885. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا أَبُو أَحْمَدَ الزُّبَيْرِيُّ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ الْحَارِثِ بْنِ عَيَّاشِ بْنِ أَبِي رَبِيعَةَ، عَنْ زَيْدِ بْنِ عَلِيٍّ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي رَافِعٍ، عَنْ عَلِيِّ بْنِ أَبِي طَالِبٍ، رضى الله عنه قَالَ وَقَفَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِعَرَفَةَ فَقَالَ " هَذِهِ عَرَفَةُ وَهَذَا هُوَ الْمَوْقِفُ وَعَرَفَةُ كُلُّهَا مَوْقِفٌ " . ثُمَّ أَفَاضَ حِينَ غَرَبَتِ الشَّمْسُ وَأَرْدَفَ أُسَامَةَ بْنَ زَيْدٍ وَجَعَلَ يُشِيرُ بِيَدِهِ عَلَى هَيْئَتِهِ وَالنَّاسُ يَضْرِبُونَ يَمِينًا وَشِمَالاً يَلْتَفِتُ إِلَيْهِمْ وَيَقُولُ " يَا أَيُّهَا النَّاسُ عَلَيْكُمُ السَّكِينَةَ " . ثُمَّ أَتَى جَمْعًا فَصَلَّى بِهِمُ الصَّلاَتَيْنِ جَمِيعًا فَلَمَّا أَصْبَحَ أَتَى قُزَحَ فَوَقَفَ عَلَيْهِ وَقَالَ " هَذَا قُزَحُ وَهُوَ الْمَوْقِفُ وَجَمْعٌ كُلُّهَا مَوْقِفٌ " . ثُمَّ أَفَاضَ حَتَّى انْتَهَى إِلَى وَادِي مُحَسِّرٍ فَقَرَعَ نَاقَتَهُ فَخَبَّتْ حَتَّى جَاوَزَ الْوَادِيَ فَوَقَفَ وَأَرْدَفَ الْفَضْلَ ثُمَّ أَتَى الْجَمْرَةَ فَرَمَاهَا ثُمَّ أَتَى الْمَنْحَرَ فَقَالَ " هَذَا الْمَنْحَرُ وَمِنًى كُلُّهَا مَنْحَرٌ " . وَاسْتَفْتَتْهُ جَارِيَةٌ شَابَّةٌ مِنْ خَثْعَمٍ فَقَالَتْ إِنَّ أَبِي شَيْخٌ كَبِيرٌ قَدْ أَدْرَكَتْهُ فَرِيضَةُ اللَّهِ فِي الْحَجِّ أَفَيُجْزِئُ أَنْ أَحُجَّ عَنْهُ قَالَ " حُجِّي عَنْ أَبِيكِ " . قَالَ وَلَوَى عُنُقَ الْفَضْلِ فَقَالَ الْعَبَّاسُ يَا رَسُولَ اللَّهِ لِمَ لَوَيْتَ عُنُقَ ابْنِ عَمِّكَ قَالَ " رَأَيْتُ شَابًّا وَشَابَّةً فَلَمْ آمَنِ الشَّيْطَانَ عَلَيْهِمَا " . ثُمَّ أَتَاهُ رَجُلٌ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنِّي أَفَضْتُ قَبْلَ أَنْ أَحْلِقَ . قَالَ " احْلِقْ أَوْ قَصِّرْ وَلاَ حَرَجَ " . قَالَ وَجَاءَ آخَرُ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنِّي ذَبَحْتُ قَبْلَ أَنْ أَرْمِيَ . قَالَ " ارْمِ وَلاَ حَرَجَ " . قَالَ ثُمَّ أَتَى الْبَيْتَ فَطَافَ بِهِ ثُمَّ أَتَى زَمْزَمَ فَقَالَ " يَا بَنِي عَبْدِ الْمُطَّلِبِ لَوْلاَ أَنْ يَغْلِبَكُمُ النَّاسُ عَنْهُ لَنَزَعْتُ " . قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ جَابِرٍ . قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ عَلِيٍّ حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ لاَ نَعْرِفُهُ مِنْ حَدِيثِ عَلِيٍّ إِلاَّ مِنْ هَذَا الْوَجْهِ مِنْ حَدِيثِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ الْحَارِثِ بْنِ عَيَّاشٍ . وَقَدْ رَوَاهُ غَيْرُ وَاحِدٍ عَنِ الثَّوْرِيِّ مِثْلَ هَذَا . وَالْعَمَلُ عَلَى هَذَا عِنْدَ أَهْلِ الْعِلْمِ رَأَوْا أَنْ يُجْمَعَ بَيْنَ الظُّهْرِ وَالْعَصْرِ بِعَرَفَةَ فِي وَقْتِ الظُّهْرِ . وَقَالَ بَعْضُ أَهْلِ الْعِلْمِ إِذَا صَلَّى الرَّجُلُ فِي رَحْلِهِ وَلَمْ يَشْهَدِ الصَّلاَةَ مَعَ الإِمَامِ إِنْ شَاءَ جَمَعَ هُوَ بَيْنَ الصَّلاَتَيْنِ مِثْلَ مَا صَنَعَ الإِمَامُ . قَالَ وَزَيْدُ بْنُ عَلِيٍّ هُوَ ابْنُ حُسَيْنِ بْنِ عَلِيِّ بْنِ أَبِي طَالِبٍ عَلَيْهِ السَّلاَمُ .
Bize Muhammed b. Beşşâr anlattı; dedi ki: Bize Ebû Ahmed ez-Zübeyrî anlattı; dedi ki: Bize Süfyân anlattı; Abdurrahmân b. el-Hâris b. Ayyâş b. Ebî Rebîa'dan; Zeyd b. Alî'den; babasından; Ubeydullah b. Ebî Râfi'den; Alî b. Ebî Tâlib'den (radıyallahu anh) rivayet edildiğine göre; dedi ki: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem Arafat’ta vakfe yaptı ve şöyle buyurdu: 'Burası Arafat’tır, burası vakfe yeridir ve Arafat’ın tamamı vakfe yeridir.' Sonra güneş batınca (Müzdelife’ye doğru) akın etti (hareket etti). Üsâme b. Zeyd’i terkisine (bineğinin arkasına) aldı. İnsanlar (bineklerine) sağdan soldan vururken o, eliyle (sakin olmaları için) işaret ediyor ve onlara dönüp: 'Ey İnsanlar! Sekînet (sükûnet) üzere olun!' diyordu. Sonra Cem’e (Müzdelife’ye) geldi ve orada iki namazı (akşam ve yatsıyı) birlikte kıldırdı. Sabah olunca Kuzah’a (tepesine) geldi, üzerinde durdu ve şöyle buyurdu: 'Burası Kuzah’tır ve burası vakfe yeridir; Cem’in (Müzdelife’nin) tamamı vakfe yeridir.' Sonra hareket etti; Muhassir vadisine gelince devesine vurdu (hızlandırdı), deve vadiyi geçinceye kadar koştu (tırıs gitti). Sonra durdu ve (bu sefer) Fadl’ı terkisine aldı. Sonra Cemre’ye geldi ve (taş) attı. Sonra Menhar’a (kurban kesim yerine) geldi ve şöyle buyurdu: 'Burası Menhar’dır ve Minâ’nın tamamı Menhar’dır (kurban kesim yeridir).' Has’am kabilesinden genç bir cariye (kadın) ona fetva sordu ve dedi ki: 'Babam yaşlı bir ihtiyardır. Allah’ın hac farizası ona erişti (üzerine farz oldu, ancak yapamıyor); onun yerine haccedebilir miyim?' (Resûlullah): 'Babanın yerine haccet' buyurdu. (Râvi Alî) dedi ki: (Resûlullah) Fadl’ın boynunu (başka tarafa) çevirdi. Abbâs: 'Ey Allah’ın Resûlü! Amca oğlunun boynunu niçin büktün (çevirdin)?' dedi. (Resûlullah): 'Genç bir erkek ve genç bir kadın gördüm; şeytanın onlara (bir kötülük yapmasından) emin olamadım' buyurdu. Sonra ona bir adam geldi ve: 'Ey Allah’ın Resûlü! Tıraş olmadan önce ziyaret tavafını (ifâzayı) yaptım' dedi. 'Tıraş ol veya (saçını) kısalt; bir günah (zorluk) yok' buyurdu. Bir başkası geldi ve: 'Ey Allah’ın Resûlü! Taş atmadan önce kurban kestim' dedi. 'At, bir günah yok' buyurdu. Sonra Beyt’e geldi ve onu tavaf etti. Sonra Zemzem’e geldi ve şöyle buyurdu: 'Ey Abdülmuttaliboğulları! İnsanların (su çekmek için) size galip gelmesinden (sizi sıkıştırıp elinizden bu görevi almasından) korkmasaydım, ben de (sizinle beraber) su çekerdim.'" Bu konuda Câbir’den de hadis rivayet edilmiştir. Ebû Îsâ dedi ki: Alî hadisi hasen sahihtir. Alî’nin hadisinden, ancak Abdurrahmân b. el-Hâris b. Ayyâş tarikiyle bu vecihten biliyoruz. Birçok kimse Sevrî’den bu hadisin benzerini rivayet etmiştir. İlim ehli yanındaki uygulama buna göredir; Arafat’ta öğle ile ikindinin, öğle vaktinde cem edilmesini (birleştirilmesini) uygun görürler. Bazı ilim ehli ise şöyle demiştir: Kişi eğer (çadırında) yükünün yanında namaz kılarsa ve imamla namaza katılmazsa, dilerse imamın yaptığı gibi iki namazı cem eder. (Ebû Îsâ) dedi ki: Zeyd b. Alî, Hüseyin b. Alî b. Ebî Tâlib aleyhisselâm'ın oğludur.