3630. Hadis
حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ مُوسَى الأَنْصَارِيُّ، حَدَّثَنَا مَعْنٌ، قَالَ عَرَضْتُ عَلَى مَالِكِ بْنِ أَنَسٍ عَنْ إِسْحَاقَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي طَلْحَةَ، أَنَّهُ سَمِعَ أَنَسَ بْنَ مَالِكٍ، يَقُولُ قَالَ أَبُو طَلْحَةَ لأُمِّ سُلَيْمٍ لَقَدْ سَمِعْتُ صَوْتَ، رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم - يَعْنِي ضَعِيفًا - أَعْرِفُ فِيهِ الْجُوعَ فَهَلْ عِنْدَكِ مِنْ شَيْءٍ فَقَالَتْ نَعَمْ . فَأَخْرَجَتْ أَقْرَاصًا مِنْ شَعِيرٍ ثُمَّ أَخْرَجَتْ خِمَارًا لَهَا فَلَفَّتِ الْخُبْزَ بِبَعْضِهِ ثُمَّ دَسَّتْهُ فِي يَدِي وَرَدَّتْنِي بِبَعْضِهِ ثُمَّ أَرْسَلَتْنِي إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ فَذَهَبْتُ بِهِ إِلَيْهِ فَوَجَدْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم جَالِسًا فِي الْمَسْجِدِ وَمَعَهُ النَّاسُ قَالَ فَقُمْتُ عَلَيْهِمْ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " أَرْسَلَكَ أَبُو طَلْحَةَ " . فَقُلْتُ نَعَمْ . قَالَ " بِطَعَامٍ " . فَقُلْتُ نَعَمْ . فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لِمَنْ مَعَهُ " قُومُوا " . قَالَ فَانْطَلَقُوا فَانْطَلَقْتُ بَيْنَ أَيْدِيهِمْ حَتَّى جِئْتُ أَبَا طَلْحَةَ فَأَخْبَرْتُهُ فَقَالَ أَبُو طَلْحَةَ يَا أُمَّ سُلَيْمٍ قَدْ جَاءَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَالنَّاسُ مَعَهُ وَلَيْسَ عِنْدَنَا مَا نُطْعِمُهُمْ . قَالَتْ أُمُّ سُلَيْمٍ اللَّهُ وَرَسُولُهُ أَعْلَمُ . قَالَ فَانْطَلَقَ أَبُو طَلْحَةَ حَتَّى لَقِيَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَأَقْبَلَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَأَبُو طَلْحَةَ مَعَهُ حَتَّى دَخَلاَ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " هَلُمِّي يَا أُمَّ سُلَيْمٍ مَا عِنْدَكِ " . فَأَتَتْ بِذَلِكَ الْخُبْزِ فَأَمَرَ بِهِ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَفُتَّ وَعَصَرَتْ أُمُّ سُلَيْمٍ عُكَّةً لَهَا فَآدَمَتْهُ ثُمَّ قَالَ فِيهِ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مَا شَاءَ اللَّهُ أَنْ يَقُولَ ثُمَّ قَالَ " ائْذَنْ لِعَشَرَةٍ " . فَأَذِنَ لَهُمْ فَأَكَلُوا حَتَّى شَبِعُوا ثُمَّ خَرَجُوا ثُمَّ قَالَ " ائْذَنْ لِعَشَرَةٍ " . فَأَذِنَ لَهُمْ فَأَكَلُوا حَتَّى شَبِعُوا ثُمَّ خَرَجُوا فَأَكَلَ الْقَوْمُ كُلُّهُمْ وَشَبِعُوا وَالْقَوْمُ سَبْعُونَ أَوْ ثَمَانُونَ رَجُلاً . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ .
İshak b. Mûsâ el-Ensârî bize anlattı; Ma’n bize anlattı; dedi ki: Mâlik b. Enes’e, İshak b. Abdullah b. Ebi Talha’dan (rivayetini) arz ettim; o, Enes b. Mâlik’in şöyle dediğini işitmiştir: Ebû Talha, Ümmü Süleym’e: “Resûlullah’ın (sallallâhu aleyhi ve sellem) sesini işittim -yani zayıf çıkıyordu-; onda açlık (emaresi) sezdim. Yanında bir şey var mı?” dedi. (Ümmü Süleym): “Evet,” dedi. Arpadan yapılmış (birkaç) ekmek çıkardı. Sonra kendisine ait bir başörtüsü çıkardı; ekmeği onun bir kısmına sarıp elime (veya koltuğumun altına) sıkıştırdı, diğer kısmıyla da beni sardı. Sonra beni Resûlullah’a (sallallâhu aleyhi ve sellem) gönderdi. (Enes) dedi ki: “Onu (ekmeği) ona götürdüm. Resûlullah’ı (sallallâhu aleyhi ve sellem) mescitte otururken buldum; yanında insanlar vardı. Başlarında dikildim. Resûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem): ‘Seni Ebû Talha mı gönderdi?’ buyurdu. ‘Evet,’ dedim. ‘Yemekle mi?’ buyurdu. ‘Evet,’ dedim. Resûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) yanındakilere: ‘Kalkın!’ buyurdu.” (Enes) dedi ki: “Onlar hareket ettiler; ben de önlerinden koştum, ta ki Ebû Talha’ya gelip ona haber verdim. Ebû Talha: ‘Ey Ümmü Süleym! Resûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) geldi, insanlar da onunla beraber. Bizde ise onlara yetecek (kadar) yiyecek yok,’ dedi. Ümmü Süleym: ‘Allah ve Resûlü en doğrusunu bilir,’ dedi. Ebû Talha (karşılamaya) gitti ve Resûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) ile karşılaştı. Resûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem), Ebû Talha ile beraber eve girdiler. Resûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem): ‘Ey Ümmü Süleym! Yanındaki (yiyeceği) getir,’ buyurdu. (Ümmü Süleym) o ekmeği getirdi. Resûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) emretti ve ekmek ufalandı. Ümmü Süleym kendisine ait bir yağ tulumunu sıktı ve onu katık yaptı. Sonra Resûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) onun hakkında Allah’ın söylemesini dilediği (duaları) söyledi. Sonra: ‘On kişiye izin ver,’ buyurdu. Onlara izin verildi; doyuncaya kadar yediler, sonra çıktılar. Sonra: ‘On kişiye izin ver,’ buyurdu. Onlara izin verildi; doyuncaya kadar yediler, sonra çıktılar. Topluluğun hepsi yedi ve doydu. Topluluk yetmiş veya seksen kişiydi.” (Ebû Îsâ) dedi ki: Bu hadis hasen sahihtir.