55. Ayet
وَاِنَّهُمْ لَنَا لَغَٓائِظُونَۙ
“Şüphesiz onlar bize öfke duyuyorlar.”
Arabic Uthmani · Diyanet İşleri
وَاِنَّهُمْ لَنَا لَغَٓائِظُونَۙ
“Şüphesiz onlar bize öfke duyuyorlar.”
Ve hiç şüphe yok ki gene de bizi kızdırmadalar.
Bizi kızdırıyorlar!
“Böyle olmalarına rağmen, onlar bize kin duyuyorlar, kafa tutuyorlar.”
54, 55, 56. "Bunlar (Benî İsrâîl) her dürlü âdemlerden mürekkeb bir tâife-i kalîledir bizim ’aleyhimize gayz ve nefret beslerler biz ise muntazam bir kitleyiz" diyorlardı.
«(Böyle iken) kesinkes bizi öfkelendirmişlerdir.»
"Bize karşı öfkeyle ayaklanmaktadırlar."
Fakat hakkımızda çok gayz besliyorlar
"(Böyle iken) hakkımızda çok gayz (öfke) besliyorlar. "
Ve hiç şüphesiz, onlar (bizden izin almadan yaptıkları işler sebebi ile) bizi çok öfkelendirmişlerdir.
"Ve bunlar elbette bize karşı da büyük bir kin ve öfke beslemektedirler. (Bu yüzden Musa’ya uyanların hepsi fesatlık peşindedirler.)"
“Ve bize karşı kin ve nefret duyuyorlar.”
“daħı bayıķ anlar bizi gey ķaķıtıcılardur.”
«(Böyle iken) onlar mutlakaa bizi darıltıcıdırlar».
“Ve şübhesiz ki onlar, bizi gerçekten kızdıran kimselerdir.”
Ve (buna rağmen) şüphesiz onlar (bize muhalefet etmelerinden dolayı) bizi öfkelendirmektedirler.
“Bize karşı büyük öfkeleri ve kinleri var.”
Yine de bizi kızdırıp duruyorlar.
53, 56. Firavun şehirlere, asker toplayacak zabıta gönderdi ve şöyle emretti: «— Bunlar az bir bölüktür. Bunlar bizi öfkelendirmişlerdir, biz ise uyanık [²] bir cemaatız».
“Gerçekten bize karşı kin ve öfke dolular” [ğâ’izûn].
“Ve şüphesiz bize karşı da büyük bir öfke besleyen kimselerdir.”
Durum böyle iken, yine de bizi öfkelendirmişlerdir.
Fakat bize karşı nefretle doludurlar.
“Fakat boylarına poslarına bakmadan, bize küstahça kafa tutuyorlar.”
-“Onlar, bizim için kin beslemektedir”.
55,56. bize karşı ateş püskürüyorlar ama, biz, tedbirli bir toplumuz " dedirtti.
"Ve onlar bizi kızdırmaktadırlar."
54,55,56. “Şüphesiz ki bunlar az bir topluluktur; (ama) bize karşı öfke doludurlar. Biz ise donanımlı bir topluluğuz!” (demişti).
55,56. “(Fakat) bizi çok kızdırdılar.¹ Biz ise, uyanık bir toplumuz” (dediler.)
fakat kalpleri bize karşı kin ve nefretle dolu;
Fakat bize karşı hınçla dolular. 7/103...145
“Böyleyken, onlar bize kin duyuyorlar, bizi öfkelendiriyorlar.”
Buna rağmen onlar bize karşı hınçla dolular.
«Ve muhakkak ki, onlar bizi elbette çok öfkelendirmekte bulunan kimselerdir.»
"Bize karşı büyük bir öfke beslediklerinden;"
"Şüphesiz onlar bize öfke duyuyorlar. "
Üstelik onlar bize karşı öfkelidirler.
Daḫı anlar bizi ḳaḳıdupdururlar.
“Fakat bize karşı kızgın olup diş bilemektedirler.
Bizi kızdırmaktadırlar.
"Bizi gadaba getirdiler."
Ama bize karşı kin ve nefretle dolular.
Ve onlar bizi kızdırmaktadırlar.
“Fakat bize karşı kin besliyorlar.
"Fakat bize gerçekten öfke püskürüyorlar."
'Ve elbette bize karşı da büyük bir öfke beslemektedirler.'
Fakat onlar bizi kızdırıyorlar.
Onlar bizi kızdıracak işler yapıyorlar.
53,54,55,56. Bu arada Firavun, şehirlere, “Doğrusu bunlar, bizi öfkelendiren döküntü azınlıklardır; elbette hepimiz uyanık olmalıyız” diyen haberciler gönderdi.