150. Ayet
فَاتَّقُوا اللّٰهَ وَاَط۪يعُونِۚ
“Artık Allah’a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin.”
Arabic Uthmani · Diyanet İşleri
فَاتَّقُوا اللّٰهَ وَاَط۪يعُونِۚ
“Artık Allah’a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin.”
Artık Allah'tan çekinin ve itaat edin bana.
Allahtan sakınasız, bana başeğesiz
“Artık Allah'a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin!”
142-152. Birâderleri Sâlih ânlara "Allâh’dan korkmıyacak mısınız? Ben size emîn bir rasûl olarak geliyorum. Allâh’dan korkınız ve bana itâ’at idiniz. Ben sizden hiç bir ücret istemem, benim ücretimi rabbu’l ’âlemîn virir. Zan idiyor mısınız ki bağçelerinizin, çeşmelerinizin, ekilmiş tarlalarınızın, sık dallı hurmalıklarınızın ortasında ilelebed emniyetde kalacaksınız? Ve kayalardan mutantan hâneler yapmakda devâm ideceksiniz? Allâh’dan korkınız ve bana itâ’at idiniz. Müsriflerin (sû-i harekâtda bulunanların) emrine itâ’at itmeyiniz. Ânlar arzı fesâda virirler ıslâh itmezler." didi.
Artık Allah'tan korkun ve bana itaat edin.
"ALLAH'ı dinleyip beni izlemelisiniz."
Gelin Allahdan korkun da bana itaat eyleyin
"Gelin! Allah'tan korkun da bana itaat edin."
(Artık) Allah’a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin!
"Artık Allah’tan korkup (her türlü ifsat ve isyandan) sakının ve bana itaat edin."
“Allah için takvalı olun ve bana tabi olun.”
“pes ķorķuñ Tañrı’dan daħı boyun virüñ baña.”
«Artık Allahdan korkun ve bana itaat edin».
“Artık, Allah'dan sakının ve bana itâat edin!”
Artık Allah’a (Allah’ın emirlerine) karşı gelmekten sakının ve (tebliğ etmekte olduğum Allah’ın mesajları hususunda) bana uyun.
“Allah’dan korunun ve bana itaat edin.”
Artık Allah’tan sakının, bana boyun eğin,
150, 152. «— Artık Allah/tan sakının, bana da itaat edin. Masiyette israf edenlerin [⁵] emrine itaat etmeyin, onlar ki yeryüzünde fesat çıkarırlar, iyi iş işlemezler».
“Artık Allah’a karşı sorumluluk bilincinde olunuz ve bana itaat ediniz.”
“Artık Allah'tan korkup sakının ve bana itaat edin.”
Öyleyse, yolunuzu Allah'ın kitabıyla bulun ve bana itaat edin.
Artık Allah’tan korkun ve bana itaat edin.
“Öyleyse, tekrar tekrar söylüyorum; Allah’tan gelen ilkeler doğrultusunda hayatınıza yön vererek kötülüklerden titizlikle sakının ve ilâhî mesajı size bildiren bir Elçi olarak bana itaat edin!”
“Allah’tan sakınıp korunun! Bana itaat edin!”,
kendinizi Allah'a karşı sağlama almak istiyorsanız, bana itaat etmelisiniz.
"Onun için Allah’tan korkun ve bana itaat edin!"
Allah’a karşı [takvâ]lı (duyarlı) olun ve bana itaat edin!
“(Allah’tan) hakkıyla sakının ve bana itaat edin.”¹
Öyleyse, artık Allah’tan yana bilinç ve duyarlık gösterin ve bana itaat edin;
Artık, Allah’a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin. 41/17-18
“O halde, Allah'a sığının, emirlerine yapışın, günahlardan arınıp, azaptan korunun, bana itaat edin, benim sünnetimi uygulayın.”
Ama artık Allah’a karşı sorumlu davranın ve beni izleyin!
«Artık Allah'tan korkun ve bana itaat edin.»
"Artık, Allah’tan korkun da, bana itaat edin."
Allah’tan korkun ve bana itâ’at edin.
Artık, Allah'tan korkun ve bana itaat edin.
Pes Tañrıdan ḳorḳuñ ve baña uyuñ, didi.
150, 151, 152. Artık Allah'a karşı gelmekten sakının da bana itaat edin. Sakın işi gücü dünyada fesat çıkarıp nizamı bozmak olan, düzeltme için ise hiç bir gayretleri bulunmayan o haddi aşanların isteklerine uymayın.
Allah'tan korkun ve bana ita'at edin.
"Allâh'dan sakınub bana itâ'at idin."
Artık Allah’tan çekinin ve sözümü dinleyin.
Artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin.
“Allah'tan korkun ve bana itaat edin.
"Artık Allah'tan sakının da bana itaat edin."
'Artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin.'
Artık Allah'dan korkun ve bana itaat edin.
Artık Allah’ın yasalarını çiğnemekten sakının ve bana itaat edin.
“Artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin!”