118. Ayet
اِنَّ لَكَ اَلَّا تَجُوعَ ف۪يهَا وَلَا تَعْرٰىۙ
“Şüphesiz senin için orada aç kalmak, çıplak kalmak yoktur.”
Arabic Uthmani · Diyanet İşleri
اِنَّ لَكَ اَلَّا تَجُوعَ ف۪يهَا وَلَا تَعْرٰىۙ
“Şüphesiz senin için orada aç kalmak, çıplak kalmak yoktur.”
Çünkü aç kalmaman da ancak oradadır, çıplak kalmaman da.
«Orada sen acıkmazsın, açık da kalmazsın !
117-118-119. Biz de Âdem'e şöyle demiştik: “Ey Âdem! Şüphesiz bu (İblis), sen ve eşin için bir düşmandır. Sakın sizi cennetten çıkarmasın, sonra (dünya hayatına dönerek) mutsuz olursun. Çünkü burada (cennette) senin için aç kalmak, çıplak kalmak yoktur. Ve sen burada susamazsın, güneşin harareti de dokunmaz sana.
118, 119. "Cennetde sen aç ve çıplak kalmıyacaksın susuzlukdan ve harâretden muzdarib olmayacaksın."
Şimdi burada senin için ne acıkmak vardır, ne de çıplak kalmak.
"Burda ne acıkırsın, ne de açıkta kalırsın."
Çünkü senin acıkmaman, çıplak kalmaman oradadır
"Doğrusu senin acıkmaman ve çıplak kalmaman (ancak) cennettedir. "
Şüphesiz sen orada (cennette) acıkmayacak ve çıplak kalmayacaksın.
"Şüphesiz ki, senin acıkmaman (kolaylıkla nimetlerime ulaşıp doyman) da, ve çıplak kalmaman (en güzel şeyleri giyinip barınman) da orada (cennette kalmana bağlı)dır."
Senin için orada acıkmak ve açıkta kalmak yoktur.
“bayıķ senüñdür kim açmayasın anuñ içinde daħı yalıñ olmayasın.”
«Çünkü senin acıkmaman, çıplak kalmaman hep oradadır».
“Doğrusu senin burada ne acıkman, ne de çıplak kalman vardır.”
Şüphesiz (o has bahçe ki), onda acıkmaman ve kendini çıplak hissetmemen sağlanmıştır;
“Kaldığın bu cennette senin için susuz kalmak ve çıplak kalmak gibi bir eksiğin yok.”
Çünkü senin için Cennet’te ne açlık ne de çıplaklık korkusu yoktur.
«— Senin için orada acıkmak da yok, çıplak olmak da yok.
“Senin için orada ne aç kalmak ne de çıplak kalmak söz konusudur.”
“Şüphesiz ki senin için onda acıkmak da yoktur, çıplak kalmak da yoktur.”
Çünkü sen o cennette ne aç kalırsın, ne de çıplak.
Burada sana acıkmak da çıplak kalmak da yok.
“Çünkü burada açlık çekmeyecek, çıplak kalmayacaksın.”
“Orada senin için ne acıkmak var; ne çıplak kalmak!”.
Çünkü senin, cennette iken yemek ve giyim derdin olmayacak.
"Burada acıkmayacaksınız, yorulmayacaksınız, çıplak kalmayacaksınız!"
Orada (cennette) acıkmayacak ve çıplak kalmayacaksın.
(Ve devamla): Sen (cennette) acıkmayacaksın ve çıplak¹ da kalmayacaksın.”
(O hasbahçe ki,) orada acıkmaman ve kendini çıplak hissetmemen sağlanmıştır; ¹⁰⁵
Oysaki bahçede ne aç kalırsın ne açıkta kalırsın. 2/30...39, 7/11...25, 15/28...44, 17/62...65, 18/50, 38/71...85
“Senin acıkmaman ve çıplak kal-maman ancak Cennet'te mümkündür.”
Zira aklından çıkarma ki burada aç değilsin, açık değilsin;
«Muhakkak ki, senin için orada acıkmak da yoktur, çıplak kalmak da yoktur.»
Çünkü cennette ne acıkırsın, ne de çıplaklık hissi duyarsın,
Kesinlikle senin için burada aç kalmak, çıplak kalmak yoktur.
Oysa cennette ne acıkırsın ne de açık kalırsın.
Saña cennetde ac[ma]maḳ vardur, çıplaḳ olmamaḳ daḫı.
118, 119. “Sen cennette asla açlık çekmeyecek, asla çıplak kalmayacaksın. Orada asla susuzluk çekmeyecek ve güneşin kavurucu sıcağına mâruz kalmayacaksın.
Şimdi burada acıkmayacaksın, çıplak kalmayacaksın.
"Sana orada açlık ve çıplaklık yokdur."
Burada ne açlık çekersin ne de çıplak kalırsın.
Şüphesiz sen orada acıkmayacak ve çıplak kalmayacaksın.
“Orada senin için ne açlık vardır, ne çıplaklık.
"Senin burada ne acıkman söz konusudur ne de çıplak kalman."
Şüphesiz, senin acıkmaman ve çıplak kalmaman orda (cennette kalmana bağlı)dır.'
Çünkü senin acıkman ve çıplak kalmaman (ancak) Cennettedir.
Orada (Cennette) senin için ne açlık ne çıplaklık vardır.
117,118,119. “Ey Âdem! Doğrusu bu, senin ve eşinin düşmanıdır. Sakın sizi cennetten çıkarmasın, yoksa mutsuz olursun. Zira cennette ne acıkırsın ne de çıplak kalırsın; orada ne susarsın, ne de güneşin sıcağında kalırsın” dedik.