Şuarâ Suresi 99. Ayet

Arabic Uthmani · Diyanet İşleri

99. Ayet

وَمَٓا اَضَلَّنَٓا اِلَّا الْمُجْرِمُونَ

“Bizi ancak (önderlerimiz olan) suçlular saptırdı.”

Diğer Türkçe mealler

Abdulbaki Gölpınarlı

Bizi, ancak o mücrimler saptırdı.

Besim Atalay (1965)

Bizi ancak günahlılar sapıttı

Cemal Külünkoğlu

“Bizi yoldan çıkaran, o suçlulardan başkası değildi.”

Cemil Said (1924)

98-102. "Sizi rabbu’l ’âlemîn ile bir ’ayarda ’add itdiğimiz vakit bizi ancak mücrimler dalâlete sevk idiyorlar idi. Bize şefa’at idecek hiç bir kimse hiç bir dost şefîk yokdur. Kâşki bir def’a daha dünyâya ’avdet idebilse idik mü’min olur idik" diyecekler.

Diyanet Vakfı

Bizi ancak o günahkârlar saptırdı.

Edip Yüksel

"Bizi saptıranlar suçlulardı."

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve bizi hep o mücrimler şaşırtmıştı

Elmalılı (Sadeleştirilmiş)

"Ve bizi hep o günahkarlar saptırdı."

Emrah Demiryent

Bizi o suçlulardan (insan ve cin şeytanlarından) başkası saptırmadı.

Abdullah-Ahmet Akgül

(Oysa) "Bizi mücrim olanlardan (isyankâr ve utanmaz günahkârlardan) başka saptıran olmadı."

Erhan Aktaş

“Ve bizi hep o mucrimler¹ saptırdı.”

Eski Anadolu Türkçesi

“daħı azdurmadı bizi illā yazuķlular.”

Hasan Basri Çantay

«Bizi o mücrimlerden başkası sapdırmadı».

Hayrat Neşriyat

“Bizi ancak günahkârlar dalâlete düşürdü.”

İhsan Aktaş

Ve bizi (sizin gibi) suçlulardan başkası (doğru yoldan) saptırmadı.

İlyas Yorulmaz

“Bizi yalnızca günahkârca davranan mücrimler saptırdı.”

İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu

Bizi saptıranlar da o suçlulardan başkası değildir.

İsmail Hakkı İzmirli

97, 99. Tanrı/ya ant olsun ki bizler bir sapıklık içindeydik. Sizi âlemlerin Rabbiyle beraber tutuyorduk. Bizi ancak günahkârlar saptırmışlardı»;

İsmail Yakıt

“Bizi günahkârlardan [mucrimûn] başkası saptırmadı.”

Kadri Çelik

“Bizi suçlu günahkârlardan başka saptıran da olmadı.”

Abdullah Parlıyan

Yine de bizi yoldan çıkaranlar, o günahlara gömülüp giden elebaşılarımız oldu.

Kuran Yolu

Bizi ancak o günaha batmış olanlar saptırdı.

Mahmut Kısa

İşte bizi yoldan çıkaranlar, şu günahkâr cin ve insanlardan başkası değildir.

Mahmut Özdemir

“Bizi Günah (Suç) İşleyenler’den başkası saptırmadı”.

Mehmet Çakır

99,100,101. Bizi şu suçlular baştan çıkardı… // Şimdi bizi kayırıp kollayacak biri yok m'ola!… // Bir can dostu da mı yok…

Mehmet Çoban

"Bizi saptıran, cehenneme sürükleyen bunlardır. Biz bunları dünyada önderlerimiz biliyorduk! Bizi doğru, adil bir yola sokacaklarına inanıyorduk! Onların dünyada söyledikleri sözler bize iyi ve hoş geliyordu. Onlar bizi şeytani akıllarıyla kandırdılar. Yalan sözleriyle aldattılar. Dünyayı bize süslediler. Dünyada iyi yaşamanın ancak kendilerine tâbi olmakla mümkün olacağını söyleyip, süslü yalanlarına bizi inandırdılar. Allah’a inananları horladılar, küçümsediler. Gerçekten bunlar suçlulardan başkası değilmiş."

Mehmet Okuyan

Bizi, o suçlulardan başkası saptırmadı.

Mehmet Türk

“Bizi bu günâhkârlardan başkası saptırmadı.”

Muhammed Esed

yine de [sizi tanrılaştırarak] yoldan çıkmamıza günah (önderlerimiz) sebep oldu! ⁴⁶

Mustafa Çavdar

Aslında bizi saptıran şu günahkâr (önderlerimizdi). 34/31...34

Ahmet Tekin

“Bizi, kesinlikle, İslâm'a planlı cephe alarak, müslümanlığı, müslüman nesilleri yozlaştırma, yok etme suçu işleyen güç ve iktidar sahibi âsiler, suçlular, günahkârlar hak yoldan uzaklaştırıp başımıza buyruk hale getirerek, dalâleti, bozuk düzeni, helâki tercihimize imkân sağladılar.”

Mustafa İslamoğlu

ne ki bizi saptıran, yalnızca günahı hayat tarzı haline getiren şu kimselerdi;[³²²⁸]

Ömer Nasuhi Bilmen

«Ve bizi ancak o mücrimler sapıtmış oldular.»

Orhan Kuntman

"Bizi, o günahkârlardan, (Şeytanın uydusu haline gelmiş elebaşlarımızdan) başkaları, doğru yoldan saptırmadı."

Osman Fırat

Ve bizi ancak mücrimler/ suçlular saptırdı.

Şaban Piriş

Bizi hep o günahkarlar şaşırtmıştı.

Satıraltı Meal (1534)

Daḫı bizi azdurmadı illā yaman kişiler.

Suat Yıldırım

96, 97, 98, 99, 100, 101, 102. Orada putlarıyla çekişirken şöyle derler “Vallahi de, tallahi de biz besbelli bir sapıklık içinde imişiz! ”“Çünkü biz sizi Rabbülâlemin ile bir tutuyorduk. Ama bizi saptıranlar da, o mücrimler oldu. “Şimdi artık ne şefaatçimiz var bizim, ne candan bir dostumuz! ” “Ah! Ne olurdu, imkân olsa da dünyaya bir dönsek ve müminlerden olsaydık! ” [36, 56; 40, 47; 7, 53; 38, 64]

Süleyman Ateş

Ama bizi saptıran o suçlulardır.

Süleyman Tevfik (1927)

"Bizi ancak İblîs ve onun gibi mücrimler idlâl itdiler."

Süleymaniye Vakfı

Bizi yoldan çıkaranlar, şu günahkârlardan başkası değildir.

Ahmet Varol

Bizi o suçlulardan başkası saptırmadı.

Ümit Şimşek

“Fakat bizi o mücrimler saptırdı.

Yaşar Nuri Öztürk

"Bizi saptıran, o suçlulardan başkası değildi."

Ali Bulaç

'Bizi suçlu-günahkarlardan başka saptıran olmadı.'

Ali Fikri Yavuz

Bizi ancak (kendilerine uyduğumuz bizden önceki) mücrimler sapıttı.

Bahaeddin Sağlam

“O azgınlardan başka hiç kimse bizi saptırmadı.”

Bayraktar Bayraklı

96,97,98,99,100,101,102. Cehennemde putlarıyla çekişerek şöyle derler: “Vallahi, biz apaçık bir sapıklıkta idik; çünkü biz sizi âlemlerin Rabbine eşit tutmuştuk; biz apaçık bir sapıklık içindeymişiz. Şimdi ne şefaatçimiz ne de bir dostumuz vardır. Keşke geriye dönüşümüz olsa da inananlardan olsak.”