3297. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ، حَدَّثَنَا مُعَاوِيَةُ بْنُ هِشَامٍ، عَنْ شَيْبَانَ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنْ عِكْرِمَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ قَالَ أَبُو بَكْرٍ رضى الله عنه يَا رَسُولَ اللَّهِ قَدْ شِبْتَ . قَالَ " شَيَّبَتْنِي هُودٌ وَالْوَاقِعَةُ وَالْمُرْسَلاَتُ وَ عمَّ يَتَسَاءَلُونَ وَإذَا الشَّمْسُ كُوِّرَتْ " . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ غَرِيبٌ لاَ نَعْرِفُهُ مِنْ حَدِيثِ ابْنِ عَبَّاسٍ إِلاَّ مِنْ هَذَا الْوَجْهِ . وَرَوَى عَلِيُّ بْنُ صَالِحٍ هَذَا الْحَدِيثَ عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ عَنْ أَبِي جُحَيْفَةَ نَحْوَ هَذَا . وَرُوِيَ عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ عَنْ أَبِي مَيْسَرَةَ شَيْءٌ مِنْ هَذَا مُرْسَلاً . وَرَوَى أَبُو بَكْرِ بْنُ عَيَّاشٍ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنْ عِكْرِمَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم نَحْوَ حَدِيثِ شَيْبَانَ عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ وَلَمْ يَذْكُرْ فِيهِ عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ حَدَّثَنَا بِذَلِكَ هَاشِمُ بْنُ الْوَلِيدِ الْهَرَوِيُّ حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ عَيَّاشٍ .
Bize Ebû Küreyb anlattı. Bize Muâviye b. Hişâm, Şeybân'dan, o Ebû İshâk'tan, o İkrime'den, o da İbn Abbâs'tan nakletti. Dedi ki: Ebû Bekr (r.a.): "Ey Allah'ın Resûlü, yaşlandın (saçların ağardı)" dedi. (Resûlullah s.a.v.): "Beni Hûd, Vâkıa, Mürselât, Amme yetesâelûn (Nebe') ve İze'ş-şemsu küvviret (Tekvîr) sûreleri yaşlattı" buyurdu. Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen gariptir. Bunu İbn Abbâs'ın hadisi olarak sadece bu veçhiyle biliyoruz. Ali b. Sâlih bu hadisi Ebû İshâk'tan, o Ebû Cuhayfe'den bunun bir benzeri olarak rivayet etmiştir. Ayrıca Ebû İshâk'tan, o Ebû Meysere'den mürsel olarak da bir kısmı rivayet edilmiştir. Ebû Bekr b. Ayyâş, Ebû İshâk'tan, o İkrime'den, o da Nebi'den (s.a.v.) Şeybân'ın Ebû İshâk'tan rivayetine benzer şekilde nakletmiş fakat senedinde İbn Abbâs'ı zikretmemiştir (mürsel yapmıştır). Bunu bize Hâşim b. Velîd el-Herevî anlattı, (dedi ki) bize Ebû Bekr b. Ayyâş anlattı.