98. Ayet
اِذْ نُسَوّ۪يكُمْ بِرَبِّ الْعَالَم۪ينَ
“Çünkü sizi, âlemlerin Rabbi ile bir tutuyorduk.”
Arabic Uthmani · Diyanet İşleri
اِذْ نُسَوّ۪يكُمْ بِرَبِّ الْعَالَم۪ينَ
“Çünkü sizi, âlemlerin Rabbi ile bir tutuyorduk.”
Sizi, alemlerin Rabbiyle bir tuttuğumuz zaman.
Âlemlerin Tanrısıyla bir tutmuştuk biz sizi
Çünkü sizi, âlemlerin Rabbi ile bir tutuyorduk.”
98-102. "Sizi rabbu’l ’âlemîn ile bir ’ayarda ’add itdiğimiz vakit bizi ancak mücrimler dalâlete sevk idiyorlar idi. Bize şefa’at idecek hiç bir kimse hiç bir dost şefîk yokdur. Kâşki bir def’a daha dünyâya ’avdet idebilse idik mü’min olur idik" diyecekler.
Çünkü biz sizi âlemlerin Rabbi ile eşit tutuyorduk.
"Çünkü sizi evrenlerin Rabbine denk tutuyorduk."
Çünkü sizi rabbül'âlemîn seviyyesinde tutuyorduk
"Çünkü biz sizi, âlemlerin Rabbi ile bir seviyede tutuyorduk."
Çünkü sizi âlemlerin Rabbine eşit tutuyorduk.
"Çünkü sizi (din tahripçilerini ve sahte şefaatçileri) âlemlerin Rabbiyle eşit (aynı seviyede) tutuyorduk."
“Çünkü sizi Âlemlerin Rabb'i ile bir tutuyorduk.”
“ol vaķt kim berāber eyledük sizi 'ālemler çalabı’sına.”
«Çünkü sizi aalemlerin Rabbi ile bir seviyyede tutuyorduk».
“Çünki, sizi âlemlerin Rabbiyle bir tutuyorduk.”
O zaman (dünyadayken) sizi âlemlerin Rabbiyle bir tutuyorduk (onun gibi sizi de tanrı biliyorduk).
(Kendilerini azdıranlara) “Biz sizi Âlemlerin Rabbine eşit tutuyorduk.”
Çünkü biz sizi bütün varlıkların çalabı ile bir tutmakta idik.
97, 99. Tanrı/ya ant olsun ki bizler bir sapıklık içindeydik. Sizi âlemlerin Rabbiyle beraber tutuyorduk. Bizi ancak günahkârlar saptırmışlardı»;
“Çünkü biz sizi âlemlerin Rabbine denk tutuyorduk.”
“Çünkü sizi âlemlerin Rabbiyle eşit tutuyorduk.”
Çünkü sizin gibi yaratılmış varlıkları, alemlerin Rabbıyla bir tutuyorduk.
97-98. “Vallahi, biz sizi âlemlerin rabbi ile eşit tutarken gerçekten apaçık bir sapıklık içindeymişiz.
Çünkü ey azgınlar; sizi egemenlik ve hüküm verme konusundaÂlemlerin Rabb’i olan Allah ile bir tutuyorduk.
“Hani, sizi Âlemler’in rabbi ile aynı düzeyde tutuyorduk”.
96,97,98. İçeride birbirileriyle çekişirlerken itiraflarda bulunacaklar: " putları kainatın sahibi ile bir tutmakla herhalde ne yaptığımızı bilememişiz.
"Çünkü biz sizleri âlemlerin Rabbine eşit tutuyorduk! Âlemlerin Rabbi bize uyarılar gönderdiğinde kulaklarımızı tıkıyor, sizin söylediklerinizi dinliyorduk. Rabbimizin yasalarını hiçe sayıyor, sizin yasalarınıza uyuyorduk!"
97,98. Allah’a yemin olsun: [*] Sizi âlemlerin Rabbiyle eşit saymakla doğrusu apaçık bir sapkınlık içindeymişiz.
“(Ey ilâhlarımız!) Çünkü biz, sizi âlemlerin Rabbine eşit tutuyorduk.”
çünkü, siz[in gibi yaratılmış varlıklar]ı âlemlerin Rabbiyle bir tutuyorduk;
O zaman sizi âlemlerin Rabbiyle bir tutmuşuz. 2/21-22-165
“Biz, sizi, âlemlerin bütün varlıkların Rabbi ile eşit tutuyor muşuz?”
o zaman sizi âlemlerin Rabbiyle bir tutuyorduk;
«Çünkü biz sizi (ey putlar) Âlemlerin Rabbine müsavî tutuyorduk.»
"Biz sizi, alemlerin Rabbi ile denk tutuyorduk."
Çünkü sizi âlemlerin Rabbine eşit tutuyorduk.
Çünkü sizi evrenin sahibi ile eşit tutmuştuk.
biz sizi berāber eyledügümüzde ‘ibādete ‘ālemleri yaradan Tañrı‐y‐ıla.
96, 97, 98, 99, 100, 101, 102. Orada putlarıyla çekişirken şöyle derler “Vallahi de, tallahi de biz besbelli bir sapıklık içinde imişiz! ”“Çünkü biz sizi Rabbülâlemin ile bir tutuyorduk. Ama bizi saptıranlar da, o mücrimler oldu. “Şimdi artık ne şefaatçimiz var bizim, ne candan bir dostumuz! ” “Ah! Ne olurdu, imkân olsa da dünyaya bir dönsek ve müminlerden olsaydık! ” [36, 56; 40, 47; 7, 53; 38, 64]
Çünkü sizi alemlerin Rabbine eşit tutuyorduk.
96,97,98. Tapanlar ve tapılanlar cehennemde birbiriyle gavga iderek: "Sizi 'âlemlerin rabbiyle müsâvî tutarak 'ibâdet iylediğimizde vallâhi âşikâr dalâletde idik."
Çünkü sizi Âlemlerin Rabbi ile bir tutardık.
Çünkü sizi alemlerin Rabbine eşit tutuyorduk.
“O vakit sizi Âlemlerin Rabbiyle bir tutuyorduk.
"Çünkü sizi âlemlerin Rabbi'yle aynı düzeyde tutuyorduk."
'Çünkü sizi (yalancı olanları) alemlerin Rabbiyle eşit tutuyorduk.
Çünkü (ey putlar), sizi âlemlerin Rabbine denk tutuyorduk.
“Çünkü biz sizi, âlemlerin Rabbi olan Allah ile eşit tutuyorduk.”
96,97,98,99,100,101,102. Cehennemde putlarıyla çekişerek şöyle derler: “Vallahi, biz apaçık bir sapıklıkta idik; çünkü biz sizi âlemlerin Rabbine eşit tutmuştuk; biz apaçık bir sapıklık içindeymişiz. Şimdi ne şefaatçimiz ne de bir dostumuz vardır. Keşke geriye dönüşümüz olsa da inananlardan olsak.”