Diğer Türkçe mealler
Abdulbaki Gölpınarlı
Ve onlara, önünüzde bulunanla ardınızda olan azaptan çekinin de rahmete erin dendi mi.
Besim Atalay (1965)
«Uzak, yakın kötülükten sakının, olur yarlıganırsız» denildiğinde, ancak ondan yüz çevirirler
Cemal Külünkoğlu
Onlara: “önünüzden (dünyada Allah'a karşı gelmekten) ve geleceğinizden (ahiret azabından) sakının ki, belki merhamet olunursunuz!” dendiği zaman yüz çevirirler.
Cemil Said (1924)
Kendilerine "Allâh’ın merhametine mazhar olmak içün dünyâ ve âhiret ’azâbından korkunuz" dinildiği zamân ehemmiyet virmiyorlar.
Diyanet Vakfı
Onlara yapmakta olduğunuz ve yapıp arkada bıraktığınız işlerde Allah'tan korkun; umulur ki size merhamet olunur denildiğinde (aldırmazlar).
Edip Yüksel
Kendilerine, "Geçmişinizden ibret alıp ve geleceğiniz için sakının ki merhamet edilesiniz," denilmişti.
Elmalılı Hamdi Yazır
Hal böyle iken onlara önünüzdekini ve arkanızdakini gözetip korunun ki rahmete şayan olasınız denildiği zaman
Elmalılı (Sadeleştirilmiş)
Durum böyle iken onlara: "Önünüzdekinden ve arkanızdakinden korkun ki size rahmet edilsin" denildiği zaman,
Emrah Demiryent
Onlara, “Önünüzdekinden (âhiret azabından) ve arkanızdakinden (geçmiş günahlarınızdan tövbe ederek) sakınınız ki, size merhamet edilsin” diye buyurulduğunda (haktan/hakikatten) yüz çevirirler.
Abdullah-Ahmet Akgül
Onlara: "Önünüzde ve arkanızda olandan (yapmayı tasarladığınız kötülüklerden ve daha önce işlediklerinizden artık) sakının (ve uzaklaşın), belki esirgenip (merhamet edilirsiniz)" denildiği vakit de (dinlemeyip inkâra ve isyana devam ederlerdi).
Erhan Aktaş
Onlara: “Sahip olduğunuz ve olacağınız şeylerde takva sahibi olun. Umulur ki böylece merhamet olunursunuz.” denildiği zaman;
Eski Anadolu Türkçesi
daħı ķaçan kim eyidildi anlara “ķorķuñ anı kim ileyünüzdedür daħı anı kim arduñuzdadur ya'nį dünye ola kim siz raḥmet ķılmasız”...
Hasan Basri Çantay
Onlara : «Önünüzdekinden de, arkanızdakinden de sakının. Tâki esirgenesiniz» denildiği zaman (yüz çevirdiler).
Hayrat Neşriyat
Hem onlara: “Önünüzdekinden ve arkanızdakinden (dünya ve âhiret azâbından)sakının; tâ ki merhamet olunasınız” denildiği zaman (yüz çevirirler).
İhsan Aktaş
Hem onlara: “Önünüzdekinden ve arkanızdakinden (dünya ve ahiret azabını gerektiren inkâr, zulüm ve kötü işlerden) sakının ki, esirgenesiniz," dendiği zaman (aldırmazlar).
İlyas Yorulmaz
Onlara “Yapıp önünüze koyduklarınızdan ve yapmanız gerekenleri yapmayıp, arkanıza atarak yapmadıklarınızdan korunun ki, merhamet olunasınız” denildiği halde,
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
Kendilerine "Önünüzdeki, arkanızdaki azaptan sakının ki yarlıganasınız" denilince,
İsmail Hakkı İzmirli
Onlara «— Merhamet olunmanız için önlerinizde, arkalarınızda bulunan afetlerden sakının» denildiği zaman onlara yüz çevirirler.
İsmail Yakıt
Onlara, “Önünüzde ve arkanızda¹³ bulunan şeylerden dolayı O’na karşı sorumluluk bilincinde olunuz. Ola ki merhametine nâil olursunuz” denildiğinde;
Kadri Çelik
Onlara, “Önünüzde olandan (azaptan) ve arkanızda olandan (geçmiş günahlarınızdan) korkup sakının da belki esirgenirsiniz” denildiğinde (dinlemeyip küfre saparlar).
Abdullah Parlıyan
Bu insanlara önünüzdeki ve arkanızdaki, yani sizden önce geçen ve ileride sizi bekleyici olaylardan sakınıp, yolunuzu Allah'a sorarak öğrenip, ne yapacağınızı belirleyin ki, ancak böylece merhamet olunasınız denildiği zaman, aldırış bile etmezler.
Kuran Yolu
Onlara “Önünüzdekinden ve arkanızdakinden sakının ki rahmet göresiniz” dendiğinde (aldırış etmezler).
Mahmut Kısa
Onlara, “Önünüzde ve arkanızda bulunan ve sizi çepeçevre kuşatan evrendeki hârika yaratılış mûcizelerini düşünün! Ayrıca, sizden öncekilerin başına gelenlerden ibret alın da, ileride başınıza gelebilecek felâketlerden kendinizi koruyun! Çevrenizdeki bütün varlıklara karşı şefkat ve merhametle davranın ve kötülüğün, haksızlığın her çeşidinden sakının ki, böylece ilâhî lütuf ve rahmete lâyık olabilesiniz!” denildiğinde, sanki bunları hiç duymamış gibi dönüp giderler. Nitekim:
Mahmut Özdemir
Onlara: -“Önünde ve sonunda başınıza gelecek şeylerden sakınıp korunun ki merhamet edilesiniz!” denildiği zaman;
Mehmet Çakır
İnsanlara zaman zaman : " Dünyanızı da aihiretinizi de sağlama alın, böyle yaparsanız sevgiye mazhar olabilirsiniz " denmiştir.
Mehmet Çoban
Onlara demiştik ki: "Yaptığınız ve yapacağınız kötülükler nedeniyle başınıza gelecek azaptan sakının! Eceliniz bitmeden aklınızı başınıza toplayın! Yaptığınız zulümler nedeniyle kötülük yaptığınız kişilerden özür dileyin! Haksızlıkla el koyduklarınızı geri verin! Rabbinizden de af dileyin! Belki yaptıklarınızın cezasından kurtulmanıza yarar. Değilse biz yaparız olur biter, kimse bize bir şey yapamaz diyorsanız şiddetle cezalandırılırsınız. Artık Rabbinizin cezası yeryüzünde mi gelir, ahirete mi kalır bilinmez."
Mehmet Okuyan
Onlara “Önünüzdekinden ve arkanızdakinden korunun ki merhamete uğratılasınız” [*]dendiğinde
Mehmet Türk
Onlara: “Önceden yaptığınız ve halen yapmakta olduğunuz işlerinizde (Allah’tan) korkup sakının,¹ belki o zaman esirgenirsiniz.” denildiğinde (aldırmazlar.)
Muhammed Esed
Onlara: “Gözlerinizin önünde olan ve sizden gizli tutulan ²⁴ [her şeyin Allah’ın bilgisi dahilinde olduğu gerçeğini unutmadan] dikkat edin ki Allah’ın rahmetine nail olabilesiniz!” denildiğinde [çoğu duymazlıktan gelir;]
Mustafa Çavdar
Onlara: – Dünyada ve ahirette sizi azaba götürecek şeylerden sakının ki ilahi merhamete nail olasınız, denildiğinde. 16/32, 21/101-102, 39/73-74
Ahmet Tekin
Onlara: “Dünyadaki cezadan, âhiretteki azaptan, önünüzdekilerden ve gelecektekilerden korunun, Allah'a sığının, emirlerine yapışın, günahlardan arının. Ola ki, merhamete mazhar olursunuz.” denildiği zaman aldırmazlar.
Mustafa İslamoğlu
Kendilerine “Sizi bekleyen (âhiret) ve geride bıraktığınız (hayattan) dolayı[³⁹⁵⁸] sorumluluktan titreyin ki, ilâhî merhamete mazhar olabilesiniz” denildiğinde (yüz çevirdiler):
Ömer Nasuhi Bilmen
Onlara belki merhamet olunursunuz, önlerinizde olandan ve arkanızda olandan sakınınız denildiği zaman (onlar yüz çevirirler).
Orhan Kuntman
Onlara, "Önünüzdekilerden (başınıza gelecek dünya ve ahiret azabından) ve arkanızdakilerden (önceki kavimlerin başına çöken azaplardan ibret alıp) korkun" denildiği zaman (bunları boş bir tehdit sayıp alay ederler)
Osman Fırat
Ve Onlara, "Önünüzde ve arkanızda olanlardan sakının ki belki size merhamet edilir.
Şaban Piriş
Onlara:-Önünüzdeki ve arkanızdakinden sakının ki merhamet olunasınız, denildiği zaman...
Satıraltı Meal (1534)
Daḫı ḳaçan eyidilse anlara ḳorḳuñuz ileyüñüzde olandan, arduñuzda olan‐dan daḫı, ola kim raḥmet oluna.
Suat Yıldırım
Onlara ne zaman: “Hem geçmişte yaptıklarınıza, hem de istikbalde yapacaklarınıza dikkat edin! böylelikle merhamet edilmeye layık olun! ” denilse, yüz çevirirler. . .
Süleyman Ateş
Onlara: "Önünüzdeki ve arkanızdaki (yani sizden önce geçen ve ileride sizi bekleyen) olaylardan sakının ki, esirgenesiniz," dendiği zaman (aldırmazlar).
Süleyman Tevfik (1927)
Onlara "Önünüzde olan ('azâb-ı dünyâdan) ve arkanızda olan (âhiret 'azâbından) korkub sakınınız, şayed ki rahmet olunasınız" dinildikde (buna icâbetden i'râz iderler.)
Süleymaniye Vakfı
“Bu insanlara önünüzde olan ve arkanızda kalan için tedbirinizi alın[*] ki ikram göresiniz” dendiği zaman (ölçüye uymazlar)
Ahmet Varol
Onlara: "Önünüzdekinden ve arkanızda olandan korkun. Umulur ki merhamet olunursunuz" dendiğinde (yüz çevirdiler).
Ümit Şimşek
Onlara “Önünüzdekilerden ve ardınızdakilerden sakının(20) ki size merhamet edilsin” dendiği zaman yüz çevirirler.
Yaşar Nuri Öztürk
Onlara, "Önünüzdekinden ve arkanızdakinden sakının ki, size merhamet edilebilsin!" denildiğinde, hiç aldırmazlar.
Ali Bulaç
Onlara: 'Önünüzde ve arkanızda olandan sakının, belki esirgenirsiniz' denildiğinde, (dinlemeyip inkâra devam edenler).
Ali Fikri Yavuz
Onlara (o Mekke halkına Peygamber tarafından): “-Önünüzdeki ahiret işinden ve arkanızdaki dünya felâketlerinden korkun ki, merhamet olunasınız.” denildiği zaman (yüz çevirdiler).
Bahaeddin Sağlam
Onlara “Geçmiş ve geleceğinize dikkat edin, belki rahmete mazhar olursunuz.” denildiğinde (yüz çevirirler.)
Bayraktar Bayraklı
Onlara, “Önünüzdekinden/ahiret azabından ve arkanızdakinden/dünyanın aldatıcılığından sakınınız ki, size merhamet edilebilsin” denildiğinde hiç aldırmazlar.