2168. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ مَنِيعٍ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ هَارُونَ، أَخْبَرَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ أَبِي خَالِدٍ، عَنْ قَيْسِ بْنِ أَبِي حَازِمٍ، عَنْ أَبِي بَكْرٍ الصِّدِّيقِ، أَنَّهُ قَالَ أَيُّهَا النَّاسُ إِنَّكُمْ تَقْرَءُونَ هَذِهِ الآيَةَ : (يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا عَلَيْكُمْ أَنْفُسَكُمْ لاَ يَضُرُّكُمْ مَنْ ضَلَّ إِذَا اهْتَدَيْتُمْ ) وَإِنِّي سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " إِنَّ النَّاسَ إِذَا رَأَوُا الظَّالِمَ فَلَمْ يَأْخُذُوا عَلَى يَدَيْهِ أَوْشَكَ أَنْ يَعُمَّهُمُ اللَّهُ بِعِقَابٍ مِنْهُ " . حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ هَارُونَ، عَنْ إِسْمَاعِيلَ بْنِ أَبِي خَالِدٍ، نَحْوَهُ . قَالَ أَبُو عِيسَى وَفِي الْبَابِ عَنْ عَائِشَةَ، وَأُمِّ سَلَمَةَ وَالنُّعْمَانِ بْنِ بَشِيرٍ وَعَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ وَحُذَيْفَةَ . وَهَذَا حَدِيثٌ صَحِيحٌ . وَهَكَذَا رَوَى غَيْرُ، وَاحِدٍ، عَنْ إِسْمَاعِيلَ، نَحْوَ حَدِيثِ يَزِيدَ وَرَفَعَهُ بَعْضُهُمْ عَنْ إِسْمَاعِيلَ، وَأَوْقَفَهُ، بَعْضُهُمْ .
Bize Ahmed b. Menî’ anlattı. (Dedi ki): Bize Yezîd b. Hârûn anlattı. (Dedi ki): Bize İsmail b. Ebî Hâlid haber verdi, Kays b. Ebî Hâzim’den, o Ebû Bekir es-Sıddîk’tan. (Dedi ki): O şöyle dedi: Ey insanlar! Siz şu ayeti okuyorsunuz: {يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا عَلَيْكُمْ أَنْفُسَكُمْ لاَ يَضُرُّكُمْ مَنْ ضَلَّ إِذَا اهْتَدَيْتُمْ} “Ey iman edenler! Siz kendinize bakın. Siz doğru yolda olduğunuz müddetçe sapan kimse size zarar veremez.” (Mâide, 105). (Halbuki) ben Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’i şöyle buyururken işittim: “Şüphesiz insanlar zalimi görüp de onun elini tutmazlarsa (ona engel olmazlarsa), Allah’ın kendi katından göndereceği bir cezayı hepsine yayması (umumileştirmesi) yakındır.” Bize Muhammed b. Beşşâr anlattı, bize Yezîd b. Hârûn anlattı, İsmail b. Ebî Hâlid’den (öncekinin) benzerini rivayet etti. Ebû Îsâ dedi ki: Bu konuda Âişe, Ümmü Seleme, Nu’mân b. Beşîr, Abdullah b. Ömer ve Huzeyfe’den de hadis rivayet edilmiştir. Bu hadis sahihtir. Birçok kişi bunu İsmail’den, Yezîd’in hadisi gibi rivayet etmiştir. Bazıları bunu İsmail’den merfû olarak, bazıları ise mevkûf olarak rivayet etmiştir.