52. Ayet
وَقَالُٓوا اٰمَنَّا بِه۪ۚ وَاَنّٰى لَهُمُ التَّنَاوُشُ مِنْ مَكَانٍ بَع۪يدٍۚ
(Azabı görünce), “ona inandık derler” ama onlar için, artık uzak bir yerden (dünyadan)[446] iman elde etmek nasıl mümkün olur?
Arabic Uthmani · Diyanet İşleri
وَقَالُٓوا اٰمَنَّا بِه۪ۚ وَاَنّٰى لَهُمُ التَّنَاوُشُ مِنْ مَكَانٍ بَع۪يدٍۚ
(Azabı görünce), “ona inandık derler” ama onlar için, artık uzak bir yerden (dünyadan)[446] iman elde etmek nasıl mümkün olur?
Ve diyecekler ki: İnandık ona, fakat bu uzak bir yerde nereden imana kavuşacaklar, ondan faydalanacaklar?
Biz O'na inandık!» diyeceklerdir, ırak bir yerden, nice ulaşılır inan işine?
(Azabı gördükleri zaman:) “Biz O'na inandık” derler. Ama iyice uzağında kaldıkları (dünya hayatı gelip geçtikten sonra) imanı nasıl yakalayacaklar?
"Biz îmân itmiş idik" diyecekler. Lâkin îmândan o kadar uzaklaşmış iken nasıl îmân idebilecekler.
(İş işten geçtikten sonra:) «Ona inandık» demişlerdir, ama uzak yerden (dünya hayatı gelip geçtikten sonra) imana kavuşmak onlar için nasıl mümkün olur?
"Ona inandık," derler. Uzak bir yerden ona nasıl ulaşabilirler?
Ve «iyman ettik ona» demektedirler, fakat onlara uzak yerden el sunmak nerede?
Ve: "O'na iman ettik" demektedirler. Fakat onlar için (âhiret gibi) uzak bir yerden (imana) el sunmak (ulaşabilmek) nerede?
(Kâfirler, azabı gördükleri zaman,) “Ona (Peygambere ve tebliğ ettiklerine) inandık” derler. Ancak (iş işten çoktan geçmiştir) onlar o uzak yerden (âhiretten dünyaya dönüp de) îmâna nasıl ulaşacaklar.
(Bu durumda mecburen) "Biz O’na (Allah’a ve Kur’an’ına) iman ettik" derler; ancak onlara böyle uzak bir yerden (ve çok geç kalınmış bir halde hidayete) el uzatmaları (ve iman nimetine kavuşmaları artık) nerede (ve nasıl mümkün olacaktır? Çünkü son pişmanlık faydasızdır.)
“O'na iman ettik.” dediler. Bunu uzak bir yerden¹ nasıl elde edebilirler?
daħı eyittiler “inanduķ aña.” daħı nite ola anlaruñ ŧutmaķ ya'nį įmānı tevbeyi ıraķ yirden!
«Ona îman etdik» demişlerdir. Fakat onlar için (dünyâye) uzak (kalmış) bir yerden (tevbeye) el sunmak nerede?.
Artık (iş işten geçtikten sonra): “Ona (Muhammed'e) îmân ettik” demişlerdir. Fakat uzak bir yerden (âhiret âleminden, dünyada olması gereken îmânı) elde etmek, onlar için nasıl (mümkün) olur?
İşte (ahiret günü ile karşılaştıkları zaman) onlar (dünyada iken inkâr etmiş olanlar)"Biz ona (ahiret gününe) inandık!" derler. Ama iyice uzağında kaldıkları (dünya hayatı gelip geçtikten sonra) imanı nasıl yakalayacaklar? *
“O’na (Allah’a) iman ettik” dediler. Fakat çok uzak bir mekânda (dünya hayatında) inkâr etmişken, (azabı gördüklerinde iman ettik demekle) onların nasıl bir kurtuluş ümitleri olabilir ki?
"Allah’a inandık" diyecekler. Ancak, nasıl olur da onlar bu kadar uzak yerden inanca kavuşabilirler?
O zaman onlar «— Biz ona [³] inandık» diyecekler. Uzak bir yerden kolayca imana el sunmak [⁴] onlar için nasıl mümkün olabilir?
“Şimdi biz inandık” derler. Uzak bir yerden/dünyadan onlar için imana zahmetsizce ulaşmak ne mümkün!
“Biz ona (Kur'an'a) iman ettik” derler; ancak onu uzak bir yerden (berzahtan dünyaya) nasıl uzanıp alacaklar ki?
İş işten geçtikten sonra o gün: “Biz O'na iman ettik” derler; ama uzak yerden, yani dünyaya tekrar dönüp kurtuluşa ermeleri onlar için ne mümkün.
“Artık ona inandık” diyecekler; ama (dünyaya) bu kadar uzak bir yerden (kurtarıcı bir imana) kavuşmak ne mümkün!
İşte o zaman, “Biz şimdi ona inandık!” diye yalvaracaklar fakatbu kadar uzak bir mesafeden nasıl dünyaya ellerini uzatıp imanı alabilecekler? Kaçan fırsat bir daha ele geçer mi hiç?
-“Ona inandık” dediler. Uzak bir yerden, Kurtulmak Üzere Uzanmak / El Uzatmak onlar için nasıl olur?
O gün: " Pes inandık " derler ama, öbür dünyadan bu dünyaya iman postalanmaz ki.
Hesap günü gerçeklerle karşılaşınca: "İnandık derler." Onların hesap günü inanmaları bir işe yaramaz. Çünkü dünya yaşamında inanmaları gerekiyordu. Artık bu da mümkün değil. Çünkü onlara verilen dünya hayatı bitti. Bir daha dünyaya dönemeyecekler.
“Ona inandık!” demişlerdir. Ama uzak bir yerden (imana) ulaşmak onlar için nasıl mümkün olur ki! [*]
(İşte o zaman onlar): “Biz O (Allah’a) îman ettik” derler. Ancak onlar o uzak yer (olan âhiretten dünyaya dönüp de) îmana nasıl ulaşacaklar?¹
ve [görsen, nasıl] “Biz [şimdi] ona inandık!” diye yalvarırlar!” Fakat nasıl bu kadar uzaktan ⁶⁴ [kurtuluşa] ere[ceklerini ümit ede]bilirler?
Onlar orada “Biz inandık” diye feryat ederler ama iş işten geçtikten sonra bunca uzak mesafeden inanıp kurtuluşa ermek ne mümkün! 6/26...28, 23/99...108, 32/12
İş işten geçtikten sonra: “Ona iman ettik” demişlerdir. Uzak bir yerden, ulaşılması mümkün olmayan bir yerden imana el uzatmak, ona kavuşmak, onlar için ne mümkün!
İşte onlar (o zaman) “Biz ona inandık!” diye haykırırlar.[³⁸⁷⁰] Ama bunca uzak mesafeden (kurtuluşa) zahmetsizce ulaşmak[³⁸⁷¹] nasıl ve nereden mümkün olacak?
Ve demiş olurlar ki, ona imân ettik. Fakat onlara uzak bir yerden el sunmak nerede?
"Ona (Resulullah s.a.s.'a ve Kur’an’a) iman ettik" demişlerdir, ama uzak bir yerden imana kavuşmak nasıl mümkün olabilir!
(Azabı görünce), "ona inandık derler" ama onlar için, artık uzak bir yerden (dünyadan) iman elde etmek nasıl mümkün olur?
-Ona inandık, derler. Bu kadar uzak yerden ona nasıl ulaşılır?( İnanmak neye yarar?)
Daḫı eyideler: Biz aña inanduḳ, ḳaçan īmāna yitişeler geñezlik bile ıraḳ yirden.
İş işten geçtikten sonra “Peygambere inandık. ” demektedirler; ama uzak yerden, ta dünyadan imanı nasıl alabilsinler? [32, 12]
Ona inandık demektedirler, ama uzak yerden (ta dünyadan imanı) nasıl alabilsinler?
O vakit onlar: "Rasûle ve yevm-i âhirete îmân itdik" dirler. Fakat kâbil midir ki o kadar uzak yerden îmânı elde ideler." (Îmân, dünyâda iken lâzım olub âhirete gitdikden sonra onı elde itmek imkânı yokdur.)
“Tamam biz ona inandık" derler ama, o kadar uzaklaşmışken ona nereden ulaşacaklar?
"Ona inandık" derler. Ama onlar için, uzak bir yerden [3] (imana) ulaşmak nerede?
“Ona iman ettik” demektedirler. Ama o kadar uzaktan imana el atmak ne mümkün?(6)
"Ona inandık!" dediler. Ama nasıl mümkün olur onlar için imana ulaşmak o uzak yerden!
'Biz O'na iman ettik' derler; ancak onlara uzak bir yerden (ahiretten imana) el uzatmak nerede?
(Ve azabı gördükleri zaman): “-Biz O'na= Hz. Muhammed'e (s.a.v.) iman ettik.” demektedirler; fakat uzak bir yerden (ahiretten) tevbe etmek nerede?
51,52. Telaşa düştükleri zamanı bir görseydin! Onlara kurtuluş olmayacaktır. Ve yakın bir yerden yakalanacaklardır. (O gün) “O Kur’ana inandık” derler. Fakat çok uzak bir yerden nasıl ona ulaşacaklardır?!
Onlar o zaman, “Gerçeğe inandık” derler. Uzak bir yerden ona nasıl ulaşacaklar?