406. Hadis
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، عَنْ عُثْمَانَ بْنِ الْمُغِيرَةِ، عَنْ عَلِيِّ بْنِ رَبِيعَةَ، عَنْ أَسْمَاءَ بْنِ الْحَكَمِ الْفَزَارِيِّ، قَالَ سَمِعْتُ عَلِيًّا، يَقُولُ إِنِّي كُنْتُ رَجُلاً إِذَا سَمِعْتُ مِنْ، رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم حَدِيثًا نَفَعَنِي اللَّهُ مِنْهُ بِمَا شَاءَ أَنْ يَنْفَعَنِي بِهِ وَإِذَا حَدَّثَنِي رَجُلٌ مِنْ أَصْحَابِهِ اسْتَحْلَفْتُهُ فَإِذَا حَلَفَ لِي صَدَّقْتُهُ وَإِنَّهُ حَدَّثَنِي أَبُو بَكْرٍ وَصَدَقَ أَبُو بَكْرٍ قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " مَا مِنْ رَجُلٍ يُذْنِبُ ذَنْبًا ثُمَّ يَقُومُ فَيَتَطَهَّرُ ثُمَّ يُصَلِّي ثُمَّ يَسْتَغْفِرُ اللَّهَ إِلاَّ غَفَرَ اللَّهُ لَهُ " . ثُمَّ قَرَأَ هَذِهِ الآيَةَ : (وَالَّذِينَ إِذَا فَعَلُوا فَاحِشَةً أَوْ ظَلَمُوا أَنْفُسَهُمْ ذَكَرُوا اللَّهَ فَاسْتَغْفَرُوا لِذُنُوبِهِمْ وَمَنْ يَغْفِرُ الذُّنُوبَ إِلاَّ اللَّهُ وَلَمْ يُصِرُّوا عَلَى مَا فَعَلُوا وَهُمْ يَعْلَمُونَ ) . قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنِ ابْنِ مَسْعُودٍ وَأَبِي الدَّرْدَاءِ وَأَنَسٍ وَأَبِي أُمَامَةَ وَمُعَاذٍ وَوَاثِلَةَ وَأَبِي الْيَسَرِ وَاسْمُهُ كَعْبُ بْنُ عَمْرٍو . قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ عَلِيٍّ حَدِيثٌ حَسَنٌ لاَ نَعْرِفُهُ إِلاَّ مِنْ هَذَا الْوَجْهِ مِنْ حَدِيثِ عُثْمَانَ بْنِ الْمُغِيرَةِ . وَرَوَى عَنْهُ شُعْبَةُ وَغَيْرُ وَاحِدٍ فَرَفَعُوهُ مِثْلَ حَدِيثِ أَبِي عَوَانَةَ . وَرَوَاهُ سُفْيَانُ الثَّوْرِيُّ وَمِسْعَرٌ فَأَوْقَفَاهُ وَلَمْ يَرْفَعَاهُ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَقَدْ رُوِيَ عَنْ مِسْعَرٍ هَذَا الْحَدِيثُ مَرْفُوعًا أَيْضًا . وَلاَ نَعْرِفُ لأَسْمَاءَ بْنِ الْحَكَمِ حَدِيثًا مَرْفُوعًا إِلاَّ هَذَا .
Bize Kuteybe anlattı; bize Ebû Avâne anlattı; Osman b. Muğîre’den; Ali b. Rebîa’den; Esmâ b. Hakem el-Fezârî’den; dedi ki: Ali’yi şöyle derken işittim: Ben Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’den bir hadis işittiğimde, Allah’ın beni onunla faydalandırmasını dilediği kadar faydalandırdığı bir kişiydim. Eğer onun ashabından birisi bana (bir hadis) anlatırsa ona yemin ettirirdim. Bana yemin edince onu tasdik ederdim. Şüphesiz ki bana Ebû Bekir anlattı -ve Ebû Bekir doğru söyledi-, dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’i şöyle buyururken işittim: “Bir günah işleyip de sonra kalkıp temizlenen (abdest alan), sonra namaz kılan ve (ardından) Allah’tan mağfiret dileyen hiçbir adam yoktur ki, Allah onu bağışlamasın.” Sonra şu ayeti okudu: { Ve onlar ki bir fahşa (çirkin iş) işledikleri veya nefislerine zulmettikleri zaman Allah’ı anarlar ve günahları için mağfiret dilerler. Günahları Allah’tan başka kim bağışlar? Ve onlar yaptıkları şeyde bile bile ısrar etmezler } [Âl-i İmrân: 135]. Dedi ki: Bu konuda İbn Mes’ûd, Ebû’d-Derdâ, Enes, Ebû Umâme, Muâz, Vâsile ve Ebû’l-Yeser’den -ki adı Ka’b b. Amr’dır- de [hadis] vardır. Ebû Îsâ dedi ki: Ali hadisi hasen bir hadistir. Biz bunu sadece bu vecihten, Osman b. Muğîre’nin hadisinden biliyoruz. Şu’be ve birçok kişi bunu ondan rivayet etti ve Ebû Avâne hadisi gibi merfu olarak (rivayet ettiler). Süfyan es-Sevrî ve Mis’ar bunu rivayet ettiler, mevkuf yaptılar ve Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e ref etmediler. (Gerçi) bu hadis Mis’ar’dan da merfu olarak rivayet edilmiştir. Esmâ b. Hakem’in bundan başka merfu bir hadisi olduğunu bilmiyoruz.