3536. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ عَبْدَةَ الضَّبِّيُّ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ، عَنْ عَاصِمٍ، عَنْ زِرِّ بْنِ حُبَيْشٍ، قَالَ أَتَيْتُ صَفْوَانَ بْنَ عَسَّالٍ الْمُرَادِيَّ فَقَالَ لِي مَا جَاءَ بِكَ قُلْتُ ابْتِغَاءَ الْعِلْمِ . قَالَ بَلَغَنِي أَنَّ الْمَلاَئِكَةَ تَضَعُ أَجْنِحَتَهَا لِطَالِبِ الْعِلْمِ رِضًا بِمَا يَفْعَلُ . قَالَ قُلْتُ إِنَّهُ حَاكَ أَوْ قَالَ حَكَّ فِي نَفْسِي شَيْءٌ مِنَ الْمَسْحِ عَلَى الْخُفَّيْنِ فَهَلْ حَفِظْتَ مِنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِيهِ شَيْئًا قَالَ نَعَمْ كُنَّا إِذَا كُنَّا سَفَرًا أَوْ مُسَافِرِينَ أُمِرْنَا أَنْ لاَ نَخْلَعَ خِفَافَنَا ثَلاَثًا إِلاَّ مِنْ جَنَابَةٍ وَلَكِنْ مِنْ غَائِطٍ وَبَوْلٍ وَنَوْمٍ . قَالَ فَقُلْتُ فَهَلْ حَفِظْتَ مِنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي الْهَوَى شَيْئًا قَالَ نَعَمْ كُنَّا مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي بَعْضِ أَسْفَارِهِ فَنَادَاهُ رَجُلٌ كَانَ فِي آخِرِ الْقَوْمِ بِصَوْتٍ جَهْوَرِيٍّ أَعْرَابِيٌّ جِلْفٌ جَافٍ فَقَالَ يَا مُحَمَّدُ يَا مُحَمَّدُ . فَقَالَ لَهُ الْقَوْمُ مَهْ إِنَّكَ قَدْ نُهِيتَ عَنْ هَذَا . فَأَجَابَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم نَحْوًا مِنْ صَوْتِهِ هَاؤُمُ فَقَالَ الرَّجُلُ يُحِبُّ الْقَوْمَ وَلَمَّا يَلْحَقْ بِهِمْ . قَالَ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " الْمَرْءُ مَعَ مَنْ أَحَبَّ " . قَالَ زِرٌّ فَمَا بَرِحَ يُحَدِّثُنِي حَتَّى حَدَّثَنِي أَنَّ اللَّهَ جَعَلَ بِالْمَغْرِبِ بَابًا عَرْضُهُ مَسِيرَةُ سَبْعِينَ عَامًا لِلتَّوْبَةِ لاَ يُغْلَقُ حَتَّى تَطْلُعَ الشَّمْسُ مِنْ قِبَلِهِ وَذَلِكَ قَوْلُ اللَّهِ عَزَّ وَجَلَّْ : ( يومَ يَأْتِي بَعْضُ آيَاتِ رَبِّكَ لاَ يَنْفَعُ نَفْسًا إِيمَانُهَا ) الآيَةَ . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ .
Ahmed b. Abde ed-Dabbî bize anlattı; Hammâd b. Zeyd bize anlattı; Âsım’dan; Zirr b. Hubeyş’ten; dedi ki: Safvân b. Assâl el-Murâdî’ye geldim. Bana dedi ki: “Seni buraya getiren nedir?” Dedim ki: “İlim talep etmek.” Dedi ki: “Bana ulaştı ki; melekler, yaptığı işten hoşnut olarak, ilim talebesi için kanatlarını indirirler.” (Zirr) dedi ki: Dedim ki: “Mestler üzerine mesh etme konusunda içime bir şey (şüphe) düştü. Resûlullah’tan (sallallâhu aleyhi ve sellem) bu konuda bir şey ezberledin mi?” Dedi ki: “Evet. Seferde olduğumuz zaman veya yolcu iken; üç gün (boyunca), cünüplük hariç; büyük abdest, küçük abdest ve uykudan dolayı mestlerimizi çıkarmamamızı bize emredilirdi (emrederdi).” (Zirr) dedi ki: Dedim ki: “Resûlullah’tan (sallallâhu aleyhi ve sellem) 'hevâ' (sevgi) konusunda bir şey ezberledin mi?” Dedi ki: “Evet. Resûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) ile birlikte bazı seferlerinde beraberdik. Topluluğun arkasında olan gür sesli, kaba ve katı bir bedevi ona: 'Ey Muhammed! Ey Muhammed!' diye seslendi.” Topluluk ona dedi ki: “Sus! Sen bundan nehyedildin.” Resûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) de ona, onun sesine yakın bir sesle: “Gel buraya!” diye cevap verdi. Adam dedi ki: “Kişi bir topluluğu sever fakat (henüz) onlara katılamamıştır (ne dersin)?” Resûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) buyurdu ki: “Kişi sevdiğiyle beraberdir.” Zirr dedi ki: Bana hadis anlatmaya devam etti ve sonunda Allah’ın batıda tevbe için bir kapı kıldığını anlattı. Genişliği yetmiş yıllık yürüme mesafesidir. Güneş oradan doğuncaya kadar kapanmaz. İşte bu, Allah Azze ve Cel’in şu sözüdür: { Rabbinin bazı ayetleri geldiği gün, (daha önce iman etmemişse) nefse imanı fayda vermez. } (En'âm, 6/158) Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen sahihtir.