953. Hadis
حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عُمَرَ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنْ أَيُّوبَ السَّخْتِيَانِيِّ، وَابْنِ أَبِي نَجِيحٍ، وَحُمَيْدٍ الأَعْرَجِ، وَعَبْدِ الْكَرِيمِ، عَنْ مُجَاهِدٍ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ أَبِي لَيْلَى، عَنْ كَعْبِ بْنِ عُجْرَةَ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم مَرَّ بِهِ وَهُوَ بِالْحُدَيْبِيَةِ قَبْلَ أَنْ يَدْخُلَ مَكَّةَ وَهُوَ مُحْرِمٌ وَهُوَ يُوقِدُ تَحْتَ قِدْرٍ وَالْقَمْلُ يَتَهَافَتُ عَلَى وَجْهِهِ فَقَالَ " أَتُؤْذِيكَ هَوَامُّكَ هَذِهِ " . فَقَالَ نَعَمْ . فَقَالَ " احْلِقْ وَأَطْعِمْ فَرَقًا بَيْنَ سِتَّةِ مَسَاكِينَ " . وَالْفَرَقُ ثَلاَثَةُ آصُعٍ " أَوْ صُمْ ثَلاَثَةَ أَيَّامٍ أَوِ انْسُكْ نَسِيكَةً " . قَالَ ابْنُ أَبِي نَجِيحٍ " أَوِ اذْبَحْ شَاةً " . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ . وَالْعَمَلُ عَلَيْهِ عِنْدَ بَعْضِ أَهْلِ الْعِلْمِ مِنْ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَغَيْرِهِمْ أَنَّ الْمُحْرِمَ إِذَا حَلَقَ رَأْسَهُ أَوْ لَبِسَ مِنَ الثِّيَابِ مَا لاَ يَنْبَغِي لَهُ أَنْ يَلْبَسَ فِي إِحْرَامِهِ أَوْ تَطَيَّبَ فَعَلَيْهِ الْكَفَّارَةُ بِمِثْلِ مَا رُوِيَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم .
Bize İbn Ebû Ömer anlattı; (dedi ki:) Bize Süfyân b. Uyeyne anlattı; Eyyûb es-Sahtiyânî, İbn Ebû Necîh, Humeyd el-A’rec ve Abdülkerîm’den; onlar Mücâhid’den, o Abdurrahmân b. Ebû Leylâ’dan, o da Ka’b b. Ucre’den (naklederek) dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem, Hudeybiye’de iken Mekke’ye girmeden önce (Ka’b'a) uğradı. O (Ka'b) ihramlı idi ve bir tencerenin altında ateş yakıyordu; yüzüne de bitler dökülüyordu. (Resûlullah): “Şu haşerelerin sana eziyet veriyor mu?” buyurdu. (Ka’b): "Evet," dedi. (Resûlullah) şöyle buyurdu: “Tıraş ol ve altı fakire bir farak (yiyecek) yedir. -Bir farak, üç sa' (ölçü)dür.- Yahut üç gün oruç tut veya bir kurban kes (nüsük yap).” İbn Ebû Necîh (rivayetinde): "Veya bir koyun kes," dedi. Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen sahihtir. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in ashabından ve diğerlerinden bazı ilim ehli yanındaki uygulama buna göredir. İhramlı kimse başını tıraş ederse veya ihramında giymesi uygun olmayan (dikişli) bir elbise giyerse yahut koku sürünürse; kendisine, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den rivayet edildiği üzere kefaret gerekir.