْحَدِيثَ بَعْدَهَا . قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ عَائِشَةَ وَعَبْدِ اللَّهِ بْنِ مَسْعُودٍ وَأَنَسٍ . قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ أَبِي بَرْزَةَ حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ . وَقَدْ كَرِهَ أَكْثَرُ أَهْلِ الْعِلْمِ النَّوْمَ قَبْلَ صَلاَةِ الْعِشَاءِ وَالْحَدِيثَ بَعْدَهَا وَرَخَّصَ فِي ذَلِكَ بَعْضُهُمْ . وَقَالَ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ الْمُبَارَكِ أَكْثَرُ الأَحَادِيثِ عَلَى الْكَرَاهِيَةِ . وَرَخَّصَ بَعْضُهُمْ فِي النَّوْمِ قَبْلَ صَلاَةِ الْعِشَاءِ فِي رَمَضَانَ . وَسَيَّارُ بْنُ سَلاَمَةَ هُوَ أَبُو الْمِنْهَالِ الرِّيَاحِيُّ .
Bize Ahmed b. Menî’ anlattı; bize Huşeym haber verdi; bize Avf haber verdi. Ahmed dedi ki: Ayrıca bize Abbâd b. Abbâd -ki o el-Mühellebî’dir- ve İsmâil b. Uleyye, hep beraber Avf’tan; o Seyyâr b. Selâme’den -ki o Ebu’l-Minhâl er-Riyâhî’dir-; o da Ebu Berze’den [naklederek] anlattı: Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem, yatsı namazından önce uyumayı ve yatsıdan sonra konuşmayı (sohbet etmeyi) hoş görmezdi. [Ebu İsa] dedi ki: Bu konuda Âişe, Abdullah b. Mes’ûd ve Enes’ten de [hadis] rivayet edilmiştir. Ebu İsa dedi ki: Ebu Berze’nin hadisi hasen sahihtir. İlim ehlinin çoğu yatsı namazından önce uyumayı ve yatsıdan sonra konuşmayı (sohbet etmeyi/semr) hoş görmemiş; ancak bir kısmı buna ruhsat vermiştir. Abdullah b. el-Mübârek; ‘Hadislerin çoğu mekruh olduğu yönündedir’ demiştir. Bazıları ise Ramazan ayında yatsıdan önce uyumaya ruhsat vermiştir. Seyyâr b. Selâme, Ebu’l-Minhâl er-Riyâhî’dir.
169. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ مَنِيعٍ، حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ عَلْقَمَةَ، عَنْ عُمَرَ بْنِ الْخَطَّابِ، قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَسْمُرُ مَعَ أَبِي بَكْرٍ فِي الأَمْرِ مِنْ أَمْرِ الْمُسْلِمِينَ وَأَنَا مَعَهُمَا . وَفِي الْبَابِ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو وَأَوْسِ بْنِ حُذَيْفَةَ وَعِمْرَانَ بْنِ حُصَيْنٍ . قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ عُمَرَ حَدِيثٌ حَسَنٌ . وَقَدْ رَوَى هَذَا الْحَدِيثَ الْحَسَنُ بْنُ عُبَيْدِ اللَّهِ عَنْ إِبْرَاهِيمَ عَنْ عَلْقَمَةَ عَنْ رَجُلٍ مِنْ جُعْفِيٍّ يُقَالُ لَهُ قَيْسٌ أَوِ ابْنُ قَيْسٍ عَنْ عُمَرَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم هَذَا الْحَدِيثَ فِي قِصَّةٍ طَوِيلَةٍ . وَقَدِ اخْتَلَفَ أَهْلُ الْعِلْمِ مِنْ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَالتَّابِعِينَ وَمَنْ بَعْدَهُمْ فِي السَّمَرِ بَعْدَ صَلاَةِ الْعِشَاءِ الآخِرَةِ فَكَرِهَ قَوْمٌ مِنْهُمُ السَّمَرَ بَعْدَ صَلاَةِ الْعِشَاءِ وَرَخَّصَ بَعْضُهُمْ إِذَا كَانَ فِي مَعْنَى الْعِلْمِ وَمَا لاَ بُدَّ مِنْهُ مِنَ الْحَوَائِجِ وَأَكْثَرُ الْحَدِيثِ عَلَى الرُّخْصَةِ . وَقَدْ رُوِيَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " لاَ سَمَرَ إِلاَّ لِمُصَلٍّ أَوْ مُسَافِرٍ " .
Bize Ahmed b. Menî’ anlattı; bize Ebu Muâviye, el-A’meş’ten; O İbrâhim’den; O Alkame’den; O da Ömer b. el-Hattâb’dan [naklederek] anlattı: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, Müslümanların [idari/sosyal] bir işi hakkında Ebu Bekir ile geceleyin konuşurdu (semer yapardı); ben de onlarla beraber olurdum. [Ebu İsa] dedi ki: Bu konuda Abdullah b. Amr, Evs b. Huzeyfe ve İmrân b. Husayn’dan de [hadis] rivayet edilmiştir. Ebu İsa dedi ki: Ömer’in hadisi hasendir. Bu hadisi el-Hasan b. Ubeydullah; İbrâhim üzerinden, Alkame’den, Cu’fî kabilesinden Kays veya İbn Kays denilen bir adamdan, Ömer’den, Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem’den (naklederek) uzun bir kıssa içinde rivayet etmiştir. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem’in ashabından, tâbiînden ve onlardan sonrakilerden ilim ehli; yatsı namazından sonra konuşma (semer) hususunda ihtilaf etmişlerdir. Onlardan bir grup yatsıdan sonra konuşmayı hoş görmezken; diğer bir kısmı ise bunun ilmi bir mesele veya halledilmesi gereken zaruri bir ihtiyaç olması durumunda ruhsat vermişlerdir. Hadislerin çoğu ise ruhsat olduğu yönündedir. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem’den: “Namaz kılan veya yolcu olan (seferi) kimse hariç [yatsıdan sonra] konuşma (semer) yoktur” buyurduğu da rivayet edilmiştir.
170. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو عَمَّارٍ الْحُسَيْنُ بْنُ حُرَيْثٍ، حَدَّثَنَا الْفَضْلُ بْنُ مُوسَى، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ الْعُمَرِيِّ، عَنِ الْقَاسِمِ بْنِ غَنَّامٍ، عَنْ عَمَّتِهِ أُمِّ فَرْوَةَ، وَكَانَتْ، مِمَّنْ بَايَعَتِ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَتْ سُئِلَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم أَىُّ الأَعْمَالِ أَفْضَلُ قَالَ " الصَّلاَةُ لأَوَّلِ وَقْتِهَا " .
Bize Ebu Ammâr el-Huseyn b. Hureys anlattı; bize el-Fadl b. Mûsâ, Abdullah b. Ömer el-Ömerî’den; O el-Kâsım b. Gannâm’dan; O da Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem’e biat edenlerden olan halası Ümmü Ferve’den [naklederek] anlattı: [Ümmü Ferve] dedi ki: Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem’e: ‘Hangi amel daha faziletlidir?’ diye soruldu. O da: “Vaktinin başında (ilk vaktinde) kılınan namazdır” buyurdu.
171. Hadis
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ وَهْبٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ الْجُهَنِيِّ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عُمَرَ بْنِ عَلِيِّ بْنِ أَبِي طَالِبٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَلِيِّ بْنِ أَبِي طَالِبٍ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ لَهُ " يَا عَلِيُّ ثَلاَثٌ لاَ تُؤَخِّرْهَا الصَّلاَةُ إِذَا آنَتْ وَالْجَنَازَةُ إِذَا حَضَرَتْ وَالأَيِّمُ إِذَا وَجَدْتَ لَهَا كُفْؤًا " . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ غَرِيبٌ حَسَنٌ .
Bize Kuteybe anlattı; dedi ki: Bize Abdullah b. Vehb, Saîd b. Abdullah el-Cühenî’den; O Muhammed b. Ömer b. Ali b. Ebî Tâlib’den; O babasından; O da Ali b. Ebî Tâlib’den [naklederek] anlattı: Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem ona şöyle buyurdu: “Ey Ali! Üç şey vardır ki onları geciktirme: Vakti geldiğinde namaz, (hazır) olduğunda cenaze ve dengini (küfüv) bulduğunda dulun/bekarın evlendirilmesi.” Ebu İsa dedi ki: Bu hadis garip hasendir.
172. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ مَنِيعٍ، حَدَّثَنَا يَعْقُوبُ بْنُ الْوَلِيدِ الْمَدَنِيُّ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " الْوَقْتُ الأَوَّلُ مِنَ الصَّلاَةِ رِضْوَانُ اللَّهِ وَالْوَقْتُ الآخِرُ عَفْوُ اللَّهِ " . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ غَرِيبٌ . وَقَدْ رَوَى ابْنُ عَبَّاسٍ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم نَحْوَهُ . قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ عَلِيٍّ وَابْنِ عُمَرَ وَعَائِشَةَ وَابْنِ مَسْعُودٍ . قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ أُمِّ فَرْوَةَ لاَ يُرْوَى إِلاَّ مِنْ حَدِيثِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ الْعُمَرِيِّ وَلَيْسَ هُوَ بِالْقَوِيِّ عِنْدَ أَهْلِ الْحَدِيثِ وَاضْطَرَبُوا عَنْهُ فِي هَذَا الْحَدِيثِ وَهُوَ صَدُوقٌ وَقَدْ تَكَلَّمَ فِيهِ يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ مِنْ قِبَلِ حِفْظِهِ .
Bize Ahmed b. Menî’ anlattı; bize Ya’kub b. el-Velîd el-Medenî, Abdullah b. Ömer’den; O Nâfi’den; O da İbn Ömer’den [naklederek] anlattı: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Namazın ilk vakti Allah’ın rızası; son vakti ise Allah’ın affıdır.” Ebu İsa dedi ki: Bu hadis gariptir. İbn Abbâs da Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem’den buna benzer bir rivayet nakletmiştir. [Ravi devamla] dedi ki: Bu konuda Ali, İbn Ömer, Âişe ve İbn Mes’ûd’dan da [hadis] rivayet edilmiştir. Ebu İsa dedi ki: Ümmü Ferve’nin hadisi sadece Abdullah b. Ömer el-Ömerî’nin rivayetiyle bilinmektedir; kendisi hadis ehli nezdinde pek kuvvetli değildir ve bu hadiste ondan (nakledenler arasında) ihtilaf mevcuttur. O (Abdullah) aslında saduktur (doğru sözlüdür) ancak Yahyâ b. Saîd onun hıfzı (ezber gücü) hakkında (bazı teknik eleştirilerde bulunup) konuşmuştur.
173. Hadis
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا مَرْوَانُ بْنُ مُعَاوِيَةَ الْفَزَارِيُّ، عَنْ أَبِي يَعْفُورٍ، عَنِ الْوَليِدِ بْنِ الْعَيْزَارِ، عَنْ أَبِي عَمْرٍو الشَّيْبَانِيِّ، أَنَّ رَجُلاً، قَالَ لاِبْنِ مَسْعُودٍ أَىُّ الْعَمَلِ أَفْضَلُ قَالَ سَأَلْتُ عَنْهُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ " الصَّلاَةُ عَلَى مَوَاقِيتِهَا " . قُلْتُ وَمَاذَا يَا رَسُولَ اللَّهِ قَالَ " وَبِرُّ الْوَالِدَيْنِ " . قُلْتُ وَمَاذَا يَا رَسُولَ اللَّهِ قَالَ " وَالْجِهَادُ فِي سَبِيلِ اللَّهِ " . قَالَ أَبُو عِيسَى وَهَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ . وَقَدْ رَوَى الْمَسْعُودِيُّ وَشُعْبَةُ وَسُلَيْمَانُ هُوَ أَبُو إِسْحَاقَ الشَّيْبَانِيُّ وَغَيْرُ وَاحِدٍ عَنِ الْوَلِيدِ بْنِ الْعَيْزَارِ هَذَا الْحَدِيثَ .
Bize Kuteybe anlattı; bize Mervân b. Muâviye el-Fezârî, Ebu Ya’fûr’dan; O el-Velîd b. el-Ayzar’dan; O Ebu Amr eş-Şeybânî’den [naklederek] anlattı: Bir adam İbn Mes’ûd’a: ‘Hangi amel daha faziletlidir?’ diye sordu. [İbn Mes’ûd]: ‘Bunu Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e sordum, buyurdu ki: “Vakitlerinde kılınan namazdır.” “Sonra hangisi ey Allah’ın Resulü?” dedim;: “Anne ve babaya iyilik etmektir” buyurdu. “Sonra hangisi ey Allah’ın Resulü?” deyince: “Allah yolunda cihat etmektir” buyurdu. Ebu İsa dedi ki: Bu hadis hasen sahihtir. el-Mervazî, Şu’be, Süleyman -ki o Ebu İshâk eş-Şeybânî’dir- ve pek çok kimse bu hadisi el-Velîd b. el-Ayzar’dan rivayet etmiştir.
174. Hadis
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنْ خَالِدِ بْنِ يَزِيدَ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ أَبِي هِلاَلٍ، عَنْ إِسْحَاقَ بْنِ عُمَرَ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ مَا صَلَّى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم صَلاَةً لِوَقْتِهَا الآخِرِ مَرَّتَيْنِ حَتَّى قَبَضَهُ اللَّهُ . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ غَرِيبٌ وَلَيْسَ إِسْنَادُهُ بِمُتَّصِلٍ . قَالَ الشَّافِعِيُّ وَالْوَقْتُ الأَوَّلُ مِنَ الصَّلاَةِ أَفْضَلُ . وَمِمَّا يَدُلُّ عَلَى فَضْلِ أَوَّلِ الْوَقْتِ عَلَى آخِرِهِ اخْتِيَارُ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَأَبِي بَكْرٍ وَعُمَرَ فَلَمْ يَكُونُوا يَخْتَارُونَ إِلاَّ مَا هُوَ أَفْضَلُ وَلَمْ يَكُونُوا يَدَعُونَ الْفَضْلَ وَكَانُوا يُصَلُّونَ فِي أَوَّلِ الْوَقْتِ . قَالَ حَدَّثَنَا بِذَلِكَ أَبُو الْوَلِيدِ الْمَكِّيُّ عَنِ الشَّافِعِيِّ .
Bize Kuteybe anlattı; bize el-Leys, Hâlid b. Yezîd’den; O Saîd b. Ebî Hilâl’den; O İshâk b. Ömer’den; O da Âişe’den [naklederek] anlattı: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, Allah onun ruhunu kabzedinceye kadar hiçbir namazı iki defa üst üste (hep) vaktinin sonunda kılmamıştır. Ebu İsa dedi ki: Bu hadis hasen gariptir ve isnadı muttasıl (kesintisiz) değildir. eş-Şâfiî dedi ki: ‘Namazın ilk vakti daha faziletlidir. İlk vaktin son vakte üstünlüğüne delalet eden hususlardan biri de Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem’in, Ebu Bekir’in ve Ömer’in tercihleridir. Onlar her zaman en faziletli olanı tercih ederlerdi ve faziletli olanı (asla) bırakmazlardı; onlar (hep) vaktin başında namaz kılarlardı.’ [Ebu İsa devamla] dedi ki: Bunu bize Ebu’l-Velîd el-Mekkî, eş-Şâfiî’den [naklederek] anlattı.
175. Hadis
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ بْنُ سَعْدٍ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " الَّذِي تَفُوتُهُ صَلاَةُ الْعَصْرِ فَكَأَنَّمَا وُتِرَ أَهْلَهُ وَمَالَهُ " . وَفِي الْبَابِ عَنْ بُرَيْدَةَ وَنَوْفَلِ بْنِ مُعَاوِيَةَ . قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ ابْنِ عُمَرَ حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ . وَقَدْ رَوَاهُ الزُّهْرِيُّ أَيْضًا عَنْ سَالِمٍ عَنْ أَبِيهِ ابْنِ عُمَرَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم .
Bize Kuteybe anlattı; bize el-Leys b. Sa’d, Nâfi’den; O İbn Ömer’den; O da Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem’den [naklederek] anlattı: “İkindi namazını kaçıran kimse, sanki ailesini ve malını kaybetmiş (felakete uğramış) gibidir.” [Ebu İsa] dedi ki: Bu konuda Bureyde ve Nevfel b. Muâviye’den de [hadis] rivayet edilmiştir. Ebu İsa dedi ki: İbn Ömer’in hadisi hasen sahihtir. ez-Zührî de bu hadisi Sâlim üzerinden, babası İbn Ömer’den [ve] Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem’den rivayet etmiştir.
176. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مُوسَى الْبَصْرِيُّ، حَدَّثَنَا جَعْفَرُ بْنُ سُلَيْمَانَ الضُّبَعِيُّ، عَنْ أَبِي عِمْرَانَ الْجَوْنِيِّ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الصَّامِتِ، عَنْ أَبِي ذَرٍّ، قَالَ قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " يَا أَبَا ذَرٍّ أُمَرَاءُ يَكُونُونَ بَعْدِي يُمِيتُونَ الصَّلاَةَ فَصَلِّ الصَّلاَةَ لِوَقْتِهَا فَإِنْ صُلِّيَتْ لِوَقْتِهَا كَانَتْ لَكَ نَافِلَةً وَإِلاَّ كُنْتَ قَدْ أَحْرَزْتَ صَلاَتَكَ " . وَفِي الْبَابِ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مَسْعُودٍ وَعُبَادَةَ بْنِ الصَّامِتِ . قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ أَبِي ذَرٍّ حَدِيثٌ حَسَنٌ . وَهُوَ قَوْلُ غَيْرِ وَاحِدٍ مِنْ أَهْلِ الْعِلْمِ يَسْتَحِبُّونَ أَنْ يُصَلِّيَ الرَّجُلُ الصَّلاَةَ لِمِيقَاتِهَا إِذَا أَخَّرَهَا الإِمَامُ ثُمَّ يُصَلِّي مَعَ الإِمَامِ وَالصَّلاَةُ الأُولَى هِيَ الْمَكْتُوبَةُ عِنْدَ أَكْثَرِ أَهْلِ الْعِلْمِ . وَأَبُو عِمْرَانَ الْجَوْنِيُّ اسْمُهُ عَبْدُ الْمَلِكِ بْنُ حَبِيبٍ .
Bize Muhammed b. Mûsâ el-Basrî anlattı; bize Ca’fer b. Süleyman ed-Dubay’î, Ebu İmrân el-Cevnî’den; O Abdullah b. es-Sâmit’ten; O da Ebu Zer’den [naklederek] anlattı: Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Ey Ebu Zer! Benden sonra namazı (geciktirerek) öldüren bir kısım idareciler olacak. Sen namazı vaktinde kıl; şayet (onlarla beraber kıldığında) namaz vaktinde kılınırsa bu senin için nafile olur; aksi takdirde (onlar geciktirirse) sen zaten namazını (vaktinde kılarak) sağlama almış/korumuş olursun.” [Ebu İsa] dedi ki: Bu konuda Abdullah b. Mes’ûd ve Ubâde b. es-Sâmit’ten de [hadis] rivayet edilmiştir. Ebu İsa dedi ki: Ebu Zer’in hadisi hasendir. İlim ehlinden pek çok kimsenin görüşü budur; onlar, imam namazı geciktirdiğinde kişinin namazı (kendi kendine) vaktinde kılmasını, sonra da imamla beraber (tekrar) kılmasını müstehap görürler. İlim ehlinin çoğuna göre bu kılına iki namazdan ilki farz olan namazdır. Ebu İmrân el-Cevnî’nin ismi Abdülmelik b. Habîb’dir.
177. Hadis
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ، عَنْ ثَابِتٍ الْبُنَانِيِّ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ رَبَاحٍ الأَنْصَارِيِّ، عَنْ أَبِي قَتَادَةَ، قَالَ ذَكَرُوا لِلنَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم نَوْمَهُمْ عَنِ الصَّلاَةِ فَقَالَ " إِنَّهُ لَيْسَ فِي النَّوْمِ تَفْرِيطٌ إِنَّمَا التَّفْرِيطُ فِي الْيَقَظَةِ فَإِذَا نَسِيَ أَحَدُكُمْ صَلاَةً أَوْ نَامَ عَنْهَا فَلْيُصَلِّهَا إِذَا ذَكَرَهَا " . وَفِي الْبَابِ عَنِ ابْنِ مَسْعُودٍ وَأَبِي مَرْيَمَ وَعِمْرَانَ بْنِ حُصَيْنٍ وَجُبَيْرِ بْنِ مُطْعِمٍ وَأَبِي جُحَيْفَةَ وَأَبِي سَعِيدٍ وَعَمْرِو بْنِ أُمَيَّةَ الضَّمْرِيِّ وَذِي مِخْبَرٍ وَيُقَالُ ذِي مِخْمَرٍ وَهُوَ ابْنُ أَخِي النَّجَاشِيِّ . قَالَ أَبُو عِيسَى وَحَدِيثُ أَبِي قَتَادَةَ حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ . وَقَدِ اخْتَلَفَ أَهْلُ الْعِلْمِ فِي الرَّجُلِ يَنَامُ عَنِ الصَّلاَةِ أَوْ يَنْسَاهَا فَيَسْتَيْقِظُ أَوْ يَذْكُرُ وَهُوَ فِي غَيْرِ وَقْتِ صَلاَةٍ عِنْدَ طُلُوعِ الشَّمْسِ أَوْ عِنْدَ غُرُوبِهَا . فَقَالَ بَعْضُهُمْ يُصَلِّيهَا إِذَا اسْتَيْقَظَ أَوْ ذَكَرَ وَإِنْ كَانَ عِنْدَ طُلُوعِ الشَّمْسِ أَوْ عِنْدَ غُرُوبِهَا . وَهُوَ قَوْلُ أَحْمَدَ وَإِسْحَاقَ وَالشَّافِعِيِّ وَمَالِكٍ . وَقَالَ بَعْضُهُمْ لاَ يُصَلِّي حَتَّى تَطْلُعَ الشَّمْسُ أَوْ تَغْرُبَ .
Bize Kuteybe anlattı; bize Hammâd b. Zeyd, Sâbit el-Bünânî’den; O Abdullah b. Rabâh el-Ensârî’den; O da Ebu Katâde’den [naklederek] anlattı: [Sahabiler] Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem’e uyuyakalıp namazı kaçırdıklarını zikrettiler. Bunun üzerine [Efendimiz] şöyle buyurdu: “Uykuda (namazı kaçırmak hususunda) bir kusur/ihmal yoktur; asıl kusur/ihmal uyanıklık halindedir. Sizden biriniz bir namazı unutur veya ondan uyuyakalırsa, onu hatırladığı zaman kılsın.” [Ebu İsa] dedi ki: Bu konuda İbn Mes’ûd, Ebu Meryem, İmrân b. Husayn, Cübeyr b. Mut’im, Ebu Cuhayfe, Ebu Saîd, Amr b. Ümeyye ed-Damrî ve Zû Mihber -ki ona Zû Mihmer de denilir ve Necaşî’nin kardeşinin oğludur- [tarafından da hadis] rivayet edilmiştir. Ebu İsa dedi ki: Ebu Katâde’nin hadisi hasen sahihtir. İlim ehli, uyuyakalan veya unutan kimsenin güneşin doğuşu veya batışı gibi namaz kılınmayan (kerahat) vakitlerde uyanması veya hatırlaması durumunda ne yapacağı hususunda ihtilaf etmişlerdir. Bir kısmı; uyanınca veya hatırlayınca, güneş doğarken veya batarken dahi olsa hemen kılacağını söylemişlerdir ki Ahmed, İshâk, eş-Şâfiî ve Mâlik bu görüştedir. Diğer bir kısmı ise güneş doğana veya batana kadar (o vakit geçene dek) namaz kılmayacağını söylemişlerdir.
178. Hadis
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، وَبِشْرُ بْنُ مُعَاذٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَنْ نَسِيَ صَلاَةً فَلْيُصَلِّهَا إِذَا ذَكَرَهَا " . وَفِي الْبَابِ عَنْ سَمُرَةَ وَأَبِي قَتَادَةَ . قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ أَنَسٍ حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ . وَيُرْوَى عَنْ عَلِيِّ بْنِ أَبِي طَالِبٍ أَنَّهُ قَالَ فِي الرَّجُلِ يَنْسَى الصَّلاَةَ قَالَ يُصَلِّيهَا مَتَى مَا ذَكَرَهَا فِي وَقْتٍ أَوْ فِي غَيْرِ وَقْتٍ . وَهُوَ قَوْلُ الشَّافِعِيِّ وَأَحْمَدَ بْنِ حَنْبَلٍ وَإِسْحَاقَ . وَيُرْوَى عَنْ أَبِي بَكْرَةَ أَنَّهُ نَامَ عَنْ صَلاَةِ الْعَصْرِ فَاسْتَيْقَظَ عِنْدَ غُرُوبِ الشَّمْسِ فَلَمْ يُصَلِّ حَتَّى غَرَبَتِ الشَّمْسُ . وَقَدْ ذَهَبَ قَوْمٌ مِنْ أَهْلِ الْكُوفَةِ إِلَى هَذَا وَأَمَّا أَصْحَابُنَا فَذَهَبُوا إِلَى قَوْلِ عَلِيِّ بْنِ أَبِي طَالِبٍ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ .
Bize Kuteybe ve Bişr b. Muâz anlattı; dediler ki: Bize Ebu Avâne, Katâde’den; O da Enes b. Mâlik’den [naklederek] anlattı: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Bir namazı unutan kimse, onu hatırladığı zaman kılsın.” [Ebu İsa] dedi ki: Bu konuda Semure ve Ebu Katâde’den de [hadis] rivayet edilmiştir. Ebu İsa dedi ki: Enes’in hadisi hasen sahihtir. Ali b. Ebî Tâlib’den; namazı unutan kimsenin onu (ister kerahat) vaktinde ister vakit dışında olsun hatırladığı her an kılacağı rivayet edilmiştir. eş-Şâfiî, Ahmed b. Hanbel ve İshâk da bu görüştedir. Ebu Bekre’den ise; ikindi namazından uyuyakalıp güneş batarken uyandığı fakat güneş batana kadar (bekleyip) namazı kılmadığı rivayet edilmiştir. Kûfe ehlinden bir grup bu görüşü benimsemişse de, bizim ashabımız Ali b. Ebî Tâlib radıyallâhu anh’ın görüşünü benimsemişlerdir.
179. Hadis
حَدَّثَنَا هَنَّادٌ، حَدَّثَنَا هُشَيْمٌ، عَنْ أَبِي الزُّبَيْرِ، عَنْ نَافِعِ بْنِ جُبَيْرِ بْنِ مُطْعِمٍ، عَنْ أَبِي عُبَيْدَةَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مَسْعُودٍ، قَالَ قَالَ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مَسْعُودٍ إِنَّ الْمُشْرِكِينَ شَغَلُوا رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنْ أَرْبَعِ صَلَوَاتٍ يَوْمَ الْخَنْدَقِ حَتَّى ذَهَبَ مِنَ اللَّيْلِ مَا شَاءَ اللَّهُ فَأَمَرَ بِلاَلاً فَأَذَّنَ ثُمَّ أَقَامَ فَصَلَّى الظُّهْرَ ثُمَّ أَقَامَ فَصَلَّى الْعَصْرَ ثُمَّ أَقَامَ فَصَلَّى الْمَغْرِبَ ثُمَّ أَقَامَ فَصَلَّى الْعِشَاءَ " . قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ أَبِي سَعِيدٍ وَجَابِرٍ . قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ عَبْدِ اللَّهِ لَيْسَ بِإِسْنَادِهِ بَأْسٌ إِلاَّ أَنَّ أَبَا عُبَيْدَةَ لَمْ يَسْمَعْ مِنْ عَبْدِ اللَّهِ . وَهُوَ الَّذِي اخْتَارَهُ بَعْضُ أَهْلِ الْعِلْمِ فِي الْفَوَائِتِ أَنْ يُقِيمَ الرَّجُلُ لِكُلِّ صَلاَةٍ إِذَا قَضَاهَا وَإِنْ لَمْ يُقِمْ أَجْزَأَهُ . وَهُوَ قَوْلُ الشَّافِعِيِّ .
Bize Hennâd anlattı; bize Huşeym, Ebu’z-Zübeyr’den; O Nâfi’ b. Cübeyr b. Mut’im’den; O da Ebu Ubeyde b. Abdullah b. Mes’ûd’dan [naklederek] anlattı: Abdullah b. Mes’ûd dedi ki: ‘Müşrikler, Hendek Savaşı gününde Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’i dört namazdan (onları vaktinde kılmaktan) alıkoydular; nihayet gecenin Allah’ın dilediği bir vakti geçince [Efendimiz] Bilal’e emretti. O da ezan okudu, sonra kamet getirdi ve [Efendimiz] öğleyi kıldırdı; sonra kamet getirdi ikindiyi kıldırdı; sonra kamet getirdi akşamı kıldırdı; sonra kamet getirdi ve yatsıyı kıldırdı.’ [Ebu İsa] dedi ki: Bu konuda Ebu Saîd ve Câbir’den de [hadis] rivayet edilmiştir. Ebu İsa dedi ki: Abdullah’ın hadisinin isnadında bir beis yoktur; ancak Ebu Ubeyde babası Abdullah’tan (bizzat) işitmemiştir. İlim ehlinden bir kısmının, kaçırılan (kaza edilen) namazlar hususundaki tercihi budur; yani kişi kaza ettiği her namaz için ayrı kamet getirir. Şayet (tek kametle kılsa ve her biri için ayrı) kamet getirmese de bu yeterlidir (caizdir). eş-Şâfiî de bu görüştedir.
180. Hadis
وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، بُنْدَارٌ حَدَّثَنَا مُعَاذُ بْنُ هِشَامٍ، حَدَّثَنِي أَبِي، عَنْ يَحْيَى بْنِ أَبِي كَثِيرٍ، حَدَّثَنَا أَبُو سَلَمَةَ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، أَنَّ عُمَرَ بْنَ الْخَطَّابِ، قَالَ يَوْمَ الْخَنْدَقِ وَجَعَلَ يَسُبُّ كُفَّارَ قُرَيْشٍ قَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ مَا كِدْتُ أُصَلِّي الْعَصْرَ حَتَّى تَغْرُبَ الشَّمْسُ . فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " وَاللَّهِ إِنْ صَلَّيْتُهَا " . قَالَ فَنَزَلْنَا بُطْحَانَ فَتَوَضَّأَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَتَوَضَّأْنَا فَصَلَّى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم الْعَصْرَ بَعْدَ مَا غَرَبَتِ الشَّمْسُ ثُمَّ صَلَّى بَعْدَهَا الْمَغْرِبَ . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ .
Bize Muhammed b. Beşşâr -ki kendisi Bundâr’dır- anlattı; bize Muâz b. Hişâm anlattı; bana babam, Yahyâ b. Ebî Kesîr’den; o Ebu Seleme b. Abdurrahman’dan; o da Câbir b. Abdullah’tan [naklederek] anlattı: Ömer b. el-Hattâb, Hendek Savaşı günü Kureyş kâfirlerine sövüp sayarak (Resûlullah’ın yanına gelip) şöyle dedi: ‘Ey Allah’ın Resulü! Güneş batana kadar ikindi namazını neredeyse kılamayacaktım.’ Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: “Vallahi ben de onu (henüz) kılmadım” buyurdu. [Câbir] dedi ki: (Vadi olan) Buthân’a indik. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem abdest aldı, biz de abdest aldık. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ikindiyi güneş battıktan sonra kıldırdı; sonra da akşamı kıldırdı. Ebu İsa dedi ki: Bu hadis hasen sahihtir.
181. Hadis
حَدَّثَنَا مَحْمُودُ بْنُ غَيْلاَنَ، حَدَّثَنَا أَبُو دَاوُدَ الطَّيَالِسِيُّ، وَأَبُو النَّضْرِ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ طَلْحَةَ بْنِ مُصَرِّفٍ، عَنْ زُبَيْدٍ، عَنْ مُرَّةَ الْهَمْدَانِيِّ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مَسْعُودٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " صَلاَةُ الْوُسْطَى صَلاَةُ الْعَصْرِ " . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ .
Bize Mahmûd b. Geylân anlattı; bize Ebu Dâvud et-Tayâlisî ve Ebu’n-Nadr, Muhammed b. Talha b. Musarrif’ten; O Zübeyd’den; O Mürre el-Hemdânî’den; O da Abdullah b. Mes’ûd’dan [naklederek] anlattı: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Orta namaz (salâtü’l-vüstâ), ikindi namazıdır.” Ebu İsa dedi ki: Bu hadis hasen sahihtir.
182. Hadis
حَدَّثَنَا هَنَّادٌ، حَدَّثَنَا عَبْدَةُ، عَنْ سَعِيدٍ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنِ الْحَسَنِ، عَنْ سَمُرَةَ بْنِ جُنْدَبٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ قَالَ " صَلاَةُ الْوُسْطَى صَلاَةُ الْعَصْرِ " . قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ عَلِيٍّ وَعَبْدِ اللَّهِ بْنِ مَسْعُودٍ وَزَيْدِ بْنِ ثَابِتٍ وَعَائِشَةَ وَحَفْصَةَ وَأَبِي هُرَيْرَةَ وَأَبِي هَاشِمِ بْنِ عُتْبَةَ . قَالَ أَبُو عِيسَى قَالَ مُحَمَّدٌ قَالَ عَلِيُّ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ حَدِيثُ الْحَسَنِ عَنْ سَمُرَةَ بْنِ جُنْدَبٍ حَدِيثٌ صَحِيحٌ وَقَدْ سَمِعَ مِنْهُ . وَقَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ سَمُرَةَ فِي صَلاَةِ الْوُسْطَى حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ . وَهُوَ قَوْلُ أَكْثَرِ الْعُلَمَاءِ مِنْ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَغَيْرِهِمْ . وَقَالَ زَيْدُ بْنُ ثَابِتٍ وَعَائِشَةُ صَلاَةُ الْوُسْطَى صَلاَةُ الظُّهْرِ . وَقَالَ ابْنُ عَبَّاسٍ وَابْنُ عُمَرَ صَلاَةُ الْوُسْطَى صَلاَةُ الصُّبْحِ . حَدَّثَنَا أَبُو مُوسَى مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى حَدَّثَنَا قُرَيْشُ بْنُ أَنَسٍ عَنْ حَبِيبِ بْنِ الشَّهِيدِ قَالَ قَالَ لِي مُحَمَّدُ بْنُ سِيرِينَ سَلِ الْحَسَنَ مِمَّنْ سَمِعَ حَدِيثَ الْعَقِيقَةِ فَسَأَلْتُهُ فَقَالَ سَمِعْتُهُ مِنْ سَمُرَةَ بْنِ جُنْدَبٍ . قَالَ أَبُو عِيسَى وَأَخْبَرَنِي مُحَمَّدُ بْنُ إِسْمَاعِيلَ حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الْمَدِينِيِّ عَنْ قُرَيْشِ بْنِ أَنَسٍ بِهَذَا الْحَدِيثِ . قَالَ مُحَمَّدٌ قَالَ عَلِيٌّ وَسَمَاعُ الْحَسَنِ مِنْ سَمُرَةَ صَحِيحٌ . وَاحْتَجَّ بِهَذَا الْحَدِيثِ .
Bize Hennâd anlattı; bize Abde, Saîd’den; O Katâde’den; O el-Hasan’dan; O da Semure b. Cündeb’den [naklederek] anlattı: Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Orta namaz (salâtü’l-vüstâ), ikindi namazıdır.” [Ebu İsa] dedi ki: Bu konuda Ali, Abdullah b. Mes’ûd, Zeyd b. Sâbit, Âişe, Hafsa, Ebu Hureyre ve Ebu Hâşim b. Utbe’den de [hadis] rivayet edilmiştir. Ebu İsa dedi ki: Muhammed (Buhârî) dedi ki: Ali b. Abdullah; el-Hasan’ın Semure b. Cündeb’den yaptığı rivayetin sahih olduğunu ve ondan bizzat işittiğini söylemiştir. Ebu İsa dedi ki: Semure’nin orta namaz hakkındaki hadisi hasen sahihtir. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem’in ashabından ve diğerlerinden pek çok ilim ehlinin görüşü budur. Zeyd b. Sâbit ve Âişe ise: ‘Orta namaz öğledir’ demişlerdir. İbn Abbâs ve İbn Ömer ise: ‘Orta namaz sabah namazıdır’ demişlerdir. Bize Ebu Mûsâ Muhammed b. el-Müsennâ anlattı; bize Kureyş b. Enes, Habîb b. eş-Şehîd’den [naklederek] anlattı: [Habîb] dedi ki: Muhammed b. Sîrîn bana; ‘Hasan’a, akîka hadisini kimden işittiğini sor’ dedi. Ben de ona sordum, O (Hasan); ‘Onu Semure b. Cündeb’den işittim’ dedi. Ebu İsa dedi ki: Muhammed b. İsmâil (Buhârî) bana bildirdi; bize Ali b. Abdullah b. el-Medînî, Kureyş b. Enes’ten bu hadisi (Hasan'ın işitme mevzusunu) anlattı. Muhammed dedi ki: Ali; ‘Hasan’ın Semure’den işitmesi sahihtir’ demiştir ve bu hadisi delil getirmiştir.
183. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ مَنِيعٍ، حَدَّثَنَا هُشَيْمٌ، أَخْبَرَنَا مَنْصُورٌ، وَهُوَ ابْنُ زَاذَانَ عَنْ قَتَادَةَ، قَالَ أَخْبَرَنَا أَبُو الْعَالِيَةِ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ سَمِعْتُ غَيْرَ، وَاحِدٍ، مِنْ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم مِنْهُمْ عُمَرُ بْنُ الْخَطَّابِ وَكَانَ مِنْ أَحَبِّهِمْ إِلَىَّ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم نَهَى عَنِ الصَّلاَةِ بَعْدَ الْفَجْرِ حَتَّى تَطْلُعَ الشَّمْسُ وَعَنِ الصَّلاَةِ بَعْدَ الْعَصْرِ حَتَّى تَغْرُبَ الشَّمْسُ . قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ عَلِيٍّ وَابْنِ مَسْعُودٍ وَأَبِي سَعِيدٍ وَعُقْبَةَ بْنِ عَامِرٍ وَأَبِي هُرَيْرَةَ وَابْنِ عُمَرَ وَسَمُرَةَ بْنِ جُنْدَبٍ وَعَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو وَمُعَاذِ بْنِ عَفْرَاءَ وَالصُّنَابِحِيِّ وَلَمْ يَسْمَعْ مِنَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَسَلَمَةَ بْنِ الأَكْوَعِ وَزَيْدِ بْنِ ثَابِتٍ وَعَائِشَةَ وَكَعْبِ بْنِ مُرَّةَ وَأَبِي أُمَامَةَ وَعَمْرِو بْنِ عَبَسَةَ وَيَعْلَى بْنِ أُمَيَّةَ وَمُعَاوِيَةَ . قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ ابْنِ عَبَّاسٍ عَنْ عُمَرَ حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ . وَهُوَ قَوْلُ أَكْثَرِ الْفُقَهَاءِ مِنْ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَمَنْ بَعْدَهُمْ أَنَّهُمْ كَرِهُوا الصَّلاَةَ بَعْدَ صَلاَةِ الصُّبْحِ حَتَّى تَطْلُعَ الشَّمْسُ وَبَعْدَ صَلاَةِ الْعَصْرِ حَتَّى تَغْرُبَ الشَّمْسُ وَأَمَّا الصَّلَوَاتُ الْفَوَائِتُ فَلاَ بَأْسَ أَنْ تُقْضَى بَعْدَ الْعَصْرِ وَبَعْدَ الصُّبْحِ . قَالَ عَلِيُّ بْنُ الْمَدِينِيِّ قَالَ يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ قَالَ شُعْبَةُ لَمْ يَسْمَعْ قَتَادَةُ مِنْ أَبِي الْعَالِيَةِ إِلاَّ ثَلاَثَةَ أَشْيَاءَ حَدِيثَ عُمَرَ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم نَهَى عَنِ الصَّلاَةِ بَعْدَ الْعَصْرِ حَتَّى تَغْرُبَ الشَّمْسُ وَبَعْدَ الصُّبْحِ حَتَّى تَطْلُعَ الشَّمْسُ وَحَدِيثَ ابْنِ عَبَّاسٍ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " لا يَنْبَغِي لأَحَدٍ أَنْ يَقُولَ أَنَا خَيْرٌ مِنْ يُونُسَ بْنِ مَتَّى " . وَحَدِيثَ عَلِيٍّ " الْقُضَاةُ ثَلاَثَةٌ " .
Bize Ahmed b. Menî’ anlattı; bize Huşeym anlattı; bize Mansûr -ki o İbn Zâzân’dır- Katâde’den bildirdi; O; Ebu’l-Aliye’nin bize İbn Abbâs’tan şöyle bildirdiğini söyledi: Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem’in ashabından birden fazla kimseden -ki içlerinde bana en sevgili olanı Ömer b. el-Hattâb idi- Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in; sabah namazından sonra güneş doğana kadar ve ikindi namazından sonra güneş batana kadar namaz kılmayı yasakladığını işittim. [Ebu İsa] dedi ki: Bu konuda Ali, İbn Mes’ûd, Ebu Saîd, Ukbe b. Âmir, Ebu Hureyre, İbn Ömer, Semure b. Cündeb, Abdullah b. Amr, Muâz b. Afrâ, es-Sunâbihî -ki o Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem’den bizzat işitmemiştir-, Seleme b. el-Ekva’, Zeyd b. Sâbit, Âişe, Ka’b b. Mürre, Ebu Ümâme, Amr b. Abese, Ya’lâ b. Ümeyye ve Muâviye üzerinden de [hadis] rivayet edilmiştir. Ebu İsa dedi ki: İbn Abbâs’ın Ömer’den naklettiği bu hadis hasen sahihtir. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem’in ashabından ve sonraki fukahanın (hukukçuların) çoğunun görüşü budur. Onlar, sabah namazından sonra güneş doğana kadar ve ikindi namazından sonra güneş batana kadar namaz kılmayı mekruh görmüşlerdir. Kaçırılan (kaza edilen) namazların ise ikindiden sonra veya sabahtan sonra kılınmasında bir sakınca yoktur. Ali b. el-Medînî dedi ki: Yahyâ b. Saîd dedi ki: Şu’be; ‘Katâde, Ebu’l-Aliye’den sadece üç şeyi işitmiştir’ dedi: Birincisi Ömer’in, Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem’in ikindiden sonra güneş batana kadar ve sabahtan sonra güneş doğana kadar namazı yasakladığına dair hadisi; ikincisi İbn Abbâs’ın Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem’den; ‘Hiç kimsenin: Ben Yûnus b. Mattâ’dan daha hayırlıyım demesi uygun olmaz’ hadisi; üçüncüsü ise Ali’nin; ‘Kadılar (hakimler) üç sınıftır’ hadisidir.
184. Hadis
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، عَنْ عَطَاءِ بْنِ السَّائِبِ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ إِنَّمَا صَلَّى النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم الرَّكْعَتَيْنِ بَعْدَ الْعَصْرِ لأَنَّهُ أَتَاهُ مَالٌ فَشَغَلَهُ عَنِ الرَّكْعَتَيْنِ بَعْدَ الظُّهْرِ فَصَلاَّهُمَا بَعْدَ الْعَصْرِ ثُمَّ لَمْ يَعُدْ لَهُمَا . وَفِي الْبَابِ عَنْ عَائِشَةَ وَأُمِّ سَلَمَةَ وَمَيْمُونَةَ وَأَبِي مُوسَى . قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ ابْنِ عَبَّاسٍ حَدِيثٌ حَسَنٌ . وَقَدْ رَوَى غَيْرُ وَاحِدٍ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ صَلَّى بَعْدَ الْعَصْرِ رَكْعَتَيْنِ . وَهَذَا خِلاَفُ مَا رُوِيَ عَنْهُ أَنَّهُ نَهَى عَنِ الصَّلاَةِ بَعْدَ الْعَصْرِ حَتَّى تَغْرُبَ الشَّمْسُ " . وَحَدِيثُ ابْنِ عَبَّاسٍ أَصَحُّ حَيْثُ قَالَ لَمْ يَعُدْ لَهُمَا . وَقَدْ رُوِيَ عَنْ زَيْدِ بْنِ ثَابِتٍ نَحْوُ حَدِيثِ ابْنِ عَبَّاسٍ . وَقَدْ رُوِيَ عَنْ عَائِشَةَ فِي هَذَا الْبَابِ رِوَايَاتٌ رُوِيَ عَنْهَا أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم مَا دَخَلَ عَلَيْهَا بَعْدَ الْعَصْرِ إِلاَّ صَلَّى رَكْعَتَيْنِ وَرُوِيَ عَنْهَا عَنْ أُمِّ سَلَمَةَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ نَهَى عَنِ الصَّلاَةِ بَعْدَ الْعَصْرِ حَتَّى تَغْرُبَ الشَّمْسُ وَبَعْدَ الصُّبْحِ حَتَّى تَطْلُعَ الشَّمْسُ . وَالَّذِي اجْتَمَعَ عَلَيْهِ أَكْثَرُ أَهْلِ الْعِلْمِ عَلَى كَرَاهِيَةِ الصَّلاَةِ بَعْدَ الْعَصْرِ حَتَّى تَغْرُبَ الشَّمْسُ وَبَعْدَ الصُّبْحِ حَتَّى تَطْلُعَ الشَّمْسُ إِلاَّ مَا اسْتُثْنِيَ مِنْ ذَلِكَ مِثْلُ الصَّلاَةِ بِمَكَّةَ بَعْدَ الْعَصْرِ حَتَّى تَغْرُبَ الشَّمْسُ وَبَعْدَ الصُّبْحِ حَتَّى تَطْلُعَ الشَّمْسُ بَعْدَ الطَّوَافِ فَقَدْ رُوِيَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم رُخْصَةٌ فِي ذَلِكَ . وَقَدْ قَالَ بِهِ قَوْمٌ مِنْ أَهْلِ الْعِلْمِ مِنْ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَمَنْ بَعْدَهُمْ . وَبِهِ يَقُولُ الشَّافِعِيُّ وَأَحْمَدُ وَإِسْحَاقُ . وَقَدْ كَرِهَ قَوْمٌ مِنْ أَهْلِ الْعِلْمِ مِنْ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَمَنْ بَعْدَهُمُ الصَّلاَةَ بِمَكَّةَ أَيْضًا بَعْدَ الْعَصْرِ وَبَعْدَ الصُّبْحِ . وَبِهِ يَقُولُ سُفْيَانُ الثَّوْرِيُّ وَمَالِكُ بْنُ أَنَسٍ وَبَعْضُ أَهْلِ الْكُوفَةِ .
Bize Kuteybe anlattı; bize Cerîr, Atâ b. es-Sâib’den; O Saîd b. Cübeyr’den; O da İbn Abbâs’tan [naklederek] anlattı: Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem ikindiden sonra o iki rekatı kıldı; çünkü ona bir mal (zekât/ganimet malı) gelmiş ve bu mal onu öğleden sonraki iki rekat (sünnetten) alıkoymuştu. O da o iki rekatı ikindiden sonra kıldı ve sonra da bir daha onları (ikindiden sonra kılmaya) dönmedi (tekrar etmedi). [Ebu İsa] dedi ki: Bu konuda Âişe, Ümmü Seleme, Meymûne ve Ebu Mûsâ üzerinden de [hadis] rivayet edilmiştir. Ebu İsa dedi ki: İbn Abbâs’ın hadisi hasendir. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem’den ikindiden sonra iki rekat kıldığına dair birden fazla rivayet gelmiştir. Bu durum, ondan rivayet edilen ‘Güneş batana kadar ikindiden sonra namaz kılmayı yasakladığı’na dair rivayetlere muhalif (görünmektedir). İbn Abbâs’ın: ‘Onları kılmaya bir daha dönmedi (tekrar etmedi)’ dediği hadis ise daha sahihtir. Zeyd b. Sâbit’ten de İbn Abbâs’ın hadisine benzer [bir rivayet] nakledilmiştir. Bu konuda Âişe’den de rivayetler gelmiştir; ondan rivayet edildiğine göre Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem ikindiden sonra yanına her girdiğinde mutlaka iki rekat namaz kılardı. Yine ondan, Ümmü Seleme üzerinden nakledildiğine göre ise Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem ikindiden sonra güneş batana kadar ve sabahtan sonra güneş doğana kadar namaz kılmayı yasaklamıştır. İlim ehlinin çoğunun üzerinde birleştiği husus; ikindiden sonra güneş batana kadar ve sabahtan sonra güneş doğana kadar namaz kılmanın mekruh olduğudur. Ancak Mekke’de ikindiden sonra güneş batana kadar ve sabahtan sonra güneş doğana kadar tavaf namazı kılmak gibi [bazı durumlar] bundan istisna edilmiştir; nitekim Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem’den bu konuda ruhsat (izin) rivayet edilmiştir. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem’in ashabından ve sonrakilerden bir kısım ilim ehli bu görüşü benimsemişlerdir. eş-Şâfiî, Ahmed ve İshâk da bu görüştedir. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem’in ashabından ve sonrakilerden diğer bir kısım ilim ehli ise Mekke’de dahi olsa ikindiden ve sabahtan sonra namaz kılmayı mekruh görmüşlerdir. Süfyân el-Sevrî, Mâlik b. Enes ve Kûfe ehlinden bazılarının görüşü de budur.
185. Hadis
حَدَّثَنَا هَنَّادٌ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ كَهْمَسِ بْنِ الْحَسَنِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ بُرَيْدَةَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مُغَفَّلٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " بَيْنَ كُلِّ أَذَانَيْنِ صَلاَةٌ لِمَنْ شَاءَ " . وَفِي الْبَابِ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الزُّبَيْرِ . قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مُغَفَّلٍ حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ . وَقَدِ اخْتَلَفَ أَصْحَابُ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فِي الصَّلاَةِ قَبْلَ الْمَغْرِبِ فَلَمْ يَرَ بَعْضُهُمُ الصَّلاَةَ قَبْلَ الْمَغْرِبِ . وَقَدْ رُوِيَ عَنْ غَيْرِ وَاحِدٍ مِنْ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُمْ كَانُوا يُصَلُّونَ قَبْلَ صَلاَةِ الْمَغْرِبِ رَكْعَتَيْنِ بَيْنَ الأَذَانِ وَالإِقَامَةِ . وَقَالَ أَحْمَدُ وَإِسْحَاقُ إِنْ صَلاَّهُمَا فَحَسَنٌ . وَهَذَا عِنْدَهُمَا عَلَى الاِسْتِحْبَابِ .
Bize Hennâd anlattı; bize Vekî’, Kehmes b. el-Hasan’dan; O Abdullah b. Bureyde’den; O da Abdullah b. Mugaffel’den [naklederek] anlattı: Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Her iki ezan (ezan ile kamet) arasında, dileyen kimse için bir namaz vardır.” [Ebu İsa] dedi ki: Bu konuda Abdullah b. ez-Zübeyr’den de [hadis] rivayet edilmiştir. Ebu İsa dedi ki: Abdullah b. Mugaffel’in hadisi hasen sahihtir. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem’in ashabı akşam namazından önceki (sünnet) namaz hususunda ihtilaf etmişlerdir; onlardan bazıları akşamdan önce namaz kılmayı (doğru) görmemişlerdir. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem’in ashabından birden fazla kimsenin ise akşam namazından önce ezan ile kamet arasında iki rekat kıldıkları rivayet edilmiştir. Ahmed ve İshâk: ‘Şayet o iki rekatı kılarsa bu güzeldir’ demişlerdir; bu iki imama göre bu namaz müstehap (teşvik edilen) bir namazdır.
186. Hadis
حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ مُوسَى الأَنْصَارِيُّ، حَدَّثَنَا مَعْنٌ، حَدَّثَنَا مَالِكُ بْنُ أَنَسٍ، عَنْ زَيْدِ بْنِ أَسْلَمَ، عَنْ عَطَاءِ بْنِ يَسَارٍ، وَعَنْ بُسْرِ بْنِ سَعِيدٍ، وَعَنِ الأَعْرَجِ، يُحَدِّثُونَهُ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " مَنْ أَدْرَكَ مِنَ الصُّبْحِ رَكْعَةً قَبْلَ أَنْ تَطْلُعَ الشَّمْسُ فَقَدْ أَدْرَكَ الصُّبْحَ وَمَنْ أَدْرَكَ مِنَ الْعَصْرِ رَكْعَةً قَبْلَ أَنْ تَغْرُبَ الشَّمْسُ فَقَدْ أَدْرَكَ الْعَصْرَ " . وَفِي الْبَابِ عَنْ عَائِشَةَ . قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ أَبِي هُرَيْرَةَ حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ . وَبِهِ يَقُولُ أَصْحَابُنَا وَالشَّافِعِيُّ وَأَحْمَدُ وَإِسْحَاقُ . وَمَعْنَى هَذَا الْحَدِيثِ عِنْدَهُمْ لِصَاحِبِ الْعُذْرِ مِثْلُ الرَّجُلِ يَنَامُ عَنِ الصَّلاَةِ أَوْ يَنْسَاهَا فَيَسْتَيْقِظُ وَيَذْكُرُ عِنْدَ طُلُوعِ الشَّمْسِ وَعِنْدَ غُرُوبِهَا .
Bize İshâk b. Mûsâ el-Ensârî anlattı; bize Ma’n anlattı; bize Mâlik b. Enes, Zeyd b. Eslem’den; O Atâ b. Yesâr’dan, Busr b. Saîd’den ve el-A’rec’den [naklederek anlattı, onlar da] Ebu Hureyre’den şöyle rivayet ediyorlardı: Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Güneş doğmadan önce sabah namazından bir rekata yetişen kimse, sabah namazına yetişmiş olur. Güneş batmadan önce ikindi namazından bir rekata yetişen kimse de ikindi namazına yetişmiş olur.” [Ebu İsa] dedi ki: Bu konuda Âişe’den de [hadis] rivayet edilmiştir. Ebu İsa dedi ki: Ebu Hureyre’den nakledilen bu hadis hasen sahihtir. Bizim ashabımız (hadisçiler), eş-Şâfiî, Ahmed ve İshâk da bu görüştedir. Onlara göre bu hadisin manası; namazdan uyuyakalmak veya onu unutmak gibi mazereti olup da güneşin doğuşu veya batışı sırasında uyanan/hatırlayan kimseler hakkındadır.
187. Hadis
حَدَّثَنَا هَنَّادٌ، حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ حَبِيبِ بْنِ أَبِي ثَابِتٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ جَمَعَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بَيْنَ الظُّهْرِ وَالْعَصْرِ وَبَيْنَ الْمَغْرِبِ وَالْعِشَاءِ بِالْمَدِينَةِ مِنْ غَيْرِ خَوْفٍ وَلاَ مَطَرٍ . قَالَ فَقِيلَ لاِبْنِ عَبَّاسٍ مَا أَرَادَ بِذَلِكَ قَالَ أَرَادَ أَنْ لاَ يُحْرِجَ أُمَّتَهُ . وَفِي الْبَابِ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ . قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ ابْنِ عَبَّاسٍ قَدْ رُوِيَ عَنْهُ مِنْ غَيْرِ وَجْهٍ رَوَاهُ جَابِرُ بْنُ زَيْدٍ وَسَعِيدُ بْنُ جُبَيْرٍ وَعَبْدُ اللَّهِ بْنُ شَقِيقٍ الْعُقَيْلِيُّ . وَقَدْ رُوِيَ عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم غَيْرُ هَذَا .
Bize Hennâd anlattı; bize Ebu Muâviye, el-A’meş’ten; O Habîb b. Ebî Sâbit’ten; O Saîd b. Cübeyr’den; O da İbn Abbâs’tan [naklederek] anlattı: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem Medine’de korku ve yağmur hali olmaksızın öğle ile ikindiyi, akşam ile de yatsıyı birleştirerek (cem ederek) kıldı. [Ravi] dedi ki: İbn Abbâs’a; ‘Bununla neyi kastetti/murat etti?’ diye soruldu da; ‘Ümmetini zorluğa/sıkıntıya sokmamayı murat etti’ dedi. [Ebu İsa] dedi ki: Bu konuda Ebu Hureyre’den de [hadis] rivayet edilmiştir. Ebu İsa dedi ki: İbn Abbâs’ın bu hadisi ondan değişik yollarla rivayet edilmiştir; Câbir b. Zeyd, Saîd b. Cübeyr ve Abdullah b. Şakîk el-Ukaylî bu hadisi ondan nakletmişlerdir. İbn Abbâs’dan Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem’e dayandırılarak bundan başka (hadisler) de rivayet edilmiştir.
188. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو سَلَمَةَ، يَحْيَى بْنُ خَلَفٍ الْبَصْرِيُّ حَدَّثَنَا الْمُعْتَمِرُ بْنُ سُلَيْمَانَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ حَنَشٍ، عَنْ عِكْرِمَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " مَنْ جَمَعَ بَيْنَ الصَّلاَتَيْنِ مِنْ غَيْرِ عُذْرٍ فَقَدْ أَتَى بَابًا مِنْ أَبْوَابِ الْكَبَائِرِ " . قَالَ أَبُو عِيسَى وَحَنَشٌ هَذَا هُوَ أَبُو عَلِيٍّ الرَّحَبِيُّ وَهُوَ حُسَيْنُ بْنُ قَيْسٍ وَهُوَ ضَعِيفٌ عِنْدَ أَهْلِ الْحَدِيثِ ضَعَّفَهُ أَحْمَدُ وَغَيْرُهُ . وَالْعَمَلُ عَلَى هَذَا عِنْدَ أَهْلِ الْعِلْمِ أَنْ لاَ يَجْمَعَ بَيْنَ الصَّلاَتَيْنِ إِلاَّ فِي السَّفَرِ أَوْ بِعَرَفَةَ . وَرَخَّصَ بَعْضُ أَهْلِ الْعِلْمِ مِنَ التَّابِعِينَ فِي الْجَمْعِ بَيْنَ الصَّلاَتَيْنِ لِلْمَرِيضِ وَبِهِ يَقُولُ أَحْمَدُ وَإِسْحَاقُ . وَقَالَ بَعْضُ أَهْلِ الْعِلْمِ يَجْمَعُ بَيْنَ الصَّلاَتَيْنِ فِي الْمَطَرِ وَبِهِ يَقُولُ الشَّافِعِيُّ وَأَحْمَدُ وَإِسْحَاقُ . وَلَمْ يَرَ الشَّافِعِيُّ لِلْمَرِيضِ أَنْ يَجْمَعَ بَيْنَ الصَّلاَتَيْنِ .
Bize Ebu Seleme Yahyâ b. Halef el-Basrî anlattı; bize el-Mu’temir b. Süleyman, babasından; O Haneş’ten; O İkrime’den; O da İbn Abbâs’tan [naklederek] anlattı: Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Kim geçerli bir mazereti olmaksızın iki namazı birleştirerek kılarsa, büyük günah kapılarından birine girmiş olur.” Ebu İsa dedi ki: Bu (isnadındaki) Haneş, Ebu Ali er-Rahabî’dir ve (isimi) Hüseyin b. Kays’tır. Kendisi hadis ehli nezdinde zayıftır; Ahmed ve diğerleri onu zayıf saymıştır. İlim ehline göre uygulama; yolculuk veya Arafat dışında iki namazın birleştirilmemesi şeklindedir. Tâbiînden bazı ilim ehli, hasta olan kimse için iki namazı birleştirmesine ruhsat vermişlerdir ki Ahmed ve İshâk da bu görüştedir. Bazı ilim ehli ise yağmur (şartıyla) iki namazın birleştirilebileceğini söylemişlerdir. eş-Şâfiî, Ahmed ve İshâk bu görüştedir; ancak eş-Şâfiî hasta için iki namazı birleştirmeyi (caiz) görmemiştir.
189. Hadis
حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ الأُمَوِيُّ، حَدَّثَنَا أَبِي، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ إِسْحَاقَ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ إِبْرَاهِيمَ بْنِ الْحَارِثِ التَّيْمِيِّ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ زَيْدٍ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ لَمَّا أَصْبَحْنَا أَتَيْنَا رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَأَخْبَرْتُهُ بِالرُّؤْيَا فَقَالَ " إِنَّ هَذِهِ لَرُؤْيَا حَقٍّ فَقُمْ مَعَ بِلاَلٍ فَإِنَّهُ أَنْدَى وَأَمَدُّ صَوْتًا مِنْكَ فَأَلْقِ عَلَيْهِ مَا قِيلَ لَكَ وَلْيُنَادِ بِذَلِكَ " . قَالَ فَلَمَّا سَمِعَ عُمَرُ بْنُ الْخَطَّابِ نِدَاءَ بِلاَلٍ بِالصَّلاَةِ خَرَجَ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَهُوَ يَجُرُّ إِزَارَهُ وَهُوَ يَقُولُ يَا رَسُولَ اللَّهِ وَالَّذِي بَعَثَكَ بِالْحَقِّ لَقَدْ رَأَيْتُ مِثْلَ الَّذِي قَالَ . قَالَ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " فَلِلَّهِ الْحَمْدُ فَذَلِكَ أَثْبَتُ " . قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنِ ابْنِ عُمَرَ . قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ زَيْدٍ حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ . وَقَدْ رَوَى هَذَا الْحَدِيثَ إِبْرَاهِيمُ بْنُ سَعْدٍ عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ إِسْحَاقَ أَتَمَّ مِنْ هَذَا الْحَدِيثِ وَأَطْوَلَ وَذَكَرَ فِيهِ قِصَّةَ الأَذَانِ مَثْنَى مَثْنَى وَالإِقَامَةِ مَرَّةً مَرَّةً . وَعَبْدُ اللَّهِ بْنُ زَيْدٍ هُوَ ابْنُ عَبْدِ رَبِّهِ وَيُقَالُ ابْنُ عَبْدِ رَبٍّ وَلاَ نَعْرِفُ لَهُ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم شَيْئًا يَصِحُّ إِلاَّ هَذَا الْحَدِيثَ الْوَاحِدَ فِي الأَذَانِ . وَعَبْدُ اللَّهِ بْنُ زَيْدِ بْنِ عَاصِمٍ الْمَازِنِيُّ لَهُ أَحَادِيثُ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَهُوَ عَمُّ عَبَّادِ بْنِ تَمِيمٍ .
Bize Saîd b. Yahyâ b. Saîd el-Ümevî anlattı; bize babam anlattı; bize Muhammed b. İshâk, Muhammed b. İbrâhîm b. el-Hâris et-Teymî’den; o Muhammed b. Abdullah b. Zeyd’den; o da babasından [naklederek] anlattı: [Babası] dedi ki: ‘Sabah olunca Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e geldik ve ben ona (rüyada gördüğüm) ezanı haber verdim.’ [Efendimiz] şöyle buyurdu: “Şüphesiz bu hak rüyadır. Bilal ile beraber kalk; çünkü bu [ezan sözlerini] ona öğret/söyle, o da nida etsin (okusun); zira onun sesi senden daha gür ve daha uzağa ulaşır.” [Abdullah b. Zeyd devamla] dedi ki: Ömer b. el-Hattâb, Bilal’in namaz için nidasını (ezanı) işitince ridasını (üst örtüsünü) çeke çeke (hızlıca) Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in yanına çıktı ve: ‘Ey Allah’ın Resulü! Seni hak ile gönderen [Allah]’a yemin olsun ki, ben de onun söylediğine benzer bir şey gördüm’ diyordu. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem de: “Allah’a hamdolsun; işte bu (iki rüyanın birleşmesi) durumu daha da pekiştirdi.” buyurdu. [Ebu İsa] dedi ki: Bu konuda İbn Ömer’den de [hadis] rivayet edilmiştir. Ebu İsa dedi ki: Abdullah b. Zeyd’in hadisi hasen sahihtir. İbrâhîm b. Sa’d, bu hadisi Muhammed b. İshâk’tan bu rivayetten daha tam ve daha uzun bir şekilde; içinde ezanın (kelimelerinin) ikişer, kametin ise birer kere söylenme kıssasını da zikrederek rivayet etmiştir. [Bu hadisteki] Abdullah b. Zeyd, İbn Abd Rabbih’dir -ve ona İbn Abd Rabb’de denilir- ve Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem’den bu ezan hadisinden başka sahih bir rivayetini bilmiyoruz. [Sahabilerden] Abdullah b. Zeyd b. Âsım el-Mâzinî’nin ise Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem’den pek çok hadisi vardır; kendisi Abbâd b. Temîm’in amcasıdır.
190. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ النَّضْرِ بْنِ أَبِي النَّضْرِ، حَدَّثَنَا حَجَّاجُ بْنُ مُحَمَّدٍ، قَالَ قَالَ ابْنُ جُرَيْجٍ أَخْبَرَنَا نَافِعٌ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ كَانَ الْمُسْلِمُونَ حِينَ قَدِمُوا الْمَدِينَةَ يَجْتَمِعُونَ فَيَتَحَيَّنُونَ الصَّلَوَاتِ وَلَيْسَ يُنَادِي بِهَا أَحَدٌ فَتَكَلَّمُوا يَوْمًا فِي ذَلِكَ فَقَالَ بَعْضُهُمُ اتَّخِذُوا نَاقُوسًا مِثْلَ نَاقُوسِ النَّصَارَى . وَقَالَ بَعْضُهُمُ اتَّخِذُوا قَرْنًا مِثْلَ قَرْنِ الْيَهُودِ . قَالَ فَقَالَ عُمَرُ بْنُ الْخَطَّابِ أَوَلاَ تَبْعَثُونَ رَجُلاً يُنَادِي بِالصَّلاَةِ قَالَ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " يَا بِلاَلُ قُمْ فَنَادِ بِالصَّلاَةِ " . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ غَرِيبٌ مِنْ حَدِيثِ ابْنِ عُمَرَ .
Bize Ebu Bekir b. en-Nadr b. Ebî’n-Nadr anlattı; bize Haccâc b. Muhammed anlattı; dedi ki: İbn Cüreyc dedi ki: Bize Nâfi’, İbn Ömer’den [naklederek] bildirdi: Müslümanlar Medine’ye geldikleri zaman bir araya gelirler ve namaz vakitlerini bekleyip gözetirlerdi; fakat namaz için nida eden (çağıran) kimse yoktu. Bir gün bu konu hakkında konuştular da bazısı: ‘Hristiyanların çanı gibi bir çan edinin’ dedi. Bazısı da: ‘Yahudilerin borusu gibi bir boru edinin’ dedi. Bunun üzerine Ömer b. el-Hattâb: ‘Namaz için nida edecek (çağrıda bulunacak) bir adam göndermez misiniz?’ dedi. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem de: “Ey Bilal! Kalk ve namaz için nida et (çağrıda bulun).” buyurdu. Ebu İsa dedi ki: İbn Ömer’in hadisinden nakledilen bu rivayet hasen sahih gariptir.
191. Hadis
حَدَّثَنَا بِشْرُ بْنُ مُعَاذٍ الْبَصْرِيُّ، حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ عَبْدِ الْعَزِيزِ بْنِ عَبْدِ الْمَلِكِ بْنِ أَبِي مَحْذُورَةَ، قَالَ أَخْبَرَنِي أَبِي وَجَدِّي، جَمِيعًا عَنْ أَبِي مَحْذُورَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَقْعَدَهُ وَأَلْقَى عَلَيْهِ الأَذَانَ حَرْفًا حَرْفًا . قَالَ إِبْرَاهِيمُ مِثْلَ أَذَانِنَا . قَالَ بِشْرٌ فَقُلْتُ لَهُ أَعِدْ عَلَىَّ . فَوَصَفَ الأَذَانَ بِالتَّرْجِيعِ . قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ أَبِي مَحْذُورَةَ فِي الأَذَانِ حَدِيثٌ صَحِيحٌ . وَقَدْ رُوِيَ عَنْهُ مِنْ غَيْرِ وَجْهٍ . وَعَلَيْهِ الْعَمَلُ بِمَكَّةَ وَهُوَ قَوْلُ الشَّافِعِيِّ .
Bize Bişr b. Muâz el-Basrî anlattı; bize İbrâhîm b. Abdülazîz b. Abdülmelik b. Ebî Mahzûra anlattı; dedi ki: Bana babam ve dedem, hep birlikte Ebu Mahzûra’dan [naklederek] bildirdiler: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem onu yanına oturttu ve ona ezanı harf harf (kelime kelime) belletti. İbrâhîm; ‘Tıpkı bizim ezanımız gibi’ dedi. Bişr dedi ki: Ona; ‘Bana (bu ezanı) tekrar et’ dedim. Bunun üzerine ezanı terci’li (şehadet kelimelerini önce kısık sonra yüksek sesle söyleyerek) vasfetti. Ebu İsa dedi ki: Ebu Mahzûra’nın ezan hakkındaki hadisi sahihtir. Ondan değişik yollarla rivayet edilmiştir. Mekke’deki uygulama da bunun üzerinedir; eş-Şâfiî’nin görüşü de budur.
192. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو مُوسَى، مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى حَدَّثَنَا عَفَّانُ، حَدَّثَنَا هَمَّامٌ، عَنْ عَامِرِ بْنِ عَبْدِ الْوَاحِدِ الأَحْوَلِ، عَنْ مَكْحُولٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مُحَيْرِيزٍ، عَنْ أَبِي مَحْذُورَةَ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم عَلَّمَهُ الأَذَانَ تِسْعَ عَشْرَةَ كَلِمَةً وَالإِقَامَةَ سَبْعَ عَشْرَةَ كَلِمَةً . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ . وَأَبُو مَحْذُورَةَ اسْمُهُ سَمُرَةُ بْنُ مِعْيَرٍ . وَقَدْ ذَهَبَ بَعْضُ أَهْلِ الْعِلْمِ إِلَى هَذَا فِي الأَذَانِ . وَقَدْ رُوِيَ عَنْ أَبِي مَحْذُورَةَ أَنَّهُ كَانَ يُفْرِدُ الإِقَامَةَ .
Bize Ebu Mûsâ Muhammed b. el-Müsennâ anlattı; bize Affân anlattı; bize Hemmâm, Âmir b. Abdilvâhid el-Ahvel’den; O Mekhûl’den; O Abdullah b. Muhayrîz’den; O da Ebu Mahzûra’dan [naklederek] anlattı: Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem ona ezanı on dokuz kelime, kameti ise on yedi kelime olarak belletti. Ebu İsa dedi ki: Bu hadis hasen sahihtir. Ebu Mahzûra’nın ismi Semure b. Mi’yer’dir. İlim ehlinden bazıları ezan hususunda bu görüşü benimsemişlerdir. Ebu Mahzûra’dan kameti birer kere (çiftlemeksizin) söylediği de rivayet edilmiştir.
193. Hadis
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَهَّابِ الثَّقَفِيُّ، وَيَزِيدُ بْنُ زُرَيْعٍ، عَنْ خَالِدٍ الْحَذَّاءِ، عَنْ أَبِي قِلاَبَةَ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ أُمِرَ بِلاَلٌ أَنْ يَشْفَعَ، الأَذَانَ وَيُوتِرَ الإِقَامَةَ " . وَفِي الْبَابِ عَنِ ابْنِ عُمَرَ . قَالَ أَبُو عِيسَى وَحَدِيثُ أَنَسٍ حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ . وَهُوَ قَوْلُ بَعْضِ أَهْلِ الْعِلْمِ مِنْ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَالتَّابِعِينَ وَبِهِ يَقُولُ مَالِكٌ وَالشَّافِعِيُّ وَأَحْمَدُ وَإِسْحَاقُ .
Bize Kuteybe anlattı; bize Abdülvehhâb es-Sekafî ve Yezîd b. Zurey’ , Hâlid el-Hazzâ’dan; O Ebu Kılâbe’den; O da Enes b. Mâlik’den [naklederek] anlattı: “Bilal’e; ezanı çift, kameti ise tek olarak söylemesi emredildi.” [Ebu İsa] dedi ki: Bu konuda İbn Ömer’den de [hadis] rivayet edilmiştir. Ebu İsa dedi ki: Enes’in hadisi hasen sahihtir. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem’in ashabından ve tâbiînden bazı ilim ehlinin görüşü budur; Mâlik, eş-Şâfiî, Ahmed ve İshâk da aynı görüşü benimsemişlerdir.
194. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو سَعِيدٍ الأَشَجُّ، حَدَّثَنَا عُقْبَةُ بْنُ خَالِدٍ، عَنِ ابْنِ أَبِي لَيْلَى، عَنْ عَمْرِو بْنِ مُرَّةَ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ أَبِي لَيْلَى، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ زَيْدٍ، قَالَ كَانَ أَذَانُ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم شَفْعًا شَفْعًا فِي الأَذَانِ وَالإِقَامَةِ " . قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ زَيْدٍ رَوَاهُ وَكِيعٌ عَنِ الأَعْمَشِ عَنْ عَمْرِو بْنِ مُرَّةَ عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ أَبِي لَيْلَى قَالَ حَدَّثَنَا أَصْحَابُ مُحَمَّدٍ صلى الله عليه وسلم أَنَّ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ زَيْدٍ رَأَى الأَذَانَ فِي الْمَنَامِ . وَقَالَ شُعْبَةُ عَنْ عَمْرِو بْنِ مُرَّةَ عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ أَبِي لَيْلَى أَنَّ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ زَيْدٍ رَأَى الأَذَانَ فِي الْمَنَامِ . وَهَذَا أَصَحُّ مِنْ حَدِيثِ ابْنِ أَبِي لَيْلَى . وَعَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ أَبِي لَيْلَى لَمْ يَسْمَعْ مِنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ زَيْدٍ . وَقَالَ بَعْضُ أَهْلِ الْعِلْمِ الأَذَانُ مَثْنَى مَثْنَى وَالإِقَامَةُ مَثْنَى مَثْنَى . وَبِهِ يَقُولُ سُفْيَانُ الثَّوْرِيُّ وَابْنُ الْمُبَارَكِ وَأَهْلُ الْكُوفَةِ . قَالَ أَبُو عِيسَى ابْنُ أَبِي لَيْلَى هُوَ مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ أَبِي لَيْلَى كَانَ قَاضِيَ الْكُوفَةِ وَلَمْ يَسْمَعْ مِنْ أَبِيهِ شَيْئًا إِلاَّ أَنَّهُ يَرْوِي عَنْ رَجُلٍ عَنْ أَبِيهِ .
Bize Ebu Saîd el-Eşecc anlattı; bize Ukbe b. Hâlid, İbn Ebî Leylâ’dan; O Amr b. Mürre’den; O Abdurrahman b. Ebî Leylâ’dan; O da Abdullah b. Zeyd’den [naklederek] anlattı: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in ezanı, hem ezanda hem de kamette çift çift idi. Ebu İsa dedi ki: Abdullah b. Zeyd’in hadisini Vekî’, el-A’meş üzerinden, Amr b. Mürre’den, Abdurrahman b. Ebî Leylâ’dan [şöyle] rivayet etmiştir: ‘Bize Muhammed sallallâhu aleyhi ve sellem’in ashabı anlattı; Abdullah b. Zeyd ezanı rüyasında görmüştü.’ Şu’be de Amr b. Mürre üzerinden, Abdurrahman b. Ebî Leylâ’dan; ‘Abdullah b. Zeyd ezanı rüyasında görmüştü’ şeklinde rivayet etmiştir. Bu (isnad), İbn Ebî Leylâ’nın (birinci) hadisinden daha sahihtir; çünkü Abdurrahman b. Ebî Leylâ, Abdullah b. Zeyd’den (bizzat) işitmemiştir. [Ebu İsa devamla] dedi ki: Bazı ilim ehli; ezanın da çift çift, kametin de çift çift (okunacağı) görüşünü benimsemişlerdir. Süfyân el-Sevrî, İbnü’l-Mübarek ve Kûfe ehli bu görüştedir. Ebu İsa dedi ki: (Bu hadis zincirindeki) İbn Ebî Leylâ, Kûfe kadısı (hakimi) olan Muhammed b. Abdurrahman b. Ebî Leylâ’dır. Kendisi babasından hiçbir şey işitmemiştir; ancak babasını (görmüş) bir adamdan babasının rivayetini nakletmektedir.
195. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ الْحَسَنِ، حَدَّثَنَا الْمُعَلَّى بْنُ أَسَدٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْمُنْعِمِ، هُوَ صَاحِبُ السِّقَاءِ قَالَ حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ مُسْلِمٍ، عَنِ الْحَسَنِ، وَعَطَاءٍ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ لِبِلاَلٍ " يَا بِلاَلُ إِذَا أَذَّنْتَ فَتَرَسَّلْ فِي أَذَانِكَ وَإِذَا أَقَمْتَ فَاحْدُرْ وَاجْعَلْ بَيْنَ أَذَانِكَ وَإِقَامَتِكَ قَدْرَ مَا يَفْرُغُ الآكِلُ مِنْ أَكْلِهِ وَالشَّارِبُ مِنْ شُرْبِهِ وَالْمُعْتَصِرُ إِذَا دَخَلَ لِقَضَاءِ حَاجَتِهِ وَلاَ تَقُومُوا حَتَّى تَرَوْنِي " .
Bize Ahmed b. el-Hasan anlattı; bize el-Muallâ b. Esed anlattı; bize Sakkâ’nın (sucunun) arkadaşı olan Abdülmün’im anlattı; dedi ki: Bize Yahyâ b. Müslim, Hasan ve Atâ’dan; onlar da Câbir b. Abdullah’tan [naklederek] anlattılar: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem Bilal’e şöyle buyurdu: “Ey Bilal! Ezan okuduğun zaman ağır ağır (kelimeleri tek tek ve aralıklı) oku; kamet getirdiğinde ise hızlıca (kelimeleri peş peşe ve akıcı) oku. Ezanınla kametin arasına; yemek yiyenin yemeğinden, içecek içenin içeceğinden (sakinleşecek kadar), defi hacet (tuvalet ihtiyacı) için girenin de işini bitirecek kadar (bir süre/boşluk) koy. Ben çıkıp beni görmedikçe de (namaz için) ayağa kalkmayın.”
196. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ بْنُ حُمَيْدٍ، حَدَّثَنَا يُونُسُ بْنُ مُحَمَّدٍ، عَنْ عَبْدِ الْمُنْعِمِ، نَحْوَهُ . قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ جَابِرٍ هَذَا حَدِيثٌ لاَ نَعْرِفُهُ إِلاَّ مِنْ هَذَا الْوَجْهِ مِنْ حَدِيثِ عَبْدِ الْمُنْعِمِ وَهُوَ إِسْنَادٌ مَجْهُولٌ وَعَبْدُ الْمُنْعِمِ شَيْخٌ بَصْرِيٌّ .
Bize Abd b. Humeyd anlattı; bize Yunus b. Muhammed anlattı; Abdulmün'im'den; benzerini [naklederek]. Ebû Îsâ dedi ki: “Câbir'in bu hadisi, Abdulmün'im'in hadisi olması dışında; bu vecihten başka bir yolla bilmediğimiz bir hadistir. Bu meçhul bir isnattır. Abdulmün'im Basralı bir şeyhtir.”
197. Hadis
حَدَّثَنَا مَحْمُودُ بْنُ غَيْلاَنَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَخْبَرَنَا سُفْيَانُ الثَّوْرِيُّ، عَنْ عَوْنِ بْنِ أَبِي جُحَيْفَةَ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ رَأَيْتُ بِلاَلاً يُؤَذِّنُ وَيَدُورُ وَيُتْبِعُ فَاهُ هَا هُنَا وَهَا هُنَا وَإِصْبَعَاهُ فِي أُذُنَيْهِ وَرَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي قُبَّةٍ لَهُ حَمْرَاءَ أُرَاهُ قَالَ مِنْ أَدَمٍ فَخَرَجَ بِلاَلٌ بَيْنَ يَدَيْهِ بِالْعَنَزَةِ فَرَكَزَهَا بِالْبَطْحَاءِ فَصَلَّى إِلَيْهَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَمُرُّ بَيْنَ يَدَيْهِ الْكَلْبُ وَالْحِمَارُ وَعَلَيْهِ حُلَّةٌ حَمْرَاءُ كَأَنِّي أَنْظُرُ إِلَى بَرِيقِ سَاقَيْهِ . قَالَ سُفْيَانُ نُرَاهُ حِبَرَةً . قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ أَبِي جُحَيْفَةَ حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ . وَعَلَيْهِ الْعَمَلُ عِنْدَ أَهْلِ الْعِلْمِ يَسْتَحِبُّونَ أَنْ يُدْخِلَ الْمُؤَذِّنُ إِصْبَعَيْهِ فِي أُذُنَيْهِ فِي الأَذَانِ . وَقَالَ بَعْضُ أَهْلِ الْعِلْمِ وَفِي الإِقَامَةِ أَيْضًا يُدْخِلُ إِصْبَعَيْهِ فِي أُذُنَيْهِ . وَهُوَ قَوْلُ الأَوْزَاعِيِّ . وَأَبُو جُحَيْفَةَ اسْمُهُ وَهْبُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ السُّوَائِيُّ .
Bize Mahmud b. Gaylân anlattı; bize Abdurrazzak anlattı; bize Süfyan es-Sevrî haber verdi; Avn b. Ebî Cuhayfe'den; babasından; dedi ki: “Bilâl'i ezan okurken gördüm; dönüyor, ağzını şuraya ve şuraya çeviriyordu; parmakları ise kulaklarındaydı. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, kendisi için kurulmuş kırmızı deriden -öyle zannediyorum- bir kubbenin (çadırın) içindeydi. Bilâl [elinde] bir aneze (kısa mızrak) ile onun önünde çıktı ve onu Bathâ'ya (kumlu düzlük) sapladı. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ona doğru namaz kıldı. Önünden köpek ve eşek geçiyordu. Üzerinde kırmızı bir hulle (takım elbise) vardı; baldırlarının parıltısına bakıyor gibiyim.” Süfyan dedi ki: “Biz onun hibere (Yemen kumaşı) olduğu görüşündeyiz.” Ebû Îsâ dedi ki: “Ebû Cuhayfe hadisi hasen sahih bir hadistir. İlim ehli katında amel buna göredir; müezzinin ezanda parmaklarını kulaklarına sokmasını müstehap görürler. Bazı ilim ehli; ‘Kamette de parmaklarını kulaklarına sokar’ demiştir. Bu, Evzâî'nin görüşüdür.” Ebû Cuhayfe'nin ismi Vehb b. Abdullah es-Süvâî'dir.
198. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ مَنِيعٍ، حَدَّثَنَا أَبُو أَحْمَدَ الزُّبَيْرِيُّ، حَدَّثَنَا أَبُو إِسْرَائِيلَ، عَنِ الْحَكَمِ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ أَبِي لَيْلَى، عَنْ بِلاَلٍ، قَالَ قَالَ لِي رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " لاَ تُثَوِّبَنَّ فِي شَيْءٍ مِنَ الصَّلَوَاتِ إِلاَّ فِي صَلاَةِ الْفَجْرِ " . قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ أَبِي مَحْذُورَةَ . قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ بِلاَلٍ لاَ نَعْرِفُهُ إِلاَّ مِنْ حَدِيثِ أَبِي إِسْرَائِيلَ الْمُلاَئِيِّ . وَأَبُو إِسْرَائِيلَ لَمْ يَسْمَعْ هَذَا الْحَدِيثَ مِنَ الْحَكَمِ بْنِ عُتَيْبَةَ قَالَ إِنَّمَا رَوَاهُ عَنِ الْحَسَنِ بْنِ عُمَارَةَ عَنِ الْحَكَمِ بْنِ عُتَيْبَةَ . وَأَبُو إِسْرَائِيلَ اسْمُهُ إِسْمَاعِيلُ بْنُ أَبِي إِسْحَاقَ وَلَيْسَ هُوَ بِذَاكَ الْقَوِيِّ عِنْدَ أَهْلِ الْحَدِيثِ . وَقَدِ اخْتَلَفَ أَهْلُ الْعِلْمِ فِي تَفْسِيرِ التَّثْوِيبِ فَقَالَ بَعْضُهُمُ التَّثْوِيبُ أَنْ يَقُولَ فِي أَذَانِ الْفَجْرِ الصَّلاَةُ خَيْرٌ مِنَ النَّوْمِ وَهُوَ قَوْلُ ابْنِ الْمُبَارَكِ وَأَحْمَدَ . وَقَالَ إِسْحَاقُ فِي التَّثْوِيبِ غَيْرَ هَذَا قَالَ التَّثْوِيبُ الْمَكْرُوهُ هُوَ شَيْءٌ أَحْدَثَهُ النَّاسُ بَعْدَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم إِذَا أَذَّنَ الْمُؤَذِّنُ فَاسْتَبْطَأَ الْقَوْمَ قَالَ بَيْنَ الأَذَانِ وَالإِقَامَةِ قَدْ قَامَتِ الصَّلاَةُ حَىَّ عَلَى الصَّلاَةِ حَىَّ عَلَى الْفَلاَحِ . قَالَ وَهَذَا الَّذِي قَالَ إِسْحَاقُ هُوَ التَّثْوِيبُ الَّذِي قَدْ كَرِهَهُ أَهْلُ الْعِلْمِ وَالَّذِي أَحْدَثُوهُ بَعْدَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم . وَالَّذِي فَسَّرَ ابْنُ الْمُبَارَكِ وَأَحْمَدُ أَنَّ التَّثْوِيبَ أَنْ يَقُولَ الْمُؤَذِّنُ فِي أَذَانِ الْفَجْرِ الصَّلاَةُ خَيْرٌ مِنَ النَّوْمِ وَهُوَ قَوْلٌ صَحِيحٌ وَيُقَالُ لَهُ التَّثْوِيبُ أَيْضًا وَهُوَ الَّذِي اخْتَارَهُ أَهْلُ الْعِلْمِ وَرَأَوْهُ . وَرُوِيَ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ أَنَّهُ كَانَ يَقُولُ فِي صَلاَةِ الْفَجْرِ الصَّلاَةُ خَيْرٌ مِنَ النَّوْمِ . وَرُوِيَ عَنْ مُجَاهِدٍ قَالَ دَخَلْتُ مَعَ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ مَسْجِدًا وَقَدْ أُذِّنَ فِيهِ وَنَحْنُ نُرِيدُ أَنْ نُصَلِّيَ فِيهِ فَثَوَّبَ الْمُؤَذِّنُ فَخَرَجَ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عُمَرَ مِنَ الْمَسْجِدِ وَقَالَ اخْرُجْ بِنَا مِنْ عِنْدِ هَذَا الْمُبْتَدِعِ . وَلَمْ يُصَلِّ فِيهِ . قَالَ وَإِنَّمَا كَرِهَ عَبْدُ اللَّهِ التَّثْوِيبَ الَّذِي أَحْدَثَهُ النَّاسُ بَعْدُ .
Bize Ahmed b. Menî' anlattı; bize Ebû Ahmed ez-Zübeyrî anlattı; bize Ebû İsrâîl anlattı; Hakem'den; Abdurrahman b. Ebî Leylâ'dan; Bilâl'den; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bana şöyle buyurdu: “Sabah namazı hariç, namazların hiçbirinde tesvîb (namaz uykudan hayırlıdır sözünü) yapma.” Bu konuda Ebû Mahzûre'den de rivayet vardır. Ebû Îsâ dedi ki: “Bilâl hadisini, sadece Ebû İsrâîl el-Mülâî'nin hadisi olarak biliyoruz. Ebû İsrâîl bu hadisi Hakem b. Uteybe'den işitmemiştir. O bunu ancak Hasan b. Umâre'den; o da Hakem b. Uteybe'den rivayet etmiştir. Ebû İsrâîl'in ismi İsmail b. Ebî İshak'tır ve hadis ehli katında o kadar da kuvvetli değildir.” İlim ehli tesvîbin tefsirinde ihtilaf etmiştir. Bazıları dedi ki: Tesvîb, sabah ezanında “Es-salâtü hayrun mine'n-nevm” (Namaz uykudan hayırlıdır) demektir. Bu, İbnü'l-Mübarek ve Ahmed'in görüşüdür. İshak tesvîb hakkında bundan başkasını söyledi. Dedi ki: “Mekruh olan tesvîb, Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem'den sonra insanların çıkardığı şu şeydir: Müezzin ezan okur, cemaatin yavaş davrandığını görünce, ezan ile kamet arasında; ‘Kad kâmeti's-salâh, hayye ale's-salâh, hayye ale'l-felâh’ der.” (Ebû Îsâ) dedi ki: “İshak'ın söylediği bu tesvîb, ilim ehlinin kerih gördüğü ve Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem'den sonra insanların çıkardığı şeydir. İbnü'l-Mübarek ve Ahmed'in tefsir ettiği tesvîb ise; müezzinin sabah ezanında ‘Es-salâtü hayrun mine'n-nevm’ demesidir. Bu sahih bir görüştür. Buna da tesvîb denilir. Bu, ilim ehlinin tercih ettiği ve görüş olarak benimsediği şeydir.” Abdullah b. Ömer'den rivayet edildiğine göre; o, sabah namazında “Es-salâtü hayrun mine'n-nevm” derdi. Mücahid'den rivayet edilmiştir; dedi ki: “Abdullah b. Ömer ile birlikte bir mescide girdim. Orada ezan okunmuştu. Biz orada namaz kılmak istiyorduk. Müezzin tesvîb yaptı. Bunun üzerine Abdullah b. Ömer mescitten çıktı ve; ‘Bizi bu bid'atçinin yanından çıkar’ dedi. Ve orada namaz kılmadı.” (Ebû Îsâ) dedi ki: “Abdullah, ancak insanların sonradan çıkardığı tesvîbi kerih görmüştür.”
199. Hadis
حَدَّثَنَا هَنَّادٌ، حَدَّثَنَا عَبْدَةُ، وَيَعْلَى بْنُ عُبَيْدٍ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ زِيَادِ بْنِ أَنْعُمٍ الإِفْرِيقِيِّ، عَنْ زِيَادِ بْنِ نُعَيْمٍ الْحَضْرَمِيِّ، عَنْ زِيَادِ بْنِ الْحَارِثِ الصُّدَائِيِّ، قَالَ أَمَرَنِي رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنْ أُؤَذِّنَ فِي صَلاَةِ الْفَجْرِ فَأَذَّنْتُ فَأَرَادَ بِلاَلٌ أَنْ يُقِيمَ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِنَّ أَخَا صُدَاءٍ قَدْ أَذَّنَ وَمَنْ أَذَّنَ فَهُوَ يُقِيمُ " . قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنِ ابْنِ عُمَرَ . قَالَ أَبُو عِيسَى وَحَدِيثُ زِيَادٍ إِنَّمَا نَعْرِفُهُ مِنْ حَدِيثِ الإِفْرِيقِيِّ وَالإِفْرِيقِيُّ هُوَ ضَعِيفٌ عِنْدَ أَهْلِ الْحَدِيثِ ضَعَّفَهُ يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ الْقَطَّانُ وَغَيْرُهُ قَالَ أَحْمَدُ لاَ أَكْتُبُ حَدِيثَ الإِفْرِيقِيِّ . قَالَ وَرَأَيْتُ مُحَمَّدَ بْنَ إِسْمَاعِيلَ يُقَوِّي أَمْرَهُ وَيَقُولُ هُوَ مُقَارِبُ الْحَدِيثِ . وَالْعَمَلُ عَلَى هَذَا عِنْدَ أَكْثَرِ أَهْلِ الْعِلْمِ أَنَّ مَنْ أَذَّنَ فَهُوَ يُقِيمُ .
Bize Hennâd anlattı; bize Abde ve Ya'lâ b. Ubeyd anlattı; Abdurrahman b. Ziyad b. En'um el-İfrîkî'den; Ziyad b. Nuaym el-Hadramî'den; Ziyad b. Hâris es-Sudâî'den; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bana sabah namazında ezan okumamı emretti; ben de ezan okudum. Bilâl kamet getirmek istedi. Bunun üzerine Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Sudâlı kardeş ezan okudu; kim ezan okursa kameti de o getirir.” Bu konuda İbn Ömer'den de rivayet vardır. Ebû Îsâ dedi ki: “Ziyad hadisini sadece İfrîkî'nin hadisi olarak biliyoruz. İfrîkî, hadis ehli katında zayıftır. Yahya b. Said el-Kattan ve başkaları onu zayıf görmüştür. Ahmed dedi ki: ‘İfrîkî'nin hadisini yazmam.’” (Ebû Îsâ) dedi ki: “Muhammed b. İsmail'in, onun durumunu kuvvetli gördüğünü ve; ‘O mukâribu'l-hadîstir’ dediğini gördüm.” İlim ehlinin çoğunluğu katında amel buna göredir: Kim ezan okursa kameti o getirir.
200. Hadis
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ حُجْرٍ، حَدَّثَنَا الْوَلِيدُ بْنُ مُسْلِمٍ، عَنْ مُعَاوِيَةَ بْنِ يَحْيَى الصَّدَفِيِّ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " لاَ يُؤَذِّنُ إِلاَّ مُتَوَضِّئٌ " .
Bize Ali b. Hucr anlattı; bize Velid b. Müslim anlattı; Muaviye b. Yahya es-Sadefî'den; Zührî'den; Ebû Hüreyre'den; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den; dedi ki: “Ancak abdestli olan kimse ezan okur.”
201. Hadis
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ مُوسَى، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ وَهْبٍ، عَنْ يُونُسَ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، قَالَ قَالَ أَبُو هُرَيْرَةَ لاَ يُنَادِي بِالصَّلاَةِ إِلاَّ مُتَوَضِّئٌ . قَالَ أَبُو عِيسَى وَهَذَا أَصَحُّ مِنَ الْحَدِيثِ الأَوَّلِ . قَالَ أَبُو عِيسَى وَحَدِيثُ أَبِي هُرَيْرَةَ لَمْ يَرْفَعْهُ ابْنُ وَهْبٍ وَهُوَ أَصَحُّ مِنْ حَدِيثِ الْوَلِيدِ بْنِ مُسْلِمٍ . وَالزُّهْرِيُّ لَمْ يَسْمَعْ مِنْ أَبِي هُرَيْرَةَ . وَاخْتَلَفَ أَهْلُ الْعِلْمِ فِي الأَذَانِ عَلَى غَيْرِ وُضُوءٍ فَكَرِهَهُ بَعْضُ أَهْلِ الْعِلْمِ وَبِهِ يَقُولُ الشَّافِعِيُّ وَإِسْحَاقُ . وَرَخَّصَ فِي ذَلِكَ بَعْضُ أَهْلِ الْعِلْمِ وَبِهِ يَقُولُ سُفْيَانُ الثَّوْرِيُّ وَابْنُ الْمُبَارَكِ وَأَحْمَدُ .
Bize Yahya b. Musa anlattı; bize Abdullah b. Vehb anlattı; Yunus'tan; İbn Şihab'dan; dedi ki: Ebû Hüreyre şöyle dedi: “Ancak abdestli olan kimse namaza nida eder.” Ebû Îsâ dedi ki: “Bu, birinci hadisten daha sahihtir.” (Ebû Îsâ dedi ki): “Ebû Hüreyre hadisini İbn Vehb ref etmemiştir. Bu, Velid b. Müslim'in hadisinden daha sahihtir. Zührî, Ebû Hüreyre'den (hadis) işitmemiştir. İlim ehli abdestsiz ezan okuma konusunda ihtilaf etmiştir. Bazı ilim ehli bunu kerih görmüştür. Şâfiî ve İshak bu görüştedir. Bazı ilim ehli ise buna ruhsat vermiştir. Süfyan es-Sevrî, İbnü'l-Mübarek ve Ahmed bu görüştedir.”
202. Hadis
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ مُوسَى، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَخْبَرَنَا إِسْرَائِيلُ، أَخْبَرَنِي سِمَاكُ بْنُ حَرْبٍ، سَمِعَ جَابِرَ بْنَ سَمُرَةَ، يَقُولُ كَانَ مُؤَذِّنُ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُمْهِلُ فَلاَ يُقِيمُ حَتَّى إِذَا رَأَى رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَدْ خَرَجَ أَقَامَ الصَّلاَةَ حِينَ يَرَاهُ . قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ جَابِرِ بْنِ سَمُرَةَ هُوَ حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ . وَحَدِيثُ إِسْرَائِيلَ عَنْ سِمَاكٍ لاَ نَعْرِفُهُ إِلاَّ مِنْ هَذَا الْوَجْهِ . وَهَكَذَا قَالَ بَعْضُ أَهْلِ الْعِلْمِ إِنَّ الْمُؤَذِّنَ أَمْلَكُ بِالأَذَانِ وَالإِمَامَ أَمْلَكُ بِالإِقَامَةِ .
Bize Yahya b. Musa anlattı; bize Abdurrazzak anlattı; İsraîl haber verdi; Simâk b. Harb bana haber verdi; Câbir b. Semure'yi işitti; diyordu ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in müezzini (ezandan sonra) bekler ve kamet getirmezdi. Ne zaman Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in çıktığını görürse, onu gördüğü zaman namaz için kamet getirirdi. Ebû Îsâ dedi ki: “Câbir b. Semure hadisi hasen sahih bir hadistir. İsraîl'in Simâk'tan rivayet ettiği hadisi sadece bu vecihten biliyoruz. İlim ehlinden bazıları şöyle demiştir: ‘Müezzin ezana daha maliktir, imam ise kamete daha maliktir.’”
203. Hadis
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ سَالِمٍ، عَنْ أَبِيهِ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " إِنَّ بِلاَلاً يُؤَذِّنُ بِلَيْلٍ فَكُلُوا وَاشْرَبُوا حَتَّى تَسْمَعُوا تَأْذِينَ ابْنِ أُمِّ مَكْتُومٍ " . قَالَ أَبُو عِيسَى وَفِي الْبَابِ عَنِ ابْنِ مَسْعُودٍ وَعَائِشَةَ وَأُنَيْسَةَ وَأَنَسٍ وَأَبِي ذَرٍّ وَسَمُرَةَ . قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ ابْنِ عُمَرَ حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ . وَقَدِ اخْتَلَفَ أَهْلُ الْعِلْمِ فِي الأَذَانِ بِاللَّيْلِ فَقَالَ بَعْضُ أَهْلِ الْعِلْمِ إِذَا أَذَّنَ الْمُؤَذِّنُ بِاللَّيْلِ أَجْزَأَهُ وَلاَ يُعِيدُ . وَهُوَ قَوْلُ مَالِكٍ وَابْنِ الْمُبَارَكِ وَالشَّافِعِيِّ وَأَحْمَدَ وَإِسْحَاقَ . وَقَالَ بَعْضُ أَهْلِ الْعِلْمِ إِذَا أَذَّنَ بِلَيْلٍ أَعَادَ . وَبِهِ يَقُولُ سُفْيَانُ الثَّوْرِيُّ . وَرَوَى حَمَّادُ بْنُ سَلَمَةَ عَنْ أَيُّوبَ عَنْ نَافِعٍ عَنِ ابْنِ عُمَرَ أَنَّ بِلاَلاً أَذَّنَ بِلَيْلٍ فَأَمَرَهُ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم أَنْ يُنَادِيَ " إِنَّ الْعَبْدَ نَامَ " . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ غَيْرُ مَحْفُوظٍ . قَالَ عَلِيُّ بْنُ الْمَدِينِيِّ حَدِيثُ حَمَّادِ بْنِ سَلَمَةَ عَنْ أَيُّوبَ عَنْ نَافِعٍ عَنِ ابْنِ عُمَرَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم هُوَ غَيْرُ مَحْفُوظٍ وَأَخْطَأَ فِيهِ حَمَّادُ بْنُ سَلَمَةَ .
Bize Kuteybe anlattı; bize Leys anlattı; İbn Şihab'dan; Salim'den; babasından; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Bilâl geceleyin ezan okur; İbn Ümmü Mektum'un ezanını işitinceye kadar yiyin ve için.” Ebû Îsâ dedi ki: “Bu konuda İbn Mesud, Aişe, Uneyse, Enes, Ebû Zer ve Semure'den de rivayet vardır.” Ebû Îsâ dedi ki: “İbn Ömer hadisi hasen sahih bir hadistir. İlim ehli geceleyin ezan okuma konusunda ihtilaf etmiştir. Bazı ilim ehli; ‘Müezzin geceleyin ezan okursa bu yeterlidir, iade etmez’ demiştir. Bu, Mâlik, İbnü'l-Mübarek, Şâfiî, Ahmed ve İshak'ın görüşüdür. Bazı ilim ehli ise; ‘Geceleyin ezan okursa iade eder’ demiştir. Süfyan es-Sevrî bu görüştedir. Hammad b. Seleme, Eyyûb'dan; o Nâfi'den; o İbn Ömer'den rivayet ettiğine göre: Bilâl geceleyin ezan okudu. Bunun üzerine Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem ona; ‘Şüphesiz kul uyudu’ (diye nida etmesini) emretti.” Ebû Îsâ dedi ki: “Bu, mahfuz olmayan bir hadistir. Ali b. el-Medînî dedi ki: Hammad b. Seleme'nin, Eyyûb'dan; o Nâfi'den; o İbn Ömer'den; o Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den rivayet ettiği hadis mahfuz değildir; Hammad b. Seleme bu konuda hata etmiştir.”
204. Hadis
حَدَّثَنَا هَنَّادٌ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ بْنِ الْمُهَاجِرِ، عَنْ أَبِي الشَّعْثَاءِ، قَالَ خَرَجَ رَجُلٌ مِنَ الْمَسْجِدِ بَعْدَ مَا أُذِّنَ فِيهِ بِالْعَصْرِ فَقَالَ أَبُو هُرَيْرَةَ أَمَّا هَذَا فَقَدْ عَصَى أَبَا الْقَاسِمِ صلى الله عليه وسلم . قَالَ أَبُو عِيسَى وَفِي الْبَابِ عَنْ عُثْمَانَ . قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ أَبِي هُرَيْرَةَ حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ . وَعَلَى هَذَا الْعَمَلُ عِنْدَ أَهْلِ الْعِلْمِ مِنْ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَمَنْ بَعْدَهُمْ أَنْ لاَ يَخْرُجَ أَحَدٌ مِنَ الْمَسْجِدِ بَعْدَ الأَذَانِ إِلاَّ مِنْ عُذْرٍ أَنْ يَكُونَ عَلَى غَيْرِ وُضُوءٍ أَوْ أَمْرٌ لاَ بُدَّ مِنْهُ . وَيُرْوَى عَنْ إِبْرَاهِيمَ النَّخَعِيِّ أَنَّهُ قَالَ يَخْرُجُ مَا لَمْ يَأْخُذِ الْمُؤَذِّنُ فِي الإِقَامَةِ . قَالَ أَبُو عِيسَى وَهَذَا عِنْدَنَا لِمَنْ لَهُ عُذْرٌ فِي الْخُرُوجِ مِنْهُ . وَأَبُو الشَّعْثَاءِ اسْمُهُ سُلَيْمُ بْنُ أَسْوَدَ وَهُوَ وَالِدُ أَشْعَثَ بْنِ أَبِي الشَّعْثَاءِ . وَقَدْ رَوَى أَشْعَثُ بْنُ أَبِي الشَّعْثَاءِ هَذَا الْحَدِيثَ عَنْ أَبِيهِ .
Bize Hennâd anlattı; bize Vekî anlattı; Süfyan'dan; İbrahim b. Muhacir'den; Ebû Şa'sâ'dan; dedi ki: Bir adam, ikindi ezanı okunduktan sonra mescitten çıktı. Bunun üzerine Ebû Hüreyre dedi ki: “Buna gelince; şüphesiz bu adam Ebû'l-Kâsım sallallâhu aleyhi ve sellem'e isyan etti.” Ebû Îsâ dedi ki: “Bu konuda Osman'dan da rivayet vardır.” Ebû Îsâ dedi ki: “Ebû Hüreyre hadisi hasen sahih bir hadistir. İlim ehlinin, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in ashabından ve onlardan sonrakilerin katında amel buna göredir: Bir kimse ezandan sonra -abdestsiz olmak veya zorunlu bir iş gibi- bir mazereti olmadıkça mescitten çıkamaz. İbrahim en-Nehaî'den rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: ‘Müezzin kamete başlamadığı sürece çıkabilir.’” Ebû Îsâ dedi ki: “Bizim katımızda bu, mescitten çıkmak için mazereti olan kimse içindir. Ebû Şa'sâ'nın ismi Süleym b. Esved'dir ve o, Eş'as b. Ebî Şa'sâ'nın babasıdır. Eş'as b. Ebî Şa'sâ da bu hadisi babasından rivayet etmiştir.”
205. Hadis
حَدَّثَنَا مَحْمُودُ بْنُ غَيْلاَنَ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنْ خَالِدٍ الْحَذَّاءِ، عَنْ أَبِي قِلاَبَةَ، عَنْ مَالِكِ بْنِ الْحُوَيْرِثِ، قَالَ قَدِمْتُ عَلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنَا وَابْنُ عَمٍّ لِي فَقَالَ لَنَا " إِذَا سَافَرْتُمَا فَأَذِّنَا وَأَقِيمَا وَلْيَؤُمَّكُمَا أَكْبَرُكُمَا " . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ . وَالْعَمَلُ عَلَيْهِ عِنْدَ أَكْثَرِ أَهْلِ الْعِلْمِ اخْتَارُوا الأَذَانَ فِي السَّفَرِ . وَقَالَ بَعْضُهُمْ تُجْزِئُ الإِقَامَةُ إِنَّمَا الأَذَانُ عَلَى مَنْ يُرِيدُ أَنْ يَجْمَعَ النَّاسَ . وَالْقَوْلُ الأَوَّلُ أَصَحُّ . وَبِهِ يَقُولُ أَحْمَدُ وَإِسْحَاقُ .
Bize Mahmud b. Gaylân anlattı; bize Vekî anlattı; Süfyan'dan; Halid el-Hazzâ'dan; Ebû Kılâbe'den; Mâlik b. Huveyris'ten; dedi ki: Ben ve amcamın oğlu Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e geldik. Bize şöyle buyurdu: “Yolculuğa çıktığınızda ezan okuyun, kamet getirin ve en büyüğünüz size imam olsun.” Ebû Îsâ dedi ki: “Bu hadis hasen sahih bir hadistir. İlim ehlinin çoğunluğu katında amel buna göredir; yolculukta ezan okumayı tercih etmişlerdir. Bazıları ise şöyle demiştir: ‘Kamet yeterlidir. Ezan ancak insanları toplamak isteyen kimse içindir.’ Birinci görüş daha sahihtir. Ahmed ve İshak bu görüştedir.”
206. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ حُمَيْدٍ الرَّازِيُّ، حَدَّثَنَا أَبُو تُمَيْلَةَ، حَدَّثَنَا أَبُو حَمْزَةَ، عَنْ جَابِرٍ، عَنْ مُجَاهِدٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " مَنْ أَذَّنَ سَبْعَ سِنِينَ مُحْتَسِبًا كُتِبَتْ لَهُ بَرَاءَةٌ مِنَ النَّارِ " . قَالَ أَبُو عِيسَى وَفِي الْبَابِ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مَسْعُودٍ وَثَوْبَانَ وَمُعَاوِيَةَ وَأَنَسٍ وَأَبِي هُرَيْرَةَ وَأَبِي سَعِيدٍ . قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ ابْنِ عَبَّاسٍ حَدِيثٌ غَرِيبٌ . وَأَبُو تُمَيْلَةَ اسْمُهُ يَحْيَى بْنُ وَاضِحٍ . وَأَبُو حَمْزَةَ السُّكَّرِيُّ اسْمُهُ مُحَمَّدُ بْنُ مَيْمُونٍ . وَجَابِرُ بْنُ يَزِيدَ الْجُعْفِيُّ ضَعَّفُوهُ تَرَكَهُ يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ وَعَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ مَهْدِيٍّ . قَالَ أَبُو عِيسَى سَمِعْتُ الْجَارُودَ يَقُولُ سَمِعْتُ وَكِيعًا يَقُولُ لَوْلاَ جَابِرٌ الْجُعْفِيُّ لَكَانَ أَهْلُ الْكُوفَةِ بِغَيْرِ حَدِيثٍ وَلَوْلاَ حَمَّادٌ لَكَانَ أَهْلُ الْكُوفَةِ بِغَيْرِ فِقْهٍ .
Bize Muhammed b. Humeyd er-Râzî anlattı; bize Ebû Tümeyle anlattı; bize Ebû Hamza anlattı; Câbir'den; Mücahid'den; İbn Abbas'tan; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Kim yedi sene sevabını Allah'tan bekleyerek ezan okursa, ona ateşten beraat yazılır.” Ebû Îsâ dedi ki: “Bu konuda Abdullah b. Mesud, Sevban, Muaviye, Enes, Ebû Hüreyre ve Ebû Said'den de rivayet vardır.” Ebû Îsâ dedi ki: “İbn Abbas hadisi garib bir hadistir. Ebû Tümeyle'nin ismi Yahya b. Vâdıh'tır. Ebû Hamza es-Sükkerî'nin ismi Muhammed b. Meymûn'dur. Câbir b. Yezid el-Cu'fî'yi zayıf görmüşlerdir. Yahya b. Said ve Abdurrahman b. Mehdî onu terk etmiştir.” Ebû Îsâ dedi ki: “Cârûd'dan işittim; diyordu ki: Vekî'nin şöyle dediğini işittim: ‘Eğer Câbir el-Cu'fî olmasaydı Kûfe ehli hadissiz kalırdı. Eğer Hammad olmasaydı Kûfe ehli fıkıhsız kalırdı.’”
207. Hadis
حَدَّثَنَا هَنَّادٌ، حَدَّثَنَا أَبُو الأَحْوَصِ، وَأَبُو مُعَاوِيَةَ عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " الإِمَامُ ضَامِنٌ وَالْمُؤَذِّنُ مُؤْتَمَنٌ اللَّهُمَّ أَرْشِدِ الأَئِمَّةَ وَاغْفِرْ لِلْمُؤَذِّنِينَ " . قَالَ أَبُو عِيسَى وَفِي الْبَابِ عَنْ عَائِشَةَ وَسَهْلِ بْنِ سَعْدٍ وَعُقْبَةَ بْنِ عَامِرٍ . قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ أَبِي هُرَيْرَةَ رَوَاهُ سُفْيَانُ الثَّوْرِيُّ وَحَفْصُ بْنُ غِيَاثٍ وَغَيْرُ وَاحِدٍ عَنِ الأَعْمَشِ عَنْ أَبِي صَالِحٍ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم . وَرَوَى أَسْبَاطُ بْنُ مُحَمَّدٍ عَنِ الأَعْمَشِ قَالَ حُدِّثْتُ عَنْ أَبِي صَالِحٍ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم .
Bize Hennâd anlattı; bize Ebû'l-Ahvas ve Ebû Muaviye anlattı; A'meş'ten; Ebû Salih'ten; Ebû Hüreyre'den; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “İmam damindir (kefildir), müezzin ise mü'temendir (kendisine güvenilen kimsedir). Allah'ım! İmamlara (doğruyu) göster, müezzinleri de bağışla.” Ebû Îsâ dedi ki: “Bu konuda Aişe, Sehl b. Sa'd ve Ukbe b. Âmir'den de rivayet vardır.” Ebû Îsâ dedi ki: “Ebû Hüreyre hadisini Süfyan es-Sevrî, Hafs b. Gıyas ve birçok kimse A'meş'ten; o Ebû Salih'ten; o Ebû Hüreyre'den; o Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den rivayet etmiştir. Esbat b. Muhammed de A'meş'ten rivayet ederek şöyle demiştir: ‘Bana Ebû Salih'ten; o Ebû Hüreyre'den; o Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den anlatıldı.’”
208. Hadis
حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ مُوسَى الأَنْصَارِيُّ، حَدَّثَنَا مَعْنٌ، حَدَّثَنَا مَالِكٌ، . قَالَ وَحَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، عَنْ مَالِكٍ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ عَطَاءِ بْنِ يَزِيدَ اللَّيْثِيِّ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِذَا سَمِعْتُمُ النِّدَاءَ فَقُولُوا مِثْلَ مَا يَقُولُ الْمُؤَذِّنُ " . قَالَ أَبُو عِيسَى وَفِي الْبَابِ عَنْ أَبِي رَافِعٍ وَأَبِي هُرَيْرَةَ وَأُمِّ حَبِيبَةَ وَعَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو وَعَبْدِ اللَّهِ بْنِ رَبِيعَةَ وَعَائِشَةَ وَمُعَاذِ بْنِ أَنَسٍ وَمُعَاوِيَةَ . قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ أَبِي سَعِيدٍ حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ . وَهَكَذَا رَوَى مَعْمَرٌ وَغَيْرُ وَاحِدٍ عَنِ الزُّهْرِيِّ مِثْلَ حَدِيثِ مَالِكٍ . وَرَوَى عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ إِسْحَاقَ عَنِ الزُّهْرِيِّ هَذَا الْحَدِيثَ عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم . وَرِوَايَةُ مَالِكٍ أَصَحُّ .
Bize İshak b. Musa el-Ensarî anlattı; bize Ma'n anlattı; bize Mâlik anlattı. [Dedi ki]: Bize Kuteybe anlattı; Mâlik'ten; Zührî'den; Atâ b. Yezid el-Leysî'den; Ebû Said'den; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Nida'yı (ezanı) işittiğiniz zaman, müezzinin söylediği gibi söyleyin.” Ebû Îsâ dedi ki: “Bu konuda Ebû Râfi, Ebû Hüreyre, Ümmü Habibe, Abdullah b. Amr, Abdullah b. Rebia, Aişe, Muaz b. Enes ve Muaviye'den de rivayet vardır.” Ebû Îsâ dedi ki: “Ebû Said hadisi hasen sahih bir hadistir. Ma'mer ve birçok kimse de Zührî'den, Mâlik hadisinin benzerini rivayet etmiştir. Abdurrahman b. İshak bu hadisi Zührî'den; o Said b. el-Müseyyeb'den; o Ebû Hüreyre'den; o Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den rivayet etmiştir. Mâlik'in rivayeti daha sahihtir.”
209. Hadis
حَدَّثَنَا هَنَّادٌ، حَدَّثَنَا أَبُو زُبَيْدٍ، - وَهُوَ عَبْثَرُ بْنُ الْقَاسِمِ عَنْ أَشْعَثَ، عَنِ الْحَسَنِ، عَنْ عُثْمَانَ بْنِ أَبِي الْعَاصِ، قَالَ إِنَّ مِنْ آخِرِ مَا عَهِدَ إِلَىَّ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنِ اتَّخِذْ مُؤَذِّنًا لاَ يَأْخُذُ عَلَى أَذَانِهِ أَجْرًا . قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ عُثْمَانَ حَدِيثٌ حَسَنٌ . وَالْعَمَلُ عَلَى هَذَا عِنْدَ أَهْلِ الْعِلْمِ كَرِهُوا أَنْ يَأْخُذَ الْمُؤَذِّنُ عَلَى الأَذَانِ أَجْرًا وَاسْتَحَبُّوا لِلْمُؤَذِّنِ أَنْ يَحْتَسِبَ فِي أَذَانِهِ .
Bize Hennâd anlattı; bize Ebû Zübeyd -ki o Abser b. Kâsım'dır- anlattı; Eş'as'tan; Hasan'dan; Osman b. Ebî'l-Âs'tan; dedi ki: “Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in bana en son tavsiyelerinden biri şuydu: Ezanı karşılığında ücret almayan bir müezzin edin.” Ebû Îsâ dedi ki: “Osman hadisi hasen bir hadistir. İlim ehli katında amel buna göredir; müezzinin ezan karşılığında ücret almasını kerih görmüşler ve müezzinin ezanında sevabını Allah'tan beklemesini müstehap görmüşlerdir.”
210. Hadis
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنِ الْحُكَيْمِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ قَيْسٍ، عَنْ عَامِرِ بْنِ سَعْدٍ، عَنْ سَعْدِ بْنِ أَبِي وَقَّاصٍ، عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " مَنْ قَالَ حِينَ يَسْمَعُ الْمُؤَذِّنَ وَأَنَا أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ وَحْدَهُ لاَ شَرِيكَ لَهُ وَأَنَّ مُحَمَّدًا عَبْدُهُ وَرَسُولُهُ رَضِيتُ بِاللَّهِ رَبًّا وَبِمُحَمَّدٍ رَسُولاً وَبِالإِسْلاَمِ دِينًا غُفِرَ لَهُ ذَنْبُهُ " . قَالَ أَبُو عِيسَى وَهَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ غَرِيبٌ لاَ نَعْرِفُهُ إِلاَّ مِنْ حَدِيثِ اللَّيْثِ بْنِ سَعْدٍ عَنْ حُكَيْمِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ قَيْسٍ .
Bize Kuteybe anlattı; bize Leys anlattı; Hukeym b. Abdullah b. Kays'tan; Âmir b. Sa'd'dan; Sa'd b. Ebî Vakkas'tan; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'den; buyurdu ki: “Kim müezzini işittiği zaman: ‘Ve ene eşhedü en lâ ilâhe illallâhü vahdehû lâ şerîke leh ve enne Muhammeden abduhû ve resûlü, radîtü billâhi rabben ve bi-Muhammedin resûlen ve bi'l-islâmi dînen’ (Ben de şehadet ederim ki Allah'tan başka ilah yoktur; O tektir, ortağı yoktur. Ve Muhammed O'nun kulu ve elçisidir. Rab olarak Allah'tan, elçi olarak Muhammed'den ve din olarak İslam'dan razı oldum) derse günahı bağışlanır.” Ebû Îsâ dedi ki: “Bu hasen sahih garib bir hadistir. Bunu sadece Leys b. Sa'd'ın, Hukeym b. Abdullah b. Kays'tan rivayetiyle biliyoruz.”
211. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ سَهْلِ بْنِ عَسْكَرٍ الْبَغْدَادِيُّ، وَإِبْرَاهِيمُ بْنُ يَعْقُوبَ، قَالاَ حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ عَيَّاشٍ الْحِمْصِيُّ، حَدَّثَنَا شُعَيْبُ بْنُ أَبِي حَمْزَةَ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُنْكَدِرِ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَنْ قَالَ حِينَ يَسْمَعُ النِّدَاءَ اللَّهُمَّ رَبَّ هَذِهِ الدَّعْوَةِ التَّامَّةِ وَالصَّلاَةِ الْقَائِمَةِ آتِ مُحَمَّدًا الْوَسِيلَةَ وَالْفَضِيلَةَ وَابْعَثْهُ مَقَامًا مَحْمُودًا الَّذِي وَعَدْتَهُ إِلاَّ حَلَّتْ لَهُ الشَّفَاعَةُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ " . قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ جَابِرٍ حَدِيثٌ صَحِيحٌ حَسَنٌ غَرِيبٌ مِنْ حَدِيثِ مُحَمَّدِ بْنِ الْمُنْكَدِرِ لاَ نَعْلَمُ أَحَدًا رَوَاهُ غَيْرَ شُعَيْبِ بْنِ أَبِي حَمْزَةَ عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ الْمُنْكَدِرِ . وَأَبُو حَمْزَةَ اسْمُهُ دِينَارٌ .
Bize Muhammed b. Sehl b. Asker el-Bağdâdî ve İbrahim b. Yakub anlattılar; dediler ki: Bize Ali b. Ayyaş el-Hımsî anlattı; bize Şuayb b. Ebî Hamza anlattı; bize Muhammed b. el-Münkedir anlattı; Câbir b. Abdullah'tan; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Kim nida'yı işittiği zaman: ‘Allâhümme rabbe hâzihi'd-da'veti't-tâmmeh ve's-salâti'l-kâimeh, âti Muhammeden el-vesîlete ve'l-fadîlete ve'b'ashu makâmen mahmûden ellezî vaadteh’ (Ey bu tam davetin ve kılınacak namazın Rabbi olan Allah'ım! Muhammed'e vesileyi ve fazileti ver. Onu kendisine vaat ettiğin Makam-ı Mahmud'a ulaştır) derse, kıyamet günü ona şefaatim helal olur.” Ebû Îsâ dedi ki: “Câbir hadisi sahih hasen garib bir hadistir. Muhammed b. el-Münkedir'in hadisinden olup, Şuayb b. Ebî Hamza'dan başkasının bunu Muhammed b. el-Münkedir'den rivayet ettiğini bilmiyoruz. Ebû Hamza'nın ismi Dinar'dır.”
212. Hadis
حَدَّثَنَا مَحْمُودُ بْنُ غَيْلاَنَ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، وَعَبْدُ الرَّزَّاقِ، وَأَبُو أَحْمَدَ وَأَبُو نُعَيْمٍ قَالُوا حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ زَيْدٍ الْعَمِّيِّ، عَنْ أَبِي إِيَاسٍ، مُعَاوِيَةَ بْنِ قُرَّةَ عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " الدُّعَاءُ لاَ يُرَدُّ بَيْنَ الأَذَانِ وَالإِقَامَةِ " . قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ أَنَسٍ حَدِيثٌ حَسَنٌ . وَقَدْ رَوَاهُ أَبُو إِسْحَاقَ الْهَمْدَانِيُّ عَنْ بُرَيْدِ بْنِ أَبِي مَرْيَمَ عَنْ أَنَسٍ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم مِثْلَ هَذَا .
Bize Mahmud b. Gaylân anlattı; bize Vekî, Abdurrazzak, Ebû Ahmed ve Ebû Nuaym anlattılar; dediler ki: Bize Süfyan anlattı; Zeyd el-Ammî'den; Ebû İyas Muaviye b. Kurre'den; Enes b. Mâlik'ten; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Ezan ile kamet arasında yapılan dua reddolunmaz.” Ebû Îsâ dedi ki: “Enes hadisi hasen bir hadistir. Ebû İshak el-Hemdânî de bunu Büreyd b. Ebî Meryem'den; o Enes'ten; o Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den bunun benzerini rivayet etmiştir.”
213. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى النَّيْسَابُورِيُّ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَخْبَرَنَا مَعْمَرٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ فُرِضَتْ عَلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم لَيْلَةَ أُسْرِيَ بِهِ الصَّلَوَاتُ خَمْسِينَ ثُمَّ نُقِصَتْ حَتَّى جُعِلَتْ خَمْسًا ثُمَّ نُودِيَ يَا مُحَمَّدُ إِنَّهُ لاَ يُبَدَّلُ الْقَوْلُ لَدَىَّ وَإِنَّ لَكَ بِهَذِهِ الْخَمْسِ خَمْسِينَ . قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ عُبَادَةَ بْنِ الصَّامِتِ وَطَلْحَةَ بْنِ عُبَيْدِ اللَّهِ وَأَبِي ذَرٍّ وَأَبِي قَتَادَةَ وَمَالِكِ بْنِ صَعْصَعَةَ وَأَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ . قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ أَنَسٍ حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ .
Bize Muhammed b. Yahya en-Neysâbûrî anlattı; bize Abdurrazzak anlattı; Ma'mer haber verdi; Zührî'den; Enes b. Mâlik'ten; dedi ki: “Gece yürütüldüğü gecesinde Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e namazlar elli vakit olarak farz kılındı. Sonra azaltıldı ve nihayet beş vakit yapıldı. Sonra şöyle nida edildi: ‘Ey Muhammed! Katımda söz değiştirilmez. Şüphesiz senin için bu beş vakitte elli vakit vardır.’” Ebû Îsâ dedi ki: “Bu konuda Ubâde b. Sâmit, Talha b. Ubeydullah, Ebû Zer, Ebû Katâde, Mâlik b. Sa'saa ve Ebû Said el-Hudrî'den de rivayet vardır. Enes hadisi hasen sahih bir hadistir.”
214. Hadis
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ حُجْرٍ، أَخْبَرَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ جَعْفَرٍ، عَنِ الْعَلاَءِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " الصَّلَوَاتُ الْخَمْسُ وَالْجُمُعَةُ إِلَى الْجُمُعَةِ كَفَّارَاتٌ لِمَا بَيْنَهُنَّ مَا لَمْ تُغْشَ الْكَبَائِرُ " . قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ جَابِرٍ وَأَنَسٍ وَحَنْظَلَةَ الأُسَيِّدِيِّ . قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ أَبِي هُرَيْرَةَ حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ .
Bize Ali b. Hucr anlattı; bize İsmail b. Cafer haber verdi; Alâ b. Abdurrahman'dan; babasından; Ebû Hüreyre'den; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Beş vakit namaz ve Cuma (namazı diğer) Cuma'ya kadar; büyük günahlar işlenmedikçe aralarındakilere keffarettir.” Ebû Îsâ dedi ki: “Bu konuda Câbir, Enes ve Hanzala el-Üseyyidî'den de rivayet vardır. Ebû Hüreyre hadisi hasen sahih bir hadistir.”
215. Hadis
حَدَّثَنَا هَنَّادٌ، حَدَّثَنَا عَبْدَةُ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " صَلاَةُ الْجَمَاعَةِ تَفْضُلُ عَلَى صَلاَةِ الرَّجُلِ وَحْدَهُ بِسَبْعٍ وَعِشْرِينَ دَرَجَةً " . قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مَسْعُودٍ وَأُبَىِّ بْنِ كَعْبٍ وَمُعَاذِ بْنِ جَبَلٍ وَأَبِي سَعِيدٍ وَأَبِي هُرَيْرَةَ وَأَنَسِ بْنِ مَالِكٍ . قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ ابْنِ عُمَرَ حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ . وَهَكَذَا رَوَى نَافِعٌ عَنِ ابْنِ عُمَرَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ قَالَ " تَفْضُلُ صَلاَةُ الْجَمِيعِ عَلَى صَلاَةِ الرَّجُلِ وَحْدَهُ بِسَبْعٍ وَعِشْرِينَ دَرَجَةً " . قَالَ أَبُو عِيسَى وَعَامَّةُ مَنْ رَوَى عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم إِنَّمَا قَالُوا " خَمْسٍ وَعِشْرِينَ " . إِلاَّ ابْنَ عُمَرَ فَإِنَّهُ قَالَ " بِسَبْعٍ وَعِشْرِينَ " .
Bize Hennâd anlattı; bize Abde anlattı; Ubeydullah b. Ömer'den; Nâfi'den; İbn Ömer'den; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Cemaat namazı, kişinin tek başına kıldığı namazdan yirmi yedi derece daha faziletlidir.” Ebû Îsâ dedi ki: “Bu konuda Abdullah b. Mesud, Übey b. Ka'b, Muaz b. Cebel, Ebû Said, Ebû Hüreyre ve Enes b. Mâlik'ten de rivayet vardır. İbn Ömer hadisi hasen sahih bir hadistir. Nâfi, İbn Ömer'den; o Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: ‘Cemaat namazı, kişinin tek başına kıldığı namazdan yirmi yedi derece daha faziletlidir.’ Ebû Îsâ dedi ki: ”Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den rivayet edenlerin geneli ‘yirmi beş’ demişlerdir. Ancak İbn Ömer hariç; o ‘yirmi yedi’ demiştir.”
216. Hadis
حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ مُوسَى الأَنْصَارِيُّ، حَدَّثَنَا مَعْنٌ، حَدَّثَنَا مَالِكٌ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " إِنَّ صَلاَةَ الرَّجُلِ فِي الْجَمَاعَةِ تَزِيدُ عَلَى صَلاَتِهِ وَحْدَهُ بِخَمْسَةٍ وَعِشْرِينَ جُزْءًا " . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ .
Bize İshak b. Musa el-Ensarî anlattı; bize Ma'n anlattı; bize Mâlik anlattı; İbn Şihab'dan; Said b. el-Müseyyeb'den; Ebû Hüreyre'den; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Şüphesiz kişinin cemaatle kıldığı namaz; tek başına kıldığı namazdan yirmi beş cüz daha fazladır.” Ebû Îsâ dedi ki: “Bu hasen sahih bir hadistir.”
217. Hadis
حَدَّثَنَا هَنَّادٌ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ جَعْفَرِ بْنِ بُرْقَانَ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ الأَصَمِّ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " لَقَدْ هَمَمْتُ أَنْ آمُرَ فِتْيَتِي أَنْ يَجْمَعُوا حُزَمَ الْحَطَبِ ثُمَّ آمُرَ بِالصَّلاَةِ فَتُقَامَ ثُمَّ أُحَرِّقَ عَلَى أَقْوَامٍ لاَ يَشْهَدُونَ الصَّلاَةَ " . قَالَ أَبُو عِيسَى وَفِي الْبَابِ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مَسْعُودٍ وَأَبِي الدَّرْدَاءِ وَابْنِ عَبَّاسٍ وَمُعَاذِ بْنِ أَنَسٍ وَجَابِرٍ . قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ أَبِي هُرَيْرَةَ حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ . وَقَدْ رُوِيَ عَنْ غَيْرِ وَاحِدٍ مِنْ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُمْ قَالُوا مَنْ سَمِعَ النِّدَاءَ فَلَمْ يُجِبْ فَلاَ صَلاَةَ لَهُ . وَقَالَ بَعْضُ أَهْلِ الْعِلْمِ هَذَا عَلَى التَّغْلِيظِ وَالتَّشْدِيدِ وَلاَ رُخْصَةَ لأَحَدٍ فِي تَرْكِ الْجَمَاعَةِ إِلاَّ مِنْ عُذْرٍ .
Bize Hennâd anlattı; bize Vekî anlattı; Cafer b. Burkan'dan; Yezid b. Esam'dan; Ebû Hüreyre'den; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den; buyurdu ki: “Andolsun içimden şöyle geçti: Gençlerime odun demetleri toplamalarını emredeyim. Sonra namazı emredeyim ve kamet getirilsin. Sonra namaza gelmeyen toplulukların evlerini üzerlerine yakayım.” Ebû Îsâ dedi ki: “Bu konuda Abdullah b. Mesud, Ebû Derda, İbn Abbas, Muaz b. Enes ve Câbir'den de rivayet vardır. Ebû Hüreyre hadisi hasen sahih bir hadistir. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in ashabından birçok kimseden rivayet edildiğine göre şöyle demişlerdir: ‘Kim nida'yı işitir de icabet etmezse onun namazı yoktur.’ Bazı ilim ehli; ‘Bu, ağırlaştırma ve sakındırma içindir. Bir mazereti olmadıkça kimse için cemaati terk etme ruhsatı yoktur’ demiştir.”
218. Hadis
قَالَ مُجَاهِدٌ وَسُئِلَ ابْنُ عَبَّاسٍ عَنْ رَجُلٍ، يَصُومُ النَّهَارَ وَيَقُومُ اللَّيْلَ لاَ يَشْهَدُ جُمُعَةً وَلاَ جَمَاعَةً قَالَ هُوَ فِي النَّارِ . قَالَ حَدَّثَنَا بِذَلِكَ هَنَّادٌ حَدَّثَنَا الْمُحَارِبِيُّ عَنْ لَيْثٍ عَنْ مُجَاهِدٍ . قَالَ وَمَعْنَى الْحَدِيثِ أَنْ لاَ يَشْهَدَ الْجَمَاعَةَ وَالْجُمُعَةَ رَغْبَةً عَنْهَا وَاسْتِخْفَافًا بِحَقِّهَا وَتَهَاوُنًا بِهَا .
Mücahid dedi ki: İbn Abbas'a bir adam hakkında soruldu: Gündüz oruç tutuyor, gece kaim oluyor [ancak] Cuma'ya ve cemaate katılmıyor? [İbn Abbas] dedi ki: “O ateştedir.” [Ebû Îsâ] dedi ki: “Bize bunu Hennâd anlattı; bize Muhâribî anlattı; Leys'ten; Mücahid'den. Hadisin manası; Cuma ve cemaatten yüz çevirerek, hakkını hafife alarak ve onu önemsemeyerek katılmamasıdır.”
219. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ مَنِيعٍ، حَدَّثَنَا هُشَيْمٌ، أَخْبَرَنَا يَعْلَى بْنُ عَطَاءٍ، حَدَّثَنَا جَابِرُ بْنُ يَزِيدَ بْنِ الأَسْوَدِ الْعَامِرِيُّ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ شَهِدْتُ مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم حَجَّتَهُ فَصَلَّيْتُ مَعَهُ صَلاَةَ الصُّبْحِ فِي مَسْجِدِ الْخَيْفِ . قَالَ فَلَمَّا قَضَى صَلاَتَهُ وَانْحَرَفَ إِذَا هُوَ بِرَجُلَيْنِ فِي أُخْرَى الْقَوْمِ لَمْ يُصَلِّيَا مَعَهُ فَقَالَ " عَلَىَّ بِهِمَا " . فَجِيءَ بِهِمَا تُرْعَدُ فَرَائِصُهُمَا فَقَالَ " مَا مَنَعَكُمَا أَنْ تُصَلِّيَا مَعَنَا " . فَقَالاَ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّا كُنَّا قَدْ صَلَّيْنَا فِي رِحَالِنَا . قَالَ فَلاَ تَفْعَلاَ إِذَا صَلَّيْتُمَا فِي رِحَالِكُمَا ثُمَّ أَتَيْتُمَا مَسْجِدَ جَمَاعَةٍ فَصَلِّيَا مَعَهُمْ فَإِنَّهَا لَكُمَا نَافِلَةٌ " . قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ مِحْجَنٍ الدِّيلِيِّ وَيَزِيدَ بْنِ عَامِرٍ . قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ يَزِيدَ بْنِ الأَسْوَدِ حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ . وَهُوَ قَوْلُ غَيْرِ وَاحِدٍ مِنْ أَهْلِ الْعِلْمِ وَبِهِ يَقُولُ سُفْيَانُ الثَّوْرِيُّ وَالشَّافِعِيُّ وَأَحْمَدُ وَإِسْحَاقُ قَالُوا إِذَا صَلَّى الرَّجُلُ وَحْدَهُ ثُمَّ أَدْرَكَ الْجَمَاعَةَ فَإِنَّهُ يُعِيدُ الصَّلَوَاتِ كُلَّهَا فِي الْجَمَاعَةِ وَإِذَا صَلَّى الرَّجُلُ الْمَغْرِبَ وَحْدَهُ ثُمَّ أَدْرَكَ الْجَمَاعَةَ قَالُوا فَإِنَّهُ يُصَلِّيهَا مَعَهُمْ وَيَشْفَعُ بِرَكْعَةٍ . وَالَّتِي صَلَّى وَحْدَهُ هِيَ الْمَكْتُوبَةُ عِنْدَهُمْ .
Bize Ahmed b. Menî' anlattı; bize Hüşeym anlattı; bize Ya'lâ b. Atâ haber verdi; bize Câbir b. Yezid b. Esved el-Âmirî anlattı; babasından; dedi ki: “Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem ile birlikte haccına şahit oldum. Onunla birlikte Mescid-i Hayf'ta sabah namazını kıldım. Namazını bitirip döndüğünde, cemaatin arkasında [durmuş] onunla birlikte namaz kılmamış iki adam ile karşılaştı. Buyurdu ki: ‘Onları bana getirin.’ İkisi getirildi; omuz kasları titriyordu. Buyurdu ki: ‘Sizi bizimle namaz kılmaktan alıkoyan nedir?’ Dediler ki: ‘Ey Allah'ın Resûlü! Biz konak yerimizde namaz kılmıştık.’ Buyurdu ki: ‘Öyle yapmayın! Konak yerlerinizde namaz kılsanız, sonra bir mescide gelip cemaate yetişseniz, onlarla birlikte kılar. Çünkü bu sizin için nafile olur.’” Ebû Îsâ dedi ki: “Bu konuda Mihcen ed-Dîlî ve Yezid b. Âmir'den de rivayet vardır. Yezid b. el-Esved hadisi hasen sahih bir hadistir. İlim ehlinden birçok kişinin görüşü budur. Süfyan es-Sevrî, Şâfiî, Ahmed ve İshak bu görüştedir. Dediler ki: ‘Kişi tek başına namaz kılar, sonra cemaate yetişirse, bütün namazları cemaatle tekrar eder. Eğer kişi akşam namazını tek başına kılar, sonra cemaate yetişirse; onlarla birlikte kılar ve bir rekat daha ekler. Onların katında farz olan, tek başına kıldığıdır.’”
220. Hadis
حَدَّثَنَا هَنَّادٌ، حَدَّثَنَا عَبْدَةُ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ أَبِي عَرُوبَةَ، عَنْ سُلَيْمَانَ النَّاجِيِّ الْبَصْرِيِّ، عَنْ أَبِي الْمُتَوَكِّلِ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ، قَالَ جَاءَ رَجُلٌ وَقَدْ صَلَّى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ " أَيُّكُمْ يَتَّجِرُ عَلَى هَذَا " . فَقَامَ رَجُلٌ فَصَلَّى مَعَهُ . قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ أَبِي أُمَامَةَ وَأَبِي مُوسَى وَالْحَكَمِ بْنِ عُمَيْرٍ . قَالَ أَبُو عِيسَى وَحَدِيثُ أَبِي سَعِيدٍ حَدِيثٌ حَسَنٌ . وَهُوَ قَوْلُ غَيْرِ وَاحِدٍ مِنْ أَهْلِ الْعِلْمِ مِنْ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَغَيْرِهِمْ مِنَ التَّابِعِينَ قَالُوا لاَ بَأْسَ أَنْ يُصَلِّيَ الْقَوْمُ جَمَاعَةً فِي مَسْجِدٍ قَدْ صُلِّيَ فِيهِ جَمَاعَةً . وَبِهِ يَقُولُ أَحْمَدُ وَإِسْحَاقُ . وَقَالَ آخَرُونَ مِنْ أَهْلِ الْعِلْمِ يُصَلُّونَ فُرَادَى . وَبِهِ يَقُولُ سُفْيَانُ وَابْنُ الْمُبَارَكِ وَمَالِكٌ وَالشَّافِعِيُّ يَخْتَارُونَ الصَّلاَةَ فُرَادَى . وَسُلَيْمَانُ النَّاجِيُّ بَصْرِيٌّ وَيُقَالُ سُلَيْمَانُ بْنُ الأَسْوَدِ . وَأَبُو الْمُتَوَكِّلِ اسْمُهُ عَلِيُّ بْنُ دَاوُدَ .
Bize Hennâd anlattı; bize Abde anlattı; Said b. Ebî Arûbe'den; Süleyman en-Nâcî el-Basrî'den; Ebû'l-Mütevekkil'den; Ebû Said'den; dedi ki: Bir adam geldi; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem namazı kılmıştı. Buyurdu ki: “Şu kimseye sadaka verecek kimse yok mu?” Bunun üzerine bir adam kalktı ve onunla birlikte namaz kıldı. Ebû Îsâ dedi ki: “Bu konuda Ebû Umâme, Ebû Musa ve Hakem b. Umeyr'den de rivayet vardır. Ebû Said hadisi hasen bir hadistir. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in ashabından ve onlardan sonraki tâbiînden birçok ilim ehlinin görüşü budur; dediler ki: ‘İçinde cemaatle namaz kılınmış bir mescitte cemaatle namaz kılmakta bir beis yoktur.’ Ahmed ve İshak bu görüştedir. İlim ehlinden diğerleri ise şöyle demiştir: ‘Tek başlarına kılarlar.’ Süfyan, İbnü'l-Mübarek, Mâlik ve Şâfiî bu görüştedir; onlar tek başına kılmayı tercih ederler. Süleyman en-Nâcî Basralıdır. Süleyman b. Esved de denilir. Ebû'l-Mütevekkil'in ismi Ali b. Davud'dur.”
221. Hadis
حَدَّثَنَا مَحْمُودُ بْنُ غَيْلاَنَ، حَدَّثَنَا بِشْرُ بْنُ السَّرِيِّ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ عُثْمَانَ بْنِ حَكِيمٍ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ أَبِي عَمْرَةَ، عَنْ عُثْمَانَ بْنِ عَفَّانَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَنْ شَهِدَ الْعِشَاءَ فِي جَمَاعَةٍ كَانَ لَهُ قِيَامُ نِصْفِ لَيْلَةٍ وَمَنْ صَلَّى الْعِشَاءَ وَالْفَجْرَ فِي جَمَاعَةٍ كَانَ لَهُ كَقِيَامِ لَيْلَةٍ " . قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنِ ابْنِ عُمَرَ وَأَبِي هُرَيْرَةَ وَأَنَسٍ وَعُمَارَةَ بْنِ رُوَيْبَةَ وَجُنْدَبِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ سُفْيَانَ الْبَجَلِيِّ وَأُبَىِّ بْنِ كَعْبٍ وَأَبِي مُوسَى وَبُرَيْدَةَ . قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ عُثْمَانَ حَدِيثٌ حَسَنٌ . وَقَدْ رُوِيَ هَذَا الْحَدِيثُ عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ أَبِي عَمْرَةَ عَنْ عُثْمَانَ مَوْقُوفًا وَرُوِيَ مِنْ غَيْرِ وَجْهٍ عَنْ عُثْمَانَ مَرْفُوعًا .
Bize Mahmud b. Gaylân anlattı; bize Bişr b. es-Serî anlattı; bize Süfyan anlattı; Osman b. Hakîm'den; Abdurrahman b. Ebî Amra'dan; Osman b. Affan'dan; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Kim yatsı namazında cemaatte bulunursa, ona gecenin yarısının kıyamı vardır. Kim yatsı ve sabah namazlarını cemaatle kılarsa, ona bütün bir gecenin kıyamı vardır.” Ebû Îsâ dedi ki: “Bu konuda İbn Ömer, Ebû Hüreyre, Enes, Umâre b. Ruveybe, Cündeb b. Abdullah b. Süfyan el-Becelî, Übey b. Ka'b, Ebû Musa ve Büreyde'den de rivayet vardır. Osman hadisi hasen bir hadistir. Bu hadis Abdurrahman b. Ebî Amra'dan; o Osman'dan mevkuf olarak da rivayet edilmiştir. Ayrıca Osman'dan merfu olarak başka yollarla da rivayet edilmiştir.”
222. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ هَارُونَ، أَخْبَرَنَا دَاوُدُ بْنُ أَبِي هِنْدٍ، عَنِ الْحَسَنِ، عَنْ جُنْدَبِ بْنِ سُفْيَانَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " مَنْ صَلَّى الصُّبْحَ فَهُوَ فِي ذِمَّةِ اللَّهِ فَلاَ تُخْفِرُوا اللَّهَ فِي ذِمَّتِهِ " . قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ .
Bize Muhammed b. Beşşâr anlattı; bize Yezid b. Harun anlattı; bize Davud b. Ebî Hind haber verdi; Hasan'dan; Cündeb b. Süfyan'dan; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den; buyurdu ki: “Kim sabah namazını kılarsa, o Allah'ın zimmetindedir. Allah'ın zimmetini ihlal etmeyin.” Ebû Îsâ dedi ki: “Bu hasen sahih bir hadistir.”
223. Hadis
حَدَّثَنَا عَبَّاسٌ الْعَنْبَرِيُّ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ كَثِيرٍ أَبُو غَسَّانَ الْعَنْبَرِيُّ، عَنْ إِسْمَاعِيلَ الْكَحَّالِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَوْسٍ الْخُزَاعِيِّ، عَنْ بُرَيْدَةَ الأَسْلَمِيِّ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " بَشِّرِ الْمَشَّائِينَ فِي الظُّلَمِ إِلَى الْمَسَاجِدِ بِالنُّورِ التَّامِّ يَوْمَ الْقِيَامَةِ " . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ غَرِيبٌ مِنْ هَذَا الْوَجْهِ مَرْفُوعٌ هُوَ صَحِيحٌ مُسْنَدٌ وَمَوْقُوفٌ إِلَى أَصْحَابِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَلَمْ يُسْنَدْ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم .
Bize Abbas el-Anberî anlattı; bize Yahya b. Kesîr Ebû Gassân el-Anberî anlattı; İsmail el-Kahhâl'den; Abdullah b. Evs el-Huzâî'den; Büreyde el-Eslemî'den; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den; buyurdu ki: “Karanlıklarda mescitlere yürüyenleri, kıyamet gününde tam bir nur ile müjdele.” Ebû Îsâ dedi ki: “Bu, bu vecihten garib bir hadistir. Merfu olması sahihtir, müsneddir; ve Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in ashabına mevkuf olarak rivayet edilmiş ve Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e isnad edilmemiştir.”
224. Hadis
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ مُحَمَّدٍ، عَنْ سُهَيْلِ بْنِ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " خَيْرُ صُفُوفِ الرِّجَالِ أَوَّلُهَا وَشَرُّهَا آخِرُهَا وَخَيْرُ صُفُوفِ النِّسَاءِ آخِرُهَا وَشَرُّهَا أَوَّلُهَا " . قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ جَابِرٍ وَابْنِ عَبَّاسٍ وَابْنِ عُمَرَ وَأَبِي سَعِيدٍ وَأُبَىٍّ وَعَائِشَةَ وَالْعِرْبَاضِ بْنِ سَارِيَةَ وَأَنَسٍ . قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ أَبِي هُرَيْرَةَ حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ . وَقَدْ رُوِيَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ كَانَ يَسْتَغْفِرُ لِلصَّفِّ الأَوَّلِ ثَلاَثًا وَلِلثَّانِي مَرَّةً .
Bize Kuteybe anlattı; bize Abdulaziz b. Muhammed anlattı; Süheyl b. Ebî Salih'ten; babasından; Ebû Hüreyre'den; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Erkeklerin saflarının en hayırlısı ilki, en şerlisi sonuncusudur. Kadınların saflarının en hayırlısı sonuncusu, en şerlisi ilkidir.” Ebû Îsâ dedi ki: “Bu konuda Câbir, İbn Abbas, İbn Ömer, Ebû Said, Übey, Aişe, İrbâd b. Sâriye ve Enes'ten de rivayet vardır. Ebû Hüreyre hadisi hasen sahih bir hadistir. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den; birinci saf için üç defa, ikinci saf için bir defa mağfiret dilediği rivayet edilmiştir.”
225. Hadis
وَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " لَوْ أَنَّ النَّاسَ يَعْلَمُونَ مَا فِي النِّدَاءِ وَالصَّفِّ الأَوَّلِ ثُمَّ لَمْ يَجِدُوا إِلاَّ أَنْ يَسْتَهِمُوا عَلَيْهِ لاَسْتَهَمُوا عَلَيْهِ " . قَالَ حَدَّثَنَا بِذَلِكَ إِسْحَاقُ بْنُ مُوسَى الأَنْصَارِيُّ حَدَّثَنَا مَعْنٌ حَدَّثَنَا مَالِكٌ عَنْ سُمَىٍّ عَنْ أَبِي صَالِحٍ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم مِثْلَهُ .
Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Eğer insanlar nida ve ilk saftaki [fazileti] bilselerdi; sonra bunun için kura çekmekten başka çare bulamasalardı, mutlaka kura çekerlerdi.” Dedi ki: Bize bunu İshak b. Musa el-Ensarî anlattı; bize Ma'n anlattı; bize Mâlik anlattı; Sümeyy'den; Ebû Salih'ten; Ebû Hüreyre'den; o Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den bunun benzerini [anlattı].
226. Hadis
وَحَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، عَنْ مَالِكٍ، نَحْوَهُ .
Ve bize Kuteybe anlattı; Mâlik'ten; benzerini [naklederek].
227. Hadis
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، عَنْ سِمَاكِ بْنِ حَرْبٍ، عَنِ النُّعْمَانِ بْنِ بَشِيرٍ، قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُسَوِّي صُفُوفَنَا فَخَرَجَ يَوْمًا فَرَأَى رَجُلاً خَارِجًا صَدْرُهُ عَنِ الْقَوْمِ فَقَالَ " لَتُسَوُّنَّ صُفُوفَكُمْ أَوْ لَيُخَالِفَنَّ اللَّهُ بَيْنَ وُجُوهِكُمْ " . قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ جَابِرِ بْنِ سَمُرَةَ وَالْبَرَاءِ وَجَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ وَأَنَسٍ وَأَبِي هُرَيْرَةَ وَعَائِشَةَ . قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ النُّعْمَانِ بْنِ بَشِيرٍ حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ . وَقَدْ رُوِيَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ قَالَ " مِنْ تَمَامِ الصَّلاَةِ إِقَامَةُ الصَّفِّ " . وَرُوِيَ عَنْ عُمَرَ أَنَّهُ كَانَ يُوَكِّلُ رِجَالاً بِإِقَامَةِ الصُّفُوفِ فَلاَ يُكَبِّرُ حَتَّى يُخْبَرَ أَنَّ الصُّفُوفَ قَدِ اسْتَوَتْ . وَرُوِيَ عَنْ عَلِيٍّ وَعُثْمَانَ أَنَّهُمَا كَانَا يَتَعَاهَدَانِ ذَلِكَ وَيَقُولاَنِ اسْتَوُوا . وَكَانَ عَلِيٌّ يَقُولُ تَقَدَّمْ يَا فُلاَنُ تَأَخَّرْ يَا فُلاَنُ .
Bize Kuteybe anlattı; bize Ebû Avâne anlattı; Simâk b. Harb'den; Nu'man b. Beşir'den; dedi ki: “Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem saflarımızı düzeltirdi. Bir gün çıktı ve göğsü cemaatten dışarı çıkmış bir adam gördü. Bunun üzerine şöyle buyurdu: ‘Ya saflarınızı düzeltirsiniz ya da Allah yüzlerinizi muhalif kılar.’” Ebû Îsâ dedi ki: “Bu konuda Câbir b. Semure, Berâ, Câbir b. Abdullah, Enes, Ebû Hüreyre ve Aişe'den de rivayet vardır. Nu'man b. Beşir hadisi hasen sahih bir hadistir. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: ‘Safı düzeltmek namazın tamamındandır.’ Ömer'den rivayet edildiğine göre; o, safların düzeltilmesi için adamlar görevlendirirdi. Safların düzeldiği haberi verilmedikçe tekbir almazdı. Ali ve Osman'dan da rivayet edildiğine göre; onlar bunu gözetirler ve ‘Düz durun’ derlerdi. Ali şöyle derdi: ‘İleri git ey falan, geri git ey falan.’”
228. Hadis
حَدَّثَنَا نَصْرُ بْنُ عَلِيٍّ الْجَهْضَمِيُّ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ زُرَيْعٍ، حَدَّثَنَا خَالِدٌ الْحَذَّاءُ، عَنْ أَبِي مَعْشَرٍ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ عَلْقَمَةَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " لِيَلِيَنِي مِنْكُمْ أُولُو الأَحْلاَمِ وَالنُّهَى ثُمَّ الَّذِينَ يَلُونَهُمْ ثُمَّ الَّذِينَ يَلُونَهُمْ وَلاَ تَخْتَلِفُوا فَتَخْتَلِفَ قُلُوبُكُمْ وَإِيَّاكُمْ وَهَيْشَاتِ الأَسْوَاقِ " . قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ أُبَىِّ بْنِ كَعْبٍ وَأَبِي مَسْعُودٍ وَأَبِي سَعِيدٍ وَالْبَرَاءِ وَأَنَسٍ . قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ ابْنِ مَسْعُودٍ حَدِيثٌ حَسَنٌ غَرِيبٌ . وَقَدْ رُوِيَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ كَانَ يُعْجِبُهُ أَنْ يَلِيَهُ الْمُهَاجِرُونَ وَالأَنْصَارُ لِيَحْفَظُوا عَنْهُ . قَالَ وَخَالِدٌ الْحَذَّاءُ هُوَ خَالِدُ بْنُ مِهْرَانَ يُكْنَى أَبَا الْمُنَازِلِ . قَالَ وَسَمِعْتُ مُحَمَّدَ بْنَ إِسْمَاعِيلَ يَقُولُ يُقَالُ إِنَّ خَالِدًا الْحَذَّاءَ مَا حَذَا نَعْلاً قَطُّ إِنَّمَا كَانَ يَجْلِسُ إِلَى حَذَّاءٍ فَنُسِبَ إِلَيْهِ . قَالَ وَأَبُو مَعْشَرٍ اسْمُهُ زِيَادُ بْنُ كُلَيْبٍ .
Bize Nasr b. Ali el-Cehdamî anlattı; bize Yezid b. Zürey' anlattı; bize Halid el-Hazzâ anlattı; Ebû Ma'şer'den; İbrahim'den; Alkame'den; Abdullah'tan; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den; buyurdu ki: “İçinizden ilim ve akıl sahipleri bana yakın dursun. Sonra onları takip edenler, sonra onları takip edenler. İhtilaf etmeyin, yoksa kalpleriniz ihtilafa düşer. Çarşı-pazar gürültüsünden de sakının.” Ebû Îsâ dedi ki: “Bu konuda Übey b. Ka'b, Ebû Mesud, Ebû Said, Berâ ve Enes'ten de rivayet vardır. İbn Mesud hadisi hasen garib bir hadistir. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den; ezberlemeleri için Muhacirlerin ve Ensarın kendisine yakın durmasının hoşuna gittiği rivayet edilmiştir. Halid el-Hazzâ, Halid b. Mihran'dır; künyesi Ebû'l-Menâzil'dir. Dedi ki: Muhammed b. İsmail'in şöyle dediğini işittim: ‘Halid el-Hazzâ asla ayakkabı dikmemiştir. Ancak o ayakkabıcıların yanına otururdu, bu yüzden onlara nispet edildi.’ Ebû Ma'şer'in ismi Ziyad b. Küleyb'dir.”
229. Hadis
حَدَّثَنَا هَنَّادٌ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنْ يَحْيَى بْنِ هَانِئِ بْنِ عُرْوَةَ الْمُرَادِيِّ، عَنْ عَبْدِ الْحَمِيدِ بْنِ مَحْمُودٍ، قَالَ صَلَّيْنَا خَلْفَ أَمِيرٍ مِنَ الأُمَرَاءِ فَاضْطَرَّنَا النَّاسُ فَصَلَّيْنَا بَيْنَ السَّارِيَتَيْنِ فَلَمَّا صَلَّيْنَا قَالَ أَنَسُ بْنُ مَالِكٍ كُنَّا نَتَّقِي هَذَا عَلَى عَهْدِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم . وَفِي الْبَابِ عَنْ قُرَّةَ بْنِ إِيَاسٍ الْمُزَنِيِّ . قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ أَنَسٍ حَدِيثٌ حَسَنٌ . وَقَدْ كَرِهَ قَوْمٌ مَنْ أَهْلِ الْعِلْمِ أَنْ يُصَفَّ بَيْنَ السَّوَارِي . وَبِهِ يَقُولُ أَحْمَدُ وَإِسْحَاقُ . وَقَدْ رَخَّصَ قَوْمٌ مِنْ أَهْلِ الْعِلْمِ فِي ذَلِكَ .
Bize Hennâd anlattı; bize Vekî anlattı; Süfyan'dan; Yahya b. Hâni b. Urve el-Murâdî'den; Abdulhamid b. Mahmud'dan; dedi ki: Emirlerden bir emirin arkasında namaz kıldık. İnsanlar bizi sıkıştırdı da iki sütun arasında namaz kıldık. Namazı kılınca Enes b. Mâlik dedi ki: “Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem zamanında biz bundan sakınırdık.” Bu konuda Kurre b. İyas el-Müzenî'den de rivayet vardır. Ebû Îsâ dedi ki: “Enes hadisi hasen bir hadistir. İlim ehlinden bir grup, sütunlar arasında saf tutmayı kerih görmüştür. Ahmed ve İshak bu görüştedir. İlim ehlinden bir grup ise buna ruhsat vermiştir.”
230. Hadis
حَدَّثَنَا هَنَّادٌ، حَدَّثَنَا أَبُو الأَحْوَصِ، عَنْ حُصَيْنٍ، عَنْ هِلاَلِ بْنِ يِسَافٍ، قَالَ أَخَذَ زِيَادُ بْنُ أَبِي الْجَعْدِ بِيَدِي وَنَحْنُ بِالرَّقَّةِ فَقَامَ بِي عَلَى شَيْخٍ يُقَالُ لَهُ وَابِصَةُ بْنُ مَعْبَدٍ مِنْ بَنِي أَسَدٍ فَقَالَ زِيَادٌ حَدَّثَنِي هَذَا الشَّيْخُ أَنَّ رَجُلاً صَلَّى خَلْفَ الصَّفِّ وَحْدَهُ وَالشَّيْخُ يَسْمَعُ فَأَمَرَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنْ يُعِيدَ الصَّلاَةَ . قَالَ أَبُو عِيسَى وَفِي الْبَابِ عَنْ عَلِيِّ بْنِ شَيْبَانَ وَابْنِ عَبَّاسٍ . قَالَ أَبُو عِيسَى وَحَدِيثُ وَابِصَةَ حَدِيثٌ حَسَنٌ . وَقَدْ كَرِهَ قَوْمٌ مِنْ أَهْلِ الْعِلْمِ أَنْ يُصَلِّيَ الرَّجُلُ خَلْفَ الصَّفِّ وَحْدَهُ وَقَالُوا يُعِيدُ إِذَا صَلَّى خَلْفَ الصَّفِّ وَحْدَهُ . وَبِهِ يَقُولُ أَحْمَدُ وَإِسْحَاقُ . وَقَدْ قَالَ قَوْمٌ مِنْ أَهْلِ الْعِلْمِ يُجْزِئُهُ إِذَا صَلَّى خَلْفَ الصَّفِّ وَحْدَهُ . وَهُوَ قَوْلُ سُفْيَانَ الثَّوْرِيِّ وَابْنِ الْمُبَارَكِ وَالشَّافِعِيِّ . وَقَدْ ذَهَبَ قَوْمٌ مِنْ أَهْلِ الْكُوفَةِ إِلَى حَدِيثِ وَابِصَةَ بْنِ مَعْبَدٍ أَيْضًا قَالُوا مَنْ صَلَّى خَلْفَ الصَّفِّ وَحْدَهُ يُعِيدُ . مِنْهُمْ حَمَّادُ بْنُ أَبِي سُلَيْمَانَ وَابْنُ أَبِي لَيْلَى وَوَكِيعٌ . وَرَوَى حَدِيثَ حُصَيْنٍ عَنْ هِلاَلِ بْنِ يِسَافٍ غَيْرُ وَاحِدٍ مِثْلَ رِوَايَةِ أَبِي الأَحْوَصِ عَنْ زِيَادِ بْنِ أَبِي الْجَعْدِ عَنْ وَابِصَةَ بْنِ مَعْبَدٍ . وَفِي حَدِيثِ حُصَيْنٍ مَا يَدُلُّ عَلَى أَنَّ هِلاَلاً قَدْ أَدْرَكَ وَابِصَةَ وَاخْتَلَفَ أَهْلُ الْحَدِيثِ فِي هَذَا فَقَالَ بَعْضُهُمْ حَدِيثُ عَمْرِو بْنِ مُرَّةَ عَنْ هِلاَلِ بْنِ يِسَافٍ عَنْ عَمْرِو بْنِ رَاشِدٍ عَنْ وَابِصَةَ بْنِ مَعْبَدٍ أَصَحُّ . وَقَالَ بَعْضُهُمْ حَدِيثُ حُصَيْنٍ عَنْ هِلاَلِ بْنِ يِسَافٍ عَنْ زِيَادِ بْنِ أَبِي الْجَعْدِ عَنْ وَابِصَةَ بْنِ مَعْبَدٍ أَصَحُّ . قَالَ أَبُو عِيسَى وَهَذَا عِنْدِي أَصَحُّ مِنْ حَدِيثِ عَمْرِو بْنِ مُرَّةَ لأَنَّهُ قَدْ رُوِيَ مِنْ غَيْرِ حَدِيثِ هِلاَلِ بْنِ يِسَافٍ عَنْ زِيَادِ بْنِ أَبِي الْجَعْدِ عَنْ وَابِصَةَ .
Bize Hennâd anlattı; bize Ebû'l-Ahvas anlattı; Husayn'dan; Hilal b. Yisaf'tan; dedi ki: Ziyad b. Ebî'l-Ca'd, biz Rakka'dayken elimden tuttu ve beni Benî Esed'den Vâbisa b. Ma'bed denilen bir şeyhin yanında durdurdu. Ziyad dedi ki: “Bu şeyh bana anlattı ki; bir adam safın arkasında tek başına namaz kıldı -şeyh da bunu işitiyordu-. Bunun üzerine Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ona namazı iade etmesini emretti.” Ebû Îsâ dedi ki: “Bu konuda Ali b. Şeyban ve İbn Abbas'tan da rivayet vardır. Vâbisa hadisi hasen bir hadistir. İlim ehlinden bir grup, kişinin safın arkasında tek başına namaz kılmasını kerih görmüş ve ‘Safın arkasında tek başına kılarsa iade eder’ demişlerdir. Ahmed ve İshak bu görüştedir. İlim ehlinden bir grup ise; ‘Safın arkasında tek başına kılarsa yeterlidir’ demiştir. Bu, Süfyan es-Sevrî, İbnü'l-Mübarek ve Şâfiî'nin görüşüdür. Kûfe ehlinden bir grup da Vâbisa b. Ma'bed hadisine giderek; ‘Safın arkasında tek başına kılan iade eder’ demişlerdir. Hammad b. Ebî Süleyman, İbn Ebî Leylâ ve Vekî onlardandır. Birçok kimse Husayn hadisini; Hilal b. Yisaf'tan, Ebû'l-Ahvas rivayeti gibi; Ziyad b. Ebî'l-Ca'd'dan; o Vâbisa b. Ma'bed'den rivayet etmiştir. Husayn hadisinde Hilal'in Vâbisa'ya yetiştiğine dair delil vardır. Hadis ehli bu konuda ihtilaf etmiştir. Bazıları; ‘Amr b. Murre'nin Hilal b. Yisaf'tan; o Amr b. Raşid'den; o Vâbisa b. Ma'bed'den rivayeti daha sahihtir’ demiştir. Bazıları ise; ‘Husayn'ın Hilal b. Yisaf'tan; o Ziyad b. Ebî'l-Ca'd'dan; o Vâbisa b. Ma'bed'den rivayeti daha sahihtir’ demiştir. Ebû Îsâ dedi ki: ‘Benim katımda bu, Amr b. Murre'nin hadisinden daha sahihtir. Çünkü bu, Hilal b. Yisaf hadisinden başka; Ziyad b. Ebî'l-Ca'd'dan; o Vâbisa'dan rivayet edilmiştir.’”
231. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ عَمْرِو بْنِ مُرَّةَ، عَنْ هِلاَلِ بْنِ يِسَافٍ، عَنْ عَمْرِو بْنِ رَاشِدٍ، عَنْ وَابِصَةَ بْنِ مَعْبَدٍ، أَنَّ رَجُلاً، صَلَّى خَلْفَ الصَّفِّ وَحْدَهُ فَأَمَرَهُ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم أَنْ يُعِيدَ الصَّلاَةَ . قَالَ أَبُو عِيسَى وَسَمِعْتُ الْجَارُودَ يَقُولُ سَمِعْتُ وَكِيعًا يَقُولُ إِذَا صَلَّى الرَّجُلُ خَلْفَ الصَّفِّ وَحْدَهُ فَإِنَّهُ يُعِيدُ .
Bize Muhammed b. Beşşâr anlattı; bize Muhammed b. Cafer anlattı; bize Şu'be anlattı; Amr b. Murre'den; Hilal b. Yisaf'tan; Amr b. Raşid'den; Vâbisa b. Ma'bed'den; Bir adam safın arkasında tek başına namaz kıldı. Bunun üzerine Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem ona namazı iade etmesini emretti. Ebû Îsâ dedi ki: “Cârûd'dan işittim; diyordu ki: Vekî'nin şöyle dediğini işittim: ‘Eğer kişi safın arkasında tek başına namaz kılarsa iade eder.’”
232. Hadis
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا دَاوُدُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ الْعَطَّارُ، عَنْ عَمْرِو بْنِ دِينَارٍ، عَنْ كُرَيْبٍ، مَوْلَى ابْنِ عَبَّاسٍ عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ صَلَّيْتُ مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم ذَاتَ لَيْلَةٍ فَقُمْتُ عَنْ يَسَارِهِ فَأَخَذَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِرَأْسِي مِنْ وَرَائِي فَجَعَلَنِي عَنْ يَمِينِهِ . قَالَ أَبُو عِيسَى وَفِي الْبَابِ عَنْ أَنَسٍ . قَالَ أَبُو عِيسَى وَحَدِيثُ ابْنِ عَبَّاسٍ حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ . وَالْعَمَلُ عَلَى هَذَا عِنْدَ أَهْلِ الْعِلْمِ مِنْ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَمَنْ بَعْدَهُمْ قَالُوا إِذَا كَانَ الرَّجُلُ مَعَ الإِمَامِ يَقُومُ عَنْ يَمِينِ الإِمَامِ .
Bize Kuteybe anlattı; bize Davud b. Abdurrahman el-Attâr anlattı; Amr b. Dinar'dan; Kureyb'den; İbn Abbas'ın azatlısı; İbn Abbas'tan; dedi ki: Bir gece Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem ile birlikte namaz kıldım. Sol tarafında durdum. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem başımdan arkadan tuttu ve beni sağ tarafına geçirdi. Ebû Îsâ dedi ki: “Bu konuda Enes'ten de rivayet vardır. İbn Abbas hadisi hasen sahih bir hadistir. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in ashabından ve onlardan sonrakilerin katında amel buna göredir; dediler ki: ‘Bir adam imamla namaz kıldığında imamın sağında durur.’”
233. Hadis
حَدَّثَنَا بُنْدَارٌ، مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ أَبِي عَدِيٍّ، قَالَ أَنْبَأَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ مُسْلِمٍ، عَنِ الْحَسَنِ، عَنْ سَمُرَةَ بْنِ جُنْدَبٍ، قَالَ أَمَرَنَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِذَا كُنَّا ثَلاَثَةً أَنْ يَتَقَدَّمَنَا أَحَدُنَا . قَالَ أَبُو عِيسَى وَفِي الْبَابِ عَنِ ابْنِ مَسْعُودٍ وَجَابِرٍ وَأَنَسِ بْنِ مَالِكٍ . قَالَ أَبُو عِيسَى وَحَدِيثُ سَمُرَةَ حَدِيثٌ حَسَنٌ غَرِيبٌ . وَالْعَمَلُ عَلَى هَذَا عِنْدَ أَهْلِ الْعِلْمِ قَالُوا إِذَا كَانُوا ثَلاَثَةً قَامَ رَجُلاَنِ خَلْفَ الإِمَامِ . وَرُوِيَ عَنِ ابْنِ مَسْعُودٍ أَنَّهُ صَلَّى بِعَلْقَمَةَ وَالأَسْوَدِ فَأَقَامَ أَحَدَهُمَا عَنْ يَمِينِهِ وَالآخَرَ عَنْ يَسَارِهِ وَرَوَاهُ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم . وَقَدْ تَكَلَّمَ بَعْضُ النَّاسِ فِي إِسْمَاعِيلَ بْنِ مُسْلِمٍ الْمَكِّيِّ مِنْ قِبَلِ حِفْظِهِ .
Bize Bündâr Muhammed b. Beşşâr anlattı; bize Muhammed b. Ebî Adî anlattı; dedi ki: Bize İsmail b. Müslim haber verdi; Hasan'dan; Semure b. Cündeb'den; dedi ki: “Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bize; üç kişi olduğumuzda birimizin öne geçmesini emretti.” Ebû Îsâ dedi ki: “Bu konuda İbn Mesud, Câbir ve Enes b. Mâlik'ten de rivayet vardır. Semure hadisi hasen garib bir hadistir. İlim ehli katında amel buna göredir; dediler ki: ‘Üç kişi olduklarında iki adam imamın arkasında durur.’ İbn Mesud'dan rivayet edildiğine göre; o Alkame ve Esved ile namaz kılmış, birini sağına diğerini soluna durdurmuş ve bunu Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den rivayet etmiştir. Bazı insanlar İsmail b. Müslim el-Mekkî hakkında hafızası yönünden konuşmuşlardır.”
234. Hadis
حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ الأَنْصَارِيُّ، حَدَّثَنَا مَعْنٌ، حَدَّثَنَا مَالِكُ بْنُ أَنَسٍ، عَنْ إِسْحَاقَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي طَلْحَةَ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، أَنَّ جَدَّتَهُ، مُلَيْكَةَ دَعَتْ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لِطَعَامٍ صَنَعَتْهُ فَأَكَلَ مِنْهُ ثُمَّ قَالَ " قُومُوا فَلْنُصَلِّ بِكُمْ " . قَالَ أَنَسٌ فَقُمْتُ إِلَى حَصِيرٍ لَنَا قَدِ اسْوَدَّ مِنْ طُولِ مَا لُبِسَ فَنَضَحْتُهُ بِالْمَاءِ فَقَامَ عَلَيْهِ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَصَفَفْتُ عَلَيْهِ أَنَا وَالْيَتِيمُ وَرَاءَهُ وَالْعَجُوزُ مِنْ وَرَائِنَا فَصَلَّى بِنَا رَكْعَتَيْنِ ثُمَّ انْصَرَفَ " . قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ أَنَسٍ حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ . وَالْعَمَلُ عَلَيْهِ عِنْدَ أَكْثَرِ أَهْلِ الْعِلْمِ قَالُوا إِذَا كَانَ مَعَ الإِمَامِ رَجُلٌ وَامْرَأَةٌ قَامَ الرَّجُلُ عَنْ يَمِينِ الإِمَامِ وَالْمَرْأَةُ خَلْفَهُمَا . وَقَدِ احْتَجَّ بَعْضُ النَّاسِ بِهَذَا الْحَدِيثِ فِي إِجَازَةِ الصَّلاَةِ إِذَا كَانَ الرَّجُلُ خَلْفَ الصَّفِّ وَحْدَهُ وَقَالُوا إِنَّ الصَّبِيَّ لَمْ تَكُنْ لَهُ صَلاَةٌ وَكَأَنَّ أَنَسًا كَانَ خَلْفَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَحْدَهُ فِي الصَّفِّ . وَلَيْسَ الأَمْرُ عَلَى مَا ذَهَبُوا إِلَيْهِ لأَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم أَقَامَهُ مَعَ الْيَتِيمِ خَلْفَهُ فَلَوْلاَ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم جَعَلَ لِلْيَتِيمِ صَلاَةً لَمَا أَقَامَ الْيَتِيمَ مَعَهُ وَلأَقَامَهُ عَنْ يَمِينِهِ . وَقَدْ رُوِيَ عَنْ مُوسَى بْنِ أَنَسٍ عَنْ أَنَسٍ أَنَّهُ صَلَّى مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَأَقَامَهُ عَنْ يَمِينِهِ . وَفِي هَذَا الْحَدِيثِ دَلاَلَةٌ أَنَّهُ إِنَّمَا صَلَّى تَطَوُّعًا أَرَادَ إِدْخَالَ الْبَرَكَةِ عَلَيْهِمْ .
Bize İshak el-Ensarî anlattı; bize Ma'n anlattı; bize Mâlik b. Enes anlattı; İshak b. Abdullah b. Ebî Talha'dan; Enes b. Mâlik'ten; dedi ki: Ninesi Müleyke, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i kendisi için yaptığı bir yemeğe davet etti. Ondan yedi, sonra şöyle buyurdu: “Kalkın, size namaz kıldırayım.” Enes dedi ki: “Çok kullanıldığı için kararmış bir hasırımıza doğru kalktım. Onu su ile çiseledim. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem üzerinde durdu. Ben ve yetim onun arkasında saf tuttuk. Yaşlı kadın da bizim arkamızda [durdu]. Bize iki rekat namaz kıldırdı, sonra döndü.” Ebû Îsâ dedi ki: “Enes hadisi hasen sahih bir hadistir. İlim ehlinin çoğu katında amel buna göredir; dediler ki: ‘İmamla birlikte bir erkek ve bir kadın olduğunda, erkek imamın sağında, kadın ise ikisinin arkasında durur.’ Bazı insanlar bu hadisi, kişinin safın arkasında tek başına namaz kılmasına cevaz vermek için delil getirmişler ve ‘Çocuğun namazı değildir. Sanki Enes, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in arkasında safın içinde tek başına olmuştur’ demişlerdir. Ancak durum onların gittiği gibi değildir. Çünkü Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem onu yetimle birlikte arkasında durdurmuştur. Eğer Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem yetimin namazını saymasaydı, yetimi onunla birlikte durdurmaz, onu sağına durdururdu. Musa b. Enes'ten; o Enes'ten rivayet edildiğine göre; o, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem ile namaz kılmış, onu sağına durdurmuştur. Bu hadiste, onun sadece nafile kıldığına ve onlara bereket getirmek istediğine delalet vardır.”
235. Hadis
حَدَّثَنَا هَنَّادٌ، حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، عَنِ الأَعْمَشِ، قَالَ وَحَدَّثَنَا مَحْمُودُ بْنُ غَيْلاَنَ، حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، وَعَبْدُ اللَّهِ بْنُ نُمَيْرٍ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ إِسْمَاعِيلَ بْنِ رَجَاءٍ الزُّبَيْدِيِّ، عَنْ أَوْسِ بْنِ ضَمْعَجٍ، قَالَ سَمِعْتُ أَبَا مَسْعُودٍ الأَنْصَارِيَّ، يَقُولُ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " يَؤُمُّ الْقَوْمَ أَقْرَؤُهُمْ لِكِتَابِ اللَّهِ فَإِنْ كَانُوا فِي الْقِرَاءَةِ سَوَاءً فَأَعْلَمُهُمْ بِالسُّنَّةِ فَإِنْ كَانُوا فِي السُّنَّةِ سَوَاءً فَأَقْدَمُهُمْ هِجْرَةً فَإِنْ كَانُوا فِي الْهِجْرَةِ سَوَاءً فَأَكْبَرُهُمْ سِنًّا وَلاَ يُؤَمُّ الرَّجُلُ فِي سُلْطَانِهِ وَلاَ يُجْلَسُ عَلَى تَكْرِمَتِهِ فِي بَيْتِهِ إِلاَّ بِإِذْنِهِ " . قَالَ مَحْمُودُ بْنُ غَيْلاَنَ قَالَ ابْنُ نُمَيْرٍ فِي حَدِيثِهِ " أَقْدَمُهُمْ سِنًّا " . قَالَ أَبُو عِيسَى وَفِي الْبَابِ عَنْ أَبِي سَعِيدٍ وَأَنَسِ بْنِ مَالِكٍ وَمَالِكِ بْنِ الْحُوَيْرِثِ وَعَمْرِو بْنِ سَلَمَةَ . قَالَ أَبُو عِيسَى وَحَدِيثُ أَبِي مَسْعُودٍ حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ . وَالْعَمَلُ عَلَى هَذَا عِنْدَ أَهْلِ الْعِلْمِ . قَالُوا أَحَقُّ النَّاسِ بِالإِمَامَةِ أَقْرَؤُهُمْ لِكِتَابِ اللَّهِ وَأَعْلَمُهُمْ بِالسُّنَّةِ . وَقَالُوا صَاحِبُ الْمَنْزِلِ أَحَقُّ بِالإِمَامَةِ . وَقَالَ بَعْضُهُمْ إِذَا أَذِنَ صَاحِبُ الْمَنْزِلِ لِغَيْرِهِ فَلاَ بَأْسَ أَنْ يُصَلِّيَ بِهِ . وَكَرِهَهُ بَعْضُهُمْ وَقَالُوا السُّنَّةُ أَنْ يُصَلِّيَ صَاحِبُ الْبَيْتِ . قَالَ أَحْمَدُ بْنُ حَنْبَلٍ وَقَوْلُ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم " وَلاَ يُؤَمُّ الرَّجُلُ فِي سُلْطَانِهِ وَلاَ يُجْلَسُ عَلَى تَكْرِمَتِهِ فِي بَيْتِهِ إِلاَّ بِإِذْنِهِ " . فَإِذَا أَذِنَ فَأَرْجُو أَنَّ الإِذْنَ فِي الْكُلِّ وَلَمْ يَرَ بِهِ بَأْسًا إِذَا أَذِنَ لَهُ أَنْ يُصَلِّيَ بِهِ .
Bize Hennâd anlattı; bize Ebû Muaviye anlattı; A'meş'ten. Ve bize Mahmud b. Gaylân anlattı; bize Ebû Muaviye ve Abdullah b. Nümeyr anlattı; A'meş'ten; İsmail b. Recâ ez-Zübeydî'den; Evs b. Dam'ec'den; dedi ki: Ebû Mesud el-Ensarî'nin şöyle dediğini işittim: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: “Topluluğa, Allah'ın kitabını en iyi okuyanları imam olur. Eğer kıraatte eşit iseler, sünneti en iyi bilenleri. Eğer sünnette eşit iseler, hicrette en eski olanları. Eğer hicrette eşit iseler, yaşça en büyükleri. Kişi, yetki alanında imamlık yapamaz. Ve onun evinde, izni olmadıkça onun tekrimetine (baş köşesine) oturulamaz.” Mahmud b. Gaylân dedi ki: “İbn Nümeyr hadisinde ‘Yaşça en eskileri’ [ifadesi vardır].” Ebû Îsâ dedi ki: “Bu konuda Ebû Said, Enes b. Mâlik, Mâlik b. Huveyris ve Amr b. Seleme'den de rivayet vardır. Ebû Mesud hadisi hasen sahih bir hadistir. İlim ehli katında amel buna göredir. Dediler ki: ‘İmamlığa en layık olanlar, Allah'ın kitabını en iyi okuyan ve sünneti en iyi bilenlerdir.’ Dediler ki: ‘Ev sahibi imamlığa daha layıktır.’ Bazıları; ‘Ev sahibi başkasına izin verirse, ona namaz kıldırmasında bir beis yoktur’ demiştir. Bazıları ise bunu kerih görmüş ve ‘Sünnet olan ev sahibinin kıldırmasıdır’ demişlerdir. Ahmed b. Hanbel dedi ki: ‘Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in; Kişi, yetki alanında imamlık yapamaz. Ve onun evinde, izni olmadıkça onun tekrimetine oturulamaz sözüne gelince: İzin verirse, umarım ki izin hepsi içindir. İzin verdiği takdirde ona namaz kıldırmasında bir beis görmemiştir.’”
236. Hadis
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا الْمُغِيرَةُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ أَبِي الزِّنَادِ، عَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " إِذَا أَمَّ أَحَدُكُمُ النَّاسَ فَلْيُخَفِّفْ فَإِنَّ فِيهِمُ الصَّغِيرَ وَالْكَبِيرَ وَالضَّعِيفَ وَالْمَرِيضَ فَإِذَا صَلَّى وَحْدَهُ فَلْيُصَلِّ كَيْفَ شَاءَ " . قَالَ أَبُو عِيسَى وَفِي الْبَابِ عَنْ عَدِيِّ بْنِ حَاتِمٍ وَأَنَسٍ وَجَابِرِ بْنِ سَمُرَةَ وَمَالِكِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ وَأَبِي وَاقِدٍ وَعُثْمَانَ بْنِ أَبِي الْعَاصِ وَأَبِي مَسْعُودٍ وَجَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ وَابْنِ عَبَّاسٍ . قَالَ أَبُو عِيسَى وَحَدِيثُ أَبِي هُرَيْرَةَ حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ . وَهُوَ قَوْلُ أَكْثَرِ أَهْلِ الْعِلْمِ اخْتَارُوا أَنْ لاَ يُطِيلَ الإِمَامُ الصَّلاَةَ مَخَافَةَ الْمَشَقَّةِ عَلَى الضَّعِيفِ وَالْكَبِيرِ وَالْمَرِيضِ . قَالَ أَبُو عِيسَى وَأَبُو الزِّنَادِ اسْمُهُ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ ذَكْوَانَ . وَالأَعْرَجُ هُوَ عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ هُرْمُزَ الْمَدِينِيُّ وَيُكْنَى أَبَا دَاوُدَ .
Bize Kuteybe anlattı; bize Muğire b. Abdurrahman anlattı; Ebû'z-Zinâd'dan; A'rec'den; Ebû Hüreyre'den; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğunu [anlattı]: “Sizden biriniz insanlara namaz kıldırdığı zaman hafif tutsun. Çünkü onların içinde küçük, yaşlı, zayıf ve hasta vardır. Tek başına kıldığı zaman ise dilediği gibi kılsın.” Ebû Îsâ dedi ki: “Bu konuda Adî b. Hâtim, Enes, Câbir b. Semure, Mâlik b. Abdullah, Ebû Vâkıd, Osman b. Ebî'l-Âs, Ebû Mesud, Câbir b. Abdullah ve İbn Abbas'tan de rivayet vardır. Ebû Hüreyre hadisi hasen sahih bir hadistir. İlim ehlinin çoğunun görüşü budur; zayıfa, yaşlıya ve hastaya meşakkat korkusuyla imamın namazı uzatmamayı tercih etmesini istemişlerdir. Ebû Îsâ dedi ki: Ebû'z-Zinâd'ın ismi Abdullah b. Zekvân'dır. A'rec ise Abdurrahman b. Hürmüz el-Medînî'dir ve künyesi Ebû Davud'dur.”
237. Hadis
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مِنْ أَخَفِّ النَّاسِ صَلاَةً فِي تَمَامٍ . قَالَ أَبُو عِيسَى وَهَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ . وَاسْمُ أَبِي عَوَانَةَ وَضَّاحٌ . قَالَ أَبُو عِيسَى سَأَلْتُ قُتَيْبَةَ قُلْتُ أَبُو عَوَانَةَ مَا اسْمُهُ قَالَ وَضَّاحٌ . قُلْتُ ابْنُ مَنْ قَالَ لاَ أَدْرِي كَانَ عَبْدًا لاِمْرَأَةٍ بِالْبَصْرَةِ .
Bize Kuteybe anlattı; bize Ebû Avâne anlattı; Katâde'den; Enes b. Mâlik'ten; dedi ki: “Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, tamamlamakla birlikte namazı en hafif kılan insanlardandı.” Ebû Îsâ dedi ki: “Bu hasen sahih bir hadistir. Ebû Avâne'nin ismi Vaddâh'tır. Ebû Îsâ dedi ki: Kuteybe'ye sordum, dedim ki: ‘Ebû Avâne'nin ismi nedir?’ Dedi ki: ‘Vaddâh'tır.’ Dedim ki: ‘Kimin oğlu?’ Dedi ki: ‘Bilmiyorum. Basra'da bir kadının kölesiydi.’”
238. Hadis
حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ وَكِيعٍ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْفُضَيْلِ، عَنْ أَبِي سُفْيَانَ، طَرِيفٍ السَّعْدِيِّ عَنْ أَبِي نَضْرَةَ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مِفْتَاحُ الصَّلاَةِ الطُّهُورُ وَتَحْرِيمُهَا التَّكْبِيرُ وَتَحْلِيلُهَا التَّسْلِيمُ وَلاَ صَلاَةَ لِمَنْ لَمْ يَقْرَأْ بــ"الْحَمْدُ" وَسُورَةٍ _ فِي فَرِيضَةٍ أَوْ غَيْرِهَا " . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ . وَفِي الْبَابِ عَنْ عَلِيٍّ وَعَائِشَةَ . قَالَ وَحَدِيثُ عَلِيِّ بْنِ أَبِي طَالِبٍ فِي هَذَا أَجْوَدُ إِسْنَادًا وَأَصَحُّ مِنْ حَدِيثِ أَبِي سَعِيدٍ وَقَدْ كَتَبْنَاهُ فِي أَوَّلِ كِتَابِ الْوُضُوءِ . وَالْعَمَلُ عَلَيْهِ عِنْدَ أَهْلِ الْعِلْمِ مِنْ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَمَنْ بَعْدَهُمْ . وَبِهِ يَقُولُ سُفْيَانُ الثَّوْرِيُّ وَابْنُ الْمُبَارَكِ وَالشَّافِعِيُّ وَأَحْمَدُ وَإِسْحَاقُ أَنَّ تَحْرِيمَ الصَّلاَةِ التَّكْبِيرُ وَلاَ يَكُونُ الرَّجُلُ دَاخِلاً فِي الصَّلاَةِ إِلاَّ بِالتَّكْبِيرِ . قَالَ أَبُو عِيسَى وَسَمِعْتُ أَبَا بَكْرٍ مُحَمَّدَ بْنَ أَبَانَ مُسْتَمْلِيَ وَكِيعٍ يَقُولُ سَمِعْتُ عَبْدَ الرَّحْمَنِ بْنَ مَهْدِيٍّ يَقُولُ لَوِ افْتَتَحَ الرَّجُلُ الصَّلاَةَ بِسَبْعِينَ اسْمًا مِنْ أَسْمَاءِ اللَّهِ وَلَمْ يُكَبِّرْ لَمْ يُجْزِهِ وَإِنْ أَحْدَثَ قَبْلَ أَنْ يُسَلِّمَ أَمَرْتُهُ أَنْ يَتَوَضَّأَ ثُمَّ يَرْجِعَ إِلَى مَكَانِهِ فَيُسَلِّمَ إِنَّمَا الأَمْرُ عَلَى وَجْهِهِ . قَالَ وَأَبُو نَضْرَةَ اسْمُهُ الْمُنْذِرُ بْنُ مَالِكِ بْنِ قُطَعَةَ .
Bize Süfyân b. Vekî' anlattı; dedi ki: Bize Muhammed b. el-Fudayl haber verdi; Ebû Süfyân Tarîf es-Sa'dî'den; Ebû Nadra'dan; Ebû Saîd'den. O şöyle demiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Namazın anahtarı temizlik (abdest), tahrîmi (haram kılanı/başlangıcı) tekbir, tahlîli (helal kılanı/bitişi) ise teslimdir (selam vermektir). 'El-Hamd' (Fatiha) ve bir sure okumayan kimsenin -farz veya başkası olsun- namazı yoktur." Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasendir. Bu konuda Ali ve Âişe'den de rivayet vardır. Dedi ki: Ali b. Ebû Tâlib hadisi isnad bakımından daha iyidir ve Ebû Saîd hadisinden daha sahihtir. Biz bunu Abdest Kitabı'nın başında yazmıştık. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem'in ashabından ve onlardan sonrakilerden ilim ehlinin uygulaması buna göredir. Süfyân es-Sevrî, İbnü'l-Mübârek, Şâfiî, Ahmed ve İshâk da böyle derler: Namazın tahrîmi tekbirdir ve kişi tekbir almadıkça namaza girmiş olmaz. Ebû Îsâ dedi ki: Ebû Bekr Muhammed b. Ebân'ı -ki o Vekî'in müstemlîsidir- şöyle derken işittim: Abdurrahman b. Mehdî'yi şöyle derken işittim: "Bir kimse Allah'ın isimlerinden yetmiş isimle namaza başlasa ama tekbir getirmese, bu ona yetmez. Eğer selam vermeden önce abdesti bozulursa, ona abdest almasını, sonra yerine dönüp selam vermesini emrederim. Emir olduğu gibidir." Dedi ki: Ebû Nadra'nın ismi el-Münzir b. Mâlik b. Kutaa'dır.
239. Hadis
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، وَأَبُو سَعِيدٍ الأَشَجُّ قَالاَ حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ الْيَمَانِ، عَنِ ابْنِ أَبِي ذِئْبٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ سَمْعَانَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِذَا كَبَّرَ لِلصَّلاَةِ نَشَرَ أَصَابِعَهُ . قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ أَبِي هُرَيْرَةَ حَسَنٌ . وَقَدْ رَوَى غَيْرُ وَاحِدٍ هَذَا الْحَدِيثَ عَنِ ابْنِ أَبِي ذِئْبٍ عَنْ سَعِيدِ بْنِ سِمْعَانَ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم كَانَ إِذَا دَخَلَ فِي الصَّلاَةِ رَفَعَ يَدَيْهِ مَدًّا . وَهَذَا أَصَحُّ مِنْ رِوَايَةِ يَحْيَى بْنِ الْيَمَانِ وَأَخْطَأَ يَحْيَى بْنُ الْيَمَانِ فِي هَذَا الْحَدِيثِ .
Bize Kuteybe ve Ebû Saîd el-Eşecc anlattılar; dediler ki: Bize Yahyâ b. el-Yemân haber verdi; İbn Ebû Zi'b'den; Saîd b. Sem'ân'dan; Ebû Hureyre'den. O şöyle demiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem namaz için tekbir getirdiğinde parmaklarını açardı (yayardı). Ebû Îsâ dedi ki: Ebû Hureyre hadisi hasendir. Birden çok kişi bu hadisi İbn Ebû Zi'b'den; Saîd b. Sim'ân'dan; Ebû Hureyre'den rivayet etmiştir ki: "Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem namaza girdiğinde ellerini uzatarak kaldırırdı." Bu rivayet Yahyâ b. el-Yemân'ın rivayetinden daha sahihtir. Yahyâ b. el-Yemân bu hadiste hata etmiştir.
240. Hadis
قَالَ وَحَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، أَخْبَرَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ عَبْدِ الْمَجِيدِ الْحَنَفِيُّ، حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي ذِئْبٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ سِمْعَانَ، قَالَ سَمِعْتُ أَبَا هُرَيْرَةَ، يَقُولُ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِذَا قَامَ إِلَى الصَّلاَةِ رَفَعَ يَدَيْهِ مَدًّا . قَالَ أَبُو عِيسَى قَالَ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ وَهَذَا أَصَحُّ مِنْ حَدِيثِ يَحْيَى بْنِ الْيَمَانِ وَحَدِيثُ يَحْيَى بْنِ الْيَمَانِ خَطَأٌ .
Dedi ki: Ve bize Abdullâh b. Abdurrahman anlattı; dedi ki: Bize Ubeydullâh b. Abdülmecîd el-Hanefî haber verdi; dedi ki: Bize İbn Ebû Zi'b anlattı; Saîd b. Sem'ân'dan. Dedi ki: Ebû Hureyre'yi şöyle derken işittim: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem namaza kalktığı zaman ellerini uzatarak kaldırırdı. Ebû Îsâ dedi ki: Abdullâh b. Abdurrahman şöyle dedi: Bu, Yahyâ b. el-Yemân hadisinden daha sahihtir; Yahyâ b. el-Yemân'ın hadisi hatadır.
241. Hadis
حَدَّثَنَا عُقْبَةُ بْنُ مُكْرَمٍ، وَنَصْرُ بْنُ عَلِيٍّ الْجَهْضَمِيُّ، قَالاَ حَدَّثَنَا أَبُو قُتَيْبَةَ، سَلْمُ بْنُ قُتَيْبَةَ عَنْ طُعْمَةَ بْنِ عَمْرٍو، عَنْ حَبِيبِ بْنِ أَبِي ثَابِتٍ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَنْ صَلَّى لِلَّهِ أَرْبَعِينَ يَوْمًا فِي جَمَاعَةٍ يُدْرِكُ التَّكْبِيرَةَ الأُولَى كُتِبَتْ لَهُ بَرَاءَتَانِ بَرَاءَةٌ مِنَ النَّارِ وَبَرَاءَةٌ مِنَ النِّفَاقِ " . قَالَ أَبُو عِيسَى وَقَدْ رُوِيَ هَذَا الْحَدِيثُ عَنْ أَنَسٍ مَوْقُوفًا وَلاَ أَعْلَمُ أَحَدًا رَفَعَهُ إِلاَّ مَا رَوَى سَلْمُ بْنُ قُتَيْبَةَ عَنْ طُعْمَةَ بْنِ عَمْرٍو عَنْ حَبِيبِ بْنِ أَبِي ثَابِتٍ عَنْ أَنَسٍ . وَإِنَّمَا يُرْوَى هَذَا الْحَدِيثُ عَنْ حَبِيبِ بْنِ أَبِي حَبِيبٍ الْبَجَلِيِّ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَوْلُهُ . حَدَّثَنَا بِذَلِكَ، هَنَّادٌ حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ خَالِدِ بْنِ طَهْمَانَ، عَنْ حَبِيبِ بْنِ أَبِي حَبِيبٍ الْبَجَلِيِّ، عَنْ أَنَسٍ، نَحْوَهُ وَلَمْ يَرْفَعْهُ . وَرَوَى إِسْمَاعِيلُ بْنُ عَيَّاشٍ، هَذَا الْحَدِيثَ عَنْ عُمَارَةَ بْنِ غَزِيَّةَ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، عَنْ عُمَرَ بْنِ الْخَطَّابِ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم نَحْوَ هَذَا . وَهَذَا حَدِيثٌ غَيْرُ مَحْفُوظٍ وَهُوَ حَدِيثٌ مُرْسَلٌ وَعُمَارَةُ بْنُ غَزِيَّةَ لَمْ يُدْرِكْ أَنَسَ بْنَ مَالِكٍ . قَالَ مُحَمَّدُ بْنُ إِسْمَاعِيلَ حَبِيبُ بْنُ أَبِي حَبِيبٍ يُكْنَى أَبَا الْكَشُوثَى وَيُقَالُ أَبُو عُمَيْرَةَ .
Bize Ukbe b. Mükrem ve Nasr b. Ali el-Cehdamî anlattılar; dediler ki: Bize Ebû Kuteybe Selm b. Kuteybe anlattı; Tu'me b. Amr'dan; Habîb b. Ebû Sâbit'ten; Enes b. Mâlik'ten. O şöyle demiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kim Allah için kırk gün cemaatle namaz kılar ve ilk tekbire yetişirse, kendisine iki beraat (kurtuluş) yazılır: Ateşten beraat ve nifaktan beraat." Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis Enes'ten mevkûf olarak rivayet edilmiştir. Selm b. Kuteybe'nin Tu'me b. Amr'dan; Habîb b. Ebû Sâbit'ten; Enes'ten rivayeti dışında, bunu merfû' olarak rivayet eden birini bilmiyorum. Bu hadis ancak Habîb b. Ebû Habîb el-Becelî'den; Enes b. Mâlik'ten; onun kendi sözü olarak rivayet edilmektedir. Bize bunu Hennâd anlattı; dedi ki: Bize Vekî' anlattı; Hâlid b. Tahmân'dan; Habîb b. Ebû Habîb el-Becelî'den; Enes'ten. O bunun benzerini rivayet etmiş fakat merfû' yapmamıştır. İsmâîl b. Ayyâş da bu hadisi Umâre b. Gaziyye'den; Enes b. Mâlik'ten; Ömer b. el-Hattâb'dan; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den bu şekilde rivayet etmiştir. Ancak bu mahfûz olmayan bir hadistir. Bu mürsel bir hadistir; çünkü Umâre b. Gaziyye Enes b. Mâlik'e yetişmemiştir. Muhammed b. İsmâîl dedi ki: Habîb b. Ebû Habîb'in künyesi Ebu'l-Keşûsâ'dır; Ebû Umeyre olduğu da söylenir.
242. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مُوسَى الْبَصْرِيُّ، حَدَّثَنَا جَعْفَرُ بْنُ سُلَيْمَانَ الضُّبَعِيُّ، عَنْ عَلِيِّ بْنِ عَلِيٍّ الرِّفَاعِيِّ، عَنْ أَبِي الْمُتَوَكِّلِ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِذَا قَامَ إِلَى الصَّلاَةِ بِاللَّيْلِ كَبَّرَ ثُمَّ يَقُولُ " سُبْحَانَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ وَتَبَارَكَ اسْمُكَ وَتَعَالَى جَدُّكَ وَلاَ إِلَهَ غَيْرُكَ " . ثُمَّ يَقُولُ " اللَّهُ أَكْبَرُ كَبِيرًا " . ثُمَّ يَقُولُ " أَعُوذُ بِاللَّهِ السَّمِيعِ الْعَلِيمِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ مِنْ هَمْزِهِ وَنَفْخِهِ وَنَفْثِهِ " . قَالَ أَبُو عِيسَى وَفِي الْبَابِ عَنْ عَلِيٍّ وَعَائِشَةَ وَعَبْدِ اللَّهِ بْنِ مَسْعُودٍ وَجَابِرٍ وَجُبَيْرِ بْنِ مُطْعِمٍ وَابْنِ عُمَرَ . قَالَ أَبُو عِيسَى وَحَدِيثُ أَبِي سَعِيدٍ أَشْهَرُ حَدِيثٍ فِي هَذَا الْبَابِ . وَقَدْ أَخَذَ قَوْمٌ مِنْ أَهْلِ الْعِلْمِ بِهَذَا الْحَدِيثِ وَأَمَّا أَكْثَرُ أَهْلِ الْعِلْمِ فَقَالُوا بِمَا رُوِيَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ كَانَ يَقُولُ " سُبْحَانَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ وَتَبَارَكَ اسْمُكَ وَتَعَالَى جَدُّكَ وَلاَ إِلَهَ غَيْرُكَ " . وَهَكَذَا رُوِيَ عَنْ عُمَرَ بْنِ الْخَطَّابِ وَعَبْدِ اللَّهِ بْنِ مَسْعُودٍ . وَالْعَمَلُ عَلَى هَذَا عِنْدَ أَكْثَرِ أَهْلِ الْعِلْمِ مِنَ التَّابِعِينَ وَغَيْرِهِمْ . وَقَدْ تُكُلِّمَ فِي إِسْنَادِ حَدِيثِ أَبِي سَعِيدٍ كَانَ يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ يَتَكَلَّمُ فِي عَلِيِّ بْنِ عَلِيٍّ الرِّفَاعِيِّ وَقَالَ أَحْمَدُ لاَ يَصِحُّ هَذَا الْحَدِيثُ .
Bize Muhammed b. Mûsâ el-Basrî anlattı; dedi ki: Bize Ca'fer b. Süleyman ed-Dubaî anlattı; Ali b. Ali er-Rifâî'den; Ebu'l-Mütevekkil'den; Ebû Saîd el-Hudrî'den. O şöyle demiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem gece namaza kalktığı zaman tekbir getirir, sonra şöyle derdi: "Sübhânekellâhümme ve bi hamdik ve tebârekesmük ve teâlâ ceddük ve lâ ilâhe ğayrük." (Allah'ım! Seni hamdinle tesbih ederim, ismin mübarektir, şanın yücedir ve senden başka ilah yoktur.) Sonra şöyle derdi: "Allâhü ekber kebîrâ." (Allah en büyüktür, pek büyüktür.) Sonra şöyle derdi: "Eûzü billâhi's-semî'il-alîmi mine'ş-şeytânirracîm min hemzihi ve nefhihi ve nefsih." (Kovulmuş şeytandan, onun dürtmesinden/deliliğinden, üflemesinden/kibrinden ve nefesinden/şiirinden Allah'a sığınırım.) Ebû Îsâ dedi ki: Bu konuda Ali, Âişe, Abdullâh b. Mes'ûd, Câbir, Cübeyr b. Mut'im ve İbn Ömer'den de rivayet vardır. Ebû Îsâ dedi ki: Ebû Saîd hadisi bu babda en meşhur olan hadistir. İlim ehlinden bir topluluk bu hadisi almıştır. Ancak ilim ehlinin çoğu, Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem'den rivayet edilen şu sözü söylemiştir: "Sübhânekellâhümme ve bi hamdik ve tebârekesmük ve teâlâ ceddük ve lâ ilâhe ğayrük." Ömer b. el-Hattâb ve Abdullâh b. Mes'ûd'dan da böyle rivayet edilmiştir. Tâbiîn ve başkalarından ilim ehlinin çoğunun uygulaması buna göredir. Ebû Saîd hadisinin senedi hakkında konuşulmuştur; Yahyâ b. Saîd, Ali b. Ali er-Rifâî hakkında konuşmuştur. Ahmed: "Bu hadis sahih değildir" demiştir.
243. Hadis
حَدَّثَنَا الْحَسَنُ بْنُ عَرَفَةَ، وَيَحْيَى بْنُ مُوسَى، قَالاَ حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، عَنْ حَارِثَةَ بْنِ أَبِي الرِّجَالِ، عَنْ عَمْرَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ كَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم إِذَا افْتَتَحَ الصَّلاَةَ قَالَ " سُبْحَانَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ وَتَبَارَكَ اسْمُكَ وَتَعَالَى جَدُّكَ وَلاَ إِلَهَ غَيْرُكَ " . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ لاَ نَعْرِفُهُ مِنْ حَدِيثِ عَائِشَةَ إِلاَّ مِنْ هَذَا الْوَجْهِ . وَحَارِثَةُ قَدْ تُكُلِّمَ فِيهِ مِنْ قِبَلِ حِفْظِهِ . وَأَبُو الرِّجَالِ اسْمُهُ مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ الْمَدِينِيُّ .
Bize el-Hasan b. Arafe ve Yahyâ b. Mûsâ anlattılar; dediler ki: Bize Ebû Muâviye anlattı; Hârise b. Ebu'r-Ricâl'den; Amre'den; Âişe'den. O şöyle demiştir: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem namaza başladığı zaman şöyle derdi: "Sübhânekellâhümme ve bi hamdik ve tebârekesmük ve teâlâ ceddük ve lâ ilâhe ğayrük." Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadisi Âişe'nin rivayeti olarak sadece bu vecihten biliyoruz. Hârise hakkında, hafızası yönünden konuşulmuştur. Ebu'r-Ricâl'in ismi Muhammed b. Abdurrahman el-Medînî'dir.
244. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ مَنِيعٍ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ إِيَاسٍ الْجُرَيْرِيُّ، عَنْ قَيْسِ بْنِ عَبَايَةَ، عَنِ ابْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مُغَفَّلٍ، قَالَ سَمِعَنِي أَبِي، وَأَنَا فِي الصَّلاَةِ، أَقُولُ: (بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ) فَقَالَ لِي أَىْ بُنَىَّ مُحْدَثٌ إِيَّاكَ وَالْحَدَثَ . قَالَ وَلَمْ أَرَ أَحَدًا مِنْ أَصْحَابِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ أَبْغَضَ إِلَيْهِ الْحَدَثُ فِي الإِسْلاَمِ يَعْنِي مِنْهُ . قَالَ وَقَدْ صَلَّيْتُ مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَمَعَ أَبِي بَكْرٍ وَمَعَ عُمَرَ وَمَعَ عُثْمَانَ فَلَمْ أَسْمَعْ أَحَدًا مِنْهُمْ يَقُولُهَا فَلاَ تَقُلْهَا إِذَا أَنْتَ صَلَّيْتَ فَقُلِ: (الْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ) . قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مُغَفَّلٍ حَدِيثٌ حَسَنٌ . وَالْعَمَلُ عَلَيْهِ عِنْدَ أَكْثَرِ أَهْلِ الْعِلْمِ مِنْ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم مِنْهُمْ أَبُو بَكْرٍ وَعُمَرُ وَعُثْمَانُ وَعَلِيٌّ وَغَيْرُهُمْ وَمَنْ بَعْدَهُمْ مِنَ التَّابِعِينَ وَبِهِ يَقُولُ سُفْيَانُ الثَّوْرِيُّ وَابْنُ الْمُبَارَكِ وَأَحْمَدُ وَإِسْحَاقُ لاَ يَرَوْنَ أَنْ يَجْهَرَ بِـ (بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ ) قَالُوا وَيَقُولُهَا فِي نَفْسِهِ .
Bize Ahmed b. Menî' anlattı; dedi ki: Bize İsmâîl b. İbrâhîm anlattı; dedi ki: Bize Saîd b. İyâs el-Cüreybî anlattı; Kays b. Abâye'den; Abdullâh b. Mugaffel'in oğlundan. Dedi ki: Ben namazdayken şöyle derken babam beni işitti: "(Bismillâhirrahmânirrahîm)." Bunun üzerine bana dedi ki: "Ey oğulcuğum! Bu sonradan çıkma bir iştir. Sakın bid'atten kaçın!" (Râvi) dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in ashabından, İslam'da sonradan çıkan şeylerin kendisine bu kadar sevimsiz olduğu bir kimse görmedim. (Babam) dedi ki: "Ben Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem ile, Ebû Bekr ile, Ömer ile ve Osman ile namaz kıldım. Onlardan hiçbirinin bunu söylediğini işitmedim. Sen de bunu söyleme. Namaz kıldığında: (Elhamdü lillâhi rabbil'âlemîn) de." Ebû Îsâ dedi ki: Abdullâh b. Mugaffel hadisi hasen bir hadistir. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem'in ashabından -Ebû Bekr, Ömer, Osman, Ali ve başkaları- ve onlardan sonraki Tâbiîn'den ilim ehlinin çoğunun uygulaması buna göredir. Süfyân es-Sevrî, İbnü'l-Mübârek, Ahmed ve İshâk da böyle derler: (Bismillâhirrahmânirrahîm)'in açıktan okunmasını uygun görmezler. Onlar: "Kişi onu içinden söyler" demişlerdir.
245. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ عَبْدَةَ الضَّبِّيُّ، حَدَّثَنَا الْمُعْتَمِرُ بْنُ سُلَيْمَانَ، قَالَ حَدَّثَنِي إِسْمَاعِيلُ بْنُ حَمَّادٍ، عَنْ أَبِي خَالِدٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ كَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم يَفْتَتِحُ صَلاَتَهُ بِـ (بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ ) . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ لَيْسَ إِسْنَادُهُ بِذَاكَ . وَقَدْ قَالَ بِهَذَا عِدَّةٌ مِنْ أَهْلِ الْعِلْمِ مِنْ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم مِنْهُمْ أَبُو هُرَيْرَةَ وَابْنُ عُمَرَ وَابْنُ عَبَّاسٍ وَابْنُ الزُّبَيْرِ وَمَنْ بَعْدَهُمْ مِنَ التَّابِعِينَ رَأَوُا الْجَهْرَ بِـ (بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ ) وَبِهِ يَقُولُ الشَّافِعِيُّ . وَإِسْمَاعِيلُ بْنُ حَمَّادٍ هُوَ ابْنُ أَبِي سُلَيْمَانَ . وَأَبُو خَالِدٍ يُقَالُ هُوَ أَبُو خَالِدٍ الْوَالِبِيُّ وَاسْمُهُ هُرْمُزُ وَهُوَ كُوفِيٌّ .
Bize Ahmed b. Abde ed-Dabbî anlattı; dedi ki: Bize Mu'temir b. Süleyman anlattı; dedi ki: Bana İsmâîl b. Hammâd anlattı; Ebû Hâlid'den; İbn Abbâs'tan. O şöyle demiştir: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem namazına "(Bismillâhirrahmânirrahîm)" ile başlardı. Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadisin senedi o kadar (kuvvetli) değildir. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem'in ashabından -Ebû Hureyre, İbn Ömer, İbn Abbâs, İbnü'z-Zübeyr- ve onlardan sonraki Tâbiîn'den bir grup ilim ehli bu görüşü benimsemişlerdir; onlar (Bismillâhirrahmânirrahîm)'in açıktan okunmasını uygun görmüşlerdir. Şâfiî de böyle der. İsmâîl b. Hammâd, İbn Ebû Süleyman'dır. Ebû Hâlid'in, Ebû Hâlid el-Vâlibî olduğu söylenir; ismi Hürmüz'dür ve o Kûfelidir.
246. Hadis
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَنَسٍ، قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَأَبُو بَكْرٍ وَعُمَرُ وَعُثْمَانُ يَفْتَتِحُونَ الْقِرَاءَةَ بِـ (الْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ ) قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ . وَالْعَمَلُ عَلَى هَذَا عِنْدَ أَهْلِ الْعِلْمِ مِنْ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَالتَّابِعِينَ وَمَنْ بَعْدَهُمْ كَانُوا يَسْتَفْتِحُونَ الْقِرَاءَةَ بِـ (الْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ ) . قَالَ الشَّافِعِيُّ إِنَّمَا مَعْنَى هَذَا الْحَدِيثِ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم وَأَبَا بَكْرٍ وَعُمَرَ وَعُثْمَانَ كَانُوا يَفْتَتِحُونَ الْقِرَاءَةَ بِـ (الْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ ) مَعْنَاهُ أَنَّهُمْ كَانُوا يَبْدَءُونَ بِقِرَاءَةِ فَاتِحَةِ الْكِتَابِ قَبْلَ السُّورَةِ وَلَيْسَ مَعْنَاهُ أَنَّهُمْ كَانُوا لاَ يَقْرَءُونَ ( بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ ) . وَكَانَ الشَّافِعِيُّ يَرَى أَنْ يُبْدَأَ بِـ( بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ ) وَأَنْ يُجْهَرَ بِهَا إِذَا جُهِرَ بِالْقِرَاءَةِ .
Bize Kuteybe anlattı; dedi ki: Bize Ebû Avâne anlattı; Katâde'den; Enes'ten. O şöyle demiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, Ebû Bekr, Ömer ve Osman kıraate "(Elhamdü lillâhi rabbil'âlemîn)" ile başlarlardı. Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen sahihtir. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem'in ashabından, Tâbiîn'den ve onlardan sonrakilerden ilim ehlinin uygulaması buna göredir; kıraate "(Elhamdü lillâhi rabbil'âlemîn)" ile başlarlardı. Şâfiî dedi ki: Bu hadisin manası şudur: Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem, Ebû Bekr, Ömer ve Osman kıraate "(Elhamdü lillâhi rabbil'âlemîn)" ile başlarlardı; bunun anlamı, sureden önce Fâtiha Suresi'ni okumaya başlamalarıdır. Yoksa bunun manası, onların "(Bismillâhirrahmânirrahîm)"i okumadıkları demek değildir. Şâfiî, "(Bismillâhirrahmânirrahîm)" ile başlanmasını ve kıraatin açıktan yapıldığı yerde onun da açıktan okunmasını uygun görürdü.
247. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى بْنِ أَبِي عُمَرَ الْمَكِّيُّ أَبُو عَبْدِ اللَّهِ الْعَدَنِيُّ، وَعَلِيُّ بْنُ حُجْرٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ مَحْمُودِ بْنِ الرَّبِيعِ، عَنْ عُبَادَةَ بْنِ الصَّامِتِ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " لاَ صَلاَةَ لِمَنْ لَمْ يَقْرَأْ بِفَاتِحَةِ الْكِتَابِ " . قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ وَعَائِشَةَ وَأَنَسٍ وَأَبِي قَتَادَةَ وَعَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو . قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ عُبَادَةَ حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ . وَالْعَمَلُ عَلَيْهِ عِنْدَ أَكْثَرِ أَهْلِ الْعِلْمِ مِنْ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم مِنْهُمْ عُمَرُ بْنُ الْخَطَّابِ وَعَلِيُّ بْنُ أَبِي طَالِبٍ وَجَابِرُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ وَعِمْرَانُ بْنُ حُصَيْنٍ وَغَيْرُهُمْ قَالُوا لاَ تُجْزِئُ صَلاَةٌ إِلاَّ بِقِرَاءَةِ فَاتِحَةِ الْكِتَابِ . وَقَالَ عَلِيُّ بْنُ أَبِي طَالِبٍ كُلُّ صَلاَةٍ لَمْ يُقْرَأْ فِيهَا بِفَاتِحَةِ الْكِتَابِ فَهِيَ خِدَاجٌ غَيْرُ تَمَامٍ . وَبِهِ يَقُولُ ابْنُ الْمُبَارَكِ وَالشَّافِعِيُّ وَأَحْمَدُ وَإِسْحَاقُ . سَمِعْتُ ابْنَ أَبِي عُمَرَ يَقُولُ اخْتَلَفْتُ إِلَى ابْنِ عُيَيْنَةَ ثَمَانِيَةَ عَشْرَ سَنَةً وَكَانَ الْحُمَيْدِيُّ أَكْبَرَ مِنِّي بِسَنَةٍ . وَسَمِعْتُ ابْنَ أَبِي عُمَرَ يَقُولُ حَجَجْتُ سَبْعِينَ حَجَّةً مَاشِيًا عَلَى قَدَمَىَّ .
Bize Muhammed b. Yahyâ b. Ebû Ömer el-Mekkî Ebû Abdullâh el-Adnî ve Ali b. Hucr anlattılar; dediler ki: Bize Süfyân b. Uyeyne anlattı; Zührî'den; Mahmûd b. er-Rabî'den; Ubâde b. es-Sâmit'ten. (Ona göre) Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: "Kitabın Fâtiha'sını (Fâtiha Suresi'ni) okumayanın namazı yoktur." (Ebû Îsâ) dedi ki: Bu konuda Ebû Hureyre, Âişe, Enes, Ebû Katâde ve Abdullâh b. Amr'dan da rivayet vardır. Ebû Îsâ dedi ki: Ubâde hadisi hasen sahihtir. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem'in ashabından -Ömer b. el-Hattâb, Ali b. Ebû Tâlib, Câbir b. Abdullâh, İmrân b. Husayn ve başkaları- ilim ehlinin çoğunun uygulaması buna göredir. Onlar: "Fâtiha Suresi okunmadan hiçbir namaz kâfi gelmez" demişlerdir. Ali b. Ebû Tâlib: "İçinde Fâtiha Suresi okunmayan her namaz eksiktir, tam değildir" demiştir. İbnü'l-Mübârek, Şâfiî, Ahmed ve İshâk da böyle derler. İbn Ebû Ömer'i şöyle derken işittim: "İbn Uyeyne'ye on sekiz sene gidip geldim. Humeydî benden bir yaş büyüktü." Yine İbn Ebû Ömer'i şöyle derken işittim: "Ayaklarım üzerinde yürüyerek yetmiş defa hac yaptım."
248. Hadis
حَدَّثَنَا بُنْدَارٌ، مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، وَعَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ مَهْدِيٍّ، قَالاَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ سَلَمَةَ بْنِ كُهَيْلٍ، عَنْ حُجْرِ بْنِ عَنْبَسٍ، عَنْ وَائِلِ بْنِ حُجْرٍ، قَالَ سَمِعْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَرَأَ: (غَيْرِ الْمَغْضُوبِ عَلَيْهِمْ وَلاَ الضَّالِّينَ ) فَقَالَ " آمِينَ " . وَمَدَّ بِهَا صَوْتَهُ . قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ عَلِيٍّ وَأَبِي هُرَيْرَةَ . قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ وَائِلِ بْنِ حُجْرٍ حَدِيثٌ حَسَنٌ . وَبِهِ يَقُولُ غَيْرُ وَاحِدٍ مِنْ أَهْلِ الْعِلْمِ مِنْ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَالتَّابِعِينَ وَمَنْ بَعْدَهُمْ يَرَوْنَ أَنَّ الرَّجُلَ يَرْفَعُ صَوْتَهُ بِالتَّأْمِينِ وَلاَ يُخْفِيهَا . وَبِهِ يَقُولُ الشَّافِعِيُّ وَأَحْمَدُ وَإِسْحَاقُ . وَرَوَى شُعْبَةُ هَذَا الْحَدِيثَ عَنْ سَلَمَةَ بْنِ كُهَيْلٍ عَنْ حُجْرٍ أَبِي الْعَنْبَسِ عَنْ عَلْقَمَةَ بْنِ وَائِلٍ عَنْ أَبِيهِ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَرَأَ : ( غَيْرِ الْمَغْضُوبِ عَلَيْهِمْ وَلاَ الضَّالِّينَ ) فَقَالَ " آمِينَ " . وَخَفَضَ بِهَا صَوْتَهُ . قَالَ أَبُو عِيسَى وَسَمِعْتُ مُحَمَّدًا يَقُولُ حَدِيثُ سُفْيَانَ أَصَحُّ مِنْ حَدِيثِ شُعْبَةَ فِي هَذَا وَأَخْطَأَ شُعْبَةُ فِي مَوَاضِعَ مِنْ هَذَا الْحَدِيثِ فَقَالَ عَنْ حُجْرٍ أَبِي الْعَنْبَسِ وَإِنَّمَا هُوَ حُجْرُ بْنُ عَنْبَسٍ وَيُكْنَى أَبَا السَّكَنِ . وَزَادَ فِيهِ عَنْ عَلْقَمَةَ بْنِ وَائِلٍ وَلَيْسَ فِيهِ عَنْ عَلْقَمَةَ وَإِنَّمَا هُوَ عَنْ حُجْرِ بْنِ عَنْبَسٍ عَنْ وَائِلِ بْنِ حُجْرٍ وَقَالَ وَخَفَضَ بِهَا صَوْتَهُ وَإِنَّمَا هُوَ وَمَدَّ بِهَا صَوْتَهُ . قَالَ أَبُو عِيسَى وَسَأَلْتُ أَبَا زُرْعَةَ عَنْ هَذَا الْحَدِيثِ فَقَالَ حَدِيثُ سُفْيَانَ فِي هَذَا أَصَحُّ مِنْ حَدِيثِ شُعْبَةَ . قَالَ وَرَوَى الْعَلاَءُ بْنُ صَالِحٍ الأَسَدِيُّ عَنْ سَلَمَةَ بْنِ كُهَيْلٍ نَحْوَ رِوَايَةِ سُفْيَانَ .
Bize Bündâr Muhammed b. Beşşâr anlattı; dedi ki: Bize Yahyâ b. Saîd ve Abdurrahman b. Mehdî anlattılar; dediler ki: Bize Süfyân anlattı; Seleme b. Küheyl'den; Hucr b. Anbes'ten; Vâil b. Hucr'dan. O şöyle demiştir: Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem'i "(Ğayri'l-mağdûbi aleyhim ve le'd-dâllîn)"i okurken işittim. (Bunu okuyunca): "Âmîn" dedi ve sesini bununla (bunu söylerken) uzattı. (Ebû Îsâ) dedi ki: Bu konuda Ali ve Ebû Hureyre'den de rivayet vardır. Ebû Îsâ dedi ki: Vâil b. Hucr hadisi hasen bir hadistir. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem'in ashabından, Tâbiîn'den ve onlardan sonrakilerden birden çok ilim ehli bu görüşü benimsemişlerdir; onlar kişinin "Âmîn" derken sesini yükseltmesini ve onu gizlememesini uygun görürler. Şâfiî, Ahmed ve İshâk da böyle derler. Şu'be ise bu hadisi Seleme b. Küheyl'den; Hucr Ebu'l-Anbes'ten; Alkame b. Vâil'den; babasından rivayet etti (ve dedi ki): Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem "(Ğayri'l-mağdûbi aleyhim ve le'd-dâllîn)"i okudu ve "Âmîn" dedi; (bunu söylerken) sesini alçalttı. Ebû Îsâ dedi ki: Muhammed'i şöyle derken işittim: "Bu konuda Süfyân'ın hadisi Şu'be'nin hadisinden daha sahihtir. Şu'be bu hadiste birkaç yerde hata etmiştir: 'Hucr Ebu'l-Anbes' demiştir, oysa o Hucr b. Anbes'tir ve künyesi Ebu's-Seken'dir. Ayrıca isnada 'Alkame b. Vâil'den' ibaresini eklemiştir, oysa isnadda Alkame yoktur; rivayet Hucr b. Anbes'ten; Vâil b. Hucr'dan şeklindedir. Bir de 'sesini bununla alçalttı' demiştir, oysa doğrusu 'sesini bununla uzattı' şeklindedir." Ebû Îsâ dedi ki: Ebû Zür'a'ya bu hadisi sordum; dedi ki: "Bu konuda Süfyân'ın hadisi Şu'be'nin hadisinden daha sahihtir." Dedi ki: Alâ b. Sâlih el-Esedî de Seleme b. Küheyl'den, Süfyân'ın rivayetinin benzerini rivayet etmiştir.