32. Ayet
فَاَلْقٰى عَصَاهُ فَاِذَا هِيَ ثُعْبَانٌ مُب۪ينٌۚ
Bunun üzerine Mûsâ, asasını attı, bir de ne görsünler, asa açıkça kocaman bir yılan olmuş.
Arabic Uthmani · Diyanet İşleri
فَاَلْقٰى عَصَاهُ فَاِذَا هِيَ ثُعْبَانٌ مُب۪ينٌۚ
Bunun üzerine Mûsâ, asasını attı, bir de ne görsünler, asa açıkça kocaman bir yılan olmuş.
Musa, sopasını attı, sopa hemen apaçık görünen koca bir ejderha oldu.
Musa değneği atınca, hemen değnek koskoca bir yılan oldu
Bunun üzerine (Musa) asasını bırakıverdi, bir de (ne görsünler) o, açıkça kocaman bir yılan/ejderha oluverdi.
Mûsâ ’asâsını atdı, ’asâ hakîki bir ejderhâ oldı.
Bunun üzerine Musa asâsını atıverdi; bir de ne görsünler, asâ apaçık koca bir yılan (oluvermiş)!
Değneğini atınca apaçık bir yılan oluverdi.
Bunun üzerine Asasını bırakıverdi, ap açık bir ejderha kesiliverdi
Bunun üzerine Musa asâsını bırakıverdi; apaçık bir ejderha oluverdi.
(Bunun üzerine Mûsâ, elinde bulunan) asasını (yere) attı da o, bir anda, (herkesin gözleri önünde) apaçık büyük bir yılan oldu.
Bunun üzerine (Musa) asasını bırakıverdi, bir de (ne görsünler) o, açıkça bir ejderha oluvermişti.
Bunun üzerine Mûsâ, asasını bırakıverdi; bir de ne görsünler, apaçık büyük bir yılan.¹
pes bıraķdı 'aśāsını pes ol vaķt ol ejdeḥādur bellü.
Bunun üzerine (Muusâ) asaasını bırakıverdi. Birde (ne görsünler) o, apaçık bir ejderha!
Bunun üzerine (Mûsâ) asâsını (yere) bıraktı; bir de baktılar ki o, apaçık bir ejderhâdır!
Bunun üzerine (Musa) asasını (yere) bıraktı, bir de ne görsünler, (her haliyle) düpedüz bir yılan!
Sonra Musa değneğini yere attı, değnek birden bire açıkça bir yılan oldu.
Bunun üzerine Musa değneğini yere attı. Derken değnek göz göre göre koskoca bir yılan oldu.
Bunun üzerine Musa asasını bıraktı. Asa hemen apaşikâr büyük bir yılan oldu.
Bunun üzerine (Musa) asasını/sopasını attı. Bir de ne görsünler o aşikâr bir ejderha [su’bân] olmuş.
Bunun üzerine asasını bırakıverdi, (bir de ne görsün) o, açıkça bir ejderha oluverdi.
Bunun üzerine Musa, asâsını yere bıraktı, bir de ne görsünler, her haliyle koskoca bir ejderha.
Bunun üzerine Mûsâ asâsını atıverdi; bir de ne görsünler, asâ düpedüz bir yılan oluvermiş!
Bunun üzerine Mûsâ, asâsını yere attı; o da ne, az önce Mûsâ’nın elinde duran cansız değnek, açıkça görülen, büyük bir yılana dönüşmüş!
Derken asâsını attı. Hemen o açıkça bir yılan!
Musa deyneğini yere attı. Aaa! Sahiden bir yılan!
Musa sözlerinin dayandığı esasları (asasını) ortaya koydu: "Ey Firavun! Sen ve kavmin Rabbim tarafından yaratıldınız. Ülken Rabbimin yarattığı yeryüzünün bir parçasıdır. Sen kendini yaratmadın! Ülkeni sen yaratmadın! Ülkenin zenginlikleri sana ait değil! Şu görüp görmediğin her şey Rabbime aittir. Rabbim onları elinden alsa hiçbir şey yapamazsın! Atalarının uydurdukları bir yalanla insanlar üzerine hâkimiyet kurmuşsun! Yalan üzerine ilahlık taslıyorsun! İlahlar ölür mü? İşte atalarının mezarları, hepsi ölüp gittiler. Sen de öleceksin! Haksızlık yaparak insanları köleleştirmeyi bırak! Değilse Rabbim seni ateşe atar. Yönettiğin insanlardan senin hiçbir farkın yok! Sen de diğer insanlar gibi yersin, içersin, hastalanırsın! Dünyada ömrün kadar yaşar ölürsün! Ölmeden önce Rabbinin yoluna gir ki, kurtulanlardan ol!" Musa’nın bu sözleri, Firavun ve etrafındakiler üzerinde büyük bir etkisi şok yarattı. Firavunluğun, Firavun düzeninin yalanları yüzlerine çarpılmıştı. Musa’nın ortaya koyduğu gerçekler sanki bir ejderha gibi yalanlarını yutuverdi. Firavun ve yanındakilerin içine korku girdi. İnsanları zehirleyen yalanların yok edilmesiyle şaşkınlık içindeydiler. Ne yapacaklarını bilmiyorlardı.
(Musa) asasını atmıştı. Bir de ne görsünler, o (asa) apaçık bir yılan (olmuş)! [*]
(Bunun üzerine Mûsa) âsâsını bıraktı. Bir de baktılar ki; âsâ gerçek bir yılan (oluvermiş.)¹
Bunun üzerine [Musa] asâsını yere bıraktı -bir de ne görsünler, (her haliyle) düpedüz bir yılan!
Bunun üzerine Musa asasını yere bıraktı, bir de ne görsünler! O, gerçekten bir yılan oluvermiş. 20/13...70
Mûsâ asâsını attı. Bir de ne görsünler, asâ, aşikâre bir ejderha oluverdi.
Bunun üzerine âsâsını bıraktı;[³¹⁹³] fakat o da ne, bu besbelli ki kocaman bir yılan![³¹⁹⁴]
Bunun üzerine asasını bırakıverdi, o hemen bir apaçık ejderha kesildi.
Bunun üzerine Musa asasını attı; Bir de ne görsün!.. O asa, canlı bir ejderha olmamış mı?
Bunun üzerine (Musa) asasını yere bıraktı, bir de ne görsünler, (her haliyle) düpedüz bir yılan!
Bunun üzerine Musa asasını atmış ve o da hemen apaçık bir yılan oluvermişti.
Pes bıraḳdı ‘aṣāsını, pes ol vaḳtda ‘aṣā ulu yılan oldı.
Bunun üzerine Mûsa asâsını yere attı. Bir de ne görsünler: Değnek her haliyle tam bir ejderha oluvermiş! [27, 12; 28, 32]
(Musa), asasını attı, bir de (baktılar ki) o apaçık bir ejderha!
Mûsâ 'asâsını yere bırakdı, derhâl âşikâr ve büyük bir yılan oldı.
Hemen değneğini attı, o da her şeyiyle koskoca bir yılan oldu.
Bunun üzerine (Musa) asasını attı ve bir anda apaçık bir yılan oluverdi.
Musa asâsını yere bıraktığında o koca bir yılan kesiliverdi.
O da asasını attı. Bir de ne görsünler, asa korkunç bir ejderha oluvermiş.
Bunun üzerine asasını bırakıverdi, bir de (ne görsünler) o, açıkça bir ejderha oluverdi.
Bunun üzerine Mûsa asâsını bırakıverdi; apaçık bir ejderha oluverdi.
Musa, asasını attı. Birden büyük bir ejderha oluverdi.
Bunun üzerine Mûsâ, asasını yere attı. Bir de ne görsünler, asa apaçık koca bir yılan oluverdi.