Enbiyâ Suresi 15. Ayet

Arabic Uthmani · Diyanet İşleri

15. Ayet

فَمَا زَالَتْ تِلْكَ دَعْوٰيهُمْ حَتّٰى جَعَلْنَاهُمْ حَص۪يدًا خَامِد۪ينَ

Biz onları biçilmiş ekin, sönmüş ateş gibi yapıncaya kadar bu feryatları devam etti.

Diğer Türkçe mealler

Abdulbaki Gölpınarlı

Onları kesilmiş bir ot, ateşi yanıp bitmiş bir kül yığını haline getirinciye dek sözleri, ancak budur işte.

Besim Atalay (1965)

İmdi onlar, biçilmiş ot, sönmüş ateş olana dek bu onların sözleridir

Cemal Külünkoğlu

Onların bu feryatları, biz onları biçilmiş ekin, sönmüş bir ateş (kül) haline getirinceye kadar devam etti.

Cemil Said (1924)

Bu âh ve enînleri kendilerini biçilmiş ve kurumakda olan buğday gibi yerlere serdiğimiz vakit hitâm buldı.

Diyanet Vakfı

Biz kendilerini, kuruyup biçilmiş ekine, sönmüş ateşe çevirinceye kadar bu feryatları sürüp gider.

Edip Yüksel

Onları biçip tüketinceye kadar bu yalvarışlarını tekrarlayıp duracaklar.

Elmalılı Hamdi Yazır

Artık bütün davaları bu oldu kaldı, nihayet onları öyle yapdık ki biçildiler, söndüler

Elmalılı (Sadeleştirilmiş)

Biz, onları biçilmiş bir ekin ve bir yığın kül haline getirinceye kadar hep sözleri bu feryad olmuştur.

Emrah Demiryent

Biz onları (azabımız ile yakalayıp da) biçilmiş ekin, sönmüş ateş (kül) gibi yapıncaya kadar bu feryatları devam etti.

Abdullah-Ahmet Akgül

Onların bu yakınmaları, Biz onları biçilmiş ekin (tarlasına) ve sönmüş ocak durumuna getirinceye kadar son bulmamıştı.

Erhan Aktaş

Biçilmiş ekin gibi pörsüyüp, cansız kalıncaya kadar bu çağrıları son bulmadı.

Eski Anadolu Türkçesi

pes ırılmadı şol oķıdukları tā eyledük anları biçilmiş söyünmişler.

Hasan Basri Çantay

Nihayet biz onları biçilmiş bir ot, ocakları sönmüş (bir kül yığını) haaline getirinceye kadar dâima feryadları bu (söz) olmuşdur.

Hayrat Neşriyat

Artık biz onları, biçilmiş (ekin) ve sönmüş (ateşe dönen) kimseler hâline getirinceye kadar, duâları bu (feryâd) olmakta devâm etti.

İhsan Aktaş

Onların (o zalimlerin) bu haykırışları sürüp giderken, biz onları biçilmiş ekin gibi yaptık, (biçilmiş ekin gibi yerlere serdik ve böylece) sönüp gittiler (öldüler).

İlyas Yorulmaz

Onların bu çağrıları, biçilmiş ekin sapları gibi yerlere serilinceye kadar, devam etti.

İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu

Biz onları biçilmiş ot gibi yere serinceye, sönmüş ateş gibi edinceye dek onların yakınmalarının ardı arası kesilmedi gitti.

İsmail Hakkı İzmirli

Onları tırpan ile biçilmiş ot, sönmüş ateş gibi yapıncaya [¹] kadar onların bu sözleri devam etti, durdu.

İsmail Yakıt

Biz onları biçilmiş ekin ve sönmüş ateş gibi yapıncaya kadar bu çağrışmaları devam etti.

Kadri Çelik

Onların bu yakınmaları, biz onları biçilmiş ekin ve sönmüş ateş durumuna getirinceye kadar da son bulmadı.

Abdullah Parlıyan

Bu mırıldanmaları sürüp giderken, biz onları biçilmiş ekin gibi yaptık, sönüp gittiler.

Kuran Yolu

Biz kendilerini biçilmiş ekine, sönmüş ateşe çevirinceye kadar bu yakınmaları sürüp gider.

Mahmut Kısa

Ve hepsini kökünden biçip yok edinceye kadar, bu feryâtları sürüp giderdi.Öyle ya;

Mahmut Özdemir

Biz onları, ocakları sönecek şekilde hasad edilmiş yapıncaya kadar bu çağrışmaları son bulmadı.

Mehmet Çakır

Sorgulamaları biter bitmez hepsini biçilmiş ekin gibi yerlere sereriz...

Mehmet Çoban

Cezamız onları biçilmiş ekin, sönmüş ateş korları haline getirinceye kadar feryatları devam etti.

Mehmet Okuyan

Biz kendilerini yere serilmiş, hasat edilmiş (ekin)e çevirinceye kadar o feryatları sürüp gitmişti.

Mehmet Türk

Biz onları biçilmiş ekin, sönmüş ocak durumuna getirinceye kadar, onların bu feryatları devam edip durdu.

Muhammed Esed

Ve bu yakınmaları, Biz kendilerini biçilmiş bir tarlaya (ya da) bir kül yığınına çevirinceye kadar sürüp giderdi.

Mustafa Çavdar

Onların bu feryatları devam edip dururken biz onları biçilmiş ekine, yakılıp kül olmuşa çevirdik. 46/21...28, 54/1...52

Ahmet Tekin

Biz onları orakla köklerinden biçilmiş otlar misali sönen ocaklar haline getirinceye kadar, onların bu itirafları sürüp gider.

Mustafa İslamoğlu

Ve onların bu yazıklanmaları, Biz kendilerini biçilmiş ekin haline getirip sönmüş köze çevirinceye kadar devam edip gidecek.

Ömer Nasuhi Bilmen

Artık onların bütün çağırmaları, bundan başka olmadı. Tâ ki onları biçilmiş, sönmüş kimseler kıldık.

Orhan Kuntman

Bu feryadları devam edip dururken, biz onları biçilmiş ot ve beldelerini de sönmüş bir ocak haline getirdik!

Osman Fırat

Bağırmaçağırmaları ta ki biçilen ekin gibi olana (ölmelerine) kadar devam etti..

Şaban Piriş

Bu haykırışları devam edip dururken, biz onları biçilmiş ekine, sönmüş ocağa çevirdik.

Satıraltı Meal (1534)

Pes du‘āları dāyim oldı ol vaḳtda ki anları biçilmiş ekin gibi eyledük, ünle‐rin kesilmiş ḳılduḳ.

Suat Yıldırım

Bu feryatları sürüp gitti. Nihayet onları öyle yaptık ki biçildiler, sönüp kül oldular. . .

Süleyman Ateş

Bu mırıldanmaları sürüp giderken biz onları, biçilmiş (ekin gibi) yaptık, sönüp gittiler.

Süleyman Tevfik (1927)

Ve bu sözi tekrâr ile teessüf ve teessürleri nihâyet bulmazdan evvel onları biçilmiş tarlaya döndürdük.

Süleymaniye Vakfı

Onları biçilmiş ot gibi, sönmüş ateş gibi yapıncaya kadar yakınmaları kesilmedi.

Ahmet Varol

Bu haykırmaları biz onları biçilmiş ekin ve sönmüş kül yığını haline getirinceye kadar kesilmedi.

Ümit Şimşek

Biz onları kökten biçip ocaklarını söndürünceye kadar böylece feryat edip durdular.

Yaşar Nuri Öztürk

Bu davaları sürüp giderken biz onları kökten biçiverdik, sönüp silindiler.

Ali Bulaç

Onların bu yakınmaları, biz onları biçilmiş ekin, sönmüş ocak durumuna getirinceye kadar son bulmadı.

Ali Fikri Yavuz

Biz, onları, sönmüş kül yığını olarak biçilmiş bir ekin haline getirinceye kadar, hep sözleri bu feryad olmuştur.

Bahaeddin Sağlam

Onlar böylece yalvarmaya devam ettiler. Nihayet onları biçtik, yakıp kül ettik.

Bayraktar Bayraklı

Biz, kendilerini kuruyup biçilmiş ekine, sönmüş ateş külüne çevirinceye kadar, bu feryatları sürüp gider.