Şuarâ Suresi 33. Ayet

Arabic Uthmani · Diyanet İşleri

33. Ayet

وَنَزَعَ يَدَهُ فَاِذَا هِيَ بَيْضَٓاءُ لِلنَّاظِر۪ينَ۟

Elini koynundan çıkardı, bir de ne görsünler, bakanlara bembeyaz olmuş.[399]

Diğer Türkçe mealler

Abdulbaki Gölpınarlı

Elini koynundan çıkardı, derhal bakanlara parıl parıl parlayan bembeyaz bir el göründü.

Besim Atalay (1965)

Elini gösterince, bakanlara hemen akpak göründü !

Cemal Külünkoğlu

Ve elini (koynundan) çekip çıkardı ki bakanların gözlerini kamaştıracak kadar bembeyaz (olmuş)!

Cemil Said (1924)

Sonra elini koynuna sokub uzatdı. Tekmîl hâzırûn beyaz oldığını gördiler.

Diyanet Vakfı

Elini de (koynundan) çıkardı; o da seyredenlere bembeyaz görünen (nur saçan bir şey oluvermiş)!

Edip Yüksel

Elini çıkarınca bakanlara bembeyaz görünüverdi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Bir de elini çekti çıkardı, o da bakanlara bem beyaz oluverdi

Elmalılı (Sadeleştirilmiş)

Elini de (koynundan) çekti çıkardı; bakanlara bembeyaz (görünen, nur saçan bir şey) oluverdi.

Emrah Demiryent

Ve (bir de) elini (koynuna sokup) çıkardı, (bir de ne görsünler, koynuna sokmadan önce normal olan eli) bakanlara (hayranlık verecek derecede bembeyaz olmuş ve nurlar saçar bir hâlde) parıl parıl parlıyor.

Abdullah-Ahmet Akgül

Elini de (cebinden) çekip çıkardı, bir de (baktılar ki) o, seyredenler için ’parlayıp aydınlanıvermiş’ (ve bembeyaz kesilmişti).

Erhan Aktaş

Ve elini çıkardı. Bakanlar ne görsün; beyaz bir el.

Eski Anadolu Türkçesi

daħı ŧarttı elini yaķasından [196b] pes ol vaķt ol aķdur ya'nį nurlu baķıcılara.

Hasan Basri Çantay

Elini de çekib çıkardı. Bir de (ne görsünler) bu, temâşâ edenler için bembeyaz (ve nuur saçan bir el) dir.

Hayrat Neşriyat

Ve elini (koynundan) çıkardı; bir de gördüler ki o, bakanlara bembeyaz (parlayan, ışık saçan bir el)dir.

İhsan Aktaş

Ve elini (koyduğu koynundan) çıkardı. Bir de ne görsünler! Bakanlara bembeyaz, (ışıl ışıl) göründü.*

İlyas Yorulmaz

Elini çıkarınca, Musa’nın eli bakanlara bembeyaz göründü.

İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu

Musa elini de kaldırdı. Derken eli görenlerin gözüne bembeyaz göründü.

İsmail Hakkı İzmirli

Musa elini koltuğu altından çıkardı, eli derhal temaşa edenlerin gözlerini kamaştıracak surette bembeyaz oldu.

İsmail Yakıt

Elini de çıkarttı. Bir de ne görsünler, bakanlar için bembeyaz olmuş.

Kadri Çelik

Elini de çekip çıkardı, (bir de ne görsün) bakanlara bembeyaz oluverdi.

Abdullah Parlıyan

Ve elini koynundan çıkardı, bir de ne görsünler, bakanlar için bembeyaz ışık saçan bir lamba gibi oluvermiş.

Kuran Yolu

Sonra elini çıkardı; o da bakanlara beyaz ışık saçan bir şey oluvermiş!

Mahmut Kısa

Ve elini koynuna sokup çıkardı; bir de ne görsünler, koynuna sokmadan önce normal olan eli, görenlere hayranlık verecek derecede ışıl ışıl, bembeyaz!Böylece ne Firavunun, ne de adamlarının, Mûsâ’nın doğru söylediğine dâir en ufak bir şüpheleri kalmadı. Fakat kibir ve ihtirâsları, onları imandan alıkoydu. Bu yüzden, Mûsâ’nın dâvetini etkisiz kılmak amacıyla plânlar kurmaya başladılar:

Mahmut Özdemir

Elini çekip çıkardı; hemen o Bakanlar için bembeyaz!

Mehmet Çakır

Seyircilerin gözü önünde elini çıkardı. Aaa! Bembeyaz bir el.

Mehmet Çoban

Musa aklını kalbini Allah’ın ayetleriyle arındırarak benliğini temizlemişti. Onun hiçbir korkusu yoktu. Konuşmalarına devam ederek dedi ki: "Ben Rabbimin hidayetiyle karşılaştım! Rabbimin hidayetiyle inançlarımı, düşüncelerimi, davranışlarımı değiştirdim! Bilgilerim tertemiz! İnançlarım tertemiz! Düşüncelerim tertemiz! Cehaletin bütün pisliklerini terk ettim! Onun için yalanlar üzerine kurduğun iktidarınla beni korkutamazsın! Zindanlarınla beni korkutamazsın! Ben Rabbimin cezalandırmasından korkarım. Muhakkak ki; sen beni öldürsen de cezalandırsan da ben yine Rabbime inanır, senin iktidarını, senin yasalarını tanımam!"

Mehmet Okuyan

Elini de (koynundan) çıkarmıştı. Bir de ne görsünler, o (eli) bakanlara bembeyaz (görünmüştü). [*]

Mehmet Türk

(Sonra) elini (koynundan) çıkardı. Bir de baktılar ki; o da seyredenlere bembeyaz görünüverdi.¹

Muhammed Esed

Sonra elini ortaya çıkardı; bakanlar ne görsünler, bembeyazdı. ¹⁹

Mustafa Çavdar

Musa elini koynuna sokup çıkardı fakat o da ne! Bakanların gözünü kamaştıran bir beyazlık! 28/30...32

Ahmet Tekin

Elini koynundan çıkardı. Bir de ne görsünler! Bakanlara bembeyaz, ışıl ışıl göründü.

Mustafa İslamoğlu

Ve elini çıkardı, fakat o da ne, bu bakanların (gözünü kamaştıracak) kadar beyaz![³¹⁹⁵]

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve elini çekip çıkardı. Hemen o, nazar edenlere karşı bembeyaz (kesilmiş) idi.

Orhan Kuntman

Elini koynundan çıkardı; Bir de ne görsün!.. Onun eli, bembeyaz nurlu bir hale gelmemiş mi?

Osman Fırat

Sonra elini ortaya çıkardı; bakanlar ne görsünler, bembeyazdı.

Şaban Piriş

Elini çekip çıkardı o da bakanlara bembeyaz oluverdi.

Satıraltı Meal (1534)

Daḫı çıḳardı elini ḳoynından, pes ol güneş gibi gözükdi gözeden kişilere.

Suat Yıldırım

Bir de elini koynundan çıkardı ki bakanların gözlerini kamaştıracak kadar parlak mı parlak! [27, 12; 28, 32]

Süleyman Ateş

Elini (koltuğunun altından) çıkardı; o da, bakanlara parıl parıl parlayan bir şey oluverdi.

Süleyman Tevfik (1927)

Ve elini koltuğı altından çıkardı. Görenlerin gözlerini kamaşdıracak derece beyaz ve nevvâr idi.

Süleymaniye Vakfı

Elini çıkardı; bakanlar için bembeyaz oluverdi.

Ahmet Varol

Ardından elini çıkardı. O da bakanlara bembeyaz görünüverdi.

Ümit Şimşek

Elini çıkardı; o da bakanların gözlerini alan bir beyazlıktı.

Yaşar Nuri Öztürk

Elini çıkardı, o da anında seyredenler önünde bembeyaz kesildi.

Ali Bulaç

Elini de çekip çıkardı, bir de (ne görsün) o, bakanlar için 'parlayıp aydınlanıvermiş'.

Ali Fikri Yavuz

Bir de elini çekti çıkardı; o da, bakanlara bembeyaz (nur saçan bir el) kesiliverdi.

Bahaeddin Sağlam

Elini koynundan çıkardı, bakanlar için bembeyaz ışık saçan (bir lamba gibi) oluverdi.

Bayraktar Bayraklı

Elini de koynundan çıkardı, bir de ne görsünler; bembeyaz olmuş.