209. Ayet
ذِكْرٰى۠ۛ وَمَا كُنَّا ظَالِم۪ينَ
Bu, bir hatırlatmadır. Biz zalim değiliz.
Arabic Uthmani · Diyanet İşleri
ذِكْرٰى۠ۛ وَمَا كُنَّا ظَالِم۪ينَ
Bu, bir hatırlatmadır. Biz zalim değiliz.
Öğüt vermesinler ve biz zulmetmeyiz hiç.
208,209. Kocunduranlarla, bir öğüt göndermedikçe, yok etmedik bir kenti, zalimlerden değiliz
208-209. Biz, hiçbir memleketi uyarıcılar göndermedikçe helâk etmedik. Bu, bir hatırlatmadır. Yoksa biz kimseye zulmederek haksızlık etmeyiz.
208, 209. Bir karyeyi helâk itmedik ki âna rasûl gönderilmemiş ve kendilerine ihbâr vâki’ olmamış olsun. Biz zâlim değiliz.
208, 209. Biz hiçbir memleketi, öğüt vermek üzere (gönderdiğimiz) uyarıcıları (peygamberleri) olmadan yok etmemişizdir. Biz zalim değiliz.
Bu bir uyarı ve mesajdır; çünkü biz haksızlık etmeyiz.
İhtar edilmiştir, ve biz zulmetmiş değilizdir
(Onlar) ihtar edilmiştir ve biz zulmetmiş değiliz.
(Onlar peygamberlerimiz tarafından yeterince) uyarıldılar. Biz (onları helâk etmekle) zulmetmedik.
(Ve onlara) Zikri (İlahi duyuruları ve uyarıları) ulaştırmışlardı. (Buna rağmen dinlemeyip belalarını buldular.) Biz asla zulmetmiş değilizdir.
Bu öğüttür¹. Biz, haksızlık yapanlardan olmadık.²
208-209. daħı helāk eylemedük hįç köy illā anuñ ķorķıdıcılardur. añdurmaġ içün. daħı olmaduķ güc eyleyiciler.
208,209. Biz hiçbir memleketi, ona (halkına) öğüd vermek üzere inzâr edici (peygamber) ler (göndermiş) olmadıkça helak etmedik. Biz zulmedenler değiliz.
208,209. Hâlbuki (biz) hiçbir memleketi, (halkına) nasîhat vermek üzere kendisine(gönderilen) korkutucuları (peygamberleri) olmadan helâk etmedik. Ve (aslâ) zâlimler olmadık.
Onlara (inkâr, zulüm, isyan, azgınlık ve kötü işleri yapmaktan vazgeçmeleri için) mutlaka öğüt verilmiştir (tebliğ yapan elçiler gönderilmiştir). Oysa (bununla) hiçbir zaman haksızlık edici olmadık.
O (kitap onlar için) öğüttü. Biz zulmedici olmadık.
Öğütlemek için bu! Biz hiç kıyıcılık etmedik.
208, 209. Biz, hiçbir kasaba ahalisini helâk etmedik ki, onlar için kendilerine akıbeti, tevhidi hatırlatmak için Allah azabıyle korkutucu peygamberler bulunmasın. Biz helâklerinde zalim olmadık.
Bu bir öğüttür [zikrâ]! Biz zalimlerden değiliz.
(Onlara bir) Hatırlatma (idi); biz zulmedenler değiliz.
Ve hatırlatıcı mesajlar göndermeden, çünkü biz, hiç kimseye asla haksızlık etmeyiz.
208-209. Kaldı ki biz, öğüt vermek üzere uyarıcılar göndermeden hiçbir ülke halkını yok etmemişizdir. Biz zalim değiliz.
En azgın zâlimleri bile, cezalandırmadan önce güzelce öğüt verip uyarmışızdır; çünkü Biz, hiç kimseye asla haksızlık etmeyiz. İşte bu yüzdendir ki, sizleri uyarmak için bu son kitabı gönderdik:
Hatırlatmalar! Zâlimler de olmadık.
Daha önce ne diller döktük, yoksa zulmetmiş değiliz...
Elçilerimiz onlara gerçeklerden haber verdi. Azabımızla uyardılar. Biz yok ettiğimiz ülkelerin insanlarına hiçbir zaman zulmetmiş değiliz. Çünkü hiçbir zaman uyarmadan azabımızı göndermedik!
208,209. Zaten gerçeği hatırlatan uyarıcılar olmadan hiçbir şehri helak etmemiştik; biz kimseye [*] haksızlık edici de değildik.
(Onlar) mutlaka uyarıldılar ve Biz asla zulmetmedik.¹
ve hatırlatıcı mesajlar göndermeden; ⁹⁰ çünkü Biz [hiç kimseye] asla zulmetmeyiz.
Gerçekleri hatırlatan bir uyarıcı. Yoksa biz kimseye zulmederek haksızlık edecek değiliz. 9/115
İkazda bulunmadan, öğüt vermeden de helâk etmedik. Biz zâlim değiliz.
hatırlatmışızdır; zira Biz, asla zulmeden biri değiliz.
Azîm bir tenbih yapılmıştır ve Biz zulmedenler olmadık.
208,209. Biz hiçbir beldeyi; ora halkına öğüt vermek üzere uyarıcılar göndermedikçe helak etmedik. Biz haksızlık edenler değiliz.
Bu, bir hatırlatmadır. Biz zalim değiliz.
208,209. -Uyarıcılar göndermediğimiz hiçbir ülkeyi helak etmedik. hiçbir zaman zulmedici olmadık.
ögüt virmeg‐içün. Daḫı biz ẓālimler degülüz.
Öğüt verilip hatırlatma yapılmıştır. Biz hiçbir zaman zalim olmadık.
(Uyarıcılar) uyarırlardı. Biz zulmediciler değildik.
Onları tekzîbleri üzerine helâk iyledik, biz zâlimlerden olmadık.
Bu bilgileri olsun diyedir; yoksa biz yanlış yapmayız.
Hatırlatma yapılmıştır. Biz zalimler değiliz.
Onlara öğüt verilmiş, hatırlatma yapılmıştır. Yoksa Biz haksızlık edici değiliz.
Uyarı/hatırlatma olacak! Biz zalimler değiliz.
(Onlara) Hatırlatma (yapılmıştır); biz zulmedici değiliz.
(Onlara) öğüd verilmiştir. Biz (onları helâk etmekle) zulmetmiş değilizdir.
Bu helak edişimiz, başkaları için bir ikaz oldu. Ve Biz, zulmedenler olmadık. [Onlar helak olmayı hak ettikleri için helak oldular.]
Bu, bir uyarıdır. Biz, asla hiçbir kimseye haksızlık yapmayız.