15. Ayet
فَمَا زَالَتْ تِلْكَ دَعْوٰيهُمْ حَتّٰى جَعَلْنَاهُمْ حَص۪يدًا خَامِد۪ينَ
Biz onları biçilmiş ekin, sönmüş ateş gibi yapıncaya kadar bu feryatları devam etti.
Arabic Uthmani · Diyanet İşleri
فَمَا زَالَتْ تِلْكَ دَعْوٰيهُمْ حَتّٰى جَعَلْنَاهُمْ حَص۪يدًا خَامِد۪ينَ
Biz onları biçilmiş ekin, sönmüş ateş gibi yapıncaya kadar bu feryatları devam etti.
Onları kesilmiş bir ot, ateşi yanıp bitmiş bir kül yığını haline getirinciye dek sözleri, ancak budur işte.
İmdi onlar, biçilmiş ot, sönmüş ateş olana dek bu onların sözleridir
Onların bu feryatları, biz onları biçilmiş ekin, sönmüş bir ateş (kül) haline getirinceye kadar devam etti.
Bu âh ve enînleri kendilerini biçilmiş ve kurumakda olan buğday gibi yerlere serdiğimiz vakit hitâm buldı.
Biz kendilerini, kuruyup biçilmiş ekine, sönmüş ateşe çevirinceye kadar bu feryatları sürüp gider.
Onları biçip tüketinceye kadar bu yalvarışlarını tekrarlayıp duracaklar.
Artık bütün davaları bu oldu kaldı, nihayet onları öyle yapdık ki biçildiler, söndüler
Biz, onları biçilmiş bir ekin ve bir yığın kül haline getirinceye kadar hep sözleri bu feryad olmuştur.
Biz onları (azabımız ile yakalayıp da) biçilmiş ekin, sönmüş ateş (kül) gibi yapıncaya kadar bu feryatları devam etti.
Onların bu yakınmaları, Biz onları biçilmiş ekin (tarlasına) ve sönmüş ocak durumuna getirinceye kadar son bulmamıştı.
Biçilmiş ekin gibi pörsüyüp, cansız kalıncaya kadar bu çağrıları son bulmadı.
pes ırılmadı şol oķıdukları tā eyledük anları biçilmiş söyünmişler.
Nihayet biz onları biçilmiş bir ot, ocakları sönmüş (bir kül yığını) haaline getirinceye kadar dâima feryadları bu (söz) olmuşdur.
Artık biz onları, biçilmiş (ekin) ve sönmüş (ateşe dönen) kimseler hâline getirinceye kadar, duâları bu (feryâd) olmakta devâm etti.
Onların (o zalimlerin) bu haykırışları sürüp giderken, biz onları biçilmiş ekin gibi yaptık, (biçilmiş ekin gibi yerlere serdik ve böylece) sönüp gittiler (öldüler).
Onların bu çağrıları, biçilmiş ekin sapları gibi yerlere serilinceye kadar, devam etti.
Biz onları biçilmiş ot gibi yere serinceye, sönmüş ateş gibi edinceye dek onların yakınmalarının ardı arası kesilmedi gitti.
Onları tırpan ile biçilmiş ot, sönmüş ateş gibi yapıncaya [¹] kadar onların bu sözleri devam etti, durdu.
Biz onları biçilmiş ekin ve sönmüş ateş gibi yapıncaya kadar bu çağrışmaları devam etti.
Onların bu yakınmaları, biz onları biçilmiş ekin ve sönmüş ateş durumuna getirinceye kadar da son bulmadı.
Bu mırıldanmaları sürüp giderken, biz onları biçilmiş ekin gibi yaptık, sönüp gittiler.
Biz kendilerini biçilmiş ekine, sönmüş ateşe çevirinceye kadar bu yakınmaları sürüp gider.
Ve hepsini kökünden biçip yok edinceye kadar, bu feryâtları sürüp giderdi.Öyle ya;
Biz onları, ocakları sönecek şekilde hasad edilmiş yapıncaya kadar bu çağrışmaları son bulmadı.
Sorgulamaları biter bitmez hepsini biçilmiş ekin gibi yerlere sereriz...
Cezamız onları biçilmiş ekin, sönmüş ateş korları haline getirinceye kadar feryatları devam etti.
Biz kendilerini yere serilmiş, hasat edilmiş (ekin)e çevirinceye kadar o feryatları sürüp gitmişti.
Biz onları biçilmiş ekin, sönmüş ocak durumuna getirinceye kadar, onların bu feryatları devam edip durdu.
Ve bu yakınmaları, Biz kendilerini biçilmiş bir tarlaya (ya da) bir kül yığınına çevirinceye kadar sürüp giderdi.
Onların bu feryatları devam edip dururken biz onları biçilmiş ekine, yakılıp kül olmuşa çevirdik. 46/21...28, 54/1...52
Biz onları orakla köklerinden biçilmiş otlar misali sönen ocaklar haline getirinceye kadar, onların bu itirafları sürüp gider.
Ve onların bu yazıklanmaları, Biz kendilerini biçilmiş ekin haline getirip sönmüş köze çevirinceye kadar devam edip gidecek.
Artık onların bütün çağırmaları, bundan başka olmadı. Tâ ki onları biçilmiş, sönmüş kimseler kıldık.
Bu feryadları devam edip dururken, biz onları biçilmiş ot ve beldelerini de sönmüş bir ocak haline getirdik!
Bağırmaçağırmaları ta ki biçilen ekin gibi olana (ölmelerine) kadar devam etti..
Bu haykırışları devam edip dururken, biz onları biçilmiş ekine, sönmüş ocağa çevirdik.
Pes du‘āları dāyim oldı ol vaḳtda ki anları biçilmiş ekin gibi eyledük, ünle‐rin kesilmiş ḳılduḳ.
Bu feryatları sürüp gitti. Nihayet onları öyle yaptık ki biçildiler, sönüp kül oldular. . .
Bu mırıldanmaları sürüp giderken biz onları, biçilmiş (ekin gibi) yaptık, sönüp gittiler.
Ve bu sözi tekrâr ile teessüf ve teessürleri nihâyet bulmazdan evvel onları biçilmiş tarlaya döndürdük.
Onları biçilmiş ot gibi, sönmüş ateş gibi yapıncaya kadar yakınmaları kesilmedi.
Bu haykırmaları biz onları biçilmiş ekin ve sönmüş kül yığını haline getirinceye kadar kesilmedi.
Biz onları kökten biçip ocaklarını söndürünceye kadar böylece feryat edip durdular.
Bu davaları sürüp giderken biz onları kökten biçiverdik, sönüp silindiler.
Onların bu yakınmaları, biz onları biçilmiş ekin, sönmüş ocak durumuna getirinceye kadar son bulmadı.
Biz, onları, sönmüş kül yığını olarak biçilmiş bir ekin haline getirinceye kadar, hep sözleri bu feryad olmuştur.
Onlar böylece yalvarmaya devam ettiler. Nihayet onları biçtik, yakıp kül ettik.
Biz, kendilerini kuruyup biçilmiş ekine, sönmüş ateş külüne çevirinceye kadar, bu feryatları sürüp gider.