2116. Hadis
حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عُمَرَ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ عَامِرِ بْنِ سَعْدِ بْنِ أَبِي وَقَّاصٍ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ مَرِضْتُ عَامَ الْفَتْحِ مَرَضًا أَشْفَيْتُ مِنْهُ عَلَى الْمَوْتِ فَأَتَانِي رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَعُودُنِي فَقُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّ لِي مَالاً كَثِيرًا وَلَيْسَ يَرِثُنِي إِلاَّ ابْنَتِي أَفَأُوصِي بِمَالِي كُلِّهِ قَالَ " لاَ " . قُلْتُ فَثُلُثَىْ مَالِي قَالَ " لاَ " . قُلْتُ فَالشَّطْرُ قَالَ " لاَ " . قُلْتُ فَالثُّلُثُ قَالَ " الثُّلُثُ وَالثُّلُثُ كَثِيرٌ إِنَّكَ إِنْ تَدَعْ وَرَثَتَكَ أَغْنِيَاءَ خَيْرٌ مِنْ أَنْ تَدَعَهُمْ عَالَةً يَتَكَفَّفُونَ النَّاسَ وَإِنَّكَ لَنْ تُنْفِقَ نَفَقَةً إِلاَّ أُجِرْتَ فِيهَا حَتَّى اللُّقْمَةَ تَرْفَعُهَا إِلَى فِي امْرَأَتِكَ " . قَالَ قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ أُخَلَّفُ عَنْ هِجْرَتِي قَالَ " إِنَّكَ لَنْ تُخَلَّفَ بَعْدِي فَتَعْمَلَ عَمَلاً تُرِيدُ بِهِ وَجْهَ اللَّهِ إِلاَّ ازْدَدْتَ بِهِ رِفْعَةً وَدَرَجَةً وَلَعَلَّكَ أَنْ تُخَلَّفَ حَتَّى يَنْتَفِعَ بِكَ أَقْوَامٌ وَيُضَرَّ بِكَ آخَرُونَ اللَّهُمَّ أَمْضِ لأَصْحَابِي هِجْرَتَهُمْ وَلاَ تَرُدَّهُمْ عَلَى أَعْقَابِهِمْ لَكِنِ الْبَائِسُ سَعْدُ ابْنُ خَوْلَةَ يَرْثِي لَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنْ مَاتَ بِمَكَّةَ " . قَالَ أَبُو عِيسَى وَفِي الْبَابِ عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ . وَهَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ وَقَدْ رُوِيَ هَذَا الْحَدِيثُ مِنْ غَيْرِ وَجْهٍ عَنْ سَعْدِ بْنِ أَبِي وَقَّاصٍ . وَالْعَمَلُ عَلَى هَذَا عِنْدَ أَهْلِ الْعِلْمِ أَنَّهُ لَيْسَ لِلرَّجُلِ أَنْ يُوصِيَ بِأَكْثَرَ مِنَ الثُّلُثِ وَقَدِ اسْتَحَبَّ بَعْضُ أَهْلِ الْعِلْمِ أَنْ يَنْقُصَ مِنَ الثُّلُثِ لِقَوْلِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " وَالثُّلُثُ كَثِيرٌ " .
Bize İbn Ebî Ömer anlattı. (Dedi ki): Bize Süfyân b. Uyeyne anlattı, Zührî’den, o Âmir b. Sa’d b. Ebî Vakkâs’tan, o babasından. (Dedi ki): Fetih yılında, ölüme yaklaştığım bir hastalığa yakalandım. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem beni ziyarete geldi. Dedim ki: “Ey Allah’ın Resûlü! Benim çok malım var ve kızımdan başka mirasçım yok. Malımın tamamını vasiyet edeyim mi (bağışlayayım mı)?” “Hayır” buyurdu. “Malımın üçte ikisini?” dedim. “Hayır” buyurdu. “Yarısını?” dedim. “Hayır” buyurdu. “Üçte birini?” dedim. “(Evet) üçte birini (vasiyet et); üçte bir bile çoktur. Senin, mirasçılarını zengin bırakman, onları insanlara el açan muhtaçlar olarak bırakmandan daha hayırlıdır. Sen (Allah rızası için) bir harcama yaparsan mutlaka onunla ecir (sevap) kazanırsın; hatta hanımının ağzına koyduğun lokmada bile.” (Sa’d) dedi ki: “Ey Allah’ın Resûlü! Hicretimden (arkadaşlarım gidip) ben geri mi kalacağım?” dedim. Buyurdu ki: “Sen benden sonra geri kalıp da Allah’ın rızasını dileyerek bir amel yaparsan, mutlaka onunla derecen ve yüksekliğin artar. Belki de sen (uzun süre) hayatta kalacaksın, öyle ki birtakım kavimler senden faydalanacak, diğerleri ise senden zarar göreceklerdir. Allah’ım! Ashabımın hicretini tamamla, onları ökçeleri üzerine geri çevirme (mekke’de ölüp hicret sevabından mahrum kalmasınlar). Fakat zavallı Sa’d b. Havle’dir!” Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, onun Mekke’de ölmesine (üzülüp) acıyordu. Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen sahihtir. Bu hadis Sa’d b. Ebî Vakkâs’tan başka vecihlerle de rivayet edilmiştir. İlim ehli katında amel buna göredir; kişinin malının üçte birinden fazlasını vasiyet etmesi (caiz) değildir. Hatta bazı ilim ehli, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in “Üçte bir bile çoktur” sözünden dolayı, üçte birden daha azını vasiyet etmeyi müstehap görmüşlerdir.