Vasiyetler Kitabı

Et-Tirmizi · Sünen-i Tirmizi (Standart Arapça Metin) · Türkçe çeviri

2116. Hadis

حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عُمَرَ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ عَامِرِ بْنِ سَعْدِ بْنِ أَبِي وَقَّاصٍ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ مَرِضْتُ عَامَ الْفَتْحِ مَرَضًا أَشْفَيْتُ مِنْهُ عَلَى الْمَوْتِ فَأَتَانِي رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَعُودُنِي فَقُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّ لِي مَالاً كَثِيرًا وَلَيْسَ يَرِثُنِي إِلاَّ ابْنَتِي أَفَأُوصِي بِمَالِي كُلِّهِ قَالَ ‏"‏ لاَ ‏"‏ ‏.‏ قُلْتُ فَثُلُثَىْ مَالِي قَالَ ‏"‏ لاَ ‏"‏ ‏.‏ قُلْتُ فَالشَّطْرُ قَالَ ‏"‏ لاَ ‏"‏ ‏.‏ قُلْتُ فَالثُّلُثُ قَالَ ‏"‏ الثُّلُثُ وَالثُّلُثُ كَثِيرٌ إِنَّكَ إِنْ تَدَعْ وَرَثَتَكَ أَغْنِيَاءَ خَيْرٌ مِنْ أَنْ تَدَعَهُمْ عَالَةً يَتَكَفَّفُونَ النَّاسَ وَإِنَّكَ لَنْ تُنْفِقَ نَفَقَةً إِلاَّ أُجِرْتَ فِيهَا حَتَّى اللُّقْمَةَ تَرْفَعُهَا إِلَى فِي امْرَأَتِكَ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ أُخَلَّفُ عَنْ هِجْرَتِي قَالَ ‏"‏ إِنَّكَ لَنْ تُخَلَّفَ بَعْدِي فَتَعْمَلَ عَمَلاً تُرِيدُ بِهِ وَجْهَ اللَّهِ إِلاَّ ازْدَدْتَ بِهِ رِفْعَةً وَدَرَجَةً وَلَعَلَّكَ أَنْ تُخَلَّفَ حَتَّى يَنْتَفِعَ بِكَ أَقْوَامٌ وَيُضَرَّ بِكَ آخَرُونَ اللَّهُمَّ أَمْضِ لأَصْحَابِي هِجْرَتَهُمْ وَلاَ تَرُدَّهُمْ عَلَى أَعْقَابِهِمْ لَكِنِ الْبَائِسُ سَعْدُ ابْنُ خَوْلَةَ يَرْثِي لَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنْ مَاتَ بِمَكَّةَ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى وَفِي الْبَابِ عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ ‏.‏ وَهَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ وَقَدْ رُوِيَ هَذَا الْحَدِيثُ مِنْ غَيْرِ وَجْهٍ عَنْ سَعْدِ بْنِ أَبِي وَقَّاصٍ ‏.‏ وَالْعَمَلُ عَلَى هَذَا عِنْدَ أَهْلِ الْعِلْمِ أَنَّهُ لَيْسَ لِلرَّجُلِ أَنْ يُوصِيَ بِأَكْثَرَ مِنَ الثُّلُثِ وَقَدِ اسْتَحَبَّ بَعْضُ أَهْلِ الْعِلْمِ أَنْ يَنْقُصَ مِنَ الثُّلُثِ لِقَوْلِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ وَالثُّلُثُ كَثِيرٌ ‏"‏ ‏.‏

Bize İbn Ebî Ömer anlattı. (Dedi ki): Bize Süfyân b. Uyeyne anlattı, Zührî’den, o Âmir b. Sa’d b. Ebî Vakkâs’tan, o babasından. (Dedi ki): Fetih yılında, ölüme yaklaştığım bir hastalığa yakalandım. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem beni ziyarete geldi. Dedim ki: “Ey Allah’ın Resûlü! Benim çok malım var ve kızımdan başka mirasçım yok. Malımın tamamını vasiyet edeyim mi (bağışlayayım mı)?” “Hayır” buyurdu. “Malımın üçte ikisini?” dedim. “Hayır” buyurdu. “Yarısını?” dedim. “Hayır” buyurdu. “Üçte birini?” dedim. “(Evet) üçte birini (vasiyet et); üçte bir bile çoktur. Senin, mirasçılarını zengin bırakman, onları insanlara el açan muhtaçlar olarak bırakmandan daha hayırlıdır. Sen (Allah rızası için) bir harcama yaparsan mutlaka onunla ecir (sevap) kazanırsın; hatta hanımının ağzına koyduğun lokmada bile.” (Sa’d) dedi ki: “Ey Allah’ın Resûlü! Hicretimden (arkadaşlarım gidip) ben geri mi kalacağım?” dedim. Buyurdu ki: “Sen benden sonra geri kalıp da Allah’ın rızasını dileyerek bir amel yaparsan, mutlaka onunla derecen ve yüksekliğin artar. Belki de sen (uzun süre) hayatta kalacaksın, öyle ki birtakım kavimler senden faydalanacak, diğerleri ise senden zarar göreceklerdir. Allah’ım! Ashabımın hicretini tamamla, onları ökçeleri üzerine geri çevirme (mekke’de ölüp hicret sevabından mahrum kalmasınlar). Fakat zavallı Sa’d b. Havle’dir!” Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, onun Mekke’de ölmesine (üzülüp) acıyordu. Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen sahihtir. Bu hadis Sa’d b. Ebî Vakkâs’tan başka vecihlerle de rivayet edilmiştir. İlim ehli katında amel buna göredir; kişinin malının üçte birinden fazlasını vasiyet etmesi (caiz) değildir. Hatta bazı ilim ehli, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in “Üçte bir bile çoktur” sözünden dolayı, üçte birden daha azını vasiyet etmeyi müstehap görmüşlerdir.

2117. Hadis

حَدَّثَنَا نَصْرُ بْنُ عَلِيٍّ الْجَهْضَمِيُّ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الصَّمَدِ بْنُ عَبْدِ الْوَارِثِ، حَدَّثَنَا نَصْرُ بْنُ عَلِيٍّ، وَهُوَ جَدُّ هَذَا النَّصْرِ حَدَّثَنَا الأَشْعَثُ بْنُ جَابِرٍ، عَنْ شَهْرِ بْنِ حَوْشَبٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّهُ حَدَّثَهُ عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏"‏ إِنَّ الرَّجُلَ لَيَعْمَلُ وَالْمَرْأَةُ بِطَاعَةِ اللَّهِ سِتِّينَ سَنَةً ثُمَّ يَحْضُرُهُمَا الْمَوْتُ فَيُضَارَّانِ فِي الْوَصِيَّةِ فَتَجِبُ لَهُمَا النَّارُ ‏"‏ ‏.‏ ثُمَّ قَرَأَ عَلَىَّ أَبُو هُرَيْرَةَْ ‏:‏ ‏(‏مِنْ بَعْدِ وَصِيَّةٍ يُوصَى بِهَا أَوْ دَيْنٍ غَيْرَ مُضَارٍّ وَصِيَّةً مِنَ اللَّهِ ‏)‏ إِلَى قَوْلِهِ ‏:‏ ‏(‏ ذَلِكَ الْفَوْزُ الْعَظِيمُ ‏)‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ غَرِيبٌ ‏.‏ وَنَصْرُ بْنُ عَلِيٍّ الَّذِي رَوَى عَنِ الأَشْعَثِ بْنِ جَابِرٍ هُوَ جَدُّ نَصْرِ بْنِ عَلِيٍّ الْجَهْضَمِيِّ ‏.‏

Bize Nasr b. Ali el-Cehdamî anlattı. (Dedi ki): Bize Abdüssamed b. Abdülvâris anlattı. (Dedi ki): Bize Nasr b. Ali –ki bu (ravinin) dedesidir– anlattı. (Dedi ki): Bize Eş’as b. Câbir anlattı, Şehr b. Havşeb’den, o Ebû Hüreyre’den. (Ebû Hüreyre) ona Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’den (şöyle buyurduğunu) nakletti: “Şüphesiz bir adam ve bir kadın altmış sene Allah’a itaatle amel ederler. Sonra onlara ölüm gelir (ölüm döşeğine düşerler) ve vasiyette (mirasçılara) zarar verirler (miras kaçırırlar). Bu yüzden onlara ateş vacip olur.” Sonra Ebû Hüreyre bana şu ayeti okudu: “(Yapılan vasiyet yerine getirildikten veya borç ödendikten sonra) kimseye zarar verilmemelidir. Bu Allah’tan bir vasiyettir… İşte bu büyük kurtuluştur.” (Nisâ, 4/12-13). Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen sahih gariptir. Eş’as b. Câbir’den rivayet eden Nasr b. Ali, (bize bu hadisi rivayet eden) Nasr b. Ali el-Cehdamî’nin dedesidir.

2118. Hadis

حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عُمَرَ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ أَيُّوبَ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ مَا حَقُّ امْرِئٍ مُسْلِمٍ يَبِيتُ لَيْلَتَيْنِ وَلَهُ مَا يُوصِي فِيهِ إِلاَّ وَوَصِيَّتُهُ مَكْتُوبَةٌ عِنْدَهُ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏ وَقَدْ رُوِيَ عَنِ الزُّهْرِيِّ عَنْ سَالِمٍ عَنِ ابْنِ عُمَرَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم نَحْوُهُ ‏.‏

Bize İbn Ebî Ömer anlattı. (Dedi ki): Bize Süfyân anlattı, Eyyûb’dan, o Nâfi’den, o İbn Ömer’den. (Dedi ki): Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Vasiyet edecek (bir malı veya borcu) olup da vasiyeti yanında yazılı olmadan iki gece geçirmesi, bir Müslüman kişi için uygun (caiz) bir hak değildir.” Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen sahihtir. Zührî’den, o Sâlim’den, o İbn Ömer’den, o da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den bunun benzeri rivayet edilmiştir.

2119. Hadis

حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ مَنِيعٍ، حَدَّثَنَا أَبُو قَطَنٍ، عَمْرُو بْنُ الْهَيْثَمِ الْبَغْدَادِيُّ حَدَّثَنَا مَالِكُ بْنُ مِغْوَلٍ، عَنْ طَلْحَةَ بْنِ مُصَرِّفٍ، قَالَ قُلْتُ لاِبْنِ أَبِي أَوْفَى أَوْصَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ لاَ ‏.‏ قُلْتُ كَيْفَ كُتِبَتِ الْوَصِيَّةُ وَكَيْفَ أَمَرَ النَّاسَ قَالَ أَوْصَى بِكِتَابِ اللَّهِ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ غَرِيبٌ لاَ نَعْرِفُهُ إِلاَّ مِنْ حَدِيثِ مَالِكِ بْنِ مِغْوَلٍ ‏.‏

Bize Ahmed b. Menî’ anlattı. (Dedi ki): Bize Ebû Katan Amr b. Heysem el-Bağdâdî anlattı. (Dedi ki): Bize Mâlik b. Miğvel anlattı, Talha b. Musarrif’ten. (Dedi ki): İbn Ebî Evfâ’ya: “Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem vasiyet etti mi?” diye sordum. “Hayır” dedi. “Peki, vasiyet (Müslümanlara) nasıl yazıldı (farz kılındı) veya (kendisi) insanlara nasıl (vasiyeti) emretti?” dedim. Dedi ki: “Allah’ın Kitabı’nı (hükümlerine uyulmasını) vasiyet etti.” Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen sahih gariptir. Bunu sadece Mâlik b. Miğvel’in hadisi olarak biliyoruz.

2120. Hadis

حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ حُجْرٍ، وَهَنَّادٌ، قَالاَ حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ عَيَّاشٍ، حَدَّثَنَا شُرَحْبِيلُ بْنُ مُسْلِمٍ الْخَوْلاَنِيُّ، عَنْ أَبِي أُمَامَةَ الْبَاهِلِيِّ، قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي خُطْبَتِهِ عَامَ حَجَّةِ الْوَدَاعِ ‏"‏ إِنَّ اللَّهَ قَدْ أَعْطَى كُلَّ ذِي حَقٍّ حَقَّهُ فَلاَ وَصِيَّةَ لِوَارِثٍ الْوَلَدُ لِلْفِرَاشِ وَلِلْعَاهِرِ الْحَجَرُ وَحِسَابُهُمْ عَلَى اللَّهِ وَمَنِ ادَّعَى إِلَى غَيْرِ أَبِيهِ أَوِ انْتَمَى إِلَى غَيْرِ مَوَالِيهِ فَعَلَيْهِ لَعْنَةُ اللَّهِ التَّابِعَةُ إِلَى يَوْمِ الْقِيَامَةِ لاَ تُنْفِقُ امْرَأَةٌ مِنْ بَيْتِ زَوْجِهَا إِلاَّ بِإِذْنِ زَوْجِهَا ‏"‏ ‏.‏ قِيلَ يَا رَسُولَ اللَّهِ وَلاَ الطَّعَامَ قَالَ ‏"‏ ذَلِكَ أَفْضَلُ أَمْوَالِنَا ‏"‏ ‏.‏ ثُمَّ قَالَ ‏"‏ الْعَارِيَةُ مُؤَدَّاةٌ وَالْمِنْحَةُ مَرْدُودَةٌ وَالدَّيْنُ مَقْضِيٌّ وَالزَّعِيمُ غَارِمٌ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى وَفِي الْبَابِ عَنْ عَمْرِو بْنِ خَارِجَةَ وَأَنَسِ بْنِ مَالِكٍ ‏.‏ وَهُوَ حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ وَقَدْ رُوِيَ عَنْ أَبِي أُمَامَةَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم مِنْ غَيْرِ هَذَا الْوَجْهِ ‏.‏ وَرِوَايَةُ إِسْمَاعِيلَ بْنِ عَيَّاشٍ عَنْ أَهْلِ الْعِرَاقِ وَأَهْلِ الْحِجَازِ لَيْسَ بِذَلِكَ فِيمَا تَفَرَّدَ بِهِ لأَنَّهُ رَوَى عَنْهُمْ مَنَاكِيرَ وَرِوَايَتُهُ عَنْ أَهْلِ الشَّامِ أَصَحُّ هَكَذَا قَالَ مُحَمَّدُ بْنُ إِسْمَاعِيلَ ‏.‏ قَالَ سَمِعْتُ أَحْمَدَ بْنَ الْحَسَنِ يَقُولُ قَالَ أَحْمَدُ بْنُ حَنْبَلٍ إِسْمَاعِيلُ بْنُ عَيَّاشٍ أَصْلَحُ حَدِيثًا مِنْ بَقِيَّةَ وَلِبَقِيَّةَ أَحَادِيثُ مَنَاكِيرُ عَنِ الثِّقَاتِ ‏.‏ وَسَمِعْتُ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ عَبْدِ الرَّحْمَنِ يَقُولُ سَمِعْتُ زَكَرِيَّا بْنَ عَدِيٍّ يَقُولُ قَالَ أَبُو إِسْحَاقَ الْفَزَارِيُّ خُذُوا عَنْ بَقِيَّةَ مَا حَدَّثَ عَنِ الثِّقَاتِ وَلاَ تَأْخُذُوا عَنْ إِسْمَاعِيلَ بْنِ عَيَّاشٍ مَا حَدَّثَ عَنِ الثِّقَاتِ وَلاَ عَنْ غَيْرِ الثِّقَاتِ ‏.‏

Bize Ali b. Hucr ve Hennâd anlattılar. (Dediler ki): Bize İsmail b. Ayyâş anlattı. (Dedi ki): Bize Şurahbîl b. Müslim el-Havlânî anlattı, Ebû Ümâme el-Bâhilî’den. (Dedi ki): Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’i Veda Haccı senesinde verdiği hutbesinde şöyle derken işittim: “Şüphesiz Allah, her hak sahibine hakkını vermiştir. Artık mirasçıya vasiyet yoktur. Çocuk yatağa aittir (kimin yatağında doğmuşsa ona nispet edilir), zina edene ise taş (mahrumiyet) vardır. Onların hesabı Allah’a aittir. Kim babasından başkasına soy iddiasında bulunursa veya efendilerinden başkasına intisap ederse, kıyamet gününe kadar devam edecek olan Allah’ın laneti onun üzerine olsun. Kadın, kocasının izni olmadan kocasının evinden bir şey infak edemez (harcayamaz).” Denildi ki: “Ey Allah’ın Resûlü! Yiyecek de mi?” Buyurdu ki: “O, mallarımızın en değerlisidir.” Sonra şöyle buyurdu: “Ödünç alınan mal (ariye) geri ödenmelidir, (geçici olarak) faydalanılmak üzere verilen süt hayvanı (minha) iade edilmelidir, borç ödenmelidir, kefil de borçludur (borcu ödemekle yükümlüdür).” Ebû Îsâ dedi ki: Bu konuda Amr b. Hârice ve Enes b. Mâlik’ten de hadis rivayet edilmiştir. Bu hadis hasen sahihtir. Ebû Ümâme’den, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den başka bir vecihle de rivayet edilmiştir. İsmail b. Ayyâş’ın Irak ve Hicaz ehlinden rivayetleri, tek başına kaldığı durumlarda o kadar (güçlü) değildir; çünkü onlardan münker hadisler rivayet etmiştir. Ancak Şam ehlinden rivayeti daha sahihtir. Muhammed b. İsmail (Buhârî) böyle demiştir. Ahmed b. Hasan’ı şöyle derken işittim: Ahmed b. Hanbel dedi ki: “İsmail b. Ayyâş’ın hadisi Bakıyye’den daha düzgündür (sağlamdır). Bakıyye’nin sika ravilerden münker hadisleri vardır.” Abdullah b. Abdurrahman’ı şöyle derken işittim: Zekeriyyâ b. Adî’nin şöyle dediğini işittim: Ebû İshak el-Fezârî dedi ki: “Bakıyye’nin sika ravilerden naklettiğini alın. İsmail b. Ayyâş’ın ise ne sikalardan ne de sika olmayanlardan naklettiğini almayın.”

2121. Hadis

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ شَهْرِ بْنِ حَوْشَبٍ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ غَنْمٍ، عَنْ عَمْرِو بْنِ خَارِجَةَ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم خَطَبَ عَلَى نَاقَتِهِ وَأَنَا تَحْتَ جِرَانِهَا وَهِيَ تَقْصَعُ بِجَرَّتِهَا وَإِنَّ لُعَابَهَا يَسِيلُ بَيْنَ كَتِفَىَّ فَسَمِعْتُهُ يَقُولُ ‏ "‏ إِنَّ اللَّهَ أَعْطَى كُلَّ ذِي حَقٍّ حَقَّهُ وَلاَ وَصِيَّةَ لِوَارِثٍ وَالْوَلَدُ لِلْفِرَاشِ وَلِلْعَاهِرِ الْحَجَرُ وَمَنِ ادَّعَى إِلَى غَيْرِ أَبِيهِ أَوِ انْتَمَى إِلَى غَيْرِ مَوَالِيهِ رَغْبَةً عَنْهُمْ فَعَلَيْهِ لَعْنَةُ اللَّهِ لاَ يَقْبَلُ اللَّهُ مِنْهُ صَرْفًا وَلاَ عَدْلاً ‏"‏ ‏.‏ قَالَ وَسَمِعْتُ أَحْمَدَ بْنَ الْحَسَنِ يَقُولُ قَالَ أَحْمَدُ بْنُ حَنْبَلٍ لاَ أُبَالِي بِحَدِيثِ شَهْرِ بْنِ حَوْشَبٍ ‏.‏ قَالَ وَسَأَلْتُ مُحَمَّدَ بْنَ إِسْمَاعِيلَ عَنْ شَهْرِ بْنِ حَوْشَبٍ فَوَثَّقَهُ وَقَالَ إِنَّمَا يَتَكَلَّمُ فِيهِ ابْنُ عَوْنٍ ثُمَّ رَوَى ابْنُ عَوْنٍ عَنْ هِلاَلِ بْنِ أَبِي زَيْنَبَ عَنْ شَهْرِ بْنِ حَوْشَبٍ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏

Bize Kuteybe anlattı. (Dedi ki): Bize Ebû Avâne anlattı, Katâde’den, o Şehr b. Havşeb’den, o Abdurrahman b. Ganm’dan, o Amr b. Hârice’den. (Dedi ki): Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem devesinin üzerinde hutbe verdi. Ben de devenin boynunun altındaydım. Deve geviş getiriyor ve salyası iki omzumun arasına akıyordu. Onu şöyle derken işittim: “Şüphesiz Allah her hak sahibine hakkını vermiştir. Mirasçıya vasiyet yoktur. Çocuk yatağa aittir, zina edene ise taş (mahrumiyet) vardır. Kim babasından başkasına soy iddiasında bulunursa veya (eski) efendilerinden başkasına intisap ederse ve (gerçek efendilerinden) yüz çevirirse, Allah’ın laneti onun üzerine olsun. Allah ondan ne bir farz ne de bir nafile (ibadet) kabul eder.” (Tirmizî) dedi ki: Ahmed b. Hasan’ı şöyle derken işittim: Ahmed b. Hanbel dedi ki: “Şehr b. Havşeb’in hadisine itibar etmem.” (Tirmizî) dedi ki: Muhammed b. İsmail’e (Buhârî’ye) Şehr b. Havşeb’i sordum, onu sika (güvenilir) saydı ve dedi ki: “Onun hakkında sadece İbn Avn konuşmuştur. Sonra İbn Avn, Hilâl b. Ebî Zeyneb aracılığıyla Şehr b. Havşeb’den hadis rivayet etmiştir.” Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen sahihtir.

2122. Hadis

حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عُمَرَ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ الْهَمْدَانِيِّ، عَنِ الْحَارِثِ، عَنْ عَلِيٍّ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَضَى بِالدَّيْنِ قَبْلَ الْوَصِيَّةِ وَأَنْتُمْ تَقْرَءُونَ الْوَصِيَّةَ قَبْلَ الدَّيْنِ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى وَالْعَمَلُ عَلَى هَذَا عِنْدَ عَامَّةِ أَهْلِ الْعِلْمِ أَنَّهُ يُبْدَأُ بِالدَّيْنِ قَبْلَ الْوَصِيَّةِ ‏.‏

Bize İbn Ebî Ömer anlattı. (Dedi ki): Bize Süfyân b. Uyeyne anlattı, Ebû İshak el-Hemdânî’den, o Hâris’ten, o Ali’den. (Dedi ki): Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem vasiyetten önce borcun ödenmesine hükmetti. Siz ise (Kur’an’da ayeti okurken) vasiyeti borçtan önce okuyorsunuz. Ebû Îsâ dedi ki: İlim ehlinin geneli katında amel buna göredir; vasiyetten önce borç ile başlanır.

2123. Hadis

حَدَّثَنَا بُنْدَارٌ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ مَهْدِيٍّ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنْ أَبِي حَبِيبَةَ الطَّائِيِّ، قَالَ أَوْصَى إِلَىَّ أَخِي بِطَائِفَةٍ مِنْ مَالِهِ فَلَقِيتُ أَبَا الدَّرْدَاءِ فَقُلْتُ إِنَّ أَخِي أَوْصَى إِلَىَّ بِطَائِفَةٍ مِنْ مَالِهِ فَأَيْنَ تَرَى لِي وَضْعَهُ فِي الْفُقَرَاءِ أَوِ الْمَسَاكِينِ أَوِ الْمُجَاهِدِينَ فِي سَبِيلِ اللَّهِ فَقَالَ أَمَّا أَنَا فَلَوْ كُنْتُ لَمْ أَعْدِلْ بِالْمُجَاهِدِينَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ‏ "‏ مَثَلُ الَّذِي يُعْتِقُ عِنْدَ الْمَوْتِ كَمَثَلِ الَّذِي يُهْدِي إِذَا شَبِعَ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏

Bize Bündâr anlattı. (Dedi ki): Bize Abdurrahman b. Mehdî anlattı. (Dedi ki): Bize Süfyân anlattı, Ebû İshak’tan, o Ebû Habîbe et-Tâî’den. (Dedi ki): Kardeşim malının bir kısmını (dağıtmam için) bana vasiyet etti. Ben de Ebû’d-Derdâ ile karşılaştım ve dedim ki: “Kardeşim malının bir kısmını bana vasiyet etti. Bunu nereye vermemi uygun görürsün? Fakirlere mi, miskinlere mi yoksa Allah yolunda cihat edenlere mi?” (Ebû’d-Derdâ) dedi ki: “Ben olsaydım, (hiçbir şeyi) mücahitlere denk tutmazdım (onlara verirdim). Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’i şöyle derken işittim: Ölüm anında (köle) azat eden kimsenin durumu, doyduktan sonra hediye veren kimsenin durumu gibidir.” Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen sahihtir.

2124. Hadis

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ عُرْوَةَ، أَنَّ عَائِشَةَ، أَخْبَرَتْهُ أَنَّ بَرِيرَةَ جَاءَتْ تَسْتَعِينُ عَائِشَةَ فِي كِتَابَتِهَا وَلَمْ تَكُنْ قَضَتْ مِنْ كِتَابَتِهَا شَيْئًا فَقَالَتْ لَهَا عَائِشَةُ ارْجِعِي إِلَى أَهْلِكِ فَإِنْ أَحَبُّوا أَنْ أَقْضِيَ عَنْكِ كِتَابَتَكِ وَيَكُونَ لِي وَلاَؤُكِ فَعَلْتُ ‏.‏ فَذَكَرَتْ ذَلِكَ بَرِيرَةُ لأَهْلِهَا فَأَبَوْا وَقَالُوا إِنْ شَاءَتْ أَنْ تَحْتَسِبَ عَلَيْكِ وَيَكُونَ لَنَا وَلاَؤُكِ فَلْتَفْعَلْ ‏.‏ فَذَكَرَتْ ذَلِكَ لِرَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ لَهَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ ابْتَاعِي فَأَعْتِقِي فَإِنَّمَا الْوَلاَءُ لِمَنْ أَعْتَقَ ‏"‏ ثُمَّ قَامَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ ‏"‏ مَا بَالُ أَقْوَامٍ يَشْتَرِطُونَ شُرُوطًا لَيْسَتْ فِي كِتَابِ اللَّهِ مَنِ اشْتَرَطَ شَرْطًا لَيْسَ فِي كِتَابِ اللَّهِ فَلَيْسَ لَهُ وَإِنِ اشْتَرَطَ مِائَةَ مَرَّةٍ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ وَقَدْ رُوِيَ مِنْ غَيْرِ وَجْهٍ عَنْ عَائِشَةَ ‏.‏ وَالْعَمَلُ عَلَى هَذَا عِنْدَ أَهْلِ الْعِلْمِ أَنَّ الْوَلاَءَ لِمَنْ أَعْتَقَ ‏.‏

Bize Kuteybe anlattı. (Dedi ki): Bize Leys anlattı, İbn Şihâb’dan, o Urve’den. Ona da Âişe haber verdi. (Dedi ki): Berîre, kitabet borcunu (ödemek) için yardım istemek üzere Âişe’ye geldi. Henüz kitabet borcundan hiçbir şey ödememişti. Âişe ona dedi ki: “Sahiplerine (ailene) dön. Eğer senin kitabet borcunu (tamamen) ödememi ve velâ hakkının bana ait olmasını isterlerse (bunu kabul ederlerse), ben (bunu) yaparım.” Berîre durumu sahiplerine (ailesine) anlattı ama onlar (bunu) kabul etmediler ve: “Eğer (Âişe) senin için (Allah rızası adına) sevap kazanmak (istiyor) ve velâ hakkın da bize ait olacaksa (bunu) yapsın” dediler. (Âişe) bunu Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e anlattı. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ona şöyle buyurdu: “(Onu) satın al ve azat et. Şüphesiz velâ (hakkı), azat edene aittir.” Sonra Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem kalktı ve şöyle buyurdu: “İnsanlara ne oluyor ki Allah’ın Kitabı’nda olmayan şartları ileri sürüyorlar? Kim Allah’ın Kitabı’nda olmayan bir şartı ileri sürerse, yüz kere şart koşsa bile o (şart) geçersizdir.” Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen sahihtir. Âişe’den başka vecihlerle de rivayet edilmiştir. İlim ehli katında amel buna göredir; velâ (hakkı), azat edene aittir.