3240. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الصَّلْتِ، حَدَّثَنَا أَبُو كُدَيْنَةَ، عَنْ عَطَاءِ بْنِ السَّائِبِ، عَنْ أَبِي الضُّحَى، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ مَرَّ يَهُودِيٌّ بِالنَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ لَهُ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " يَا يَهُودِيُّ حَدِّثْنَا " . فَقَالَ كَيْفَ تَقُولُ يَا أَبَا الْقَاسِمِ إِذَا وَضَعَ اللَّهُ السَّمَوَاتِ عَلَى ذِهْ وَالأَرَضِينَ عَلَى ذِهْ وَالْمَاءَ عَلَى ذِهْ وَالْجِبَالَ عَلَى ذِهْ وَسَائِرَ الْخَلْقِ عَلَى ذِهْ . وَأَشَارَ أَبُو جَعْفَرٍ مُحَمَّدُ بْنُ الصَّلْتِ بِخِنْصَرِهِ أَوَّلاً ثُمَّ تَابَعَ حَتَّى بَلَغَ الإِبْهَامَ فَأَنْزَلَ اللَّهُ : (وما قَدَرُوا اللَّهَ حَقَّ قَدْرِهِ ) . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ غَرِيبٌ صَحِيحٌ لاَ نَعْرِفُهُ مِنْ حَدِيثِ ابْنِ عَبَّاسٍ إِلاَّ مِنْ هَذَا الْوَجْهِ . وَأَبُو كُدَيْنَةَ اسْمُهُ يَحْيَى بْنُ الْمُهَلَّبِ قَالَ رَأَيْتُ مُحَمَّدَ بْنَ إِسْمَاعِيلَ رَوَى هَذَا الْحَدِيثَ عَنِ الْحَسَنِ بْنِ شُجَاعٍ عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ الصَّلْتِ .
Bize Abdullah b. Abdurrahman anlattı. Bize Muhammed b. Salt haber verdi. Bize Ebû Kudeyne, Atâ b. Sâib'ten, o Ebû'd-Duhâ'dan, o da İbn Abbâs'tan naklederek şöyle dedi: Nebi (s.a.v.)'e bir Yahudi uğradı. Nebi (s.a.v.) ona: "Ey Yahudi! Bize anlat" dedi. O da şöyle dedi: "Ey Ebu'l-Kâsım! Allah gökleri şunun üzerine, yerleri şunun üzerine, suyu şunun üzerine, dağları şunun üzerine ve diğer mahlukatı şunun üzerine koyduğu zaman sen ne dersin?" (Ravi) Ebû Ca'fer Muhammed b. Salt (bunu anlatırken) önce serçe parmağına işaret etti, sonra başparmağına varıncaya kadar (sırayla parmaklarını) takip etti. Bunun üzerine Allah: "Onlar Allah'ı gereği gibi tanıyamadılar/takdir edemediler" (Zümer: 67) ayetini indirdi. Tirmizî dedi ki: Bu hadis hasen garip sahihtir. İbn Abbâs hadisi olarak bunu sadece bu veçhiyle biliyoruz. Ebû Kudeyne'nin ismi Yahyâ b. Mühelleb'dir. Muhammed b. İsmail'i bu hadisi Hasan b. Şucâ'dan, o da Muhammed b. Salt'tan rivayet ederken gördüm.