3839. Hadis
حَدَّثَنَا عِمْرَانُ بْنُ مُوسَى الْقَزَّازُ، قَالَ حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا الْمُهَاجِرُ، عَنْ أَبِي الْعَالِيَةِ الرِّيَاحِيِّ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ أَتَيْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم بِتَمَرَاتٍ فَقُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ ادْعُ اللَّهَ فِيهِنَّ بِالْبَرَكَةِ . فَضَمَّهُنَّ ثُمَّ دَعَا لِي فِيهِنَّ بِالْبَرَكَةِ فَقَالَ لِي " خُذْهُنَّ وَاجْعَلْهُنَّ فِي مِزْوَدِكَ هَذَا أَوْ فِي هَذَا الْمِزْوَدِ كُلَّمَا أَرَدْتَ أَنْ تَأْخُذَ مِنْهُ شَيْئًا فَأَدْخِلْ فِيهِ يَدَكَ فَخُذْهُ وَلاَ تَنْثُرْهُ نَثْرًا " . فَقَدْ حَمَلْتُ مِنْ ذَلِكَ التَّمْرِ كَذَا وَكَذَا مِنْ وَسْقٍ فِي سَبِيلِ اللَّهِ فَكُنَّا نَأْكُلُ مِنْهُ وَنُطْعِمُ وَكَانَ لاَ يُفَارِقُ حَقْوِي حَتَّى كَانَ يَوْمُ قَتْلِ عُثْمَانَ فَإِنَّهُ انْقَطَعَ . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ غَرِيبٌ مِنْ هَذَا الْوَجْهِ وَقَدْ رُوِيَ هَذَا الْحَدِيثُ مِنْ غَيْرِ هَذَا الْوَجْهِ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ .
Bize İmran b. Musa el-Kazzâz anlattı; dedi ki: Bize Hammad b. Zeyd anlattı; dedi ki: Bize Muhâcir anlattı, Ebu'l-Âliye er-Riyâhî'den, o Ebu Hureyre'den, dedi ki: Nebi'ye (sallallâhu aleyhi ve sellem) birkaç hurma getirdim ve: “Ey Allah'ın Resûlü! Bunların bereketlenmesi için Allah'a dua et” dedim. (Nebi) onları bir araya topladı, sonra bereketlenmeleri için bana dua etti ve bana şöyle buyurdu: “Bunları al ve şu erzak torbana koy. Ondan bir şey almak istediğin zaman elini içine sok ve al; sakın (torbayı ters çevirip) dökme.” (Ebu Hureyre) dedi ki: Ben o hurmalardan Allah yolunda (cihad edenlere) şu kadar ve şu kadar vesk (yük) taşıdım. Biz ondan yerdik ve başkalarına da yedirirdik. Osman'ın öldürüldüğü güne kadar (o torba) belimden hiç ayrılmadı; (ancak o gün ipi) koptu (ve kayboldu). Ebu İsa dedi ki: Bu hadis bu veçhiyle hasen gariptir. Bu hadis Ebu Hureyre'den başka vecihlerle de rivayet edilmiştir.